Zaman: ÖYM’lere dokunurlarsa yanarız

08 Haziran 2012

CEMAAT, GENEL, Medya yalanları

Zaman, 7 Haziran 2012

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

20 Yorum “Zaman: ÖYM’lere dokunurlarsa yanarız”

  1. zafer Says:

    Adamların artık gizlisi saklısı da kalmadı.Açık açık söylüyorlar. Yasadışı elde edilmiş,ne kadarının gerçek, ne kadarının manipülatif olduğu bilinmeyen ses kayıtlarını arkası yarın dizleri gibi hergün yayınlayıp, hükümetin yapacağı olası kanun değişikliğine karşı kullanmakktan çekinmiyorlar. Kimse szi ne yapıyorsunzu diye sormuyor bunlara.Bu saatten sonra hiç kimsenin balyoz belgelerini kimin hazırladığı ve bu yasadışı dinlemeleri kimin yaptığı konusunda tereddütü olmasın.Cemaat medyasının da zaten artık gizlisi saklısı kalmadı. Pervasızca bunları yapanların bizzat kendileri olduklarını belli ediyorlar. Cemaat medyası sözde özel yetkili mahkemelerde görülen tüm davaları, ancak özünde ergenekon ve balyoz davalarını resmen sahiplenmiş.Ben merak ediyorum, acaba dünyanın hangi ülkesinde bir cemaat,bir kurum,bir sivil toplum kuruluşu veya bir hareket bir iktidara böylesine ortak olup ülkeyi yönetme, şekillendirme çabasına girer.Demirel bugün darbeleri araştırma komisyonu üyelerine çok güzel bir şey söylemiş.”Siz bugün darbeleri araştırıyorsunuz, mağdur yaratmayın, gün gelir birileri de sizi araştırır.” Evet, o gün gelecek ve birileri de bugün bu hukuksuzlukları yapanları bu komployu düzenleyenleri, suçlu suçsuz ayırmadan önüne geleni hapse tıkanları araştıracak.İşte o zaman onları medyası da kurtaramayacak.Ve bugün bu güce tapanlar güç kaybedildiğinde cellat rolüne ilk soyunacak olanlardır.Unutulmasın, bir zamanlar bir “Uzan İmparatorluğu” vardı.Ellerindeki medya gücü ile dev holdingleri, politikacıları,diğer medya kuruluşlarını sindirip memlekette istedikleri gibi at oynatıyor ,istedikleri ihaleyi alıyorlardı.Sonra güç dengeleri değişti o günün güçlüleri bugün ya hapisteler ya firariler.Bugünün güçlülerine ise ne olacağını zaman gösterecek.

    Cevapla

  2. Olasılıksız Says:

    Kendisi DGM’de yargılanmış (tabi ki tutuksuz) ve hapise girmemek için yurtdışına kaçmış bir kişinin ÖYM’leri böylesine hararetle savunması ilginç değil mi?

    Cevapla

  3. zafer Says:

    T24 Haber Sitesinde Doğan Akın, Fettullah Gülen’in savunmasından bir bölüm yayınlamış .Dünün mağduru, bugünün mağruru cemaat işine geldiği zaman kendi hoca efendilerinin savunmasında şikayet ettiği şeyleri aynen yapmakta sakınca görmüyor.Adamlar gazetecilik kisvesi altında her türlü hukuksuzluğu yapıp, tüm ahlaki değerleri ayaklar altına alarak toplumu ve hükümeti yönlendirmeye çalışıyor. Tarih bugünleri de yazacak…
    http://t24.com.tr/yazi/sanik-fethullah-gulenin-savunmasindan-cemaate-hatirlatmalar/5238

    Cevapla

  4. trekking Says:

    Sevgili Kemal,

    nedendir bilemedim “Faruk Mercan ile Twitter da devam eden Balyoz” başlığı altına yorum yaz ya da cevap yaz seçeneği çıkmıyor.O yüzden buraya yazıyorum.

    Bilmiyorum Balyoz Savcısına ya da Şike savcısının mütaalalarına mı özendin.Biri 920 sayfa,diğeri 260 sayfa mütaala hazırlamıştı.Son zamanlarda bayağı uzun yazılar yazmaya başladın.!!!!

    Eliğine yüreğine sağlık. Derin analizler,değerlendirmeler,tesbitler var. Yakın tarihimizle de ilgili.Birçoğunda hemfikiriz.

    Zirve yayınevi davasının ek iddianamesi’ne göre örgüt bağlantıları deşifre edilmiş. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 17 Ocak 2012’de görülen Hrant Dink cinayetine ilişkin dava kararında tüm sanıkların “örgüt” suçundan beraatına karar vermişti.

    Ancak Özel Yetkili Malatya 3.Ağır ceza Mahkemesi’nin hazırladığı ek iddianame göre Hrant Dink, Rahip Santaro cinayetlerini işleyen örgüt 3 Misyoneri hunharca katledenler ile aynı örgüt.

    Davanın 19 sanığı var. 1 Numaralı sanık Hurşit Tolon.!!!

    Bu ek iddianamenin kabul edilmesiyle bu davanın ana davayla birleştirilmesine kesin gözüyle bakılıyor.Oradan da Kafes Eylem planı davası ile birleştirilecektir.

    Hurşit tolon’un aynı tarihler de İnönü Üniversitesinde konferans’a katılması ve kent te olması bağlantı kurmak için yeterli idi zaten.

    Olayın içinde blogun müdavimlerinin yakından tanıdığı Bugün yazarı Adem yavuz Arslan da var. Av.Orhan Kemal Cengiz de var.Sırf bu adamların bulunması bile kafa karıştırmaya yeter.

    Yazık maktullerin aileleri de son gelişmelerden hoşnut görünüyorlar maalesef.Neden maalesef, Hrant Dink davasın da da,Kafes davasında da gördük aynı oyunları. Kafes de mudahil olanlar, işin renginin öyle olmadığını görünce pişman olmuşlardı müdahil olduklarına.

    Genelde dizi seyretmem.Behzat Ç. de seyrettiğim bir dizi değil.Can dündar’ın bügün milliyet te yazdığına göre,

    “Bölümün asıl gözüpekliği, anlatılan hikâyenin özündeydi.
    Behzat’ın savcı eşi ihale yolsuzluğunun üzerine gitmeye kalkışınca ihaleyi alan “derin devlet”, Savcı’yı bertaraf etmeye karar verdi. Bu aralar pek muteber sayılan bir yöntemle çekmecesine bir flashdisk yerleştirdiler. Sincan Ağır Ceza’dan arama kararı çıkarttırıp odasını bastılar. Bulunan flashdiskle Savcı’yı örgüt üyeliğiyle suçladılar. Sonra da Behzat’ı çağırıp “Karın bu işin peşini bıraksın. Yoksa içeri girer” dediler.
    Behzat eşiyle konuşurken hepimizin bildiği gerçeği söyledi:
    “Bu iş çığırından çıktı. Senin hukukun bitti. Onların hukuku var artık…”
    Esra’nın yanıtı, umudun tükenmediğine kanıttı:
    “Behzat; ben seni bırakırım, bu işin peşini bırakmam.”

    O yüzden bu davaların hukuk dağıtacağına hiç inanasım gelmiyor.

    Zirve yayınevi ve Kafes davaları ile devam edeceğim yazmaya.

    Cevapla

    • Solmaz Türk Says:

      Ergenekon davasından önce Şamil Tayyar kitabını , Zirve davasından önce de Adem Yavuzarslan kitabını yazdı,bu ne biçim iş ,acaba savcılar iddianamelerini bu kitaplardan faydalanarak mı yazıyorlar?

      Cevapla

      • trekking Says:

        Solmaz hanım,

        Savcılar iddianameleri kolluk kuvvetlerinden copy-paste yaparak yazıyorlar. O kolluk taki bazı polisler de Şamil Tayyare,Adem Yavuz Arslan gibi şahıslara bilgiler üfürüyorlar. Onlar da kitap yazıyor.

        Hani Ergenekon yazdırdı o kitabı, o yazıyı diyorlar ya. kendileri de aynısını yapıyor.

        Ama kendileri yapınca temiz hava,bol gida sağlıklı yaşam, başkaları yapınca Ergenokoncu, darbeci,vesayetçi falan filan. Bunların yatacak yeri yok.İnşallah yattıkları yerden de kalkmazlar.

        Cevapla

  5. VVarol Says:

    Eski Cumhuriyet Savcısı Reşat Petek’in “Bunun izne tabi tutulması halinde davaların yürütülmesinde aksaklıklar doğar. Ergenekon Balyoz gibi davalarda “suç işleyenlerin” büyük bir kısmı bu ülkede önemli görevlerde bulunan kimseler” şeklinde yaptığı yorum içler acısı. Bu davalarda henüz hüküm giyen bir allahın kulu olmamasına rağmen, sözde hukuçu bu şahsiyetin sanıklardan “suç işleyenler” diye bahsediyor. Balyoz davasında delillerin sahteliğinin defalarca bir çok yolla ispatlanmış olmasına rağmen mahkemenin takınmaya devam ettiği tutumu izah etmek için yeterli.

    Emre Demirin yazısında AİHM Türkiye Yargıcı Işıl Karakaş’ın bir demecine yer verilmiş ve aslında dananın kuyruğunun koptuğu yere burada parmak basılıyor, “adil yargılama hakkı çiğnenmediği sürece özel yetkili mahkemelerin AİHM açısından mahzuru yok deniyor”. Zaten bu davalardaki en temel sıkıntı adil yargılamadan bahsedilemez bir hale gelmiş olmaları değilmi. Gizlilik kararı, sanıklar lehine olan dellillerin adli emanete kadırılarak savunmadan saklanması, iddanemelere de mahkemeyi yanıltıcı ifadelerin kullanılması gibi savcıların yarattığı aksaklıklar bu davalarda yaşandı. Üstüne mahkeme, savunmanın CD’lerin fotoğraf ve imajlarının verilmesi, kaybolan bilirkişi raporlarının tekrar istenmesi yönündeki taleplerine aylarca reddetti, savunmanın bilimsel yollarla tesbit ettiği sahtecilik işaretlerini değerlendirmek üzere yeni bir bilirkişi atamayı halen reddediyor, ve delillerin değerlendirilmesi gibi bir safhayı es geçip savcıdan esas hakkında mütaalasını istedi. Bunlar gözümüze sokula sokula yapılırken adil yargılamaktan bahsetmek pek mümkün değil sanırım. Dolayısıyla mahkemenin adı özel yetkili yada başka birşey olması önemli değil, yeterki mahkeme heyetinde hüküm giymemiş sanıklar hakkında “suç işleyenler” gibi bir ön yargı olmasın, amaçları gerçekleri bulmak, adaleti sağlamak olsun.

    Cevapla

    • canislupus Says:

      Belki de kendini hala görevde zannedip ondan öyle demiştir. Benim bildiğim bir insana suçludur, suç işlemiştir deme yetkisi sadece savcılarda vardır, yanılıyor da olabilir tabii ki, ayrıca bir savcı bu adam suçsuzdur da diyemez, suçsuzsa niye dosya hazırlıyorsun hakkında o zaman derler:)

      Cevapla

      • Olasılıksız Says:

        Üzgünüm ama bu doğru değil!
        Savcılar soruşturma yapar, “şüphe” varsa mahkemeye sevkeder. Mahkeme durumu kovuşturur; yani aydınlığa kavuşturmaya çalışır. Eğer elde edilen veriler sanık lehine ise savcı “şüphelinin” suçsuz olduğunu da söyleyebilir. Hatta söylemek görevidir.
        Nitekim pek çok davada savcılar dava açmış olmalarına rağmen son mütalasında beraat ister.
        Savcının görevi sadece suçlamak değil, masumiyet söz konusu olduğunda bunu da ortaya çıkartmaktır.

        Tabi “gerçek” savcılar…

        Cevapla

  6. Kemal Says:

    Merhaba Trekking,

    Vallahi sanırım uzun yazdım diye ya blog sahipleri ya da wordpress su kaynattı! 🙂

    Yazılarının devamını bekleyeceğim. Aslında arşivde faydalı bir şeyler bulabilirsin Zirve üzerine. Bir kaç link koyayım dedim ama seni sınırlamak istemedim. Dediğim gibi faydalı bir şeyler bulabilirsin.

    Blog cidden derya gibi. Artık farklı konularda araştırma yaparken karşıma çıkmaya başlıyor. Bir dönemin siyasi davalarına dair ekşisözlük olma yolunda ilerliyor. İyi de oluyor. Benim açımdan çok eğitici bir ortam oldu. Herkesin yazdıklarından bir şeyler öğreniyorum. Aslında daha çok zaman bulabilsem daha da iyi olacak ama neyse…

    Bu arada en son yazıda hava sıcak olacak demiştim. Ankara’da savcılara yönelik görevden alınmalar başlamış. Yarın bir gün Arena’da olimpiyatlar var. Ardından karşı ataklar gelecektir.

    Benim görebildiğim kadarıyla cemaat çevresi kendi içerisinde en az sayıda kişiyi “Bizimle ilgili değildir bu arkadaşlar” diyerek izole edip, kellelerinin verilmesine razı olacak gibi. İsim de vereyim Baransu, Uslu, Aytaç, Avcı bir olasılık Adem Yavuz Aslan sanırım cemaatten aforoz edilecekler.

    En az kayıpla ellerini yıkamanın yolu bu. Bir de tabii adlarını sanlarını bizim bile bilmediğimiz ÖYM savcıları istihbaratçıları vs. önce açığa alınacak ardından sahnenin güvenliğindne emin oldukları zaman da yeni davalar onlar hakkında açılacak.

    Bunları geçen sen yazarken temenni edip, seziyordum. Şimdi görüyorum. Kaçınılmaz bir durum oldu. Sen Balyoz davasını nasıl açıklarsın? “Aaa, meğer öyle değilmiş pardon “denilecek veya “Hadi gene büyüklük bizde kalsın sizi affediyoruz” denilecek boyutu aşmış durumda.

    Neyse, göreceğiz bakalım.

    Sevgiler.

    Cevapla

    • Olasılıksız Says:

      Sn. Kemal,

      Bence fazla iyimsersiniz. 🙂

      Cevapla

      • Kemal Says:

        Sevgili Olasılıksız,

        İyimser olmak dışında elimden başka ne gelir? 🙂

        Sevgiler.

        Kemal

        Cevapla

        • mavi Says:

          Merak ettigim bir konu var ve yukaridaki baslikla alakali degil, umarim yer olarak burayi secmemde bir mahsur yok.

          ’Askeri casusluk sorusturmasi’ icin degisik sehirlerde ve noktalarda aramalar yapildigi ve bazi askerlerin tutuklandigina dair haberler cikti dun medyada. Bu aramalar ve tutuklamalar ’Askeri casusluk ve santaj davasi’ ile baglantili mi? Nicin belirli noktalar ve belirli kisiler arandi? Aramama ragmen davaya ait iddianameyi veyahut baska dokumanlara ulasamadim. Eger sizde bulunuyorsa paylasmak ister misiniz?
          Konu ile ilgili her hangi bir ön bilgim olmadigi icin fikir gutmek dogru olmadigi gibi soru sormakta zor. Bahsettigim eksiklige ragmen genel olarak bir fikrimi paylasmak istiyorum ve görusunuzu merak ediyorum. Casusluk isi –eger buna is diyebilirsek- bireysel yapilan bir istir diye dusunuyorum. Fuhus, kacakcilik (insan, uyusturucu, silah, tarihi eser vs) islerinde bir grup insanin birlikte calismasi uygun ve mumkun. Darbe yapmak icin de bir grup insan bir araya gelip birlikte gizlice ön hazirliklar yapiyor. Terör örgutlerinin kurulma iside bunlara benzer . Casuslugun dogasinda ama böyle bir sey mumkun degil.

          Ideolojik nedenlerden/inanilan degerler adina yapildigini tahmin edebilirim. Bazilari icin de cok para yeterlidir bu tur islere girismesi icin. Fakat guzel bir kadinla birlikte olmak icin böyle buyuk riskli islere girisen ’akilsiz’ erkekler azdir diye dusunuyorum. Sanal ortamlarda olsun gercek mekanlarda olsun guzel kadinlarla kacamak yapmak mumkun. Rasyonel bir kisi nasil davranir? Yani farz edelim tuzaga dusuruldu, yatak odasinda ona ait gizlice kasede alinmis sahneler var. Evliyse ve esinin olay yaratmasini önemsemezse, böyle bir olay santaj olabilir mi? Kimin umrunda albay X’in kasedi? Baska bir erkekle göruntulenmis olsa bile, böyle bir kasetin cikmasinda görecegi zarar casusluk yapmakla suclanmasindan görecegi zarar/cezadan cok cok daha azdir. Ayrica, insandir rasyonel davranmayabilir, hata yapar ve tuzaga duser diyelim. Biri dustu, ikisi, ucu…10 da tamam, ama bunlarin sayisi 50 kisiyi gecince garip geliyor santaj ve casusluk olaylari.

          Cevapla

          • trekking Says:

            Sevgili mavi,

            Evet bu aramalar Akeri casusluk,Şantaj ve Fuhuş davasıyla bağlantılı olarak yapılıyor.Bu dava en absürd davalardan biri. Sevgili Blog yazarları, bu dava ile ilgili bilgileri blogda yayınlayacaklarını yazmışlardı. Ama bir ses çıkmadı bir daha.

            Bu dava da Fuhuş ta kullanılan kadınlar sanal.(Ki Fuhuş bu dava ya sonradan eklendi).Evet basbayağı sanal.

            Tekrar çağrı yapalım Blog yazarlarına, ne oldu Askeri Casusluk, Şantaj ve Fuhuş davası?

            Ben de başka bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Ergenekon ana davası na bağlanan dava sayısı 18 olmuş. Tam bir kördüğüm. Artık bu davaların çözülmesi için Bir Büyük İskender gerekiyor. Başka türlü içinden çıkılamaz.

            Bu kadar basit suçlama da yapılamaz. Ergenekon Sanıklarını tanımak!!!!!

            Dün Yeniçağ Gazetesinde inanılmaz ifadeler yer alan bir haber yayınlandı.Salim Yavaşoğlu’nun haberi idi.

            CIA’nın Türkiye uzmanı Henri Barkey, 2003 yılında Utah ‘da 1 Mart tezkeresinden 25 gün sonra Felaket ile Flört: Türkiye- Irak-ABD konulu konferans’a katılmış.

            haberin linki burada,

            http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=68868

            Cevapla

  7. Kemal Says:

    ÜÇÜ BİR ARADA

    – Acaba Şike Davası ile ilgisi var mı?
    – Bilemiyorum. Bu hususlarda pek bizim bilgimiz olmaz.

    İsmail Saymaz soruyor eski ÖYS Mehmet Berk yanıtlıyor.

    “Bilemiyorum…Bizim pek bilgimiz olmaz.”

    Bu sözler “görev değişikliği talep eden” birisinin sözleri olamaz. Öyle olsa bile kendi “talebini” pek içselleştirememiş olduğunu gösterir.

    Konuşmada bir yerde “…Biliyorsunuz adliyelerin kapatılması gündemde… ” diyor. Yani “Kalmamızın da bir anlamı yoktu. Bari alsınlar da iyi bir yerlere atasınlar.” temelli bir “mecburi talep” (hocanın dediği gibi, “Ben zaten inecektim”) söz konusu gibi geldi.

    Göreceğiz…

    ************************

    Bir insan birisinin sıla hasreti çekmesini istemiyorsa, ülkeye dönmesini istiyorsa açar telefonu davet eder. Şov yapmaz gibi geliyor.

    Yani eğer Başbakan samimiyse, bizim bu talebini sızdırılan bir telefon görüşmesi olarak görüşmeden bir kaç gün sonra duymamız mı normal, yoksa bir stadyumda yaptığı konuşmada duymamız mı normal?

    Bana sanki dalga geçiyor gibi geldi. Kötü niyetli olabilirim. Yazmış olduğum onca yazıyla çelişiyor diye kabullenmek istemiyor olabilirim. Hepsine amenna ama Başbakan’ın bu çağrısının samimi olduğuna inanmıyorum.

    Gülen eğer bugün, yarın açıklama yapar “Ben de ülkemi özlemiştim zaten. Başbakan’a teşekkür ediyorum. Bileti aldırdık. Geliyorum.” derse Başbakan’ın bu çağrısının samimi olduğunu kabul etmek dışında bir alternatifim kalmıyor.

    Ama eğer, “Sayın Başbakan’a teşekkür ederim. Büyüklük gösteriyor. Elbette bir gün döneceğiz. Ama şimdilik sağlık sorunlarımla uğraşıyorum. Evet Türkiye’de de hastaneler var ama doktorlar burada tedavinin daha iyi olacağını dillendiriyorlar. Kaldı ki bu kıtada yüzbinlerce vatandaşımızın benim kalmam yönünde ağır baskıları var. Kendilerini gurbette garip koymamam yönünde beklentileri var.” derse…

    İşte o zaman anlayacağız ki, sayın Başbakan Gülen’le ve cemaatiyle dalga geçiyor. Şovunu yaptı. Jestini yaptı. Büyüklüğünü gösterdi. Oyları topladı. Ama şartlar müsait değilmiş, dönüş artık başka bahara kaldı.

    Başbakan’ın davetine kulak tıkayan bir Gülen…

    Bakalım hangi şık söz konusu olacak. Milletçe durduk “Acaba Gülen dönecek mi?” diye fal tutmaya başladık. Seveni ve sevmiyeni. “Gelecek. Gelmiyecek. Gelecek. Gelmiyecek. Gele…”

    ************************

    Askeri Casusluk suçlamalarını detaylı bilmiyorum. Başlangıcından bu yana sorunlu iddialar olduğunu biliyorum. En çarpıcı olan satıldığı iddia edilen bir kadının bakire olduğunu doktor raporuyla belgelemek durumunda kalmasıydı.

    Eminim bir kısmı doğru bir kısmı tamamen adam harcama amaçlı oluşturulmuş bir iddianamesi vardır. Okumadım. Şimdiye kadar okuduklarımla aynı kalemlerin yazdığından dolayı böyle bir önyargım var. Okumak isteyenlere http://kontrgerilla.com/iddianame_casus.asp adresinde var. 250 sayfaymış. Görece kısa tutmuşlar…

    Sevgiler.

    Cevapla

    • Olasılıksız Says:

      Başbakanın daveti samimi mi değil mi zaman içinde göreceğiz. Sizin “şov” görüşünüze katılıyorum. Bence vatandaşa verilmiş bir mesajdı bu.
      Ancak bundan daha ilginç bir şey var. ROK’nın bugünkü röportajını okuduysanız kendisinin bir kaç gün önceki yazısında “başbakan çıkıp da davet etse” diye yazdığı bir yazıdan bahsediyor. Yani bu konu son dakikada gündeme gelmiş gibi durmuyor. Bir yerlere sızdırılmış.
      Ayrıca, dün gece Nagehan Alçı 4 bir taraf programında sık sık “başbakan çıkacak, önemli şeyler söyleyebilir” dedi, durdu. Sanki ne söyleyeceğinden haberi vardı. İlginç bir yorumu ise “Gülen gerirse cemaatin başında durur… böylelikle olur olmaz işlerin de önüne geçebilir” şeklindeydi.

      Sanki, son zamanlarda iyice gerilen AKP-Cemaat ilişkilerini düzeltmek için içten içe yürütülen bir uzlaştırma çabası var gibi. Daha önceki bir yorumumda da dile getirdiğim gibi, Başbakan iktidarı paylaşmayı seven birisi değil. Tepesi atınca bürokraside cemaatin hesabını görebilir. Zaten bununla ilgili söylentiler de dolaşmıyor değil. Eh, bunu engellemek için ilişkileri tekrar gözden geçirmek işe yarayabilir.

      *****************************************
      Casusluk soruşturmasının diğer fuhuş ve casusluk davasıyla ilgisi olmadığı söyleniyor. Ancak şüphelilerden çok sayıda askeriyeye ait döküman ele geçirildiği ifade edilmiş. Benim aklıma şöyle bir şey geldi: Acaba, bu diğer davalarda üretilmiş olan sahte dökümanlar bu tür bir casusluk faliyetiyle ele geçirilmiş belgelerden üretilmiş olabilir mi? Hani, bu işin arkasından sahteci çetesine giden ipuçları ortaya çıkar mı diye aklımdan geçmedi değil. Çünkü Gölcük örneği dışında askeri bölgelerde ele geçirilmiş sahte veri yok. Bu da bende bu işlerin askeri “vatanseverler”den ziyade içeri sızmış dışarıdan kişilerce tezgahlandığı kanaatı oluşturuyor.

      Neyse… Zaman gösterecek… Yani bildiğimiz zaman. 🙂 Gazete değil!

      Cevapla

      • canislupus Says:

        Tayyip Erdoğan Devlet Başkanı veya Cumhurbaşkanı olmak istiyorsa cemaat ile daha fazla papaz olamaz. O daveti tabii ki politik bir manevra, ancak davet etti diye malum şahıs gelecek değil hemen…

        Cevapla

  8. xbalyoz Says:

    sitedeki yazı ve yorumları 2 saattir okuyorum, resmen sanal ağlama duvarı yapmışsınız.

    elinize sağlık.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: