Bir okuyucumuzdan

27 Ağustos 2010

GENEL

[Bu mesajı bir okuyucumuzdan aldık, izniyle yayımlıyoruz.]

Sayın Doğan,

Doğu Anadolu’da öğretmenlik yapan bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşıyım. Uzun zamandır “cetindoganvegercekler” adlı bloğunuzu izliyorum, bilinçlerin bulandırıldığı bir dönemde sitenizden fazlasıyla yararlandım, aydınlandım. Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın son dönemdeki çıkışını da sizin yazdıklarınızla bağdaştırarak çok daha ayakları yere basan bir kavrayışa ermenin mutluluğu içindeyim.

Bloğunuzu oluşturma gerekçenizde çok anlamlı bir ayrıntı var: “Eğer bu yaşananlar ve karalama kampanyası başımıza gelmeseydi belki bu kadar net yaşanan hukuksuzluğu göremezdik” mealinde söyledikleriniz çok önemli. Liberal ve demokrat dünya görüşüne sahip olduğunuzu okuduklarımdan anlıyorum; ancak, sizin mağduriyetinden dolayı babanızı savunmanız doğal bir sonuç olarak görüldüğünden, kamuoyu nezdinde, ne kadar gerçeklik taşırsa taşısın açıklamalarınız gereken itibarı ve yaygınlığı göremedi. Bu “dezenformasyonu” gerçekleştirenlerin sözüne itibar ettiği kesimden bir çıkışa gereksinim vardı ve sanırım bu gerçekleşti. Hanefi Avcı’nın çıkışını ben bu doğrultuda değerlendiriyorum. Dürüstlüğü ve karakteri ile kendini kanıtlamış “milliyetçi-muhafazakar” bir adam çıktı ve sunu soyluyor: “28 Şubat’ta militaristler egemendi ve muhafazakarlara zulüm ediyorlardı. Ben o zaman onların yanındaydım. Simdi ise militaristler mazlum ve mahkum ve o donemin mağdurları simdi zulüm ediyor. Adalet adına ben onları savunuyorum” İçeriği tartışılabilir ama ben bu çıkışın çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Dun NTV’de bana umut aşıladı Hanefi Avcı’nın konuşması. Telefon rehberimde kim varsa aradım ve tekrarını izlemesini söyledim. Çünkü CHP’li ve Atatürkçü bir aileden gelen birisi olarak bile zaman zaman “acaba”larım vardı. Öğrenciliğim Ankara’da CYDD için çalışmakla geçti. İçinde bulunduğum öbeğin ideolojik bağnazlıklarını görmüştüm. Dışlayıcı ve tekçi anlayışları ile içerden bir ses olarak mücadele vermiştim. O nedenle hep “acaba” dedim. Simdi ise tüm yanlışlarına, ideolojik bağnazlıklarına karşın Türkiye’de rejimi koruma güdüsüyle hareket eden insanların ciddi hukuksuzluklara maruz kaldıklarını hipnozdan uyanmışçasına net görüyorum. Çünkü “karşı taraftan” bir adam çıkıp çok ikna edici bir temellendirme ve Türkiye’nin vizyonuna ilişkin felsefi denebilecek görüşleriyle ışık tuttu yaşananlara.

Bunu neden çok önemsiyorum? Ayni liseden mezun olduğumuz ve su an savcı olan Fettullah Gülen’in rahle-i tedrisinden geçmiş bir arkadaşımın anlayışında olanların “Sıra bizde!” biçiminde dile gelen intikamcı ve pervasız bakış açılarına dur diyebilmek için.

Şimdi ise ne yazık ki bos konuşmalarla zaman yitiren muhalefetten öte Cumhuriyet’e ve Atatürk’e kalpten bağlı insanların içinden ayni felsefi derinlikte bir çıkışa gereksinim var. Darbecilikten, tektipçilikten, dışlayıcılıktan uzak cağın gerekleri ile bütünleşmiş bir çıkış. Bu da gerçekleştiğinde inanıyorum ki Türkiye çoğunluk diktatörlüğü yerine çoğulcu ve demokratik bir ülke haline gelecek. Sizin ailenizin ve birçok mağdur ailenin yaşadığı sıkıntıların da böylece son bulacağına inanıyor ve bunu gönülden diliyorum.

Cüneyt Özdemir’in Hanefi Avcı ile yaptığı söyleşinin bağlantısını da iletime ekliyorum: http://www.dipnot.tv/YaziDetay.aspx?ID=1527

Bazen çaresizlik hissediyoruz yaşanan olumsuzluklara karşın. Neler yapabiliriz, nasıl destek olabiliriz size? Bu anlamda 25 yaşında bir genç olarak ülkemin geleceği için kendimi tarihsel ve toplumsal olarak sorumlu hissediyorum.

Saygılarımla

[Yazarin ismi malum sebeplerden bizde saklı kalıyor.]

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: