İki dilekçe, bir suç duyurusu

14 Ekim 2010

GENEL

Balyoz davasının esasını oluşturan Balyoz CD’lerinin ve içeriklerinin incelenmesi için bu CD’lerin imajları 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nden talep edilmiş, Mahkeme, CD’lerin daha önceden Emniyet ve TÜBİTAK tarafından incelenmiş olması gerekçesiyle bu talebi (ve delillere erişim ile ilgili diğer talepleri) reddetmişti.  

Dün Çetin Doğan’ın vekilleri 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne iki dilekçe verdi ve bir suç duyurusunda bulundu.

(1) Balyoz CD’sinin içindeki belgelerin sansürsüz çıktıları talep edildi.  Zira, bu belgelerden kişi isimlerini içeren bazıları savcılar tarafından sansürlenerek dava dosyasına kondu. Bu da savunmanın listelerin ne zaman hazırlandığına dair araştırma yapmasına engel oluşturuyor.  Dilekçeye buradan ulaşabilirsiniz.

(2) Dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ve dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ın tanık olarak ifadelerinin alınması talep edildi. Balyoz planı gündeme ilk geldiğinde, bir çok basın mensubu Özkök’ün bu plandan haberdar olduğunu ve planın gerçekleşmesine engel olduğunu yazmıştı. Özkök bu iddialari reddetti. Balyoz iddianamesinde ise Balyoz planının gerçekleşmesine engel olan kişi olarak Yalman gösteriliyor. Ancak bugüne kadar bu konuda ne Özkök’ün ne de Yalman’ın ifadesine başvurulmadı. Savcılar, Yalman’ın darbeye engel oldugunu iddia ettiklerine göre, en azından bunu Yalman’ın ifadesine başvurarak teyit etmeleri gerekir. Dilekçeye buradan ulaşabilirsiniz.

(3) Mehmet Baransu, Taraf gazetesi yöneticileri, ve sahte belge hazırlayan suç örgütü hakkında suç duyurusu. Balyoz CD’sinin iddia edildiği gibi 2003 senesinde Çetin Doğan için hazırlanmadığı, belgelerin içindeki onlarca tarih tutarsızlığı ile kanıtlanmış oldu. Bir suç örgütü belge üreterek onlarca insanın aylarca tutuklu kalmasına, 200’e yakın insanın sanık olmasına neden oldu. Bu örgütün bir elemanının verdiği belgeleri yayımlayan Taraf gazetesi yöneticileri bu örgütün işlediği suça (bilerek ya da bilmeyerek) iştirak ettiler.  Eğer bu kişiler söz konusu suça bilmeden iştirak ettilerse, suç örgütünün ortaya çıkması için öncelikle sahte belgeleri teslim eden örgüt üyesi hakkında bildiklerini açıklamak durumundalar. Suç duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz.

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

8 Yorum “İki dilekçe, bir suç duyurusu”

  1. Fenerant Says:

    Balyoz tezgahı terse dönmeye başladı.
    Suç üretenler örgütü yargılanıncaya hatta mahkum oluncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz.

    Cevapla

  2. Bedri Says:

    CMK.250nci maddesi ile Yetkilendirilen mahkemelerde, sözde terör ve örgütlü suçlar yargılanacaktı. Görülüyor ki,bu mahkemelerde görevli özel olarak seçilmiş cemaatin emrindeki bir kısım hakim ve savcıların hedefi, laik demokratik Cumhuriyeti koruma kararlığındaki Aydınları ve Kemalin Askerlerini “yargısız infazla” susturmaktır. Beşiktaş Adliyesine uzanan zincirde siyaset,yandaş medya ve emniyet de yerini almış. Ülkeyi karanliktan aydınlığa çıkarmak isteyenlerin ilk adımı bu zinciri kırmak için Beşiktaş adliyesinde sürdürülen davaları mercek altına almak olmaladır. Sahteciliği günyüzüne çıkmış davaların sürdürülmesine,insanların daha fazla ızdırap çekmesine sessiz kalınmamalıdır. Hiç olmassa, “Parti Yönetimi” ve de danışmanları “yüksek siyaset” adına konuya eğilmemekte direniyorsa; Kılıçtaroğlu, haksızlık ve hukuksuzluğa karşı “KILICINI” çekmelidir. Yoksa kendisinden fazla bir şey mi beklemekteyiz?

    Cevapla

  3. Cengiz Says:

    İddianamenin 384 ve 487 nci sayfalarında savcılar ; ” darbenin gerçekleşmemesinde dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ ın rolü olduğu ” savını ileri sürmekteler. İlginç olan şu ki sayın savcılar bu yargıya , Aytaç Yalman ‘ ın ifadesine dahi başvurmaksızın ulaşabiliyorlar. Yine Balyoz planının görüşüldüğü iddia edilen plan seminerine Genel Kurmay Başkanlığı ‘ ndan 6 , kara Kuvvetleri Komutanlığı ‘ ndan 7 , Hava Kuvvetleri Komutanlığı ‘ ndan 1 gözlemci katılmasına rağmen sadace ama sadece K.K.K lığından katılan 2 gözlemcinin ifadesine başvuruyorlar ki bu haliyle de aslında CMK 170 ‘ te iddianamenin iadesi koşulları oluşmuş durumda.

    Cevapla

  4. Cengiz Says:

    Bir ceza davasını basitçe ele aldığımızda şunu görürüz. Savcılar ( iddia makamı ) bir tez ortaya koyar ; buna karşılık da savunma da antitezini ortaya koyar. Yargıçlar da tez ve antitezleri değerlendirerek bir senteze ulaşılırlar. Balyoz davasında savcıların ortaya attığı tez ( hükümete yıkmaya teşebbüs .. ) ‘ in ana dayanağı 11 nolu CD olduğu için , bu teze karşı savunmanın antitezini oluşturabilmesi ancak ve ancak 11 nolu CD ‘ nin imajının savunmaya verilmesi ile olanaklı. Buna rağmen savunmanın 11 nolu CD ‘ nin imajının verilmesi yönündeki talebin mahkemece reddedilmesi evrensel hukuk normu olan ” Silahların denkliği ” ilkesinin ve dolayısıyla savunmanın kutsallığının ihlali anlamına gelmekte. Olayın diğer bir boyutu ise , savunmanın antitezinde açıkça , net olarak ortaya koyduğu üzere , 11 nolu CD ‘ nin tek başına ( sadece metadata incelemesiyle ) gerçekliği hakkında kesin bir kanaate varılamayacağı ki bu durum Tubitak ‘ ın ikinci bilirkişi raporunda da belirtilmekte ( sonunda onlar da gerçeği itiraf etmek zorunda kaldılar ) . Çok daha çarpıcı başka bir boyut , 11 nolu CD ‘ nin içindeki dokumanların kabaca bir incelemeyle dahi , en erken 2008 ‘ de hazırlanmış olabileceğinin tartışma götürmez bir biçimde ortaya çıkarılması.

    Sonuçta , antitezler tezlerin içi boş , dayanaksız , gerçek dışı spekülasyonlar olmaktan bir adım öteye gidemeyeceğini açıkça ortaya çıkardı. Merak ettiğim konu , bu durumda yargıçlar nasıl bir senteze ulaşacaklar.

    Saygılarımla ,

    Cevapla

  5. Bebek Mağazaları Says:

    Cengiz bey sözde savunma yapmış Balyozcuları ama gözden kaçan bütün kriminal incelemeli bu Cdlerin sonradan üretim olmadığını göstermekte.Siz hala birkaç teknik kelime ile işi sulandırmaya çalışıyorsunuz…

    Cevapla

  6. Cengiz Says:

    Taraf Gazetesi ‘ nden Mehmet Baransu , Yasemin Çongar , Yıldıray Oğur hakkında suç duyurusnda bulunulması bana geçtiğimiz Haziran ayında yaşanılan çok çarpıcı bir olayı anımsattı. Amerika ‘ nın Ulusal Halk Radyosu ( NPR ) 30 Haziran tarihinde Taraf Gazetesi ve Ergenekon iddialarını ele elan bir program yapmıştı. NPR , internet sitesinden duyurduğu programın sunuşunu şöyle yapıyordu : ” Julia Rooke , bu küçük gazetenin gücünü kimden aldığını ve arkasında kimlerin durduğunu bildirecek ”

    Bu sunuşun ardından programa geçiliyor . Taraf Gazetesi ‘ nin Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar , arkalarında kimin durduğunu söylüyor , Julia Rooke , Çongar ‘ ın sözlerini şöyle aktarıyordu. ” Yasemin Çongar Taraf ‘ ın yayınladığı bilgileri anlatıyor ve şunu ekliyor ; gazete Başbakan ve Devlet İstihbaratının başındakiler tarafından destekleniyor , cesaretlendiriliyor. ” Bu resmen yürütmenin yargıya müdahalesinin açıkça bir itirafı değil miydi ? Herhangi bir demokratik Batı ülkesinde ortalığı ayağa kaldıracak bu itiraf güzelim ülkemde çok da ses getirmedi ne yazık ki ! Aslında bunda şaşılacak bir durum da yoktu çünkü kendisini ” Ergenekon savcısı ” olarak nitelendiren bir Başbakanın olduğu , beğenmediği yargı kararlarını veren hakimi ” çetenin hakimi ” olarak nitelendiren bir Devlet Bakanı ‘ nın görev yaptığı bir ülkede bu son derece doğaldı.

    Julia Rooke bu programda Murat Belge ile de konuşmuştu. Bakın Belge neler demişti Rooke ‘ a ” Bana göre tüm bunlar savcı tarafından polise aktarılan ve o kanal ile bize ulaşan bilgiler , sadece bize değil diğer yayınlara da ulaşıyor. Fakat , Taraf , diğerlerinden daha fazla şey yapıyor. ” Yani Belge diyor ki ” biz daha iyi ” tetikçilik ” yapıyoruz.

    Murat Belge ‘ nin bu sözleri bana 5237 Sayılı TCK ‘ nın 285 nci maddesini hatırlattı. ” Soruşturmanın gizliliğini alenen ihlal eden kişi , 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır ” Belge ‘ ye göre soruşturmanın gizliliğini alanen ihlal edenler kimler , savcı ve polisler . Peki bu durumda ne yapılacak ? Tecavüzcü kadı ise kadı kime şikayet edilecek ?

    Cevapla

  7. Cengiz Says:

    Sayın ” Bebek mağazaları ” rumuzlu yorumcu , bütün kriminal incelemelerin söz konusu CD ‘ lerin sonradan üretim olmadığını ortaya koyduğunu iddia ediyorsunuz. Sizden ricam şu , hangi kriminal inceleme bu CD ‘ lerin sonradan üretim olmadığını ortaya koymuş , bana da açıklar mısınız ? Bakın sakın ” ukalalık ” olarak düşünmeyin ama söz konusu konuda görüş bildirebilmek için biraz bilgi sahibi olmak gerekmekte. Yani , dijital delil nedir , metadata nedir , dijital delillerin doğrulanması nasıl yapılır , dijital delillerin bütünlüğü nedir , dijital delillerin inkar edilemezliği neye vurgu yapar ? Sonuçta bu ve bunun gibi konularda bilgiye sahip olmaksızın yapılan yorumlar bizleri yanlış noktalara sürükler. Büyük aydın , rahmetli Uğur Mumcu ‘ nun çok çarpıcı bir şekilde dile getirdiği ” bilgi sahibi olmadan fikir sahibi ” olan insanlar kategorisine gireriz. Sizinle bir anımı paylaşmak isterim. Bir gün armatör bir dostum bir gemi almak için kredi arıyordu. Kendisinin kredi temin edeceğini söyleyen bir kişi ile görüşme yapmış. Bu görüşme sonrası onunla sohbet ederken görüştüğü kişi hakkında şöyle bir yorumda bulundu . ” Gerçekten bankacılık konusunda çok bilgili bir kişi ” . Ben de ona şunu sordum , bankacılık konusunda o kişinin süper donanımlı olup olmadığını bilebilmek için senin de bu konularda bilgi sahibi olman gerekli , öyle değil mi ? Tabii ki çok şaşırdı ama ne demek istediğimi anladı. Demem o ki , biraz bu konularda bilgi sahibi olup yorum yaparsanız eminim ki gerçeklere ulaşabilirsiniz .

    Saygılarımla

    Cevapla

  8. Cengiz Says:

    Kafes Eylem Planı ‘ nda var olduğu iddia edilen ” data stash ” ve Kafes Planı ‘ na rastlanmayışı ben de hep bir deja vu olgusu yaşatıyor. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti ‘ ni yıkmak amaçlı organize olan aşağılık bir çetenin yöntemleri o kadar benzer ki ! Bu blogda anlatılan çok çarpıcı olaylardan birisine daha kısaca değinmek istiyorum. Tanışmış olmaktan büyük onur duyduğum , TSK ‘ da Özel Kuvvetler Komutanlığı ‘ nda yıllarca özellikle PKK ile mücadelede kahramanca çarpışan , değerli bir komutanımız var , emekli albay Levent Göktaş.

    Levent Göktaş ‘ ın evinde 7 Ocak 2009 ‘ da arama yapılıyor . Arama sırasında 63 CD ve DVD ‘ ye el komuluyor , ancak şüpheliye verilmek üzere imajı alınmıyor . Diyelim ki imaj almak zor , peki o zaman çok daha kolay bir yöntem olarak neden dijital materyalin hash değerleri alınıp kaydedilip , bir sureti şüpheliye ya da avukatına verilmiyor ? Bu basit prosedürün neden yerine getirilmediği konusunda bir yorum yapacağım ama olayı hatırlamaya devam edelim.

    El konulan CD ve DVD ‘ lerden 51 no ile sıralanan DVD’ nin yüksek yargı mensuplarına ve subaylara ait şantaj amaçlı görüntüler dahil olmak üzere suç unsurları barındırdığı saptanıyor. Aslında bu durumda söz konusu DVD tam olarak kesin bir delil niteliğine sahip değil , çünkü , imaj ya da hash değerleri alınmadığı için bu dijital materyale ekleme yapılmış olma ihtimali mevcut. İşte bu noktada hep dikkatimi çeken bir konuya değinmek istiyorum. Acaba ülkemizde Ergenekon vb gibi davalarda bu imaj ya da hash değeri hesaplama yöntemleri neden göz ardı edilmekte. Çünkü bu tarz delillerin kesin delil statüsünde olmadığı ve bu şekildeki davalarda en azından usül kurallarına rağbet edilmediği gerekçesiyle yargıtayda bozulacağı çok iyi bilindiği halde .

    Bu noktada aklıma şöyle bir gerekçe geliyor. Eğer imaj ya da hash değerleri alınmış olsa , nasıl üretilmiş , sahte dokumanlar dijital delillere eklenecek ? Nasıl TSK mensupları karalanabilecek ?

    Şimdi gelelim yine Levent Göktaş ve 51 no.lu DVD olayına. 51 no.lu DVD ‘ nin Emniyette bulunan bir kopyası inceleme için Tubitak ‘ a gönderiliyor. Tubitak ‘ tan gelen rapora göre 51 no.lu DVD ‘ nin Emniyetten yollanan kopyası ” 31 Aralık 2008 tarihinde saat 17.40 ‘ ta Nero Burning Rom ” adlı program ile oluşturulmuş.

    Bilindiği gibi bu 51 no.lu DVD Levent Göktaş ‘ ın evinde 7 Ocak 2009 tarihinde ele geçirilmişti. Demek ki Levent Göktaş ‘ ın evinde 51 no.lu CD ele geçirilmeden önce bu DVD Emniyette mevcuttu. İşte hash değerleri bu gibi durumların ortaya çıkmasını engellemek için alınmıyor belki de , belli mi olur ?

    Saygılarımla ,

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: