AİHM’in Çetin Doğan kararı nedir, ne değildir

06 Mayıs 2012

GENEL, Medya yalanları

AİHM’in Çetin Doğan’ın şikayeti üzerine verdiği ara kararın Fransızca orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

Bu kararla ilgili daha detaylı görüşleri ileride sunacağız. Ancak bu aşamada önemli bir noktayı vurgulamak istiyoruz.  İç hukuki süreç tamamlanmadığı için AİHM’in bu noktada deliller gerçek veya sahte diye hüküm belirtmesi mümkün değildi. AİHM’in yaptığı, savcıların sunduğu delillerin görünürde tutukluğu meşru kılacak ciddiyette ve vasıfta olduğuna karar vermiş olmasıdır.

Bir örnek uzerinden durumu anlatalım.

Farzedin bir davada savcılar sanığın üzerinden silah çıktı diyor. Avukatlar ise bu silah değil, pipodur diyor. AİHM’in iç süreç tamamlanmadan bu konuda değişik bilirkişi raporlarını inceleyip, bir ya da diğer tarafa hak vermesi mümkün değil. Diyebileceği şey şudur: mahkemenin silah iddiası üzerine vermiş bulunduğu tutukluluk kararı hukuka aykırı değildir.

Bu kararı verirken AİHM’in izlediği mantık şudur. Eğer gerçekten bulunan silah değil de pipo ise, adil bir yargılama sonunda bu gerçek nasıl olsa ortaya çıkacaktır. Yani, sanık ve avukatları, aldıkları rapor ve bilirkişi incelemeleri sonucunda kendi savlarının gerçekliğini ispat edebileceklerdir.  Tabi adil bir yargılama olduğu taktirde.

Iç süreç sonuçlandıktan sonra avukatlar adil yargılama olmadığına dair bir şikayette bulundukları takdirde, bu sefer AİHM bu konuda karar vermekte yetkilidir.  Gene de “bu silah değil pipodur” diyemezler ama savunmaya kendi savlarını ispat etmeleri için fırsat verilmediğine (mesela Balyoz davasında olduğu gibi avukatların istekleri doğrultusunda bilirkişi atanmadığı ya da önemli tanıkların dinlenmediği gerekçesiyle)  karar verebilirler.

AİHM’in kararında gözden kaçan başka bir husus şudur. AİHM, Balyoz’da tutukluluğa karşı yapılan itirazların değerlendirilmesi konusunda tasaları olduğunu açık etmiştir. Bu itirazların gerekçesiz bir şekilde, silahların eşitliği ilkesini zedeleyerek reddedilmesi hakkında sorularını hükümete iletmiş ve cevap istemiştir.

Sonuç olarak, AİHM’in Balyoz delillerini inceleyip bu delillerin gerçekliği konusunda bir hükme varmış olduğu iddiasi tamamıyla gerçek dışıdır. İlk tutuklamayı meşru bulmuşsa da, tutukluğa karşı yapılan itirazlarin hukuksuz olarak rededdilebilmiş olabileceğine dair hükümete sorular yöneltmiştir.  Delillerin değerlendirilmesinin adil bir yargılanma kapsamında yapılıp, yapılmadığı ise AİHM tarafından ancak iç hukuki süreç tamamlandıktan sonra incelenebilecektir.  

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

9 Yorum “AİHM’in Çetin Doğan kararı nedir, ne değildir”

  1. Cengiz Says:

    Burada gözönünde bulundurulması gereken en önemli nokta AİHM ‘nin savcıların sunduğu delilleri tutuklamayı gerektirecek nitelikte bulması . Ama AİHM bu yargıya varırken hangi bilgi ve belgelere dayanıyor tabii ki Adalet Bakanlığı ‘ nın AİHM ye sonduğu bilgi ve belgelere dayanarak. İşte tam bu noktada Adalet Bakanlığı ‘ nın AİHM ‘ ye söz konusu manüplatif dokumanları manüplasyon şüphesini uyandırmayacak bir çerçevede AİHM ‘ ye sunduğunu değerlendirmekteyim.

    Cevapla

  2. Cengiz Says:

    Aynı olgu Tuncay Özkan ‘ ın AİHM ‘ ye başvurusunda da olmuştu. AİHM Özkan ile ilgili verdiği kararında – anımsadığım kadarıyla – evinde yapılan aramada bomba bulunduğundan söz ediyordu yani tutuklmadaki makul gerekçe bu bomba ile ilişkilendiriliyordu. Peki AİHM ‘ Özkan ‘ ın evinde bomba bulunduğu bilgisine nasıl ulaşmıştı. Adalet Bakanlığı ‘ nın sunduğu bilgi ve belgelerden. İşte Özkan ‘ ın evindeki kalemlik el bombası oluvermişti.

    Cevapla

  3. Arda Says:

    Sevgili Pınar Hanım;

    Blogunuzu düzenli olarak okuyorum, sözde Balyoz davasının sanıklarından bir deniz subayının Financial Times’a yazdığı mektupta belirttiği üzere, ben de davanın absürd bir hal aldığı kanısındayım. Tutukluluğa yol açan delillerin bu kadar ciddi çelişkiler ihtiva etmesine karşın bu çelişkilerin karar merci tarafından ısrarla ve anlaşılmaz bir biçimde görmezden gelinmesi, bu davanın asıl amacını ayyuka çıkarıyor. Gerek dava öncesinde şimdi bu davanın sanığı olmuş TSK mensupları hakkında yapılan karalama kampanyaları, davanın yürütme tarafından alenen sahiplenilmesi, davaya bakan hakimlerin davanın işleyişini bozacak bir şekilde değiştirilmesi, bu davaya apayrı bir nitelik kazandırdı. Tüm bu durumu kaygıyla izliyor, hürriyetleri ellerinden alınmış değerli TSK mensuplarının ailelerinin acılarını içtenlikle paylaşıyorum.

    Görünen o ki, karar verme yetkisini elinde bulunduranlar, sesinizi duymamakta ve gerçekleri görmemekte kararlılar. Ama bu kararlığın er ya da geç gerçeği bulma kararlılığına dönüşeceği umudundayım.

    Size sabır ve güç diliyorum…

    Cevapla

  4. Cengiz Says:

    “Sanığın, hükümeti askerî darbe yoluyla devirmeyi planlayan Balyoz isimli suç örgütünün lideri olduğu şüphesiyle özgürlüğünden mahrum bırakıldığı tespit edilmiştir.” Burada da görüleceği üzere AİHM sadece Türk mahkemesinin hangi şüphe ve gerekçeyle karar verdiğini tespit ediyor. Ama bu durum kamuoyuna öylesine farklı bir şekilde yansıtılıyor ki insan şaşırıyor. Özkan ‘ ın başvurusunda da aynı dezenfermasyon yapılmıştı. Mesela Nagehan Alçı isimli tetikçi gazeteci 26 Şubat 2012 tarihli köşesinde ” AİHM : Ergenekon Terör Örgütü Vat ” başlıkçı tamamen yanıltıcı bir yazı kaleme almıştı. Bir kez daha altını çizmek gerekiyor ki AİHM sadece ama daece bir tespit yapıyor.

    Cevapla

  5. muzo657 Says:

    AİHM tarafından ancak iç hukuki süreç tamamlandıktan sonra delillerin değerlendirilmesi inceleneceğine göre Balyoz hakimlerini zor bir sınav bekliyor. AİHM Türkiye’ye haksız ve yersiz bulduğu davalar nedeniyle 1000’in üzerinde ceza kesmiş ve Türk hükümeti’de bu cezaları söz kousu kararlara neden olan hakim ve savcıların aylıklarından kesmeyi planlıyormuş. Nasıl ama! Bu hükümetin de güzel icraatları oluyor! Sonuç olarak ruhunu şeytana satana kurtuluş yok, gerçek er geç ortaya çıkacak. Zaman gazetesi kendi dileklerini gerçek gibi yaza dursun AİHM’den bir ceza kağıdı da Balyoz mahkemelerine gelirse bu cezayı savcı ve hakimlerin ödeyeceğini bilmek güzel!

    Cevapla

    • muon Says:

      Davaya bakan yargic ve savcilarin olasi bir ceza odemesini kafaya taktiklarini sanmiyorum. Bugune kadarki hal ve tavirlarina bakilinca bu “hizmetlerinin” The cemaat tarafindan tazmin edilecegine guvenleri tam gibi gorunuyor.

      Cevapla

    • pogrom Says:

      Ruhunu şeytana satmış olanların kim olduğu gayet açık, bugünlerde çok güzel görüyoruz, cezalarını çekiyorlar…

      Cevapla

  6. BM Says:

    AİHM’in Türk yargıcı Işıl Karakaş:
    “Yasalarda tutukluluk süresine ilişkin bence değişikliğe gerek var tabii. Maksimum sürelerle ilgili olarak yasalarda öngörülen düzenlemeler – hele ki Yargıtay’ın bunu çok çok uzun yorumlamış olması, ben katılmıyorum buna – bunları uygularsanız, bence 6 yılın ötesine geçemez, fakat 6 yıl ve diğer hallerde 3 yıl, 3 yıl dahi AİHM için uzun bir süredir. Yani, Türkiye’de yasal düzenlemede öngörülen 3 yıllık süre AİHM içtihadına göre tutukluluk için uzun bir süredir.”
    http://www.ntvmsnbc.com/id/25300906/

    Cevapla

  7. SariFirtina Says:

    Maalesef, bu AIHM karari, sakirtler (the cemaat) tarafindan, her zaman yaptiklari gibi, yanlis bicimde kamuoyuna aksettiriliyor. Dezenformasyon, ne de olsa uzmanlik alanlari..

    Benim sakirtlerle tanismam cok uzun yillar oncesine dayanir (arkadaslar evlerine davet etmisti, unlu etli pilavlarini yedireceklerdi ve sonrasi da var da simdi yazmayayim). Kamuoyu, bunlari pek bilmezken, bunlarin ne denli tehlikeli bir olusum oldugunu bizler goruyorduk. Tabii, Ugur Mumcu’nun yazilarini okuyanlarda bir nebze olayin farkinda idi ama insanin kendi yasamasi farkli oluyor. Bu arkadaslar, hic utanmadan, iyi isler yapmaya calisan ogrencilerin para caldigi iftirasini cikartmislardi. Ellerinde bir delil yoktu ve ben olayin gercek olmadigini biliyordum. Ama aliskanliklari iste…Iftira…Bunu yapanlarda egitimli sakirtler. Simdi, bunlarin toplu halde iftira atma (yok camii bombalanacakti vs.) ve dezenformasyon (AIHM karari ya da Hilmi Ozkok aslinda oyle degil boyle dedi) olaylarina girmesine sasirmiyorum. Burayi yazanlarda sasirmiyorda, ben yillar once bunlarla hasir nesir oldugum icin hic sasirmiyorum diyeyim…

    Dikkat ederseniz, the cemaat’in en onemli ozelligi, kendi yaptiklarini, baskalarinin yaptiklariymis gibi gostermesi. Ornegin, orgutlu olmalarina ragmen, yillarca, cemaatin olmadigini savundular. Yani, gozumuze baka baka yalan soylediler. Feto’nun davasinda, Feto’nun meshur videolari icin yalan/montaj dediler (hani su mulkiyeyi falan ele gecirin dedigi video). Tabii gercekti ve su anda emniyeti, yarginin bir bolumunu ve daha nice yerleri ele gecirdiler. Simdi, kendileri montaj/uretilmis delilleri koyuyorlar. Hic kuskunuz olmasin, ozel hayata ait bilgileri kayit etme ve yayma islerini, baskalarini sucladiklarina gore kendileri yapiyorlar. Muhtemelen, polis icindeki orgutlenmeleri ile, hangi bireylerin cemaatin oyunlarinin farkinda oldugunu ve bunu aciga cikartmaya calistigini kaydetmekteler (internet IP numarasi, telefon dinlemeleri vs). Yani, buraya yazanlari da takip ediyorlar ya da etmeye calisiyorlar..

    Simdi su senaryoyu dusunun. Bir ulkede, bir cemaat, kendi okul ve dershanelerinde gelecegin savci ve yargiclarini yetistiriyor. Savci, yargic vs olduktan sonra, bunlar, cemaatin evlerinde, her cuma yapilan toplantilara gidiyorlar. Hiyerarsik yapilari icinde emirleri aliyorlar. Fakat, cemaatin yetistirdigi savci ve yargiclar genc olanlari. Hadi bazi yaslilari da sonradan ikna ettiler diyelim ama sayilari fazla degil. Peki bu ulkede, mahkemelerde, bu kadar hukusuz kararlar –nispeten yaslica yargiclar tarafindan– nasil verilebilir? Bunun aciklamasi soyle olmali. Bu arkadaslar, polis icinde yillar boyu orgutlenmesi ile, sadece askerleri dinlemediler. Nuh Mete Yuksel olayinda oldugu gibi baskalarini da dinlediler. Peki, bu kadar dinleme ile, acigini buldugu diger yargiclara, polis seflerine, politikacilara santaj yapiyor olamazlar mi? Bu nedenle mi, hukuken garabet kararlar gorulmekte. Her neyse, dedigim gibi, bu bir senaryo…

    Gercege donecek olursak. Dogru duzgun, bir iktidar geldiginde, bu hiyerarsik yapi icinde birbirine emir-komuta zinciri ile bagli olan ve aldiklari emirleri uygulmakla yukumlu olam, iftiraci, irticaci, anayasanin en temel uc maddesinin bazilarini degistirmeye calisan bu toplulugu desifre etmek cok zor olmayacaktir. O vakit, geldiginde, cok sayida tanik (gizli degil, acik tanik) ortaya cikacaktir. Siz, o zamanlari dusunun, iftiraci, vatan hainleri…

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: