Bir isyan mektubu

09 Nisan 2010

GENEL

Amerika’da ekonomi doktorası yapan Deniz Ay, Mehmetçik Vakfı’nda gönüllü olarak çalışırken, Aralık 2009’da isimsiz ihbar telefonları, gizli tanıklara dayandırılarak başlatılan bir yolsuzluk iddiasıyla (Vakfın tabii olmadığı Kamu İhale Kanunu’nun ihlal edildiği gerekçesiyle) tutuklanan Emekli bir Kurmay Albay’ın kızı.

Deniz, “bir isyan” başlığıyla geçtiğimiz ay yazdığı mektubu bir gazeteciye göndermiş, ancak bir tepki alamamış. Aşağıda bir kısmını yayınladığımız Deniz’in isyan mektubuna buradan ulaşabilirsiniz.

“Ben 25 yaşımdayım. Pek çok köşe yazarının yana yakıla “öcünün alındığını” düşündükleri askeri darbeleri yaşamadım. Okuduklarım, dinlediklerimden ibaret o günler, yaşananlar hakkındaki bilgim. Ama biliyorum ki pek çok insan ait bulundukları siyasal kampın, dünya görüşlerinin, mesleklerinin, hatta akıl almaz kötü tesadüflerin neden olduğu gözaltılara, tutuklamalara maruz kalmış. Kimisi hiç çıkamamış o çukurdan, kimisi aylar yıllar sonra “Bir yanlışlık olmuş” larla ya da “Kurunun yanında yaş da yanar”larla bıraktıkları yerden devam edebilmelerinin tüm güçlüğüne rağmen hayatlarına geri gönderilmişler. O zaman gücü elinde tutanlar, kendilerinden olmayanı mahkum etmiş, kendilerini desteklemeyenlere eziyet etmiş. Çok acılar yaşanmış, çok hayatlar kararmış. Hep “-miş’li” geçmiş zamanla ifade edebildiğim o yaşananların benzer esaslarla şimdiki zamanda yaşandığına tanıklık etmek beni çok tedirgin ediyor.

Pek çok gazeteci, köşe yazarı darbeci zihniyetin “nihayet” cezasını çekmeye başladığını yazıyor. Ben ise pek çok insanın darbeci zihniyet tabirinden ne anladıklarını, o iki kelimenin arasına neler sıkıştırdıklarını anlamakta güçlük çekiyorum. 12 Mart, 12 Eylül darbelerini yapanlar, tehlikeli beyinleri, şüphelileri ya da potansiyel suçluları yığınlarla akın akın tutuklamadı mı? Sivil toplum örgütlerine, siyasi oluşumlara, derneklere bellerini bir daha doğrultamayacakları şekilde ağır “darbeler” vurmadılar mı? Kurumları karalamadılar mı? Gencecik insanları ipe götürürken bile bir önceki darbenin ipe götürdüklerinin bedeli, rövanşı alınıyor lafları ortalarda konuşulmadı mı?

Bugünün Türkiye’sinde yaşananlar sizce de öncekilerle biraz olsun benzerlik göstermiyor mu? Darbeci zihniyet orduları yöneten komutanların, elinde silahla nöbet tutan askerlerin tekelinde değil belli ki ülkemizde. Gücü, iktidari elinde tutan ‘öteki’ diye bellediğinin canını acıtmaktan, onurunu kırmaktan, bütün bunların sonunda onları da ‘yola getirmeyi’ beklemekten geri durmuyor. Ne yazık ki darbeler ancak yapıldığı zaman suç işlenmiş oluyor ama o aşamada da darbeciler yargılanamayacak kadar güçlü ve kendini yargılayabilecek bütün mekanizmaların dizginlerini çoktan elinde toplamış oluyor. Sonra da geriye dönüp “Biz tutmasaydık eğer siz devrim yapacaktınız” diye suçlamıştı geçmişte; şimdi de “Biz tutmasak, yakalamasak, basmasak, yayınlamasak siz darbe yapacaktınız” denmiyor mu?”

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: