Balyoz savcıları hakkında suç duyurusu

Balyoz ile ilgili tüm suç unsurlarının kayıtlı olduğu ve tek oturumda oluşturulmuş olan (oluşturulduktan sonra içine ekleme/çıkarma yapılmayan) 11 no.lu CD’nin Balyoz iddianamesinde  5 Mart 2003’de  Çetin Doğan için özel olarak hazırlandığını  iddia eden özel yetkili savcıların, bunun doğru olamayacağını gösteren onlarca bulguya soruşturma sırasında sahip olduklarını, ancak bu bulguları adli emanate kaldırarak hem şüphelilerden, hem de iddianameyi değerlendiren hakimlerden (ve nihayetinde kamudan) sakladıklarını yazmıştık.

Örneğin, adli emanate saklanan belgeler arasında, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’nden gelen bir yazı var. Bu yazıya göre, Balyoz darbesi sırasında el konulacak 4×4 araçlar listesinde Bursa trafiğine kayıtlı görünen aracın, 2006’ya kadar İzmir’de olduğu, aracın Bursa’ya naklinin 2006’da gerçekleştiğini, ve belgede belirtilen plaka numarasını Nisan 2006’da aldığını gösteren bir yazı var. Üstelik, bu önemli bilginin savcıların dikkatinden kaçmış olmasına imkan yok. Zira, araçların trafik tescilleri ile ilgili bu bilgileri toplayan savcılar, gelen yanıtlardan araç sahiplerinin isimlerine bakarak, iddianamede bu araçların kimilerinin gayrimuslim vatandaşlara  ait olduğu tespitinde bulunmuşlar, ancak belirtilen tarih çelişkisini tamamen gözardı etmişler (buraya tıklayın).

Diğer bir örnek de, Balyoz belgelerinde Aselsan’da çalışıyor ve “müzahir” olarak listelen kişilerle ilgili. Aselsan, cevabi yazısında bu listedeki dört çalışanın kurumda çalışmaya 2006 ve 2007’de başladığını savcılara bildirmiş. Savcılar bu yazıyı sadece adli emanate kaldırmakla kalmamış, iddianamede bu belge ile ilgili yanıltıcı bir beyanda bulunmuşlar (buraya tıklayın). Benzer şekilde, Havelsan’da çalışıyor gibi görünen kişilerin üçte birinin (tam 115 kişinin) 2002-2003 yıllarında kurumda çalışmadığı bilgisi savcılara ulaşmasına rağmen, savcılar iddianamede “İlgili kurumlarla yapılan yazışma neticesinde belgede ismi yer alan şahısların belirtilen yerlerde görevli oldukları anlaşılmıştır” şeklinde yanlış beyada bulunmuşlar (buraya tıklayın).

Benzer örnekler çok; 2003’den çok daha sonra açılacak kurs ve dersaneler, adı sonradan değişecek ilaç firması (Yeni Recordati İlaç), vs. 11 no.lu CD’nin 2003’de oluşturulmuş olamayacağını alenen gösteren yazışmalar (başka örnekler için buraya ve buraya tıklayın) hep adli emanate saklanmış.

Bu yazışmalar çok yakın bir zamana kadar adli emanette bulunuyordu. Bu belgeleri incelemek isteyen savunmanın ilk talebini Ekim ayında Mahkeme reddetmiș (buraya ve buraya tıklayın), ancak ikinci bir talepten sonra kabul etmişti.

Adli emanetteki yazışmaların ortaya çıkmasıyla şu olgular da ortaya çıktı:

– Savcılar,  tek oturumda oluşturulmuş 11 no.lu CD’nin 2003’de oluşturulmadığını çeşitli kurumlardan edindikleri bilgiler sayesinde biliyorlardı, buna rağmen 11 no.lu CD’nin 2003’de oluşturulduğunu iddia eden bir iddianame hazırladılar.

– Savcılar, 11 no.lu CD’nin 2003’de oluşturulmadığını gösteren yazışmaları savunmanın göremeyeceği şekilde adli emanate kaldırdılar ve de iddianamede bu cevabi yazılarla ilgili yanıtıcı/yanlış ifadeler kullandılar.

– Savcılar, soruşturma sırasında bu bilgilere sahip oldukları halde, onlarca şüphelinin, Balyoz CD 2003’de olușturuldu (ve TÜBİTAK bunu tespit etti) iddiasiyla tutuklanmasına neden oldular, şüpheliler hakkında çıkan tahliye kararlarına itiraz ettiler.

Peki… Ya savunma zaman çelişkilerini (dolayısıyla saklanan bu yazışmaların dava açısından hayati öneme sahip olduğunu) tespit etmeseydi?

Ya savunma iddianamede savcıların beyanlarına “inanarak” bu yazışmaları görme talebinde bulunmasaydı?

Ya mahkeme savcıların mütalaasına uyumlu olarak bu talebi ikinci bir defa daha reddetseydi?

Adalet sisteminde savcıların görevi, soruşturma yürüterek “kamu adına” gerçekleri ortaya çıkarmaktır; çıkan gerçekleri saklamak değil. Savcılar iddianameyi ortadaki olgularla uyumlu olacak şekilde hazırlarlar; iddialarla uyumsuz olguları saklayarak değil.

İşte bu nedenle, Çetin Doğan’ın ve diğer kimi Balyoz sanıklarının vekilleri Balyoz soruşturmasında görev alan ve Balyoz iddianamesini hazırlayan  savcılar hakkında dün suç duyurusunda bulundular.

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

14 Yorum “Balyoz savcıları hakkında suç duyurusu”

  1. eminkk Says:

    Halk oylamasında “39. Evet demek, üstünlerin hukukundan hukukun üstünlüğüne geçmek demek” sözünü sınıyoruz. İleri demokrasinin turnusol kağıdıdır bu suç duyurusu.

    Cevapla

  2. ata Says:

    Atasözü şöyle ; “minareyi çalan kılıfını hazırlar”. Zaten öyle de yapıldı.Davanın avukatları, şunu bilsin ki, refarandumdan sonra değiştirilen HSYK nın bu yapısı ve şimdi gündemde olan yüksek yargıya ilişkin yasal düzenlemeler gerçekleştikten sonra ve yürütmenin, yargı üstünde oluşturduğu bu tahakkümü varken, bu suç duyurularından hiç bir sonuç çıkmaz.Avukatlar, bu durumu bir an önce avrupa konseyine,AİHM taşımanın yollarını bulsunlar…ergenekon adıyla tanınan dava nedeniyle savcılar hakkında onlarca şikayet,suç duyurusu var…ne oldu ? hiç bir şey ! Aksine,davalarda “tahliye” yönünde görüş bildiren,karar veren hakimler sürüldü.

    Cevapla

  3. fenerant Says:

    Adli emanette tutulan bu yazışmaları davanın hakimleri istedikleri zaman görebilir, hatta incelememiş olmaları mümkün değil. Çünkü hakimlerin görevi dava dosyası kapsamındaki delillerin tümünü incelemektir. İncelememeleri mazaret olamaz. O zaman hakimler bu yazışmaları görmüş olmalarına rağmen; sanık vekillerinin adli emanetteki belgeleri görme isteğine 2 defa neden olumsuz cevap vermişlerdir?

    Hakimler; sanık vekillerinin 2 .nci talebinden sonra ısrarla adli emanetteki belgeleri istiyorlar bunda bir iş var diyip bu belgeleri incelemiş ve bu çelişkileri fark etmiş de olabirler. Hakimler gördükleri bu belgelerin başlarına iş açmaması için sanık vekillerinin en son taleplerini kabul ederek ve ara karar vererek bu belgeleri sanık vekillerine açmış olabilirler.

    İddianamenin okunmasından sonra davanın devam ettirilmeyip ertelenmesinde bu gelişmelerin payı olabilir.Hakimler de bu şekilde sanık vekillerine belgeleri incelemek ve bu konudak yeni talepler olabileceğini dikakte alarak sanık vekillerine zaman tanımış oldular.

    Cevapla

  4. Taylan Says:

    Savcıların ‘delilleri saklama’ çabalarını görmezlikten gelen Zaman, Taraf, Star gibi gazeteler ve bu gazetelerin genel yayın yönetmenleri (tartışmaktan korkan Dumanlı gibi) ne düşünüyorlardır acaba? Ayrıca, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan yandaş yazarlar (Kekeç, Babahan gibi) utanıyorlar mıdır?

    Bu arada, barolar neden sessizlerdir tüm bu ortaya çıkan sahtekarlıklar sonrası anlayamıyorum… İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere tüm barolar belge saklayan ve hukuk dışı davranan savcılarla HSYK’yi protesto etmelilerdir.

    Cevapla

    • eminkk Says:

      Kimse utanmıyor. Dayamışlar sırtlarını körü-körüne söylenenlere inanan insanlara, gözümüzün içine baka-baka yalan söyleyecekler, yüzümüze sırıta-sırıta hukuku çiğneyecekler. Ali’nin 50 kuruşluk CD‘sine “gerçektir” diyerek insanları aylarla tutuklamadılar mı? Şüpheliler lehine belgeleri görmezden gelerek, “kuvvetli suç şüphesi devam ediyor” demediler mi? HSYK operasyonları, yargıtay operasyonları bu günler için değil mi?
      88 yılda yaratmışışız körü-körüne inanan milyonları her yaştan, ne ektiysek onu biçiyoruz.

      Cevapla

      • Taylan Says:

        Şurası bir gerçek ki, HSYK ve yargıyı AKP ele geçirmeden önce de bu kurumlar iyi çalışmıyordu. Şimdi ise daha beter bir vaziyetteler. Hukuk dışı hareket eden bir oluşum var yargı kurumlarında. (İşini etik değerler içerisinde yapmaya çalışan yargı mensuplarını tenzih ederim.)

        Cevapla

  5. drunkenknight Says:

    Aslında herşey önceden planlanmıştı…Anayasa Mahkemesi ve HSYK nın yapısının değiştirilmesi (ele geçirilmesi) siyasi iktidar için kırılma noktasıydı…Mevcut koşullar altında bunu meclisten geçirebilmek imkansıza yakındı, muhalefet partilerinin göstereceği direnç, medya desteğiyle buluştuğunda ters tepki verebilirdi ayrıca geçse bile mevcut yapısıyla Anayasa Mahkemesinden dönme ihtimali oldukça yüksekti…Bu durumda ‘referandum’ önlerindeki en iyi çıkar yoldu…ama nasıl ??…onları iktidara taşıyan oy oranları bunun için yeterli değildi,en azından kendi tabanı dışından 10 belki 15 puana ihtiyaçları vardı…peki nasıl yükselteceklerdi oy oranlarını…? kendi tabanlarını muhafaza ederken diğer partilerin tabanlarından nasıl oy koparacaklardı ?…tabi bütün bunları yaparken muhalefetin sesinin de bir şekilde kısılması gerekiyordu en azından bir süre için…süre giderek azalıyordu…(Edelman a daha önce verilen,darbe planı olduğu iddia edilen belgeleri hatırlayalım…bu sadece testti…ve planın çok önceden varolduğunu kanıtlıyor…)…oyun başlamıştı…İmal edilen belgeler aapar topar bir bavula konmuş,Mehmet Baransuya teslim edilmiş (kağnağı ve doğruluğu hiçbirşekilde teyit edilmeden),ve malum gazetede çarşaf çarşaf yayımlanmaya başlamıştı…ilk manşetler neydi : Camiler Bombalanacak….mesaj kime veriliyor dersiniz ?…mütedeyyin yada inançlı olarak tabir edilen ama Akp ye mesafeyle yaklaşan politikalarını doğru bulmayan vatandaşlara….Kendi Jetimizi düşüreceğimiz : Peki bu iddia kime sessleniyor ?…Kendilerini ulusalcı olarak gören,TSK ile hiç bir sorunu olmayan ama mesafeli de duran kesimlere olabilir mi ?…Bu iki toplamdan elde edilecek oy oranı 15 puanı bulabilir mi ?…Yandaş medyanın yalan ve çarpıtılmış haber yapma gücünü,siyasi otoritenin gücüyle birleştirince,(al gülüm ver gülüm sızdırmalar),tv lerde sözüm ona aydın/uzman/araştırmacı geçinen zat-ı muhteremlerin ahkam kesmelerini, deliller üzerindeki yakın bir zamana kadar uygulanan erişime izin vermeme olaylarını ve milletimizin eğitim durumunu göz önüne aldığımızda (bugün bile hala referandumda insanlarımızın neyi oyladıklarını konu alan anketler herşeyi gözler önüne sermektedir) oldukça mümkün görünüyor…Bu arada referandum sürecinde kullanılan ‘Hayır’cıların darbecilerle bir tutulmasını ve diğer şekere sarılmış maddelerin meydanlarda prompter dan okunmasıyla (başbakanın tabiriyle; hap haline getirilmiş paket)ve karşı olmanın statükoyla kol kola olmak anlamına geldiği algısını yaratarak,ve bunların hepsini bir potada birleştirince,oluşan rüzgarı siyasi otoritenin bonus hanesine yazmamak olmaz…Muhalefetin konunun özüne uzak yaklaşımlarıyla Akp nin ekmeğine yağ sürmesi de cabasıydı…okyanus ötesinden gelen sesi “İmkân olsa mezardakileri bile kaldırarak referandumda ‘Evet’ oyu kullandırmak lazım. Ben zannediyorum kalkarlar da” nereye koyacağız bu bağlamda?…Uzun lafın kısası…Ergenekon ve Balyoz davaları Anayasa Mahkemesi ve HSYK nın yapısının değiştirilebilmesi için kurgulanmış bir oyundur ve içindeki tutarsızlıklar kısıtlı zaman içerisinde yaratıldığından ve kontrol edilebilecek zaman olmadığından bu şekilde servis edilmiş ve gerisi hukukun üstünlüğüne bırakılmıştır…(ne de olsa artık üstünlerin hukukundan,hukukun üstünlüğüne geçilmiştir…tabii yerseniz..)

    Gölcük Donanma Komuntanlığı’nda yapılan aramalara ve bulunan belgelere gelecek olursak : tatlı su aydınlarının,liboşların ve dinci medyanın bu konuya nasıl atladıklarına bakılırsa,Balyoz iddialarının bir bakıma emniyet sübabı olarak düşünülmüş olabilir,suyun bulanık tutulması isteğinin bir göstergesidir sanırım…en azından seçim sonrasına kadar…

    Cevapla

    • drunkenknight Says:

      YSK (yüksek seçim kurulu) nun da referandum sonuçlarını sandık bazında hala açıklamadığını da dipnot olarak düşmek gerek…

      Cevapla

  6. Müjde Dural Says:

    “balyoz”, “malyoz” ordunun başına çorap örme operasyonundan başka bir şey değildir. Maalesef ördüler de….

    Cevapla

  7. ihtimal Says:

    Bu arada aklima bir soru geldi. Balyoz davasinda yargilanan saniklar avukatlik ucretlerini kendi gelirleri ve birikimlerinden mi karsiliyorlar?

    Cevapla

    • ata Says:

      Sanıkların avukatlık masraflarının, 2003 de oluşturulan “darbe fonu”nda biriktirilen paralardan karşılandığı belirlendi.Darbe yapılamayınca,birikimlerin bu yönde kullanılmasına karar verilmiş.Gizli tanıkların ifadelerine göre,Darbecilerin ; “Emellerimize ulaşamazsak, fon daki parayla Gümüldür de S.S.Yapı Koop. kurarız” ya da “ÇYDD nin, Türk kızlarını hristiyan yapma projesine bağışlarız” dedikleri öğrenildi. http://zaman/balyoz/gizli tanik/12194-zaman.yalanhaberlermerkezi

      Cevapla

    • Balyozmanyağı Says:

      En meraklı köfteci 🙂 senin merakını gidereyim aslan sosyal demokrat kardeşim. Senin bu linki vermenin heyecanının altında yatan psikoloji : ” EVET HAKLISINIZ BU OLAYLAR TAMAMEN TEZGAH,İFTİRA,YALAN KABUL, AMA GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ SİZİN İÇİNİZDENDE YAMUK ADAMLAR ÇIKIYOR YANİ ” durumunun tezahürü.
      Sevgili en meraklı,insan olan bir kişinin tek bir talebi olur.Adil yargılanma,dürüst delil ve belgeler ile evrakları iç etmeyen,sümen altı etmeyen bir mahkemede yargılanma.Suçlu olanlarda kim olduğuna bakılmaksızın cezalandırılmalı.Ama bizden olursa her haltı yer,sizden olursa suçsuzda olsa cezalandırmak gerek mantığına Allah müsade etmez,böyle her gün biryerleriniz çarşafa dolanır.Ha birde unutmayın bunlar çok iyi günler,sahtekarlar ve iftiracılar için çok acılı ve ızdıraplı hatta korkunç bir süreç başlamak üzere. O münafıklar ahireti zaten kaybetti ve en alt cehennemi garanti ettiler.Fakat bu dünyadada zor ve karanlık bir süreç kabus gibi üzerlerine çökmesine dakikalar kaldı.

      Cevapla

  8. klimacı Says:

    Güzel yazı olmuş teşekkürler.

    Cevapla

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: