Sahte delil çetesi isimleri karıştırıp yanlış eve dijital delil yerleştirilince…

Geçtiğimiz gün sadece Vatan gazetesi ve bir kaç haber sitesinde gördüğümüz inanılmaz bir haberde Askeri Casusluk ve Fuhuş davası olarak bilinen davada yargılanan Emrah Küçükakça’nın “sehven“ 9 ay boyunca tutuklu kaldığını okuduk. Olayı daha iyi anlamak için ilgili duruşma tutanağını temin ettik ve gördük ki, aslında inanılmaz olan, gazete haberinin vurguladığı gibi Emrah Küçükakça’nın 9 ay boyunca yanlışlıkla tutuklu kalması değil.

Asıl inanılmaz olan, dijital delillerin Emrah Karaca adındaki bir başkasının evi yerine, yanlışlıkla Emrah Küçükakça’nın evine yerleştirilmiş olması.  Daha da inanılmaz olan, bu olay sayesinde birilerinin bir eve delil yerleştirmiş olduğunun bu kadar alenen ortaya çıkmasına rağmen bunun hiçbir yerde haber bile olmaması.

Olaylar şöyle gelişiyor:

  • İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne Emrah Karaca ile ilgili isimsiz-imzasız bir elektronik posta ihbarı geliyor.
  • Bu ihbar üzerine, Emrah Karaca adına arama ve el koyma kararı çıkarılıyor.
  • Emrah Karaca için çıkarılan bu arama kararı ile polisler 4 Ağustos 2010’da Emrah Küçükakça’nın evini basıyorlar. Tesadüf o ki, baskın tam da Emrah Küçükakça  ve ev arkadaşları görevdeyken –yani evde kimse yokken– gerçekleşiyor.  (Emrah Küçükakça bir gün önce görev yaptığı gemi ile Gölcük’ten ayrılarak Karadeniz Ereğli limanına hareket etmiş.)
  • Kimsenin evde olmayacağı önceden hesap edilmiş olsa gerek, çilingirin bulunması, çilingirin adrese gelmesi ve kapıyı açması, hepsi topu topu 10 dakikada gerçekleşiyor.
  • Evde boş CD ve DVD’ler dahil olmak üzere bir çok dijital malzemeye el konuluyor. Bunlara el konulurken ne Emrak Küçükakça, ne ev arkadaşları ne de bu kişileri temsil eden bir avukat yok. Polislerin yanında, orada oturanın Emrah Karaca değil, Emrah Küçükakça olduğundan bile bi-haber bir apartman görevlisi ve muhtar var.
  • El konulan malzemelerin imajı alınmadığı gibi, emniyette yine delil torbaları kimse –ne evi arananlar ne onları temsil eden bir avukat–yokken açılıyor.
  • Bir de bakıyorlar ki, çeşitli dijital malzemelerden bir dolu suç unsuru belge çıkıyor. Belgelerde hep Emrah’ın adı geçiyor. Ama hangi Emrah? Emrah Karaca. Hani ihbar mektubunda adı geçen Emrah Karaca. Kimin evinden? Polislerin baskın yaptığı Emrah Küçükakça’nın evinden.

Bulunan dijital belgelerde hiç adı geçmemesine rağmen (belgeler yanlış Emrah’ın evine konulup orada bulunduğu için) Emrah Küçükakça önce soruşturmada şüpheli sonra da davada sanık konumuna düşüyor.

Öyle ya, Karaca ya da Küçükakça, ne farkeder? Emrah’ın evinden Emrah ile ilgili belgeler çıkmadı mı? Üstelik ikisinin de soyadı K harfiyle başlıyor, A harfiyle bitiyor… Detaylara bu kadar takılmamak lazım.

Ama insanoğlu işte, 6 ay tutuklu kaldıktan sonra geçtiğimiz Nisan ayındaki savunmasında soruyor Emrah Küçükakça:

“İsmi mükerrer olarak pek çok yerde geçen şahısların sorgulanmadığı bir davada hiçbir yerde ismim bulunmamasına rağmen hangi sebeple tutuklu olarak bulunmaktayım?”

Ve mahkeme heyetine sesleniyor:

“Sizleri hiçbir şekilde, hiçbir sözde delillerin içerisinde delil olmasa da üst verisinde adımın hiçbir şekilde bulunmadığı bir sanık olan EMRAH KÜÇÜKAKCA’nın 6 aydır cezaevinde bulunmasının hukuki ve vicdani muhasebesini yapmaya davet ediyorum.“

Absürdlük burada da bitmiyor.

Gemideki görevi esnasında evinin ihbar üzerine arandığını öğrenen Emrah Küçükakça ne olduğunu anlamak için dönüyor. Savcılık sorgusunda Emrah Küçükakça’ya evinde el konulan bir hard diskten (WXH (208918395 SERİ NUMARALI 160 GB’lık HARDDİSK) 22.541 tane gizli belge çıktıgı söyleniyor.

Emrah Küçükakça arama ve el koyma tutanağına bakıyor, böyle bir harddiske el konmamış. Emniyet’te 5 Ağustos 2010’da delil torbaları açılırken tutulan Mühür Açma tutanağına bakılıyor, böyle bir hard disk kayıtlı değil.

Yanlışlıkla yanlış Emrah’ın evine yerleştirilen dijital belgelerde isimler tutmayınca, bu defa el konmamış bir hard diski “evinde bulduk” diye Emrah Küçükakça’nın karşısına çıkarıyorlar.

6 aydır tutuklu bulunduğu cezaevinden mahkeme salonuna getirilen Emrah Küçükakça (haklı olarak) mahkeme heyetine soruyor:

“Arama tutanağında bulunmayan fakat savcılık sorgumda karşıma çıkan ve daha sonra iddianameye giren bir harddiskin açıklaması nedir?”

“Neden suçlanıyorum?  Evimde bulunmadığı halde savcılık sorgumda karşıma çıkan bu harddisk nereden çıkmıştır, bu veriler kime aittir ve hangi yolla savcılık makamının veya emniyetinin eline ulaşmıştır?”

“Bu harddisk yoktan nasıl var olmuştur?”

Birçokları için bu soruların yanıtının hiç önemi yok. Üretilmiş dijital delilleri Emrah Karaca’nın evi yerine Emrah  Küçükakça’nın evine kimin ve nasıl yerleştirdiğinin de hiç önemi yok. Ne de olsa Askeri vesayet ile “hukuk yoluyla” mücadele gibi önemli bir uğurda bu gibi detaylar önemsiz kalıyor.

Önemsiz kalan Emrah Küçükakça’nın hayatından:

“Tutuklanmasaydım 2011 yılının Mayıs ayında evlenerek hayatıma devam etmeyi planlıyordum. Fakat hayatım baharında kurduğum bu pembe hayallerde benimle birlikte 6 aydır demir parmaklıklar arkasındadır.

Hayalini kurduğum ailemin ve diğer tutuklu yakınları gibi bizleri bu iftiralarla yalnız bırakmamak adına üç gündür kocaman yürekleri ile bizlere destek olmaktadırlar. Onlar ağabeylerini nişanlılarını seven bir aile olsalar da eğer ki bu iddiaların milyonda birine inansalar benim yüzüme tükürecek vatansever insanlardır. Ben, bu suçlamaların gerçek olması halinde beni mahkemelere bırakmayıp kendi elleriyle alnımın ortasında vurarak öldürebilecek bir babanın evladıyım, 14 yaşından beri bu devletin bu milletin ekmeğiyle yetişmiş bir Türk subayıyım. “

Küçükakça’nın savunmasının yer aldığı 22 Nisan 2011 tarihli celseye ait duruşma tutanağına buradan ulaşabilirsiniz.

NOT: Sahte belge çetesinin ilk isim karıştırma vukuatı bu değil. Gölcük belgelerindeki bir isim karışıklığı için “Sahte belge hazırlayanlara göre, Sonay Akpolat + Soner Polat = Sonay Polat” blog girişimizi buradan okuyun.

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

16 Yorum “Sahte delil çetesi isimleri karıştırıp yanlış eve dijital delil yerleştirilince…”

  1. Altan Alpay Says:

    Şaşkın Şakirt!

    Cevapla

  2. Solmaz Türk Says:

    Bu sahte belgeleri hazırlayıp insanları boş yere aylarca,yıllarca mağdur eden çete mensuplarında gerçekten de din,iman, Allah korkusu yokmuş.Utanmaz reziller ne istiyorsunuz bu ülkenin askerinden ,hangi emellerin peşindesiniz,geceleri nasıl rahat uyuyabiliyorsunuz,çoluğunuzun,çocuğunuzun suratına hangi yüzle bakabiliyorsunuz.

    Cevapla

  3. Solmaz Türk Says:

    Anlaşıldığı üzere birileri sürekli sahte belgelerle,sahte ihbarlarla Türk subaylarına tuzaklar kurmuş.Kurulan bu tuzakların sadece Türk subayına değil Türkiye Cumhuriyeti’ne kurulduğunu görmemek için kör olmak lazım.

    Cevapla

  4. Vedat KOCA Says:

    İlk defa buraya yorum yazıyorum ve pes diyorum. Günledir okumak istiyordum.Vaktim ancak oldu Sitede bulunan balyoz davasınında tutanaklarını okudum. Bu duruşma tutanağınıda okudum. Tüm sanıklar savunmaları ile iddianameyi paramparça ediyorlar. İddianame diye bir şey kalmamaış.Sahtecilik diz boyu ve sahteciliği yapanların zeka düzeyinin tabiki Harb Okulu mezunu ve çoğuda kurmay olan subaylarımızın altında olacağı çok açıkdırda bunlarınki normal bir insanın bile seviyesinde değil anlaşılan. Ama bunların hiç bir önemi yok.Asıl vahim olan Ağır Ceza Mahkemesi Hakimliğine reisliğine yükselmiş kişilerin bütün bu savunmalar karşısında soru bile soramayıp ama her duruşmanın sonunda kilişeleşmiş ve 50-100-200 sanıklı davalarda hemen tüm sanıklar için aynı cümleleri kurarak tutukluluklarını devam ettirmelidir. Vah türkiyem vah

    Cevapla

  5. trekking Says:

    Ve mekeru mekren ve mekerna mekren ve hum la yeş’urun

    “Onlar bir tuzak kurdular, biz de farkında olmadıkları bir tuzağı onlara kurduk”.

    Kiramen katipleri herşeyi kaydediyor. Çok yakındır herşey anlaşılır olucak.

    Cevapla

  6. drunkenknight Says:

    Ötüken operasyonuna gizli tanık ayarlıyorlar!….

    Eşikte yeni bir operasyon dalgası var. Milliyetçi ve ülkücüleri hedef alacak. Operasyonun adı Ötüken!
    PKK’nın iki numarası Murat Karayılan Kandil’de Hasan Cemal’e böyle bir açıklama yaptığında amacının bu tür bir operasyon için zihin açmak, yani teşvik etmek ve zemin yaratmak olduğunu düşünüp oralı olmadım ama, son günlerde böyle bir çalışmanın yapıldığını işittim.

    http://www.ilk-kursun.com/haber/77218

    Cevapla

  7. TT Says:

    CIA, anlasilan sakirtlere tam ogretememis!..

    Neyse, zaten surada 3-5 kisinin disinda kimin umrunda. Bu tip toplumlar cokmeye mahkumdur..

    Cevapla

  8. BRO Says:

    peki gercek Emrah Karaca yakalandi mi ?

    Cevapla

    • Tolga Says:

      Onun hakkında hiçbir işlem yapılmadı. Gerek duymadılar çünkü zaten ortada gerçek bir suç ve suçlu olmadığından bir fark yoktu onlar için.

      Cevapla

  9. mafaky Says:

    Evet, gerçek Emrah Karaca yakalandı mı/tutuklandı mı? Veya, gerçekten bir Ermrah Karaca var mıymış? Varsa, bu Emrah Karaca bir denizci subat mıymış?

    Cevapla

    • Tolga Says:

      Evet var ve Deniz Subayı ancak tam bu dönemde tayin olup başka ile gittiği için yerine isimleri uyuyor, soyadı da aynı harfle başlıyor diye olsa gerek böyle yapmışlar herhalde.

      Cevapla

  10. Tolga Says:

    İstanbul Askeri Casusluk Davasındaki gariplikler bu kadar da değil bu davada McAfee antivirüs programı, Atatürkçülük Ders Notları ve internette herkese açık yayınlanan yüzlerce bilgi DEVLETİN GİZLİ BELGESİ olarak kabul edilip ONLARCA YIL CEZALAR VERİLDİ!!! Insanlar fişleme yapmakla suçlandı ama fişlendikleri iddia edilenlerden bir tanesi fişlendiği iddia edilen tarihten bir yıl önce vefat etmişti, diğerlerinin duruşmaya tanık olarak çağırılması mahkeme tarafından reddedildi. Yine de avukatlar tarafından mahkemeye getirip dinletildiler. “Bu kişiler bizim hakkımızda bunları yazmış olamazlar, bu bilgiler de zaten yanlış” dediler, ama tabiiki sonuç değişmedi ve cezalar yağdırıldı.
    Fuhuş yaptırıldığı iddia edilen kadınlar vardı daha doğrusu yoktu ama word ve excel dosyalarında isimleri vardı, birileri yazmıştı içine işte. Bu kişiler hiç bulunamadı. Sadece bir tanesi gerçekte var olan bir kişiydi ve o da mahkemeye gelip BEKARET raporu sundu.
    Anlatmakla bitmeyecek onlarca usulsüzlük ve hata içeren bu dava dosyası şuan Yargıtay 9.Ceza Dairesinde ve sonucu aslında şimdiden belli (bkz. 09 Ekim 2013 Balyoz kararları). Zaten Yargıtay C.Başsavcılığı da cezaların çoğunun onanması ve az bir kısmının bozulması yönünde görüşünü bildirdi. Neden mi bir kısmı bozulacak? Cevap basit “Adil Yargılama”
    yapıldı imajı uyandırmak için…
    Söylenecek daha çoook söz var…

    Cevapla

  11. Tolga Says:

    Size birşey daha…
    Elde arama kararıyla bir eve gidiyorlar. Arama kararındaki isim “Burak BEKAR” ama evde oturan Burak’ın soyadı başka. Medeni durumu ise evli değil bekar. Belli ki yanına not almışlar bu adam bekar diye sonra da arama kararı çıkartırken soyadı yerine aldıkları nottaki BEKAR ifadesini yazmışlar. Ama gerçekten de bekar olması önemli çünkü eve önce çanta koyup sonra bulacakları için mesai saatinde boş olacak bir ev gerekiyor. Zaten de aramaya 10 dk. uzakta çalışan Burak Üsteğmeni çağırmıyorlar bile. Kendileri çalıp kendileri oynamak için. Aramaya eşlik eden isim ise arama başlarken farklı arama sonunda farklı. Arada o bile değişmiş.
    ….

    Cevapla

  12. Tolga Says:

    Bu davada (İstanbul Askeri Casusluk) 3 aramada suç unsuru olduğu iddia edilen dijitaller bulunduğu iddia ediliyor. Bu aramalardan biri yukarıdaki haber/yazıda bahsi geçen arama, diğeri bir önceki yorumumda bahsettiğim “Burak BEKAR” aramasında ve yine boş evde yapılan aramada diğeri de yine boş bir evde yapılan be şimdi sadece birkaç hususuna değineceğim aramadadır.
    Bu arama kararındaki adresle aranan evin adresi farklıdır, hatta o yüzden telefonla çilingir çağırılırken de sokak ismi kullanmadan yol tarifiyle çağrılmıştır (çilingir mahkemede ifadesinde belirtmiştir). Ev boş olunca sahibini çağırmak ya da ihtiyar heyeti ya da komşulardan 2 kişi hazirun olarak bulunması gerkirken sadece 1 hazirun çağırıyor polis ve sıkı durun o da 77 yaşında. Zaten alıp salona oturtuyorlar, evi yine kendileri gezip kendileri buluyorlar CD/flasdiskleri. Adres yanlış, arama kararındaki isim de yanlış hazirun hem sayısal olarak tutmuyor hem de 77 yaşında. Bu kişi notere gitse doktor raporu olmadan beyanları geçerli olmuyor ama o yaşına ve salonda oturuyor olmasına rağmen tek başına evin dört bir köşesinde devam eden aramaya nezaret edip kontrol altında tutabiliyor….
    Bunlar dışında yapılan aramaların (toplam 56 sanığın evleri ve işyerleri hatta annelerinin evleri aranmıştır) hiçbirinde delil üretme çetesinin ürettiği hiçbir delile(!) rastlanmamıştır. Gerek de duymamışlardır, 3 boş ve kontrolsüz eve yerleştir, üçünde de yatağın altına koy sonra bul.
    Bunlar sahteciliklerin sadece ufak bir kısmı, insanlar suçlandıkları dijital dosyaları kaydettikleri iddia edilen tarih-saatte başka yerde olduklarını ispat ettiler ama sonuç malum. Hapis cezaları yağdı.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: