Donanma Komutanlığı Bilirkişi Heyet Raporu

27 Ocak 2011

Gölcük belgeleri, GENEL

Donanma Komutanlığı Askeri Savcılığınca atanan bilirkişi heyetinin hazırladığı 14 Ocak 2011 tarihli rapordan daha önce bahşetmistik. Otuz sayfalık ana raporun EK-A’dan EK-G’ye kadar çesitli ekleri var.

Ana rapora buradan, bilirkişi heyetinin “manipülatif” olduğunu değerlendirdiği dosyaların içeriklerine dair tespitlerinden oluşan EK-D’ye buradan ulaşabilirsiniz.

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

83 Yorum “Donanma Komutanlığı Bilirkişi Heyet Raporu”

  1. FERHAT Says:

    bu kadarda olmaz diyorum. en çok dikkatimi çekende ölmüş adamları listelere koymaları. bence bunu sahte olarak hazırlayanlar çok acemiler MY 75-1 A yönergesini uyguamaları en büyük hataları olmuş. Bu raporu hazırlayan ve emeği geçen herkese teşekkürler.

    Cevapla

  2. fmerakli Says:

    Can Bey ile bir baska blog entry altinda Golcuk belgeleri ile ilgili yazisirken asagida yer alan ve hayli ilgimi ceken bir noktayi dilke getirmistim. Hem o yazismalari takip etmeyenler icin, hem de asagidaki sorunun bu blog yazisi altinda yer almasinin daha uygun oldugunu dusundugum icin buraya da aktariyorum…

    ————-

    Bir de icerik analizinin yapildigi EK-D belgesinde su bolum hayli ilgimi cekti:

    “Dosya içeriğinde İsth.Bçvş.Erdinç YILDIZ’ın eşi Yasemin YILDIZ’ın “Bireysel Emeklilik ve
    Hayat Sigortası’ Temmuz ve Ağustos 2008 aylık ödemesine ait “banka alındı belgesi” yer
    almaktadır. Temmuz-Ağustos 2008 tarihlerine ait 2 alındı belgesi olmasına rağmen dosyanın
    oluşturma ve son kaydetme tarihleri 20 Ağustos 2003 olarak gözükmektedir. Söz konusu tarih
    uyumsuzluğu hakkında mantıklı bir açıklama yapılamamıştır.”

    Sahte belge cetesinin bir askeri personelin esine ait 2008 tarihli bireysel emeklilik odemesi banka dekontunun ustverilerini degistirip 2003 tarihiyle kaydetmesinin de mantikli bir aciklamasi varmis gibi gelmiyor bana.

    Eger askeri bilirkisi raporunda iddia edildigi gibi sahte evrak cetesi harddiske Temmuz 2009 tarihinden sonraki bir tarihte manupulatif belgeler olarak nitelenen Balyoz belgilerini kopyaladi ise neden hardiskte yer alan manipulatif olmayan bir belgenin de ust verisini degistirsin ya da degistirmek ile ugrassin ve 2008 tarihli bir banka dekontunu 2003 tarihi ile kaydetsin?

    Cevapla

  3. Can Acar Says:

    bir ihtimal meraktan …

    Disk eski tarihli bilgisayara takılıyken, kullanıcının “yasemin.ppt” isimli dosyayı, belki de ismi ilginç geldiği için, açıp, içine bakıp (Yasemin yerine dekontu görüp, hayal kırıklığına uğrayıp) dosyayı kapatırken “Değişiklikleri kaydetmek ister misiniz?” sorusuna yanlışlıkla “Evet” demesi, dosya yaratılma tarihinin aynı kalmasına ancak değiştirilme tarihinin değişmesine (2003) yol açmış olabilir.

    Başka açıklamalar da olabilir tabii.

    Cevapla

    • fmerakli Says:

      Can bey,

      Soylediginiz cok dusuk bir ihtimal…. Zira dosyayi actigi an ustveriye “last access” bilgisi isleniyor, degisiklikleri kaydetmek istermisiniz sorusuna evet derse “last saved” bilgisi de isleniyor; hayir derse islenmiyor. Bu nedenle sahte belge ureten cete manipulatip olmayan belgeler iceren bir harddiski sistem saati degistirilmis bir bilgisayara kopyalayip tarihleri/icerigi manipule edilmis belgeler kopyaliyor ise yapacagi son sey harddiskte halihazirda kayitli olan dokumanlara dokunmak olur.. Bu imkansizdir demiyorum, ama akli olan bir sahte belge gomucusu bunu yapmaz…

      bir olasilik da benden…

      Balyoz davasinin sahte belgeler uzerine kurulu oldugu algisini yaymak icin tarihsel acidan celiskilerle dolu bu belgeleri kullanimdan kaldirilmis bir harddiske koplayip sonra da ihbar eden cunta uyeleri belgelerin ustverileri ile oynarken yanlislikla dekontun oldugu ilgisiz bir belgenin de ustverilerini degistirmis olabilirler…

      Cevapla

      • Can Acar Says:

        Anladım, sahtekarlar hata yapmaz ama cuntacılar yapar. Bundan sonra sizinle konuşacak fazla birşeyimiz kalmadığını düşünüyorum. Ben rapor ile ilgili değerlendirmemi daha sonra zaten yapacağım.

        Cevapla

        • fmerakli Says:

          Yanlis anladiniz Can Bey,

          Ben sahtekarlar hata yapmaz, cuntacilar hata yapar demedim; bilakis sahtekarlar ile cuntacilarin hata yapma ihtimali arasinda kategorik bir fark yoktur diyorum; nihayetinde sahtekar da olsa, cuntaci da olsa insan insandir, hata yapar…

          Cevapla

          • Taylan Says:

            fmerakli ve Can Acar,

            Bence ihtimaller üzerinden konuşmayı bırakın. Çünkü reel konumuzdan uzaklaşıyorsunuz. Sizin tartıştığınız ihtimaller, Balyoz dışında yapılması gereken ‘sahtekarlık’ soruşturması kapsamında yapılmalı. Şu anda da böyle bir çalışma olmadığından yaptığınız irdelemeler, Balyoz’daki tutarsızlıklara ışık tutmaktan çok, asıl konudan sapılmasına neden oluyor. Yok efendim şu şekilde dosyayı kopyalasaymış şöyle olurmuş da bilmem ne… Yok belgeler şu şekilde saklanmış da… Gereksiz tüm bunlar.

            Genelde de bu gereksiz irdelemeleri fmerakli ortaya atıyor. Can Acar da başlıyor beyin fırtınasına…

            Ben de size soruyorum o zaman: Artık bu ortaya çıkan sahtekarlığı kimler, neden yapıyorlar diye sorma zamanımız gelmedi mi ki bu tarz şeylere kafa yoruyorsunuz?

            Saygılarımla…

            Cevapla

            • Can Acar Says:

              Taylan,

              Balyoz iddianamesinin sahte olduğu ile ilgili bir şüphe yok ki. O kadar büyük açıklar var ki içinden gemi bile geçiriyorlar. Beyin fırtınalarının bir nedeni tutarsızlıklar konusunda gözden kaçan birşey olmadığından emin olmak. Diğer bir nedeni de burada ortaya atılan zorlama iddialarin konuya hakim olmayan kişileri yanıltmasını engellemek.

              Bu arada, yakın zamana kadar fmerakli’nin olaylara biraz olsun objektif bakabildiğini düşünüyordum. Gölcük açıkları çıktıkça o da seviyeyi iyice düşürdü. Nazlı Ilıcak ile yarışır hale geldi. Bu nedenle artık ona cevap yetiştirmeyeceğimden emin olabilirsin.

              Her na kadar görünen köy kılavuz istemese de, ne yazık ki elimizdeki veriler bizi bu işi yapanlara götürmüyor.

              Saygılarımla …

              Cevapla

              • ccgursel Says:

                Iddianamenin icinden gemi gecti resmen ya, biraz daha kurcalanirsa yolcu ucagi bile gecebilir, soyle Boeing falan.

                Buna cevap vermesi beklenen arkadaslar tabi ki “fisssss”. Buyrun dinliyoruz soyleyecek bir sozunuz varsa. Yoksa bu parti de olmadi nasilsa bir yerlerden daha bi CD falan cikarirlar diye mi bekliyorsunuz? Aman dikkat atlamayin hemen, sahtecilik cetesi biraz acemi.

                Vatandas da artik lutfen kanmasin bu oyunlara.

                Cevapla

      • eminkk Says:

        Sayın fmerakli
        Detaylarda boğulup esası kaçırıyorsunuz. Cunta olsa idi ve darbe planlarını yapsa idi:

        a. 2003 te bu planları yapıp sonradan emekli olurken (artık uygulama şansı kalmamışken) bu planları “bu kubbede hoş sadamız kalsın” diye orda-burda bırakırlar mıydı? (bırakmaları ne derece mantıki)
        b. Hadi diyelim “yakalanırsak evcilik oynuyorduk” gibisine kurgu oluşturmaya karar verdiler ve Balyoza sahtelikler koydular. PD&DR çıkışları sonrası bir zamanlamada mı ortaya çıkarırlardı? Daha başlarda mı?

        Bunları günlerce/sayfalarca analiz edin diye söylemedim. Zor ihtimallere yoğunlaşmadan, basit ihtimalleri önce inceleyin. Kendinizi (bu arada bizi de) yormayın.

        Cevapla

  4. ccgursel Says:

    Baska bir ihtimal; sahteciligi yapan gercek cete, bak sahteciligi aslinda esinin bireysel emekliligini odeyen astsubay yapti diye bir yem atiyor kendisini gizlemek icin.

    Bu teori tabi ki ortada sahtecilik oldugu vakiasini degistirmiyor.

    Cevapla

  5. drunkenknight Says:

    Balyoz ve Ergenekon davaları Türkiye Cumhuriyeti’nin dönüştürülebilmesi için tezgahlanmış olan davalardır…Lütfen uyanın artık…Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine bağlı,demokrasiyi,hukuku,sosyal devlet ilkesini,laikliği önemseyen TBMM çatısı altında bulunan bütün siyasi partiler ve diğer partiler sine-i millete dönmeli ve yurttaşlarımızı uyarmalıdır…Yoksa çok geç kalınmış olacak…Uyanın Artık…

    Cevapla

    • fmerakli Says:

      Balyoz davasina konu olan belgelerdeki benim de aciklanmasini bekledigim kimi tutarsizliklar bu blogta dile getiriliyor, ama araya Ergenekon’u da sikistirmissiniz.

      Bir de halka uyanin diyorsunuz da iddianameleri savcilar hazirliyor, farkli agir ceza mahkeme heyetlerinde gorevli hakimler bu iddianameleri kabul ediyor, tutuklama kararlari veriyor, yapilan itirazlari karara bagliyor…

      Bir de tum partilerin sine-i millete donmesi ile neyi kastediyorsunuz onu da anlamadim. AKP, CHP, MHP, BDP ve mecliste grubu bulunmayan diger parti milletvekilleri istifa edip meclisi kapatmalilar mi demek istiyorsunuz?

      Cevapla

      • drunkenknight Says:

        Siz Ergenekon ve Balyoz davalarını ayrı davalar olarak mı görüyorsunuz ? En küçük olasılıkları karşı tez olarak öne sürerken iki dava arasındaki bağlantıları görememeniz çok ilginç değil mi ?

        ”Bir de halka uyanin diyorsunuz da iddianameleri savcilar hazirliyor, farkli agir ceza mahkeme heyetlerinde gorevli hakimler bu iddianameleri kabul ediyor, tutuklama kararlari veriyor, yapilan itirazlari karara bagliyor…”

        işte burada saçmalamışsınız…yazdığınızı bir daha okuyun…

        ”Bir de tum partilerin sine-i millete donmesi ile neyi kastediyorsunuz onu da anlamadim. AKP, CHP, MHP, BDP ve mecliste grubu bulunmayan diger parti milletvekilleri istifa edip meclisi kapatmalilar mi demek istiyorsunuz?”

        başka bir saçmalama daha…

        ben tüm partilerin mi dedim ?…istifa da bir seçenektir ama en son seçenektir…

        Cevapla

        • drunkenknight Says:

          Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine bağlı,demokrasiyi,hukuku,sosyal devlet ilkesini,laikliği önemseyen TBMM çatısı altında bulunan bütün siyasi partiler….

          siz bunu ne olarak almışsınız…bütün siyasi partiler…

          Cevapla

          • fmerakli Says:

            Biraz hizli okumusum yorumunuzu, yoksa AKP’nin soylediginiz seylerle ne alakasi var ama degil mi? Iki donemdir seriat devletini kuramadilar, ama Allah’in hakki uctur, bu sefer secilirlerse kesin irticayi getirirler…

            Cevapla

            • drunkenknight Says:

              alt yapısını kurdular sevgili akademisyen kardeşim…

              Cevapla

              • fmerakli Says:

                Allah’in izni ve halkin destegi altyapi kuruldu diyorsunuz yani. Zaten halk isi kolay, dayiyorsun bedava komuru, oylar da akiyor.

                Hatta bence gectigimiz bir kac ay once Iran’la cikan dogalgaz anlasmazligi da kesin danisikli dovustur. Iran’dan dogalgaz kesiliyor soylentisi yayip, halkin dogalgazli isitmadan komurlu isitmaya gecmesi saglanmis, boylelikle secimde oylari artirma plani yapilmistir kesinlikle. Zaten seriat devleti kurmak icin Iran destek atmayacak da kim atacak, oyle degil mi?

                Cevapla

                • drunkenknight Says:

                  afedersiniz ama İran’dan bahseden oldu mu ? yada şeriatla yönetilen herhangi bir islam ülkesinden ?

                  Siz nasıl akademisyen oldunuz allahaşkına ?

                  Cevapla

  6. ccgursel Says:

    Yav tamam bu bos laflar ok de, su hani daha insa edilmemis “gemiyi” aciklayabilir mi delikanli bir vatandas?

    Bu blogun konusunun, uzerine suc atili bir insanin (insanlarin) masumiyeti/suclulugu hakkindaki deliller oldugunu saniyor(d)um ben.

    Cevapla

    • drunkenknight Says:

      iddianamedeki tutarsızlıklarla ilgili bir yorumcu arkadaşımız bu sahtekarlıklarla ilgili içinden neredeyse 1 nci ordu geçer demişti…yanına bir de bazılarının deyimiyle kocaman bir ‘gemicik’ eklendi…ama hala ne önemi var değil mi ?

      Cevapla

      • drunkenknight Says:

        bunların önemi olmayınca isimleri sadece bu CD’deki belgelerde belirdigi icin Balyoz davasinda sanik olarak bulunan (ve plan seminerine katilmamis) 148 kisinin olması da bir önem arzetmiyor…

        Cevapla

  7. solmaz türk Says:

    İddianameyi savcılar hazırlıyor demiş fmeraklı.ben bundan emin değilim.Silivri’de görülen davada sanıklar iddianamenin emniyetteki polisler tarafından yazıldığını bir çok evrakta tespit ettiler.Teğmen Mehmet Ali Çelebi’ye yapılanlar ortaya çıktı.Polis genç teğmenin telefonuna başkasının telefonundaki numaraları yüklediğini kabul etmek zorunda kaldı.Sahte belge çetesi yeteri kadar donanımlı değil.Bir yerlerde çuvallıyorlar işte.Allah ayaklarına dolaştırıyor.Bu arada şerefleriyle oynandığı için intihar eden subaylarımıza yapılanları unutmak mümkün mü?Bu çete sadece sahte belge hazırlamadı ,ellerine kan da bulaştı.Resmen cinayet işlediler.

    Cevapla

    • fmerakli Says:

      Daha once Sener Bey’e cevap olarak yollamistim ama SOlmaz hanim gozden kacirdi anlasilan:

      ——————-

      Emniyet’in aciklamasinda telefon defteri kayitlarinin sanigin aleyhine adli bir sonuc doguracak sekilde adli islemlerin hic bir asamasinda degerlendirilmedigi ifade edilmis. Sanigin tutuklulugunun bu telefon kayitlari ile ilgisi olmadigi, mahkeme karari ile elde edilmis HTS kayitlari, telefon dinlemeleri ve diger saniklarin ifadeleri gibi diger delillere dayandigi acik bir sekilde ifade edilmis:

      “… Çelebi’nin iddia olunan Ergenekon silahlı terör örgütü yöneticilerinden gelen talimat doğrultusunda Hizbü-t Tahrir terör örgütüne sızma girişimlerinin bulunduğu savı, şüphelinin bizzat yaptığı ve tape edilmiş telefon görüşmeleri, yapılan aramalarda elde edilen fiziki ve dijital dokümanlar ile Hizbü-t Tahrir örgüt üyeliğinden haklarında dava açılan Kurtça Bektaş ve Süleyman Solmaz’ın ifadelerine dayandırılmıştır. Kaldı ki, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığından (TİB) temin edilen HTS kayıtlarına göre, Mehmet Ali Çelebi’nin gözaltına alınmadan önce Hizbü-t Tahrir örgüt üyeliğinden haklarında dava açılan Kurtça Bektaş ile 25 Mayıs-8 Haziran 2008 tarihleri arasında 25 kez, Süleyman Solmaz ile de 1 Mayıs-26 Temmuz 2008 tarihleri arasında 90 kez görüşme kaydının bulunduğu tespit edilmiştir.
      Sonuç olarak, Çelebi’nin Hizbü-t Tahrir terör örgütüyle irtibatı, basında yer alan iddialarda olduğu gibi Mahmut Oğuz Kazancı’nın telefon rehberindeki kayıtların sanık Çelebi’nin telefonunda da bulunmasına dayandırılmamış, bu konu sanık aleyhinde sonuç doğuracak biçimde adli işlemlerin hiçbir aşamasında değerlendirilmemiştir. Adı geçen sanığın terör örgütüyle olan irtibatı, soruşturma dosyasında somut bir şekilde mevcut olan TİB kaynaklı HTS raporları, adli kararlı telefon görüşmeleri, el konulan fiziki ve dijital dokümanlar ile diğer sanık ifadeleri dayanak alınarak ortaya konmuştur.”

      Cevapla

      • Bulent Murtezaoglu Says:

        Benim korkutuklarimin arasinda da bu turden seyler de var. Hakikaten olmus seylerle ilgili ciddi deliller varken, bunlara ek olarak sahte delillerin uretilip butun dava uzerinde saibe olusmasi. Bunun mahkumiyet cikmasi ihtimalini kuvvetlendirmek, yahut daha cok sanigi iceri almak icin yapilmasi ile davayi dinamitlemek icin yapilmasi temelde farkli degil. Ikisinin de ilaci sorusturma ve mahkeme surecinde dellillerin dogru degerlendirilmeleri, sahtekarlik ne maksatla yapilmis, kime yariyor olursa olsun ayni sekilde ustune gidilip aydinlatilmasi herhalde. (Basinin bu telefon konusunda yaptigi da berbatti. Bir kismi emniyet aciklmasi gelinceye kadar konuyu gormedi. Bir kismi rehber isini gordu ama sanigin aleyhinde baska ne delil vardi yazmadi.)

        Cevapla

      • Sozcan Says:

        Evet İst.Em.Md.bu açıklamasında 139 adet telefonun sehven yüklendiğini belirtiyor da bunun gerekçesiyle ilgili bir açıklama ben göremiyorum.

        Cevapla

      • Kurmanbek Allahverdiyev Says:

        Bu tegmen ayan beyan bu kadar insanla konusmus ve bunlarin kayitlari da varsa, yani tegmenin kendi sesi kayitli ise, CD’ler var ise, dokumanlar var ise, taniklar var ise, varoglu var ise polis bu telefon numaralarini neden cep telefonuna yuklemeye calismis? Siz bunun cevabini vermiyorsunuz.

        Ben size isin aslini soyleyeyim (akil yurutme ile): Bu yukaridaki ‘ise’lerin hicbiri gercek degil, muhtemelen baska sahte veya ‘ilistirilmis’ delillere dayanmakta ve polis isini sansa birakmamak icin bir de bu numaralari telefona eklemek istedi.

        Bu arada cok merak ediyorum acaba sahteciligi ve delil uretme/karartma isini itiraf eden bu suclular yargilanabilecek mi?

        Cevapla

      • ata Says:

        “fmerakli” aşağıdaki haber senin için kaleme alınmış gibi…. Hizbut Tahrir örgütü ile ilişkilendirilen 139 kişinin telefon kaydının, Ergenekon Davası’nın tutuklu sanığı Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin telefonuna sonradan yüklenmesinin ortaya çıkmasıyla birlikte tarafların karşılıklı açıklamaları devam ediyor.

        İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden dün akşam yapılan açıklamada; Çelebi’nin Hizbü-t Tahrir örgütüyle irtibatının Mahmut Oğuz Kazancı’nın telefon rehberindeki kayıtların Çelebi’nin telefonunda da bulunmasına dayandırılmadığı, bu konunun sanık aleyhinde sonuç doğuracak biçimde adli işlemlerin hiçbir aşamasında değerlendirilmediği bildirildi.

        İşte bu açıklamaya Mehmet Ali Çelebi’nin avukatları bir yanıt verdi.

        Mehmet Ali Çelebi’nin avukatlarının İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün açıklamasına yanıtları:

        “Müvekkil Mehmet Ali ÇELEBİ’nin cep telefonuna elkonulmasının ardından götürüldüğü İstanbul Emniyet Müdürlüğünde açılarak içerisine 139 adet telefon kaydı yüklemesi yapılması ile ilgili açıklamalar kamuoyunda bugün (26.01.2011) geniş yankı bulmuş konu Meclis gündemine kadar taşınmıştır.

        Konuyla ilgili olarak bu aynı gün (26.01.2011) İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Resmi İnternet Sitesi’nde sekiz paragraflık bir basın açıklaması yer almıştır. Söz konusu Basın Açıklaması’nda müvekkilin telefonuna 139 adet kaydın ‘sehven’ yüklenmiş olduğu açıklaması tekrarlanmış ancak bu eylemin nedeni ve gerekçesine yer verilmemiştir. Bununla birlikte biz İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün kendi bünyesinde masum insanlar hakkında şüphe uyandırmak suretiyle delil yükleme işlemini gerçekleştiren kişileri bulup derhal sorumluluklarına gideceğine dair bir irade açıklaması beklentisi içindeyken maalesef söz konusu eylemi gerçekleştirenleri koruma içgüdüsüyle hareket etmekle beraber kovuşturması süren ve hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan müvekkil hakkında ağır ifadeler kullanıldığı bu basın açıklamasında görülmektedir.

        Öncelikle belirtmemiz gerekir ki Müvekkil iddianamede yer alan Hizbut-tahrir Örgütü’ne sızma iddialarına karşı mahkeme önünde ayrıntılı olarak savunmasını vermiş, bu savunmasında da Süleyman SOLMAZ ile irtibatını ve Kurtça BEKTAŞ ile hiç tanışmamasına rağmen irtibatlıymış gibi gösterilmesini ayrıntılarıyla açıklamıştır.

        Bu durum Süleyman SOLMAZ ve Kurtça BEKTAŞ isimli şahısların ifade ve sorgu tutanaklarında da aynı şekilde yer almıştır. Süleyman SOLMAZ taksisine bindiği sırada tanıştığı müvekkil ile dini sohbetler kurmuş ve müvekkile de bağlı olduğu örgütten (Hizbut-tahrir) bahsetmiştir. Müvekkil de Türk Subayı olmanın, Türk Vatandaşı olmanın ve Türk Genci olmanın kendine vermiş olduğu sorumluluk ile sözlerinden şüphelendiği ve hakkında bilgi edinmek istedi bu kişiden subay olduğu gerçeğini saklamış ve kendini muhasebeci olarak tanıtmıştır. Müvekkilin bu tanışıklığı sürdürmekteki amacı Türkiye Cumhuriyetine zararlı bir terör örgütü faaliyeti içinde olduklarından şüphelendiği bu kişiler hakkında bilgi toplamak ve yeterli kanaate ulaşırsa bu bilgileri ilgili makamlara vermektir.

        İlk olarak taksisindeki tanışıklıktan sonra müvekkil Süleyman SOLMAZ ile sadece 2 dakika daha o da Ankara Kızılay Meydanı’nda görüşmüştür. Daha sonra bu görüşme bağlı bulunduğu kurumca (TSK) veya başkalarınca yanlış anlaşılabilir endişesiyle de bir arkadaşına söz konusu görüşmeyi fotoğraflatmıştır. HTS ve TİB raporlarına dayandırılan Süleyman SOLMAZ ile 90 adet görüşme ve Kurtça BEKTAŞ ile 25 kez görüşme iddiaları ise gerçekleri yansıtmamaktadır. Müvekkilimiz ile adı belirtilen kişiler arasında bu yoğunlukta görüşme olsa idi muhakkak bu görüşmelere ait telefon içeriklerinin de olması gerekirdi. Ancak ne iddianame içerisinde ne de sorgu esnasında iki – üç görüşme dışında irtibat tarafımıza gösterilmemiştir. Kurtça BEKTAŞ ile irtibat ise Süleyman SOLMAZ’ın telefonunun kontörünün bitmesi nedeniyle müvekkile o telefondan mesaj atması sonucu yaşanmıştır. Müvekkil taksisine bindikten sonra Süleyman SOLMAZ’dan bahsettiği örgüt hakkında kitap almak üzere buluşmak için telefon ve mesaj iletişiminde bulunmuş, 2 dakikalık sürede kitapları aldıktan sonra da söz konusu kitapları geri isteyen Süleyman SOLMAZ’ın birkaç kez müvekkile mesaj atması ve araması söz konusudur. İddianamede bunun dışında hiçbir irtibat içeriği ne müvekkilimize ne de biz avukatlara gösterilmemiştir.

        Emniyetin yapmış olduğu basın açıklamasının aksine gerek Süleyman SOLMAZ’ın gerekse Kurtça BEKTAŞ’ın sorgu tutanakları incelendiğinde hiçbir şekilde müvekkilin örgüte sızma iddiasını destekleyecek ifadelere rastlanmamaktadır. Süleyman SOLMAZ müvekkil ile taksisine bindiğinde tanıştığını ve dini konulara karşı ilgili olduğundan kendisine hadis, kitap, CD vermek üzere birkaç kez irtibata geçtiklerini ve bu irtibatlarda da birkaç kez de Kurtça BEKTAŞ isimli arkadaşının cep telefonunu kullandığını belirtmiştir.

        Suleyman SOLMAZ’ın müvekkil ile irtibatını anlattığı ifadesi 2. İddianamenin 1897.sayfasında şöyle yer almaktadır:

        Kurtça BEKTAŞ ise 2. İddianamenin 1905.sayfasında yer alan aşağıdaki ifadeler ile irtibatı anlatmaktadır.

        Görüldüğü üzere Emniyet Müdürlüğü’nün Basın Açıklamasının son 3 paragrafında yer alan iddiaları destekleyecek hiçbir ifade ne Süleyman SOLMAZ’ın ne de Kurtca BEKTAŞ isimli kişilerin ifadelerinde yer almamaktadır. Kaldı ki müvekkil, Süleyman SOLMAZ ve Hizbut-tahrir iddiaları ile ilgili açıklamaları savunması esnasında yapmasından sonra mahkeme heyeti SOLMAZ veya BEKTAŞ ile irtibatı ile ilgili hiçbir soru kendisine yöneltmemiş hatta Mahkeme Başkanı ‘sorgu ve anlatımlarındaki açıklık’ nedenini de ekleyerek tahliyesi yönünde görüş bildirmiştir.

        Ancak ilk olarak Üye Hakim Sedat Sami HAŞİLOĞLU olmak üzere akabinde diğer Üye Hakim Hasan Hüseyin ÖZESE müvekkile söz konusu -eklenmiş- 139 adet telefon kaydı ile ilgili onlarca soru sormuş ve iddianamede yer almayan bu irtibata ilişkin sorulara o anda raporlar ile cevap veremeyen müvekkil şüphe altında kalmıştır. Sonuç itibarıyla kanaatimiz odur ki bugün gelinen noktada müvekkilin 29 aylık tutukluluğunun devamı yönünde Mahkeme Heyetinin iki üyesinin çoğunluk oyu bu konuda ‘yaratılan’ şüpheye dayanmaktadır.

        İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mahkeme yerine geçip müvekkil hakkında kanaat getirmek yerine öncelikle masum insanlara delil yüklemek yoluyla tutuklanmalarını sağlayan suç odaklarını bulup ortaya çıkarması gerekmektedir. Bu nedenle öncelikle açıklıkla aşağıdaki sorulara cevap vermelidir.

        1) Cep telefonu da bir Dijital Delil olmasına rağmen Müvekkilden el konulduğu anda niçin CMK 134. Madde gereği bir örneği alınıp müvekkile veya müdafiine verilmemiştir?

        2) Basın Açıklamasının 4. Paragrafında yer alan, Delil Açma tutanağı tutulmadan gece yarısı telefon açmak ve kopyalama yapmak hangi kanun veya yönetmeliğe dayanan bir ‘rutin’ işlemdir?

        3) Bu rutin işlem daha önce bu davada kendisine delil yüklendiğini iddia eden kaç sanığa uygulanmıştır, kaçına sehven bilgi yüklendiği tespit edilmiştir?

        4) Emniyet Müdürlüğü, 19.09.2008 gecesi 23.52’deki söz konusu 2 dakika açık kalma işleminin teknik inceleme için yapıldığını belirtmesine rağmen müvekkilin telefon incelemesine ait tutanaklarda sayfanın alt kısmında yer alan tarih ve saatin 20.09.2008, 04.45 olmasını ve incelemenin bitişinde tutulan tutanakta 20.09.2008 05.10 tarih ve saatinin yer almasını nasıl açıklamaktadır? Ayrıca söz konusu incelemenin yapıldığı saatlerde telefonun HTS raporlarına göre herhangi bir sinyal vermemesi nasıl açıklanabilecektir?

        5) Müvekkilin telefonuna yüklemenin ‘sehven’ yapıldığı iddia edilmektedir. Söz konusu olan bilirkişi raporundaki sim kart çözümlerine ekleme yani liste dökümlerine ekleme olsa idi bu belki anlayışla karşılanabilirdi. Ancak 15.12.2010 tarihli bilirkişi raporunun 4. sayfasındaki müvekkilin telefonuna ait görüntülerde açıkça görülmektedir ki söz konusu yabancı kayıtlar müvekkilin telefonuna yüklenmiş ve bu nedenle içerisinde de gözükmektedir. Bu duruma karşı Emniyet Müdürlüğü’nün bir açıklaması var mıdır?

        6) Bu ‘sehven’ yükleme kaç kişi tarafından yapılmıştır? Kaç kişi bu yüklemenin farkında ve suçu bildirmeme suçunu işlemiştir? Bu sehven uygulamanın varlığı kişi özgürlüğünü ilgilendiren bir olayda neden 2,5 sene gizlenmiş, konu kamuoyuna mal olduktan sonra bir açıklama gereği hissedilmiştir? Bu şekilde ‘yanlışlıklar’ kaç kişiye daha yapılmıştır?

        Sayın İstanbul Emniyet Müdürlüğü “Halk için Emniyet Adalet İçin Hizmet” sloganının sadece lafta kalmadığını ortaya koymalı ve masum insanlara iftira atan bu kötü niyetli insanları bulup bir an önce adalete teslim etmeli ve kamuoyundan bu konuda özür dilemelidir. Çağdaş, Demokratik Hukuk Devletlerinde beklenen yaklaşım budur.

        Av. Celal ÜLGEN – Av. Hüseyin ERSÖZ – Av. Serkan GÜNEL

        Mehmet Ali ÇELEBİ Müdafileri”

        Odatv.com

        Cevapla

        • Kurmanbek Allahverdiyev Says:

          Fena bir kapak olmus bu. Bilgi ve dikkat icin cok tesekkurler.

          Cevapla

          • ata Says:

            Etrafta,kapak bulunması gereken, pis koku yayan çok kavanoz var !

            Cevapla

            • fmerakli Says:

              Yer de dar olunca insan kavanozlari ne yapacagini bilemiyor, doseme altina mi gommeli?

              Cevapla

              • Dramalı Rıza Says:

                Sayın Fmeraklı
                Aklınızca komiklik yaparak bizimle dalga mı geçiyorsunuz? Burada bariz bir sürü sahtekarlıklar belirtilirken, hala bu kadar iddianın bir çoğunu görmeyip, sadece bir kısmına garip mantıklarla (veya varsayımlarla) bir açıklama yapmaya çalışıp (hiç olmadı “bunlar ileride yakalanabileceklerini düşünerek belki kendileri koymuştur” diyerek) sonra da zor bir soru gelince, espri yapar gibi dalga geçmeniz sizce doğru mu? Artık inanıyorum ki, bir şekilde elimizde bir zaman makinası olsaydı ve sizi (ve sizin gibi düşünenleri) bir şekilde geçmişe götürüp bu olayların yaşandığı semineri bizzat dinletseydik (hatta bu belgeleri hazırlayan çetenin nasıl hazırladığını izletseydik), siz yine de gördüklerinize inanmayıp, “bunların geçmişinde hep darbecilik vardır, kesin bunlar yapmıştır” derdiniz gibi geliyor. Sizi biraz vicdanlı olmaya davet ediyor ve sırf aynı mesleği yaptıkları bazı insanların geçmişteki hataları nedeniyle hiç tanımadığınız yüzlerce insanı delilsiz suçlamamanızı(veya sahte delillerle suçlanmalarına karşı çıkmanızı) diliyorum. Saygılarımla.

                Cevapla

              • ata Says:

                Değil döşeme altında, bu belgeler Çetin Doğan ın evindeki bazada çıksa da delil olma yeterliliği yok.Ne kadar da basit değil mi? Delil, nereden çıktığı ile değer kazanmaz…”ben adam öldürdüm” diye bas bas bağırsanız da , ortada makul ve yeterli delil yoksa, değil cezalandırılma, yargılamanız bile yapılmayabilir.Ceza hukukunda, hakim-mahkeme gerçeğin ta kendisine yeterli emare,delil ile ulaşmak, belgelendiğine, ispatlandığına tam kanaat getirmek durumundadır.Dijital verilerin,cd lerin,bilgisayarların, savcılık-emniyet elinde oyuncak olduğu (ki hazırlık soruşturmaları aynen bu savsaklıkla-usullerin ihlali ile yürütülmüştür) böyle yargılamalar, bir de peşinden iddianamelerin dayandığı delillerin sahteliği ve hatta şüpheli olduğu da ortaya çıkmış ise (örk.11 nolu cd) hiç bir yere varamaz.Bu işin bir tarafı….diğer tarafında da şu var: delillerin sahteliği,üzerinde oynanmış olması, çok doğaldır ki Bu işleri organize eden birilerinin varlığını gösterir.Eğer ki soruşturma usul işlemleri, arama-yakalama,delil toplama konularında usule uygun davranılmadığı da ortada ise, bu şaibenin ilk ve en önemli şüphelisi, hazırlık soruşturmasını yapanlardır.Hukukta “usul esastan önce gelir” lafı,rakı sofrası muhabbeti değildir…çağdaş hukuk bunu gerektirir.Ne ergenekon,ne balyoz, ne de özel de bu teğmene ilişkin usul işlemleri, sağlıklı ve hukuka uygun yapılmıştır… bakmayın yargılamanın sürdüğüne, bu usul yanlışlıkları bir zaman geldiğinde tüm suçlamaların, davaların sonuçsuz kalmasına yol açacak…usulsüz elde edilen delil(suçu gösterse dahi !! ) cezalandırmaya yeterli olmayacaktır.Hukuk böyle işler,en azından işlemesi gerekir.Bu bilim dalını bu kadar hafife alıp, futbol muhabbeti gibi, anlarız bu işten,şudur-budurlarla çözdüğünü sanmak hafif bir duruş.Nasıl ki,tıp ta bir bilim ve ameliyat yapma konusunda bilgin yoksa ve akıl verecek,ameliyatın yanlış-doğruluğunu çözecek durumun yoksa, hukukta aynı saygıyı hakeder sanırım. Hele hele, TSK zaten darbecidir, yapmıştır-doğrudur, bu kadar evrak,bu kadar insan,vs. nin hukukta yeri yok,sadece okey oynarken var.Ben, blogda,teknik bilgileri,bilgisi olanlardan dinlemeye-anlamaya çalışıyorum,bu konuda ahkam kesmeye kalkamam bile ve ancak her konuyu bilen-bildiğini sanan insanların valığı da can sıkıcı.Her kahveye dalsan şu üç konuda herkes bilgilidir!!..futbol,din ve hukuk…konuş konuşabildiğin kadar.Bu blogu da herkesin, hukuk dalında yetkin-ehil ve bilgili olduğu şekliyle kahveye çevirmeye de kimsenin hakkı olmamalı.Suçlama-yargılama sizin vicdanlarınızda yapılan ise, konuşun-anlatın-suçlayın.Ama gerçekten hukuktan bahis ediyorsak, orda HOOOP !! ve durun.”Aracını durduğu ve içerisinde uyuşturucu bulduğu bir kişi için polise şu sorulur; şüphen neydi,aracı durdurdun? Makul cevap bulamayan polisin, sadece siyahi olduğu için şüpheliyi durduğu kanaatine varan mahkeme, soruşturmayı usulsüz bulur” Hukuk mantığını,usulü,delili vs. bildiğini sanarak neticelere varmak kendini kandırmak ve kirlilik taratmaktan öte değil.Bu davalarda tek yapılanın, zamana karşı olabildiğince davaların sürmesi,bilgi kirliliği,dosyaların olabildiğince, karıştırılması ,bitmeyecek hale getirilmesi ve ne işe yarayacak ise bu geçen zamanın,neyse o “amaç” için kullanılması veya bir kin,nefret, intikam içermesinden başka mantıklı bir açıklaması olamaz.

                Cevapla

  8. ismail Says:

    kusura bakmayın ama cep telefonuna el konmuş birisinin cep telefonunu 1 dakika 27 saniye açıP 1 dakika 3 saniyede 150 küsür telefon numarasını kayıt eden bir örgüt (ki ben ona f tipi terör örgütü diyorum) olduğunu hala anlamayanın her halde aklından zoru vardır.

    Cevapla

  9. eminkk Says:

    Zulaya saklamışlar, başka yer kalmadığı için koymuşlar gibi saptırmalar var. Videoyu izliyorsunuz anlaşılmıyor mu? İşgüzarın biri atması gereken şeyleri oraya biriktirmiş. (Yaşlıların eşya biriktirmeleri gibi) Kimse de oraya bakıp (en azından denetlemelerde) atın bunları da dememiş. Bunu fırsat bilen ve bunu bilen köstebekler gereken katkıları yapmışlar. (köstebek orda hurdalık olduğunu bilenlerden biri)

    Sözde balyozu yapanlar için çok daha emniyetli yerler varken (hatta en emniyetlisi imha etmek) böyle bir yer emniyetli olabilir mi?

    Deveye sormuşlar neden boynun eğri diye, nerem doğru ki demiş. Ben bu işin düzgün bir yanını göremedim. Türkiyeyi ayağa kaldıran sözde darbe planı var, kim bulmuş, nereden bulmuş konuşulmuyor? Hani bunun imzalısı, parmak izlisi, tanığı, toplantıları, hazırlık yazışmaları, sözde cuntanın toplantıları, birbiri konuşmaları, resimleri vb. Tutmuşuz üst veri- alt veri, son kayıt-ön kayıt. Yahu darbe mi soruşturuluyor? Bilişim kursu mu görüyoruz?

    Cevapla

    • drunkenknight Says:

      Çetin Doğan’a ait seminer kayıtlarının KOZMİK ODAdan çalınması bu çetenin ulaşabileceği yerler ve yapabileceği sahtekarlıklar hakkında bir ipucu vermeli…

      Cevapla

    • Can Acar Says:

      Mesleğim diye söylemiyorum, bilişim kursu herkese lazım 🙂 . Yoksa ortalık Google’dan iki arama yapıp uzman kesilenlerle doluyor.

      Cevapla

      • fmerakli Says:

        Ben de meslegim diye soylemiyorum, Turk ordusundaki ittihatci 1920’lerden beri, darbeperver temayul de 1960’tan beri canli iken, 28 Subat’in kudretli generalleri acaba darbe yapar miydi, demokrasiye sonuna kadar bagli miydi tartismasini bilisim tartismasina cevirenlerle de doldu ortalik…

        Ama ben yine de Google’a karsi degilim, darbe yapmak icin sartlarin olusmasini bekleyen bir gelenegin var oldugu ulkemizde Dersim’de, Kahramanmaras’ta, Corum’da zamaninda neler yasandigini ogrenmek icin Google hayli faydali olabilir…

        Cevapla

        • Bulent Murtezaoglu Says:

          fmerakli bey, size nicin tepki gosteriliyor diye merak ediyorsunuz ama ettiginiz laflar olacak gibi seyler degiller. Mutemadiyen imalara bulunuyorsunuz. Buyurun:

          Ben de meslegim diye soylemiyorum, Turk ordusundaki ittihatci 1920′lerden beri, darbeperver temayul de 1960′tan beri canli iken, 28 Subat’in kudretli generalleri acaba darbe yapar miydi, demokrasiye sonuna kadar bagli miydi tartismasini bilisim tartismasina cevirenlerle de doldu ortalik…

          Bunu hangi meslegin mensubu soyleyebilir ki zaten? Bu nasil bir imadir? Bu sordugunuz sorularla burada konusulanlar arasinda ne alaka var? Turkiye tarihi veya asker egilimleri blogu mu burasi? Islerin bilisime dokunan tarafi icin isi bu olanlar veya biraz anlayanlar bildiklerini yaziyorlar. Yalan mi soylesinler? Bizim onumuze 2+2=? sorusu geldiginde ‘kac olmasi isimize gelir?’ diyemeyiz ki? Bunun cevabi Cetin Dogan’in kizi sordugu zaman da ayni, baska birinin cocugu sordugu zaman da ayni. Turkiye tarihi A sekline olsa da ayni B seklinde olsa ayni.

          Bakin bir davanin bir vechesinin gayet kisitli bir baglaminin bilisime dokunan tarafi konusunda bir seyler okudunuz. Olan bu. Bu olana bakip hem baglam hakkinda dogru olmayan seyler soyluyorsunuz, hem kendinizin de sordugunuz sorulara cevap veren insanlar hakkinda bir seyler ima ediyorsunuz.

          Butun bunlari buradaki bilisimci insanlar namussuzluk yapmadiklari icin yapiyorsunuz ustelik. Ne yapilmaliydi? CD hakkinda bir sey konusulurken “Ittihatcilar soyleydi, Maras’ta katliam oldu o yuzden o CD icin sunu demek kacinilmazdir” mi denmeliydi?

          Cevapla

          • fmerakli Says:

            Bulent bey bu ne siddet bu celal!

            Oncelikle bana niye tepki gosteriliyor diye merak etmedigimi ifade edeyim, eger gosterilmiyor olsa idi “neden tepki gosterilmiyor acaba” diye merak edebilirdim…

            Can bey, benim google’dan eristigim bilisim adli tibbi ile ilgili sitelerden edindigim bilgiler ile harddisk incelemesi ve sistem incelemesi arasindaki farki yazmam uzerine “ortalik google’dan arama yapip uzman kesilenlerle doluyor” gibi kendince beni asagilayan bir ifade kullanmis idi. Gerci bu konunun uzmani olmadigini halihazirda ifade etmis birini boyle bir ifade ile hedef almanin ne mantigi var diye sorabilirsiniz, ama cevabi Can bey’den almaniz gerekecek.

            Ben de Can bey’in bu nezaketsiz uslubuna karsi, belki sinirlari biraz zorlayan bir yazi yazmisim. Simdi tekrar okuyunca keske yazmasaymisim dedim, yazdigim seyin yanlis oldugunu dusundugumden degil, ama Can bey’in nezaketsizligine ayni sekilde karsilik verdigim icin…

            Ama sirf “bunu hangi meslegin mensubu soyleyebilir” diye sordugunuz icin soyleyeyim, bir siyaset bilimci, siyasi tarihci soyler… Ayrica yeni birsey de degildir, literaturde binlerce kez soylenmistir, hem Turk hem de yabanci siyaset bilmci/siyaset tarihcileri tarafindan… Ama bu blogta siyasi tarihin ne isi var diyorsunuz, belki haklisiniz. Gerci Balyoz ve Ergenekon davalarinin hukuken agir ceza davalari olmasinin yaninda siyaseten ordu icindeki darbeci damar ile hesaplasma gbi bir boyutu da var; o nedenle ozellikle hayli basarili derin devlet operasyonlari olan Maras ve Corum katliamlari ya da 6-7 Eylul pogromu gibi tarihsel yasanmisliklar, davalara konu olan planlar dogru ise neden ordu icinde bu tur planlar hazirlayanlar olmasinin imkansiz bir sey olmadigini; eger soz konusu planlar sahte ise sahtecilerin gecmiste yasanmis olaylarin benzerlerini kurgulayarak sahte planlarin inandiriciligini artirmayi amacladiklarini anlamak kolaylasir.

            Cevapla

            • Bulent Murtezaoglu Says:

              Siddet celalin nicin olugunu izah edeyim:

              Ama sirf “bunu hangi meslegin mensubu soyleyebilir” diye sordugunuz icin soyleyeyim, bir siyaset bilimci, siyasi tarihci soyler…

              Ne munasebet, gayet acik neyin konusuldugu hangi imanin yapildigi ve “bunu hangi meslegin mensubu soyleyebilir” derken neyi kastettigim.

              Gerci Balyoz ve Ergenekon davalarinin hukuken agir ceza davalari olmasinin yaninda siyaseten ordu icindeki darbeci damar ile hesaplasma gbi bir boyutu da var; o nedenle ozellikle hayli basarili derin devlet operasyonlari olan Maras ve Corum katliamlari ya da 6-7 Eylul pogromu gibi tarihsel yasanmisliklar, davalara konu olan planlar dogru ise neden ordu icinde bu tur planlar hazirlayanlar olmasinin imkansiz bir sey olmadigini; eger soz konusu planlar sahte ise sahtecilerin gecmiste yasanmis olaylarin benzerlerini kurgulayarak sahte planlarin inandiriciligini artirmayi amacladiklarini anlamak kolaylasir.

              Cok guzel de bilisim acisindan bir dosya veya CD ile ilgili iddialar icin ‘imkansiz’ dendiginde TSK veya asker kisiler boyle seyler yapmaz ‘imkansiz’ denmis olmuyor ki? Bu konuda fikir dahi beyan edilmemis oluyor. Dediginize bakin:

              Ben de meslegim diye soylemiyorum, Turk ordusundaki ittihatci 1920′lerden beri, darbeperver temayul de 1960′tan beri canli iken, 28 Subat’in kudretli generalleri acaba darbe yapar miydi, demokrasiye sonuna kadar bagli miydi tartismasini bilisim tartismasina cevirenlerle de doldu ortalik…

              Bilisim sorusuna bilisimciler cevap vermisler ve siz bunu diyorsunuz. Sanki bilisimciye bu sordugunuz sorular sorulmus. Bahsettiginiz tartisma olmayan bir tartisma. Varmis, o konuda bilisimciler bir kanaat serdetmis veya o yolla isi yokusa surmus seklinde sizin imaniz. Bu akademisyen oldugunu soyleyen biri tarafindan bilmeden yapilacak bir seye benzemedigi gibi ‘nezaketsizlik’ de degil, baska bir sey. Dogrudan hakikat hilafinda bir seyler diyorsunuz ve ustune imalar bina ediyorsunuz. Ayip bir sey bu, buradan boyle gozukuyor en azindan. Hakikaten merak ediyorsaniz gorunen bu demek istiyorum, olan nedir bilemem tabii. Bunu da elmali armutlu, uc liram var bes liram var diye anlatmanin da yolu vardir belki ama yeterince acik herhalde.

              Cevapla

              • fmerakli Says:

                Bulent Bey, ben bilisimciler TSK icindeki itihatci/darbeperver damarin varligi ya da yoklugu ile ilgili bir tespitte bulunmuslar falan demedim, bunu ima etmeye de calismadim.

                Ancak bahsettigim tartismanin olmayan bir tartisma olduguna katilmiyorum, zaten aciklamaya calistigim gibi bu tartisma isin agir cezalik dava boyutunda degil ama siyaseten darbecilerle hesaplasma boyutunda eksen belirleyen bir tartisma ve dedigim gibi yeni bir tartisma da degil. Diger bir deyisle, bu tartisma Ergenekon ve Balyoz ile baslamis ve bu davalarin sonuclari su veya bu sekilde olursa bitecek bir tartisma da degil kanaatimce.

                Ama tekrar ediyorum sizin de alintiladiginiz asagidaki sozlerim beni hedef alan nezaketsiz bir yoruma verilmis nezaketsiz bir cevapti, burada yaptigim ayibi da kabul ettim, ediyorum. Ama dilin kemigi yok, insan bazen keske soylemeseydim dedigi seyleri de soyluyor.

                Bilisimcilerin haklarini korumakta gosterdiginiz hassasiyeti, Gulen cemaatinin gercek uyelerini korumakta da gostereceginizi umit ediyorum, zira bana bu blogta surekli “kadrolu fetocu” denilmesi, cemaatin uyelerine karsi yapilmis bir ayip ve ayni zamanda buyuk bir haksizlik oluyor…

                (Bulent bey, gozunuzu seveyim son paragrafi ciddiye alarak okumayin, saka yapiyorum!)

                Cevapla

                • acracia Says:

                  Ben de katilayim tartismaya da tam olsun bari; corbada tuzum bulunsun. Buyrun, soyle bir genel resme bakinca cikan tablo:

                  1) Birincisi, olayi (Balyoz) tarihsellestirmenin (Ittihat ve Terakki’den 27 Nisan’a tarih boyu nuksetmis siyasete mudahale konusunda egilim ve eylemler, darbeler) soyle bir boyutu var:

                  a) Daha once oldu, yine olmustur, demek ki Balyoz gercektir onermeleri sonucunda Balyoz’u sorgulamamak.

                  Ama:

                  * Dava TSK’nin demokrasi ile sinavini degil, 200’ye yakin kisinin–etten kemikten insanlar bunlar, kurum olarak degil sahsen yargilaniyorlar–sahibeli bir sekilde ele gecmis, sahibeli bir sekilde reklami belli basli medyada yapilmis, sahibeli bir sekilde turlu “tesaduf”lere gebe olmus, sahibeli bir sekilde delillerin goz ardi edilmis, sahibeli bir sekilde bulunan karsit delillerin adli emanete gomulmus, sahibeli bir sekilde tam davanin ne oldugu seyri uzerine tartisilirken birden Zaman gazetesi gibi Fethullah Gulen hareketinin sesi olmus bir gazeteye sizdirilmis detaylar, deliller bulunarak karsit kamuoyu olusturulmasina canhiras siperane olmaya calisan Taraf, Zaman, Star gibi gazetelerin yayinlari isiginda yargilanmasindan soz ediyoruz.

                  Demek ki: Balyoz’u sorgulamamiz lazim.

                  b) Bu tarihsellestirme, ayni zamanda var olan duruslari (mesela kendine ve birbirine “liberal” diyen gruplarin antimilitarist duruslari) Balyoz uzerinden bu sahte belgeleri kim urettiyse, mobilize ederek inandiricilik kazandirma (daha once oldu, simdi de olmustur mantigina antimilitarist duygular eklenince) kamuoyu olusturma sansina sahip olmalarina yol acmakta.

                  Boyle olunca da, Balyoz’u ayrica degerlendirmek yerine ordunun tarihini tartisip neye niye inanmamiz gerektigi uzerine fikirler yurutmeye basliyoruz. Biz bunu hep yapiyoruz. Ama Balyoz, ve hatta su son bulgularda boyutuyla sok edici bir emsal gibi karsimiza cikan su son gemi, oldugu gibi yerinde duruyor. Zaman ve Taraf gazetelerinin altinda bulunduklari sahibeler, bu Balyoz davasinin ele alinis biciminin, usulsuzluk ve sahibelerin hatta gomulmeye calisilan karsi deliller sorgulanmak yerine askeriyenin tarihinden bahsetmeye basliyoruz.

                  Balyoz? O hala orada duruyor.

                  2) Fmerakli’nin 9 nolu post’a yanitinin son paragrafindan alinti:

                  “Gerci Balyoz ve Ergenekon davalarinin hukuken agir ceza davalari olmasinin yaninda siyaseten ordu icindeki darbeci damar ile hesaplasma gbi bir boyutu da var; o nedenle ozellikle hayli basarili derin devlet operasyonlari olan Maras ve Corum katliamlari ya da 6-7 Eylul pogromu gibi tarihsel yasanmisliklar, davalara konu olan planlar dogru ise neden ordu icinde bu tur planlar hazirlayanlar olmasinin imkansiz bir sey olmadigini […]”

                  Bu soylenen, yukarida 1 numarada acikladigim hususlara eklemleniyor. Bir de tabii 6-7 Eylul Hadiseleri’ni ayri tutuyorum biraz, madem tarihsellik dedik, Yassiada’daki davalarin bir parcasiydi bu hadiseler. Ama derin devlet ornegidir elbette, bunu tartismiyorum. Ancak bu baglamda 60 darbesi nev-i sahsina munhasir bir sekilde ayrica ele alinmalidir bana gore; yani Ittihat ve Terakki’den bugune diye getireceksek diyorum. Bunu o darbeyi demokratik buldugum icin degil, farkli oldugunu vurgulamak icin soyluyorum.

                  Fmerakli’nin cumlesinin devami:

                  “[…]eger soz konusu planlar sahte ise sahtecilerin gecmiste yasanmis olaylarin benzerlerini kurgulayarak sahte planlarin inandiriciligini artirmayi amacladiklarini anlamak kolaylasir.”

                  Katiliyorum.

                  Bu noktada da Fmerakli, siz, bu “niye olsun, niye olmasin?” diye Taylan’in burada itiraz ettigi sekilde sadece mantik yurutme uzerine sorular yoneltince, Eminkk’nin 3 nolu post’a cevaben yazdigi sorularina da tekrar alintida bulunmak isterim:

                  “Cunta olsa idi ve darbe planlarını yapsa idi:

                  a. 2003 te bu planları yapıp sonradan emekli olurken (artık uygulama şansı kalmamışken) bu planları “bu kubbede hoş sadamız kalsın” diye orda-burda bırakırlar mıydı? (bırakmaları ne derece mantıki)
                  b. Hadi diyelim “yakalanırsak evcilik oynuyorduk” gibisine kurgu oluşturmaya karar verdiler ve Balyoza sahtelikler koydular. PD&DR çıkışları sonrası bir zamanlamada mı ortaya çıkarırlardı? Daha başlarda mı?”

                  Bu noktada tekrar su soruya donuyorum:

                  Bu kadar sahibe dururken, gercekten de asil tartistigimiz nedir? Ne olmalidir? Adalet ise, Balyoz’u cuntalarla tarihsellestirip mantik yurutmelerle aciklamak yerine ve yukarida isaret etmeye calistigim sakincalara istinaden, bu kadar kisinin hayatini etkileyen bir haksizliklar yumagi olarak ortada duran Balyoz’dan kimlerin sahtecilikte, bu kadar sahibede ne cikari oldugunu sorgulamak daha dogru degil mi?

                  Tarihsellestirmek ne kadar yardim ediyor bu davayi anlamamiza? Ediyor mu?

                  (Bulent Murtezaoglu, elmali armutlu gondermesini ustume alinmali miyim? Bunu gulumseyerek, tiye aliniyormusum hissiyle yaziyorum)

                  Cevapla

                  • Bulent Murtezaoglu Says:

                    (Bulent Murtezaoglu, elmali armutlu gondermesini ustume alinmali miyim? Bunu gulumseyerek, tiye aliniyormusum hissiyle yaziyorum)

                    Yok yok, genis acidan basit bilisim (belki mantik) kavramlarini nasil anlatabilirim diye kafa yoruyorum ve oyle hikayeler uyduruyorum burada (dusunup de yazmadigim cok sey var). Uzman, bilirkisi filanin dediklerinin icine oturabildigi basit ornekler olabiliyor. Ara sira yazdigim yok simit aldik yok 2+2 yok saati sordular soyle dedim filan ornekleri oradan geliyor. Onlardi aklimdakiler.

                    Cevapla

                • Bulent Murtezaoglu Says:

                  Tamam birbirimii anlamak acisinan anlastik diyelim, tesekkur ederim.

                  Bu arada, siz saka yapiyorsunuz ama ben saka yapmiyorum o cemaat konusunda. Hem tabanda (AKP secmenleri dahil) homurdanmalar goruyorum, hem bu propaganda olsun kadrolasma vs. ile olsun ustune gittikleri insanlar dis biliyorlar o cemaate. Bunun sakirtlere karsi gorunur bir dusmanliga donusmesi ihtimali var. O insanlarin (cocuklarin hele) bir gunahlari yok ama kabak onlarin basina patlayabilir ruzgar tersine donerse. Keske bu islerde hic taraf olmasalardi.

                  Cevapla

      • Bulent Murtezaoglu Says:

        Valla oyle bir sey olursa ve hakkiyla yapilirsa dunyanin duzeni degisir. Ahalinin bilisimci gibi dusunugu bir ortamda politikacilar bu kadar kivirtamazlar mesela. Bilisimciler mukemmel oluklari icin filan degil, duzgun dusunmedikleri zaman — cogunlukla — makine tarafinan tokatlanip bir takim kritik dusunme aliskanliklarini kazandiklari ve belli bir fikir terbiyesi ve — kendi yetileri hakkinda — tevazu edindikleri icin. O aletlerin bize yaptiklarini insanlar yapmaya kalksalar doveriz herhalde.

        Istedigimizi degil dedigimizi yapan makinelere ‘sen darbecisin’ ‘senin soyun sopun soyle’ ‘sen su universitede calisiyorsun’ diye bagirdigimiz zaman da istediklerimizi yapar hale gelmemeleri besbelli ki bize (bilisimcilere) belli bir terbiye veriyor.

        Cevapla

  10. selim Says:

    Sahte belgeciler son askeri bilirkişi raporunu okuyarak nerelerde hata yaptıklarını iyice anlamışlardır. İyi çalışsınlar.
    Veya çalışmalarına gerek yok hiç mi Amerikan dizisi izlemiyorlar.Ne olur du orada.Şerif veya adamı arabaya uyuşturucu koyar.Nasıl olsa kasabanın savcısı ve hakimi de kafadadır. İspat edene kadar mevlanı bulursun. Tabii Amerikanca mevlayı bulmak ne demekse artık.Yok yok mevlayı bulmak her tarafta aynıdır bence.

    Cevapla

  11. solmaz türk Says:

    Fmeraklı;
    Gerçekleri çarpıtmayın.Emniyetin ne amaçla teğmenin telefonunu açıp 139 tane telefon numarasını izah edebilirmisiniz?Açılmaması gereken o telefon ne amaçla açılmıştır?O telefon numaralarıyla ilgili suçlama yapılıp yapılmaması değil benim sorunum.Ümraniye’de bulunan bombalarla ilgili polisin olay yerinde tutanak tutması gerektiği halde emniyette tutanak tuttuğu da belgelendi.Hatta o zaman henüz ergenekon diye bir örgütün adı bile bilinmezken polislerin konuşmasında ergenekon isminin zikredildiği de açığa çıktı.Bu davalarda sorgulanan kişiler, savcının emniyette hazırlanarak önlerine getirilmiş soruları sorduklarını beyan ediyorlar.Hanefi Avcı emniyette sahte belge hazırlayan örgütlü bir çeteden söz ediyor.
    Bir diğer yazınızda askerin ittihatçı,darbeci bir gelenekten geldiğini ,bu durumda hala darbe planları yapacağını ima etmişsiniz.Eskiden darbe yapardı şimdi de yapar mantığından hareket edersek o zaman eskiden 31 martta askere saldıran ,Menemen’de Kubilay’ın başını kesen gericiler bu gün hala aynı şeyi yapabilirler.Ben yarım aklımla bunları akıl ediyorum da siz akademisyen olarak niye tek taraflı düşünüyorsunuz.Kadrolu eleman mısınız yoksa?Hala belgelerde yapılan sahteciliği görmezden gelmenize,mazeret uydurmanıza bir anlam vermek mümkün değil.Çok basit bir soru sordum aslında.NEDEN TEĞMENİN TELEFONUNA O NUMARALAR YÜKLENDİ ??????

    Cevapla

    • fmerakli Says:

      Neden yuklendigini bilmiyorum, bakanlik bu konunun arastirilmasi icin mufettis gorevlendirmis zaten. Amma velakin tegmen’in telefonuna yuklenen numaralar ile tegmenin tutuklanmasi arasinda bir iliski olmadigi soyleniyor aciklamada. Az once tegmenin (ve Dogan Pasa’nin) avukati Ulgen’in aciklamasini okudum, ki orada da sanik tegmen ile teror orgutu uyelerinin irtibatli oldugu ancak bunun suc teskil eden bir irtibat olmadigi ifade ediliyor. Buna da dogal olarak sanigin avukati degil mahkeme karar verecek…

      Cevapla

      • Kurmanbek Allahverdiyev Says:

        Aciklamayi iyi okumamissiniz. Cok acik bir sekilde, sizin de bahsini ettiginiz, ama nedense cok kisitli oldugunu yazmadiginiz, irtibat konusunda mahkemenin herhangi bir kuskusunun kalmadigini, muhtemel bir beraat kararina dogru gidilirken (ki yargiclardan biri zaten bu yonde oy kullanmis) polisin tegmenin telefonuna ekledigi numaralarin mahkemenin onune delil olarak getirildigi ve diger iki yargicin tegmeni soru yagmuruna tuttugu, bu yeni ortaya konan sahte delil ile ilgili olarak da tegmenin herhangi bir aciklama getirememesi sonucunda beraat karari cikmadigi yaziliyor.

        Kisaca mahkeme zaten kararini vermis imis, ta ki polisin urettigi sahte delilin ortaligi karistirmasina kadar. Bu kadar basit.

        Cevapla

        • fmerakli Says:

          Acikcasi cok inandirici bir aciklama olarak gordugumu soyleyemem, ama nihayetinde sanik avukatinin aciklamasi, o da muvekkilinin beraati ya da en az cezayi almasi icin calisiyor.

          Inandirici bulmadim, zira yukaridaki hikayeyi gozumun onunde canlandirdigimda yerine oturmayan bir seyler var. Mesela tam mahkeme heyeti beraat karari verecekken polisin urettigi sahte delilin ortayi karistirmasi.

          Nasil olmus bu, mahkeme baskani beraat demis, tam diger uyeler de bu kanaate varacakken iceri polisler girip hakimlerin eline bu telefon rehberini mi sikistirmislar? Bu davanin seyrine aykiri, dava surerken dosyada olmayan bir delili polislerin dinamit lokumu gibi mahkeme salonuna alip gitmeleri mumkun mu?

          Ben kendi adima, sanik avukatinin sozlerine atlamaktansa bakanlik mufettislerinin raporunu beklemeyi tercih edecegim…

          Cevapla

          • ata Says:

            Teğmen için, iddianamede,telefon rehberi içeriği ile ilgili bir suçlama yok… Dolayısıyla, suçlama ve sorgulama 2 adet kişi ile irtibatına ilişkin..teğmen ifadesinde birini(taksi şöförü) izah ediyor,diğerini de tanımadığını,taksi şöförünün kontörü bitince,diğer kişinin onun telefonundan kendisi ile irtibat kurduğunu anlatıyor.(cep telefonuna eklenen numaralar)konusu suçlama ve yargılama konusu değil iken, duruşma sırasında Üye Hakim Sedat Sami HAŞİLOĞLU ve diğer Üye Hakim Hasan Hüseyin ÖZESE bu kayıtlı numaralar ile ilgili olarak sorulara-sorguya başlıyor…teğmen o andaki bilgisi ile buna sadece bilmiyorum-bu kişileri (kaynanam vs. isimlerle rehbere kayıtlı)tanımıyorum, diyor ve telefonu ile ilgili araştırma yapılmasını istiyor….tahliye talebi, mahkeme başkanının kabulüne rağmen,bu iki üye hakimin sorularına yeterli cevap verememesi,şüphe yaratması nedeniyle ,bu iki hakim tarafından reddediliyor…ŞİMDİ DE OLAY AÇIĞA ÇIKIYOR…SİZİN ANLATTIĞINIZ MAHKEME SEYRİ TABİKİ ÇİZGİ FİLM TADINDA.BİLGİNİZ OLMASA DA, SENARYO YAZIP,İNANIP,AHKAM KESME ÜZERİNDE İLERLİYORSUNUZ…AYRICA KAFANIZI KARIŞTIRAN ŞEY, YİNE SİZİN KAFANIZIN ÜRÜNÜ SENARYOLAR…BU ARADA AVUKATLARIN,MADDİ VAKIALARA DAYALI,HUKUK İLE DESTEKLENMİŞ AÇIKLAMASINI TUKAKA YAPIP, BAKANLIK MÜFETTİŞLERİNİN RAPORUNA İNANIRIM DEMEK DE NEDİR ?? MÜFETTİŞ İDARENİN ELEMANIDIR VE POLİSİN AMİRİNİN,BAKANIN EMRİNDEDİR…SİZİN TEMEL ALACAĞINIZ KİŞİ VE RAPOR BU MU OLACAK ???

            Cevapla

          • Kurmanbek Allahverdiyev Says:

            Hayir oyle olmamis. Belli ki celse baslamadan zaten polisin urettigi sahte delil iddianamede imis. Yargiclardan biri bu sahte delili de gozonune alarak tahliye (beraat demistim yanlis olmus) yonunde gorus bildirmis; digerleri ise kafayi baya bir bu delile takmis olacaklar ki tegmeni soru yagmuruna tutmuslar.

            Bakanlik mufettisleri sizin arzu ettiginiz yonde karar vereceklerdir zaten. Musterih olunuz.

            Cevapla

  12. chuckytoy Says:

    fmerakli
    Son derece haklısınız, Alevi çalıştayına davet edilen Kahramanmaraş olayları sanığının kim olduğunu öğrenmek için http://www.google.com a bakma çok faydalı olur. Sivas katliamında kimlerin yer aldığını da oradan öğrenebiliriz. Bu kişiler, Almanyada’ki Milli Görüş camiilerinde iaşesini temin etmiş mi etmemiş mi? Bunu öğrenmek içinde oraya bakabiliriz. Kominizmle Mücadele Dernekleri, Milli Türk Talebe Birliği, Komünist Avlama Derneği gibi kont-gerilla çamuruna kimlerin battığını da oradan öğrenebiliriz. Komünizmle Mücadele adı altında yapılan cihat çağrısına İsmail Ağa Cemaati ne tepki vermiş? Kanlı Pazar olayı nedir, kimler iştirak etmiştir? Orada öldürülen iki kişinin katilini belki google.com dan öğrenemeyiz ancak kimler Endonezya örneğini verip, kimleri Taksim’e davet ettiğini de google.com dan öğrenebiliriz. Daha bir kaç gün önce Hakikatler Komisyonu kurulması için Sezgin Tanrıkulu bir önerge verdi ve “demohratlarımız” bunu redd etti. Bu “demohratların” kim olduğunu öğrenmek için de google.com faydalı olabilir. http://www.google.com faydalı bir sitedir. Ancak oradan aldığınız bilgiler ışığında, mevcut durumda söylemlerini paylaştığınız/ kültürel ve zihinsel sermayesine ortak olduğunuz teo-liberalizmin, “demokrasi” mücadelesi verip vermeyeceği bilgisine ulaşamazsınız.

    Cevapla

  13. solmaz türk Says:

    fmeraklı;
    Emniyetin açıklamasını harfi harfine yazarken Mehmet Ali Çelebi’nin avukatlarının açıklamasını çarpıtarak yazmanız sadece ön yargılı değil art niyetli olduğunuzu da düşündürttü.Bu yüzden kadrolu eleman olduğunuza hükmettim.İç güdülerim beni hiç yanıltmaz.

    Cevapla

    • fmerakli Says:

      Solmaz hanim, zaten size gore BAlyoz’u reddetmeyen herkes kadrolu fetocu… En son camiye ortaokul ikinci sinifta bayram namazi icin gitmis, o gunden beri dinle tek iliskisi vefat edene kadar raki icerken ezan okundugunda babaannesine ayip olmasin diye raki bardagini sofraya birakmis, pazar kahvaltilarinda domuz eti falan demeden sosisleri, bacon’lari hupletmekten son derece keyif alan bir adami cemaat ne yapsin…

      Ayrica cemaatin oldugu yerde biat vardir, ben hic kimseye ya da gruba biat etmem!

      Cevapla

  14. FERHAT Says:

    bence burada en önemli konu donanmadaki köstebeğin yani çetenin elamanı kim…. bunu tsk mutlaka ortaya çıkaracaktır. o zaman neler olacak bakalım.

    Cevapla

    • fmerakli Says:

      Dogru soyluyorsunuz Ferhat Bey. Islak imzalisi da ortaya cikan AKP’yi Bitirme Plani’nin, Dursun Albay tarafindan terfi alamadigi icin kizip orduyu guc durumda birakmak amaci ile hazirlanmis ve disariya sizdirilmis oldugunu biraz gecikmeli de olsa TSK ortaya cikarmisti. Nitekim Dursun Albay askeri mahkemede bu suc isnadi ile yargilaniyor simdi.

      Benzer bir gelismeyi 1. Ordu’dan ve Golcuk’ten cikan/sizdirilan belgeler icin de bekliyoruz!

      Cevapla

      • eminkk Says:

        Sn fmeraklı
        Bu davanın resmi soruşturması 11 aydır sürüyor. Beyaz atlı prens mi bekliyorsunuz? Beklediğiniz şimdiye değin niye çıkmamış da, o zaman çıkacak? Yeni kazılar mı var?

        Tekrar ediyorum bir darbe planı yapıldıysa, hemen senaryo çizin kafanızda, hangi safhalar/faaliyetler olacak? Bu safhalara/faaliyetlere ait belirleyici hangi izler olmalıdir? Çıkarın bir liste ve sorun hangileri iddianamede tespit edilmiş? Ordu falan-falan darbeleri yaptıysa balyozu da yapmıştır genellemesi işin kolayı.

        Listenin en başına bu 11 no.lu CD yi kim getirdi? nereden aldı? yı koyun. Buradan çorap söküğü gibi olayı çözmez miyiz? Niye temel araştırma yapılmıyor da Bir CD nin teknik özellikleri ile boğuşup duruyoruz. Biri bize cambaza bak mı yapıyor?

        Cevapla

        • fmerakli Says:

          Cok dogru soyluyorsunuz Emin bey. Temyiz asamasi mumkun gorunmuyor ama keske agir cezada dava secimlere kadar sonuclandirilabilse…

          Turkiye yeni bir anayasa yapma surecine girmis gorunuyor ve yeni bir toplumsal sozlesmenin hakettigi sekilde toplumsal diyalog ile, toplumun farkli kesimlerinin ortak paydalarinin kesistigi noktalari ortaya cikaracak, dikkate alacak bir cerceve icerisinde hazirlanabilmesi icin bu davalarin ulkede yarattigi kamplasmanin asilmasi gerekiyor.

          Gerci bu davalarin sonuclandirilmasinin sozkonusu kamplasmayi birdenbire bitirecegini ummak biraz fazla iyimserlik olur ama yine de bu davalarin en hizli sekilde sonuclanmasi ulkenin hayrina olacaktir.

          11 nolu CD ile ilgili haklisiniz ama anlasilan sordugunuz “kim getirdi, nereden aldi” sorularinin cevabi henuz ikna edici bir sekilde verilemiyor…

          Cevapla

          • eminkk Says:

            Sn fmeraklı
            “kim getirdi, nereden aldi” sorularinin cevabi henuz ikna edici bir sekilde verilemiyor… demişsiniz.

            Ben “kim getirdi, nereden aldi” araştırmasının yapılmadığını söylüyorum. Birileri bu yolla kısa sürede gerçeğe ulaşılması mümkün iken dikkatleri CD içeriği (aman neler yapmışlar neler?) ve teknik özelliklerine çekerek yargıyı uzattığını (arada odun atmalar da var) düşünüyorum.

            Cevapla

            • fmerakli Says:

              Yine haklisiniz Emin Bey. Bugun Vatan gazetesinden Can Atakli ismini aciklamadigi bir kaynagina dayanarak TSK’nin bir takim calismalar yaptigini ve yakinda bir aciklama yapacagini soylemis.

              Gerci bu sorusturmanin savcilik tarafindan yurutulmesi lazim, zira TSK’nin aciklamalari yargi surecinde mahkemenin tarafsizligi ve bagimsizligina golge dusurebilir, en azindan gecmiste bu tur sikintilar yasaniyordu.

              Belki de en dogrusu, TSK savcilikta olmayan bir takim bulgulara ulasirsa, bunu internette gece yarisi bilgi notu yayinlamaktansa, devlet mekanizmasinin olagan isleyisi cercevesinde savciliga intikal ettirmesi.

              Cevapla

          • Bulent Murtezaoglu Says:

            Secime manali bir seyin yetismesi mumkun degil bence. Bir suru cozulmemis cinayet ve siddet olayi da var, daha oraya hic gelemedik. Burada gordugumuz tutarsizliklarin tatminkar bir aciklamasi da lazim, o da ortaya cikacak gibi gozukmuyor. Buyuk bir beklentim yok, hayirlisi filan diye bir seyler mirildaniyorum ben burada, umitsiz degilim ama bu isleri cabuk/adil cozebilecek olsaydik zaten kendimizi bu hale hic sokmazdik diye dusunuyorum.

            Cevapla

  15. ilhan k. Says:

    En son camiye ortaokul ikinci sinifta bayram namazi icin gitmis, o gunden beri dinle tek iliskisi vefat edene kadar raki icerken ezan okundugunda babaannesine ayip olmasin diye raki bardagini sofraya birakmis, pazar kahvaltilarinda domuz eti falan demeden sosisleri, bacon’lari hupletmekten son derece keyif alan bir adami cemaat ne yapsin…

    baransu hazret de boyle savunmalara geciyor sik sik.sosyolojik tahlil materyali olmasi bir yana,psikiyatri bilimini da bayagi bir alakadar edecek turden ayrica enteresan.pazar kahvaltisi icin domuz etli sosisi nereden tedarik edebiliriz bayim?fetocu olmaktan imtina etmek bakimindan soruyorum,lutfen merakimi mazur gorunuz.

    Cevapla

    • fmerakli Says:

      Ilhan bey, Edirne’den ciktiniz mi her yerde tedarik edebiliyorsunuz. Ben yaklasik on senedir yurtdisinda yasiyorum, bulmak hic zor olmuyor. Ama Istanbul’da Nisantasi’nda Taksim dolmuslarinin kalktigi yere yakin bir supermarket vardi, eger kapanmadi ise oradan alabilirsiniz. Ama bugune kadar yemedi iseniz, kendinizi zorlamayin. Guzel bir sise sarap da is gorur!

      Cevapla

      • Bulent Murtezaoglu Says:

        Is gormez cunku kripto-Fethullahci denen bir sey de var. Iste ‘tedbir’ olarak icki icen, oyle gozuken filan. Bu yaygin insan teshis etme metodu herhalde diger metodlarin calistigina sahit olunmadigi icin yerlesmis. Ayni seyi biri soyleyince iyi oteki soyleyince kotu olmasinin da benzer bir sebebi olabilir belki. Memleket — hele net ciktiktan sonra — deney tupu gibi herhalde sosyal bilimciler icin. Bakan ugrasan vardir diye dusunuyorum.

        Cevapla

        • fmerakli Says:

          Bulent bey vallahi sizden cok sey ogreniyorum. Bu icki icen kripto Fethullahcilari hic duymamistim, bir ara zaman bulup bakmak lazim, insanlar bu konularda yazip cizmis mi diye…

          Cevapla

          • Bulent Murtezaoglu Says:

            Aaa, boyle bir suru hikaye var. Biraz kurcalarsaniz bulursunuz. Bunlarin hepsi dogru olmak zorunda degil ama bu ‘tedbir’ isi hem cemaat icinde hem cemaat disinda (farkli sekillerde tabii) abartilmis benim anladigim kadariyla. Dolayisiyla sizin icki icmeniz domuz yiyorum demeniz filan size Fethullahci diyenleri kesmeyebilir. Sakat tabii bu hal. Genelde bir denene inanmama, denene bakmak yerine diyeni teshis etmeye calisma tarziyla da kismen alakali olabilir.

            Cevapla

  16. solmaz türk Says:

    Fmeraklı;
    Hala olayları çarpıtmaya devam ediyorsunuz.”Albay Dursun Çiçek’in terfi alamadığı için kızıp orduyu güç durumda bırakmak için ıslak imzalı belgeyi hazırlayıp sızdırmış olduğu TSK tarafından ortaya çıkarılmıştı”diyorsunuz.Bu tamamen çarpıtılmış bir yazı.TSK hiç bir şey ortaya çıkarmış değil.Bu sadece askeri savcının iddiası.Ortada ispatlanmış bir şey.yok.Bu kadar çarpıtma bir akademisyene yakışıyor mu ?Ben size kadrolu eleman derken fetocu demedim ki üstünüze alınıyorsunuz.Başka yerlerden de asker düşmanı bir sürü eleman var.Dinci de demediğim halde rakı içtiğinizi söyleyerek ne ispat etmeye çalışıyorsunuz.Keşke dindar olsaydınız da da içinizde Allah korkusu olsaydı.İftira atılarak,sahte belge düzenlenerek senelerce haksız yere içeride yatan kişiler vicdanınızı sızlatmıyor mu?Yarbay Ali Tatar’a ait denilen bir yazının ona ait olmadığı ortaya çıktı.ALİ TATAR’ın kanının canının hesabını kim verecek?Bulunan belgelerdeki sahtekarlıkları neden göz ardı ediyorsunuz?

    Cevapla

    • fmerakli Says:

      Solmaz hanim, bana daha once fetocu dedikten sonra, ben fetocu olmadigimi benzer minvalde soyleyince, yukaridaki sorularin hepsini sormustunuz ve ben de cevabini vermistim. O gunden bu yana cevaplarimda bir degisiklik olmadi. Bu nedenle size daha once vermis oldugum cevabi blogta bulup tekrar okumanizi rica edecegim…

      Cevapla

  17. solmaz türk Says:

    fmeraklı;
    Bu arada hatırlatayım dedim;Tuncay Güney denilen elemanda dindar değildi ve önüne gelene kadrolu bir eleman gibi iftira atmayı sürdürüyordu.Eminim o da şu anda bulunduğu Kanada’da domuz sosislerini,baconları hüpletiyordur.

    Cevapla

  18. Sozcan Says:

    Fmeraklı,
    Fetocu olmadığınızı ıspatlamak için içki ve domuz eti muhabbetiniz komik bir argüman olmuş..Cemaatçi olmak ve onların değirmenine su taşımak için ışık evlerinde yetişmek gerekmez.Bu cemaate ne yaparsa yapsın en çok destek verenlerin ‘’isli viski ‘’içtiklerinden haberiniz yok galiba

    Cevapla

    • fmerakli Says:

      Vallahi “isli viski” nedir hic bilmiyorum, ilk defa sizden duydum. Gerci ben viski pek icemiyorum, bizim kulturumuzde yok pek. Babamdan oyle gordum, rakinin yerine pek baska bir sey koyamiyorum. Gerci yurtdisinda yasayinca biraz biraz kirmizi sarap da icer olduk ama isli viskiyi ne ictim ne de duydum…

      Cevapla

  19. solmaz türk Says:

    fmeraklı;
    Baconları,domuz sosislerini nereden satın aldığınızı söylerseniz gidip alıp biraz da biz hüpletelim.

    Cevapla

    • fmerakli Says:

      Yukarida Ilhan bey ayni seyi sormustu, oradan kopyalayip yapistiriyorum:

      Edirne’den ciktiniz mi her yerde tedarik edebiliyorsunuz. Ben yaklasik on senedir yurtdisinda yasiyorum, bulmak hic zor olmuyor. Ama Istanbul’da Nisantasi’nda Taksim dolmuslarinin kalktigi yere yakin bir supermarket vardi, eger kapanmadi ise oradan alabilirsiniz.

      Cevapla

  20. ccgursel Says:

    Birbirimize atip tutmakla hicbir yere varamayiz. Bence “fmerakli”nin isine geliyor konunun sahtecilik ispatlarindan karsilikli polemige donmesi. Boylelikle guzel bir sekilde konuyu saptiriyor, tabiri caizse “babaliyor”.

    Fmerakli, Golcuk belgelerindeki sahtecilik ispatlari karsisinda soyleyecek bir seyin var mi?

    Ornegin o tarihte olmayan gemi veya o tarihte henuz albay olmayan vatandasin albay olarak yazilmis olmasi hakkinda ne dusunuyorsun?

    Cevapla

  21. ihtimal Says:

    Beyler, Balyoz dokumanlarina yine gelsek diyorum!!! Su yasemin.ppt olayine biraz daha fazla kilitlenelim!

    Cevapla

    • fmerakli Says:

      Astsubayin esinin 2008 tarihli banka dekontunun kayitli oldugu powerpoint belgesinin ustverisinde yer alan 2003 tarihine askeri savcilik mantikli bir aciklama getiremedigini ifade etmis.

      Askerlerin mantikli bir aciklama bulamadigi bir olay icin blog yorumcularindan mantikli bir aciklama beklemek fazla iyimserlik olur diye tahmin ediyorum.

      Ama tabii, “depoya kaldirilmis bir harddiske manipulatif belge yukledigi iddia edilen bir sahte belge cetesi, neden harddiskte yer alan manipulatif olmayan belgelerin ustverileri ile oynar?” sorusuna da yargi surecinde mantikli bir cevap bulunmali diye dusunuyorum…

      Cevapla

      • Taylan Says:

        fmerakli,

        ccgursel’in 20 numaralı yorumu hakkında ne düşünüyorsun gerçekten çok merak ediyorum.

        Cevapla

        • ccgursel Says:

          Ya ne dusunecek Taylan, “ben buna cevap veremeyecegime gore susar konunun dagilmasini beklerim” diye dusunecek. Ucuz hesaba giris, ilk ders.

          Ha cevap verebiliyorsa buyursun versin tabi, takipcisiyiz.

          Yasemin.ppt dosyasi suc unsuru icermedigine gore size ne faydasi var onu da aciklayin madem tartisalim. Sonucta amac gercegi aramak. Tabi yureginiz yetiyorsa eger diger sahtecilik ispatlarinin da cevaplarini verirsiniz.

          Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: