Taraf’ın görüş talebine yanıtımız

24 Eylül 2012

GENEL, Medya yalanları

Pınar, geçtiğimiz Cuma günü Taraf gazetesinden (Gökhan Erkuş) şöyle bir mesaj aldı:

“Balyoz davasına ilişkin hazırladığımız haberlere sizin görüşlerinizi de eklemek istiyoruz. Eğer görüşlerinizi bizimle paylaşırsanız memnun oluruz. Hiçbir sözcüğe müdahale etmeme adına 3500 vuruşluk yerimiz olduğunu ve her görüşün sayfalarımızda gönderildiği gibi yayınlanacağını belirtmek isterim.”

Burada yanıtlıyoruz.

***

Sahte dijital belgeler üzerinden “Fatih Camii bombalanacaktı” başlıklarıyla haberler yapan, insanları canice planlar yapmakla suçlayıp hedef gösteren Taraf gazetesi, ellerine gecen belgelerin gerçekliğini araştırmadan günlerce çarşaf çarşaf – üstelik suçladıkları kişilerin görüşlerini aktarmadan – yayımladı.

Ahmet Altan’a göre, CD’lerin üzerinden  belgeleri kimin, ne zaman, nerede yazdığı açıkça görülüyordu ve CD’lerin üstündeki kayıtlar bütün belgelerin Birinci Ordu’da hazırlandığını kanıtlıyordu. Yasemin Çongar ise işi bir mertebe daha ileri götürüp, belgelerdeki dijital parmak izlerini gördüğünü,  belgelerin kimler tarafından kaydedildiğini elektronik olarak tespit ettiğini yazdı.

Üstelik Taraf, sahte planları olduğu gibi yayımlamakla kalmadı, belgelere gerçeklik katmak için içeriğini de yanlış aktardı. Bir defa değil, iki defa değil, defalarca bu dijital belgelerin altında Çetin Doğan’ın, İbrahim Fırtına’nın imzaları olduğunu yazdı.  CD’den çıkan imzasız dijital belgeleri okuyucularına hep “altında Çetin Doğan’ın imzası olan Balyoz Planı” şeklinde sundu. Bu linç yayını yaptıkları dönemde bu belgeler sadece Taraf gazetesinde olduğu için Doğan ve diğer suçlananlar haricinde kimsenin “bu doğru değil, bunlar imzasız, dijital belgeler” diyecek hali yoktu.

Gazetedeki köşe yazarları (örneğin Alper Görmüş) önce ‘belgelerde zaman çelişkisi yoktur’ diye yazdılar. Belgeler savunmaya verildikten sonra saptanan zaman çelişkileri ayyuka çıkınca, bu defa belgeler güncellenmiştir diye direndiler. (Oysa tek bir kerede oluşturulan CD’de her şeyin son kayıt tarihi 2003 gibi görünüyordu; yani güncelleme filan yoktu.  Ayrıca belgelerde hep 2003’de görevde olan kişilerin isimleri—o dönemki görev ve rütbeleriyle—vardı.)  Alper Görmüş bu çelişkilerin, ‘belgelere sonradan sahte diyebilmek için’ kasten yaratıldığını söylemeye kadar vardırdı işi. Ahmet Altan’ın kendisi sahtecilik kanıtlarıyla yüzleşeceğine Pınar’ın “darbeci” babası ile ilişkisi üzerine roman senaryoları hayal etmeyi tercih etti.

Taraf, sistematik olarak dezenformasyon üretti. Örneğin, Sivil sekreterlerin ifadelerini tamamen çarpıtarak  “Balyoz CD’lerini Çetin Paşa için hazırladık” manşetiyle haber yaptı (başka örnekleri “Medya Yalanları” bölümünden okunabilir). Gazetenin yazarı Emre Uslu CD’lerin üzerindeki el yazılarının sanıklardan birine ait olduğunu, bunun (ismini vermediği) bir uzmanı tarafından tespit edildiğini yazdı. Oysa fotoğraflar savunmaya verildikten sonra yapılan incelemelerde o el yazlarının CD’lerin yüzeyine makina ile aktarıldığı ortaya çıktı (harfler Baransu’nun bavulundan çıkan el yazısı not defterinden tek tek kopyalanmış). Son kaydı 2003’de yapılmış gibi görünen belgelerde Microsoft Office 2007 yazı karakterleri, cami bombalama krokilerinde Office 2007’ye ait XML şemaları tespit edildi. Baransu ‘Microsoft’u aradım, CD’yi bilgisayara takınca fontlar güncelleniyormuş’ gibi akıllara ziyan bir açıklama yaptı.

Taraf, Balyoz sürecinde gazetecilik yapmadı; savunmanın ortaya koyduğu sahtecilik kanıtlarına hiç yer vermediği gibi, el birliği ile bu sahteciliklere kılıf uydurmaya çalıştı. Balyoz davası ile ilgili haberleri çarpıtmakta ve dezenformasyon üretmekte cemaatin yayın organı Zaman ile başa baş yarıştı.

Kısacası Taraf, sahte belge üreten çetenin emellerine, çetenin hayal edebileceğinden de öte bir şekilde hizmet etmiş oldu. Üstelik bütün bunları liberal değerlere ve medya etiğine sadık olduğunu iddia eden bir gazete kisvesi altında yaptı. Balyoz yayınlarında Gazeteciliğin temel prensiplerinden, etik kurallarından çiğnemediği kalmadı.

Eğer Taraf gazetesi şimdi gerçekten gazetecilik yapmaya karar verdiyse, dava ile ilgili olgular belgeleriyle birlikte bu blogda yer alıyor. İstedikleri gibi değerlendirebilirler. Kendimize duyduğumuz saygı, kendi imzamızla bu gazeteye herhangi bir katkı sunmaya elvermiyor.

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

24 Yorum “Taraf’ın görüş talebine yanıtımız”

  1. Kurmanbek Allahverdiyev Says:

    Kontrgerilla yayin organi olan Taraf, elbette sizin bu yukaridaki argumanlarinizda da dogru bir sekilde belirttiginiz gibi güvenilecek bir yayin organi degildir. Sahtekardir son tahlilde. Ancak gene de kanimca en azindan bu yukaridaki yazinizi gönderip yayinlatmaya calisabilirdiniz. Yapmadiklari takdirde de onlari burdan yine yeniden rezil edebilirdiniz. Yayinlarlarsa ne ala.

    Cevapla

    • İsmail Says:

      “Kendimize duyduğumuz saygı, kendi imzamızla bu gazeteye herhangi bir katkı sunmaya elvermiyor.” sözüne aynen katılıyorum. Değmez.

      Cevapla

  2. melahat,emekli öğretmen Says:

    KİMSEYE YAZIK OLMASIN

    Cevapla

  3. Berna Yurtsever Says:

    Son cümle herşeyin özeti olmuş… Kaleminize sağlık

    Cevapla

  4. melahat,emekli öğretmen Says:

    Herkes üzgün ,Bende üzgünüm, Darbe denlyor,bence adı TEDBİR olmalıydı,4 çocuk anneslyim çocuklarım büyürken onlar hastalanmadan önce elimin altında hep llaç bulundururdum belki gerekir dlye,Ordumuzda Cumhuriyetimizi korumakla görevli olduğuna göre Anayasaya göre değilmi? AKP ye karşı tedbir almaları doğal,zaman içinde bu plan rafta kalacaktı, benim çocuklarıma alıpta bazen attığım llaçlar glbi,AKP nin tehdit olmadığı anlaşılmış olmalı ki onca yıl rafta kalmış,zannederim atılacağı bir sürede bunları yaşadık,YAZIK ORDUMUZA,YAZIK İNSANLARIMIZA.Neyseki nihayi karar değil Bakanımızın dediği gibi

    Cevapla

  5. delıl kılıcaslan Says:

    slm herkese ben kurt kokenlı turk vatantaşıyım ve belkı sıze tuaf gelcek ama bende sıkıyunetımde bazı sıkıntıları yaşadım ama ınsanların her konuda vıjdanı kararları vermelı şayet tek taraf dınleyıp karar verırse bu karar vıjdanı olamaz bence ıntkam almışcasına bır durum ortada ınsanların kalbı daşlamış vıjadları korlemış herkes bır bırıne saldırır olmuş sevı sayı dıye bır şey kalmamış bence bu neden kaynaklanıyor bunu araştırmak gerekır
    pekı ornek cocuk ılk duyduyu ses kulak verırı ne alglarsa onu yapmaya calışır bece bızde sayın başbakanımzda aldıklarımızı uygulamaya koymaya calışırız sayın başbakınım sızden rıcam sızyapıcı ve sakın olmalısınız bu ulkenın buna ıhtıyacı var saygılarımla

    Cevapla

  6. Kemal Says:

    Son paragraf hariç (with spaces) 3554 vuruş.

    Without spaces olarak son paragraf dahil olarak 3500 vuruştan az.

    Ben Ahmet Altan ve ekibinin gazeteci olabilecek birikime sahip olmadığını düşünüyorum. Olan bitenleri değerlendirmelerinde problemleri olduğunu sanıyorum. Dünyayı veTürkiye’yi de yanlış algıladıklarını düşünüyorum.

    Ama hiç olmazsa karşı olduğu görüşlerin sayfalarında yer almasına katlanabilmeyi kendisini görmek istediği pozisyonla uyumlu bir görüntü olarak değerlendirdiğinden, bu metni yayınlayacağına inanıyorum. Normal, alışılagelmiş bir yayın yönetmeni işine gelmeyeni görmezken onun narsist ögeler barındıran yanı (bir de üstüne içi boş özgüveni ekleyelim) bu yazıyı görmezden gelmesini engeller gibi geliyor…

    Özetle, 3500 vuruşta yazılabilecek herşeyi yazmışsınız.

    Eğer halen yer kalmışsa kenar süsü olarak da “Yeni Recordatti İlaç Şirketi” denilse tam süper olacak. 🙂

    Ellerinize sağlık.

    Sevgiler.

    Not: Balyoz davası benim için “Fatih Camii Bombalanacaktı” ile başlayıp “Yeni Recordati İlaç Şirketi” ile biten bir süreç.

    Bu arada her ne kadar bu blogda yeterince medya çarpıtmaları örneği bulunsa da, er dönemeçte kimlerin hangi çarpıtmaları köşelerine taşıdıklarını da geriye yönelik bir araştırma olarak fırsat bulduğum ilk anda yapacağım. Haksız tutuklanan kişilere kendi borcumu ödeyemesem de telafi sayılabilecek bir şeyler yapmış olmak isterim.

    Eğer yardımcı olmak isteyen olursa da birlikte bu işi seve seve yaparız.

    Sevgiler.

    Cevapla

    • c.dogan askeri Says:

      doğru söze ne denir.Taraf adından da belli öbür taraftan olduğu için istediğiniz kadar kanıtları ortaya koyun/koyalım yayınlamazlar.Darbeye “eksik” teşebbüsle 20 yıl verdirdikleri o komutanlarla alıp veremedikleri ne onu anlayabilsem.özellikle m.baransunun ne acısı var ki bu çeteye hizmet ediyor

      Cevapla

      • trekking Says:

        Sevgili c.dogan askeri,

        Baransu’nun ne acısı var ki? demişsiniz. Baransu gibi çiğ bir tip’in acısı olmayacakta kimin olacak. Adam her konuştuğunda nefreti yüzünden okunuyor.

        Kendisi bir ropörtajında söylüyor. Askerlik yaparken, sakıncalı piyade olduğu için 2 rütbeli subay onu sıkıştırıyor, küfür ediyorlar o an bellerinde silahları olsaydı ikisinin de kafasına sıkardım tereddütsüz diyor.İnternet te araştırın bulursunuz bu ropörtajı. İki kişiyi gözünü kırpmadan öldürecek zihniyette birisi Bavulculuk yapıyor yani.

        Cevapla

        • AdaletSavaşçısı Says:

          Askerlik yapan herkes komutanı için sivilde karşıma çıkarsa gebertirim demiştir, bu da son derece doğaldır. Mutlaka senin de içinden böyle şeyler geçmiştir askerlik yaptıysan eğer…

          Cevapla

      • aydın güven Says:

        siz taraf gazetesinden BARANSU’nun tarafsiz davranıp aldığı yazıları aynen yazaçaklarınımı zannediyorsunuz.Kimbilir ne hinlik düşünüyorlardır.aldıkları yazı karakterleri ,imzaları, kelimeleri kopya edip yine bir cinlik yapaçaklardır.
        en güzel cevap yukarda verilen çevaptır.
        saygılarımla

        Cevapla

        • AdaletSavaşçısı Says:

          Bu biraz mantıksız çünkü blog sahipleri verecekleri yazıyı, belgeyi vs zaten buradan yazarak göstereceklerdir, bunu bile bile cinlik yapacak kadar saf değildir herhalde Baransu…

          Cevapla

  7. Altan Ceran Says:

    sözün bittiği yerdeyiz öfkemiz ve üzüntümüz çok büyük bakalım bunların hesabını nasıl verecekler.

    Cevapla

  8. memet Says:

    Bence dosya ile ilgili düşüncelerinizi aktarmanız önemli. Bu Taraf gazetesi olsada… Sizi anlayabiliyorum özellikle dava süreci boyunca Taraf gazetesinin gerçekleri ve yanlışları birbirine karıştırarak vermesi çok kötüydü. Ama görüşlerinizin Taraf’ta yayınlanacak olması bence önemli en azından bu gazeteyi okuyanlar gerçeklerin aslında ne olduğunu öğrenebilirdi.

    Cevapla

    • İsmail Says:

      Bu gazeteyi okuyanlar (hatta yazanlar, içlerinde tanıdıklarım var) olayları ve gerçekleri anlama kabiliyetine sahip değil. Anlayabilecek olsalardı şimdiye kadar çoktan anlamış olurlardı.

      Yazarlarından biriyle yaşadığım bir olayı anlatayım.

      “Yalan yazmaktan bıkmadınız mı” diye söze girdim.

      “Neyi yalan yazmışız” dedi.

      Bende “Al bugünkü gazeteyi baştan aşağı oku. Hepsi yalan.” dedim.

      “Başka gazeteler yazar ama bizde yalan yok” dedi.

      “Muhsin Yazıcıoğluna NTV’nin suikast yaptığını hangi gazete yazdı” dedim.

      “O başka, onun için özür diledik” dedi.

      “Balyozun her kelimesi yalan” dedim.

      “Yok öyle birşey, özellikle Balyoz tamamen doğru, binlerce sayfalık belgeyi tek tek haftalarca okudum, hepsi gerçek” dedi.

      “Bende kitaplar okuyorum. Çok güzel kurgulanmış harika kitaplar. Komplo teorileri, fantastik, kurgu bilim, gerilim ve korku. Ama çok iyi kurgulanmış bu kitaplara inanacak kadar da salak değilim açıkçası. Adına ‘Balyoz’ denen bu hikayeye gelince kurgusu zayıf, belli ki yazarının yazarlık yeteneği yok, imla hatalarından anladığım kadarıyla eğitimi de ya yok yada yetersiz, hikayedeki bütünlüğe bakarsak son derece sığ. Bence kesinlikle basımı yapılarak edebiyatın kirletilmemesi gereken bir hikaye” dedim ki birden acil işi olduğunu söyleyip başka zaman diyerek ayrıldı.

      Arkasında seslendim “Okuduğum hikaye ve roman kitaplarından birkaç tane vereyim oku ama sakın gerçek olduğuna inanma”

      Cevapla

  9. Dilal Says:

    Bir de Zaman editor’u bizimle niye debate yapmadi diye yakiniyordunuz. Simdi anladiginiz mi niye debate yapmak istemedigini?

    Cevapla

  10. omer ziyanur Says:

    Düzmece müzmece kardeşim!
    Herifler öyle ya da böyle verdiler mi cezaları.
    Sanki yargıtaydan beraat mi gelecek, ya da deliller yetersiz araştırın mı diyecek.
    Bunu diyecek yargı mensubunu da tıkar bunlar sahte delillerle içeri.
    Herifler her yönde iyi organize. Biz ne yapıyoruz, yazmaktan okumaktan başka?
    Sinirlerimiz tavan yapıyor oturduğumuz yerde!
    Diğerleri de dışarda kalıp milleti organize edeceklerine,
    Gidip Paşa! Paşa! teslim oluyorlar.
    Bekliyoruz ki, bir Bismark gelsin, bir Marko gelsin, Bir Lenin, Che gelsin,
    ya da Mustafa Kemal, Alparslan Türkeş gelsin de milleti organize etsin!
    Daha çok bekleriz onların mezarlarından çıkmalarını!…
    Hala kestiremiyorsunuz!
    Bu işin sonu affa varacak.
    “Paşaları bırakırız ama, Öç,alanı da bırakırız.”
    Yarın kanun meclise geldiğinde ne olacak?
    CHP iki milletvekili için “evet” der, KılıçTar efendi zaten sinyallerini veriyor.
    Oslo görüşmeleri yeniden başlasın diye.
    MHP hayır der, nasıl olsa bdp de “evet” diyeceği için o da vekilini kurtarmış olur.
    Ondan sonra da kürtlerle, pkk lılarla “Kardeş!” Kardeş!” yaşarız.
    Ne mi yapacağız?
    Ya kendi içimizde organize olup milyonları meydanlara toplayıp
    hiç bitmeyecek eylem sürecine gireceğiz, hükümeti devirene kadar,
    ya da küçük mahalli birlikler oluşturup mücadele vereceğiz.
    Anladınız siz onu!

    Cevapla

    • AdaletSavaşçısı Says:

      Yargıtaydan zaten beraat gelmez, kararı bozar (bozarsa tabii), tekrar taraflar inceleme yapar, bilgi toplar, sonunda yargıtay kararını verir…
      Ne mi yapacağız bölümünde söylediklerine gelince maalesef olacak şey değil, çünkü hem bu milletten böyle bir birlik, beraberlik beklemek hayaldir, hem de yapacak olsa bile engellerler. Savaş olsa belki olur bu dediğin ama bu defa da bazıları düşman tarlama girsin de duruma bakarım diyecektir…

      Cevapla

  11. caveocavicautum Says:

    Kendimi aptal gibi hissediyorum ama beklentim soyle: Yargitay bu karari esastan bozar, tum saniklari tutuksuz yargilamak uzere saliverir ve dava devam ederken de af seklinde birtakim duzenlemelerle konu kapatilir, ya da buna benzer birsey.

    Sonucta olan, rutbe terfisi alamamis kurmay subaylar, itibari zedelenmis bir ordu ve kaybedilen onca yil: hem saniklar icin hem halk icin hem de Turkiye icin kaybedilmis onca yil.

    Ya da bugunden butun bu olanlara “DUR” deriz, ayaga kalkariz, “Yeter!” diye milletin iradesini tum gucumuzle haykiririz. O zaman goruruz gercekten karsimiza kim cikmaya cesaret edebiliyor. Gun bugundur, herkesin mucadeleye Dani ve Pinar’in yaptigi gibi katilmasi gerekmektedir.

    Sorun, sorusturun, artik bu ulkenin sahipsiz olmadigini gosterin!

    Cevapla

  12. Hepimiz Mustafa Kemal'in askeriyiz. Says:

    Böyle bir dava,böyle bir kararın milyonlarca vatandaşımız nazarında herhangi bir meşruiyeti yoktur.Türk milletinin zekasıyla alay etmeye kalkanlar,hala bu milleti tanıyamamış olanlardır.
    Tarafın görüş talebine gelince ;bu konuda yapılması gerekeni yani en doğru olanı yapmışsınız.
    Sabrınız ve direnciniz hiç eksilmesin, güçlü olan değil,haklı olan kazanacaktır.

    Cevapla

  13. AdaletSavaşçısı Says:

    Duruşma savcısı da boş durmadı, hemen 36 kişi hakkında karara itiraz dilekçesini mahkemeye sundu.
    Bütün bunların tezgah olduğuna inanlara soruyorum. Eğer bunlar tezgah ise, yargıtayı beklemenin de bir anlamı kalmıyor çünkü nasılsa yargıtaydan da onama gelecektir…

    Cevapla

    • aydın güven Says:

      Burada asıl sorumluluk hukukculara düşüyor.Hukukcular elbirliği edip vatandaşa yol göstermelidir.
      Mesela ben tek başıma kime şikayet edebilirim.nereye başvurabilirim.hukuk savaşı başlatabilirim.
      BENİM SAYGIN SİLAHLI KUVVETLERİME ,PAŞALARIMA ATILAN BU İFTİRAYI NASIL TEMİZLERİM.İFTİRA ATANLARI NASIL CEZALANDIRABİLİRİM.V.S.

      Cevapla

      • AdaletSavaşçısı Says:

        İyi ama bu dediğin mümkün değil ki, sen başkasına atılan bir iftira için davacı olamazsın. Ahmet, Mehmet’e iftira attıysa bunun şikayetini ancak Mehmet yapabilir, Hasan, Hüseyin yapamaz. Kaldı ki burada yargılanan TSK değil, TSK’nın bazı mensuplarıdır.

        Cevapla

  14. iktisat Says:

    yıllar evvel ibda-c terör örgütünün yayın organı olan bir dergi vardı. ismide “taraf” idi.

    bu dergide sık sık orduya hakaretler edilir ve özellikle pkk’ya ve öcalan itine selam gönderilir, onların önünde saygıyla eğildiklerini beyan eden makaleler yayınlanırdı.. ölen her polis ve asker için “oh olsun” çekilir, komutan dedikleri mirzabey’den açıklamar yapılırdı..

    nerden nereye.. aradan yıllar geçti. aynı yazarlar, aynı kelimelerle kin kusmaya devam ediyor. o zamanın teröristleri, şimdi özgür basın oldu.. Hatta o kadar yüceldiler, o kadar büyüklendirler ki “söz hakkı” bile tanır oldular.

    Bunlarla muhatap bile olmamak gerek..

    Cevapla

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: