Radikal gazetesindeki Balyoz yazı dizisi – bölüm 4

Dizinin bugünkü bölümünde Emre Uslu ile söyleşi yer alıyor. Buradan ulaşabilirsiniz.

Bu söyleşide bizim en çarpıcı bulduğumuz konu, Uslu’nun savcıları “iyi is çıkarmamakla” suçlaması, ancak savcıların uzmanlığına başvurduğu (hatta iddianamenin önemli bir kısmını birebir kopyaladıkları tespit raporlarını hazırlayan) emniyet görevlilerinin bu soruşturmadaki rolünden hiç bahsetmemesi. Bu önemli noktayı kaydettikten sonra, Uslu’nun kafa karıştırıcı, bilgi değeri taşımayan ve kimisi de doğru olmayan ifadelerine bakalım.

Emre Uslu, tüm Balyoz belgelerinin kayıtlı olduğu 11 no.lu CD için şöyle diyor:

“Çelişkilerin yer aldığı belgelerin, 11 No’lu CD’nin içinden çıkıp çıkmadığını bile anlayamıyoruz. O kadar karışık yani.”

Bu konu hiç karışık degil. 11 no.lu CD’nin içinden çıkan belgeler, Emniyet’in tüm CDler için hazırladığı bilirkişi raporunda, Emniyet’in 11 no.lu CD için hazırladığı ek mütalaa raporunda, ve iki ayrı TÜBİTAK bilirkisi raporunda açıkça belirtiliyor. Bu dört farklı rapor arasında CD’lerin içerdigi belgelere dair hiçbir tutarsızlık yok ve raporların hepsinde çelişkilerin yer aldığı bütün belgelerin 11 no.lu CD’nin içinde olduğunu görüyoruz.

Uslu şöyle devam ediyor:

“Ortada iki kaynak var: Birincisi orijinal CD’ler, ikincisi Taraf’a getirilen ve CD’leri içeren DVD’ler. Ve bu DVD’ler 2009’da kopyalanmış. Dolayısıyla savcılar incelemeyi bu DVD’ler üzerinden mi yaptı yoksa orijinal CD’lerden mi, o belli değil.”

Halbuki bu da belli ve son derece açık. Sivil savcılık tarafından görevlendirilen tüm bilirkişi incelemeleri DVD’ler değil, CD’ler üzerinden yapılıyor. DVD üzerinden inceleme yapanlar sadece askeri bilirkişiler, ve üstelik onların belgeler icin belirttiği üstveri bilgileri diğer raporlarla uyumlu.

Bu iki konuda hiçbir belirsizlik ya da karışıklık yok.

Şimdi gelelim Uslu’nun hem bugünkü söyleşisinde hem de dünkü Taraf gazetesindeki yazısında dikkat çektiği noktaya. Uslu şöyle diyor:

“Ben şimdi size 11 No’lu CD’yle ilgili önemli bilgiler açıklayacağım. 1. Ordu’da görev yapan sivil memur Sevilay Erkani-Bulut, “Ben Balyoz dosyası hatırlamıyorum ama ‘Kiliseler ve Sinagoglar’ ve ‘El Konulacak Araçlar’ dosyasını hatırlıyorum” diyor. Savcılardan doğru söyleyip söylemediğini araştırmasını beklersiniz değil mi? Ama yapmıyorlar. Ben Sevilay Erkani-Bulut’un sözünü ettiği 11 No’lu CD’deki iki dosyaya baktım, gerçekten kaydeden kişi kendisi.”

Ve şöyle devam ediyor:

“Ayrıca Sevilay Erkani-Bulut, Çarşaf, Suga, Sakal ve Oraj diye planlar hatırlamıyorum diyor. Ben gidiyorum 11 No’lu CD’ye bakıyorum, gerçekten de kaydeden o değil. Bu Erkani Bulut’un büyük ihtimalle doğru söylediğini gösteriyor.”

Uslu’nun bu tespiti doğru değil (ki olsaydı dahi, 11 no.lu CD’nin gerçek olduğuna dair bir kanıt oluşturmazdı).

11 no.lu CD’deki ‘Kiliseler ve Sinagoglar’ ve ‘El Konulacak Araçlar’ belgelerini Sevilay Erkani Bulut’un kaydettiği doğru değil. Uslu üstveri dökümlerine daha dikkatli baksa şunu görecek: Bu belgeleri, HRKBSK ve Suha Tanyeri kullanıcı adını kullananlar, başka belgelerin isim ve içerigini değiştirerek “save as”  komutuyla kaydetmişler. Yani, önce  Sevilay Erkani Bulut (kullanıcı adı 79561079) tarafından bambaşka isim ve içerik ile oluşturulmuş belgeleri açmıslar. Sonra bu belgeleri farklı bir isim altında kaydederek içeriğini değiştirmişler. Bulut’un kaydettiği orijinal belgeler 15 no.lu CD’nin içinde mevcut.

Sonuç olarak, Sevilay Erkani Bulut’un 11 no.lu CD’deki “4X4 ARAÇLAR ÇİZELGESİ.doc” ve “KİLİSELER VE SİNAGOGLAR.doc” isimli belgeleri kaydettiği doğru degil.

(Daha fazla detay isteyenler bu yazının en altına bakabilir.)

Sahte belge üretenler, boş sayfalara sıfırdan içerik doldurmak yerine ellerindeki orijinal CD’lerden kimi dokümanları açıp, farklı isimlerle kaydedip içerik değiștirmișler. Böylelikle  Bulut’un kaydettigi “KOMUTAN KAPANIŞ KONUŞMASI_05 MART 2003.doc” yeniden kaydedilerek “KİLİSELER VE SİNAGOGLAR.doc” olmuş, Yine Bulut’un kaydettigi “Birlik Personel Sayıları_A-4.doc” ise  “4X4 ARAÇLAR ÇİZELGESİ.doc” olmuş. Bu konuda aylar önce bir blog girişi yazmıştık (buraya tıklayın).

Uslu bu konuda dünkü Taraf  gazetesinde şunu da ekliyor:

Evet, 4X4 ARAÇLAR ÇİZELGESİ.doc ve KİLİSELER VE SİNAGOGLAR.doc (ve suç unsuru içeren belgeler) diğer CD’lerde yok; ancak bu iki belgeyi oluşturmak için açılan (Bulut’un farklı isim ve içerikle kaydettiği) iki belge de 15 no.lu CD’nin içinde (ilk ve son kaydeden 79561079 olarak) var. Kaldı ki Bulut, görevi gereği bunlara benzer listeler kaydetmiș ve bunları hatırlıyor olabilir. Bu da, 11 no.lu CD’nin gerçek olduğunu hiçbir şekilde göstermez.

Ortada 11 no.lu CD’nin sahte olduğuna dair bu kadar somut kanıtlar varken, Uslu, bu CD’nin gerçek olduğu konusunda ısrarcı davranıyor. İddiasina dayanak olarak da doğru olmayan ya da kesinlik taşımayan–ilgili ya da ilgisiz–kimi tespitlerini gösteriyor.

***

Burada ilgilenenler için detayları sunuyoruz.  Uslu’nun bahsettiği iki belgeye yakından bakalım.

4X4 ARAÇLAR ÇİZELGESİ.doc: Bu belge daha önce Sevilay Erkani Bulut (kullanıcı adı 79561079) tarafından “Birlik Personel Sayıları_A-4.doc” isimiyle kaydedilen belgenin, farklı bir kullanıcı (HRKBSK) tarafından açılıp yeni bir isim verilmesiyle oluşturulmuş (en son kaydeden kullanıcı adı olarak da Süha Tanyeri görünüyor). Yani Bulut’un kaydettiği doküman araçlar listesi değil, birlik personel sayıs!

Dokümanın son üç kayıt isimlerine (eskiden yeniye doğru) bakalım.

4X4 ARAÇLAR ÇİZELGESİ.doc’un son üç  kayıt dökümü:

– D:\Kişisel bilgilerim\Bilgilerim\2003 YILI ORDU PLAN ÇALIŞMASI_03\BAYRAM YB.IN ÇALIŞMALARI\Birlik Personel Sayıları_A-4.doc (saved by 79561079)

– C:\Documents and Settings\HRKBSK\Belgelerim\ORDU PLAN SEMİNERİ – 2003\SÜHA ALBAY_PLAN SEMİNERİ EKLİ DOSYALAR\4X4 ARAÇLAR ÇİZELGESİ.doc (saved by HRKBSK)

– C:\Documents and Settings\Suha TANYERI\Belgelerim\2002-2003\1 NCİ ORDU\BALYOZ GÜVENLİK HAREKAT PLANI\4X4 ARAÇLAR ÇİZELGESİ.doc (saved by Suha TANYERI)

TÜBİTAK raporundaki bu belgeye ait üstveri bilgilerine buradan ulaşabilirsiniz.

KİLİSELER VE SİNAGOGLAR.doc: Bu belge de daha önce Sevilay Erkani Bulut tarafından (kullanıcı adı 79561079) “KOMUTAN KAPANIŞ KONUŞMASI_05 MART 2003.doc” isimliyle kaydedilen belgenin, farklı bir kullanıcı (HRKBSK) tarafından açılıp yeni bir isim verilmesiyle oluşturulmuş, son kaydeden kullanıcı adı da bu. Yani Bulut’un kaydettigi dokuman kiliseler ve sinagoglar listesi degil, komutanın kapanıș konușması!

Dokümanın son üç kayıt isimlerine (eskiden yeniye doğru) bakalım.

KİLİSELER VE SİNAGOGLAR.doc’un son üç kayıt dökümü:

– D:\Kişisel bilgilerim\Bilgilerim\2003 YILI ORDU PLAN ÇALIŞMASI_03\BAYRAM YB.IN ÇALIŞMALARI\KOMUTANIN KAPANIŞ KONUŞMALARI\KOMUTAN KAPANIŞ KONUŞMASI_05 MART 2003.doc (saved by 79561079)

– D:\Kişisel bilgilerim\Bilgilerim\2003 YILI ORDU PLAN ÇALIŞMASI_03\BAYRAM YB.IN ÇALIŞMALARI\KOMUTANIN KAPANIŞ KONUŞMALARI\KOMUTAN KAPANIŞ KONUŞMASI_05 MART 2003.doc (saved by 79561079)

– C:\Documents and Settings\HRKBSK\Belgelerim\ORDU PLAN SEMİNERİ – 2003\SÜHA ALBAY_PLAN SEMİNERİ EKLİ DOSYALAR\KİLİSELER VE SİNAGOGLAR.doc (saved by HRKBSK)

TÜBİTAK raporundaki bu belgeye ait üstveri bilgilerine buradan ulaşabilirsiniz.

(Savcı Bayraktar’ın aldığı bu ikinci ifadede Bulut’a önce TÜBİTAK raporunu gösterdiğini hatırlatalım.)

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

38 Yorum “Radikal gazetesindeki Balyoz yazı dizisi – bölüm 4”

  1. solmaz türk Says:

    Emre Uslu’nun sahteciliği canla başla savunmasından ve gerçekleri çarpıtmasından bende şöyle bir kanaat oluştu,acaba Emre Uslu da bu sahtekarlığın içinde olabilir mi?????

    Cevapla

    • fenerant Says:

      Ne de güzel bir soru? Cevabı da içinde.
      Organize Sahte Suç Uydurma Merkezi’nin (OSSUM) İMRALI da yargılanacağı günler yakındır.

      Cevapla

  2. Taylan Says:

    Uslu, Görmüş veya başka birisi… Artık kimin ne dediğinin pek önemi kalmadı. Aynı şeyleri tekrarlıyorlar ve dezenformasyona devam ediyorlar. Balyoz, bu kesimin elinde patladı diyebiliriz. (Bu kaba tabirleri sevmiyorum ancak durumu net olarak açıklıyor)

    Ne olacak peki bu süreçten sonra? Bunu sorgulamalıyız…

    Geçtiğimiz günlerde twitter üzerinden hem Baransu hem de Uslu yeni belgeleri ima eden iletiler yazmışlardı. ’50 bin belge’ sözü geçiyordu bu iletilerde. Bu belgeleri beraber incelediklerini belirtiyorlardı…

    Balyoz konusunda hem Taraf hem de Zaman gazeteleri resmen bocalıyorlar. Doğal olarak bu sistematik saldırıyı düzenleyen ‘oluşum’ da… Bu durumu lehe çevirecek yeni hamleler yapacaklardır.

    Pınar Hanım ve Dani Bey bu organize saldırının arkasına dikkat çekerek, ciddi endişelerini sürekli dile getiriyorlar. Bir ‘uyanış’ın tohumlarını attılar diyebilirim. Bu durum da elbet başkalarını rahatsız etmiştir. Kısa zamanda yeniden saldırıya geçeceklerini düşünüyorum.

    İçki düzenlemeleri, Hizbullahçıların dışarı çıkması ve ‘ucube’ tartışmalarıyla iyice yara alan ‘YENİ STATÜKO’ boş durmayacaktır.

    Cevapla

  3. prestige Says:

    sizin derdiniz balyoz falan değil yaptığnız şey habire zaman gazetesini ve tarafı kendi acizaneliğnizle karalama kampanyası.dürüst ve birazda mümkünse tabi at gözlüklerinizi çıkarıpta bakın olaylara…sizin bu yaptığnıza resmen meyveli ağacı taşlamak denir ve aslında ne kadar önemsediğnizi gösterir.o yüzden bırakın artık boş laflarınızıda bu kasıntı hallerinizide çırpındıkça hepten komikleşiyosunuz…

    Cevapla

    • Taylan Says:

      Sayın prestige,

      İlk olarak ‘acizanelik’ lafını aynen size iade ediyorum. Lütfen sınırları aşmadan blogda fikirlerinizi belirtiniz.

      Zaman ve Taraf gazetelerini de asla karalama politikam yok. Yaptıkları haberlerde kullandıkları ‘yalan’ dili defalarca ispat edilmiş bu gazetelerin amaçlarını irdeliyorum. Zannedersem bu blogda yenisiniz. ‘Medya Yalanları’ başlığı altında ‘yalancılığı’ ve ‘dezenformasyon misyonu’ ispatlanmış bu gazeteleri incelerseniz görürsünüz. Doğru şeyler yazarlarsa da desteklerim ben, okurum da bu gazeteleri…

      Kısaca şunu belirteyim: Balyoz davasında savcılık 11 nolu CD’ye dayanarak bir iddianame oluşturdu. Pınar Doğan ve Dani Rodrik ise ‘delilleriyle’ bu CD’nin sahte olduğunu kanıtladı. Sadece CD’nin sahte olduğunu değil, bu organize saldırının alt kolları da deşifre oldu.

      Burada medya kolu çok önemli. Çünkü bahsettiğimiz gazeteler resmen toplumu kışkırtan, sanıkları etiketleyen tek taraflı yayınlar yapıyorlar. Kanıta dayalı bir şey yok ortada. Size baştan anlatmak istemiyorum tüm bunları.

      Size önerim ilk önce blogu baştan aşağı okuyun, sonra at gözlüğünü kim takıyormuş konuşalım.

      Cevapla

  4. fenerant Says:

    vay yeni cemaatçiler gelmiş. Selamlayalım.

    Cevapla

  5. prestige Says:

    vay vay düşüncenizle uyuşmayan bi yorum görünce yani işinize gelmeyince direk cemaatçi ha.siz kimcilerdensiniz acep objektif!!! tayfadanmı.şahsen ben cemaatçi değilm cemaat alıp satmıyorum anlaycağın. tıp öğrencisiyim.ama görüyorumki birileri burda tartışmayla değil kendi kendini tatmin etmeyle meşgul.siz ne kadar kassanızda millet artık uyandı boşuna kendinizi yırtmayın yani.sizede hayata daracık açıdan (oda önyargılarla) bakmayıp “sağlıklı” bi düşünce sistemi geliştrmenizi tavsiye ederim.

    Cevapla

    • fenerant Says:

      prestige ‘nin gibi ön yargısız bakmayı denedik. olmadı.
      Ama bu yalanlar pinokyonun yalanlarını bile geçti.
      Tıp müsbet bir bilimdir, araştırma ister.
      Bu sitede araştırarak hazırlanmış onlarca konu var.
      Belki bir şeyler öğrenip bilgenirsiniz. Bilginiz fazlasının zararı olmaz.

      Cevapla

    • nyoped Says:

      sayin ‘prestige’, “millet artık uyandı” demissiniz. Mahkemelerde millet degil hukuk soz sahibidir. Isterse halkin yuzde 99’u birilerini katil ilan etsin. Hukuk kurtallarina uyan bir mahkemede suclu bulunmadiktan sonra kisi sucsuzdur. “Aksi ispatlanincaya kadar herkes masumdur” yuzyillik bir kavramdir. Ne kadar geridesiniz farkinda misiniz?

      Cevapla

  6. drunkenknight Says:

    Yüzlerce insan suçsuz olduğunu ispat etmek durumunda olduğu bir davadan dolayı hapis yatmaktadır ki bu hukukun katledilmesidir…
    Mehmet BARANSU,kendisine bu belgeleri veren ONURLU SUBAYI (eğer gereçekten böyle biri varsa) açıklamalıdır…Türkiye Cumhuriyeti Devleti şayet böyle bir kişi varsa onu korumak ve kollamakla zaten mükellef olduğu için güvenlik gerekçeli kaygılar son derece yersizdir…Aksi takdirde kendisi bu sahteciliğin altında kalmaya da mahkumdur…

    Cevapla

    • nyoped Says:

      Mehmet BARANSU’nun bu belgeleri aciklamasinda sorun yok. Belgelerdeki tutarsizliklari gormezden gelmesi sorun.

      Cevapla

  7. acracia Says:

    Insanlari su veya bu sekilde yaftalamadan konussak daha iyi olacak. Sonucta fikirler tartisiliyor burada; sahislar degil. Kaldi ki, burada yarim akilli bir fikir kusan da, dogru durust fikir aciklayan da yazdigina gore, sahislar uzerinden tartismak anlamsiz.

    Zaman ve Taraf gazeteleri kesinlikle saibe altindadir. Ciddiye alinmalari icin ise elbette ki yeterince sebep var. En azindan:

    1) Mahkemenin sanik avukatlarina vermeyi red ettigi CD’lerin resimlerinin Zaman Gazetesi’ne verilmesi kesinlikle temiz olmayan, pis kokularin bulastigi bir seyi isaret etmekte. Zaman Gazetesi er ya da gec bunun hesabini vermek zorundadir. Vaktimiz var; bekleriz. Ortaya cikacak nasil olsa. Bir zamanlar 12 Eylul de tartisilamaz deniliyordu… Ben cok sakinim. Bekliyorum. Hepsi, butun pislikler cikacak nasil olsa ortaya. O zaman beraber guleriz.

    2) Bu bir bavul “belge” Taraf Gazetesi’ne gitti. Taraf Gazetesi, kamuoyunu yaniltici (bkz, Baransu’nun haberleri; Balyoz’da dijital ve islak imza olduguna dair dogru olmayan haberler VE bunlarin tekzip edilmemesi; Emrullah Uslu’nun simdi netlesmeye baslayan bazi bulgulari daha da karistirmaya calisan yaniltici sacmaliklari) bir suru haber yapti bu baglamda. Tekzip var mi? Hayir? Gazetenin bazi calisanlari, davayla dogrudan (“belgelerin” kendilerine teslimi ve canhiras bir sekilde bilgi kirliligi yaratilmasi) ilintili mi? Evet.

    Eee? Demek ki neymis? Ciddiye alinmasi icin (her iki gazetenin de) yeterli sebep varmis. Yazarlar elbette ciddiye almalilar ve aciklamalarina, bu pisliklere netlik kazandirmaya calismaya devam etmeliler.
    “Meyve” denilen sey bu kokusmusluksa, buyrun siz bol bol yiyin. Iyi hazimlar.
    Ama kiskirtmaya calisan ergen mantigiyla “sana vurani ciddiye aldigini gosterir bu yaptiklarin” seklindeki
    bir yorum da asil komik kacandir. Ortada vahim bir tablo var.

    Blog yazarlari seviyeli yazip, ergen cirkefliginde bir saldirganlik sergilemedikleri icin kuduran cok kisi var anlasilan. “Kasinti” diye yaftalamaya calisilmalari da buradan geliyor olsa gerek.

    Sevgili Pinar Dogan ve Dani Rodrik:
    seviyeli ve analitik aciklamalariniz icin tekrar tesekkurler. Zaten sizin muhatabiniz, kudurup nasil saldiracagini bilemeyenler degil bu blogla. Onlar ne deseniz sizi dinlemeyecektir nasil olsa. Ama kamuoyuna gercekleri aciga cikarma yolunda dusundurucu bulgular ortaya koyuyorsunuz, cok dogru sorular soruyorsunuz,
    sizi dinleyecek bir kitle olustu ve buyuyor. Bu da neresinden bakilsa olumlu bir sey. Emeginize tesekkurler.

    Cevapla

  8. Kasım Şen Says:

    Artık fazla uğraşmaya gerek yok. Bu dava tamamen sayenizde çökmüş gibi görünüyor. Röportajda emre uslu, bu düzmece darbe planının hazırlayıcılarından biri de benim diye bas bas bağırmış.
    Pınar Hanım eşiniz ve sizi tebrik ederim. Türk Ordusuna karşı yapılan bu harekatın bir cephede savaşını kazandınız. Ama savaş başka cephelerde de devam ediyor.Lütfen diğer cephelere de yardım ediniz.Siz babanız gibi cesur bir Atatürk kızısınız. Hattı müdafa yok, sathı müdafa var. Bu satıh Türk Ordusu ve Vatanıdır. Saygılarımla.

    Cevapla

  9. solmaz türk Says:

    prestige adıyla yorum yapan kişi tıp öğrencisi olduğunu yazmış ama ben liseyi bile bitirdiğinden şüpheliyim.Yazılarına bakılınca sormadan edemiyor insan ,eğer tıp öğrencisi ise doğru dürüst cümle kuramayan kişiyi liseden nasıl mezun etmişler ????

    Cevapla

  10. fmerakli Says:

    Bugun Hasan Cemal Milliyet’teki kosesinde sorunun ozunu kristal billurlugu ile ortaya koyan bir yazi yazmis, henuz okumamis olanlara siddetle tavsiye ederim. Yazidaki en carpici satirlar da sunlar olsa gerek:

    “Hukuk en nihayet bu ülkede de kendilerini yıllar yılı hukukun üstünde görenlere dokunmaya başladı. Mesela Ergenekon’la, Balyoz’la dokunmaya başladı. Devletin içinde, siyasal irade desteğini arkasında hisseden ve görenler sayesinde hukuk sonunda kendisinden hazzetmeyenlere de, evet, dokunmaya başladı.
    Bu elbette dümdüz bir yol değil.
    Hiç kuşkusuz çelişkilerle dolu.
    Kendi içinde kusurlar, hatalar taşıyor hukuk açısından. Bunların üstüne gidilmesi lazım. Ama üstüne gidilirken ve yanlışlar sergilenip eleştirilirken, meselenin özü de gözardı edilmesin.
    Evet, Ergenekon’la hatırlanabilir hukuk.
    Balyoz’la da hatırlanabilir.
    Neden olmasın, klasik deyişle:
    Hukuk bir gün herkese lazım olur.
    Ama hukuk Ergenekon’la, Balyoz’la akla gelirken, bu ülkede demokrasi ve hukukun üstünlüğünü zerrece takmamış birtakım kişilerden ‘demokrasi kahramanları’ yaratmaya kalkışmayalım.
    Veyahut:
    Ergenekon ve Balyoz süreçlerinin komplo olduğuna dair masallar anlatmayalım.
    İnandırıcı olmuyor, olamaz da.
    Tekrar başa dönersek…
    Evet, bu ülkede yargı dökülüyor!
    Çünkü bu yargı düzeni, askeri darbelerin ürünüdür.”

    Cevapla

    • Can Acar Says:

      fmeraklı,

      Ben deyim 5, siz deyin 15 yıl sonra şimdiki “yeni vesayeti” kuranlar yargılanırken Hasan Cemal aynı satırları onlar için de yazacak. Muhtemelen medyayı nasıl ele geçirip hukuku nasıl ayaklar altına aldıklarından, davaları nasıl etkilediklerinden bahsedecek. Kimileri her dönem “kazananların” yanında yer almayı başarıyor.

      Saygılarımla …

      Cevapla

      • fmerakli Says:

        Ben kisisel olarak yeni bir vesayet sistemi kuruldugu inancinda degilim, bunu da AKP’ye hic oy vermemis ve ileride de vermeyi dusunmeyen brisi olarak yazdigimi da not edeyim. Eger gercekten yeni bir vesayet sistemi kuruluyor ise bunu askerlerin onyillardir yaptiklari gibi silah zoruyla degil secmenin neredeyse yarisina yakininin destegini aldiklari gozden kacmamali, bu anlamda bir mesruiyet probleminin olmadigini dusunuyorum.

        Ama ongorunuzde hakli olabilirsiniz, AKP icinde siyaset yapanlar ya da liberal kesimin one cikan isimleri 5-10 yil kendilerini mahkeme onunde bulabilirler. Bir darbe daha yapilir, mahkeme onune cikartmak da yetmez, Basbakanlara, bakanlara yine daragaclari kurulur tipki gecmiste oldugu gibi… Ondan 20-30 yil sonra da tipki Menderes’e yapildigi gibi Erdogan’in ismi de bulvarlara, mahallelere, universitelere falan verilir ama fark etmez, yeter ki darbeci cenahin gonlu olsun…

        Cevapla

        • Can Acar Says:

          fmerakli,

          Siyaset bilimcisi olduğunuzdan bahsetmiştiniz. Eminim “Seçimle gelen faşist yönetimleri ve diktatörleri sayabilir misiniz?” diye sorarsam benim verebileceğimden çok daha fazla örnek sayabilirsiniz.

          Eğer halk oyları meşruiyet problemini gideriyor diyorsanız size 12 Eylül anayasasının %98 oy aldığını hatırlatırım. Ben bu anayasanın demokratik olmadığını biliyorum, ancak sizin tanımınıza göre “meşru” oluyor. Çok eğlenceli değil mi? Ah, evet, hemen o dönemdeki baskıdan bahsedeceksiniz. Ben de size günümüzdeki baskıdan ve sindirmelerden bahsederek karşılık vereceğim. İsterseniz hangi baskının daha baskın olduğunu tartışarak zaman kaybetmeyelim. Sonuç ortada: 12 Eylüllerden birisi %98 bastırmış, öteki %58.

          Hukuk sisteminin askerlerin vesayetinde olduğunu söylüyorsunuz. Aslında bunu Hasan Cemal söylüyor, ancak sizin de buna katıldığınızı görüyorum. Bu söylediğiniz belki beş yıl önce geçerliydi. Ancak şu anda hukukun kimin oyuncağı olduğunu görmek istiyorsanız Yalçın Doğan’ın (Hürriyet) bugünkü yazısına göz atmak isteyebilirsiniz. Eğer mevcut “ileri demokrasi” politikalarının bizi hangi AB’ye doğru götürdüğünü merak ediyorsanız aynı gazeteden Yılmaz Özdil’in yazısı da ilginizi çekebilir. Bu yazarları okumak için bence acele edin. Doğan grubu gazetelerini satarsa Hasan Cemal kolayca iş bulabilir, ancak karşı fikirleri savunan yazarlar bu kadar şanslı olmayacaktır. Tek sesli demokrasi ne kadar güzel, öyle değil mi?

          Saygılarımla …

          Cevapla

          • fmerakli Says:

            Can Bey, iyi tahmin etmissiniz, hemen 12 Eylul sonrasindaki baskidan bahsedecegim. 12 Eylul anayasasi anti-demokratiktir, kotu otesi bir anayasadir, bu anayasa ile devlet yonetmek, yonetene de yonetilene de zuldur, ama yeni, ve umarim 100 yasina basmadan Cumhuriyet’in ilk, sivil anayasasi hayata gecirilene kadar da bu ulkenin anayasasi budur.

            Sozum Meclis’ten disari, cok sesli demokrasinin teminatini Aydin Dogan’in basin sektorunde kalmasina baglayanlar, her gun Turkiye’nin Turklerin oldugunu hatirlatan gazetenin Kurtce klip cekecegini aciklayan Ahmet Kaya icin zamaninda attigi “Vay Serefsiz” manseti uzerine “Kurt’leri susturmayin, yoksa sonumuz tek sesli demokrasi” dediklerini de ben pek hatirlamiyorum. Ya da zamanin karargah muhabiri, bugunun taze CHP uyesi mustafi basyazarlar tarafindan asker kaynakli yalan ve iftiralarla, ya da sizin deyiminizle baski ve sindirmelerle, bazi gazetecilerin meslek hayatlari karartilmaya calisilir, o puslu havada Akin Birdal kursunlanirken “boyle yapmayin, sonumuz tek sesli demokrasi olur” dediklerini hatirlamiyoruz o bahsettiginiz issiz kalma tehlikesi yasayan gazetecilerin! Tipki bazilarinin hukuk mahkeme kapisina dusunce aklina geldigi gibi, bazilarinin da cok sesli demokrasi yillardir karsit sesleri bogan, hukumet kuran, deviren gucleri erozyana bir medya patronu sektorden ayrilmaya karar verince akillarina geliyor!

            Saygilar bizden!

            Cevapla

            • Can Acar Says:

              Eğer elimizde karşıt ses olarak bu yazarlar kaldıysa bunun sorumlusu yukarıdaki çok güzel örneklediğiniz düşünce biçimidir: “Onlar şöyle yapmıştı, böyle yapmamıştı, başlarına geleni hakediyorlar”. Bu yazdıklarınızla Aydın Doğan ve yazarlarında eleştirdiğiniz davranışı kendiniz sergiliyorsunuz.

              Sanırım geçmişe ve kişilere takılmadan doğruları savunmanızı bekleyerek hata ediyorum.

              Saygılarımla …

              Cevapla

              • fmerakli Says:

                Can Bey, gecmise ve kisilere takilmadan dogrulari savunamazsiniz.

                Sizce Holokost sonrasi gecmise ve kisilere takilmadan, Nurnberg mahkemeleri yapilmadan ornegin, dogrulari savunmak mumkun olur mu idi? Gecmis kisi ve olaylara takilmamis olsa idik bugun BM Soykirim Sucunun Onlenmesi ve Cezalandirilmasi Sozlesmesi var olabilir miydi?

                Ya da Guney Afrika’da Apartheid rejimi yikilirken, gecmis olaylara ve kisilere, Mandela’ya ornegin takilip kalmadan ya da Hakikat Komisyanlari kurulmadan dogrulari savunmak mumkun olur mu idi?

                Ayrica gecmiste Cem Uzan’in gazetesinde o donemin muktediri Aydin Dogan’a saldiran Yilmaz Ozdil bugun de Aydin Dogan’in amiral gemisinin en guzide ucuncu sayfasinda hukumete saldiriyor.

                Yine Yalcin Dogan’in ismini vermissiniz. Yalcin Dogan da zamanin Uzan’lara yonelik operasyon sureince Subat 2003 tarhinde su satirlari yazmisti:

                ““Uzanlar’a ait ÇEAŞ ile Kepez Elektrik’e el konmasına dair cesareti bundan önceki hükümetler gösteremiyor. Konumu ve gücü ne olursa olsun, bundan böyle hiç kimse yasalar karşısında kabadayılık yapma hakkına sahip değil. Kimseye imtiyaz yok. Kimseden korkmadan, yasaları uygulamak gerek. Hukuk devleti, yerine ancak böyle oturabilir.”

                Ama gun gelip devran donunce ve iktidarin oklari Dogan grubuna donunce Dogan su satirlari kaleme almisti:

                ““Tayyip Erdoğan Doğan Grubu’na hınç ve öfkeyle saldırıyor. Emsali görülmemiş hukuka aykırılıklar ve sadece tek bir gruba yönelik aykırılıklar birbirini izliyor. Şimdi ses çıkarmayanlar günün birinde sıra kendilerine geldiğinde artık çok geç olduğunu anlayacak ama iş işten geçmiş olacak. Ceza demokrasiye kesiliyor, hepimize kesiliyor. Karanlığın farkında mısınız?”

                Nereden nereye degil mi???

                Iste bu ve benzeri yanlislik ve tutarsizliklari konusacagiz, bunlar gecmise takilip kalmak olarak degil, gelecegi insa ederken nelerden sakinmamiz gerektigi konusunda bize yol gosterici olacak. Gecmisle hesaplasmadan, yuzlesmeden, once oradaki karanlik odalari aydinlatmadan aydinlik bir gelecek insa edemeyiz Can Bey, ben boyle dusunuyorum.

                Saygilar, hurmetler…

                Cevapla

                • Can Acar Says:

                  fmerakli,

                  Anladığım kadarıyla, daha önce darbe yaptıkları için askerlerin söz söyleme hakkı yoktur diyorsunuz. Onlarla mücadele etmek için her türlü hukuksuzluğu yapıp, her türlü yalanı söyleyebiliriz. Size göre Doğan grubu da daha önce başkalarının haklarını savunmadığı için şu anda tüm yazdıkları yalandır, vergi cezalarını haketmişlerdir.

                  Sanki kafanızdaki belirli gruplarla hesaplaşılana kadar gerçekleri askıya almışsınız. Sırf askerlerle veya Doğan grubuyla veya “statüko” ile hesaplaşılıyor diye yapılan hukuksuzluklara, baskıya, sahtekarlıklara ve yolsuzluklara göz yumamazsınız. Bu konuda anlaşabilmemiz mümkün değil.

                  Olmamış bir darbe ile Nazi soykırımı kıyaslanamaz bile. Örneği verdiğiniz için oradan devam edeyim. Nürnberg mahkemelerinde Nazi subayları yargılanırken sahte deliller kullanıldı mı? Kullanılsa bu mahkemenin saygınlığı kalır mıydı? O zaman ortaya çıkmamış olsa bile, ileride açığa çıkan bu deliller mahküm edilen Nazi subaylarını aklamak için bir dayanak oluşturmaz mıydı? Gerçekten geçmişle hesaplaşmak istiyorsanız herhangi bir hata yapmayı göze alabilir misiniz?

                  Eğer modern ve demokratik bir ülkede yaşamak istiyorsanız en başta bu ilkeleri taviz vermeden savunmanız gerekir.

                  Saygılarımla …

                  Cevapla

            • Can Acar Says:

              Hasan Cemal’in geçmişte yaptıklarını ve geleceği ile ilgili yorumlarımı tartışmaya katmam uygun değildi. Bunun için üzgünüm. Ancak onun görüşlerine neden katılmadığımı da açıkça belirttiğimi düşünüyorum. Acaba siz Yalçın Doğan’ın bahsettiği Yargıtay çelişkisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Yılmaz Özdil’in kendi üslubuyla yazdıkları tamamen yalan mı?

              Saygılarımla …

              Cevapla

          • ihtimal Says:

            Olay nerelere kadar geldi… Secimle gelen fasist (bu bir ihtimalAKP nin belki 20 yil sonraki hali- ustelik gorunuse gore uzunca bir sure iktidarda kalacaklar) yonetimler ile askeri darbe (haliyle secimsiz- dusunun bakalim fasist olup olmama ihtimallerini) ile gelen fasist yonetimleri ne yuzle kiyaslayabiliyorsunuz?

            Cevapla

            • Can Acar Says:

              Haklısınız, seçimle gelen Hitler ile başka hiç bir faşist yönetim kıyaslanamaz.

              Saygılarımla …

              Cevapla

              • ihtimal Says:

                En azindan bu kafa yapisi, monolog hayranligi, istikrarli inatcilik milletimizin sadece cok kucuk bir bolumunde var, aksi takdirde hic bir zaman gecmiste darbelerin gundemden dusmedigi guney/orta amerika, afrika, ispanya ve italyanin onune gecme ihtimalimiz olmayacakti!

                Cevapla

                • acracia Says:

                  Ihtimal:

                  Katilmiyorum. Guney/Orta Amerika ve Afrika cok farkli ornekler ve belki bir nebze daha Turkiye’ye benzedigi noktalar olabilir bu durumlarin–emperyalizm ve soguk savas kaygilari acisindan. Ancak Ispanya ve Portekiz ornekleri bambaska. Sapla samani karistirmayalim. Italya’ya gelince, Mussolini de secilerek gelen bir liderdi. Sonrasinda 80lerde Ispanya ve Italya’da basarisiz bazi girisimler olmus olabilir. Ama bunlarin hepsi farkli degerlendirilmesi gereken ornekler, fasizmin degisik orneklerini sunsalar da. Ayrica bu “one gecme ihtimali” nedir anlayamadim. En azindan yaziyorsaniz anlamli cumleler kurmaya ozen gosterebilirsiniz ki sizi okuyan ne demek istediginizi anlayabilsin.

                  Soylediginizden anladigim kismina katilmama sebebime gelince: bu gudulme kafa yapisi tam tersine cok var; goruyoruz butun bu bilgi kirliliginin ortasinda. Zaten daha sapla samani ayirip bir nesneye odaklanarak tartismayi bilmeyen insan cok–buna sizi de katiyorum Ihtimal, lafi bir oradan bir buradan dagitip durdugunuz icin (bunlara zaten cevap verdim, bir daha yazacak degilim), bir oradan bir buradan sallamaya calistiginiz icin, burada yazdiklariniza bakarak kafaniz en iyi ihtimalle karmakarisik diyebiliyorum yalnizca.

                  Soylediklerinize bakan da tek sorun otoriter ve/veya totaliter yapida askerler zanneder. Hic de oyle olmadigini goruyoruz degisik ornekleriyle. Bu Balyoz davasinin bu dereceye gelebilmesi bile bunun bir gostergesi. Ve acikcasi bunu bile bile inkar edenler degil ama bu yalanlari yutanlar bile aslinda tam tersine dediginiz kafa yapisinin bir gostergesi. Yani evet, istikrarli inatcilik, otoriter kafa yapisi, bunlar cok daha yaygin. Sadece yapanlar degisiyor bu monologu son zamanlarda. Bu da daha iyi bir senaryo degil. Sadece ornege odaklanirsaniz, genel resmi goremezsiniz.
                  Mesele bu.

                  Cevapla

                  • acracia Says:

                    duzeltme: Italya ve Ispanya icin sirf 80’ler degil, 70’ler de olacakti. Duzeltirim.

                    Cevapla

        • Can Acar Says:

          Bu arada, benim şahsi görüşüm mevcut dönemi ileride yargılamak için malzeme sıkıntısı çekilmeyeceği yönünde. Ancak eğer yargılama esnasında sahte deliller veya yalan kampanyaları devreye girerse gerçekleri ortaya çıkarmak için aynı çabayı göstereceğimden emin olabilirsiniz.

          Saygılarımla …

          Cevapla

    • Can Acar Says:

      Bu arada, Hasan Cemal dışında kimsenin askerleri veya Çetin Doğan’ı kahraman ilan ettiği yok. Eğer bir demokrasi kahramanı arıyorsanız, bu her türlü baskıya rağmen, arkadaşlarını ve kariyerlerini kaybetme tehlikesini göze alarak gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışan Pınar Hanım ve Dani Bey’dir.

      Saygılarımla …

      Cevapla

      • fmerakli Says:

        Can Bey, iki farkli nokta nedeni ile sizinle hemfikir degilim. Birincisi, Dogan ve Rodrik’in bu dava baglamindaki calismalari nedeni ile kariyerlerini kaybetme tehlikesinde olduklarini dusunmuyorum. Bugune degin basina yaptiklari onca aciklamada bunu akla getirebilecek en ufak bir imada dahi bulunmadilar. Amerika’nin en saygin universitelerinden birinde calisan iki akademisyen olarak boyle bir kaygi duyduklarini acikcasi pek dusunmuyorum.

        Balyoz davasi surecinde gosterdikleri emege ve ortay koyduklari ve bence savcilik tarafindan mahkeme surecinde aciklanmasi gereken bulgulara ragmen kendilerini demokrasi kahramani olarak degerlendirmek de bana biraz zorlama bir girisim gibi geliyor.

        Plan seminerinde yapilan halki tepelemek, istanbul’un ustune cokmek gibi konusmalari dusunce ve ifade ozgurlugu icerisinde tanimlayan Dogan ve Rodrik’e domokrasi kahramani elbisesi biraz bol gelir. Dedigim gibi bu yonde dusunce ve ifadeleri kariyerlerini tehlikeye atmaz belki ama bir nebze olsun sayginliklarina golge dusurebilir. Uluslararasi arenada liberal cevrelerin bir ordu icinde resmi bir plan seminerinde halkin (ya da halkin bir bolumunu) tepelenmesinin, kimi sehirlerin ustune cokulmesini tartisilmasini dusunce ve ifade ozgurlugu icerisinde tanimlayacaklarini dusunmek biraz fazla iyimserlik olur! Bu nedenle ordu mensuplarinin bu tur ifadelerini dusunce ozgurlugu icinde gorenlerin, liberal demokratik degerlere ne denli samimi bir sekilde inandiklari da bir tartisma konusu olabilir. Tabii boyle bir olasi tartismadan da demokrasi kahramanligi cikmaz!

        Cevapla

        • Can Acar Says:

          fmerakli,

          Ben de zaten “ille de demokrasi kahramanı istiyorsanız” diye başlamıştım söze. Pınar Hanım ve Dani Bey’in Amerikada’ki meslektaşlarının sizin ön yargılarınızı taşımayacağını düşünüyorum. Bu nedenle kariyerlerine karşı tehlike olsa olsa işlerini bırakıp tam zamanlı olarak Balyoz ile uğraşmları olabilir.

          Bahsettiğim çevre baskısına çok güzel bir örnek verdiniz. Bunun için ayrıca teşekkür ederim.

          Saygılarımla …

          Cevapla

  11. Balyozmanyağı Says:

    Artık gidecek bir yer kalmamış,acemice,salakça hazırlanan sahte delillerle hazırlanan iğrenç iftira malzemeleri tek tek çuvallamış ve elde avuçta yavaş yavaş iddaname okuyarak,duruşmadan bir gün önce hakimleri değiştirerek içerde tutma sürelerini acizane,zavallı,perişan ve aşağılık ayak oyunları ile uzatma kaygıları arş-ı alaya çıkmıştır.Çünkü kendileride çok iyi biliyorki bu kadar sefilce ve salakça hazırlanmış sahte deliller ile ilk celsede bu trajikomik piyes çok acı bir şekilde kafalarına geçecek,bunu uyduran sahtekarların.Şunuda söylemeden geçemeyeceğim,bu sahtekarlığı düzenleyenleri özel yetenek sınavına tabi tutarakmı almışlar göreve,görülüyorki en yüksek IQ 40 civarlarında 🙂 Benim tek korkum iddaname okunduktan sonra heletin “kıl dönmesi” “sivilce patlaması” gibi çok ciddi sağlık sorunları ile tekrar değişip bir 3-4 ay daha uzamasıdır.Bu durum sanki olacakmış gibi geliyor bana 🙂

    Cevapla

  12. acracia Says:

    Fmerakli,

    “Hukuk herkese lazim olur”a kadar herseye katiliyorum. Bu aksak yargi sisteminin buyuk olcude darbelerden
    kalma olduguna da. Lakin, hatirlatmak isterim: bu anayasa defalarca elden gecti. Bu hukumetin elinde cok uzun zamandir hicbir partinin elinde olmayan bir cogunluk olma gucu vardi; bunlar duzenlemeler yapilabilmesi icin buyuk avantajdi ellerinde. Kullanmadilar. Kimsenin bundan sonra kimseyi suclamaya cok hakki oldugunu sanmiyorum. Tam tersine, onun yerine yargiyi iyice acaiplestirici bir dizi uygulama yapildi. Iste sonuncusunu yasadik son bir hafta icinde. Ki ben bunun icinde baska hesaplarin donebiliyor oldugundan kuskuluyum. Referandumdan bu anayasayi iyilestirmek icin evet oylari cikti, ancak paketin buyuk kismi secim sonrasini bekliyor: niye? Bunlar da, kimse kusura bakmasin, sivil kusurlardir. Bu darbe anayasasini “degistireceklerdi” (ki hukuktan anlayanlar biliyorlar, bu degistirme degil, sadece daha once defalarca yapilmis degisiklikler paketiydi anayasa acisindan) ve bir umut herkes beklerken, gene kimse bir sey yapmadi.

    Diger taraftan, evet hukuk herkese lazim. Bunu toplumun butun kesimlerinin aciyla hissetmis olmasi iyi olurdu. Hukukun ustunlugunu anlardik o zaman. Ancak butun kesimler hissetmedi. Tam tersine, derin ve sig devlet yer degistirmekte. Bu da daha iyi bir senaryo degil.

    Balyoz ve sahtecilik kismina gelince, oraya girmiyorum bile. O kisim iyi niyetle yazilmis bir yorum degil ve eger hukuk herkese lazimsa, Balyoz’dan yargilananlara da lazim. Asil bunlara bu lekeyi bulastiranlar utansin. Cunku hakli olabilecek baska davalari da golgelediler bu sahtekarliklarla. Bu noktada Hasan Cemal’in gorus beyani bulgusal bir onem tasimiyor. Gormek istemedigi seyi gormeyecektir. Cok da onemsedigimi soyleyemem.

    Son olarak: Hirsla insanlarin uzerine gidilmesi, farkli goruslerden olanlarin birbirini yaftalamasi, sahtecilik, telekulakcilik, Hanefi Avci’nin iceri girmesi ve evet Balyoz, butun bunlar bence herkesin endise duymasi gereken gelismeler. Ama su anda da, “hukuk herkese lazim” diyerek ahkam kesen kisilere sahsen dokunmadigi icin, onlar da ayni seyi yapiyorlar sucladiklari askeri kanatla: “yaptiniz gecmiste, simdi hic aglamayin, zihniyet yargiliyoruz biz” dercesine… Bu da, elestirenle elestirilen arasinda icerik olarak farkli ornekler (mesela birinde “solcu zihniyet” ki 80 darbesinin en buyuk hedefiydi, oburunde ise askerligi monolitik, tek bir blok gibi “zihniyet” olarak degerlendirmek) olsa da, ozunde ayni durusu sergiledigi icin hicbir sayginligi kalmiyor.

    Evet, hukuk herkese lazim.

    Cevapla

  13. ihtimal Says:

    Edelman ile ilgili haberle yorumlara kapali oldugu icin burda yazma geregi gordum. Aslinda sorgulamamis gerekn olay Edelman neden balyoz darbe planinda sanik olarak yok 🙂 ? Veya savunma Edelmani mahkemeyi taniklik etmesi icin getirmeli mi 🙂 ? Hani birde yemin ettirsek nasil olur “Turk Adaletine, dogruyu ve yalnizca dogrugu soyleyecime yemin ederim” diye.Ne dersiniz?
    Prestige’e Not: Sen yine sanslisin sana daha dogru duzgun bir ad taktilar, bana “fetocu” demislerdi 🙂

    Cevapla

  14. Mert Says:

    EmreUslu Emre Uslu
    Gunaydin, Ezgi Basaran BALYOZ tezlerimi karmasik bulmus. Oysa cok basit sorularim var. Bakalim siz de karmasik bulacak misiniz?

    EmreUslu Emre Uslu
    1) Sahte CD’ uretmek isteyen biri CD’ler uzerine neden el yazisiyla yazi yazsin? Bu tam de sahtecinin sahteciligini ortaya cikarir…
    40 minutes ago

    EmreUslu Emre Uslu
    2) Diyelim taklit etmk istedi neden orjinal CD’lerdeki yazilara degil de bambaska bir adamin el yazisina benzetmeye calissin?
    38 minutes ago

    EmreUslu Emre Uslu
    3) 11 ve 17. CD savciliklardaki ifadelerle ortusuyor. Ornk. Erkani Bulut’un hatirladim dedigi dosyalari kendinin yarattigi mevcut 11. CD de
    36 minutes ago

    Cevapla

  15. ccgursel Says:

    Fetocu metocu, fetocunun da tartismaya hakki var sonucta. Manipule etmedigi ve kotuniyetle dezenformasyon yapmadigi surece.

    Cunku burada ozgur dusunce tartisiyor. Yani aynen Ataturk’un yillar once olmamizi istedigi gibi “fikri hur vicdani hur irfani hur” olmamiz gerekiyor. Gerci biz bunu tamamen yanlis anlamis ve biraz ilahi bir doktrin haline getirmisiz ama hala tren kacmis degil.

    Yapmamiz gereken, olaylara inandigimiz gorusun ezberci atgozluguyle bakmadan, somut deliller neyse, elestirel ve analitik acidan delilleri degerlendirmek. Bunun otesi her degerlendirme subjektif ve inanc merkezli olur.

    Emre Uslu da biraz daha iyi argumanlar bulsa daha iyi olur cunku simdiye kadar yazdigi hicbir sey CD’lerin tarih tutarsizliklari sebebiyle sahte olduklari vakiasini curutecek nitelikte degil. Zaten Alper Gormus de bunlara hala “muamma” diyor.

    Cevapla

  16. ata Says:

    prestige, yazını okuyunca ilk aklıma gelen evrimin halen sürdüğü oldu.Diğer bir yorumcu arkadaş,(çok doğru olarak)tahsilini yaptığın şeyin(tıp) müspet bir bilim dalı olduğunu söylemiş(bu ne demek bir fikrin var mı? muhakemenden anlaşıldığı üzere yok !) “karalama kampanyası..at gözlüğü” şeklindeki ifadelerin, hırsının, maddi vakıalara karşı söyleyecek somut fikirlerinin olmadığının belirtisi.Akıl tutulmasından sıyrılıp,somut bir katkın varsa dinlemekten keyif alınır.Yoksa kendine belletilen ile yetinmek,onları inanç haline sokmam,sorgulamamak,akıl yürütmemek tahsilini gördüğün bilime de ihanet.sana en iyi uyan dogmalarla dolu bir eğitim ve hayat olduğu gözüküyor,sana şimdiden biçtikleri at gözlüğünün, her boyu ve nevisi o hayatta bolca var.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: