Balyoz Davası 3. Celse Duruşma Tutanağı – 28 Aralık 2010

11 Mart 2011

Duruşmalar, GENEL

3. Celse duruşma tutanağını okumak için buraya tıklayın. 

Çetin Doğan (sayfa 15):

“Sayın Başkan davanın kısa sürede sonuçlanması için bir önerim var bunu arz ediyorum. Bu kadar masraf bütün sizlerin bir çok kimselerin zamanı, parası harcanıyor. Bunu çok kısa sürede sonuçlandırmanın bir yolu var o da şudur; şimdiye kadar bunlarla ilgili bilirkişi raporları alınmıştır, TÜBİTAK raporları vardır. Hiçbir TÜBİTAK raporu o sahte olduğunu ileri sürdüğümüz bununla ilgili kanıtları ortaya koyduğunuz 11, 16, 17 CD’nin 1. Ordu’da hazırlanmıştır diye bir rapor vermemiştir. 2. TÜBİTAK raporunda,  1. TUBİTAK raporu dahi böyledir. Yani üst verilerden bahsetmiştir. Üst verilerin değiştirilebildiğini çok basit biliyoruz yani. Bunun örneklerini de yaptık. TÜBİTAK’ın 2. raporunda Sayın Mehmet Ergül’ün sorusuna, sorduğu soruya cevaben evet kötü niyetli kişiler tarafından istenilse üst veriler oynamak suretiyle eski tarihli CD’ler hazırlanabilir denmiştir. Bu konu askeri bilirkişilerin teknik raporlarında da en son Mehmet Daysa, Tümgeneral Sayın Mehmet Daysa’nın verdiği raporda da bunların oynanabileceği ortaya konulmuştur. Bütün kanıtların davanın, iddianamenin 50. sayfasında 81. sayfasında davanın temelini CD’lere bu CD’lere dayandığı ortaya konmuştur. Evvela bu konunun halledilmesini ve burada üst veriler sebebiyle davaya katılan işte ismi geçtiği için, polislerde ismi geçiyor. Polislerinde var yani ismi geçiyor şurada kullanılacaktır falan diye. Onlara herhangi bir şey yapılmamış ilgi. Fakat evvela bunun ayrılmasını, bu konunun bir açıklığa kavuşturulmasını, eğer seminerde işlenen bir suç varsa, bunun başkanı bendim, ben ordu komutanıydım. Bu ordu komutanı olarak bu semineri ben sevk idare ettim ve bunun ben emirlere, talimatlara uygun olduğunu o olasılığı en yüksek tehlikeli senaryonun kaynağının temelinin nerden geldiğini ben açıklayabilecek durumdayım. Arkadaşlarım seminerle ilgili bir konu varsa hiçbiri bu konuda suçlu değildir. Doğrudan doğruya ben eğer suç isnadı varsa bana yapılmalı ve ben bunun hesabını ben vermeliyim. Teşekkür ederim.”

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

2 Yorum “Balyoz Davası 3. Celse Duruşma Tutanağı – 28 Aralık 2010”

  1. drunkenknight Says:

    Sanıklar Gürbüz Kaya, Abdullah Dalay, Hasan Fehmi Canan, Mehmet Kaya Varol,Hamdi Poyraz, Doğan Fatih Küçük ve Soydan Görgülü müdafii Av. Ahmet Koç söz istediverildi:

    …Bu dava ise asrın ve ilklerin yaşandığı ve yürütmenin taraf olduğu ve hükümetin eylem ve söylemleriyle siyasallaşan bir
    dava niteliğine büründüğü görülmektedir. Bu nedenledir ki, burada bulunan Türk Silahlı Kuvvetlerinin Sayın mensupları emeklisiyle, muvazzafıyla adalet aramaya gelmişlerdir. Bu adaletin bir an önce tüm vicdanları rahatlatacak maddi delillerle uyum sağlayacak bir karar olması için bağımsız ve tarafsız bir mahkeme ve yargıçlar tarafından verilmesi hem sanıklar
    hem kurumlar ve hem de Türkiye Cumhuriyeti için önem arz etmektedir. Çünkü günümüzde yargıyı etkileyerek kişiler üzerinden kurumlar, kurumlar üzerinden kişiler yıpratılmaktadır. Verilen kararların tartışma yaratmaması bakımından hakimlerin maddi ve manevi baskı altında kaldıkları yönünde herhangi bir izlenim ve intibanın bulunmaması gerekir. Aksine hareket o hakimlerin verdiği her karar tartışmalı hale gelecek ve adalete olan saygınlık gittikçe de azalacaktır. Ne var ki, bugünlere geldiğimizde iktidarın yargı ve hakimler üzerinde baskısını hissettirecek birçok örnekler vermek mümkündür. Şöyle ki, Sayın Başbakanın
    toplum tarafından önemle takip edilen bir davanın savcısı olduğunu ve Sayın muhalefet partisi genel başkanının da bu davanın avukatı olduğunu ima etmesi ve anılan davada sanıkların birçoğu hakkında tahliye görüşü bildiren mahkeme başkanı ve başsavcısının telefonlarının dinlenmesi ve yine özel yetkili mahkemenin birçok başkan, savcı ve hakimlerinin telefonlarının
    dinlenerek basına servis yapılması Sayın Yargıtay Başkanı Gerçeker ve eski hakimler ve savcılar yüksek kurul başkan vekili Kadir Özbek’in ifade ettikleri gibi Yargıtay’ın telefonlarının dinlendiğinin söyleniyor olması. Anayasa mahkemesinin telefonlarının dinlendiği endişesiyle toplantılara kurye aracılığıyla yapıldığının basına yansımış olması idarenin hoşuna gitmeyen kararlar veren hakimlerin geçmişleri ve hatta öğrencilik yıllarına varıncaya kadar araştırmalar yapılarak basında yer alması ve bu konuda gerekli ve yeterli soruşturmaların yapılmamış olması ve örneğin Hakim Nejat Ede’nin vermiş olduğu bir karardan dolayı baskı altındayım kurum olarak baskı altındayız diyerek tayin isteyip özel yetkili mahkemeden ayrılmış olması.
    Anayasa mahkemesi ve yüksek hakimler ve savcılar kurulunun hükümetin hoşuna gitmeyen kararlarından dolayı zamansız olarak yapılarının tartışmaya açılarak değiştirilmiş olması gibi ve son olarak da YAŞ toplantısında bir üst rütbeye terfisine karar verilen müvekkil Gürbüz Kaya ve diğer 2 generalin terfilerini onaylamayan idare aleyhine herkes gibi anayasal hakları
    olan hak arama özgürlüklerini kullanmak suretiyle idarenin bu tasarrufunun yürütmesinin durdurulması ve iptali yönünde dava açmış olmaları şayet bu generaller açığa alınmaları gerekiyor ise haklarında davanın açıldığı Temmuz 2010 tarihinde 926 sayılı personel yasasının 65. maddesi gereğince açığa alınmaları gerektiği. Oysa ki, aradan 4 ay geçtikten sonra ve terfi ettikleri kadroya da atanmalarına onay verilmesine rağmen AYİM’den tarafların savunması alındıktan sonra yürütmeyi durdurma kararı verilmesi ve iptal kararı henüz verilmediği halde idarenin hem generalleri açığa alarak ve hem de AYİM’in kaldırılacağını
    tartışmaya açarak mahkeme üzerinde baskı yapmaya yönelmiş olması. Ve yine hakkında soruşturma var ise 1, 1 buçuk ay kadar önce genel bir hakim ve savcı ataması yapıldığı dönemde alınması gereken 4 buçuk aydan beri bu davaya hazırlanan ve bu davada tahliyeler konusunda lehe muhalefet şerhi koyan mahkeme başkanı Zafer Başkurt’un duruşmaya başlamadan 2 gün önce görevden alınması hem toplumda hem sanıklar ve hem de sanıklar vekilleri arasında Sayın Başkanım şahsınızla ilgili olmamakla birlikte özel yetkili mahkeme içerisinde ayrıca özel bir mahkeme mi oluşturuluyor kuşku ve tartışmasına neden olunmaktadır. Bu ve buna benzer birçok olay ve açıklamalardan Sayın üyeler Ali Efendi Peksak, Murat Üründü ve aynı zamanda Davut Bedir’in etkilenmiş ve tarafsızlıklarını şüpheye düşürmüş olabileceklerini düşünmekteyiz. Çünkü gerekçesini çok fazla tartışmamakla birlikte
    23 Temmuz 2010 tarihinde 960 sayfa olan iddianame ve 184 ek klasör, klasörü diğer davalar da devam ederken 15 günlük bir süre içerisinde sanıkların ve vekillerin ifade ve savunmaları da alınmaksızın yeterli gerekçe de gösterilmeden toplu bir şekilde 102 kişi hakkında yasaya aykırı olarak yakalama kararı çıkarılıp, masumiyet karinesi de ihlal edilmek suretiyle 6 ay sonraya duruşma günü verilmesi peşinen infaz ve ihsası rey niteliğindedir. Kaldı ki, birçok sanık ve sanık vekilleri tarafından Sayın üyeler hakkında dava açıldığını ve bu nedenle taraf olmaları nedeniyle reddi hakim talebinde bulundukları ifade edilmiştir. Ve bu konularda zapta geçmiştir. Bu durumlar karşısında 11 Ağır Ceza Mahkemesi reddi hakim talebini yerinde görmese bile bu Sayın yargıçların psikolojik ve manevi baskı altında kalarak tarafsızlıklarını yitirmiş olabilecekleri endişesiyle verecekleri kararlar her tartışmalı hale gelecek adalet ve yargıya olan güven son derece azalacaktır. Bunun önlenmesi için Sayın üyelerin takdirleri kendilerine ait olmak kaydıyla CMK’nın 30/2. maddesi gereğince kendiliklerinden çekilmesi gerektiği görüşünü taşımaktayız. 2. olarak bu davada yürütmenin taraf olduğu, davanın siyasallaştığı, kişiler üzerinden kurumların kurumlar üzerinden kişilerin yıpratıldığı ve yargı üzerinden Türk Silahlı Kuvvetlerinin yapısının değiştirilmeye çalışıldığı ve müvekkil Gürbüz Kaya gibi terfi sırasına gelen ve gelmekte olan general, amiral ve subayların terfilerinin idare tarafından sorun yaratılmak suretiyle mağdur edilecekleri ve silahlı kuvvetlerin yerleşen gelenek ve teamüllerinde yıpranmalar olacağı disiplin zafiyetine sebebiyet verileceği ve bu nedenle her ne kadar CMK’nın 191. maddesinde iddianame ve iddianame yerine geçen
    belgeler okunur deniyor ise de KCK davası ve birçok davadaki uygulamalarda da uğu gibi davanın daha fazla uzamaması bakımından Sayın meslektaşlarımın da kabul etmesi halinde iddianamenin özetlenerek okunmasına karar verilmesini. Bir şeyi daha arz etme ihtiyacı hissediyorum Sayın Başkanım. 3. olarak geçen celse yanılmıyorsam Sayın Çetin Doğan mahkemede bir teknik bilirkişinin bulunmasını talep etmiştir. Haklı olarak heyetinizce de reddi hakim konusunda bir karar verilinceye kadar duruşma ertelendiği için bu konu değerlendirilmeye alınmamıştır. Ancak sanıkların sorgusu ve davanın safahatı sırasında heyetinize yabancı olacağını tahmin ettiğimiz plan semineri, harp oyunları, plan tatbikatı,yönergeler ile askeri terimlerin ne anlama geleceği hususunda heyetinize teknik olarak açıklamalarda bulunup katkı sağlayabilmeleri için Genelkurmay Başkanlığı veya Kara
    Kuvvetleri Komutanlığından teknik bir bilirkişi heyetinin oluşturularak duruşmalarda hazır bulundurulması konusunu arz ediyorum ve dinlediğiniz içinde teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.”
    Sanık Özden Örnek müdafii Av. Dinçer Eskiyerli söz istedi, verildi:”Bilindiği üzere

    Cevapla

  2. drunkenknight Says:

    Sanıklar Çetin Doğan, Süha Tanyeri, Dursun Çiçek ve Nedim Ulusan müdafii Av. Celal Ülgen söz istedi, verildi:

    ”Sayın Başkan ve Değerli mahkeme üyeleri, biraz sonra iddianamenin okunmasına geçilecek. İddianamenin okunmasına geçilmeden önce usul olarak birtakım düşünceleri Sayın mahkeme ile paylaşma gereği duyduk. Özellikle iddianame yazılırken 11 nolu CD’ye dayandırılmıştır. Yani 11 nolu CD neredeyse tek başına iddianamenin tamamını oluşturmaktadır. Ancak bu CD içindeki tüm dokümanlar veriler klasörlere adeta bir puzzle gibi dağıtılmış ve bu 11 nolu CD’nin bütününe ulaşılması olanaksız hale getirilmiştir. İşin ilginç tarafı iddianame 11 nolu CD’ye dayandırılmıştır. Daha sonra Sayın mahkemenizde sanık olarak tespit edilen savcılar tarafından soruşturma savcıları tarafından tespit edilen birçok kişi bu CD’deki çeşitli dokümanlarda ismi geçtiği için sanık konumuna getirilmiştir. Bunlardan 48 kişi sadece seminere katılanlar ve görev EK-A’da ismi yazılanlardır. 43 kişi sadece görev EKA’da ismi geçtiği için sanık olmuştur. 51 kişi SUGA ve Çalışma grupları listesinde yer aldığı
    için, 17 kişi kilit görevlere atanacaklar kişiler listesinde olduğu için, 3 kişi Oraj, 32 kişi de operasyon timleri listesinden sanık olarak huzurunuza çağırılmıştır. Bunları niçin söyledik? Şimdi işin ilginç tarafı 11 nolu CD içerisindeki bütün belgelerin üretilme zamanları aynıdır. Yani diyelim ki buraya sanık olarak çağırılan 32 kişinin yer aldığı ve siz fişleme yapacaksınız diye görevlendirildiği bir belge de aynı saat ve aynı tarihte aynı dakikada üretilmiş. Bu görevlendirilen kişilerin yaptığı fişlemeler de aynı tarih, aynı saat ve aynı dakikada yapılmıştır. Yani bu iddianamede boyut yoktur bir düzlem vardır. Bu düzlemde bir suç birden aniden aynı anda herkes tarafından işlenmiştir. Böyle bir şey hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenle iddianame aslında çok sakıncalar taşımaktadır. Sayın mahkemenin Sayın Başkandan önceki heyetiyle birlikte 15 gün içerisinde bu dosyayı bu şekilde incelemesi, irdelemesi ve bir karara ulaşması fiilen olanaksızdır. Böyle bir olanaksızlığa rağmen iddianame kabul edilmiştir. İddianamenin kabul edilmesiyle büyük bir eksiklik ve hukuki hata yaşanmıştır. Şimdi burada bir başka açıdan baktığımız zaman 11 nolu CD içerisinde çeşitli klasörler ve bu klasörler içerisinde de 289 dosya bulunmaktadır. İşin esasıyla ilgili söylemiyorum biraz sonra ne demek istediğimi anlatacağım. Bu klasörlerin içerisinde 21 adedi 58 nolu ek klasöre konmuş dosyaların, 29 adedi 57 nolu klasöre konmuş, 25 adedi 60 nolu klasöre konmuş, 13 adedi 189
    nolu klasöre konmuş, 28 adedi 56 nolu klasöre konmuş, bir kısmı 51 nolu klasöre konmuş, 134 adedi de bulunamamaktadır. Şimdi iddianameyi okunmaya başlamadan önce hem duruşmaya yeni çıkan Mahkeme Başkanımız hem savunma avukatları bu konuları bir bütün
    olarak görebilmeleri için 11 nolu CD’nin hangi eklerinin hangi klasörlerde olduğu da okuma sırasında eğer Cumhuriyet savcılarının elinde bir başka bir belge, başka bir fihrist, başka bir yol gösterici varsa bundan da yararlanarak okudukları sırada bunu da belirtmelerini istiyoruz. Çünkü bir savunmanın yapılabilmesi için bunlara ulaşabilmemiz gerekir. Biraz önce de
    söylediğim gibi 134 adet dosya nerede olduğu belli değildir ek klasörlerde bulunamamaktadır. Ayrıca bu 11 nolu CD’nin içerisinde 8 adet dosya 3 ve 4 nolu klasörlerden alınmıştır. 104 adet 15 nolu CD’den alınmıştır. Yani 15 nolu CD ile 16 nolu CD esasen zaten 11 nolu CD’nin içinde bulunmaktadır. Bizde baştan beri 11, 15 ve 16 nolu pardon 16 ve 17 nolu CD’lerin
    sahte olduğunu, üretilmiş olduğunu söylemekteydik. Bu açıdan başka meslektaşlarım aslında eğer uzun okunmasını talep etmeyeceklerse bizde özetlenerek okunmasını talep ediyoruz. Ama eğer başka meslektaşlarım tümünü okunmasını talep ederlerse savunmaya saygı açısından bizimde bu konuda bir diyeceğimiz olmayacaktır. Ancak savcılar özellikle gerek özet olarak okurken, gerek uzun iddianameyi okurken 11 nolu CD içerisinde bulunan delillerin hangi klasörlerde bulunduğunu hangilerinin bulunmadığının ve niçin ek klasörlere konulmadığının da gerekçelerini anlatmalarını talep ediyoruz, saygılar sunuyoruz.”

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: