Ziya Toker: Ankara’da yargıçlar olduğuna inanıyorum. Şimdi sıra Yargıtay’da…

Balyoz davasında sanık olarak yargılanan ve sırf dijital belgelerde adı geçtiği için 18 yıl ceza alan Ziya Toker’den aldığımız mektubun kimi kesitlerini aşağıya taşıyoruz. Mektubun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

***

Yargılama süresince bizim ve avukatlarımızın ısrarlı taleplerine rağmen Adil Yargılanma adına yapılması gereken delilleri tartışma safhası mahkeme tarafından atlanmış ve delillerin tartışılmasından imtina edilmiştir. 1437 sayfalık gerekçeli kararın yaklaşık 100 sayfası delilerin değerlendirilmesini ve 41 sayfası (Sayfa 954-995) “Delillerin doğruluğunun irdelenmesi” ni ihtiva etmektedir. Türk milletinin adına karar veren mahkeme vicdanların içine düşen kor ateşi rahatlatacak doğrulamayı bu bölümde yapması gerekirken akılları daha da karıştırmıştır. Deliller ve delillerin doğruluğunu irdeleme bölümü tezatlarla, çelişkilerle, akla aykırı olgularla dolu, cümlelerin yarısı gerçek yarısı hayali yorumları ihtiva etmektedir.

(…)

Delillerin değerlendirmesi bölümünde mahkeme;  doğru bir şekilde suç vasfına ve suça iştirak derecelerinin değerlendirilmesi bölümünde seminere katılmanın suç olmadığını belirlemiş ancak tezat olarak sanıkların darbe harekatının boyutları hakkında bilgisi olduğunu varsaymıştır. ..sübuta erdiği kabul edilen sanıkların her birinin darbe harekatı ile ilgili çeşitli görev aldıkları, harekatın ve boyutundan haberdar oldukları, her bir mahkum sanıkların eyleminde nedensel bağın bulunduğunu, bu şekilde mahkumiyet kararı verilmiştir.”,

“Plan seminerine katılanların tümünün (Doğrusu hiçbirininBalyoz Güvenlik Harekat Planından haberdar oldukları yönünde delil mevcut olmamakla birlikte EK-A listesindekiler (Doğrusu hepsi değil) ile bir kısım diğer personelin (Kimlerin belli değil) plandan haberdar oldukları (Delili yok), OEYTS başlığı altında gizli (Seminerin kendisi zaten “gizli” gizlilik derecesinde) olarak Balyoz Güvenlik Harekat Planını müzakere ettikleri (Doğrusu OEYTS Seminerde tartışılmadı, seminerden önce tespit edildi), plandan haberi olmayanların ise OEYTS’nin tartışıldığı zannı ile (Nasıl?) bu tartışmalara, iştirak ettikleri nedenle seminere katılımın müstakilen suç olarak kabul edilemeyeceğini”

(Sayfa 1000) hüküm altına almıştır.

Yorumlarsak; Mahkeme; bütün mahkum olan sanıkların darbe planlarından haberdar olduğu hükmü karşısında, sanık 365 kişi, mahkum 323 kişinin “ilk defa 2010 yılında basında çıkınca darbe planlarını duydukları”  yönündeki emniyet ve savcılıkta verdikleri ifadeleri anlamsız, mahkemede sundukları deliller ve savunmaları itibarsız, 31 tanığın ifadelerini lüzumsuz, yurt içi ve yurt dışından aldıkları 26 adet bilirkişi raporlarını geçersiz, seminer ses kayıtları duymazdan yansıları görmezden gelinmiştir. Zaten baştan sona “Gizli” gizlilik derecesinde yapılan seminerde birde gizli olarak OEYTS tartışılmış “darbe planından haberi olmayanlar ise OEYTS tartışılıyor zannı ile” seminerde bu tartışmalara iştirak etmiştir. Örnek verirsek 162 kişiden 52 kişi basketbol maçı seyrederken 110 kişi futbol maçı seyrediyor zannıyla tartışmalara katılmıştır. Öyle ki; semine katılıp, ses kasetlerini dinleyip seminer sonuç raporunu yazanlar dahi işin farkına varamamışlardır. 2007 yılında kurulan bir takımın maçını 2003 yılında izlediklerini iddia edenlerden de hiç bahsetmeye gerek yok burada.

(…)

5-7 Mart 2003 tarihinde 1nci Ordu Komutanlığında yapılan seminere kimler katılmıştır, kimler katılmamış, kimler yargılanıp cezalandırılmış veya cezalandırılmamış:

KUVVET

YARGILANAN

SEMİNERE KATILIP YARGILANAN

BERAAT EDEN

CEZALANDIRILAN

K.K.K

102

51

1

98

Dz.K.K

154

0

2

148

Hv.K.K

43

0

0

42

J.Gn.K

63

1

33

30

Sh.Gv.K.

2

0

0

2

Sivil

1

1

TOPLAM

365

52

36

323

Bu basit tablodan görüldüğü gibi Hava ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığından CEZA alan hiç kimse seminere iştirak etmemiştir. Bu iki kuvvetten seminere katılan birer kişinin ifadesi bile alınmamıştır. Seminere katılıp yargılanmayanlar ve listelerde adı geçip yargılanmayanlar (Binlerce kişi) eğer gazete okumayıp, televizyon seyretmedilerse hala Balyoz Darbe planlarından haberleri yoktur!

(…)

1nci Ordu Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı İKK şubesinde güvenlik subayı olarak görevli ve CD-11 deki meşhur “EK-A” listesinin 89 ncu sırasında ve “Gözaltı timlerinde Görevlendirilecek Personel Listesinde” de adı olan A.Z.A. tutuksuz yargılanmış ve doğal olarak beraat etmiştir.

Yine; O.B.U. Gölcük’ten çıkan belgelerde Gölcük Belgesi 5. Muharip Filotilla Komutanlığı Müzahir Personel Listesi” oluşturduğuna, “Öncelikli ve Özellikli Görevlendirme Listesinde” adının olmasına, “Plan Çalışmaları Personel Görevlendirilmesi“ konulu yazıda “Özel Kurye olarak”  görevlendirilmiş olması iddialarına maruz kalmışken daha sorgulama aşamasında doğal olarak serbest bırakılmıştır. Ancak; onun hazırladığı iddia edilen “5. Muharip Filotilla Komutanlığı Müzahir Personel Listesi” nde adı geçen S. D. ise tutuksuz yargılanıp yargılama sonucunda doğal olarak beraat etmiştir. Yargılanmayanlar ve yargılanıp çeşitli aşamalarda beraat eden bu 3 sanığın hukuki durumu bütün sanıkların hukuki durumunu karşılamaktadır.

Buna karşılık; Hava Harp Akademisinin Komutanı, bir Şube Müdürü, bir Öğretim elemanı, Plan Subayı yapılmış, gerçekte 15 öğrenci subay ve öğrencilerle ilgili görevlerde ilgili bilgisayarda yazılar yazan bayan sivil memur darbe planından haberdardır. Gerekçeli kararda; Hava Harp Akademisinde öğrencilerin işlerinden sorumlu Bayan Bilgisayar Memuru (Güllü SALKAYA), İmza Bloğunda Y.Ziya TOKER’in bulunduğu imzasız düzmece bir listede adı bulunduğu ve “gsalkaya” olarak dijital yollarda adı geçtiği için, bilime, akla vicdana, hukuka aykırı bir şekilde 16-18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmıştır.

Bu durumda CD-11 sahtemi, gerçek mi? CD-11 deki planlar ve ek listede adı geçenlerin bu listelerden haberi var mı? Yok mu? Sorusunun cevabı herkes için geçerlidir. Gerekçeli kararda bunun gerekçesini çok iyi okumamız gerekir. 1nci ordu Komutanlığında yapılan seminerden önce Balyoz, Suga, Oraj, Sakal, Çarşaf, Tırpan, Orak, Testere gibi planların hazırlandığı CD-11 ve CD-17 ye kayıt edildiği ve görüşüldüğü varsayımdan ibaret olup mesnetsizdir. Listelerde veya dijital yollarda adı iradesi dışında adı geçen 323 sanığa 5276 yıl hapis cezası acı ama gerçektir.

Keşke Mahkemenin 36 sanık için yazdığı

Sanıkların bu görevlendirmelerden haberdar oldukları ya da bilgileri dahilinde görevlendirildikleri, BALYOZ güvenlik Planından haberdar oldukları, bu plan dahilinde Jandarmanın eylem planları kapsamında görev kabul ettikleri sabit görülmemiştir.”

şeklinde yazdığı beraat gerekçesinin suçsuz yere ceza alan 323 sanık içinde yazsaydı hapiste aylar, yıllarca haksız yere boş yere yatılmasına rağmen adalet belki tecelli edecekti.

Selam ve saygılarımla.

Y.Ziya TOKER,(E.Hv.Kur.Alb.), Silivri Müdavimi

 

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

9 Yorum “Ziya Toker: Ankara’da yargıçlar olduğuna inanıyorum. Şimdi sıra Yargıtay’da…”

  1. nejat okçu Says:

    nerede hele bir yargılama bitsin diyenler. delil yok, delil denilenler lime lime oldu. yazık bu insanlara…

    Cevapla

  2. zafer Says:

    Mahkemenin kararı delillere değil,kanaate ve yoruma dayalıdır. Dolayısıyla Yargıtay’ın kararı da delillere göre değil kanaate ve yoruma dayalı olacaktır.O yüzden boşu boşuna gölge boksu yapmanın anlamı yok.

    Cevapla

  3. ftimur Says:

    Balyoz davasına bakan yargıçların kanıtsız kanâat sahibi olduklarına da inanmıyorum. Korkuları kanâat edinme yeteneklerini köreltmiş, kendilerine tebliğ edilen kararı kendilerininmiş gibi ilan etmek ve o karara gerekçe uydurmak görevini yerine getirmişlerdir. Poliste, yargıda, orduda Türk Ordusu’nu tasfiye ederek Türkiye’yi parçalama projesine saf inançlarla katılıp kullanılan, ya da kullanılamayacakları anlaşılınca hemen tasfiye edilen daha birçok Hanefi Avcı var. Nitekim Hanefi Avcı kitabında onlardan bazılarının hikayelerini anlatıyor. Hanefi Avcı’nın büyük oyunu görüp konuşmaya, yazmaya başlaması Türk halkının gerçekleri görmesi yönünde büyük ama yetersiz bir adım. Bu haince oyunu bütün delil ve ayrıntıları ile daha kapsamlı yazacak daha çok Avcılar çıkacaktır. Ve Türk halkı onlara hakkettikleri cezayı verecektir.

    Cevapla

    • ftimur Says:

      Son cümledeki “onlar” sözü, zayıf bir ihtimal da olsa, yanlış anlaşılabilir kuşkusu ile…
      Türkiye’ye bu hain tuzağı kuranlar ve işbirlikçileridir onlar.

      Cevapla

  4. olasiliksiz Says:

    Tu­tuk­la­ma ta­le­biy­le dos­ya­lar, Ha­kim Ok­tay Ku­ba­n’­a gel­di. Ha­kim, “de­li­l” de­ni­len bel­ge­le­rin, asıl­la­rı­nın ol­ma­dı­ğı­nı gör­dü ve tu­tuk­la­ma ta­lep­le­ri­ni red­det­ti. İş­te o an­dan iti­ba­ren “yan­daş med­ya­” tu­tuk­lu olan­lar hak­kın­da tah­li­ye ka­ra­rı ver­me­me­si için ha­kim Ku­ba­n’­ı he­def al­dı­lar. Ha­kim Ku­ba­n’­a uy­gu­la­nan bas­kı ve teh­dit sa­de­ce med­ya­nın yap­tık­la­rı ile kal­ma­dı. Bir mes­lek­ta­şı, Ku­ba­n’­a ön­ce; “An­ka­ra­’dan emir ol­du­ğu­nu, bu as­ker­le­rin içer­de tu­tul­mak is­ten­di­ği­ni, dört -beş yıl içe­ri­de ka­lır da­ha son­ra çı­kar­lar, sen ken­di­ni teh­li­ke­ye at­ma. An­ka­ra­’dan, se­nin ar­kan­da ki­min ol­du­ğu, ki­me gü­ven­di­ği­nin de araş­tı­rıl­ma­sı is­ten­mi­ş” di­yor. İş da­ha da ile­ri­ye gi­di­yor. Ku­ba­n’­a ye­ni gö­rüş­me­de son me­saj ise şöy­le olu­yor: “E­ğer, Çe­tin Do­ğan ve di­ğer pa­şa­la­rı tah­li­ye eder­sen so­ka­ğa çık­tı­ğın­da se­ni vu­ra­cak­lar. Dar­be kar­şı­tı gös­te­ri­ci­ler ad­li­ye­nin et­ra­fı­nı sa­ra­cak, sen dı­şa­rı çı­ka­ma­ya­cak­sın.”

    http://sozcu.com.tr/pasalari-tahliye-edersen-seni-vuracaklar.html

    Saygı Öztürk pek boş konuşan bir adam değil. Söylediği şeyler doğruysa çok vahim bir tablo var demektir.

    Cevapla

  5. omgorma Says:

    Bugün Can Ataklı’nın yazısında da çok ilginç şeyler var.
    Linki burada
    http://haber.gazetevatan.com/Haber/508172/1/Gundem

    Önce Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Murat Bilgel Genelkurmay Başkanı’nı arayarak “Benim hemen altımdaki komutan tutuklandı, bu durumda benim de istifa etmem gerek, bu görevi sürdürmem olanaksız” demiş.

    Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel “Hemen istifa etme, dur, ben bakacağım” demiş. Özel Adalet Bakanı Sadullah Ergin’i arayarak “Bu çok fazla oldu. Ayrıca tutuklanan komutan bize çok yakın bir isim, bunda bir hata olmalı” demiş.

    Buna göre şimdi bu komutan ve Gn.Kurmay Başkanı AKP’li veya cemaatçi mi oluyor şimdi?

    Cevapla

    • trekking Says:

      Necdet Özel ile Sadullah Ergin arasında geçtiği ileri sürülen konuşmayı ya bu kişilerden biri yada görüşmeye şahit olan 3.bir kişi nin aktarmış olması gerekir. Ki bunu zayıf bir ihtimal olarak görüyorun.

      Can Ataklı gibi tecrübeli bir kalemin bunu neye dayanarak yazdığını doğrusu bende merak ediyorum.

      Ancak yazıda bence asıl vurgulanması gereken bir kısım var.

      “Deniz Kuvvetleri’ndeki kaynaklarım “Veysel Paşa’nın tutuklanmasına çok şaşırmıştık. Çünkü Komutan’la çok uyum içinde çalışan, Balyoz, Ergenekon ve casusluk davaları nedeniyle tutuklanan subayların arkasında hiç durmayan, durmadığı gibi bazı bilgi ve belgeleri de savcılığa verdiğinden şüphelendiğimiz bir amiraldi.”

      Burası çok önemli. Zira bu sureç, 1.ordu da görevli ordudan atılmış uzun saçlı bir subayın tek başına yiyebileceği bir herze değil. Zira sadece 1.ordu dan bilgi sızmıyor.

      Seminere hiç katılmayan Deniz ve hava kuvvetlerinden de çok sayıda sanık var tablodan görüldüğü üzere.

      Cevapla

    • arg Says:

      Buna göre, eğer doğru ise, bu şu demek oluyor, hatta itirafı oluyor:

      1) Bu davalar bal gibi siyasi. Başka türlü müdahale olamazdı.

      2) Cemaat ve AKP’nin Erdoğan kanadı her konuda aynı cenahta değiller.

      3) Genelkurmay başkanı bu kişiyi kurtarmak için kendisi kefil olmuş. Kefil olabilmek için kendince (ne yazık ki) “darbeci” damgası yememek için “gerekli” gördüğü davalardan bu ismi temizlemeye çalışmış. Eğer doğruysa çok yazık.

      Çünkü Balyoz dahil diğer davalardaki usulsüzlüğün pekala farkındalar. Diğer taraftan, bu isim eğer öyle iddia edildiği gibi ise, o zaman bu da tutuklamaların ne kadar keyfi olduğunu gösterir. Ve başbakanın da isterse o keyfi uygulamayı pekala kaldırabileceğini gösterir.

      Bunların hiçbiri bir demokratik hukuk devletinde olamaz.

      Unutmadan, Genelkurmay da tek kelimeyle yazılıyor bu arada.

      Cevapla

  6. omgorma Says:

    Genelkurmay Başkanı bile AKP’liyse, o zaman ordudan ergenekon/balyoz konusunda destek beklemenin bir anlamı yoktur, tersine bu davalarda bilgi,belge verenler de kendileri gibi görünüyor. Yani bu durumda TSK kendi mensuplarının hapse atılması veya hapiste kalmaları için çalışmış oluyor. Bu kimin ordusu acaba diye sormak lazım. Sanırım ABD’nin ortadoğudaki ordusu, Türk ordusu falan değil. Yazık ki ne yazık…

    Cevapla

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: