Balyoz İddianamesinin Anatomisi

23 Şubat 2011

GENEL, Iddianameden inciler

Sedat Ergin, Hürriyet gazetesindeki 17 Şubat 2010 tarihli “Balyoz kararında emniyet faktörü” başlıklı yazısında, tek tek sanıklar hakkında polis tarafından hazırlanan fezlekelerin Balyoz iddianamesinin  metnine büyük ölçüde aynen geçirildiğine dikkat çekmişti.

♦ Ergin’in bahsettiği ve iddianamenin sanıklar ile ilgili değerlendirmelerini  içeren “F)Şüpheliler ile ilgili Deliller ve Değerlendirme” başlıklı  bölüm, toplam 561 sayfa (s. 389-949). Yani bu bölüm, 968 sayfalık iddianamenin yarısından fazlasını oluşturuyor.

♦ Ergin’in bahsetmediği ve iddianamenin içerik olarak önemli bir kısmını oluşturan “E) Ele Geçen CD ve Dokümanların İçerikleri  ve Değerlendirmesi” bölümü de neredeyse tamamıyla polisin hazırladığı tespit tutanağından birebir kopyalanmış. Bu bölüm toplam 276 sayfa (s. 113-388).  Aşağıda örnek olarak sadece bir sayfa veriyoruz.

Savcılar Emniyet raporundan aynen kopyalayıp yapıştırdıkları için, Emniyet raporunda maddeler halindeki–dolayısıyla büyük harfle başlayan–cümleler, iddianamede paragraf içinde olmasına rağmen rapordaki gibi büyük harflerle beliriyor (Emniyet raporundaki “√” işaretli maddelere ve iddianamedeki karşılığına bakın).

♦ İddianamenin “B) Iddianameye Konu Olan Suç ve Ele Geçen Belge ve Dokümanlarin Özet İçerikleri” başlığı altındaki 6 sayfalık bölümü (s. 51-56) ise darbenin tanımı ve tarihçesi ile başlıyor ki, bu bölümün çeşitli kısımları da polislerin hazırladığı bir raporda yeralıyor (Klasör no.1, dizin no. 508-513).

♦ İddianamenin bilirkişi raporları ile ilgili 33 sayfalık bölümü (s. 57-89) ise “C) Ele Geçen Suç  Konusu CD ve Belgelerin Incelenmesine Dair Bilirkişi Raporları, Tespitler ve Tutanaklar” başlığı altında bulunuyor. Zaten bu bölüm, çeşitli bilirkişi raporlarından birebir alıntılardan oluşuyor. Diğer bölümlerden farklı olarak bu bölümde savcılar nereden (TÜBİTAK, Emniyet raporu, vs.) alıntı yaptıklarını belirtmişler.

♦ Sanıkların isim ve adreslerinin yeraldığı ilk 42 sayfayı çıkardığınızda, geriye koca iddianameden 51 sayfa kalıyor. Bunun yarısı “Giriş”  ve “Sonuç” bölümleri.  Diğer yarısı ise “D)Soruşturmaya Konu Eylemlerin Hukuki Nitelendirmesi” bölümü ki, geçen gün bu bölümün 7 sayfasının, bir hukuk ögrencisinin 2007 tarihli tez çalışmasından birebir kopyalandığı ortaya çıkmıştı.

***

Dolayısıyla, Balyoz iddianamesinin çok büyük bir kısmı fiilen emniyet tarafından hazırlanmış oluyor (emniyetin tespit raporlarının niteliği hakkında bu blogda kimi örnekler (örnek 1örnek 2örnek 3) üzerinden yorum yapmıştık).

Savcılar görevlerini yapmış olsalardı, yaptıkları yazışmalar sonucunda elde ettikleri (ve tüm Balyoz belgelerini barındıran 11 no.lu CD’nin 2003’de hazırlanmış olamayacağını gösteren) bulguları adli emanate saklamak yerine,  bu bulgular ışığında emniyet tespit raporlarını yeniden değerlendirirlerdi. Bulgularla çelişen emniyet tespit raporlarını birebir iddianameye kopyalamazlardı.

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

23 Yorum “Balyoz İddianamesinin Anatomisi”

  1. karsidevrim Says:

    Şimdi günlerdir Türkiye yeni ses kayıtları ile çalkalanıyor ama burada hala hiçbirşey yokmuş gibi Çetin Doğan için üfürmeye devam ediyorsunuz.Bakın Ergenekoncular için TSK da ki albaylar nasıl para topluyor.Bırakın şimdi bu boş beleş yazıları
    http://karsidevrim.wordpress.com/2011/02/22/kur-alb-ali-cankir-ergenekon-icin-para-topluyor-anami-yunanlilar-sik-n/
    Yani koca savcı bir hukuk öğrencisinin tezni kopyalamış..vay be..en azından ak partiyi kapatmaya çalışan savcının yaptığı gibi google den belge toplar değil mi ama..
    Burada yazılanlara inanıyorsanız cidden sizin gerçeklerle bir probleminiz var demektir.
    Çetin Doğan’ın hayatı ortada..Kazakistandayken Ahmet Yesevide müslüman öğrencilere yaptığı ortada darbe planlaması sizi neden şaşırtıyor ki.Darbeyi Hilmi Özkök gibi bir demokrat polanlamaz böyle acayip tipler planlar..

    Cevapla

    • Halil Ata AŞÇI Says:

      laf olsun.Torba dolsun…

      Cevapla

    • ata Says:

      Vah vah !! Allah kurtarsın…acil şifalar diliyorum..:)

      Cevapla

    • Slobodan Hacirahmanovic Magamedov Says:

      Kucukken daha cok patlican yeseydin boyle seyler olmazdi.

      Cevapla

    • Jim_Beam_Black Says:

      Komik çocuk vesselam.

      Cevapla

    • ccgursel Says:

      Titiz ve analitik bir yorum olmus karsidevrim.

      Cevapla

    • ihtimal Says:

      Gorunuse gore gerceklerin yuzunuze karsidevrim tarzi vurulmasindan hoslanmiyorsunuz…. Eee tabi, size laf anlatirlen felsefik hatta ozellikle aristokratik olmak gerekiyor 🙂 Beyler golcuk belgelerin kac yildan beri o doseme alti zuladan otekine yeralti zulaya tasidigi, hatta yetmedi, acikta orta yerde nasil bekledigi, kemalaettin binbasiyi ziyaret edenlerle nasil kullanildigi ile ilgili ses kayitlari ayen beyan ortada neyi savunuyorsunuz ki?

      Cevapla

      • ihtimal Says:

        Zirvalarinizla komik oluyorsunuz, komik!!! 😛

        Cevapla

        • Can Acar Says:

          ihtimal,

          Bir parça kafanı kullansan, dinlediklerini duymak istediğin gibi değil de olduğu gibi dinlesen, o telefon konuşmalarında hiçbir somut bilgi olmadığını da farkedersin. Gelip kendini de rezil etmezsin buralarda. Biliyorum bağımsız düşünmeyi beceremiyorsun, sana yol göstermek için birkaç ipucu vereyim:

          * Öncelikle bulunan “belgelerin” bir listesine bak. Biribirinden alakasız dergiler, kasetler. Kullanımdan kaldırılmış diskler. Bir kısmı belli ki aramalarda bulunmuş ıvır zıvır. Diğerleri ise kullanılmayan alet edevat. Bunları çöp olarak nitelendirenler fazla yanılmıyor.

          * Herkes bu atıkların sağda solda kapı arkasında döşeme altında bulunduğunu biliyor. Farklı zamanlarda bu atıkların arasına “darbe” veya başka belgeler eklemek için pek çok fırsat olmuş olmalı. Aynı zamanda bunları herkesin bilmesi daha önce savunulan “gizli zula” ve “kozmik oda” iddialarını da çürütüyor.

          * Aynı dönemde karargahta bir şantaj/fuhuş soruşturması var. Konuşmlarada “şey” diye bahsedilen şeylerin, darbe belgesi değil de uygunsuz resim veya videolar olma ihtimali çok daha yüksek değil mi ihtimal?

          Sadece kırpılmış telefon kayıtlarından anlam çıkartmak gerçeklere götürür mü?

          Belki de konuşmanın sızdırılmayan kısmında bahsettikleri “şey” in ne olduğunu söylüyorlar, ama makaslayan arkadaşın işine gelmemiş o kısım, nereden biliyorsun? Bu askerlerin ifadesine bile başvurmadan bu kadar belirsiz bir konuşmayı “darbe ispatı” olarak sunmaya çalışmak iftira değil mi sence?

          Cevapla

          • Faiq Yəhyayev Says:

            Küçük bir not: Ergenekon- Balyoz süreci başlamasaydı bu “şey” lerin kamu oyunda tartışılması bilinmesi hayal olurdu bkz :heron skandalı, mayın skandalı vs vs… Balyozun hiç faydası olmadıysa TSK ile gerçeklerin açık açık tartışılması mümkün oldu.

            Cevapla

            • Can Acar Says:

              Balyozda yayınlananlar ve tartışılanlar gerçekler değil. Gerçeğin farklı kesitleri kırpılıp yalanlarla birleştirilerek dezenformasyon yapılıyor. TSK falan tartışılmıyor. TSK’yı tartıştığını ve demokratik olduğunu zannediyor bir sürü insan. Tüm kötülükleri TSK’ya yıkıp onun üzerinden aklanma operasyonu. Odaya birisi gergedan koymuş kuyruğunu boynuzunu bacağına gösterip ortada fil var diyor.

              Gerçekten gerçekleri tartışmak istiyorsan demokratik, saydam, her konuda hesap verebilir bir yönetim oluşturursun. Eksik, yanlış, kaynağı belirsiz bilgiye prim vermezsin. O zaman heronlar da açığa çıkar mayınlar da. Denizfeneri de aydınlanır, sahtekarlıklar da.

              Cevapla

          • ihtimal Says:

            Olay o kadar cigrindan cikmis ki, ele gecirilen belgeleri gayet normal karsilamaya bile baslamissiniz! Ses kayitlarindan cikan en onemli sonuc o belgelerin oraya uzaydan ( sizin adini sahtekar cetesi koydugunuz birirleri tarafafindan degil) isinlanmadigi, ordaki herkesin bu belgelerden haberinin oldugudur! Daha ne istiyorsun, zirvaladiginizin ortaya cikmasi icin?

            Cevapla

            • Can Acar Says:

              ihtimal,

              Yine anlamamışsın. Nerede herkesin “belgelerden” haberdar olduğu geçiyor? Gösterebilir misin? Çuvalların içi ıvır-ıvır dolu. Belge dediğin şey dosya dosya kağıt değil ki, git tutanağa bak. Bulunan “belge” lerin çok büyük kısmı eski disklerin içerisine eklenmiş dosyalar ve birkaç CD. Onun dışındakiler atık, çöp.

              Herkes o çuvallar dolusu atığın orada olduğunu biliyor. Bunların senin deyiminle “darbe belgesi” olduğunu bilen var mı? Bu nerede geçiyor? Git daha önce yazdıklarımı bir daha oku. Konuşmada bahsedilen “şey” kolaylıkla “uygunsuz” resimler veya videolar olabilir . Bu panik neden? Yine çürütemediğin ama inanmak istemediğin bir açıklama olduğu için mi?

              Bahsettiğimiz “sahtekarlık çetesi” nin bu belgeleri yerleştirmek için içeriden birilerini kullanmış olması gerektiğini zaten defalarca konuştuk. Bu kişilerin herkesin bildiği ortalıkta oradan oraya dolaşan atık malzeme çuvallarına belge yerleştirmesi neden senin için “uzaydan gelmeye” eşdeğer?

              Peki, bir an için o bahsi geçen “şey” in belgeler olduğunu varsayalım. Diyelim ki herkes orada “belgeler” olduğunu biliyor. Bana söyler misin 1) Eğer bunlar darbe belgesiyse Balyoz başladıktan bir yıl sonra neden hala ortalıkta gezdiriyorlar? 2) Bu durum belgelerdeki tutarsızlıkları ve içerik ve usül hatalarını nasıl açıklıyor?

              Bir daha viski ve cappuccinoyu fazla karıştırma, bak kafan da karışıyor sonra.

              Cevapla

            • Altan Alpay Says:

              Ses kayıtlarının ortaya çıkarttığı birşey var, fethullahçı örgütlenmenin Deniz Kuvvetlerinde tavan yaptığı. Kapı arkasında, döşeme altında ne var ne yok bilebildikleri gibi araya sahte CD sıkıştırıp çuvalların GPS koordinatlarını savcıya emailleyecek kadar donanmaya hakimler.

              Çuval çuval belge denilen, aslinda bir sürü ıvır zıvırın içine sıkıştırılmış tek bir CD. Rakamla 1, Yaziyla BİR ADET CD.

              Bu araya parça CD atmak zaten malum cemaatin uzmanlık alanı, eskiden ‘ergenekon yeniden yapılandırma’ kağıdı sıkıştırıyorlardı, sonradan CD ile dijital ortama geçtiler, şimdi CIA ağabeyleri biraz cyberwarfare öğretmiş heralde, SPAM ve Trojan çalışmaya başlamışlar.

              Hiç düşündünüz mü Darbe planlarının odağında niye Deniz Komutanlığı diye var diye? Donanmayla darbe mi yapılır? Belki darbe olacak olsa donanma en gereksiz komutanlıktır.

              Cevabı basit, ne yazik ki, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı içine en çok sızılmış, manipülasyona en musait komutanlıktır.

              Geçenlerde Vatan Gazetesinde f-tipi Bahriyelilerden 3 tanesinin casusluk iddasıyla askeri savcılık tarafından tutuklandığından bahsedilmişti. Umarım soruşturmanın devamını da getirirler.

              Bu arada fiili olarak TÜM ASKERİ PERSONEL İLLEGAL olarak dinlenmektedir. Aslına bakarsanız TÜM Türkiye yasadışı dinlenmektedir. Dinleyenler belli cemaatin adamları olduğu için dinlemeye takılan enterasan konuşmalar ertesi gün Zaman gazetesinde fışkırmaktadır.

              O kadar dinlemenin arasından sadece bula bula bu masum kayıdı bulduklarına göre Türkiye’de darbeler devri sonsuza dek kapanmıştır.

              Cevapla

              • ihtimal Says:

                Ooo Altancim, bakiyorumda darbe icin hango kmutanlik gerekli hangisi gereksiz cok iyi biliyorsun. Yazinin her kosesi darbe tecrubesi kokuyor , hayirdir ne is? 😉

                Cevapla

  2. trekking Says:

    Blog yazarlarına sesleniyorum. Bu tür beyin yerine omurilik soğanı taşıyanların yazısını silin allahaşkına. Fikir yok ki neyi tartışacaksınız.

    Cevapla

  3. acracia Says:

    Bu konuda Fmerakli ile olan yazismamizi buraya ekliyorum. Hukukcularin bizi bu konuda aydinlatmalarini rica ediyorum. Tesekkurler.

    “Acracia,

    Dogan ve Rodrik’in bu konu ile ilgili yeni blog yazisini okuyunca, Istanbul’da calisan yakin bir avukat arkadasim ile yazistim ve onun ne dusundugunu sordum. O da cevaben benim de bugune kadar bilmedigim. farkinda olmadigim bir seyi ifade etti ve ozellikle ceza davalarinda emniyet raporlarinin iddianamenin ozunu teskil etmesi, savcilar tarafindan aynen kullanilmasi vaka-i adiyeden bir durum oldugunu soyledi. Anlasilan Balyoz davasi cercevesinde yargi sistemindeki sikintilardan birisini daha kor parmagim gozune bir sekilde gormus olduk. Arkadasimin aciklamasi benim acimdan durumun garabetini ortadan kaldiran ya da mazur gosteren bir aciklama degil, belki sadece neden bu sekilde oldugunu anlamama yardimci olacak ve neden acilen bir yargi reformuna ihtiyacimiz olduguna iliskin gerekceler zincirine bir halka daha ekleyecek.

    Yorum tarafından fmerakli — 24 Şubat 2011 @ 01:34

    Fmerakli:

    Ne diyorsunuz? Bu cok buyuk bir iddia ve avukat arkadasinizin dedigi dogru ise cok korkunc imalari olan bir uygulama. Delilleri degerlendirmek diye bir sey yok yani. Bastan suclu ilan etmektir bu. Neyse tabii, bunlari size soyluyor degilim, hukuk adina uzuntuyle dile getirilmis sozler bunlar.

    Ben bunu simdi blogun Iddianame giris kismina tasiyacagim; zira bu konuyu bize etraflica daha cok aciklayabilecek hukukcular cikacagini, bu iddiayi dogru ise somut bir sekilde ortaya koyacaklar olabilecegini umuyorum. Bunun disinda su noktalari ekleyeyim:

    1) Peki iddianameye daha once yazilmis bir tezden 7 sayfa (yanlis hatirlamiyorsam) kopyalamayi hukuk acisindan nasil degerlendiriyorsunuz? Hadi emniyetten eklemek prosedurdendir diyelim, ki hala hazmetmesi zor bir haber bu, bagislayin beni. Tezi ne yapiyoruz?

    2) Bu durumda eger bu arkadasinizin dile getirdigi iddia dogru ise iyi ki bu blog var da bu hukuk garabetini ogrenmis oluyoruz demiyor musunuz? (ben sahsen diyorum).

    Selamlar.

    Yorum tarafından acracia — 24 Şubat 2011 @ 02:34”

    Tartismanin tamamina ulasmak isteyenler icin link asagida:

    https://cdogangercekler.wordpress.com/2011/02/21/bir-ulkede-yargi-sisteminden-ne-zaman-adalet-bekleyemezsiniz/#comment-4324

    Cevapla

    • acracia Says:

      Hizlica okudugum icin atladigimi fark ettigim yukaridaki (blog girisi) bir kismi da ekleyeyim buraya, nitekim sadece iddianamede emniyet kayitlarini kullanmak degil, bunlardaki celiskileri tespit ettikleri halde adli emanete kaldirmak da ustune ustluk soz konusu olan. Yani Fmerakli’nin avukat arkadasinin ileri surdugu gibi rutin bir prosedur olsa bile, bu emniyet tespit raporlarindaki celiskileri fark etmelerine ragmen delilleri adli emanete gommelerinin ustune, bir de iddianameye eklemeleriyle daha da vahim bir hal aliyor.

      Cevapla

  4. fmerakli Says:

    Kimi Balyoz davasi saniklarinin yine, kimilerinin musteki olarak yer aldigi askeri casusluk ve santaj iddianamesi aciklandi. Iddianamede saniklarda devletin guvenligini tehdit edecek 300.000 (yazi ile ucyuzbin) gizli belge ele gecirildigi ifade ediliyor:

    “Ele geçirilen ‘gizli’ damgalı askeri belgeler, İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından Genelkurmay Başkanlığı’na soruldu. Genelkurmay bu belgelerden 160 bin tanesinin TCK 334 [açıklanmasını yasak ve niteliği bakımından gizli kalması gereken belge] kapsamında bulundurulması yasak belgeler olduğunu, 6 bin tanesinin TCK 327 [niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken belge] kapsamında olduğunu, 350 tanesinin de TCK 326 [Devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge] kapsamında olduğunu bildirdi.

    BİRLİKLERE AİT 50 GÖRÜNTÜ KASEDİ VAR

    Yapılan aramalarda bulunan ve çeşitli askeri birliklere ait olan görüntülerin yer aldığı 50 kasetin TCK 334 kapsamına girdiği bildirildi. Çeşitli kroki ve planların da TCK 326 kapsamında değerlendirildiği belirtildi. Genelkurmay’a sorulan askeri araç görüntülerinin de gizlilik içerdiği ve bu görüntülerinin temin ve bulundurulmasının yasak olduğu yönünde bilgi verildiği öğrenildi.”

    Bu belgeleri de cemaat ele gecirdi diyenler cikacaktir muhtemelen, ama bunu soyleyenlerin hakli ve ya haksiz bir sekilde bir grubu suclu ilan etmeden once, TSK’ya ait onbinlerce gizli belgenin ve yasalara aykiri olarak fislenen kabaca 5000 kisiye ait kisisel bilginin (ki anlasilan bunlara kisilerin ozel hayatlari ile ilgili kayitlar da dahil) emekli/muvazzaf kimi TSK mensuplarinda ve onlarla baglantili oldugu iddia edilen sivillerde ele gecirilmis olmasinin vahameti uzerine de br an durup dusunurler…

    Cevapla

    • acracia Says:

      Ben bunlarin, daha once sozunu ettigim TSK mensuplarinin ailelerini dogrudan hedef alan web sitelerinde gezinen resimler, usulsuz olarak kaydedilmis ve her nasilsa oraya buraya dagitilan ses kayitlari ile ilintili olup olmadigini da merak ediyorum. Dedigim gibi bu daha once bir koseyazisinda dile getirilmis, sonra Habervaktim’e gonderilmis ve yayimlanmis bir mesajda da ahlak bekciligine soyunan (insanlarin escinsellikle suclandigi, insanlarin ozel hayatlarina saldirgan–ki daha fazla acik konusamiyorum kimsenin ozelini ortaya sermemek icin) ve daha cok ust kademeleri kendisine hedef alan bir grup idi. Bunlarin icinde su anda tutuklu sahislar da var, onu da soyleyeyim. Link vermek istemiyorum, kusura bakmasin kimse.

      Bu belgeler ayni midir bilemem, ama aklima onlari getirdi. Cunku o zamanlarda bir cok web sayfasinda bunlar soz konusu edilmisti. Ben de o koseyazisindan sonra bakindigimda bunlari gorup
      dehsete dusmustum.

      Cevapla

    • Altan Alpay Says:

      fmeraklı,
      “Casusluk ve Santaj” davasını çok önemli buluyorum, bence balyozun sırrı bu dava sayesinde çözülecek.

      Deniz Kuvvetleri komutanlığı gibi her taşın altından bir fethullahçı çıkan bir yerde şöyle iki ihtimal olabilir:

      #1 Malum cemaat casusluğun alasını yapıp, olup bitene inek gibi bakan subayları da casusluktan yargılatmış olabilir. (yavuz hırsız vakası)

      #2 Donanmanın laçkası çıktı, bizde kendimizi kurtaralim kaptan şeklinde kendi başına hareket eden gruplar olabilir.

      #3 Donanmanın laçkası çıktı, bizde buradan alacağımızı alalım diyen dış ülkelere ait istihbarat örgütleri olabilir.

      #4 Bu ihtimallerin hepsi aynı anda geçerli olmuş olabilir.

      “Casusluk ve Santaj” iddianamesinde dikkatimi çeken önemli bir nokta bu kadar adam casusluktan içeri atıldı, binlerce klasor belge toplandı, ansiklopedi kalınlığında iddianame hazırlandı fakat bu adamların hangi ülke hesabına çalıştığı bir türlü anlaşılamadı. Casusluk yapmak ne kadar suçsa, casusluk yaptırmak o kadar suç.

      Hem laf casusluktan açılmışken, madem casusluk/sızma soruşturuluyor, soruşturmanın ağlarına bir-iki şakirt niye takılmaz orasi da enterasan, çünkü bakıyorum, donanmada elini sallasan f-tipi bahriyeliye çarpıyor, tamam diyelim şunlar amerika hesabına, bunlar ergenekon hesabina çalışıyor da, cemaat hesabina çalısan tek bir casus yok mu kardesim? Mesela şu Balyoz belgelerinin yerini “güdümlü” füze kıtlemiş gibi ifşa eden kahraman Türk subayı veya Askeri Savcılığın tutukladığı 3 subay?

      Benzer şekilde hatırlarsanız Ergenekon iddianameleri Türkiye’nin yakın tarihinin MR’ını çekmiş gibi bir izlenim vermeye çalışıyorlar fakat bu MR’larda nedense dış güçlerden tek kelime bahsedilmemiş. Sanki Kontragerillayi Türkler kendi kendine can sıkıntısından kurmuşlar, yine 12 Eylül vs hepsini Ergenekona bağlayıp tüm yakın tarihi CIA/MOSSAD/KGB gibi dış mihraklara dokunmadan açıklamayı başararak beni hayrete düşürmüşlerdir. Halbuki Wikileakstan biliyoruz ki Türkiye en çok kripto gönderilen ülke..

      Bana öyle geliyor ki bu soruşturmalarda bazı görünmez eller kesin sınırlar cizmiş:
      #1 kesinlikle cemaat karıştırılmayacak,
      #2 kesinlikle CIA ve benzeri dış mihraklarla uğraşılmayacak

      Bu son casusluk iddianamesinde kime casusluk yapıldığı ve kimin aracılığıyla yapıldığı ortaya dökülmedikçe inandırıcı olmayacak.

      Diğer taraftan biliyorsunuz Danıştay Baskını Arslan’in Muzaffer Tekin’le olan bağlantısı sayesinde Ergenekon’a kitlenmişti. Biliyorsunuz, Arslan’in temasta olduğu aşağı yukarı herkez içeri alındı sorgulandı, kerameti kendinden meçhul 86 yaşında bir şeyh dahil olmak üzere.

      Fakat Arslan’ın devamlı görüştüğü bir kişi var ki, ne sorgulandı, ne soruşturmaya her hangi bir safhada dahil oldu, ne de iddanamede adı geçti. Sanki bir hayalet gibi görülmeyen veya görülmek istenmeyen bu kişinin kim olduğu sadece çapraz sorguda mudahil avukatlar tarafından sorulan bir soru üzerine ortaya çıktı: Kemalettin Gülen

      “alparslan arslan, sorular üzerine, fethullah kaya’nın evinde yatarken danıştay 2. dairesi’nin başörtüsüyle ilgili kararını düşündüğünü, beyin jimnastiği yaptığını ifade etti. aradan 1 hafta geçtikten sonra fethullah gülen’in yeğeni olarak bildiği kemalettin gülen ile görüşerek bu konuları konuştuğunu söyleyen arslan, kemalettin gülen’in kendisine danıştay’da türban kararını veren üyelerin fotoğraflarının vakit gazetesi’nde yer aldığını ve ”bana birşey düşerse yardımcı olurum” dediğini belirtti. arslan, kemalettin gülen’in ayrıca, danıştay 2. dairesi başkanı mustafa birden’i evinden telefonla arayarak, türban kararıyla ilgili küfürler içeren hakarette bulunduğunu kendisine söylediğini aktardı.”

      kaynak: http://www.sabah.com.tr/2006/08/11/gnd100.html [Mağlesef Sabah el değiştirdikten sonra linki kaldırmışlar]

      Hayalet sadece bir an göründü ve kayboldu, bir daha haber alınamadı.

      Cevapla

  5. asdasdsd Says:

    http://arsiv.sabah.com.tr/2006/08/11/gnd100.html
    link aynen duruyor kaldirmamislar

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: