Davalardaki “yanlış uygulamalar”

Özel Yetkili Mahkemelerde yapılan yargılamaların ve özellikle Ergenekon-Balyoz davalarının sorunları artık o kadar bariz ki, bu davaları savunanlar dahi aksaklıklarını kabul etmek zorunda kalıyorlar.  Ancak bu sorunların detay olmadığı, davaları çökerten cinsten olduğu göz ardı ediliyor.

Bir örnek üzerinden gidelim. Oral  Çalışlar, Radikal’deki bugünkü yazısını şöyle bitiriyor:

“Öte yandan Ergenekon, Balyoz, Kafes davalarını, içindeki yanlış uygulamalara rağmen -militarizmle ve darbecilikle mücadelenin gereğine inanan birisi olarak önemsemeye devam ediyorum.”

Çalışlar’ın aklındaki “yanlış uygulamaların” hangileri oldugunu bilmiyoruz.  Davaya adını veren Balyoz (ve Oraj, Suga, Çarşaf v.b.) planlarının sahte olması mı acaba? Sahteciliğin ortaya çıkmasına rağmen mahkemenin bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırmayı reddetmesi mi?  Kafes planının Levent Bektaş’ın DVD’sine Emniyet’in bilgisi dahilinde yerleştirildiği ortadayken gerçek suçluların değil de Bektaş’ın ve diğer sanıkların tutuklu olması mı?

Darbecilikle mücadele ne kadar hukuksuzluk gerektirebiliyormuş meğer!

Bu yaklaşım sadece Çalışlar’a özgü değil.  Görmemekte ısrar ettikleri için olan biteni “ufak-tefek kimi hukuksuz/yanlış uygulamalar” olarak niteleyen daha niceleri var. Oysa ortada sadece bu soruşturmalar ve yargılamalarda gözlenen hukuksuzluklar ya da yanlışlar (medyada çarpıtılmış/yanlış bilgi sızdırılması, uzun tutukluluklar, vs.) ötesinde, esasa dair ciddi bir problem var: üretilmiş ve yerleştirilmiş deliller.

Aşağıda verdiğimiz örneklerin hepsini bu blogda belgeledik. Dileyen herkes bağımsız olarak teyit edebilir.

Balyoz davasına adını veren Balyoz belgesi 

Balyoz davasına adını veren Balyoz Harekat Planı isimli Word belgesi dahil olmak üzere, cami bombalama planları, tutuklanacak gazeteciler, hedef alınan aydınlar listeleri ve suç unsuru içeren bütün belgeler bir CD’ye kayıtlı. Bu CD, sözde 5 Mart 2003’de, 1nci Ordu’daki seminer öncesi Ordu komutanına özel olarak kaydedilmiş. CD’nin üzerinde de “Or.K.na” yazıyor.

Gelin görün ki, içeriği tek bir seferde kaydedilen, daha sonra içine ekleme-çıkarma yapılmayan CD’nin içindeki Balyoz belgeleri Office 2007 kullanılarak oluşturulmuş!

Balyoz planının kendisi Office 2007 ile kullanılmaya başlayan Calibri fontuna referans taşıyor. Cami bombalama krokilerinde 2007 XML şema öğeleri var. (Görmek için buraya tıklayın)

CD’nin üzerindeki “Or.K.na” yazısının Baransu’nun bavulundan çıkan Süha Tanyeri’ne ait el yazısı not defterinden alınan yazı karakterlerinin makina marifeti ile CD yüzeyine aktarıldığı tespit edildi.

Balyoz planlarını içeren CD’nin hem içi, hem dışı sahte.

(Balyoz planlarını içeren bir CD de Gölcük donanma komutanlığında bulunuyor. O CD de sözde seminerden sonra 14 Mart 2003’de oluşturulmuş. İçinde yine Office 2007 öğeleri var; görmek için buraya tıklayın.)

Emniyet ve savcılar değil sahtecilikleri tespit etmek, iradeleri dışında ortaya çıkan sahtecilikleri ört bas etmek için canla başla çalışıyor. Emniyet yanıltıcı raporlar hazırlıyor, savcılar sahteciliği gösteren yazışmaları saklıyor, ve hatta bilirkişi raporu yok ediyor.

Kafes davasına adını veren Kafes belgesi

Sahte delil üretimi sadece Balyoz davası ile kısıtlı değil.  Yine Çalışlar’ın bahsettiği Kafes davasından örnek verelim. Kafes davasına adını veren Kafes planı sözde Levent Bektaş isimli emekli bir deniz subayının ofisinde el konulan bir DVD’den çıkıyor. Plan DVD’ye data stash denen bir program ile sıkıştırılmış bir vaziyette saklanmış, bir de üstelik şifresi var. Emniyet bilirkişisi, teslim aldığı DVD’yi adli bilişim araçları ile incelerken saklanmış dosyayı keşfediyor, şifreyi özel tekniklerle kırıyor, ve meşhur Kafes planı ortaya çıkıyor.

Ancak, bir bakıyoruz ki, DVD daha Kafes planını bulacak olan bilirkişiye teslim edilmeden bir hafta önce savcı bir şüpheliye sorgusunda “Levent Bektaş’ın evinde yapılan aramada elde edilen (…) kafes operasyonu eylem planı” ile ilgili soru soruyor!

Bu konu ortaya çıkınca savcı bilginin emniyetten geldiğini söylüyor.

Kafes davasına adını veren Kafes belgesi daha ortaya çıkmadan emniyet tarafından biliniyor!

DVD emniyet tarafından “bulunmadan” bir hafta önce DVD’nin emniyette oluşturulan kopyası

Ergenekon davasında kilit delil 51 nolu DVD çatlayınca (!), mahkeme kopyası olup olmadığını soruyor. Evet, emniyette bir kopyası var, ama bu kopya, DVD’nin aslının Levent Göktaş’ın (bir başka emekli subay) ofisinde bulunmasından bir hafta önce oluşturulmuş! Bu “yanlışlığı” tekrarlayalım. Kilit delil DVD’nin kopyası, DVD Göktaş’ın ofisinde “bulunmadan” bir hafta önce oluşturulmuş.

Yanlışlıkla aranan evde “doğru” delil

Yanlışlıklar bitmiyor; Askeri Casusluk-Fuhuş davasında, Emniyet, isimsiz bir ihbar mesajı alıyor. Ancak yanlışlıkla ihbarda adı geçen kişinin değil, (isim benzerliği yüzünden) başka birinin evini arıyor ve yine de ihbara konu olan CD’yi “buluyor.”

Telefona yanlışlıkla yüklenen numaralar

Ergenekon soruşturmasında, emniyet bir Teğmen’in telefonuna el koyuyor, ve gecenin bir vakti emniyette bu telefona bir örgüt üyesine ait telefon numaraları yükleniyor. Bu, emniyetin tutanakta yaptığı bir yanlışlık değil, telefon açılıyor  numaralar basbayağı telefona yükleniyor.

Militarizm ile mücadele yolunda bunları sadece “yanlış uygulama” olarak adlandırmak ve görmezden gelmek en hafif deyimiyle büyük resmi kaçırmak oluyor.

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: