Olgular, kanaatlar ve gerçekler

23 Ocak 2011

GENEL

Balyoz’un gerçek olduğuna kesin gözüyle bakanlar ve bizim yazdıklarımıza tepki gösterenlerden çokça böyle şeyler isitiyoruz.

  1. Türkiye’de askerlerin bir darbe geleneği olduğu malum. Üstelik, 2003-2004 yıllarında 1. Ordu’da darbe hazırlıkları olduğuna dair MIT’in bile ciddiye aldığı söylentiler yok mu?
  2. Bu kadar detaylı dosyaları (örneğin subayların sicil numaralarına kadar varan görevlendirme belgelerini) ordunun içinden birileri dışında kimler hazırlamiş olabilir?
  3. TÜBITAK’in Emniyetin, savcıların, o kadar inceleme sonunda gerçeklere varmamış olmaları, sahtecilik emarelerini anlaşmışcasına gözardı etmis olmaları mümkün mü?
  4. Donanmanın göbeğinden çıkan tonlarca belge gerçekten bir “çete” tarafından oraya yerleştirilmiş olabilir mi?
  5. Balyoz doğru olmasaydı, Genel Kurmay o kadar zaman sessiz kalır mıydı?

Balyoz’a şüpheyle bakan kimilerinden ise böyle şeyler duyuyoruz:

  1. Türkiye’de veya dünyada hangi darbe planı önceden bu kadar detaylı bir şekilde kağıda dökülmüş, komutanın emriyle yapılan bir seminerde kayda alınmış? Bu hiç mantıklı gelmiyor.
  2. TSK geçmişte bazı karanlık işlere karışmış olsa dahi, komutanların cami bombalama, uçak düşürme, azınlıkları katletme gibi canice planlar yapmış olması akla sığmıyor.
  3. Istanbul merkezli bir kıpırdanma olmuş olsa dahi, bu adamlar ülke çapında yönetimi nasıl ele geçireceklerdi?
  4. Balyoz gerçek olsa, şimdiye kadar bir tek Allahın kulu çıkıp da, “evet ben bu planlara iştirak ettim, çünkü ülkenin yararı için bunu yapmak gerekiyordu, bakın AKP’nin ülkeyi getirdiği duruma …” cinsinden laflar etmez miydi?
  5. Darbe planları yapılmış olsa dahi, şimdiye kadar belgeleri imha edilmiş olmaz mıydı? Özellikle dava açıldıktan sonra Gölcük’te yer karolarının altında çuvalla darbe belgesi saklayacak kadar akılsız olabilir mi bu adamlar?

Balyoz davasına detaylarına ve belgelerine girmeden dışarıdan bakarsanız, bu argümanlardan hangilerini daha inandırıcı bulduğunuza dünya görüşünüze ve genel değerlendirmelerinize göre karar verirsiniz. Doğrusu, biz de belgelerle haşır neşır olmamış olsak, birinci gruptaki argümanların (en azından bir kısmını) kuvvetli bulurduk, kanımız o yönde olabilirdi.

Ama bizim bu blogda olaylara yaklaşımımız iki kesimden de farklı. Dikkatinizi çekelim, bu blogda biz ikinci türden (örneğin Ahmet Hakan’ın ileri sürdüğü cinsten) argümanlara pek yer vermiyoruz. Biliyoruz ki bu cinsten argümanların karşısında benzer (ve belki de eşit inandırıcılıkta) birinci grupta listelediğimiz argümanlar var. Tartışma bu duzeyde kalırsa, bir kanaat belirtme yarışına dönüşür, inananlarla inanmayanların görüşlerini değiştirmek için hiçbir kuvvetli sebebi olmaz.

Biz böyle yapmıyoruz, vardığımız sonuçlara somut kanıtlar, herkesin anlaşmak zorunda olduğu bulgular üzerinden gidiyoruz. Bu bulguların ne olduğunu tekrar özetleyelim.

  1. 2003’te hazırlandığı iddia edilen ve iddianamede atfedilen suç unsurlarının tamamını ihtiva eden 11 no.lu CD’de daha sonraki senelere ait (ve önceden bilinmesi mümkün olmayan) bilgiler vardır. Bu, bu CD’nin 2003 senesinde oluşturulmadığının, dolayısıyla üzerinde oynanmış sahte bir CD olduğunun tartışılmaz kanıtıdır.
  2. Savcıların bu CD’nin gerçek olduğuna dair iddialarının en önemli dayanağı, CD’nin ve içeriğindeki belgelerin üstverilerinde görülen tarih ve kullanıcı bilgileridir. Bu bilgilerin istenildiği şekilde kötü niyetli kişiler tarafından sonradan üretilebileceği bilinen bir şeydir ve TÜBITAK’ın kendi (ikinci) raporunda açıkça belirtilmiştir.
  3. Emniyet ve savcılar, bizim ve başkalarının ortaya çıkardığı zamanlama çelişkilerini araştırmamış, ellerinde bu çelişkileri gösteren bilgiler olduğu halde göz ardı etmiştir.
  4. Gölcük’ten çıkan belgelerin bir kısmı 11 no.lu CD’dekilerin aynısıdır, bir kısmı da benzer dijital belgelerdir. 11 no.lu CD’dekilerin sahtekarlık içerdiği (yukarıda belirttiklerimiz ışığında) açıktır. Yeni belgelerde de şimdiden en azından bir tane kesin zamanlama çelişkisi ortaya çıkmıştır. Bu da yeni belgelere en azından kuşkuyla bakılmasını gerektirmektedir.

Burada yazdıklarımızın hiç biri kanaata dayalı, yoruma açık ifadeler değil. Hepsini blogumuzda bolca belgeledik. Bu bulgular ışığında Balyoz iddialarının gerçek olduğuna inananları anlayamıyoruz.

Inanmaya devam edeceklerse, onlardan en azından şu soruyu cevaplandırmalarını istiyoruz: Yukarıda belirttiğimiz 4 bulgudan hangisi hakkinda kuşkunuz var? Bu bulgularda anlaşıyorsak (ki başka türlüsünün nasıl olabileceğini görmüyoruz), iddiaların gerçek olduğunu özellikle zamanlama çelişkileri ışığında nasıl izah edebiliyorsunuz?

Biz karşı taraftan gelen tüm sorular uzerinde düşünüyor, onlara cevaplar yetiştiriyoruz. Ama bizim bu sorularımıza nedense hiç cevap gelmiyor.

Biz zamanlama çelişkilerini ortaya çıkardıkça, önce sessizlikle karşılaştık. Sonra, tek tük izah etmeye uğraşanlar oldu. Çelişkiler arttıkça ve sağlamlaştıkça, bu zorlama cevaplar da gittikçe azaldı. Sonra kendi içinde tutarsız “belgeler güncellendi” iddiası ortaya atıldı. Gölcük’ten çıkan bir bir belgenin üstverisi Emniyet tarafindan yanlış aktarıldı diye, “işte güncellenme” diye bir dizi yayın yapıldı. Bunun yanlış olduğu ortaya çıkınca, gene suskunluk hakim oldu. (Ilginç olan, argümanları çürüdükçe kimse çıkıp da, “yanlış düşünmüşüm” diye bir düzeltme yapmak ihtiyacı hissetmiyor.)

Biz “burada sahte belge üreten bir çete var, çetenin işbirlikçileri de değişik yerlere sızmış” dediğimiz zaman bunu peşin hükümlü olduğumuz için söylemiyoruz. Elimizdeki bulguları başka türlü izah etmek mümkün olmadığı için bu sonuca varıyoruz. Aksini düşünenler ise bulgularımızı ya görmezlikten geliyor, ya da tutarsız ve/veya yanlış argümanlarla çürütmeye çalışıyor.

Balyoz’un gerçekliğine inananlara tekrar soruyoruz: Yukarıda belirttiğimiz ve Balyoz davasının çökmesini gerektiren dört bulgudan hangisiyle sorununuz var?

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

55 Yorum “Olgular, kanaatlar ve gerçekler”

  1. emre Says:

    Ilginç olan, argümanları çürüdükçe kimse çıkıp da, “yanlış düşünmüşüm” diye bir düzeltme yapmak ihtiyacı hissetmiyor.

    Ozur dilemek Turk kulturune aykiri; delikanli halkimiza yakisir mi? Hayir, ozur dilemek yerine ayni seyi daha yuksek sesle tekrarlayin. Turkum, dogruyum, …

    Cevapla

  2. Serhat BALKARA Says:

    Bu ülkede Çetin DOĞAN’ı kullanarak darbe planlayanlar utansın…

    Kullan at dedikleri bu olsa gerek…

    DOĞAN paşayı iyi kandırmışlar..

    Hapishanelerde bu mevsimde biraz soğuk olur ama idare etsin artık, kızı olarak bir kazak örersin artık, tabii kabiliyetin varsa.

    Cevapla

    • acracia Says:

      Bir troll gider digeri gelir. Bitmez bu adamlar. Ciddiye de almaya degmezler.

      Cevapla

      • acracia Says:

        Blogu takip eden arkadaslara da sozum: bu gibi mesajlardi iste size soyledigim, kisisellestirilmis linc kampanyalarinin parcasi olarak asker aile mensuplarini moral bozmak adina boyle hedef alanlar; bunlari munferit olarak dusunmeyin; cesitli web sitelerinde ayni bu agiz ve soylemlerle satasmalar mevcut. Biraz arastirirsaniz goreceksiniz. Ben de bir iki gazete haberinden yola cikip soyle biraz kurcalayinca dehsete dusmustum. Ama onlara gitmeye gerek kalmadi. Gorunen o ki, iki gundur onlar bize geldiler.

        Cevapla

        • acracia Says:

          “cesitli web sitelerinde ayni bu agiz ve soylemlerle satasmalar mevcut” ve sahsi, ozel hayatin ifsalariyla birlikte. unutmadan ekleyip bilgisayarin fisini cekiyorum artik.

          Cevapla

      • ihtimal Says:

        Tabi acracia nin okumasi ve kaale almasi icin, uluslarasi hakemli dergide yayinlanacak kalitede yazi yazmaniz lazim beyler!!!

        Cevapla

        • acracia Says:

          Bana cevap yazildigi haberini gorunce bakayim dedim, Ihtimal’mis. Ihtimal’in sunu gormedigini dusunerek, kendisine yazdigim bir cevabi tekrar koyuyorum:

          “Ihtimal:

          yok, oyle degil o. Bakin ilk defa size gercekten laf anlatmaya calisiyorum, cunku “ben hala belki bir ihtimal yamuk olabilir diye bu siteyi okumaya devam ediyorum” diye ozetlediginiz tutuma ictenlikle saygim var.

          Ancak uslubunuz, simdiye kadar sergilemis oldugunuz ve yine sergilemekte oldugunuz saldirganliginiz, hatta Pinar Dogan’a yaptiginiz sahsen kiskirtici satasmalariniza ek olarak en son Dani Rodrik hakkinda “beyin jimnastigi yapiyorum” kisvesi altinda, bol salcali komplo teorisi kokan cirkin imaniz acikcasi sizi ciddiye almami zorlastiriyor. Eger gercekten hala bir supheyle burayi okumaya devam ediyorsaniz, bu hem guzel bir sey hem de ona laf etmek haddim degil. Ancak saygisizlik ve cirkinlige varan tutumlarinizin otesinde, pesinhukumlu saldirgan taskinliklarda bulunuyorsunuz ki, bazen sizi okuyunca celiskilerle dolu karmakarisik tahakkumlerinizde icten bir anlamaya calisma cabasi sezmek yerine, iyi niyetten uzak saldirganlik sergilediginizde, ben de yerli yersiz size farkli turde davranmak icin bir sebep goremiyorum. Bakin siz daha az toll-vari gorunum sergilerseniz, daha verimli tartismalar yapilabilir. Eger amaciniz gercekten dediginiz gibi “ben hala belki bir ihtimal yamuk olabilir diye bu siteyi okumaya devam ediyorum” ise.

          Yani kaile alinmak icin uluslararasi dergide yayina gerek yok. Ucuz saldirganliklari birakmak yeterli. Mesela su asagida kopyalayacagim 7 Ocak post’unuz tarzinda olmayan diger bazi iceriksiz mesajlar gibi:

          “Bu arada Saldiray Berk kimin(/lerin) actigi yoldan ilerliyor tahmin edin bakalim! Cevik Bir ve Cetin Dogan…
          Yorum yapan ihtimal — 07 Ocak 2011”

          Cevapla

        • acracia Says:

          Simdi yine donmus bakarken, Ihtimal’in bunu tam olarak neye istinaden yazmis oldugunu yeni fark ettim.

          Ihtimal, keske beni hedef alacagim diye bu kadar bir seviyesiz post’u savunur pozisyonunda bulmasaymissiniz kendinizi.

          Cevapla

    • ccgursel Says:

      Serhat cok bilimsel ve akilci bir yorum olmus, bravo gercekten.

      Cevapla

    • sertac Says:

      bu yorumu yeni gordum, bu ne bicim bir seviyesizliktir!

      Cevapla

    • Balyozmanyağı Says:

      Serhetçığım,bak şimdi çuvalladın,olmadı ama.Abilerin duyarsa sana çok kızar,kendi içinizde ihtilafa düşmek varmı sizin iftira raconunuzda. Yani senmi iyi biliyorsun abilerinmi ? Onlar 3 yıldır bu darbenin başı Çetin Doğandır,lider odur deyip ihaleyi adama bırakmak için olmadık belgeler üretiyor,CD ler çoğaltıyor nerelerinden ne çıkaracaklırını şaşırmışlar.Sonra sen kalk bir cümle ile 3 yıllık emekleri heba et.Oldumu ama Serhat kardeşim.Bu tür durumlarda bir düzenek,bir fırıldak çevrilirken,kontrol bir yerde olur,ağız birliği edilir.Sen şimdi açık verdin,çatlak ses çıkardın ve tezgahı açık ettin,yakında kulağını çeker abilerin 🙂

      Cevapla

  3. dj Says:

    son cumle, retorik bir soru herhalde, ama gene de yazayim. delillerin sahte olmasi karsi tarafi ilgilendirmiyor. deliller sahte olsa bile, askerin antidemokratik tavri gercek. bu darbe plani sahte olsa bile, baska darbe planlari gercek. babaniz da zaten demokrat bir adam olarak gorulmediginden, onlara gore masum degil. arada yargilanan masum insanlar varsa, onlar da, ecnebilerin dedigi gibi, collateral damage. boyle adaletsizlikleri turkiye’de cok gormuyor muyuz? bu sefer sizin basinizi yakti. kolay gelsin.

    Cevapla

    • Can Acar Says:

      dj,

      Dürüstlüğünüz için teşekkürler. Birtakım yorumcular kendi “demokratik” “liberal” veya “özgürlükçü” vicdanlarını rahatlatmak için bin dereden su getirirken siz durumu açık ve net ortaya koymuşsunuz.

      Haklısınız, bu bir cadı avıdır. Güç gösterisidir. Adalet, hukuk aranmaz.

      Gerçek soru, böyle gelmiş, böyle gider diyerek gözlerimizi kapatıp kapatmamak.

      Ben çocuklarıma ve torunlarıma böyle bir ortam bırakmak istemiyorum. Onların sahtekarlığın ve adaletsizliğin doğal karşılandığı bir ortamda büyümelerini, “başıma birşey gelir” diye düşüncelerini bastırmalarını istemiyorum. Büyüklerimin bana öğrettiği gibi “aman sen kendi işine bak, karışma, bulaşma” diye öğüt vermek istemiyorum onlara.

      Yarın bu sahtekarlığın sorumluları yargılanırken de her türlü adaletsizliğe karşı onları da aynı şekilde savunacağımı bilin.

      Saygılarımla …

      Cevapla

  4. Mesut Arıkan Says:

    Size bir yassıada muamelesi lazım! Botunu askere sildirip gerine gerine mahkemeye tafra yapmanız sizi havaya sokmasın! Bu millet lafını sandıkda söyler ama çok zorlarsanız anladığınız dilden de konuşmayı bilir! 60’dan beri 4 kere vatanın belkemiğine darbe indirdiniz, yeter! Bu ülke 60’da bir italya bir ispanya’ya eşit iken, babanızın da parçası olduğu “BÜROKRAT ÇETESİ” sığlıkları, çapsızlıkları, çağın gerisindeki kıt akıllarıyla ülkeyi oyuncak ettiler. Siz Pınar hanım ve sevgili eşleri Dani bey, medeniyetin size sunduğu akademik, bilimsel her türlü imkanla bilim insanları olun ama bu ülke babanızın botunu silsin, öyle mi? Sığlar, bütün sorun bu! Sığ oldukları kadar beceriksizler, ettikleri koca koca laflar kadar çağın gerisindeler ve Atatürkçüyüz dedikleri kadar Atatürk’ün uzağındalar. Çünkü sadece “ORGANİZE MEMUR ZİHNİYETİ”nin biraraya gelmiş çetesi bunlar! Yaptıkları iş de ancak bukadar, çapsız olur!

    Cevapla

    • Kurmanbek Allahverdiyev Says:

      Bu kadar totaliter, genelleyici ve tek tipci bir yaklasimla fazla bir yere varamayiz gibime geliyor. TR’nin demokrasi gecmisinin cok da parlak olmadigi kesin. Ancak bundan sadece burokrat-asker kismisini sorumlu tutmak gercekci gelmiyor bana. TR’nin gecmisinde sirf secim sonuclarini begenmedigi icin vilayetleri ilceye ceviren basbakanlar var. O zaman benim sorasim geliyor tabi: “E biraderim nerde demokrasi, nerde hur iradeye saygi?”. O basbakanin darbe ile devrilmesi dogru mudur? Degildir. Asilmasi hele hic degildir tabi ki. Konu blog girisinde 1. gruba ayrilanlarda hep ayni arguman mevcut: “Gecmiste bunlar oldu. Simdi onumuzde supheli de olsa, sahte kanitlara da dayansa ve aralarinda sucsuzlugu kesin de olsa bircok subay var. Bunlari oyle bir surundurelim, oyle bir intikam alalim ki bir daha kimse curet edemesin”. Peki iyi guzel. Kendimi sonra sucsuz insanlarin akrabalari, cocuklari yerine koyuyorum. Mesela bundan bir sure once nefret sitelerinden birinde cikan ‘homoseksuel subay cocuklari’ veya ‘pasalarin yahudi damatlari’ tarzi haberleri okumus olan akrabalardan biri. Muhtemelen intikam atesi ile yanip tutusurdum. Dusunsene, baban, kardesin sucsuz yere hapise atilmis, iskence edercesine dava suruncemede devam ediyor, hergun nefret sitelerinde, cakma ‘gaste’lerde babanin, kardesinin nasil bir eli kanli faso oldugu yaziliyor (isin traji-komik tarafi bunu yazan gazetelerin tam bir sunni-islamci-milliyetci cizgiye sahip olmasi). Derin devlet oldugunu (ve son yillarda el degistirdigini) biliyorum ama Ergenekon diye bir orgut olmadigini da biliyorum. Muhtemelen bu konumda bir kisi olsam Ergenekon’u kurar, kendime de guzelce bir suikast listesi hazirlardim. Neyseki ben bu durumdaki insanlardan biri degilim. Deli de degilim. Cok uzattim. Diyecegim o ki bu dava ve bu dava uzerine kurulmus bir demokrasi bize ancak bir “nefret-intikam-siddet sonsuz dongusu” getirir. Baska (affiniza siginarak) bir b.k olmaz. Sesi daha cok cikanin, daha cok bagiranin, R.O.K. gibi daha cok salya sacarak oraya buraya saldiranin borusu oter. Once normallesmek lazim. Saygilar.

      Cevapla

    • Dramalı Rıza Says:

      Sayın Mesut Arıkan,
      Aşağıdaki cümleden ne kastettiğinizi açıklar mısınız? Yanlışsam düzeltin ama siz açıkca seçimle olmasa bile bir şekilde biz size ne yapacağımızı gösteririz gibi tehdit savurmuşsunuz. Bu sebeple, eğer çok zorlarsak anlayacağımız dilin ne olduğunu bize söylerseniz sevinirim.
      “Mesut Arıkan: Bu millet lafını sandıkda söyler ama çok zorlarsanız anladığınız dilden de konuşmayı bilir!”
      Bu arada hangi sektörde çalışıyorsunuz bilmiyorum ama finans/ekonomi sektöründe çalışan biri olarak Türkiye’nin geri kalmışlığını sadece tek bir sebebe indirgemenize de hayret ettim. Galiba bu zamana kadar iktidara gelen hükümetlerin uyguladığı yanlış maliye ve para politikaları, Türkiye’nin değil de Senagel’in geri kalmasına sebep oldu. Şunu unutmayın ki bu ülkenin geri kalmasında sadece bir kesimin değil bir çok kesimin suçu vardır. İsmini hatırlamayacağım ama ordunun sürekli darbeci olduğunu iddia eden bir sayın yorumcu, babasının memur olarak işten kaytardığı ve mesai biter bitmez lojmana gelip oyun oynadığı gibi bir durumdan bahsediyordu. O yüzden şimdi size soruyorum Sayın Mesut Arıkan, bugüne kadar işini doğru dürüst yapmayan kamu veya özel sektör çalışanlarının suçu yok mu geri kalmamızda? Genelleme yapıp bütün memurları itham etmekten imtina ederim. böyle bir şeyi de asla düşünmem ama salla başı al maaşı şeklinde çalışan devlet adamlarına,rüşvet yiyerek yetim hakkı yiyen bazı bürokratlara, memurlara, politikacılara ne diyeceksiniz? Politikacı olmadan önce adını sanını duymadığımız, ama sonra çoluk çocuk zengin olan kişiler Türkiye’nin milli gelirinden mi yoksa Rusya’nın milli gelirinden mi çaldılar? Burada gerçek veriler üzerinde çok yakınları yarğılanan kişilerin sorduğu sorulara cevap vermek yerine geçmişin hesaplarından hareketle kin kusmak, affedersiniz ama, asıl sığlıktır.
      Saygılarımla

      Cevapla

    • trekking Says:

      60 larda Türkiye İspanya veya İtalya ya eşit mi? Siz hangi gezegendeki Türkiye den bahsediyorsunuz.

      1980 yılında bizim ihracatımız 2 milyar $ idi. İthalatımız 3 milyar $. Cebinde $ taşıyan Türk Parasını Kıymetini Koruma kanuna muhalefetten içeri atılıyordu. Oköprünün altından çok sular aktı. Dünyaya entegre olduk!! Gümrük Birliği’ni kabul ettik. Yıllardır kendimiz yeterli tasarruf yapamadığımız için hep dışarıdan borçlandık. Bugün ticaret hacmimiz 114 milyar $ ihracat, 180 milyar $ ithalata dayandı. Imkb ‘nin %65 i yabancı portföylerde. Hazine Bonosu da öyle. 8 yılda AKP iktidar’ının verdiği cari açık Cumhuriyet tarihinde verilen cari açıktan fazla. 2011 de 70 milyar $ gececek. Vadesi dolanlar’ın yenilenmesiyle 120-130 milyar $ bir finansman sözkonusu.

      1980 de kendi kendine yeten 7 ülke den biriydi bu ülke. Bugün buğdayı bile dışarıdan ithal ediyoruz. Darbe darbe diyorsunuz da bu şartlar da hangi salak general veya generaller darbe yapmaya kalkar. Olacağı ben söyleyeyim. Bir hafta da ekmek çıkaramaz hale gelir fırınlar. Millet önce darbecileri yer. Darbeymiş pöh!

      Cevapla

    • ccgursel Says:

      Peki mesut bey, o zaman bu adamlara hadlerini bildirmek icin sucsuzlarin hapse girmeleri mustahak midir size gore?

      Cevapla

  5. ihtimal Says:

    Bir de olaya/bulgulariniza su sekilde tersten bakalim.
    1- 4.bulgunuzda bahsettigimiz ikinci set dokumanlarin gercekligini bana hic te mantikli gelmiyor. Ordunun kalbinden hemde saklanmis halde bulunan dokumanlar tamamen gercek. Icindeki yazim ve bilgi tutarsizliklari, o dokumanlari yazanlarin aciklayacagi bir durum!

    2- 3. bulgunuzda belirtmis oldugunuz konuda ise. Polisler ve savcilarda, buyuk ihtimalle, ayni bu websitesinde yazan darbe karsitlari gibi CD yazim tarihlerindeki tutarsizlari delillerle aciklayamamislardir.

    3-ikinci set golcuk dokumanlarini bulunduktan sonra baransu dokumanlarini tartismanin pek bir anlami kalmamistir. Hep Baransu dokumanlarini on plana cikarmaya calisarak, ne yapmaya calistiginizi tum site okuyuculari gorebiliyor!

    4- 1.argumaninizda iddia ettiginiz gibi 2003 senesinde “gelecege yolculuk” yapilip yapilip 2008 deki bilgiler yazilmamis, golcuk dokumanlarindan anladigimiz uzere, guncelleme yapilmis ve Cetin DOganin planlari hala 2008 de yururluktedir.

    Dolayisyla, balyoz hikayesinde, golcuk oncesi ve golcuk sonrasi diye iki donem vardir. Sizin yaptiginiz gibi golcuk oncesi donemde kismen hakli olabileceginiz argumanlarinizi, golcuk sonrasi dokumanlarin sahteligi icin kullanmaniz haksizliktir! Eger golcukte bulunan dokumanlarin bile gercekligini sorgulayabiliyorsaniz, sizin mantiginiza gore dunyada hic bir iddia makaminin delillerle kazanabilecegi bir dava yoktur!

    Ustelik onemli olan bir nokta; golcuk dokumanlari balyoz davasina ait bir arastirma da degil, askeri casusluk ve santaj arastirmasinda ortaya cikmistir… Yani sizin ve fanatik destekcileriniz iddia etmeye calistigi gibi oraya savcilar balyoz belgesini bulmak icin gitmediler…..

    Cevapla

    • ihtimal Says:

      Pardon bir yanlislik oldu, 1. madde soyle olmaliydi!

      1- 4.bulgunuzda bahsettigimiz ikinci set dokumanlarin gercekligini tartismak bana hic mantikli gelmiyor.

      Cevapla

      • cdogangercekler Says:

        ihtimal rumuzlu yorumcu ya olaylara vakif degil, ya da bilerek yaniltmaya calisiyor. Golcuk’ten cikan Balyoz belgeleri 2008’de guncellenmis degil. (Boyle oldugu iddia edilen tek bir belgenin gercekte oyle olmadigi, bu iddianin bir tapaj hatasindan kaynaklandigi ortaya cikti –detaylarini burada daha evel yazmistik.) Aynen bavuldan cikan Balyoz belgeleri gibi ustverileri ve uzerindeki tarihleri 2003’u gosteriyor. Dolayisiyla bavuldan cikan belgelerde olan zamanlama celiskileri cuvaldan cikanlarda da (hem de fazlasiyla) var.

        Cevapla

        • ihtimal Says:

          Tamamda islak imzali ( uzerinde paraflar ve imza olan) belge yazidirilmadan once kontrol edilip duzeltilmistir. Ama CD ye kaydedilen dosya duzeltilmemistir… Daha buna benzer onlarca ihtimal olabilir. Onemli olan bu belgenin donanmanin tam kalbinden saklanildigi yerden cikmasi ve uzerinde/icerisinde ne yazdigidir! Zaten yakinda videoda gorulen ses kaseti icerikleri, kitaplardaki parmak izleri, sac ve DNA ornekleri, paraflari ve imzayi atanlar da net olarak ortaya cikacak!

          Cevapla

          • cdogangercekler Says:

            “Tamamda islak imzali ( uzerinde paraflar ve imza olan) belge yazidirilmadan once kontrol edilip duzeltilmistir. Ama CD ye kaydedilen dosya duzeltilmemistir… ”

            Bunu hic anlamadik, biraz acar misiniz lutfen? Bu zamanlama celiskilerini nasil izah edebilir?

            Cevapla

          • trsaby Says:

            ihtimal

            Yazdıkça batıyorsun gibime geliyor.

            “Ama CD ye kaydedilen dosya duzeltilmemistir…”

            Ya, hiç bilgisayar kullanmadığınız belli oluyor, yada bizlerin hiç bilgsayar kullanmadığımızı zanediyorsun. Kullanmış olsa idin anlatıklarının olamayacağını bilirdin. Eğer siz bir dosyayı güncellerseniz, CD ye eski halini kaydedemezsiniz. CD’ye dosyanın ancak en son halini kaydedersiniz. Bu bir baş parmak kuralıdır. CD’ye dosyanın niçin yeni hali yazılmasın.

            “Daha buna benzer onlarca ihtimal olabilir”.

            Bu saydığın ihtimal olmadı acaba aklına gelen onlarca ihtimalden başka birisini verebilrimisin?

            “Zaten yakinda videoda gorulen ses kaseti icerikleri, kitaplardaki parmak izleri, sac ve DNA ornekleri, paraflari ve imzayi atanlar da net olarak ortaya cikacak!”

            Nerden biliyorsun? Ya çıkmaz ise.

            Cevapla

          • ihtimal Says:

            Iddianamede gosterilen belge 11.CD nin icindeki belgedir. Bir suru ihtimalden sadece biri, diyelim ki bu belge baska CDlerede yazildi ve darbeye kaitalacak baska birliklere gonderildi. BUnlarda bu belgeyi yazdirmak istediler. Ben olsam ne yapardim. Dosyayi CD den direk olarak yazdirirdim. Yazdirdiktan sonra soyle bir okurdum ve yazim hatalari gorurdum ( genelde hep basima gelen bir durumdur 🙂 ). Cift t’li ataturk yazisi mesela, sonra bu dosyayi bilgisayarima gerekirse kaydeder veya kaybetmeden acmis oldugum word dosyasinda yazim hatalarini duzeltir tekrar yazdirirdim. Dolayisyle imzaya acilan bir belgenin yazdirilmadan hemen once son bir gosden gecirilmesi normaldir. Bu da islak imzali ve parafli belge ile CD deki digital orginali arasindaki farktir! Sonucta ikiside ayni dokuman.
            Kaldi ki, golcukte saklanmis halde bulunan dokumanlarin sahte oldugunu iddia etmek mantik dahilinde degildir!!!

            Cevapla

  6. sertac Says:

    Merhaba,
    ben birkac soru sorup cekilecegim:

    1) olayi 11. cd ‘ye getirip baglamaniz hakikaten ilginc geliyor. Mesela bu sahte oldugu iddia edilen bilgiler birileri tarafindan bilakis davayi zayiflatmak icin servis edilmis olamaz mi?
    2)Diyelim ki yakin bir zamanda gercekten cok kesin delillerle darbenin ciddi bir sekilde planlandigini ve de Cetin Bey’in bu isin icinde oldugunu ispatlayan kimsenin karsi cikamayacagi deliller (veya sahitler) cikti (elimde oyle bir bilgi yok, kimse atlamasin). O zaman tepkiniz ne olacak? Yanilmisim veya “yaniltilmisim” diyebilecek misiniz?
    3) CHP’nin bir kisim saniklari kurtarmak icin milletvekili olarak gosterecegi konusuluyor, sizce bu durum etik mi? her mahkemeye celbedildiginde GATA’ya yatanlardan bir farki olmasin mi Cetin Bey’in?
    4)Babaniz gorevi basindayken bu kadar delil dinci bir darbe plani ile ilgili ortaya cikarilsa neler olurdu?

    saygilarimla

    ps: Bu blogun herhalde en buyuk zarari blog yazarlarina oldu, gel sen harvard’da hoca ol sonra sacma sapan yorum yazan insanlarla (ben dahil) ugras.

    Cevapla

    • cdogangercekler Says:

      Hemen birkac cevap.

      1. 11 no.lu CD ile ugrasmamizin nedeni bu davanin esasini olusturmasi. Bu CD sahte ise, iddianame coker. Bizim soyledigimiz sey, bu CD’yi sahtekarlarin urettigidir. Bile bile kendi davalarini zayiflatmaya calismalari hic mantikli degil.
      2. Hayir, niye diyelim?
      3. Miletvekilligi konusunda bizim bir bilgimiz yok.
      4. Bilmiyoruz, ama biz sahte kanitlar uzerinden gudulen bir davaya hicbir zaman arka cikmazdik. Hukuk devleti isteyen hic kimse de cikmamali.

      Cevapla

      • fenerant Says:

        1.nci madde de yazdığınız ” Bile bile kendi davalarini zayiflatmaya calismalari hic mantikli degil.” diyorsunuz.

        Buna kesinlikle katılmıyorum. Bu görüşümü de aylardır her yerde belirtiyorum. Adamların işi üzüm yemek değil bağcıyı dövmek diye bir atasözümüz veya deyimimiz var. CD yi üretenler dosyaların arasına bilerek yalan veya yanlış bilgi ilave ediyorlar. Her eksik veya yalan yanlış bilginin mahkemede gündeme getirilmesi ve bunun doğru olup olmadığını araştırılması yıllarca sürecek. Onlarda bu zaman içerisinde istediklerini gerçekleştirecekler. Bu davanın mahkumiyetle sonuçlanmayacağını çok iyi biliyorlar ve gerçekte böyle bir beklentileri de yok.Amaçları TSK mensuplarını darbe iddiaları ile yıllarca yargılamak Ve TSK mensupları başta olmak üzere halkımızı sindirmektir.

        Cevapla

      • sertac Says:

        1) ayni sahtekarlardan bahsetmiyoruz, ben cuntayi gizlemeye calisan sahtekarlarin dezenformasyon maksatli uretebilecekleri ihtimalinden bahsediyorum. tabii ki dediklerim sadece fantezi, ciddiye almak zorunda degilsiniz.
        2)bu cevap beni cok urkuttu ve de sasirtti. tarihe not dusmesi acisindan bu cevabiniz cok onemli. Davadaki iddialar o zaman darbe planlarinda aktif rol almis biri tarafindan tasdik edilse dahi hayir yanilmisiz diyemiyecekseniz bu davayla ilgili iddialarinizin hic bir anlami yok. bu davada tarafsiz olmaniz tabii ki beklenemez fakat ben dediklerinizi akademik birikiminiz sebebiyle onemsiyordum, ama ne olursa olsun insanin babasini sahiplenmesi normal herhalde. ayni durumda olsam ben de benzer tepkiler verirdim.
        3) bekleyip gorecegiz.
        4) buna sevindim. Demek YAS kararlari eskiden yargiya acik olsa bayagi bir davaya sizleri de mudahil olarak gorecektik.

        Son olarak sadece 1. ordunun istanbul’da yapacagi bir darbenin sacmaligindan bahsedilmis. Turkiye tarihindeki darbeler ve de darbe girisimlerinin onemli bir kismi cok kucuk gruplar tarafindan yapilmistir (harbiyeliler, albaylar, tegmenler vs). Hatta harbiyelilerin daha ogrenciyken defaatle darbeye tesebbus etmeleri yuzunden silah tasimalari yasaklanmistir.

        Cevapla

        • cdogangercekler Says:

          2 no. lu cevabimizi tersinden okumussunuz. Kesin delil olsa elbette ki kabulleniriz. Baska turlusu nasil mumkun olur ku demistik.

          Cevapla

          • sertac Says:

            “Hayir, niye diyelim?” demistiniz. bu “Kesin delil olsa elbette ki kabulleniriz. Baska turlusu nasil mumkun olur ku” demek mi?

            eger oyleyse sorun yok.

            tesekkurler

            Cevapla

            • cdogangercekler Says:

              Haklisiniz: “Yanilmisim veya “yaniltilmisim” diyebilecek misiniz?” sorusuna cevabimizin “Hayir, niye diyelim?” degil, “Elbette, niye demeyelim” olmasi gerekirdi.” Aceleye gelmis, cevabi yazarken ters yazmisiz. Ozur dileriz.

              Cevapla

            • Can Acar Says:

              2 numaralı maddede iki soru var. Cevabın karışması o yüzden çok normal.

              Pınar Hanım ve Dani Bey kendi cevaplarını verdiler. Ben de kendim adına cevaplayım:

              2) Diyelim ki yakin bir zamanda gercekten cok kesin delillerle darbenin ciddi bir sekilde planlandigini ve de Cetin Bey’in bu isin icinde oldugunu ispatlayan kimsenin karsi cikamayacagi deliller (veya sahitler) cikti (elimde oyle bir bilgi yok, kimse atlamasin).

              Ardından iki soru geliyor:

              2a) O zaman tepkiniz ne olacak?

              Bu delillerin doğruluğunun da aynı titizlikle incelendiğini varsayıyorum.

              Tabii ki sanıklar da bu delillere göre yargılanır. Cezaları neyse verilir.

              2b) Yanilmisim veya “yaniltilmisim” diyebilecek misiniz?

              Yeni delillerin elde edilmesi, burada açığa çıkartılan sahte delilleri bir anda “gerçek” yapmaz. Çetin Doğan ve arkadaşları gerçekten bir darbe planı yapmış olsa bile, bu durum birilerinin sahte delil üreterek, yalan haber yaparak, çelişkileri saklayarak adalete müdahale etmeye çalıştığı gerçeğini değiştirmez. Bu kişilerin de bulunup yargılanmaları gerekir.

              Bu noktada “yanılma” ve “yanıltma” yok.

              Saygılarımla …

              Cevapla

  7. fmerakli Says:

    Dogan ve Rodrik, Balyoz planinin gercek olduguna inanan cevrelerin one surdugu 5 tane argumani siralayarak baslamislar yazisina, keske bunlar hakkinda ne dusunduklerini de kisaca ifade etselerdi. Mesela 2003-4 yillarinda MIT’in 1. Ordu’da darbe hazirliklari olduguna iliskin istihbarati var mi, yoksa yok mu; o da sahte belge cetesinin uyelerinin bir uydurmasi mi?

    Ama ben bulari gecip, yazinin sonunda yer alan 4 maddelik bulgu listesinin en tepesinde yer alan ve zaten Dogan ve Rodrik’in de bu blogta ortaya koyduklari temel arguman olan “11 nolu CD sahte ise Balyoz coker” iddiasi icin bir seyler soylemek istiyorum. Dogan ve Rodrik, en basta darbe planlamak olmak uzere “iddianamade atfedilen suc unsurlarinin tamaminin” 11 nolu CD’de oldugunu ifade etmis. Bu dogru degil, zira iddianameyi inceleyenler Suga, Oraj, Carsaf, Sakal eylem planlarinin 17 nolu CD’de de yer aldigini gorecekler! Demek ki neymis, atfedilen suclarin tamami sadece 11 nolu CD’de yer almiyormus! Savcilari ve medyayi bir takim olgulari saklamakla itham eden blog sahiplerinin, boylesine goz onunde olan bir bilgiyi neden eksik verdiklerini ben acikcasi anlamadim.

    Ote yandan iddianamenin temel argumanlarindan birisi sudur: “Balyoz Harekat Plani, ustu ortulu bir sekilde Mart 2003’te Cetin Dogan komutasindaki plan seminerinde tartisilmistir”. Bu iddia, iddianamede defalarca dile getiriliyor ve savcilar bu iddialarini desteklemek icin hem 11 nolu CD’yi hem de DIGER CD’lerde kayitli belgeleri kullaniyorlar (ornegin 389. sayfadan sonra delillerin degerlendirildigi bolumde Cetin Dogan’a ayrilan kisimda da savciligin diger CD’lerde yer alan belgelere, hatta Balbay gunlukleri gibi yuruyen baska davalarda elde edilmis delillere basvurduklarini goruyoruz). Hem suphesi hem de zamani olanlara iddianameyi okumalarini tavsiye ederim, ama sirf soyledigimi desteksiz birakmamak adina ben yine de bir iki ornek verecegim.

    Ornegin 11 nolu CD’de “Kadife Eldiven faaliyeti kapsamindaki ogrenciler” isimli gizli ibareli bir dokuman var. Bu dokumanda Istanbul, Kocaeli, Sakarya ve Edirne illerinde, yine ayni CD’de yer alan “Universite Ogrencileri” isimli bir baska belgede de Bursa, Balikesir ve Canakkale illerinde yasayan ogrencilerin Kadife Eldiven Plani kapsaminda listelendigi ifade ediliyor. Savciligin ifadesine gore 1. Ordu’nun faaliyet alanina giren bu illerde toplam 409 ogrenci kadife eldiven kapsaminda belirlenmis.

    Bu ne tesadufdur ki Cetin Dogan da seminerde yaptigi konusmada universiteler ile ilgili neler yapilmasini gerektigini anlatirken su ifadeleri kullanmis:

    “Universitedeki hayatin, universitedeki genclerin hani boyle gereksiz guc kullanma, baski kullanma seklinde degil de buradaki islerde bile yani silahli kuvvetlerin IYI TEMSILCILERININ bulunmasi, yani demir yumrukla degil, ama boyle yonetimde KADIFE ELDIVEN dedikleri bir tarzda irticai kesimle hicbir surette beraber olmamis unsurlarin da silahli kuvvetlerin yaninda olmalarini saglayici tertip ve tedbirlerin alinmasi lazim.”

    11 nolu CD’den cikan yukarida bahsettigim iki belge, Kadife Eldiven kapsaminda Dogan’in bahsettigi tertip ve tedbirlerin alindigi ve 409 universite ogrencisinin “silahli kuvvetlerin iyi temsilcileri” olarak belirlendiklerini dusundurtmuyor mu?

    Burada kritik soru, 11 nolu CD icerisinde bir kac tane tarih tutarsizligi olan, ya da Dogan ve Rodrik’in deyimi ile sahte olan belgenin 11 nolu CD’nin icerisindeki tum belgelerin sahte oldugu sonucunu dogurup dogurmayacagi! Buna mahkeme karar verecek, ama benim yukarida verdigim ve iddianamede aciklanan belgeler ve seminer konusmalari arasindaki pek cok paralellik de mahkeme tarafindan goz onune alinacaktir ve sirf bu nedenle “11 nolu CD sahte ise Balyoz coker” argumaninin biraz zorlama bir arguman oldugunu dusunuyorum!

    Cevapla

    • Can Acar Says:

      fmerakli,

      Son zamanlarda mantık sınırlarını çok zorladığınızı düşünmeye başlamıştım. Bu aşağıdaki yorumunuzu okuyunca öne sürdüğünüz akademik ehliyetinizden iyice şüphe ettim. En temel bilimsel düşünce tarzına aykırı davranıyorsunuz.

      Burada kritik soru, 11 nolu CD icerisinde bir kac tane tarih tutarsizligi olan, ya da Dogan ve Rodrik’in deyimi ile sahte olan belgenin 11 nolu CD’nin icerisindeki tum belgelerin sahte oldugu sonucunu dogurup dogurmayacagi!

      Bir teoriyi destekleyen ne kadar çok bulgu olursa olsun, tek bir karşı örnek o teorinin geçersiz kılınması için yeterlidir. Bu durumda yapılması gereken tek şey yeni bulguları da açıklayacak yeni bir teori oluşturmaktır.

      11 numaralı CD içerisinden tek bir çelişki çıkması bile, o CD içeriğinin delil olarak kullanılma olasılığını ortadan kaldırmaktadır. Diğer tüm belgelerin geçerliliğine şüphe düşmüştür çünkü. Bu belgelerin tek tek doğru olup olmadığı ancak başka delillere doğrulandığı durumda (örneğin belgenin ıslak imzalı hali, bu imza bilirkişi ve/veya imza sahibinin ifadesiyle doğrulandığı takdirde) gerçek oldukları kesinlik kazanır.

      Buna mahkeme karar verecek, ama benim yukarida verdigim ve iddianamede aciklanan belgeler ve seminer konusmalari arasindaki pek cok paralellik de mahkeme tarafindan goz onune alinacaktir ve sirf bu nedenle “11 nolu CD sahte ise Balyoz coker” argumaninin biraz zorlama bir arguman oldugunu dusunuyorum!

      İddianameyi okumadığınız ortada. İddianamenin temeli 11 numaralı CD’deki balyoz dokümanları. Hukukçu değilim. Ancak bildiğim kadarıyla, en önemli delilini kaybeden iddianame çöker. Eğer seminer kayıtları kendi başlarına bir suç teşkil ediliyorsa, buna göre yeniden iddianame hazırlanmalıdır.

      Blog yazarlarının en ufak açığını yakalamak için dört dönüp sayfalar dolusu yazı yazıyorsunuz. İddianamede ise içinden 1. Orduyu geçirecek kadar büyük açıklar var. Lütfen, savunduğunuzu söylediğiniz “özgürlükçü” değerler adına en azından iki tarafa da eşit davranın.

      Cevapla

      • fmerakli Says:

        Can Bey siz de Dogan ve Rodrik gibi biraz zorlama yorumlar yapmaya basladiniz.

        Ben soyledigim gayet acik, 11 nolu CD’de yer alan bazi belgelerdeki tarih tutarsizligi butun belgelerin sahte oldugu anlamina gelmez diyorum, bunun hukuki degerlendirmesini de mahkeme yapacak. Ornegin suga, oraj, carsaf, sakal gibi planlar 17 nolu CD’de de bulunuyor, Dogan ve Rodrik’in ifade ettigi ve sizin de inanmaya meyilli oldugunuz bicimde hersey 11 nolu CD’den ibaret degil!

        Bunu da iddianamenin yaklasik ucte ikisini okumus biri olarak soyluyorum, kadife eldiven planindan da zaten bu sekilde haberdar oldum, zira medyada bu kadife eldiven planini daha once gordugumu hatirlamiyorum. Ama iddianameyi okumayi da henuz bitirmedim, su anda tek tek saniklara atfedilen suclarin ve delillerin bulundugu son kisimdayim ve daha saniklarin ancak yarisini falan okuyabildim.

        Cevapla

        • acracia Says:

          Fmerakli,

          Bir iki duzeltme:

          11 ve 17.CD’den (bir de bir CD daha vardi sanirim) Pinar Dogan zaten Mirgun Cabas’in programinda TV’de bahsetmisti. Yani sizin yazdiginizdan cikan anlamiyla tek bir seyden ibaret demis ve soylenenleri carpitmis goruntusu yok. Bu zaten acikca TV programinda telaffuz edildi; programin baslariydi saniyorum, kendiniz izleyip teyit etmek isterseniz.

          Ikincisi de zaten en basindan beri soylenen sey: CD’nin icindeki hersey sahtedir diyen yok ki. Hep donup dolasip ayni noktaya takiliyoruz. Icinde gercek belgeler de var, olacak tabii, bu da cok tartisildi. Inandiricilik kazandirmak acisindan mantiksiz bir strateji de degil.

          Ancak Can Acar’in dedigi gibi, CD’nin hazirlanisindaki ve topluma duyurulus seklindeki carpitmalar ve sahibeler, bulunan karsi delillerinin adli emanete gomulusu, bunlar iddianamenin bel kemigini olusturan 11 nolu CD’nin etrafinda donen sorunlar. Siz de eminim takdir edersiniz ki, bunlar cok vahim ve normal bir hukuk isleyisinde davayi cokertmeye yetecek bulgular.

          Cevapla

          • fmerakli Says:

            Acracia,

            CD’nin etrafinda donen sorunlar nedeni ile tarih tutarsizliklari olmayan, sahte olduguna dair bir emare tasimayan ve suc unsuru bulunduran belgelerin hukuki konumunun ne oldugunun mahkeme asamasinda gorecegiz. Can Bey gibi ben de hukukcu degilim, ayrica savcilar da sanik avukatlarinin bu tur itirazlarina karsi bir aciklama getirmek durumundalar.

            Ben de seminer kayitlarinin iddianamede yeterince on plana alinmadigini dusunuyorum, ama sirf iddianamenin 11 nolu CD’den ibaret olmadigini gostermek icin bir noktanin altini cizecegim.

            Iddianamenin 434. sayfasinda dosyada 537 ile numaralandirilan (yani 11 nolu CD icinde yer almayan) bir belgeye atif yapilarak darbe planlarinin daha once yapilmis darbeleri ornek alarak hazirlandigi iddiasi dile getirildikten sonra iddianamede su satirlara rastliyoruz:

            “Yine seminer ses kayitlarinin yapilan incelemesinde de 1980 ve 1971 askeri darbelerinden orneklere rastlanilmaktadir. Ayrica incelenen dokumanlar arasinda 1980 askeri mudahalesi ile ilgili bilgilerden cikarildigi anlasilan notlarin da bulundugu ortadadir. Bu baglamda benzerlikler ve ayni ibareler, seminerde dile getirilen hususlar, bir darbeye ait notlarin bir arada yer almasi harekat planinin hazirlanmasi surecindeki kaynaklari ortaya koymakta ve yontem olarak 1971 ve 1980 askeri darbelerinden, isim olarak da 1971 darbesinden ilham alindigini gostermektedir”

            Bu ornekden de anlasilacagi gibi iddianame 11 nolu CD’den ibaret degil. Bir de acikcasi 11 nolu CD’nin etrafinda donen tartismalarin davayi cokertmeye yetecek bulgular tasidigi seklindeki tespitinizi her ne kadar siz paylasacagimdan emin oldugunuzu soylemisseniz de paylasmadigi ifade etmeliyim. Bu tutarsizliklarin onemsiz oldugunu soylemiyorum. Bu tutarsizliklari Dogan ve Rodrik’in ortaya koymus olmasi, onlara bu tutarsizliklarin nedenininin ne oldugunu belirleme noktasinda bir monopolistik guc vermiyor. Onlar sahte belge ureten cete oldugu gercegini degil olasiligini dile getiriyorlar. Ben de mesela gecenlerde sirf olasilik havuzunu cesitlendirmek icin sahte belgelerin tum CD’yu supheli hale getirmek icin kendilerini ve emekli/muvazzaf ustlerini korumak icin bir takim subaylarin isi olabilecegi olasiligini dile getirmistim. Baska bir suru olasilik da ortaya konulabilir ve bu olasiliklardan hangisinin dogru oldugu kanitlamadigi surece, daha once ifade ettigim gibi birinin digerine karsi kategorik bir ustunlugu yoktur.

            Can Acar da mesela kadife eldive listesinde yer alan ogrencilerin CYDD ogrenci listelerinden secilmis olabilecegi seklinde bir olaslik ortaya atms; mumkundur. Neyin dogru oldugunu mahkeme surecinde gorecegiz diye umuyorum.

            Cevapla

            • Can Acar Says:

              fmerakli,

              Sanırım farkında değilsiniz. Sizin senaryonuz da bir “çete” senaryosu. Sadece çete’yi oluşturanlar konusunda farklı bir öneri getiriyor, bunlar darbecilerin kendileri veya destekçileri diyorsunuz. Neden bu kişiler belgeleri yok etmezler de değiştirirler, orası da sizin senaryonun zayıf noktası.

              Bu Blog’da ortaya çıkarılan deliller CD’lerin sahte olduğunu kanıtlıyor. CD’ler değiştirilmiş, üzerinde oynanmış veya üretilmiş belgeler içeriyor. CD’lerin içeriği durduğu yerde değişemeyeceğine göre, ortada bu içeriği hazırlayan bir grup insan, bir “çete” var.

              Bunun ilerisindeki her şey sadece bir senaryo. Gerçekleri ortaya çıkartmanın yolu, sizin pek çok yorumunuzda yaptığınız gibi bu sahteciliği göz ardı etmek veya küçük göstermek değil. Bu işten sorumlu kişileri bulunmadan ulaşılabilecek tek sonuç, deliller çöktüğü için darbe planları nedeniyle suçlanan sanıkların beraat etmesi olacaktır.

              Cevapla

              • ihtimal Says:

                Ohhh ne ala… Berat edip bir gelecek yillarin tezgahlarini hazirlasinlar oyle mi ? Can Bey, sadece baransu dokumanlarindaki ses kayitlari bile berat etmelerini mantik disi yapiyor. Daha golcuk dokumanlarina girmiyorum bile!

                Cevapla

                • Can Acar Says:

                  ihtimal,

                  Yargılama iddianame üzerinden yapılır. İddianamede haklarında ortaya sunulan deliller sahte çıkarsa sanıklar beraat eder.

                  Burada ortaya atılan çelişkiler bu nedenle bu kadar önemli. Kimileri geçiştirmeye veya küçümsemeye çalışıyor, ancak sanıkların suçlu veya suçsuz olmasından bağımsız olarak, bu bulgular tüm iddianameyi sarsmaktadır. Ortada bütün bu tutarsızlıklar, yalanlar ve sahtekarlık varken dünyada, hukuk devleti olduğunu iddia eden hiçbir yerde, bu sanıkları bu delillerle yargılayamazsınız.

                  Eğer birine kızmak istiyorsanız, çelişkileri göz ardı edip mantık sınırlarını zorlayarak bu iddianameyi oluşturan savcılara kızın. Kampanya yapıp gaz vererek, belki de savcıların ve mahkeme heyetinin tarafsızlığını etkileyen medyaya, ve tarafını baştan belli ederek dava üzerinde baskı oluşturan hükümete kızın. Delilleri doğru dürüst değerlendiremeyen bilirkişilere kızın. En önemlisi sahte delil üretenlere kızın. “Darbecilerin yargılanmasına” asıl engel olan onlar.

                  Saygılarımla …

                  Cevapla

                  • cdogangercekler Says:

                    Can Bey, cok haklisiniz. Bu davaya kayitsiz sartsiz destek vermekle, gercekten darbe yapmis olanlarin ya da yapmak isteyeceklerin ileride saglam kanitlarla yargilanmasina golge dusuruldugu yeterince anlasilmiyor. Yani darbelere karsi olduklarini soyleyenler, yarginin ileride gercek darbe planlarinin uzerine gidebilmesini bu gibi davalarla baltaliyorlar.

                    Cevapla

                    • fmerakli Says:

                      Tabii, darbelerle mucadele etmek icin 28 Subat’in kudretli pasalarinin AKP’nin iktidara gelmesi uzerine yaptiklari darbe planlarini kimden mutesekkil oldugunu Dogan ve Rodrik’in de henuz aciklayamadigi bir ceteye fatura edelim ve bekleyip gorelim, acaba darbeci oldugu iddia edilenlere yine dokunulmamasi ileride darbe yapmaya hevesli olanlarin o heveslerine mi, yoksa yarginin onlarin yapacaklari planlarin uzerine gidilmesine mi balta vuracak.

                      Artik Turkiye’de darbe olmaz diyenlere de hatirlatirim ki daha 2009 yilinda Genelkurmay’da gorevli bir subayin hazirladigi hukumeti ve belli bir cemaati hedef alan bir eylem planinin islak imzali orjinali su anda hem adli hem askeri davada yuruyen iki ayri davanin konusunu olusturmaktadir.

                      Zamaninda TSK’nin en tepeseinden “kagit parcasi” haykirislarinin yukseldigi o belge icin bugun askeri mahkemede Dursun Cicek icin acilan davanin gerekcesi de hayli manidardir:

                      “Terfi alamadigi icin kizip TSK’yi zor durumda birakmak icin sahte eylem plani hazirlayip, yaymak”

                      Inandirici olup olmamasini gectim, eger bu gerekceyi tuhaf bulmuyorsaniz zaten tartisacak fazla bir sey yok demektir.

                      Balyoz planlari icin islak imzali orjinalleri yok deniyor, ki dogru. Eger islak imzali belgeler bulunursa Dursun Albay’in durumu ornek teskil eder ve birileri cikip “bu planlar terfi alamadigi icin (ya da baska bir nedenle) kizip TSK’yi zor durumda birakmak isteyenlerin urunudur” der ise hic sasirmam…

            • drunkenknight Says:

              fmerakli;

              argümanlarınızı belirtirken detaylı bir açıklama içerisine girerken Sayın Can ACAR’ın ‘kadife eldive listesinde yer alan ogrencilerin CYDD ogrenci listelerinden secilmis olabilecegi seklinde bir olaslik ortaya atmasına’.. ‘mumkundur. Neyin dogru oldugunu mahkeme surecinde gorecegiz diye umuyorum.’ şeklinde kestirip atmanız,kendi olasılıklarınıza ne kadar küçük olursa olsun dört elle ve çarpık mantıkla sarılırken karşıt görüşteki yorumcuları geçiştiriyormuşsunuz izlemini uyandırdı…Böyle bir olasılık sizin ileri sürdüklerinizden, içerisinden geçtiğimiz süreçte düşünüldüğünde kat be kat olasıdır…ama sizin ve sizin gibi düşünenlerin her zaman yaptığı gibi
              ‘neyin doğru olduğunu mahkeme sürecinde göreceğiz’ tarzı yaklaşımlarınız siyasilerin de işine gelmeyen noktalarda hukuka sığınmasına pek benziyor nedense….

              Cevapla

              • fmerakli Says:

                Bu da bir yorumdur saygi duyarim. Iyi ki Can Bey’in CYDD ile ilgili dile getirdigi olasiliga “mumkundur” demisim, eger aksini soyleseydim daha kimbilir neler yazacaktiniz!

                Cevapla

                • drunkenknight Says:

                  çarpıtmayın lütfen…mevzu bahis olan neler yazacağımız değil,kendi olasılıklarınıza sahip çıktığınız kadar diğer dile getirilen olasılıklara da sahip çıkmanızdır hele o olasılıklar everest tepesi büyüklüğünde ise sizin ileri sürdüklerinizin yanında…
                  bu yazdıklarınızın sonuna ünlem işareti koymanızda ayrı bir tepeden bakma gösterisinden başka bir şey değil kanımca..zira koyduğunuz ünlemlerin hepsinin içeriği boş…

                  Cevapla

                  • fmerakli Says:

                    Hangi olasiligin everest buyuklugunde oldugu konusu hayli goreceli bir konu kanimca.

                    Eger everest buyuklugune olasilik istiyorsaniz, iste bir tane de burada:

                    27 Mayis, 12 Mart, 12 Eylul, 28 Subat ve 27 Nisan’da siyasete anti-demokratik mudahalelerde bulunmus bir ordunun, postmodern darbe olarak adlandirilan 28 Subat’ta hedef aldigi siyasi hareketin icinden cikan isimlerin kurdugu partinin tek basina iktidara gelmesi uzerine darbe planlarinin yapilmis olmasi sizin deyiminizle “everest buyuklugunde” bir olasiliktir.

                    28 Subat surecinde de gorev almis pasalarin AKP’nin tek basina iktidara gelmesine demokratik olgunluk gosterme olasiliginin ne kadar buyuk olacagina yonelik degerlendirmeyi de blogu takip edenlerin takdirine birakiyorum.

                    Cevapla

                    • drunkenknight Says:

                      yine çarpıtarak başlamışsınız…şöyleki…kimsenin itirazının olmadığı geçmişte meydana gelmiş darbelerden yola çıkarak bir zihniyet okuması yapıyorsunuz…bunları yapan bunu da kesinlikle yapmıştır türü bir mantık zinciri kurmak bir akademisyen olan sizin için çok mu mantıklıdır ?…Siyasi iktidarla aynı görüşü paylaşmayan komutan yada komutanlar,akademisyenler,gazeteciler vs. sizin anlayışınıza göre darbecidir ki şuanki siyasi otoritenin söylemleriyle de örtüşmektedir…Balyozun elimizdeki kanıtları ve çelişkileri üzerinden konuşmak yerine neden çemberi genişletip geçmişle birleştirmenizin sebebi sizin görüşlerinizi haklı kılabilecek argümanların geçmişte yatıyor olması olabilir mi ? ki orada bile sizin tek taraflı düşündüğünüzü,hadi açık konuşayım,TSK yı tek suçlu olarak gördüğünüzü anlamak hiçte zor değil…

                  • fmerakli Says:

                    Yorumlarimi dikkatli okumadiginiz icin mi, yoksa bilerek mi yapiyorsunuz anlamadim ama carpitmayi yine siz yapmissiniz.

                    Benim “[gecmisteki] darbeleri yapan bunu da kesin yapmistir turu bir mantik zinciri” kurdugumu soyleyerek yapmissiniz carpitmayi.

                    Ben dedim ki bunun boyle olmus olmasi sizin deyiminizle everest buyuklugunde bir olasiliktir ve tum olasiliklar gibi gercek olmamasi mumkundur. Eger bir olasiliktan bahsediyorsam, ortada sizin bahsettiginiz gibi bir ‘kesinlik’ soz konusu degildir.

                    Bir de niyet okumaciligi yapmissiniz ve benim TSK’yi tek suclu olarak gordugumu ifade etmissiniz ki bu da bir carpitma aslinda. 12 Eylul’u misal verirsek, darbeci zevat ne kadar suclu ise darbeden sonra onlari tebrige giden yuksek mahkeme uyeleri de o kadar sucludur benim gozumde. 28 Subat’ta TSK ne kadar suclu ise, genelkurmay brifinglerine kosa kosa giden yargi uyeleri, burokratlar, akademisyenler de o kadar sucludurlar. Hatta hosunuza gidecek bir sey de soyleyeyim, bir darbe anayasasi ile askeri harcamalari Sayistay denetimi disinda birakan TSK ne kadar suclu ise, son duzenleme ile askeri harcamalar uzerindeki ortuyu korumaya devam eden, bu anlamda statuko ile uzlasan AKP de o kadar sucludur benim gozumde! (affiniza siginarak yine bir unlem ile bitiriyorum, belki AKP’yi elestirdigim icin bunu mazur gorursunuz)

                    Cevapla

                    • drunkenknight Says:

                      ”27 Mayis, 12 Mart, 12 Eylul, 28 Subat ve 27 Nisan’da siyasete anti-demokratik mudahalelerde bulunmus bir ordunun, postmodern darbe olarak adlandirilan 28 Subat’ta hedef aldigi siyasi hareketin icinden cikan isimlerin kurdugu partinin tek basina iktidara gelmesi uzerine darbe planlarinin yapilmis olmasi sizin deyiminizle “everest buyuklugunde” bir olasiliktir.

                      28 Subat surecinde de gorev almis pasalarin AKP’nin tek basina iktidara gelmesine demokratik olgunluk gosterme olasiliginin ne kadar buyuk olacagina yonelik degerlendirmeyi de blogu takip edenlerin takdirine birakiyorum….”

                      _Bu yazıyı okuyan neyi anlar ?

                      ”Hatta hosunuza gidecek bir sey de soyleyeyim, bir darbe anayasasi ile askeri harcamalari Sayistay denetimi disinda birakan TSK ne kadar suclu ise, son duzenleme ile askeri harcamalar uzerindeki ortuyu korumaya devam eden, bu anlamda statuko ile uzlasan AKP de o kadar sucludur benim gozumde! (affiniza siginarak yine bir unlem ile bitiriyorum, belki AKP’yi elestirdigim icin bunu mazur gorursunuz)”

                      _Bu ne şimdi ?

                  • fmerakli Says:

                    Anlayan anlar, siz caninizi sikmayin…

                    Cevapla

                    • drunkenknight Says:

                      aramızda geçen kısa diyalogta konular nasıl saptırılır gayet güzel bir şekilde örneklediniz,telekkür ederim…

            • acracia Says:

              Buraya yeni donebildim; gec kalmisim.

              Cevapla

  8. Can Acar Says:

    fmerakli,

    Aynı mantıksız yoldan gitmeye, bunu sorgulayanları da gözardı etmeye devam ediyorsunuz.

    İddianameyi okuduysanız, sadece seminer içeriği ile ilgili hangi suçlamaların yapıldığını da bizimle paylaşabilir misiniz?

    Kaynağı kesin olarak tespit edilemeyen elektronik delillerin geçerliliği zaten tartışmalıdır. Eğer bir sahtekarlık veya müdahale “süphesi” varsa hiçbirisine güvenemezsiniz. 11, 16 ve 17 numaralı CD’lerin hepsinin sahte olduğu iddia ediliyor zaten. Sahtekarlık iddialarını 11 numaralı CD’ye sınırlayarak süphe yaratmaya çalışan sizsiniz.

    Bu belgeler doğru da olabilir, azıcık değiştirilmiş, eklentiler, çıkarmalar yapılmış da olabilir, tamamen sıfırdan yazılmış da olabilir. Bunları doğrulayan başka deliller (belgelerin asılları, tanık ifadeleri, arşivden veya doğrulanabilen bir kaynaktan çıkan kopyaları) olmadığı sürece bunu bilmeniz mümkün değildir.

    Bakın, Jandarma’nın yazdığı belgenin “orijinali” ortaya çıktı. Birileri onu yeniden düzenlemiş, ufak tefek yazım farklılıkları var. Orijinal halini görmeden yapılan değişikliklerin boyutunu nasıl bilebilirsiniz? Diyelim ki bu belgede suç unsuru var. Yapılan ufacık değişikliğin, örneğin yazar ismini değiştirerek, farklı bir kişiyi suçlamak olup olmadığını nasıl bilebilirsiniz?

    Seminer kayıtlarını dinlemiş birisi için, bulduğu bir öğrenci listesinin başına “kadife eldiven planı” yazıp bunu darbe planı parçası haline getirmek ne kadar zor?

    Peki, “zorlama” yorum mu istediniz? Buyrun o zaman:

    Öğrenci listesi deyince, fesat düşünüyorum ya, aklıma hemen “Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği” ofislerinin Ergenekon soruşturması kapsamında aranarak tüm bilgisayar kayıtlarına el konulması geldi. Acaba ÇYDD öğrenci listelerinden bir kısmı “kadife eldivene” kaynaklık etmiş olabilir mi? Birileri bir taşla iki kuş vurmak istemiş olabilir mi?

    Eminim iddianamede bu liste sansürlenmiştir. Yoksa ÇYDD’den “kadife” öğrenci listesini ellerindeki listelerle karşılaştırmalarını istemek gerçekten ilginç olurdu …

    Komplo teorisi üretmek, senaryo yazmak kolay. Asıl zor olan bütün bu yalan ve dezenformasyon bombardımanı arasından gerçeğe ulaşmak.

    Cevapla

    • drunkenknight Says:

      fesat düşünmek değil gerçekten de çok önemli bir noktaya değindiniz…

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: