Zaman bir yalan haberi iki kere ısıtınca, haber gerçek olmuyor

23 Temmuz 2012

GENEL, Medya yalanları

Zaman gazetesi bugün üçüncü keredir Balyoz belgelerinin imzalı orijinallerinin Genelkurmay ve Hava Kuvvetleri tarafından Mahkemeye gönderildiğini, böylece Donanma Komutanlığı’nda ele geçirilen Balyoz belgelerin çoğunun gerçek olduğunun ortaya çıktığını “haber” yapıyor.

Zaman’ın bu konudaki ilk haberini takiben, haberin doğru olmadığını, Balyoz planlarının imzasız dijital belgeler olduğunu, mahkemeye gönderilen belgelerin ise Eskişehir’de “bulunan” flash bellekte taranmış olarak kayıtlı bir takım istihbarat belgeleri olduğunu yazmış, hem mahkemeye gelen yanıt ve belgeleri, hem de bu belgelerin flash bellekteki kayıtlı isimlerini bloğumuza koymuştuk.

Orhan Bursalı, Cumhuriyet’teki bugünkü yazısında soruyor:

“Şimdi son kullanıcıya bir milyona yakın bedava dağıtılan bu basılı kâğıt, bir ay önce yanlış ve sahte olduğu belgelenmiş konuyu yeniden ısıtıp manşetine çekiyor… Göksel Genç isimli birinin imzasıyla “Genelkurmay Başkanlığı’nın İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdiği orijinal belgeler, Balyoz delillerinin sahte olduğu iddialarını çürüttü” diye, bir aylık kokmuş pilavı yeniden ısıtıp millete yedirmeye çalışıyor. Neden?”

Zaman, neden en baştan beri Balyoz ve benzeri davalarda dezenformasyon makinası olarak çalışıyorsa; örneğin, neden Balyoz belgelerinden yaptığı alıntıda sahtecilik emaresini sansürlüyorsa; neden belgelerde olmayan imzaların gerçekliğinin TÜBİTAK’ın olmayan raporuyla onaylandığını hem de defalarca “haber” yapıyorsa; neden Balyoz CD’sinin üzerindeki (makine ürünü) yazıların sanık Süha Tanyeri’ye ait olduğunu uyduruyorsa; neden Balyoz darbe planı gerçekleştiği taktirde Dani’nin ekonomi bakanı olacağını hayal ediyorsa; neden gazetenin başyazarı, Teğmen Çelebi’nin telefonuna Emniyet’te yükleme yapıldığını – belgelenmiş olmasına rağmen — okuyucusunun gözünün içine baka baka inkar ediyorsa, bu yalan haberini aynı nedenle iki kere daha ısıtıp ilk sayfasına taşıyor…

Bu konudaki “Cemaati niye suçluyoruz?” yazımız için buraya tıklayın.

Kayda geçmek için yukarıda konu ettiğimiz üç haberi buraya taşıyoruz.

Zaman, 23 Temmuz 2012, s. 1 ve 19

Zaman, 22 Temmuz 2012, sayfa 1 ve 14

Zaman, 16 Haziran 2012, sayfa 18

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

60 Yorum “Zaman bir yalan haberi iki kere ısıtınca, haber gerçek olmuyor”

  1. Solmaz Türk Says:

    Ben doğrusu çok merak ediyorum bu yalan haberleri yapanların Allah’ı var mı diye?Yüzlerce masum insanı mahkum ettirmeye çalışmak,aileleriyle beraber perişan etmek,yıllarca çabalayarak edindikleri tüm mesleki kariyelerinin yok olmasını istemek hangi dine,hangi vicdana sığar ?Bunlar öyle şeytani işler peşinde koşuyorlar ki olsa olsa iblise kulluk ediyorlardır.

    Cevapla

    • secandlife Says:

      aynı fikirdeyim bende

      Cevapla

    • millicumhuriyet Says:

      Solmaz Türk sen kimsin,yani necisin? Bu Balyozcuları böylesi canşırah savunmanın arkasında yatan sebep ne? hangisinin yeğenisin hangisi senin akraban.Sitede balyozla ilgili belkide binlerce mesajın var sonuç?
      Dava sürüyor masum olduklarını ısbatlamak yerine süreci tıkamak duruşmalara katılmamak avukatların duruşmalara katılmaması vesair kurnazlıklar peşindeler.Masum dediğin kişi ÇETİN DOĞAN ise kariyeri boyunca mütedeyyin insanları hedef almış rütbesini ülkesinin menfaatleri için değil bağlı olduğu karanlık ideoloji adına kullanmış.
      Ben Çetin Doğan’ın Ahmet Yesevi üniversitesinden bilirim.O zamanlar ben MANAS üniversitesinde öğrenciydim orada okuyan arkadaşların ÇETİN DOĞAN’ın yani bir GENERAL’İN bir eğitim kurumuna atanması zaten ne maksatla geldiğini de belli ediyor.Orada ki arkadaşlar Doğan’ın başörtülü öğrencilere yaptığı baskıları zorbalıkları anlattıkları gün bu gün ki gibi nettir zihnimde.
      Bu yüzden zamen ahirette bu zorbalıklar hesaba çekilecek buna şüphemiz yok biz bu dünyada ki zorbalıklarının hukuk dışılıklarının hesabını sormaktayız.Mesele bu

      Cevapla

      • Solmaz Türk Says:

        millicumhur;
        Ya sen kimsin?Kendine açmış olduğun blogda Atatürk düşmanlığı yapıyorsun,anlaşılan senin derdin Çetin Doğan filan değil,senin derdin Mustafa Kemal’in kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti.Benim o davalarda tutuklu olan hiç bir yakınım yok,olsa bile senin gibi kendine karşı devrim diye blog açmış birine hesap verecek değilim,sana ne benim yazdığım binlerce mesajdan.Silivri’de senin kişisel bir problemin olduğu anlaşılan Çetin Doğan ”ki o attığın yalanlar da hiç inandırıcı değil’ haricinde üç yüzden fazla subay sahte digital deliller yüzünden yargılanıyor .Sürekli başörtüsü meselesini ortaya atarak mağduriyet edebiyatı yapmanızdan bıktık usandık.Bu ülke daha önce müslüman değildi de şimdi mi müslüman oldu?Çetin Doğan’ın bağlı olduğu karanlık ideoloji neymiş açık açık yazsan da biz de öğreniversek.Yoksa Mustafa Kemal’in anti emperyalist,tam bağımsız Türkiye ideolojisini mi kastediyorsun ? Seni gidi cumhuriyet düşmanı,Atatürk düşmanı seni..

        Cevapla

        • Aktan Says:

          Sayın Solmaz Türk yüreğinize kaleminize sağlık kardeşim………..

          Cevapla

        • Şener KIR Says:

          Sayın SOLMAZTURK bence bunlar Allahsız Kitapsız dedikleri cinsten..İçleri çıfıtlık dolu. Hic masum kul hakkı nedir bilmez bunlar..Vicdanlar yoktur… Muhatap bile olmamak lazım. gene de elinize sağlık cok güzel cevaplamışsınız. Bunlar ancak emperlalistlere uşaklık eder, oyle bagımzsılık savaşcısı mavaşcısı anlamaz. kafaları da almaz zati..

          Cevapla

          • Solmaz Türk Says:

            Sayın Kır; haklısınız,bunlar gerçekten de Allahsız,kitapsız cinsinden.Bunların Kıblesi iblis olmuş.Tüm dertleri Mustafa Kemal Atatürk ve onun şerefli askerleri.Tarihi bile çarpıtıp yeniden yazıyor alçaklar.Üniversite bitirdiğini söylüyor ama daha doğru dürüst cümle kurmasını bile beceremiyor.Yazdıklarını okuyunca cahil bir elden çıktığı hemen belli oluyor,bir de bu ciğeri beş para etmez adamlar utanmazca sayfalarında Atatürk düşmanlığı yapıyorlar.Bundan sonra zaten böyle seviyesiz adamlarla muhatap olmayacağım.

            Cevapla

      • Solmaz Türk Says:

        Bu ülkede şimdiye kadar müslüman olduğu için kimse öldürülmemiştir,ama Alevi olduklarından dolayı insanlar tekbir getirilerek Allah adına diri diri yakılmışlar,oruc tutmadığı gerekçesiyle sokakta bıçaklanarak öldürülmüşlerdir.Sürekli din ,başörtüsü sömürüsü yapanlar,domuz bağıyla katledilen insanların katillerini unuttuk mu sanıyorsunuz ?

        Cevapla

  2. Cenk Ayvaci Says:

    Bu arkadaşların dinle imanla bir alakaları yoktur.Onlar güç peşinde.Ama malesef nerdeyse amaçlarına ulaştılar.Yargı ellerinde,polis ellerinde,medyanın büyük bölümü ellerinde,eh askerin de kendilerine dur diyebilecek kesimini yalanla dolanla içeride tutuyorlar,allah sonumuzu hayretsin…

    Cevapla

  3. millicumhuriyet Says:

    Size de delil beğendiremiyoruz,darbeciliğin nasıl bir delili olur? Size soruyorum bir insanın darbeci olduğunu nasıl delillendirirsiniz? Elbette ki evvela bir darbe planı olmalı.Bu planlar elde edildi mi? Sakal,Çarşaf Oraj ve Şuga planları nelerdir? Öncelik bir kaos ve kargaşa çıkarma sonra ise askeri müdahaleye yol açacak gelişmeler.
    Bir F16 uçağı bir cemaate ait küllüyenin tepesinde neyin istihbaratını toplar?
    Siz alemi salak kendinizi akıllı mı sanıyorsunuz?
    Hava kuvvetlerinin ıslak imzalı belgeleri bir takım istihbarat çalışmalarıymış
    Ne itihbaratıymış bunlar bir tanıyalım
    Falan gazeteler Süleymancı i Gülen Cemaatçi bu DYP vi bu kullanılabilir şu güvenilir?
    Tabiki bunlar bir kaç belge.Mahkemenin elinde ki belgelerin tamamından henüz haberimiz yok
    Tanık Genelkurmayda ki BELGE KIRPMA işlemlerini de tüm detayı ile mahkemeye anlattı.
    Yani neresinden tutsak elimizde kalıyor
    Siz ise CUNTACILARA paravan olarak kalan isimler olarak anılacaksınız
    Hadi bloğun kurucusu PINAR DANİ çifti.Babaları hapse girmesin diye uğraşıyor
    Ama vicdanları olsa Babalarının mağdur ettiği bunca insanın da anaları babaları var deyip empati yaparlardı.Ama sanmıyorum
    Bloğa son mesajım zaten yolun da sonuna geldik.
    Bundan sonra ki süreçte BALYOZCULARA ceza yağdı haberleri 28 Şubatçıların 12 Eylülcülerin yargılandığı yeni Türkiye’de büyük bir coşku ile karşılanacaktır.

    Cevapla

    • serapan Says:

      milli cumhuriyet senin derdin nedir. Acik acik size delil beyendiremiyoruz diye yazmissin. Sorun bu zaten deliller birileri tarafindan beyendirilmeye calisiliyor. Yapay delillerle bir suru sucsuz insan icerde.

      Daha once insanlarin inanclarina saygisizlik yapilmis olabilir. Bu yanlistir. Hem evrensel olculerde hem de binlerce yillik gelenegimizde.

      Ancak mecellede bir kural vardir suimisal emsal olmaz der. Eger sen o insanlari cezalandirmak istiyorsan zamandinda yaptiklarini yargilarsin gercek delillerle.

      Ama boyle delil icat edersen zorbalik yapmis olursun senin deyiminle..

      Ama tabi sizin gibilerin gozleri o kadar kor ve okadar meritokrasi zavallisi ki sen bunlari anlamassin.

      Bugun amerika 1870lerde 14. amandmentina due clause die bisey koymus (google dan tarat bulursun due clause die) diyor ki insanlarin varligina devlet (federal ve yerel) kesin hukum olmadan el koyamaz diye. Bizdede guya var anayasada. Ama bir suru muvazzaf sif birileri tarafindan biyerlere konup isimleri konuyo diye icerde. Coluk cocuk perisanlar. Sonrada 2012de bana Turkiyede hukuktan bahsediyorsun yikanmis beyninle.

      sen en iyisi biraz tarafsiz bakmaya calis.

      Eger aklin yetmessede bu forumda insanlari kizdirip sacmalama.

      Cevapla

    • Dramalı_Rıza Says:

      Sayın Millicumhuriyet,
      Kendinizin bizzat görmediğiniz ama başkalarından duyduklarınızla bir insana ne kadar nefret beslemişsiniz. Açık açık da bu insanların darbe için değil, geçmişteki bazı tavırları için yargılanıp intikam alındığının sinyallerini vermişsiniz (millicumhuriyet: 24 Temmuz 2012 01:56 “…biz bu dünyada ki zorbalıklarının hukuk dışılıklarının hesabını sormaktayız”). Öncelikle sormak lazım, hesap soran siz kimsiniz? Bu kişilerden sorduğunuz zorbalıklar Ahmet Yesevi Üniversitesi ile ilgili ise neden iddianamede bu konuda bir şey göremiyoruz. Açıkca itiraf ediyorsunuz aslında. Ortada darbe filan yok ama sizin ve sizin gibilerin bol bol nefreti var. Bu nefret ile sahte belgeler üretip insanların hayatından çalmak ise sizin için dert değil. Sayın Millicumhuriyet, size ve sizin gibilere hakkımı helal etmiyorum. Mahşer günü sizi ve sizin gibileri göstererek, “Ey yüce Allah’ım, bunlar bir çok insanın kul hakkını yedi veya haklarının yenilmesine göz yumdu. İnsanların sevdiklerinden uzak kalmalarına ve hayatlarından çalınmasına sebep oldu. Ben bunlara hakkımı helal etmiyorum” diyeceğim. Artık orada çıkıp yüce Allah yerine insanları yargılama yetkisini ve bunun için yalan söylemek ve sahtecilik yapma hakkınızı (veya buna göz yumulmasını) nereden aldığınızı açıklarsınız. Saygılarımla

      Cevapla

    • tonguc Says:

      millicumhuriyet rumuzlu ve insani vasifalarini kaybetmedigine inandigim canli’ya:
      o bahsettigin darbe planlarinin varoldugunu ve dogru oldugunu nereden biliyorsun? atabeyler davasini hatirlar misin? hani su sozumona basbakan’a ve danismani olacak zat’a suikast planladiklari iddia edilen askerlerin yargilandigi davayi…gecen hafta beraat ettiler, 5 senelik yargilamadan sonra! Halbuki ne kadar inandirmisti bize yandas medya, suikast duzenlenecegini…
      Oyle ya, ortada ihbar vardi, patlayicilar yakalanmisti, tutuklanan saniklarin evinden krokiler cikmisti, bilimum patlayici duzenek evlerden gizli bolmelerden cikarilmisti…
      Amerikan filmlerindeki senaryolari aratmayacak yorumlar girla gidiyordu…
      Hem ates olmayan yerden duman mi cikar hic? Kesin birsey vardi…
      Samil Tayyarlar ve surekasi bu konu hakkinda kitaplar bile yazmisti…
      ee ne oldu simdi? mahkeme “beraat..”dedi. Cetin Dogan Pasam basta olmak uzere, diger suclu oldugu iddia edilen insanlar hakkinda da beraat cikarsa, su tukurduklerini yalayacak misin?

      Cevapla

    • demokrat Says:

      Bu ülkenin en büyük sorununun cehalet olduğu gün gibi ortada.Son yıllarda buna bir de karpuz gibi ortadan ikiye ayrılan görüş farklılıkarı eklendi.Hiç kimse empati yapmadığı gibi karşı tarafı empati yapmamakla suçlamakla meşgul.İki doğru var(!) ;ya birine inanıp taraf olacaksın ya da diğerine.Bu blog’da da bunun örneklerini bolca görüyoruz.Kimse sorgulamıyor,kimse şüphelenmiyor, olaylar genellikle körükörüne bir inanış ve gözükapalı bir amentüyle çabucak değerlendirilip yargılanıyor ve en tehlikelisi de bu inanışın arkası asla takip edilmiyor.Bir de yargılar nedense ciddi bir hırçınlık ve toptancılıkla karşı tarafa kabul ettirilmeye çalışılıyor.Tabii bunun; ”yıllardır haksızlığa maruz bırakıldığına ve dışlandığına,ötekileştirildiğine inanmak” veya diğer taraftan bakarsak şu dönem ”bazı insanların haksızlığa tabii olduğuna inanmak” ve bu durumdan rahatsız olmak gibi görünen sebepleri var.Ama bu değerlendirme bence ne millicumhur gibi düşünenlerin nefretini ne de diğerlerinin hırçınlığını anlatmaya yetmez.Sanırım yılların birikimi ve öfkesi ortaya çıkıyor.Bu yargıyı tabii ki salt bu blog’dan okuduklarımdan şekillendirmiyorum maalesef ülkenin tüm sathı böyle.Nefret hertarafı sarmış durumda ve elinin altına klavyeyi alan, kendini ilk gördüğü siteye atıp içinden geldiği gibi yazmak daha doğrusu (boşalmak) peşinde.Takip ettiğim kadarıyla demokrasinin nispeten oturmuş olduğu ve düşüncenin asla suç olmadığı ülkelerde ikamet edip cesaret gösterisi yapanlar çoğunlukta.Tabii bu da bir ölçüde haksız rekabet doğuruyor.

      Millicumhur ,oradan buradan tırtıkladığın fikirlerle,kulaktandolma düşünce kırıntılarıyla burada ki yazarlarla boy ölçüşemezsin,(asla aşağılamak için söylemiyorum) eğitimin yetmez,bilgin yetmez,empati gücün yetmez.O saçma sitende paçalarından cehalet akan garip insanlar yorumlarıyla sende göründüğünden fazla bir cevher! olduğu hissi uyandırmış olabilir ama üzgünüm bu sadece bir his olarak kalacaktır.Bu arada maalesef doğru olduğu düşünülebilecek bir sürü yorumun da bu ortamda kaynayacaktır.

      ” ısbatlamak” böyle bir kelime Türkçe’de yok canım;doğrusu ”ispatlamak” olacak.”Canşırah” da öyle keza ”canhıraş” olmalı.
      ”O zamanlar ben MANAS üniversitesinde öğrenciydim orada okuyan arkadaşların ÇETİN DOĞAN’ın yani bir GENERAL’İN bir eğitim kurumuna atanması zaten ne maksatla geldiğini de belli ediyor.” demişsin.Cümlenin hem zaman yapısı bozuk hem anlam çatısı bozuk.Emin misin üniversite de okuduğundan?
      ”Ben Çetin Doğan’ın Ahmet Yesevi üniversitesinden bilirim”.Burada doğrusu Doğan’ı olacak sanırım.”Şuga” suga olacak….Sıkıldım yahu.
      Demem o ki bunlar küçük hatalar ama büyük ipuçları…
      Bu arada inandırıcılık erozyonun ve yanlış bağlantıların nedeniyle arada söylediğin ”edepsiz fişlemeler” vs gibi doğrular da güme gidiyor maalesef.Evet aynen ”kırpma işlemleri” ve ”devletin uçaklarının görevleri harici kullanılması” gibi.Doğru ama konuyla ilgisiz.

      Bir sözüm de Tonguç’a; Atabeyler davasında zanlıların ”suikast” suçundan beraat ettikleri doğru ama maalesef eksik.Olayın burada herkesin şikayet ettiği-taraflı yargıçlar gibi kokan başka bir boyutu ve buna rağmen (hasıraltı edilemeyen) silah vs bulundurmaktan alınan cezalar var.MGK tarafından TSK’dan atılmışlıkları var.İşin en önemli kısmı, bu insanların, bu silah,bomba ve düzenekleri niçin evlerinde bulundurduklarına dair Türk halkına bir açıklama borcu var.Öyle, kurgulanmış bir gazeteciye PKK’ya karşı kullanacaktık biz onları demek yetmez.PKK’ya karşı nasıl kullanacaktınız,uzaktan kumandalı bombayı kandil de mi patlatacaktınız vs gibi saçma sorular çıkabilir değil mi?Hem sonra iş yeriniz yok mu sizin neden evde vs vs vs?Yani diyeceğim bu konu daha çok su kaldırır.

      Cevapla

      • fmerakli Says:

        Altina imzami atiyorum sevgili Demokrat.

        Cevapla

        • demokrat Says:

          Sevgili Fmeraklı

          Tahmin ediyorum ki çok meşgulsünüz ,ama arada bir yazın lütfen,siz yazın,ihtimal yazsın,acracia yazsın,bir diğer ihtimal,kemal,ilhan ve şu an aklıma gelmeyenler yazsın, yahu özledik…

          selamlar.

          Cevapla

      • serapan Says:

        Demokrat asalamak icin soylemiyorum demissin. Cehaleti asagilamak lazim ki tepemize cikmasinlar. Kendilerini bisey sanmasinlar. Goethe toplumda en ahlaksiz kesim en cok degere sahip olan kesim ise tum toplum birgun ahlaksiz olur demis. Bizdeki durumun ne farki far? Nekadar cahil cuheyla varsa tepemize cikti. Neredeyse cahil olmak, tabulara inanmak erdem demek oldu. Yazik cok yazik. Meydan bunlara kaldi. Onumuzdeki yillar cok zor olacak. 2013 cift dipin yasanacagi yıl olacak. O zaman komurleri kesildiginde anlarlar egitimsizligin ne oldugunu.

        Cevapla

        • demokrat Says:

          Sevgili Serapan,

          Şu sosyal medya dedikleri şey artık çok büyüdü,amacını aştı,bir anlamda da insanların ve ülkelerin aynası oldu.Aradığınız herşeyi buluyor ve kolayca ulaşıp analiz yapabiliyorsunuz.Orada hem bilgelik hem de -işte burada karşılaştığımız- cehaletin çok boyutlusunu görmek mümkün.Maalesef çok zararlı,itici ve insanoğlunun direk siniruçlarına yönelen bir duygu cehalet.Ama yine de sakin kalmak, sağduyuyu korumak ve usanmadan doğruyu işaret etmek gerek.Süreç dediğimiz,eğitim dediğimiz şey böyle bir olgu.

          Sadece ve sadece dün akşam gördüklerimi yazayım,siz cehaletin boyutlarının nereye geldiğini tahayyül edin;

          ”Tabii ki Rabbim bizi erkeklerle eşit yaratmadı,onun icin Suudi Arabı hemcinsimiz cennete daha yakın,biz de kocalarımız ne isterse yaparız ve cennet için şansımızı artırırız.” Bir kadın…

          ”Mustafa Kemal benim için en son mesihtir” Bir Kemalist.

          ”Kemalizm emperyalizme başkaldırıdır ,dolayısı ile sosyalizmdir.”Bir başka Kemalist.

          ”Unutmayalım ki Atatürk de hem Ülkücü, hem Devrimciydi.” Odatv de bir yorum.

          ‘Sevgili gençler; merhum Alparslan Türkeş Ankara Bahçelievler’deki çalışma odasında bize nasihatte bulunduğunda(?)…..
          …Türkiye Gençlik Birliği’nin pırıl pırıl gençlerini hem medyada, hem de zaman zaman izleyici olarak geldikleri Silivri Duruşma Salonu’nda uzaktanda olsa konuşarak tanıdım. Tek hedeflerinin M. Kemal Atatürk’ün yolu, bağımsız ve güçlü bir Türkiye olduğunu büyük bir memnuniyetle gördüm. Sevgili genç arkadaşlarım; içinde bulunduğumuz bu kapkara tablodan yüzakı ile çıkabilmenin tek ve olmazsa olmaz yolu Türk Gençliği’nin azim ve iradesi olacaktır. Ülkücü Gençlik bu memleketin en zor dönemlerinde kanı ile canı ile Cumhuriyet’i ve milli değerlerimizi korumak uğruna büyük mücadeleler vermiştir. Milli Kurtuluş savaşımızda da, Kıbrıs Barış harekâtında da, 30 yıldır verdiğimiz terörle mücadelede de Türk Ülküsü’ne gönülden bağlı insanlarımız hep ön saflarda olmuşlardır. Ben bütün içtenliğimle inanıyorum ki; bugünkü tehditlerin ve tehlikenin bertaraf edilmesinde ülkücü gençlik olarak bu mücadeleyi veren gençlik ile omuz omuza ve ön saflarda olacaksınız.” Bir ergenekon tutulusu albay.

          ”Yeni CHP’de;
          Sosyal demokrasi,Sosyal liberalizm,Sosyalizm,Kemalızm bir arada olacak” Bir CHP yetkilisi.

          ”Hristiyanlık, Musevilik diye din yoktur, tek din vardır o da müslümanlık”Bir ünlü İlahiyatçı.

          “Laiklik din dışı bir hayat şeklidir”, “Fakirin aklı olsa, fakir olmazdı”, “Demokrasi vasat insanlar yönetimidir”, “Dinsiz insan dengesiz insandır”, “Erkeğin göbeklisi kadının da bebeklisi makbuldür” Zamanın profesörü.

          Şaka gibi bir ülke değil mi?İnsan gözünü kapatınca masal dünyasında yaşıyor hissine kapılıyor…

          Cevapla

          • mavi Says:

            demokrasinin temelinde hosgöru yatar. keske kullandiginiz rumuza göre davransaniz.
            farkli görusteki insanlarin söylediklerini tirnak icine alarak kucumsermis gibi bir hava yaratiyorsunuz.
            tek olan dogru bir görus var midir? ve diger görusler ona kiyasla daha az “iyi” midir? öyle ise nasil belirlenir?
            insanlarin hur olduguna inaniyorsak, dusunce de hur olmali…

            Cevapla

            • demokrat Says:

              Mavi,

              ”tek olan dogru bir görus var midir?” diyerek beni hassas olduğum yerden yakalamışsınız.Ama haksız yere suçlamışsınız,benim yapmaya çalıştığım,memleketin ‘hali pür melal’ini anlatmaya yardım edeceğini düşündüğüm bir kaç tespit yazmak.Kimseyi hor gördüğüm yok,çünkü bu durum benim değil bu zırvalara inananların problemi.Zaten bu örnekler de öyle dediğiniz gibi ”görüş” olarak adlandırılacak diyalektik ürünler değil.Tırnak içine almak sorunsalı ise önemli çünkü henüz Türkçede başkaca bir alıntı yapma yöntemi yok,üçüncü şahıslardan aktardığınız sözcükleri tırnak içine alırsınız ki alıntı olduğu anlaşılsın.Eğer amacım birşeyleri küçümseyerek kendime paye çıkarmak olsaydı daha ne cevherler bulabilirdim inanın.Öyle aman aman aramaya bile gerek yok,gündemi takip edin yeter.

              Her türlü düşüncenin özgürce tartışılmasından yanayım,samimiyetle…

              Cevapla

          • trekking Says:

            Sayın Demokrat,

            iyi tespitler.İyi yerlerden yakalamışsınız. Ancak cehalet keşke alıntıladığınız düşüncelerden ibaret olsa. Çok daha dramatik sonuçları var.

            Bugün “Türkiye meleğine ağlıyor” başlığıyla duyurulan haber. Bu çağda, Bu kadar korkunç, vahim, İnsanlık dışı bir olay nasıl olabiliyor insanın kanı donuyor.

            6 ay tuvalete zincirlenen,üzerinde bezden başka bir şey bulunmayan, açık yaraları kurtlanan, 30 kilo’ya kadar düşen Melek.Nasıl bu kadar gaddar,acımasız,artık ne denebilirse olunabilir? hangi suç’un cezası olabilir bu?

            peki ya Meleğin ailesi. Bu nasıl bir vurdumduymazlıktır. Aylarca insan kızından haber alamayınca aramaz mı?

            Bu olay münferit bir olay denebilir. Ancak kadına yönelik şiddetin,Çocuklara yönelik şiddetin bu kadar artmış olması tesadüf müdür. Yobazlığın,kör cehaletin tavan yapmasının nedeni nedir.İklim değişikliğinin bunda etkisi nedir.

            Yazınızda tek katılmadığım nokta bir ilahiyatçı ‘nın alıntıladığınız sözleridir.o sözlerde bir yanlışlık yok.Kuran’da yazmaktadır çünkü. yeryüzünde vaz edilen tek dinin olduğunu ve bunun da İslamiyet olduğunu yazmaktadır Kur’an.

            Cevapla

            • demokrat Says:

              Merhaba trekking,

              Hatırlıyorum o haberi,vahşet gözümden gitmiyor bir türlü.Bu sadece basit cehalet kavramıyla açıklanabilecek bir haber değil bana göre ,düpedüz insanlığı terkedişin bir resmi…
              Dediğim gibi ben sadece o gece facebook’ta rastladığım saçmalıklardan bir seçki sundum.O an aklıma gelenlerden.Geniş bir saçmalık araması yapmadım.
              Cehaletin aslında yaşı,mevkii,lisans derecesi filan da yok sanırım.Öyle olmasaydı zaten 79 yaşındaki Sitti Ana’yı hapse tıkan zihniyeti nasıl açıklardık ki?

              Bir de düzeltme yapayım(bu konuda kendimi cahil hissediyorum ama) sanmıyorum ki Kur’an da böyle bir ayet bulunsun.Bildiğim kadarıyla Kur’an diğer dinleri kabul ediyor,hatta bu konu da ayetler de var.Değiştirildiği veya tahrifata uğradığı yer alabilir ama inkar yok.Söylenen islamın son din olduğu ve diğerlerinin hükümlerini kaldırdığı.Tabii ki bu da, değerli şahsın ima ettiği gibi diğerleri yoktur anlamına gelmez.

              Melek için;


              incecikti
              gül dalıydı
              dokunsam kırılacaktı
              dokunmadım
              kurudu
              gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç…

              Hasan HÜSEYİN

              Cevapla

              • trekking Says:

                Al-İmran suresi 19 ayet.

                İnned Diyne ‘indAllâhil İslâm* ve mahtelefelleziyne utülKitabe illâ min ba’di ma caehümül ılmü bağyen beynehüm* ve men yekfur Bi âyâtillâhi fe innAllâhe seriy’ul hisab;

                Allâh indînde Din, İslâm’dır! Kendilerine Kitap (bu konuda bilgi) verilenler, onlara verilen bu ilimden sonra haset ve ihtirastan dolayı ayrılığa düştüler. Kim Allâh’ın işaretlerindeki varlığını (Esmâ’sının açığa çıkışı olan işaretleri) örterse, muhakkak ki Allâh “Seriy’ul Hisab”dır (yapılan işin hesabını anında sonuçlandıran).

                Bu tercüme Ahmed Hulusi ‘den.

                Aşağıdaki Elmalılı Hamdi Yazır’ın mealinden.

                19- Doğrusu Allah katında din, İslâm’dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendir.

                Bu meal de Muhammed Esed’in meali.

                Allah nezdinde tek [hak] din, [insanın] O’na teslimiyetidir; daha önce vahiy verilenler, (12) kıskançlıklarından dolayı, kendilerine [hakikat] bilgi[si] geldikten sonra [bu konuda] farklı görüşlere sarıldılar. (13) Allah’ın mesajlarının doğruluğunu inkar edenlere gelince; unutma, Allah hesap görmede hızlıdır.

                12 – Klasik müfessirlerin çoğu, burada kasdedilen halkın, Kitâb-ı Mukaddes’e veya onun bir bölümüne tâbi olan insanlar -yani, Yahudiler ve Hristiyanlar- olduğu görüşündedirler. Ancak, yukarıdaki pasajın daha geniş bir muhteva taşıması ve (dünya) görüşlerini, bir kısmı tahrif edilmiş, bir kısmı da tamamen ortadan kaybolmuş bulunan bir vahiy üzerine bina eden tüm toplulukları kapsamış olması kuvvetle muhtemeldir.

                13 – Yani, bütün bu topluluklar, ilk başta Allah’ın birliği akidesini kabul etmişler ve kişinin kendini O’na teslim etmesini (orijinal anlamıyla islâm) sahih dinin özü olarak görmüşlerdi. Onların sonraki ihtilafları, mezhep/fırka saplantısının ve birbirini dışlamanın sonucudur.

                Cevapla

                • demokrat Says:

                  Sayın trekking,

                  Bu konuyu uzatmayalım,birşekilde insanları rahatsız edebiliriz.Siz yazdıktan sonra biraz daha araştırma yaptım.Açık söyleyeyim daha önce de birtakım okumalarda bulunup yolumu şekillendirdiğim için bu ve benzeri konulara tarafsız yaklaşamayacağımı düşünüyorum.Daha fazlası da burada yazan herkesimden insanı rahatsız edebilir.

                  Sevgiler.

                  Cevapla

      • uykucu Says:

        Merhaba;

        Sizleri uzun zamandır (keyifle) takip etmeme rağmen ilk kez yazıyorum.Sevgili “demokrat” ın “Atabeyler Davası” ile ilgili yazdıklarına itirazlarım var.

        1. Bu kişiler hakkında, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işlemek için anlaşma” ve “izinsiz patlayıcı bulundurmak ve nakletmek” iddiasıyla dava açıldı. İlk iddiadan ( ki asıl olan suçlama budur) beraat ettiler, ikinci iddiadan ceza aldılar ve ceza kararı henüz onanmadı.

        2. MGK tarafından kimse TSK’dan atılmaz.YAŞ kararıyla ihraç edilirler. Ve bu kişilerin ihraç edilmelerinin sebebi iddianamedeki suçlamalar değildir.

        3. “İşin en önemli kısmı, bu insanların, bu silah,bomba ve düzenekleri niçin evlerinde bulundurduklarına dair Türk halkına bir açıklama borcu var.” Böyle bir borçları yok.Ortada bir borç varsa (bana göre o da yok); bu borç o kişilerin değil, devletin ilgili makamlarının borcudur.

        4. Son olarak; sizin de son söylediğiniz gibi, bu konu daha çok su kaldırır. Ama düşündüğünüzün aksi yönünde…

        Saygılarımla…

        Cevapla

        • demokrat Says:

          Sayın Uykucu,

          Neye itiraz ettiğinizi anlamadım.Suikast temelli “Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işlemek için anlaşma” suçundan beraat ettiklerini ve sadece silah vs bulundurmaktan ceza aldıklarını söyledim zaten.
          Uzun süredir takip ettiğinizi söylüyorsunuz o zaman burada ve diğer medya organlarında, gerek balyoz gerekse diğer davalara bakan savcı ve mahkeme heyetlerinin ‘taraf’lı olduklarına dair yazılmış binlerce yazı bulabilirsiniz.Ben de dedim ki birtakım çevreler de bu davaya bakan heyetin taraflı olduğunu daha önceki karar ve davranışlarına bakarak iddia edebilirler/ediyorlar.Ne yapalım şimdi biz de karpuzun bir tarafını gözümüze kestirip diğer tarafa saldıralım mı?Onun için dedim ki bu dava daha çok su kaldırır.
          TSK’dan ihraç kararlarının YAŞ’ta alındığını ben de biliyorum bu hata sehven hızlı düşünmekten ve yazmaktan oluşmuş bir hata.
          Diğer konu da ise anlaşamayacağız maalesef, ne kadar yazsak çizsek boş,yazdıklarınız bu düşünceyi uyandırdı ben de.

          Cevapla

          • uykucu Says:

            Sayın Demokrat;

            İtirazlarımı belirtirken biraz cimri davranmışım. Sanırım bu yüzden anlatamamışım. Daha açık anlatmaya çalışayım.

            1. İlk itirazımın nedeni; yazınızda ki “buna rağmen (hasıraltı edilemeyen) silah vs bulundurmaktan alınan cezalar var.” ifadesi. Mahkeme heyetiyle ilgili yazdıklarınıza değildi.

            “Atabeyler Davası” nı ülkenin gündemine sokan, gündemi uzunca bir süre meşgul etmesini ve Ergenekon Davasına kapı aralamasını sağlayan tek konu; “Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işlemek için anlaşma” iddiasıdır. Bu iddiayı ortadan kaldırırsanız, dava “Atabeyler Davası” olmaktan çıkar. Çünkü “izinsiz patlayıcı bulundurmak ve nakletmek” iddiasıyla açılmış / sonuçlanmış (ama gündeme dahi gelmemiş) yüzlerce dava var. Bu yüzden ikinci iddiadan ceza almalarının (davanını özelliği bakımından) hiçbir önemi yok. Haliyle “hasıraltı” edilmesi gereken bir durum oluşmuyor.

            2. İkinci itirazım nedeni ; “MGK tarafından TSK’dan atılmışlıkları var.” ifadesi.

            Yazı bütününde baktığımda, “madem suçsuzdular neden atıldılar,demek ki birşeyler var” algısı yarattı bende. Yani, bu kişiler iddianameden ( ilk suçlamanın altını ısrarla çiziyorum) dolayı atıldılar diye anlıyorum. Oysa TSK dan ihraç edilmelerinin sebebi; “silah ve mühimmatı izinsiz görev alanı dışına çıkarmak” ve “gizli bilgileri yetkisiz kişilerle paylaşmak” dır.

            3. Bu konuda biraz değil bayağı cimri davranmışım.

            Bu 4 asker, Öz.Kuv.K.lığında GNH kursu görüyorlar. Suçlandıkları konular da bu kursun gereklilikleri. “Kurgulanmış” gazeteci vasıtasıyla kamuoyuna alıntıladıklarınız dışında veya daha detaylı bir açıklama yapamaları mümkün değil. Yaptıkları takdirde suç işlemiş olurlar. Bu yüzden; bir açıklama yapılacaksa bu kişiler tarafından değil, kursu veren kurum tarafından yapılmalıdır. Böyle bir açıklamanın zorunlu olduğuna da inanmıyorum.

            Saygılarımla…

            Cevapla

  4. faris Says:

    Sizin yapacağınız en güzel eylem ilk okul talebesinin anlayacağı şekilde açık ve çarpıcı bir şekilde yalan belgeri halka anlatmak:Şunu daima hatırlayalım kişiler olayları anladığı kadarı ile değerlendirir. Mesela Sn: komutanlarının vazifedeki ortamı ile silivrideki hücre ortamını klip yapıp internete koyun. Yalan haberleri çürüten delilleri klip yapıp internete koyun.

    Cevapla

  5. Güner_İzmir Says:

    İddianamede pek çok planla askerler kaos karmaşa ,bulanıklık yaratıp,halkın güvenlik konusunda açmazlarını kullanıp darbe yapacaklardı diyor.Ülkemizin şimdiki durumuna bir bakar mısınız?Terör her gün genç askerleri vuruyor,Suriye sınırında ve Hatay^da olağanüstü bir kaos yaşanıyor,mülteciler geliyor,sorun yaratıyorlar,Akp Hükumeti’nin girdiği girdabın ucu görünmüyor,hergün sabah gözlerimizi asker Suriye’ye sokulmuş mudur diye açıyoruz,ekonomi,işşizlik,yoksulluğun artması,topraklarımızın satılması ,daha binlerce sorun.Yazdıkça sinirlerim geriliyor.Uçakların,cemaatlerin üzerinden uçması mı kaos yaratır,yoksa bu saydığım,yazamadığım sorunlar mı halkın üzerinda psikolojik baskı yaratır?Darbe olsaydı bu günden daha iyi olurduk demek istemiyorum.

    Cevapla

  6. Kurmanbek Allahverdiyev Says:

    Sanirim artik istatistiki olarak da tespit edebiliriz. Bu bloga yilda 1 veya 2 defa millici/türkcü/sünnici/muhafazakar saldirisi oluyor. Bunlar genel olarak hayatlari boyunca statik bir sekilde zaman, taraf, samanyolu gibi bugünün kontrgerilla medyasini veyahut bunlarla cikari icin isbirligi yapan Yeni Safak, Star, Sabah gibi AKP medyasini takip etmisler. Manüpüle edilmis algilari onlara kutsal bir savas icinde olduklarini idrak ettirmis. Bir de vitamin eksikliginden midir, güneste cok kalmaktan midir yahut Manas Universitesinde okumaktan midir bilinmez ama Türkce imla hatalari anormal boyutlarda bu arkadaslarin.

    Karsimizda böyle bir profil var. Sakin kalmakta, kendimizi cok fazla yormamakta da fayda var.

    Cevapla

    • Solmaz Türk Says:

      Sayın Kurmanbek Allahverdiyev;
      ”Bu blogayılda bir veya iki defa millici,türkçü,sünnici,muhafazakar saldısı oluyor”diye olayı biraz hafifletmişsiniz,dinci,gerici,asker düşmanı,emperyalist işbirlikçisi demek daha iyi olurdu.

      Cevapla

    • demokrat Says:

      Sayın Kurmanbek,

      Yaptığı çok büyük hatalara rağmen ‘taraf’ bu saydığınız kategoriye girmiyor sanki.Sanırım bir süredir okumuyorsunuz.Kapitalist düzen medyasının (yandaş ve yandaş olmadığını iddia eden) asla yapamayacağı muhalefeti bir süredir bu gazete yapıyor.Cesurca yapıyor ve bir demokratik kaygı barındırıyor.Ayrıca bu muhalefet öyle sözcü ya da Odatv’nin yaptığı gibi ilkokul dönem ödevi naifliğinde değil.(Bana göre tabii ki.)
      Sevgiler.

      Cevapla

      • Olasılıksız Says:

        Sayın demokrat,

        Taraf gazetesinin “taraf” değiştirdiği görüşünüze ben de katılıyorum. Ancak bunu yapışının arka planındaki nedenleri de merak etmeden duramıyorum. 🙂 Acaba sürekli övdükleri demokratikleşme sürecinin pek de düşündükleri gibi bir şey olmadığını mı anladılar, yoksa çıkar gruplarının toplum mühendisliğiyle ilgili planlarında bazı rötüşlar mı yapıldı?

        Açıkcası, ben bu konularda pek de masumane hislere sahip değilim.Şimdi bir Cumhuriyet gazetesinin 50 yıldır tarzı pek değişmemiştir. Keza, Akit gazetesinin de değişmemiştir. Ama radikal bir gazete zırt pırt bir otarafa, bir bu tarafa dönüyorsa “hop n’oluyor?” demeden edemiyorum.

        Yukarıdaki güzel yorumlarınızı da okudum. Katıldığım yerler var, katılmadığım yerler de var. Ama genel olarak destekliyorum.

        Bu bloga agresif saldırılarda bulunanların da aslında yararlı bir işlevi yerine getirdiğini düşünüyorum. Hem konuları hareketlendiriyorlar, hem de kimilerinin nasıl keikleşmiş önyargılarla hareket ettiğine güzel örnek oluyorlar. Bu işi eskiden ihtimal oldukça naif bir şekilde yapıyordu ama uzun süredir ortalıkta görülmüyor. 🙂 Evet, trolleri özledik diyorum.

        Cevapla

        • demokrat Says:

          Sayın Olasılıksız

          Ben aslında tam olarak ‘taraf’ın taraf değiştirdiği kanısında değilim,bilmiyorum belki de biraz safım.Geçmişte yaptığı hatalar derken aslında ben bunları da demokratik kaygılarla ve doğru olduğunu düşündükleri için yaptıklarına inanıyorum.Yani ,yıllarca darbelerle örselenmiş bir ülkede,her dönem rahatsız edilmiş bir ailede yaşıyorsunuz,çektiğiniz acıların haddi hesabı yok,her dönemde işkencelerden geçmiş bir sol gelenekten geliyorsunuz ve önünüze hiç anlamadığınız ve bilmeyenler için son derece gerçekçi görünen(ki bir çoğu da doğru zaten) belgeleri getiriyorlar.Bunları yayımlama cesareti gösterecek başka bir yayın organı olacağını zannetmiyorum.

          Şu bir aydır başta Ahmet Altan olmak üzere diğer taraf yazarların yazdıklarını yazabilecek yüreklilikte yazar göremiyorum.Katıldıklarım ve katılmadıklarım var ama bu yürekliliği de görmezden gelemem.Özellikle Ahmet Altan’ın yazdıkları yenilir yutulur şeyler değil.Bunların gerisinde sizin gibi şüphe duyup komplo teorisi üretenler olabilir,bilmiyorum,haklı da olabilirsiniz ama saflığım bana keşke haksız olsalar dedirtiyor.

          Cumhuriyet ve Akit konusuna hiç girmeyelim isterseniz,konu uzayacak ama şu kadarını söyleyeyim son otuz yıldır eğer ‘taraf’ın gösterdiği cesaretin sadece yüzde onunu gösterecek bir Cumhuriyet olsaydı çok daha demokratik bir ülkede yaşıyor olurduk.Ama maalesef hala (Kurmanbek’in deyimiyle) Türkçü,sünnici vs çizgideler…

          Cevapla

          • Olasılıksız Says:

            “Sol gelenek” derken Ahmet Altan, Mehmet Altan vs. kişileri mi kasdettiniz pek anlayamadım? Ne “klasik” solcuların, ne de kendilerinin kendilerini “solda” gördüğünü pek zannetmiyorum. 🙂

            Elbette sol’un da çeşitli tarifleri olabilir ama bu durumda Mehmet Barlas’ı da solcu görmemiz lazım. 🙂

            “Cesaret” kısmına gelince, bu gerçekten cesaret mi, yönlendirme mi iyi anlamak lazım. Özellikle Taraf’ın kurulduğu ilk yıldan sonra (o dönemde tek hedefleri G.Kurmay idi) özellikle davalara yönelik haberlerin saat farkıyla önce Taraf’da, ardından da Saman basında çıktığını düşünürsek “acaba bir taşeronluk müessesesi mi işliyor” sorusuna tatminkar yanıt verebilmemiz lazım.

            Ne yazık ki ben bu kağıt parçasını “cesaretli bir basın kuruluşu” olarak değil, çoğu yalan yanlış ve kasıtlı yorumlar içeren bir propaganda aracı olarak görmekteyim. Özellikle PKK ile mücadele eden, yani tescillenmiş bir TERÖR ÖRGÜTÜ ile mücadele eden askerleri sürekli küçük gösterme, beceriksiz gibi bir tablo çizme, “şehit” sözcüğü yerine “öldü” demeyi tercih etme, TERÖRİSTE “gerilla” şeklinde hitap etme, teröristleri haklı bir davayı savunan örgürlük savaşçıları gibi lanse etme çabaları, biraz daha ileri gidersek, wikileaks belgelerini yayınlarken bile tercüme değişiklikleri ve bazı ifadelerin gizlenmesi gibi ucuz yollara sapmaları gibi verilebilecek pek çok örnek nedeniyle “tarafını” oldukça belli ettiği kanısındayım.

            Konuyu biraz daha blog eksenine çekecek olursak, Balyoz davasıyla ilgili belgeleri yayınlaması bir tarafa ama Baransu’nun savcılardan bile daha cevval bir şekilde tamamen demagojik ve ancak safları kandırabilecek “Balyoz ve Gerçekler” yazı dizisine ne demeli? “Microsoft’a sordum, bir dosyayı açınca kendiliğinden yazı fontu Calibri oluyormuş” benzeri ifadelerle 2003 yılı damgalı Tek Oturumluk bir CD’nin nasıl olup da 2007 tarihli bir programla açılabildiğini bu şekilde açıklamanın 2 gerekçesi olabilir: Ya Baransu zeka özürlüdür (ki öyle gibi durmuyor), ya da kasıtlı olarak doğruları çarpıtıyordur. Davanın sanığı olan kişiler “gerçekten” darbe planı yapmış olsalar bile böyle ucuz numaralar “demokrasi savunucusu” hangi ahlaklı gazeteciye yakışır ki?

            Her neyse… Ben aslında Cumhuriyet ve Akit örneğini verirken bir gazetenin – iyi veya kötü – nasıl tutarlı olabileceğini göstermek istemiştim. Kimi gazeteler (özellikle büyük basın) günün koşullarına göre yanar-döner olabilir. Bu doğaldır. Ama “taraf” olan gazetelerin pek kolay “taraf” değiştirmemesi beklenir. Yönetim kadrosu veya sahibinde ciddi bir değişiklik olmadan radikal değişikliklere giden bir gazeteye biraz şüpheyle yaklaşmak lazım. 🙂 Şimdi Zaman Gazetesi her gün CHP’yi öven yazılar yazmaya başlasa siz şüphe duymaz mıydınız?

            Cevapla

            • trekking Says:

              Sevgili Olasılıksız,

              taraf, hakkında yazdıklarınıza sonuna kadar katılıyorum. Son bir aydır muhalefeti keskinleştirmiş olmaları günah çıkarma ya da gerçekleri görme falan değildir tamamen yönlendirme kaynaklıdır.

              Ayrıca bugüne kadar işledikleri günahları, aldıkları ahları,yalan haberlerini aklayamazlar.

              tarafın kuruluş süreci, Patronları, perde arkasındaki patronları, Tirajı, İlan verenler,İlan verilmesi için mütareke basınındaki çırpınmalar, Amerikan tandanslı ajan kılıklı yazarları.

              Bunların hiçbirine yanıt veremezler. ve eğer bir gün sap döner,keser döner hesap dönerse basın tarihimizin utanç sayfalarında yerlerini alacaklardır. Bundan hiç şüphem yok.

              Big brother’in Yeni Dünya düzeninde partneri değiştiği için eski döneme ait birtakım günahlar bu kağıt parçasına servis edildi.Evet sütten çıkmış akkaşık değildik maalesef.

              Bu sureçte güya sol gelenekten gelen bu arkadaşlar, ne oluyoruz yahu, kullanılıyormuyuz demediler. Yeldeğirmenlerine saldıran Sanço pançoluğa devam ettiler.

              Hele Balyoz sürecinde Baştan beri oynadıkları rol affedilemez.Acaba bu belgelerin sahte olma ihtimalı olabilir mi diye düşünmedi bu arkadaşlar. Bilakis Cehennem kazanına odun taşımaya devam ettiler.

              Ne ekersen onu biçersin.

              Bu sureçte yaptıkları yalan haberlerin, dezanformasyonun,iftiraların haddi hesabı yok.Bu sürecin başından beri içinde olduğuna inanıyorum taraf’ın. Hatta yayın hayatına geçirilmesinin gayelerinden biridir bu. Yani Balyoz sureci 20Ocak 2010 da taraf ta yayınlanan yayınlar la başlamadı. Bu sahte belgelerin hazırlanması surecinde bilgileri ve dahlileri vardı bu kesimin.

              Orhan Aykut olayı açıklığa kavuşursa o zaman gerçekleri daha net olarak anlayacağız. o zaman göreceğiz baransu nun uzun saçlı ordudan atılan subayının kim olduğunu!!!

              Gerçeklerin er yada geç ortaya çıkması gibi bir huyu vardır.

              Cevapla

              • Solmaz Türk Says:

                Sayın trekking,taraf’ın yargıtay krokisiyle ilgili”çarpıtma,saptırma,yalan”haberini de unutmayalım.Bunlarda hiç utanma yok.

                Cevapla

                • trekking Says:

                  Yurt gazetesinde Usta Nihat Behram yine döktürmüş. Bu Taraf adlı paçavraya, sol artığı ruhsuzlara,döneklere,liboşlara muhteşem kaleminden yanıt vermiş yine.

                  “kasabın bahçesindeki koyunu kasabın hayvan sevgisine yordular.” tesbiti ise bu duruma okadar güzel oturmuş ki. Bu sureçte Altangillerin, Çongar’ların yazdıklarını hatırladım birden.Bu kadar güzel anlatılır bir cümle ile. Bir ara Fmeraklı da Nihat Behram hayranıydı. Bilmiyorum bu yazdıklarının altına imza atar mı?Sadece bu yazısı değil tabi.Ama onun ki olsa olsa şiirlerine duyduğu duyarlılık olabilir. Koskaca Fmeraklı blog külliyatı da ortada iken bu sözlerin altına imza atamaz ki, kendisini inkar olur.!!!

                  NİHAT BEHRAM-YURT GAZETESİ 29 TEMMUZ 2012

                  Bir ara bozuk plak gibi dön dur hepsi bunu söyledi. Kimisi zaten gedikli gericiydi. Kimisi o dönemde ruhunu sattı. Kimisi de uzak görüşlülük ve bilinç kökünden yoksunluk sonucu, sistem yandaşı liberal söylemin etkisinde kaldı. Elbirliğiyle, “Gelmiş geçmiş en demokratik parti” dedikleri AKP’nin dinci-kinci faşizm yapılanmasına harç taşıdılar, hizmet ettiler.

                  Kasabın bahçesinde gördükleri koyunu ‘kasabın hayvan sevgisi ’ne yordular! “Kasap koyunu kesmeye alır” diyeni de “ön yargılı olmak” la suçladılar. Üstelik profesör, gazeteci, yazar türü meslek ve ‘aydın’ kimliği taşıdıkları için, sözleri toplumda, kasap bıçağından daha keskindi.

                  Kötünün iyiye örnek gösterilemeyeceğini bilmek için matematik ya da siyaset bilimi profesörü olmaya da gerek yok. Bunu leblebici dükkanının çırağı da bilir. Leblebi sorduğunuzda, “Bu da kurtlu ama dükkanımıza gelmiş geçmiş en az kurtlusu bu!” demez. Hele ki “Kurtlarına bakmayın, ileri derecede besleyicidir!” demesi için aptal ötesi olması gerekir.

                  İlerleyen zaman içinde manzara değişti. Bu kez plak başka nakaratlarda takılmaya başladı. Gedikli gericilerinki “kasap havası”! Soldan devşirme ruhsuzlar ise, AKP’nin “fabrika ayarlarına geri dönmesi” yolarını sorar oldular. Yani, “Başta çok iyiydi ama özellikle Başbakan’ın ihtirası ve yanlışları sonucu bozuldu! İşte biz de onu en sert biçimde eleştiriyoruz!” havasına girdiler. Hesap açık: ihanete örtü çabası. Yandaşlığa, alçaklığa berdevam. Onur ve vicdan duygusuna tutunup doğrulmaya çabalama yerine, aynı bataklıkta günübirlik pozisyon değiştirerek akıllarınca idare ediyorlar.

                  Tarihin ve talihin cilvesine bak: On gün içinde bambaşka bir manzara oluştu. Tarih boyu dilleri ve kültürlerini özgürce yaşama özlemiyle yanıp tutuşan Kürtler, kimsenin burnu bile kanamadan, özlemlerinin kapısını araladılar. Başbakan ise, Kürtlere yönelik “gelmiş geçmiş” en anti demokratik söylem ve gözdağıyla Suriye’deki bu oluşuma karşı esti gürledi! BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, son derece insani ve haklı bir biçimde, “Oradaki halkı terörist ilan etmek ve müdahale ederiz demek Başbakan’ın yetkisinde değil!” dedi. Öte yandan PKK, tabi ki silahlı olmasının ifadesiyle “Suriye Kürdistanı’ndaki oluşuma müdahalenin Kürtlerin yaşadığı her noktada yanıtını alacağını” açıkladı. Düne kadar, “Kürt sorununu çözerse AKP ve Başbakan çözer” deyip, bunun için de “Kürtlerin silah bırakmasını” çözümün ilk adımı gören, AKP yandaşı ve onun ‘ileri demokrasi’ ambalajlı faşizmine hizmet etmiş teorisyenleri, doğrusu merak ediyorum, acaba şimdi hangi ‘pozisyon’dalar? Gerçi onların faşizmden halk yararına iş bekleme umutları sönmez. Niye sönsün, umut balonunun üfleyeni faşizm.

                  Liberallerin, AKP ve Erdoğan’ı “ileri demokrasi” nin, başta Kürt sorununda “Demokratik açılımlar”ın, “toplumsal kurtuluş ve ilerleme”nin, “komşularla sıfır sorun”un temsilcisi olarak kakalama ihaneti ile herhalde “gelmiş geçmiş” hiçbir halk düşmanlığı yarışamaz.

                  Ülkemiz ve ülkemizin içinde yer aldığı bu coğrafyanın kan, katliam ve savaş tuzağından kurtulmasının yolu, bu hükümetten kurtulmaktır. Gerçek bu denli çıplak. Domuzun vücut yapısı gereği kafasını kaldırıp göğe bakamayışı gibi, bir kesimin de bu gerçekliğe bakması olası değil. Asıl tehlikeli olanlar ise ‘pusulasız ruh yapıları’ gereği, gerçeği görmezden gelenlerdir.
                  ___________________________________

                  Cevapla

          • mavi Says:

            Demokrat, Taraf gazetesini takip edip ve begenmek sizin tercihiniz. Fakat kendinize saf demekle haksizlik ettiginizin farkinda oldugunuzu dusunuyorum.

            Iyi gazetecilik ilkesine göre can alici haberleri yayinlamadan once haberde adi gecen insanlara haber malzemesi hakkinda bilgi verip ve konu hakkinda göruslerini ögrenmeye calismali. Böylelikle kaynaklari kontrol etmis oldugunuz gibi haber olacak kisi/kisilerin göruslerini de almis oluyorsunuz. Kisi susmayi tercih eder veya yazmayi dusundugunuz haber nedeniyle sizi tehtit eder (tepkisini bilmek zor olabilir ama bu baska bir konu). Yanitini tahmin ettigim fakat sormamazlik edemedigim ilk soru: Taraf gazetesi bu ilkeye uydu mu?

            “Normal” gazeteciler icin can alici haberleri yaratmak pekte kolay degil. Bir örnek: bir kaynaktan 2003 senesinin sonbaharinda bir seminer adi altinda darbe planlandigini ögrenirsiniz. Bir kac isim de verebilir kaynak, belkide anlattiklarinin dogrulugunu gösteren fakat yeterli olmayan bir belge de sunabilir size. Gerisini getirip haber yapmak size kalmistir. Cevreniz genis olabilir, önemli kisileri taniyabilirsiniz, zaman zaman size gizli bilgiler sizdirabilirler fakat ”normal” gazeteciler bu tur haberleri yaratmak icin cok emek verirler ve bazilari da hayatlarini riske sokarak. Hic bir seyin bedava olmadigi bir dunyada yasiyoruz, Taraf gazetesine sunulan sayisiz belge karsiliksiz midir? Suphesiz bu sorunun yanitida var.

            Cevapla

            • demokrat Says:

              Mavi,

              Takip etmek farklı beğenmek farklıdır,ben beğendiğimi söylemedim.Cesur oldukları yönünde bir tespitte bulundum.
              İkincisi tabii ki gazeteci haberin doğruluğunu tespit etmeden yazmamalıdır.Taraf bu konuda sabıkalı olabilir.Ve fakat bu belgelerin doğruluğunu tespit etmekte o kadar kolay değil değil mi?Ne yapacaktı GKB’na mı soracaktı ‘siz darbe mi planlıyordunuz’ diye?Bakın mahkemeler hala uğraşıyor.Ben (diğer davaları ayırıyorum) balyoz davasındaki cd’lerin sonradan üretildiğine kaniyim ama hala konu sürüncemede ve yüzbinlerce insan bunu kabul etmiyor.Yani taraf için çok fazla doğrulama seçeneği yoktu,iki seçenek vardı önlerinde;yayımlamak ya da kapatmak.Birincisini tercih ettiler.Empati yapıyorum sizin anlayacağınız.
              Bir de yaptığım kısa araştırmada taraf’ın bu yayımladığı askeri belgeler vs(salt balyoz değil) nedeniyle hiç mahkum olduğuna rastlamadım.Eğer bilen varsa ve paylaşırsa sevinirim.Öyle ya madem sahtekar ve iftiracılar bunun bir karşılığı olması gerek değil mi?Bildiğim ,yalan haber,iftira diye yok ama ne acıdır ”askeri gizli bilgileri ifşa” diye var.

              Cevapla

              • trekking Says:

                Sayın Demokrat,

                “Ne yapacaktı GKB’na mı soracaktı ‘siz darbe mi planlıyordunuz’ diye?” sormuşsunuz.

                Evet yapılması gereken oydu. Genelkurmay’a sormak. neden? Darbe planı 2003 de ama taraf’a bilgilerin gelişi Ocak 2010 da. Darbeyi planlayanlar emekli olmuş.Aynı dönem olsa saçma olurdu Siz darbe mi planlıyorsunuz diye sormak?Ama aradan yıllar geçmiş.

                Belgeler yayınlanmaya başladığında bu soru sorulmuştu.Neden GKB’na sormadınız diye.

                Yanıt. Daha önce Askerler ile ilgili haberler yaptık. O zaman dönüp sorduk. Doğrudürüst bir yanıt alamadık. O yüzden Balyoz belgelerinde sormadık.!!!!!

                Daha önce yaptıkları önemli haberler de vardı. Ancak bu kez durum çok daha farklıydı. Yaklaşık 5.000 sayfalıkbir kulliyat, Bir darbe hazırlığı, Kendi jetini düşürme, Cami bombalama, 200.000 kişiyi Stadyuma toplama gibi korkunç planlar içeriyordu.

                Hangi bilgi ve beceriniz ile bu belgeleri birkaç gün içinde çözümlediniz ve doğru olduğuna kanaat getirdiniz de yayınladınız.

                Üstelik Ne Baransu, Ne Ahmet Altan, kaynaklarının kimliğini bile sorgulamamış. Güvenirliliğini sorgulamamış. Emekli olduğunu ancak anılan dönemde 1.Ordu da çalışmış olabileceğini düşünmüşler. Yalan da söylemiş olabilirmiş.

                Bu işkaynağından sakat. kaynağı bulanık. Onun için bana hiç masum gelmiyor Taraf.
                Zaten Sansasyonel haberler hep siparişle geliyor nedense. Bir çaba yok karşılığında. Bir araştırmacı Gazetecilik yok. Servis edilen haberler var.

                “Mahkemeler Hala uğraşıyor” diyorsunuz. Mahkemeler güdümlü olmasaydı, sizin de kani olduğunuz durumu ortaya çıkarıp bu CD’leri sonradan oluşturanların izini sürmesi gerekirdi. Ama mahkemeler,hala 3 maymunu oynuyor.

                Diğer davaları ayırıyorum derken diğer davalar sağlam temeller üzerine oturuyor muyu anlamalıyız.

                Balyoz da CD’lerin sonradan üretildiğine kani’siniz de sözgelimi Askeri Casusluk,Şantaj da suçların işlendiğine mi kani’siniz?

                Ben ce bu ve benzeri davaların hiçbiri ayrılamaz. Hepsinde ekipler aynı. Mahkemeler Aynı. Savcılar aynı. Sahtecilikler aynı.

                Aziz Yıldırım, geçen Cumartesi Divan Kurulunda yaptığı konuşmada, Bochum davası olarak bilinen bahis şebekesi davasının 2011 de sonuçlandığı söyledi. Bu dava da ismi geçen neslihan Ergün isimli bayanın evinin 7 Temmuz 2012 de evinin basıldığını ve ayrıldığı kocasına ait 20 sayfalık el notlarının bulunduğunu söyledi. İlginçtir bu bayanın isminin Cüppeli Ahmet Hoca’nın dosyasında da geçtiğini belirtti.

                Yani burda, Ergenekon ‘da olduğu gibi birbirlerini tanımayan, aralarında bir bağ kurulamayan,ispatlanamayan kişiler yok. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı. Polisi,Savcısı,mahkemesi hepsi.Bunu görmemek, görememek için kör olmak gerekir.

                Son olarak diyorum ki, Taraf bu sahte Balyoz belgelerinin hazırlanma surecinden haberdardı. Birgün bu konudaki gerçekler tüm çıplaklığıyla ortaya çıkacak. Er ya da geç.Göreceksiniz.

                Cevapla

                • demokrat Says:

                  Sayın Trekking,

                  ‘Evet sorulmalıydı’ şeklindeki önermenizi ancak bir latife olarak görüyorum.

                  Baransu konusundaki tüm yazdıklarınıza katılıyorum.A.Altan konusunda çekincelerim var.

                  Diğer davaları ayırıyorum derken yeterli derecede bilgi sahibi değilim,ciddi bir şekilde inceleme yapmadım demek istedim.Ancak ergenekon davasında ,eğer dava sulandırılmasa ,suçlamalar gayrı ciddi olmasa ,iddianameler daha özenli ve gerçekçi hazırlansa o denli gerçeklere yaklaşabilirdik diye düşünüyorum.

                  Cevapla

                • canislupus Says:

                  Diyelim ki Gn.Kur. Bşk’na sordular, peki ne cevap alacaklardı acaba?
                  Evet biz darbe planlıyoruz derler miydi acaba?

                  Cevapla

        • ihtimal Says:

          🙂

          Cevapla

          • zipkin Says:

            Alo ihtimal, arkadasin tercuman/boxsin nerede birader yerini soyle onun bir bayramini kutlayacagim 🙂

            Cevapla

  7. Kurmanbek Allahverdiyev Says:

    Taraf gazetesinin AKP’ye muhalefet etmesinin sebebi demokrat olmasindan falan degil. Cemaat Zaman’da yazdiramadiklarini Taraf’ta yazdiriyor. Taraf’in sozumona ‘muhalif, soz dinlemez, vs.’ etiketine uygun sekilde AKP muhalifligi yaptiriyorlar. AKP ile Cemaat arasindaki cekisme bitince gorursunuz Zaman-Taraf isbirligini.

    Ahmet Altan’a solcu demek Mehmet Agar veya Abdullah Catli’ya solcu demek gibi bir seydir. Ahmet Altan basbakan’a agir bir yazi yazdi ama 2 hafta sonra da salya sümük, adeta ayaklarina kapandigi bir yazi yazmisti.

    Taraf gazetesi genel olarak emniyetin hazirladigi haberleri yazmaktadir. Icinde Emrullah Uslu gibi kontrgerilla elemanlarini da barindirmaktadir. Eskiden Umit Kivanc gibi birkac akli basinda adam vardi, ayrildilar. Ben aslen tarafin ‘solcuyu solcuya kirdirmak’ amaciyla kurulup yonetildigini dusunuyorum. Spekulatif elbette ama kafa yormakta fayda var.

    Cevapla

    • demokrat Says:

      Sayın Kurmanbek solcu ile ‘sol gelenekten gelen’ ayrımını burada tartışmak anlamsız olur.Solcu veya sosyalist diyecek olsaydım lafı eğmeden söylerdim zaten ki tam tersini düşünüyorum.Kendileri de oluşumlarını ‘liberal demokrat’ olarak adlandırıyorlar.Ancak bugünkü bakış açılarının yaratılmasında sol geçmişlerinin izlerini görmemek için yazdıklarını hiç okumamış olmak gerekir.
      Nihat Behram’ı severim,çok acılar yaşamıştır,çok çileler çekmiştir.Ama yetmez.Ağır yazılar yazıp sağa sola saldırmak,süslü nutuklar atmak para etseydi bugüne kadar on tane sosyalist iktidar görürdük.Ağzından baklayı son paragrafında çıkardığı gibi sırf hükümete muhalefet etmek için yazmak sosyalistlik değildir.Karnından konuşmayacaksın,kürt sorunu için iki çift laf edeceksen eğer bunun bir çifti çözüm odaklı olacak.Eleştirdiği demokratlar kadar cesareti varsa ne istediğini yazacak,onlar yazıyorlar çünkü.Sayın trekking bize çözümsel bir bakış(liberallerden farklı) sunan Nihat Behram yazısı borcunuz var.
      Bugün görünen en büyük problem bu.Karnından konuşmak.Konu dönüp dolaşıp kürt meselesine gelince malesef pusulası şaşıyor sol’un.Halkların kardeşliği söyleminin artık karın doyurmadığı ortada da çözüm ne? Hala ”ne mutlu Türküm diyene” sözüne sarılan sözümona sosyalistler var yahu?Bu nasıl bir dilemma?

      Cevapla

      • trekking Says:

        Sevgili Demokrat,

        Haklı o0lduğunuz bir konu var. herhangi bir sorun ile ilgili konuşmayı, ama saatlerce konuşmayı seviyoruz da, peki çözüm ne? konusuna gelince 2 cümlede toparlayıveriyoruz. Genelde bu durumu görüyorum.

        Gerek yazılan makale veya yazılarda, gerekse açık oturum yada tartışma programlarında sizin dediğiniz gibi son paragrafta çözümü konuşuyoruz.

        Ancak bence sol’a biraz haksızlık ediyorsunuz? Pusulası şaşan sadece sol değil ki bu konuda?

        Leyla Zana geçenlerde çıktı bu sorunu çözerse Başbakan çözer dedi. Yani Öztürkçesi Amerika çözer idi.

        Esra Büşranlı hoca da geçen akşam TV ekranlarında “Bence de bu sorunu Başbakan Çözebilir” diyor. Yani Amerika çözer.

        Bu sorun Ne İmralı dan, Ne Brükselden, ne Washington dan çözülmez. Bu sorunun çözümü bu coğrafyadır. Diyarbakır’dır. Adana’dır, Marmaristir,İzmirdir,Tuncelidir.

        Bu sorunun çözümünü dışarıda aramak,dışarıdan reçeteler sunmak bu sorunun çözülmesini istememek demektir.

        Evet Halkların kardeşliği karın doyurmuyor ama Emperyalist saldırıların Taşeronluğuna soyunmak ta karın doyurmuyor.Bu işin ilk şartı budur. Çözüm yeri bu coğrafyadır. Bunun dışındaki her çözüm ancak günü kurtarır.Nacizane fikrim bu.

        Nihat Behram’ın bu konu ile yazdığı yazılar var bulursam linklerini paylaşırım.Borcumuz borç.

        Cevapla

        • demokrat Says:

          Trekking,

          Sola haksızlık ediyor demeyelim de hayal kırıklığı yaşıyorum diyelim.Seksen yıllık bir hayal kırıklığı.Aslında söylemek istediğimi biraz eksik yazmışım.Yanisi şu; yukardaki son cümlede ‘halkların kardeşliği’ deyiminden sonra ‘bu ülkede’ sözcüklerini eksik yazmamalıydım.Eğer yerine koyarsanız benim düşüncem daha iyi anlaşılır,eksik, hatta tam tersi anlaşılabilecek bir durum ortaya çıkmış.Amacım bu sözcüklerin üzerinde oynamak değil de bu ülkede koşulların artık bunu gerektirdiğini anlatmaktı.Özlemim gerçek,dürüst,asla tutucu olmayan ve kendini yenileme cesaretine sahip bir sol-sosyalist iktidardır.Durum böyle olunca duymak istediklerimizi duyamamak ve hatta başkalarından duymak yıpratıyor,umut kırıyor.

          Cevapla

  8. Zorbey Says:

    Zaman gazetesini kafaya neden bu kadar takmışsınız anlamadım.Burada sizler ne yapıyorsunuz.Tüm ülke Hilmi Özkök’ün ifadelerini konuşuyor siz Zaman’ın dedikodusunu yapıyorsunuz.
    Ne oldu CD ler uydurulmuş tahrip edilmiş falan filandı.Özkök bizzat o dönemde Ayışığı ve Yakamoz darbe Planları içeren CD nin kendisine sunulduğunu ve meşru olmadığı için işlem yapmadığını genelkurmayda ki toplantıda Aytaç Yalman’ın Hükümet’e MUHTIRA vermeyi teklif ettiğini ve bütün bu dayatmalara rağmen Özkök’ün aşifteleşmediğini ancak diğerlernin neler çevirdiğini de artık görmüş oluyoruz.GAME OWER arkadaşlar.
    Hadi dağılın!!!!

    Cevapla

    • Solmaz Türk Says:

      Bayağı türediler son günlerde,,bari okuduklarını anlasalardı.Yukarıda Taraf gazetesi tartışılırken adamın biri çıkmış Zaman’dan bahsediyor,vay şakirtim vay.Hiç değilse okuduklarını anlama gibi bir yetenekleri olsaydı.Yazdıklarının hangi birini düzelteyim,hangisini ele alsan elinde kalıyor.

      Cevapla

    • Kurmanbek Allahverdiyev Says:

      Game ower? Siz de mi Manas Universitesi’nde egitim gördünüz Zorbey?

      Cevapla

  9. coe Says:

    Sevgili zorbey arkadaşımız cd’lerin uydurulmuş tahrip edilmiş vs olduğunu bir şekilde duymuş ama bu iddiaların nereden kaynaklandığını, neden oluştuğunu pek araştırmamış. 11.cd’den, süha tanyeriye ait olduğu iddia edilip makina ürünü yazı olduğundan vs gibi birçok detaydan sanırım haberi yok. bu cd’ler hilmi özkök’e ulaştırılmış doğru. ama kimin neden gönderdiği belli değil. hiçbir resmiyeti yok. üstüne alan ve sahiplenen de yok. sonradan üretilen cd’ler ve içinde birçok zaman, kişi yanılgıları bulunduran 11,16 ve 17 no.lu cdler. neyse bu kadar detaya girmeye -hele ki bu sitede- hiç gerek yok. ama bilgi sahibi olmadan insanlar nasıl bu kadar kolay yorumlayıp fikir sahibi oluyor anlayamıyorum. hilmi özkök’ün açıklamalarıyla resmi, tertipli hiçbir şeyin olmadığı, ortada bazı evrakların dolaştığı ama bunların kim tarafından neden servis edildiğinin bilinmediği, hatta hilmi özkök tarafından soruşturulup merak edilmediği, akpnin seçilmesiyle bazı kişilerin tedirgin olduğu ve bunu da kendi toplantılarında sadece beyan ettiğini görüyoruz. bu zamana kadar konuşmayan, konuştuğunda da ekmek,soğan diyip daha çok kafa bulandıran hilmi özkök’ü de açıkçası anlamakta zorluk çekiyorum. yalnız mahkemedeki kuvvetli suç şüphesini bu açıklamalar da dağıtmayacaktır orası kesin.

    Cevapla

    • cdogangercekler Says:

      Hilmi Ozkok’e verilen CD, Balyoz CD’si degil ve Balyoz ile hic ilgisi yok.

      Cevapla

      • zafer Says:

        Ortada büyük bir bilgi kirliliği ve dezenformasyon faaliyeti var. Bu davayla bir yakınından dolayı haşır neşir olmamış olan vatandaş , gazeteciler ve köşe yazarlarının büyük çoğunluğu davaya hakim değil.Tabii bu durum onların bilerek veya bilmeyerek bu konuda yorum yapmalarına engel değil. Nasıl olsa kimse bilmiyor. Eh, artık Zaman gazetesinden başka kimsenin de davayla pek ilgilendiği yok açıkçası. Zaman gazetesinin de zaten misyonu belli. Bu komplonun bir parçası olarak kendilerine daha önce verilmiş görevi yerine getiriyorlar.Hilmi Özkök’ün mahkemede bahsettiği CD ler Ayışığı ve Yakamoz planlarına ait Power Point sunumları.Bu planların Balyoz davası ile uzaktan yakından ilgisi yok.Zaman gazetesi ısrarla bunların Balyoz davasının CD leri olduğunu veya Hilmi Özkök’ün Balyoz CD lerinden de bahsettiğini vurgulayarak kafa karıştırma görevini başarıyla yürüttüğünü anlıyoruz.Asıl dikkat çekilmesi gereken Balyoz İddianamesinde olası bir darbeyi önlediği iddia edilen Aytaç Yalman’ın bir beyin fırtınası esnasında muhtıra kelimesini dile getirmiş olması.Bir insan ya darbe yanlısıdır, ya darbe karşıtıdır. İkisi birden olamayacağına göre Hilmi Özkök’ün bu beyanı ile iddianame arasında bir çelişki oluşuyor ama bunu gören,görmek isteyen yok tabii.

        Cevapla

        • Solmaz Türk Says:

          Sayın Zafer,davalar çoktan çöktü ama hukuk guguk olduğundan hakim ve savcılar için fark etmiyor.Beşiktaş’ta görülen fuhuş ve casusluk davasında tüm sanıklar fuhuş ve casusluktan beraat ettiler ama olmayan bir örgüt üyeliğinden 5-15 yıllık cezalar aldılar.Aynı Aziz Yıldırım’a verdikleri ceza gibi.Anlaşılan tüm yargılanan subayların göreve dönmeleri bir şekilde engellenecek.Kangren olan kolu keseceğiz diye bir gazetede çıkan haberi Genelkurmay bildiri yayımlayarak yalanlamıştı ama haberin gerçek olduğu ortaya çıktı.

          Cevapla

  10. ftimur Says:

    SIRALADIĞINIZ “NEDEN?” SORULARINA BİR CEVAP:
    Demokratik rejimlerde ağır-cezalık suçlardan sayılan; suçsuz insanların hayatlarını karartmak için çamur atmak, yalan haber yazmak, iftira etmek, sahte delil üretmek İLERİ DEMOKRASİNİN yandaşlarına bahşettiği ileri bir özgürlüktür. Sevgili yandaşlar da, ya kendileri kadar DİNDAR VE KİNDAR olmayanların kökünü kurutup ülkeyi cehenneme çevirinceye, ya da kendilerinden hesap sorulacağı GÜN gelene kadar bu özgürlüğün tadını çıkarmaya devam edecekler.

    Cevapla

  11. Ahmet Başlangıç Says:

    Wikileaks belgelerinde Türkiye ile ilgili kısımları okumadan bu davaları anlamak imkansız.

    Üniversitelerin (ki aralarında YTÜ var ODTÜ olaylarında başbakana arka çıkan) CD lerle ilgili raporları ortadayken,savunma bakanının açıklamaları ortadayken mahkemenin kararı hukuk ile uzaktan yakından alakalı değil. Başbakan savcısıyım demişti,mahkemenin de kararını kestirmek zor değil ama bu hadise daha çok su kaldırır.

    Cevapla

  12. omgorma Says:

    wikileaks belgelerinde yazanlara göre bu generaller içeri atıldıysa ilker başbugu neden içeri attılar o zaman, kendisi 1 mart tezkeresini savunuyordu, bunu kitabında bile yazdı…

    Cevapla

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: