Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararı

05 Temmuz 2014

GENEL

AYM’nin Balyoz davasında adil yargılanma yapılmadığına dair verdigi kararın gerekçesi bugün yayınlandı. Balyoz savcılarından Hüseyin Kaplan’ın iddialarını yalanlar şekilde, AYM’nin alt mahkemenin gerekçeli kararını dikkatlice incelediği ortaya çıkıyor. AYM, alt mahkemenin yaptığı “hataları” tek tek ortaya döküyor ve detaylandırıyor. Bu mahkemenin verdiği kararın gerekçesi için “adalet gereksinimini giderecek ölçü ve nitelikte, yeterli ve makul olarak değerlendirilemez” diyor.

Alt mahkemenin bilirkişi incelemesi yaptırmamasını AYM şöyle değerlendiriyor:

“… İlk Derece Mahkemesi, yalnızca Cumhuriyet Savcısı tarafından sunulan bilirkişi raporlarına itibar etmiş, bu raporlara karşın başvurucuların savunmalarının bir parçası olarak sundukları bilirkişi rapor ve uzman görüşleri ise dikkate alınmamıştır. Mahkeme ayrıca başvurucuların, mahkumiyet kararının dayanağı olan dijital verilerin gerçeği yansıtmadığı iddialarını değerlendirmek üzere mahkemenin bilirkişi heyeti tayin etmesi ve rapor aldırması yönündeki taleplerini de yeterli olmayan gerekçe ile reddetmiştir.”

Bu yüzden mahkeme “silahların eşitliği” ilkesini ihlal etmiştir, diyor AYM.

Balyoz CD’lerindeki sahte el yazısına alt mahkeme ve Yargıtay değinmemişti bile. AYM bu konuyu da sorunlu buluyor:

“Öte yandan davanın temelini teşkil eden CD’lerden 11 ve 17 numaralı CD’ler üzerinde yazılmış alan ve sanık Süha Tanyeri’nin eli ürünüymüş izlenimi uyandıran “Or.K.na” ve “K.Özel” şeklindeki el yazılarının bir insan eli ürünü değil de bir yazı makinesi tarafından yazıldığını gösteren Amerikan Forensic Labratory isimli firmanın bilirkişi raporuna ve İstanbul Adli Tıp uzmanlarından Dr. Jale Bafra’nın uzman mütalaasına da değinilmemiştir. Söz konusu rapor ve mütalaa, 2/5/2011 tarihli duruşmada tartışılmış olmasına ve CD’ler üzerindeki yazıların sanık Süha Tanyeri’nin davaya konu 1. Ordu Plan Semineri sırasında tuttuğu el yazısından kopyalandığı iddia olunmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesi ve Yargıtay tarafından bu hususta bir açıklama yapılmamıştır.”

AYM, Aytaç Yalman ve Hilmi Özkök’ün dinlenmesi gerektiği konusunda da çok açık: “Sanıklara isnat edilen suç fiillerinin esaslı biçimde bilgisayar programlarıyla oluşturulmuş belgelere dayandığı, … bu verilerin müdahale edilebilir nitelikte olduğu ve bu verilerin teknik bilgileri ile içeriklerinin uyumsuzluğu dikkate alındığında, tanık olarak dinlenmesi talep edilen bu kişilerin beyanları maddi gerçeğe ulaşma bakımından önemsiz kabul edilemez.” Sonuç olarak mahkemenin bu kişilerin tanıklığına başvurmamış olması da ayrı bir adil yargılama ihlali oluyor.

AYM doğrusunu yapıp, davadaki bariz hukuk ihlallerini kayda geçirmiş. Bunun dört sene gecikmeyle gerçekleşmiş olması ve koskoca AYM’nin devreye girmesini gerektirmiş olması ne Türkiye ne de hukuk sistemimiz için övünme sebebidir.

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

2 Yorum “Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararı”

  1. fa Says:

    Teşekkürler

    Cevapla

  2. olasiliksiz Says:

    Gerekçeli kararı okudum. Ve içimden “iyi ki mahkumiyet kararını veren mahkeme veya kararı onayan yargıtay hakimlerinden biri değilim… Bu gerekçeli karardan sonra mesleği bırakmam gerekirdi” diye düşündüm.

    Aslında anayasa mahkemesinin gerekçesinde belirttiği hususlar bu platfomda da defalarca dile getirilmişti. Ne çare ki bazı arkadaşlar bu gerekçeleri abuk subuk bahanelerle çürütmeye çalışmışlardı. Mahkeme de aynı komik dayanaklara dayandırdığı kararıyla kimilerini haksız yere mahkum etmiş, kimilerini beraat ettirmişti.

    Anayasa mahkemesinin raportörü, bu çelişkileri oldukça iyi tespit etmiş ve işini layıkiyle yapmış. Ülkemizde böyle hakimlerin hala var olduğunu bilmek güzel bir şey. Gerekçeli kararında detaylandırarak hak verdiği hususları yeni yargılamayı yapacak mahkemelerin artık görmezden gelemeyeceğini bilmek, bu şekliyle savunma hakkının daha güçlü ortaya konulabileceğini bilmek eminim davanın avukatlarını da oldukça sevindirmiştir.

    Eğer bu sefer gerçekten adil bir yargılama yapılırsa, digital delillerin mesnetsiz kalacağı ayan beyan ortada olduğu dikkate alınırsa, tanık(!) ifadeleri de bir darbe girişimini engellemedikleri yönünde olursa artık bu davada mahkumiyet kararı vererek yeniden utanç içinde kalmayı göze alabilecek başka hakimler olabileceğini düşünmek bile istemiyorum.

    Cevapla

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: