Balyoz davasında niye hiç itirafçı yok?

23 Aralık 2012

GENEL

Balyoz davası sanıklarından Bilgin Balanlı ve arkadaşlarının 19 Aralık 2012 tarihli mektubunu olduğu gibi yayımlıyoruz.

***

“BALYOZ” DAVASINDA HİÇ OLMAZSA BİR İTİRAFÇI ÇIKMAZ MI?

Çıkmaz! Gerekçesi basittir;

İşlenmeyen bir suçun itirafçısı olamaz.

Hukuk tarihimizdeki örneklerine bakıldığında da bu kadar çok sayıda sanığı olan davada herhangi bir itirafçının  çıkmaması görülmüş müdür?

Bu düşüncede olanlar, ya sözde darbe yapılanması için tesis edilmiş bir emir-komuta teşkilatı olacağından hareketle emir alan veya verenlerden muhakkak bir itirafçının çıkacağı beklentisi içerisindedirler veya kurulan pusunun bir parçası olarak toplumu yönlendirme çabasındadırlar.

16 yıl ceza alan sivil memurundan 20 yıl ceza alan en üst rütbelisine kadar

toplam 365 sanıktan bugüne kadar tek bir itirafçı çıkmamıştır. Bizler hayatımızın sonuna kadar hapiste tutsak edilsek dahi aramızdan yine bir itirafçı çıkmayacaktır.

“Balyoz” davası geçmişteki darbeler bağlamında kurgulanarak topluma yutturulmaya çalışılan düzmece bir iddiadır. Mahkeme sözde yapılanmadan emir-komuta teşkilatını ortaya çıkaracak ve emir alındığını veya verildiğini gösterecek hiçbir bulguya rastlayamamıştır. Bilim ise iddiaları reddetmiştir. Üstelik kamuoyunun dikkatini çeken diğer önemli davalarda görüldüğü gibi gizli tanık da bulunmamıştır.

Bu davada temel bir gerçek vardır. Temel gerçek şudur;

Darbe planlarının tartışıldığı iddia edilen 1’inci Ordu komutanlığı Plan Semineri bütün ayrıntıları ile ortadadır. Seminer, gizli olarak değil yasal ve rutin bir faaliyet olarak TSK emir-komutasının planlaması ve bilgisi dahilinde icra edilmiştir. Seminer ses kayıtları, gözlemci olarak katılanların tanık ifadeleri ve resmi seminer sonuç raporu tüm ayrıntılarıyla mahkemede irdelenmiştir. Seminerde kimin ne konuştuğu, ne gibi yorumlarda bulunduğu, hangi sunumları yaptığı bellidir. Konuşmaları yapanlar senaryo gereği yaptıkları tüm konuşmaların arkasındadırlar. Bir kişi bile çıkıp, “bu kayıtlar benim sesimi yansıtmamaktadır, ilaveler yapılmıştır, kabul etmiyorum” dememiştir. Bu gerçek “sanıklar hiçbir şeyi kabul etmiyorlar” diyenlere en güzel cevaptır. Burada belirtmek gerekir ki seminer katılımcısı 52 sanık, 1’inci Ordu Komutanlığı Plan Seminerine katıldıkları için değil,  sözde “Balyoz Darbe Planlarını” hazırladıkları iddiasıyla cezalandırılmışlardır.

Seminer gerçeğinin dışında, iddia edildiği gibi sanıklarca hazırlanan ve seminerde tartışılan darbe planları hiçbir zaman olmamıştır. Davaya konu olan sözde darbe planları, seminerden yıllar sonra ve seminer konuşmaları referans alınarak komplo çetesi tarafından üretilmiş dijital verilerdir ve düzmecedir.

Dijital verilerin sahtelikleri mahkemeye gönderilen resmi yazılarla, bilirkişi raporlarıyla, tanık ifadeleriyle hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde ispat edilmiş ve defalarca paylaşılmış olduğundan kamuoyunun bilgisi dahilindedir.

Yetkili, dürüst, sağduyu ve vicdan sahibi herkesin bu asamadan sonra üzerinde durması gereken esas konu bu komplonun kimler tarafından yapılmış olduğunun araştırılmasıdır. Şu soruların cevabi muhakkak bulunmalıdır;

Neden bu davaya bakan Özel Yetkili Mahkeme savunmayı yok sayarak sanıkların adil yargılanma haklarını ihlal ederek ve usul yönünden hukuka aykırılıklar yaparak maddi gerçeklerin ve dolayısıyla komplocuların ortaya çıkmasına engel olmuştur?

Neden haklarında sayısız suç duyurusunda bulunan savcı ve mahkeme heyeti için HSYK işlem yapmamıştır?

Neden sanıkların ısrarlı taleplerine rağmen Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu “Balyoz” davasını gündemine almayı reddetmiştir?

Neden davdaki tüm haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizlikler kendisine ayrıntılarıyla iletilmesine rağmen ordusunu komploya heba etmemesi gereken Sayın Cumhurbaşkanı Devlet Denetleme Kurulunu faaliyete geçirmemiştir?

Eğer yetkili makamlar harekete geçer ve komplo çetesi üyelerinin gerçek sanıklar olarak adalet önünde hesap vermeleri sağlanırsa, Türkiye Cumhuriyeti Devleri bir hukuk devleti olma özelliğini koruyacak, her vatandaş hukuk şemsiyesi altında kendini güvende hissedecektir.

Saygılarımızla.

Hadım köy Askeri Ceza ve Tutukevi’ndeki “Asrın İftirası, Balyoz Davası” mağdurları adına

Bilgin Balanlı, Halil Helvacıoğlu, Gürbüz Kaya, Rıdvan Ulugüler, A. Can Eroğlu

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

6 Yorum “Balyoz davasında niye hiç itirafçı yok?”

  1. faris Says:

    Anadolu da bir söz vardır kadı s… ananı kime şikayet edeceksin. 1000 den fazla uydurma delilin olduğu. Suçlamaların mış muş olduğu, savunma hakkının kısıtlandığı savunması nedeni ile 36 yıl hapis cezası verilen bir davada. Neyi tartışıyoruz. Nasıl kumar borcu davası olmaz ise bu tür yargılamalarda hukuk olamaz. Ankara- İstanbul Baro birliğinin düşüncesine.

    Cevapla

  2. trekking Says:

    Bunu defalarca ben de dile getirdim.

    Bu kadar subay,astsubay içinde bir tane bile delikanlı yok mu? Neden İtirafta bulunmuyorlar? diye yazdım.

    Yıllardır Ergenekon,Balyoz tutturmuşlar gidiyorlar. 5 yılı geçti, ne maddi delilleri ortaya koyabildiler. Ne de itirafçılar itiraf etti. Bu kadar insan içinde bu kadar yıldır özgürlükleri elinden alınanlar içinde bir tane si çıkmaz mı yahu? Evet biz bu herzeleri yedik yahu desin!!!

    Hergün ibretlik günler yaşıyoruz. Her geçen gün yok artık bu kadar da olmaz diyorum. Bir bakıyorum bir gün sonra daha rezil daha ibretlik gün yaşanıyor.

    takvim yaprakları o kadar hızlı ilerliyor ki yetişmek mümkün değil.

    Taraf şureakasının istifaları mı? Nuh Gönültaş’ın tweetlerimi?Mısırda Müslüman Kardeşler e karşı direnenlerin Ergenekoncu ilan edilmeleri mi?

    Başbakan’ın ODTÜ’ye, 3.600 polis, 105 Koruma aracı, 20 Zırhlı araç,8 Toma ile girmesi mi? Uluslararası Af Örgütü’nün raporuna göre ODTÜ’ de öğrencilere 2.000 gaz bombası, 90 ses bombası sıkılması mı?

    Bu durumdan hiç utanmadan, sıkılmadan memleket te yer yerinden oynaması gerekirken ODTÜ’deki rektörleri ve Öğrencileri eleştiren suskun Rektörler mi?Hangi olayda, hangi mesele de seslerini duydunuz bu beyzadelerin bugüne kadar.

    Tunus ta seçimler yapıldı. %64 le islamcı parti en çok oyu aldı. Hemen tebrik kuyruğuna atladılar. Oysa ki, seçimler de oy kullanma oranı %32 de kalmış. Her fırsatta Milli İrade, Milli İrade diyenler için bu önemli değil tabi.

    Geçenlerde NTV_star ortak yayınında Boşbakan bir laf etti. Esad’ın etnik kimliğinden bahisle azınlık olup Sünni çoğunluğa tahakküm ettiği anlamında sözler söyledi. Bu kadar Aleni mezhepçilik yapan, bu kadar herşeyi kendine yamamaya çalışan bu anlayışın geçen yüzyılda kalması gerekirdi.

    Cumhuriyet bunun için kurulmuştu. Ancak Dünyadaki Vahşi kapitalist sistem, bedelini ileriki yıllarda çok ağır ödeyeceği dönüşü olmayan yola girdi. Ilımlı yada uyumlu islam diye bir şey uydurdular. Zamanı gelince kendileri de bunun altında kalacaklar.Ancak İnsanlık için her zaman olduğu gibi büyük dramlar yaşanacak. Büyük bedeller ödenecek.

    Sonuçta su akar yolunu bulur. Ancak çok ağır bedeller ödenmek koşuluyla. Atatürk %1 lik bir şansı kullanıp bu emperyalist akını bozguna uğratmıştı. Bu kez işi %1 lik şansa dahi bırakmak istemiyorlar. Zira planları 100 yıllık sekteye uğradı.Sadece bu topraklar da değil Dünya da. Yoksa paylaşım kavgasını çok daha önceden tamamlarlardı.

    Cevapla

    • aydief Says:

      Başbakan 3600 polisle birlikte Odtü’ye nasıl gitmiş merak ettim çünkü bu fiziksel olarak mümkün değil o polislerin hepsi yaya bile olsa; 3600 polisin aynı anda biraraya gelip bulundugu yerden Odtü’ye gitmesi için en az boş bir havaalanı kadar geniş arazi lazım. Ankara’da nasıl başarmışlar bunu? Belki de havadan inmişlerdir veya ışınlanmışlardır.

      Cevapla

      • Solmaz Türk Says:

        Boraxin ;hala usanmadın mı değişik isimlerle yorum yazmaktan,aynı yorumu facebokk sayfanda da yapmışsın,habire açık veriyorsun akıllan biraz.

        Cevapla

      • Hayri İrdal Says:

        Sevgili israil silahlı kuvvetleri mensubu arkadaş, haberin var mı bilmiyorum, polisler bir yerden bir yere otobüslerle taşınıyorlar. Sıraya dizilip yayan gitmiyorlar, o sadece törenlerde oluyor. Bütün polislerin de önce bir arada olmasına gerek yok, telsiz, telefon gibi iletişim araçları var “şu saatte odtüde toplanılacak” diye emir verilir, şehrin değişik yerlerinden emir verilen polisler söylenen yere bir şekilde gelir sen o küçük kafanı yorma.
        Ayrıca odtü kampüsü bayağı büyüktür internetten fotoğraflarına bir bak istersen..

        Bu arada asıl konudan sapmamak gerekir. Gerçekten bu kadar büyük sayıda sanıktan bir tane dahi itirafçı çıkmaması çok enteresan bir durum. İtalyan Mafyası veya Yakuza davası olsa bile birisi çözülürdü. Artık bu “darbeci”ler insanları nasıl korkuttuysa hiç biri konuşmuyor.

        Cevapla

        • omgorma Says:

          Hayri doğru söylemiş ancak yanlış olan Başbakanın 3600 polisle vs ile birlikte Odtü’ye gitmiş olmasıdır. Basın çarpıtma konusunda gene uzmanlığını konuşturmuş.

          Cevapla

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: