Mehmet Baransu ve (gene) güncelleme masalı

Bir okurumuz, Mehmet Baransu’nun geçenlerde Balyoz belgeleri üzerine yolladığı şu Twitter mesajlarını bize iletti:

“Çetin Doğan, kızı damadı ve basındaki çeteleri balyoz 11 nolu cd sahte dediler. Ben de bunlar güncellenmiş dedim. Sıkı durun ne mi oldu?

Gölcük donanmada bu belgelerin ıslak imzalıları bulundu. Sahte denilen belgelerin. Altı kişinin de ıslak parafları var. Sıkı durun şok bilgi

İfade veren emekli Albay Kubilay Aktaş şunu itiraf etti Emir geliyordu biz her 3 ayda bir bunları merkeze gönderiyordukYani güncelliyorlardı”

(http://twitter.com/#!/mehmetbaransu/status/139650826623909888, http://twitter.com/#!/mehmetbaransu/status/139651062968750080, http://twitter.com/#!/mehmetbaransu/status/139651682953990144)

Baransu’nun yazdıklarının gerçekle bir ilgisi yok. Gölcük’ten çıkan belgelerde, zaman çelişkilerini ihtiva eden dijital dosyalardan hiçbirinin güncellendiğine dair bir bilgi çıkmadı. Balyoz darbe belgelerinin ve bunları barındıran CD’lerin güncellenmiş olmadığını bu blogda defalarca gösterdik.

Birincisi, bu belgeler, Baransu’nun bavulunda çıkanlarla aynı tarihleri taşıyor (2003). Yani aynı tarihlerde son kayıtları yapılmış gibi görülüyor.  Güncellenmiş olsalardı üzerlerinde güncellenme tarihleri olurdu.  (Emniyet tutanaklarından birinde bir tek belgenin — o da Gölcük’ten ilk defa çıkan bir dijital belgenin — son kaydının 2008 olduğuna dair bir ibare vardı, o da sonradan Emniyet tarafından düzeltildi.)

İkincisi, belgelerin üzerlerinde ve üstverilerilerinde görülen isimler 2003’te görevde bulunan (ve çoktan görev yerleri değişmiş ya da emekliye ayrılmış) subaylar.  Güncelleme olsaydı güncelleme yapmış subayların isimleri olurdu.

Üçüncüsü, belgelerde bizim dikkat çektiğimiz zamanlama hataları dışında hiç bir “güncelleme” emaresi yok (yani ihtiva ettikler bilgiler 2003’e ait bilgiler). Güncelleme olsaydı, tüm bilgiler topyekün güncellenirdi, neredeyse hepsi eskiye ait kalmazdı.

Dördüncüsü, Kubilay Aktaş’in “üç ayda bir merkeze yolluyorduk” dediği Jandarma’nın İçisleri Bakanlıgı’nın bir genelgesine istinaden yaptıği istihbarat çalısmaları ile ilgili bir ifade.  Balyoz darbe belgeleri ve bunların güncellenmesine dair bir ifade değil.

Daha detaylı ifade edecek olursak: İçinde (ilaç fabrikası gibi) 2003’ten çok sonraki yıllara ait bilgiler bulunan belgelere bakınca şunları görüyoruz:

  1. Bu belgelerin altında belgeleri hazırlayan kişiler olarak isimleri (imza blogunda) görünen kişilerin isim, rütbe, ve görevleri 2002-2003’te görev yapan kişiler olarak yazılmış (Örneğin ilaç depoları ile ilgili belgenin en altında belgeyi hazırlayan olarak görunen subay kadrosuzluk nedeniyle Ağustos 2003’de emekli olmuş). Halbuki bu belgeler 2009’da yeni bilgiler ışığında guncellenmiş orijinal belgeler olsa, imza blogundaki isimler de güncelleme yapılan 2009 tarihinde görevde bulunan subaylar olurdu.  Demek ki, bu belgeleri kim kaydetmişse, belgelerin 2003’de ve o tarihte görevde bulunan kişiler tarafından hazırlandığı izlenimini yaratmak istemiş.
  2. Yine aynı şekilde, güncellenen listelerin üstverilerinde ilk ve son kaydeden kullanıcı isimleri, 2002-2003 senelerinde görevli kişilerin isimlerini gösteriyor.  Yani, belgelerin kaydını yapan şahıslar kendi izlerini örtmeye çalışmışlar, bu belgelerin son kaydının 2002-2003 senelerinde yapıldığı izlenimini yaratmaya çalışmışlar.
  3. Suç unsuru içeren CD’lerin içinde yüzlerce belge var.  Bu belgelerin hepsinin üstverilerinde 2002-2003’ten tarihler görülüyor.  Tüm üstverilerin bu tarihleri göstermesi bu belgelerin sistem tarihi 2003’ü gösteren bir bilgisayarda üretilmiş olduğuna işaret ediyor. Bu belgeler daha ileri tarihlerden bilgiler içerdiğine göre, belgeleri üreten bilgisayarın sistem tarihi geriye doğru değiştirilmiş olmalı.  Yani, birileri 2009 yılında 2003 yılında üretilmiş görünen belgeler hazırlamış.
  4. Söz konusu belgeler 2009’da kullanılan yazılım programları ile değil, 2002-2003’de kullanılan Word programı ile hazırlanıyor. Keza, CD’ler o dönemin yazılım programları ile oluşturuluyor. Dolayısıyla, karşımıza gene aynı olgu çıkıyor: bu belgeleri kaydedenler ve CD’leri üretenler, belgeler ve CD’nin 2002-2003 yıllarında hazırlandığı izlenimini yaratmaya çalışmışlar. Hatta, Balyoz CD’lerinin üzerindeki sahte el yazıları, 2003’te görevli bir subayın not defterinden harfler tek tek kopyalanarak oluşturulmuş.
  5. CD’ler tek oturumda oluşturulmuş ve sonradan ekleme veya çıkarma yapılmamış.  Tüm bilirkişi raporları bunu saptıyor. (CD’lerin üstverisinde oluşturulma tarihi “2003” görünüyor.) Yani sonradan güncellenmiş olmaları mümkün değil.

Kısacası, bu belgeleri 2009’dan sonra üretenler bilgisayar tarihlerini geriye çekip, üzerlerine de 2003’te görevde bulunan subayların isimlerini yazıp belgelerin 2003’te üretildiği izlenimi bırakmak istemişler.

Balyoz CD’lerindeki belgelerin ıslak imzalı asıllarının Gölcük’ten çıktığı iddiasi da tamamen yalan.  Bu iddiaya kanıt olarak gösterilen imzalı tek belge, 2002’de daha seçimler olmamışken ve AKP iktidarı yokken hazırlanmış bir belge.  Sonradan dijital ortama aktarılıyor, tarihi ileri alınıyor ve Balyoz CD’sine konup, Balyoz darbe planı ile ilişkilendiriliyor. (Bunun detaylarını görmek için buraya tıklayınız.)

Baransu, gerçekleri örtbas etmeye çalışarak gazeteci değil sahte belge çetesinin işbirlikçisi olduğunu gözlerimiz önüne seriyor.

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

9 Yorum “Mehmet Baransu ve (gene) güncelleme masalı”

  1. Ogretmen Says:

    Sanıyorum ki, sahte belge çetesi toplumsal bilinc ve belleğimizin ne kadar zayıf olduğunun farkındalığıyla, sahte olduğu konusunda hiçbir kuşku kalmayan Balyoz belgelerine ilişkin yeni bir kurgu-dünya inşa etmeye çalışıyor, İşte tam da bu zamanda bilinçleri tazelemek ve blogda paylaşılanları yaygınlaştırmak yaşamsal önem taşıyor. Neredeyse bir yıldır yazmadığım için, içten içte suçluluk duyuyordum. Son bir yıldır yaşanan hukuk faciaları Ergenekon ve Balyoz ile başlayan hukuk katlinin ne boyutlara geldiğine ilişkin çarpıcı bir resim sunuyor. Buradaki özgül açıklamaların diğer davalardaki hukuksuzluklarla ilişkilendirilmesiyle büyük resmin kavranması çok daha kolay olacak eminim ki… Baransu’nun açıklamaları ile birlikte bir kez daha açıkça ilan edilmiş olan intikam sürecinin önüne ilkesel bir duruşla geçebilmek için bedel ödemek gerekiyorsa, bedel ödemeyi de göze almalı diye düşünerek yanınızda yer almaya beni yeniden kabul etmenizi diliyorum.

    Cevapla

    • trekking Says:

      Sevgili Öğretmen,

      tekrar hoş geldiniz.”Baransu’nun açıklamaları ile birlikte bir kez daha açıkça ilan edilmiş olan intikam sürecinin önüne ilkesel bir duruşla geçebilmek için bedel ödemek gerekiyorsa, bedel ödemeyi de göze almalı diye düşünerek”. Aynen katılıyorum söylediklerinize. Bizde Blog yazarları gibi her türlü bedeli ödemeyi göze almalıyız.

      Baştan beri bu bloğun çok önemli bir misyon üstlendiğini söylüyorum, hatta Blog yazarlarının(Pınar Hn. ve Sevgili eşi Dani’nin) Hasan Tahsin ruhuyla hareket ettiklerini düşünüyorum. O bir Alay Yunan Askerine karşı tek başına karşı çıkan Hasan Tahsin ruhuyla bir Alay mütareke basının ve blogdaki vazifeli trollerin karşına çıktılar.Bir işaret fişeği çaktılar.İlkkurşunu attılar sahte belge çetesine ve onun basındaki işbirlikçilerine.

      Bu yazdıklarım samimi hislerimdir. Ne kendilerini, Ne de babalarını tanırım.Ama bu kadar süredir bloğu takip ediyorum samimiyetlerine inanıyorum. neden?Çünkü yaptıkları iş, objektif olmaları ve dört dörtlük kuyumcu titizliğiyle çalışmaları sonucu bu blog bügüne kadar geldi. Ve bugün blogu izleyeniyorum yazan pek çok arkadaş’ın basındaki hemen hemen bütün kalemlerden bu konularda daha bilgili, daha donanımlı olduğunu düşünüyorum.Eğer ilerde bir gün, Bu karabasandan uyanabilir isek bu bloğun çok önemli bir işlevi yerine getirmiş olduğunu o zaman yaşayanlar göreceklerdir sanırım.

      Şimdi, Bu Mehmet baransu denen tip’in, twitter da paylaştığı şeyler acaba yeni bir dalganın habercisi mi. Daha önce Hakan Büyük’ün evinden çıkan belgeleri burada tartışmıştık. O güne kadar da “Neden ıslak imzalı belge yok” onu tartışmıştık. Hakan Büyük’ün evinden çıkan sözde belgelerde bu açığı giderecek, “kasıtlı hata” veya planların kriminal incelemelerde ele geçmesi durumuyla ilgili olarak belgelerin imzasız hazırlanması, hatta bu yönde alınmış bir karar olabileceği tartışılmıştı.

      Sanki, baransu nun tweetleri bende böyle bir izlenim uyandırdı.aslında geç bile kaldılar. Nisan dan beri, böyle bir kararı, altında Çetin Doğan imzalı kararı bekliyordum doğrusu.

      Bu arada o günlere baktım da ne kadar sıkı tartışmalar olmuş. Kaşif Kozinoğlu’nun Aydınlık’ta yayınlanan notları , Hakan Büyük’ü ihbar eden eleman kadar bile basında sözkonusu olmadı. Ne diyor ihbarı yapan “emekli olmasının ardından yaptığı yasadışı işlere ait belge ve görüntüleri yanında götürmüştür.Yanında götürmesinin nedeni, başına bir iş gelmesi durumunda illegal iş yaptığı üstlerinin kendisine sahip çıkmaması durumunda bunları üstlerine karşı kullanmak istemesidir”.

      Cevapla

  2. Kurmanbek Allahverdiyev Says:

    Mehmet Baransu en son Eksi Sözlük’e karsi giristigi linc kapmanyasi ile baltayi zaten tasa vurmustu. Bu adamcagizi “demokrasi kahramani”, “böyyük gazeteci” olarak adlandirabilen cok fazla insan kalmadi zaten. Bu kötü performansi devam ederse cemaat kendisini oyundan alabilir diye düsünüyorum. Bekleyip görelim.

    Cevapla

  3. kesinofsayt Says:

    Mehmet Baransu’nun twitter linkleri yerine ekran snapshotları almanızı tavsiye ederim. Kendileri yalanları çıkınca tweetlerini silmekte pek mahirdir.

    Cevapla

  4. summary-execution Says:

    Sayın Doğan’ın Mehmet Baransu aleyhine açtığı 100 bin liralık tazminat davası reddedildi.

    Cevapla

    • mavi Says:

      zaman asimi kapsar mi bu tur olaylari? reddedilen bir dava ileri bir tarihte baska bir mahkemede dava olabilir mi?

      dusunun, kac sanik var balyoz davasinda. her bir sanik tazminat davasi acsa belirli gazetelere ve gazetecileri bunlar muhtemelen iflas ederler.

      Cevapla

  5. trekking Says:

    Balyoz Belgelerinin bavulcusu Baransu, Dün twiter da yine çok yakışıksız, pespaye bir tweet atmış Aslı Aydıntaşbaş hakkında. A.A.’nın Taraf’taki istifaların ardından Ahmet Altan ‘a dair yazdığı Özür borcu var yazısına istinaden.

    https://t.co/XmGQo12W

    Bu tweet’in altına duyarlı vatandaşlarımız çok güzel yorumlarda bulunmuşlar. Bir tanesi onun durumuna tam oturmuş.

    AHMET SUNGUR ‏@sungurahmet
    @mehmetbaransu Bir insanın bir belgeye bedenini satabileceğini iddia ediyorsun. Peki bir bavul “belge”ye neresini satar insan? Bilirsin sen!

    Bu kadar seviyesiz bu sözde gazeteci zerzevat birde İmam Hatip Mezunu olucak. Bu kadar insanın vebalini nasıl taşıyacak acaba. Yazıklar olsun. Bunun gibilere kalem verenlere.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: