Beşiktaş adliyesini ziyaret eden TÜBİTAK mensubu kim?

Daha önce burada yazmıştık, ama kısa bir takrarını verelim. Levent Bektaş’ın iş yerinde el konulan ve 1 no.lu CD ve 3 no.lu DVD olarak adlandırılan CD ve DVD’nin Emniyet ve TÜBİTAK tarafından incelemesi yapıldı. Hem Emniyet hem de TÜBİTAK raporunda 1 no.lu CD’de dosya gizlemeye yarayan “data stash” adlı program bulunduğu iddia edildi. Emniyet’te aynı gün aynı kişilerce iki ikere inceleme yapıldı; birinde Kafes Planı bulunmamışken, diğer incelemede 3 no.lu DVD’de bir video dosyasına saklanmış Kafes Planı bulunduğu iddia edildi. TÜBİTAK bilirkişisi Alparslan Babaoğlu da hazırladığı raporda şifreyi kırarak (şifre ‘Levent’ imiş) 3 no.lu DVD’deki Kafes planına ulaştığını belirtti (oysa Emniyet bilirkişileri Kafes Planına şifre kırmadan ulaşmıştı!). Üstüne üstlük, Emniyet’in incelemelerindeki hash değerleri ile TÜBİTAK incelemesindeki hash değerleri de birbirini tutmuyordu; yani delil bütünlüğünden bahsetmek mümkün değildi (hash değerlerinin farklı olması, incelenen datanın aynı olmadığı anlamına geliyor).

Levent Bektaş ise en başından beri, ısrarla, bahsedilen data stash programını ve Kafes planını hiç duymadığını ifade etmesine rağmen Nisan 2009’dan beri Silivri’de tutuklu olarak bulunuyor.

Uzun uğraşlar sonucu Bektaş’ın avukatları 1 no.lu CD ile 3 no.lu DVD’nin imajlarını (birebir kopyalarını) mahkeme kararıyla aldılar.

  • Bu CD ve DVD’nin ön incelemesi Türkiye’de yapıldı: içinde ne data stash, ne Kafes planı, hatta planın içine saklı olduğu iddia edilen bir video dosyası bile yoktu. Sadece Bektaş’a ait foroğraflar vardı (tıpkı Bektaş’ın iddia ettiği gibi).
  • Bunun üzerinde CD ve DVD’nin yine adliyede oluşturulan imajları Amerika’ya detaylı inceleme için gönderildi. New York Polis teşkilatında bilişim suçları şubesinde senelerce müdür olarak çalışmış adli bilişim uzmanı Demirkaya aynı sonuca ulaştı: CD ve DVD’nin içinde Emniyet ve TÜBİTAK raporlarında belirtilen unsurlar yoktu. Demirkaya raporunda bu raporları hazırlayanların görevlerini kotüye kullandıklarına dair işaretlere de dikkat çekti. Rapora buradan ulaşabilirsiniz.
  • Son olarak CD ve DVD’nin imajı Boğaziçi Üniversitesi’nden bir bilirkişi heyeti tarafından incelendi. Sonuç aynı: CD ve DVD’nin içinde data stash programı, Kafes Planı, vs. yok! Rapora buradan ulaşabilirsiniz.

Dün Beşiktaş adliyesine ziyarete gelen TÜBİTAK mensubu Alparslan Babaoğlu idi. Yani, 3 no.lu DVD’nin içinde bulunmayan Kafes Planı’nı şifre kırarak bulduğunu iddia eden bilirkişi.

Babaoğlu’nun adı Balyoz CD’leri hakkında rapor hazırlayan bilirkişiler arasında geçmiyor. Dolayısıyla, Balyoz ile ilgili olarak açılan dava hakkında tavsiye almak için özel yetkili savcılarla temas kurması ilginç bir durum. Her durumda TÜBİTAK’tan birilerinin bu konuda tavsiye almak için özel yetkili savcılara başvurması ilginç bir durum.

CNN Türk’ün haberine göre Çolakkadı, Babaoğlu’na şunu söylemiş:

“Benim yapabileceğim bir şey yok. Siz hazırladığınız rapora güveniyorsanız, doğru bir rapor hazırladıysanız bir sorun olmaz.”

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

10 Yorum “Beşiktaş adliyesini ziyaret eden TÜBİTAK mensubu kim?”

  1. Berna Says:

    “Benim yapabileceğim bir şey yok. Siz hazırladığınız rapora güveniyorsanız, doğru bir rapor hazırladıysanız bir sorun olmaz.”Bu sözü duyunca pek bir rahatlamışlardır.Bazıları gemi batsa da gemide kalır bazıları gemiye su sıçrasın ne yapacağını şaşırır.Kimin kim olduğu da açıkça ortada zaten.

    Cevapla

  2. Emekli Says:

    Pekala, hemen her konuda alelacele dinleme kararları aldırtan, soruşturma açan pek muhterem savcılarımız bu durumda ne yapıyorlar acaba?? Belli ki bu blog sayesinde birilerinin bam teline dokunulmuş.. Ya bu kişi ve kurumlar bir şekilde susturulma cihedine gidilirse?????????

    Cevapla

  3. Cengiz Says:

    ” Emekli ” rumuzlu yorumcunun dediği gibi ” bu blog sayesinde birilerinin bam teline dokunulmuş ” , bu tespit doğru olmakla birlikte kanımca biraz eksik. 13 Ekim 2010 tarihli ‘ Cambaza bak ! ‘ başlıklı yazısında sayın Cüneyt Ülsever şöyle demekte ” Balyoz Davası’ nın iddianamesini Çetin Doğan ‘ ın kızı ve damadı yerle bir ettiler. İçindeki saçmalıkları birer birer ortaya döküyorlar.” Aslında bu blokta yapılan sadece sözde bir darbe planı ile suçlanan emekli bir Orgeneralin savunulmasu değil , ülkemiz üzerine oynanan büyük bir oyunun deşifre edilmesi ki bu niteliği ile gerçekten yapılan her türlü övgüye değer bir çalışma. Ama ” mızrak çuvala sığmayınca ” tertipçiler Ülsever ‘ in de vurguladığı gibi ” cambaza bak ” deyip , Eşref Bitlis’ in , Özal ‘ ın ölümü gibi olayları tekrar gündeme getiriyorlar , Hanefi Avcı ‘ yı ‘ günah keçisi ” haline getirmeye çalışıyorlar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar , gerçeğin bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmasına engel olamayacaklar.

    Cevapla

  4. Cengiz Says:

    Anayasa referandum değişikliklerinin aslında ” yürütmenin yargıyı ele geçirme ” amacıyla gündeme getirildiği sıklıkla dile getirildi. Bir başka konu ise sayın Başbakanın kendisini ” Ergenekon savcısı ” olarak nitelendirmesiydi. Aslında bana göre bunda garipsenecek bir durum da yoktu , kendisini ” BOP Eşbaşkanı ” ilan eden ve de bu proje kapsamında ” görevlendirildiğini ” açıklıkla ortaya koyan bir başbakan tabii ki ” Ergenekon savcısı ” da olabilirdi. Bu arada ilginç bir gelişme daha oldu , sayın Hanefi Avcı OdaTv ‘ ye yaptığı bir açıklamada başbakanın özel yetkili savcılar Zekeriya Öz ve Osman Şanal ile Ankara ‘ da defalarca görüştüğünü belirtti. Hatta bu konuda da CHP Zongullak milletvekili Ali İhsan Köktürk TBMM ‘ de yazılı bir soru önergesi verip , başbakana bu savcılarla görüşüp görüşmediğini , görüştüyse neleri konuştuğunu sordu. Böylesine bir tablo ile karşı karşıyayız ve de bu koşullarda yürütmeye bağlı bir kuruluş ( Tubitak ) , savcısı başbakan olan bir davada bilirkişi olarak görevlendirilmekte . Bu noktada pek de söyleyecek bir şey bulamıyorum.

    Cevapla

  5. ata Says:

    Bu blog ve içeriği, facebook sayfası haline de getirilmeli ve daha geniş kitlelere ulaşılmalı.çevremdeki insanların kafalarının halen dahi karışık olduğunu, bu blog da yazılanlardan bile haberi olmadığını görüyorum…Sevgili Pınar ve Dani bunu yapmalısınız, bakın o zaman gerçeklerden haberi olanların sayısı nasıl da katlanarak artacaktır…sağlıcakla.

    Cevapla

  6. Kurmanbek Allahverdiyev Says:

    Butun bu davalar ve surecler bittigi zaman TUBITAK ve Adli Tip gibi kurumlarin cok ciddi bir sekilde denetlenmesi ve cikacak sonuclardan sonra da sorusturulmasi gerekiyor. Bu adreste (http://gorkem.wordpress.com/2009/03/16/tubitakta-kadrolasma-tarihi/) TUBITAK’in bu gunlere nasil geldiginin kronolojik olarak gosterildigi mukemmel bir liste var. Insan bunlari gordukten sonra yasadigi ulkeden de bu insanlardan da utaniyor. Saygilar!

    Cevapla

  7. Cengiz Says:

    Bu blog sayesinde halkımız yavaş yavaş ünlü Portekiz ‘ li yazar Jose Saramago ‘ nun muhteşem romanı ” Körlük ” te betimlediği körlük hastalığından kurtulmaya başladı. Bakın bir de bu davalar sayesinde ” dijital deliller ” olgusyla tanıştık. Kafes Eylem Planı ‘ nda dijital delillerde ” data stash ” ve iddia edilen Kafes Planı ‘ na rastlanmayışı bana Ergenekon davasında yaşanılan bir olayı anımsattı. Olaydan önce kısaca bazı hususlara değinmek gerekli. Dijital delillerin değerlendirilmesinde dikkat edilmesi gereken en önemli parametrelerden birisi de , dijital delillerin bütünlüğü ( integrity of digital evidence ) . Bunu sağlamak için ya söz konusu dijital delilin imajı ( birebir kopyası ) alınmakta ya da dijital delilin hash değeri hesaplanıp kayda alınmakta.

    Hash , herhangi bir dijital bilgi kümesinin üzerinden özel bir algoritma ile hesaplanan o bilgi kümesine özgü bir değerdir. Mesela ” Biz de ısrar yok ” cümlesinin hash değeri ile ” Biz de esrar yok ” cümlesinin hash değeri farklıdır. İki cümle arasında bir tek harf değişikliği olmasına rağmen farklı değerler ortaya çıkacaktır. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere hash değeri , söz konusu dijital delilin içeriğinin değiştirilip değiştirilmediğini gösteren güçlü bir parametredir.

    Eğer ” Acquisition Hash ” ( disk işleme tutulmaya başladığı anda hesaplanan değer ) ile , ” Verification Hash ” ( işlem tamamlandıktan sonra hesaplanan değer ) aynı ise dijital delilin bütünlüğünün korunduğu ya da diğer bir deyişle söz konusu dijital delile maniplasyon yapılma ihtilamilinin olmadığı kanıtlanmaktadır ki bu da delile yasallık kazandırmaktadır.

    Bu açıklamalardan sonra gelelim asıl konuya . 1 nci Ergenekon davasında sanıklardan birisinden dijital deliller elde ediliyor. Fakat bu delillerin ne imajları alınıyor ne de hash değerleri kayda alınıp , sanık ya da müvekkili ile paylaşılıyor. Sonrasında iddianamede ” Acquisition Hash ” ile ” Verificitaion Hash ” lerin aynı olduğundan yola çıkılarak , verilere ekleme yapılmadığı iddia ediliyor. Şimdi ilk bakışta gayet tutarlı gibi gözüken bu durum aslında büyük bir yanlışı ortaya çıkarmakta.

    Şöyleki . Evet hash değerleri aynı ama dijital deliller ilk elde edildiklerinde hash değerleri alınıp sanık ya da avukatına verilmemiş ki , dolayısyla , ilk önce bu delillere ekleme yapılıp sonrasında ” Acquistion hash ” alındığında ve de işlem bittikten sonra bu defa da ” Verification hash ” değeri alındığında , iki hash değerinin aynı çıknması son derece doğal ve de bu hash değerlerinin böylesine bir durumda aynı çıkması veri eklemesi yapılmadığını kanıtı da olamaz. Sonuçta bu dijital deliller yasal bir delil değil.

    Aklıma şöyle bir soru gelmekte . Benim gibi sıradan bir vatandaşın gördüğü bu gerçeği sayın özel yetkili savclar neden göremez ? Hadi diyelim ki savcıların işi değil , peki , onların görüş aldığı anlı şanlı bilirkişilere ne demeli ? Yoksa herkes Saramago ‘ nun ” Körlük ” romanındaki gibi kör mü oldu ? Ya da görüyorlar da görmemezlikten mi geliyorlar ? Ya da görüyorlar da gördüklerini ifade etmekten korkuyorlar mı

    Saygılarımla ,

    Cevapla

  8. Cengiz Says:

    Yorumcu ‘ Kurmanbek ” çok önemli bir konuya , Tubitak ‘ taki ” kadrolaşmaya ” atıfta bulunmuş. Aslında bu yazıyı herkesin okumasını öneririm. Çünkü Tubitak ‘ ın sistematik bir şekilde ele geçiriliş sürecinin anlaşılması , neden Tubitak devamlı benzer şaibeli , bilimsellikten uzak raporlar veriyor sorusuna da bir cevap vermekte.

    Cevapla

  9. Fenerant Says:

    Sevgili Cengiz:

    Yorumunda ” Benim gibi sıradan bir vatandaşın gördüğü bu gerçeği sayın özel yetkili savclar neden göremez ? Hadi diyelim ki savcıların işi değil , peki , onların görüş aldığı anlı şanlı bilirkişilere ne demeli ? ” diyorsun.

    Savcıların asli görevi sanık veya şüpheli LEHİNE ve aleyhine olan delilleri toplamak ve mahkemeye sunmaktır. Sayın savcımız bu durumda ne yapmış oluyor. Sanık lehine olan delilleri toplamayarak veya gizlenmesine neden olarak suç işlemiş olmuyor mu?

    Cevapla

  10. Cengiz Says:

    Sevgili Fenerant ,

    Sorunun cevabı tabii ki ” evet ” . Ne yazık ki tuz da kokmuş durumda !

    Cevapla

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: