Gölcük belgelerinden ilk izlenimler

Gölcük’te “bulunan” belgeler yeni elimize geçti. Görünen o ki özellikle Suga ve Oraj planları ile ilgili bir çok ek belge üretilmiş. Bunları incelememiz zaman alacak, ancak belgelerde çabucak göz geçirirken farkettiğimiz bir ilk tarih tutarsızlığını hemen not edelim.

Suga planı ile ilgili yeni belgelerin biri Müzahir Personel Listesi başlığını taşıyor. Aşağıda bu belgenin bir kesidini görüyorsunuz:

clip_image001

Belgenin üstverilerine göre oluşturma tarihi 14.12.2002, son kaydetme tarihi ise 20.01.2003. Yani üstverilere inanacak olursak belge son halini 20 Ocak 2003’te alıyor.

Ancak listede görünen A.D.M.’nin birliği CC MAR NAPLES o tarihte henüz yok. Bu blogda daha evel yazdığımız gibi, CC Mar Naples, 1 Temmuz 2004 tarihinde kuruluyor ve bu tarihten itibaren Headquarters Allied Naval Forces Southern Europe (HQ NAVSOUTH)’un yerini alıyor.

İlginç olarak, aynı belgede üç diğer denizcinin birliği de NAVSOUTH olarak görülüyor. Halbuki CC MAR NAPLES’in var olduğu tarihlerde NAVSOUTH yok, NAVSOUTH’un olduğu tarihlerde de CC MAR NAPLES yok.

Anlaşılan sahtekarlarımız bu listeleri değişik tarihli belgelerden edindikleri bilgileri toplayarak üretmişler. Sonra da kendi hazırladıkları belgelerin üstverilerinde görülen tarihleri geriye doğru değiştirmişler.

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

20 Yorum “Gölcük belgelerinden ilk izlenimler”

  1. fenerant Says:

    Yazıda imza bloğu yer alan (Tümamiral – o günkü rütbesi Dz.Kur.kd.Alb) Caner Bener hakkında Balyoz soruşturmasını yürüten özel yetkili savcılıkça şüpheli olarak soruşturma yapıldığını ancak savcılık tarafından takipsizlik kararı verildiğini belirteyim.

    Bu yazı Roma Silahlı kuvvetler ataşeliğince yazılmış olarak görünüyor. Bu evrak gerçek ise Roma Büyükleçiliğinde aslının olması gerekir.

    Savcılık bu yazının olup olmadığını Roma Büyükelçiliğine sormuş ise gelen cevap ek delil klasöründe olmalıdır.

    Cevapla

    • fenerant Says:

      Bu evrak doğru ise Büyükeleçilik kuryesi ise Türkiye gönderilmiş olması gerekir. Büyük Elçiliktedeki kurye edilen evraklar listesinde bu evrakın kaydı da olmalıdır.

      Cevapla

    • fenerant Says:

      Bir diğer eksiklik de emrinde toplamda 10 civarında personeli olan bir Slh Kuvvetler ataşesinin bu subayların sicil numaralarını bilmemesi ve sicil no sütününu eksik bırakması da düşünülemez.

      Cevapla

  2. fmerakli Says:

    Eminim ki sayin Dogan ve Rodrik Golcuk belgeleri ile ilgili siki bir calisma yapip bir takim tutarsizliklari ortaya koyacaklar.

    Ama bugun basina yansiyan islak imzali kimi dokumanlarin gercek oldugu kriminal inceleme sonucunda ortaya konursa bu tutarsizliklarin davanin seyrine cok ciddi bir etki yapmayacagini dusunmek mumkun. Ornegin Ozden Örnek imzali Ekim 2003 tarihli “GİZLİ” ibareli yazıda bir yazıda, “1. Ordu Komutanlığı Koordinatörlüğünde devam eden Balyoz Harekat Planı çalışmaları…” ifadesi kullanildigi aktariliyor haberlerde. Eger bu belge islak imzali oldugu soylenen belgelerden biri ise ve imzanin Ozden’e ait oldugu tespit edilirse Balyoz planini senaryo olarak nitelemek o kadar da kolay olmayacak.

    Ancak bu Golcuk belgeleri ile ilgili en ilginc yorum Cetin Dogan’in avukati sayin Ulgen’den geldi. Ulgen, “Soruşturma tamamlandığı ve yargılama başladığı için savcılıkça sonradan toplanan Gölcük Donanma Komutanlığı’nda ele geçirilen belgeler delil niteliği taşımaz” gibi absurd bir gerekce ile mahkemeye itiraz etmisti.

    Absurdlugu ortaya koymak icin dun bir kez daha andigimiz Hrant Dink’in davasini ornek olay olarak kullanayim. Diyelim ki Ogun Samast’in bir emniyet, isthibarat, ordu mensubu ya da siyasetci ile (ki bu dort kurumun da Dink’in katlinde dahli olmasa da mahsuru vardir) yaptigi ve istihbarat kurumlarinca kaydedilmis ama bugune kadar bir sekilde saklanabilmis telefon kayitlari ortaya cikiyor ve konusmalarda Samast’in cinayete azmetterildigi konusmalar geciyor. Bu konusmalar savci tarafindan dava dosyasina eklendiginde Samast’in avukatlari “sorusturma tamamlandigi ve yargilama basladigi icin ele gecirilen kayitlar delil niteligi tasimaz” diye bir itirazda bulunuyorlar. Eminim ki boyle bir sey olsa sayin Dogan ve Rodrik de boyle absurd talep mi olur derlerdi, bilmiyorum Ulgen’in bu absurd itirazi hakkinda ne dusunuyorlar?

    Cevapla

    • Can Acar Says:

      fmerakli,

      Akademisyen olduğunuzu söylemiştiniz. Akademik çalışma yaparken önce ne bulmak istediğinize karar verip deneylerinizi ve araştırmalarınızı ona göre mi yapıyorsunuz?

      Bir parça önyargılarınızdan sıyrılıp araştırma yapsanız, bahsedilen “belgenin” Özden Örnek adına imzaya açılmış elektronik bir doküman olduğundan bahsedildiğini de rahatlıkla bulabilirdiniz.

      Ayrıca, Dursun Çicek davasında da defalarca ıslak imzaların bile taklit edilebileceğini gösterdiler.

      Durum buyken yukarıdaki yorumu defalarca yanıltıcı ve yalan haber yaptığı kanıtlanmış bir kaynaktan doğruymuş gibi alıp tartışıyorsunuz.

      Tarafsız olmak zorunda değilsiniz, en azından zekamıza hakaret etmeyin.

      Eğer diğer sorunuzu bir avukata danışıp bizi de aydınlatabilirseniz çok sevinirim. Bu konuda yeni bir bilgi gelene kadar, bu istekte bulunan kişinin de bir avukat olduğunu, bizden daha fazla hukuk bilgisine sahip olduğunu, ve böyle bir itirazda bulunmasının yasal bir dayanağı olması gerektiğini düşünürsek çok mu ayıp etmiş oluruz?

      Cevapla

      • fmerakli Says:

        Can Bey biraz sakin olsak?

        Ben yaptigim yorumda bu belgenin islak imzali oldugu seklinde kesin bir dusunce ya da bilgi zikrettim mi? Acikca su rezervasyonu koydum: “egr bu belge islak imzali oldugu soylenenlerden bir ise”

        Eger siz de onyargilarinizdan siyrilirsaniz zekaniza hakaret gibi bir amacin oldugunu gormeniz kolaylasabilir.

        Bir de Dursun Cicek’in davasini ornek vermissiniz ki bence oraya hic girmeyelim, zira Ilker Basbug’un zamaninda kagit parcasi diye kukredigi o belge icin Dursun Cicek bugun askeri mahkemede “terfi alamadigi icin TSK’yi zor durumda birakacak o belgeyi hazirlayip yaymak” sucundan yargilaniyor.

        Hani “yerseniz!” denir ya Turkce’de olmazi olurmus gibi gostermeye calisilan durumlar icin, bu Cicek’in askeri mahkemede yargilanma sebebi de aynen oyle, “yerseniz!”

        Cevapla

      • merttalay Says:

        Can Bey, sanik avukatlarinin “Soruşturma tamamlandığı ve yargılama başladığı için savcılıkça sonradan toplanan Gölcük Donanma Komutanlığı’nda ele geçirilen belgeler delil niteliği taşımaz” seklindeki itirazi hakkinda ne dusunuyorsunuz?

        Cevapla

        • Can Acar Says:

          merttalay,

          Bu konudaki görüşümü daha önce de belirtmiştim zaten:

          Eğer diğer sorunuzu bir avukata danışıp bizi de aydınlatabilirseniz çok sevinirim. Bu konuda yeni bir bilgi gelene kadar, bu istekte bulunan kişinin de bir avukat olduğunu, bizden daha fazla hukuk bilgisine sahip olduğunu, ve böyle bir itirazda bulunmasının yasal bir dayanağı olması gerektiğini düşünürsek çok mu ayıp etmiş oluruz?

          Hukukçu değilim. Bir davaya “yeni deliller eklemek” ne demek bilmiyorum. Tüm delilleri birlikte değerlendirmenin bu iddianame ile mümkün olamayacağı ortada. Yeni iddianame mi yazılacak? Yeni dava mı açılacak? O zaman eskisine ne olacak? Bu davalar daha ne kadar sürecek? Bu soruların cevaplarını bilmiyorum. Avukatın kendi müvekkilleri açısından en hızlı sonuçlanacak yolda çaba sarfettiğini düşünüyorum.

          Saygılarımla …

          Cevapla

          • merttalay Says:

            Can Bey ben de hukukcu degilim, zaten sorumu bu istegin hukuki dayanagindan cok davada gerceklerin ortaya cikmasina nasil bir katkida bulunacagini anlamadigim icin sordum. Zaten dediginiz gibi (normal olarak) sanik avukatinin cabasi muvekkillerinin en hizli sekilde beraat etmesini saglamaya yoneliktir, gerceklerin ortaya cikmasina yonelik degil. Bizim gibi davayi uzaktan izleyenlerin ise ilgisinin gerceklerin ortaya cikmasi yonunde oldugunu dusunuyorum.

            Bu arada Radikal’in son haberinde soyle bir ifade var: ”

            Savcı ayrıca 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan’ın 1. Ordu Seminer’inde 20 Aralık 2002 tarihli konuşmasında bu emir ile çok benzer nitelikte konuşma yaptığı belirtiliyor. Konuşmanın tam metni de delil olarak dosyaya ekleniyor. Bu konuşmada Çetin Doğan’ın “Milli Güvenlik dersi denetlemeleri devam edecek… Bunları Asayiş Emniyet Toplantısı’nda dile getirdik… Türbanın, irticanın mesafe kazanmasına izin vermeyeceğiz” dediği öne sürülüyor.”

            Yani anladigim kadariyla seminer konusma metni de iddianamaye delil olarak girmis, burada daha once degindigimiz bir noktaydi. Ayrica Milli Guvenlik dersleri de askerin kilik/kiyafet denetleme araci olarak kullaniliyormus, bunu da gormus olduk.

            Cevapla

          • fmerakli Says:

            Can Bey,

            Zaman, Taraf gibi gazetelere suphe ile bakilmasini anliyorum da yandas denilemeyecek Dogan grubuna ait Vatan Gazetesi’nde Golcuk’te bulunan belgeler ile ilgili olarak su ifadeler yer aliyor:

            “Altında dönemin deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’in imzasının bulunduğu ve Ankara, İstanbul, İzmir Birlik Komutanlığı’na gönderilen bir yazıda, darbe aşamasında karşıt reaksiyon gösterebilecek bazı komutanların 1. Ordu Komutanı’ndan alıcak izinle geçici süreyle gözaltına alınması gerektiği vurgulandı.”

            Haber metninde konu edilen pek cok diger belge icin diger belge icin XYZ “komutani adina imzaya acilan belge” tabiri kullanilirken, yukarida sozu edilen belge icin Ozden Ornek’in imzasinin bulundugu tabiri kullanilmis.

            Acaba siz diger kaynaklarda benzer bir kullanima sahit oldunuz mu diye bir sorayim istedim…

            Cevapla

        • fenerant Says:

          merttalay@

          Avukatın söylediği ” Gölcük te bulunan belgelerin BU davada ( balyoz davasında ) delil niteliğini taşımayacağını söyledi. Ki bu iddiası hukuken doğrudur. Hiç bir sanık iddianamede yazılı olmayan iddialardan ve delillerden dolayı yargılanamaz. Bu belgeler hukuken nasıl delil niteliği taşır? Onu da anlatayım. Savcılıkça bu delilleride içeren ek iddianame hazırlar ve mahkeme de açılacak yeni davayı kabul ederse; doğal olarak bunlar delil niteliği taşıyacaktır.

          Can Beyin size ve fmeraklı arkadaşa söylemek istediği ve sizin bilmediğiniz ve gözardı ettiğiniz hukuki konu budur.

          Cevapla

    • trsaby Says:

      Daha önceden olacakları zaten söylemiştiniz veya en azından ima etmiştiniz. Bir kaç gün önce, ortada davayı etkileyecek herhangi bir delil yok iken, kazılardan yeni deliler çıkacağını zaten biliyordunuz. Şimdi siz bu konuda taraf mısınız yoksa tarafsız mı? Nasıl oluyorda siz bu senaryoyu yazabildiniz, herhalde gaipten haberciler haber getirmiş olmalı..

      To good to be true. Size vermiş olduğum cevabı tekrar ediyorum. Eğer 1. Ordu KK Istanbulda hazırlanan darbe planına ait bilgiler, 3. Ordu Dz.K.’e ait bir yerden 8 sene sonra yapılan kazılar sonucu ortaya çıkıyor ise, bu paşalar darbe falan düzenleymezler, durum gerçekten çok vahimdir. Böyle bir senaryo gerçek olabilir mi? Çetin Doğan paşanın zekasına hakaret etmektesiniz. Siz, böylesine geri zekalı paşanın, zavallının yaptığı darbenin başarıya ulaşacağını düşünürmüsünüz?

      Eğer siz bunları satın alıyor iseniz, ve de bunlara inanıyor iseniz vede gerçekliğinden hiç bir kuşku duymuyor iseniz, ve de iddia ettiğiniz gibi bir çıkarınız yok ise siz akademisyen falan olamazsınız, ancak birilerinin şaksakcısı olursunuz.

      Ben açık konuşayım

      Cevapla

      • fmerakli Says:

        Trsaby,

        Uzun yillardir yurtdisinda yasayan ve akademisyen olarak calisan biri olarak pesinen ifade edeyim ki gaip ile herhangi bir haber baglantim yok. Golcuk’te istihbarat sube muduru bir binbasinin odasinin altinda bulunan cuvallar icerisinde Balyoz davasi ile ilgili belgeler oldugu basina yansidi, ben de oradan okudum. Ama muhabirler bu bilgileri gaipten habercilerden aldilar ise onu bilemem, bunu onlara soracaksiniz.

        Bir de Golcuk’te yapilan kazida belgeler bulunmasi ile Cetin Dogan’in akli melekeleri arasinda bir iliski oldugunu da dusunmuyorum acikcasi. Dahasi, Balyoz sorusturmasi baslamis, iddianame mahkeme tarafindan kabul edilmis ve cok sayida muvazzaf/emekli subay sanik sandalyesine oturtulmuslarken bu dava ile ilgili olan ya da oldugu izlenimi verebilecek belgeleri arsivlerden, kozmik odalardan alip yerin altina saklamak bana pek de imkansiz bir sey gibi gelmiyor.

        Bir de sordugunuz soruya cevap vereyim. Bahsettiginiz senaryo kesin gercektir demiyorum ama evet, boyle bir senaryonun gercek olabilecegine inaniyorum. Ben de sizin gibi acik konusayim; 27 Mayis’in, 9 Mart’in, 12 Mart’in, 12 Eylul’un, 28 Subat’in, 27 Nisan’in yasandigi ve hatta Dursun Cicek isimli bir albayin terfi alamadigi icin kizarak TSK’yi yipratmak amaci ile hukumeti ve bir cemaati hedef alan ‘sozde’ bir eylem plani hazirlayip bunu basina sizdirdigi gerekcesi ile askeri mahkemede yargilandigi bir ulkede, evet bu senaryonun da gercek olabilecegine inanirim. Bunu da herhangi bir cikarim oldugu icin degil, manzara-i umumiyeye bakarak yaparim.

        Tabii sizin de tum bunlarin bir senaryo olduguna inanma hakkiniza saygi duyuyorum. Ancak Golcuk’ten cikan belgelerin sahte oldugunu Cetin Dogan’in akli melekeleri ile ve sadece bununla iliskilendirerek aciklamaya calisirsaniz, birileri cikip amacinizin adaletin tesisi ya da adil yargilanmanin saglanmasi degil, birilerinin saksakciligini yapmak oldugunu soyleyebilir, ben uyarmis olayim.

        Cevapla

        • fenerant Says:

          fmeraklı@

          “Dahasi, Balyoz sorusturmasi baslamis, iddianame mahkeme tarafindan kabul edilmis ve cok sayida muvazzaf/emekli subay sanik sandalyesine oturtulmuslarken bu dava ile ilgili olan ya da oldugu izlenimi verebilecek belgeleri arsivlerden, kozmik odalardan alip yerin altina saklamak bana pek de imkansiz bir sey gibi gelmiyor.”

          diyorsunuz.

          Ben de şunu söylesem: ” Balyoz sorusturmasi baslamis, iddianame mahkeme tarafindan kabul edilmis ve cok sayida muvazzaf/emekli subay sanik sandalyesine oturtulmuslarken bu dava ile ilgili olan ya da oldugu izlenimi verebilecek belgeleri arsivlerden, kozmik odalardan alip yerin altina saklayacak kadar basiretsiz bir suçlu olamaz. Ki böyle salak darbeciler varsa en ağır cezaları alınsınlar ve kesinlikle alırlar da.

          Ancak darbe iddiası ile yargılananların böyle salakça deliller bırakması fazla manidar değil mi?”

          Cevapla

          • merttalay Says:

            fenerant ve trsaby,

            TSK generallerinin IQ duzeylerini lutfen fazla abartmayin. Eger bu konuda bir “benchmark’a ihtiyac duyarsaniz, lutfen erke donergeci seminerinde sira sira dizilen generaller akliniza gelsin. Bilimsel dusuncenin gucu:)

            Cevapla

        • trssby Says:

          fmeraklı,

          “Ama muhabirler bu bilgileri gaipten habercilerden aldilar ise onu bilemem, bunu onlara soracaksiniz.”

          Ne güzel sorumluk bende değil, gazetecide, ben onların yalancısıyım demek sizi kurtarmamaktadır.

          Balyoz savcılarının hazırlamış olduğu iddaname tamamen çürütülmüş durumda, savunulacak herhangi bir tarafı kalmamış, kamu vicdanında kimin suçlu kimin suçsuz olduğu belirlenmiştir.

          ” cikan belgelerin sahte oldugunu Cetin Dogan’in akli melekeleri ile ve sadece bununla iliskilendirerek aciklamaya calisirsaniz,

          Maalesef olaylar anlattığınız gibi değil. Darbe semineri, bilindiği gibi, 1. Ordu karargahında Istanbul Selimiyede 2003 yılında yapılmıştır. Iddanamenin hazırlanması 1.5 yıldan fazla zaman almıştır. Gölcük Deniz Kuvvetleri Karargahında, Balyoz ile ilgili kanıtların çıkma olasılığı nedir? 2003 yılında yapılmış bir darbe semineri ile ilgili 2. iddanamenin hazırlanmasını gerektirecek ve mahkum ettirecek kanıtlar 2010 yılının Aralık ayında, mahkemenin başladığı tarihlerde mahkemenin sizler için pek te iyi gitmeyecek bir aşamasında, Selimiyeden 100 km ötede Gölcükte ortaya çıkmasını nasıl yorumlamaktasınız? Olaylarda, kişileri mahkum ettirmek için bir zorlama olduğunu görmemekte hiç bir şüphe duymuyor iseniz, adaletin bu şekilde tesis edileceğine aklınız yatıyor demektir.

          ADALET bu şekildemi tesis edilecek ?.

          Cevapla

          • fmerakli Says:

            Trssby,

            Balyoz davasinin kamuoyu vicdaninda cokmus oldugu, kimin suclu kimin sucsuz oldugunun belirlendigi kanisina nasil kapildiginizi bilmiyorum ya da bu kaniya varirken ne tur olcutler kullandiginizi bilmiyorum.

            Asker sivil iliskilerinde baglaminda kamuoyunun verdigi son acik mesaj sivil siyaset uzerinde asker vesayetinin kirilmasina yonelik onemli degisikliklerin halkoyuna sunuldugu referandum idi ve orada da kamuoyunun ne takdir ettigi malumunuz.

            Golcuk olayi ile ilgili de ayrintili cevap yazmayacagim, zira aklima takilan ve size de cevap niteliginde olan bir olasiligi Dogan ve Rodrik’in son blog yazilarinin altina yorum olarak ekledim, dilerseniz oradan okursunuz.

            Cevapla

  3. eminkk Says:

    Yalan-sahtekarlık bilgi kirliliği sürüyor. Sahtecilik kanıtları karşısında önemi azalan ve kamu vicdanında çöken (bakınız asrın davasını kaç gazeteci izliyor) bu davayı gündeme taşımak için yapılan çok güzel hareketler bunlar. Bunlardaki sahtelikler de yakında gündeme gelecek.

    Burada yapılan şu: Ele geçen belgeler tabiri ısrarla halkın kafasını karıştırmak için kullanılıyor. Bunların bir kısmı uydurma, herkesin bilgisayarında yazabileceği word belgeleri, bır kısmı da yasal mahiyetteki yazışmalardır. Bu yazışmalarda mahiyet itibarı ile benzeşimler “Balyoz uygulamaya geçmiş” gibi sunuluyor.

    Tartışılması gereken ıslak imzalı bu yazıların balyozu andırıyor olması değil, o zaman yürülükteki yasa,yönerge vb uygun olup olmadığıdır.

    Bu ve bundan sonra benzeri buluntuların çıkacağını, belkide kimilerinin bu iddianame kapsamı dışına çıkacağını (Hırant davası ile ne alaka bağlantılar gibi) tabiki bunlara itiraz edileceğini, ateş bittikçe yeni odunlar atılacağını öngörmek zor değil. Bu süreçte kafası karışacaklara, Hanefi Avcının iddialarını, hala bunların soruşturulmadığını, anında sol bir örgüt üyesi yapıldığını ve şu an içerde unutulduğunu hatırlayım. Yine her türlü bilgi ve belgeyi (özellikle askeri alanda) anında bulan, anında medyasında şuçluyu yargılayan bir sistemin neden 4 senedir Hırant davasında (aslında bir sürü davada) sonuça varamadığı da (bir kül olarak) değerlendirilmelidir.

    Cevapla

  4. erkan Says:

    Adımdan nasıl eminsem,balyoz,kafes, poyrazköy,amirallere suikast,başlangıçta fuhuş şimdilerde bu ad basit olsa gerek askeri casusluk adını alan davaların, zamanın muktedirleri tarafından yaratılan/oluşturulan düzmece davalar olduğundan eminim.

    Cevapla

  5. alp moripek Says:

    ayrıca hiçbir dönemde tsk da ilgi dediğimiz yazının makamı dosya numarası vs. şekilde görülen karakter ve italikte olmamıştır.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: