Emrullah Uslu’nun Gareth Jenkins’e cevabı

Arı Vakfının geçen gün Balyoz üzerine düzenlediği toplantıya katılamadık ama Melih Aşık’ın yazısından anladığımız kadarıyla Gareth Jenkins sunumunda bizim blogumuzda belgelediğimiz zamanlama çelişkilerini gösterip, Balyoz belgelerinin sahte olduğunu söylemiş. Buna Emrullah Uslu’nun verdiği karşılık, kimilerin hala kendilerini ve başkalarını nasıl bir yanıltma çabası içinde olduğunu gösteriyor.

“Gareth Jenkins bir kanıtın sahte olması bütün davayı çökertmeye yeter, derken biz en çok bu soruya Taraf gazetesi yazarı Emrullah Uslu’nun vereceği yanıtı merak ediyorduk… Uslu, Jenkins’in kuşkularında haklı olduğunu ancak bu çelişkilerin sonradan arşiv çalışmaları sırasında meydana gelmiş olabileceğini söyledi. Salonda kimse bu açıklamadan bir şey anlamadı.”

Aynı olay toplantıya katılan bir başkası tarafından şöyle anlatılıyor:

“At a seminar I attended yesterday, some of this was put to Professor Emrullah Uslu of Yeditepe University, a defender of the case. His explanation was that the military must have continued updating lists of NGOs long after the entire plot had been shelved, something that he said was in line with their archiving policies.”

Bizim anlayabildiğimiz kadarıyla, Uslu 1. Ordu’da bir güncelleme çalışmasından bahsediyor. Fakat söylediklerinin doğru olması halinde bile, söz konusu CD’lerin sahteliğini teyit ettiğinin farkında değil.

Hatırlatalım:

  1. Zamanlama hataları bulunan tüm listeler, diğer Balyoz belgelerini de ihtiva eden 11 no.lu CD’den cıkıyor.
  2. Hem Taraf gazetesinin hem Iddianamenin ileri sürdüğu sav, bu 11 no.lu CD’nin Mart 2003’te Çetin Doğan için özel olarak hazırlandığı.
  3. Bu savı doğruladığı iddia edilen temel “kanıt,” CD’nin ve içindeki belgelerin (üstverilerinde görülen) tarihlerinin Mart 2003 ve eveli olması.

Biliyoruz ki, söz konusu belgeler 2009’a kadar uzanan bir zaman dilimini içeren bilgiler ihtiva ediyor. Demek ki en son güncellenme (en erken) 2009’da yapılmış.

O halde bu güncellenmiş belgeler nasıl oluyor da 2003’te Çetin Doğan için hazırlandığı iddia edilen bir CD’nin içinden çıkıyor?

Uslu’nun söylediklerinin bizi tek götürebildiği nokta, Taraf’a teslim edilen bu CD’nin (ve aynı bilgilerin bir kısmını ihtiva eden diğer iki CD’nin) 2003’tan çok sonra üretilmiş olduğu, dolayısıyla üstverilerinin maksatlı olarak değiştirilmiş olduğudur.

Kısacası, Balyoz CD’lerinin sahte olduğudur.

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

5 Yorum “Emrullah Uslu’nun Gareth Jenkins’e cevabı”

  1. kayaayse33 Says:

    Belgelerin sahte olduğunu Taraf gazetesi bilmiyor mu? Taraf zaten sahte belge üretenlerin tarafıdır.

    Cevapla

  2. Fenerant Says:

    Belgelerin sahte olduğunu Uslu, aşağıdaki ifadesi ile teyit ediyor.
    “Uslu Jenkins’in kuşkularında haklı olduğunu ancak bu çelişkilerin sonradan arşiv çalışmaları sırasında meydana gelmiş olabileceğini söyledi.”

    Esas sorgulanması gereken Uslu sonradan düzenleme yapıldığını nereden bildiğidir?
    Yoksa sahte belge üretme işinin içinde o da olmasın?

    Cevapla

  3. selimyavuz Says:

    O zaman Emrullah Uslu sahte CD’nin ve 2009’a ait bilgiler iceren belgelerin Tubitak raporuna gore niye 2003 tarihli oldugunu da aciklayiversin bi zahmet.

    Su anda tum iddialarin uzerine dayandigi 11 ve 17 no’lu CD’lerde en azindan tarih sahteciligi oldugu ispat edilmistir.

    Insanlarla dalga mi geciyorlar? Kac kisi aylarca hapis yatti.

    Cevapla

  4. drunkenknight Says:

    “…
    eğer bu işlere hiç bulaşmasalardı… boylarından büyük oyunlara kalkışmasalardı… cemaat’e sırtlarını dayayıp her şeyi yapabileceklerini düşünmeselerdi… türkiye’yi jurnallemenin, kötülemenin, bu ülkenin yegane koruyucusu askere saldırmanın karşılığının olmayacağını sanmasalardı…

    kimse onlara dokunmazdı… hiçbirimiz ilgilenmezdik… umursamazdık. işlerini yapan memurlar olarak kalırlardı.

    emrullah uslu, uslu uslu utah’ta dolaşmaya devam ederdi…

    ortağı önder aytaç da polis akademisi’nde ders vermeye…

    ama yetmedi bu onlara… sadece akademisyen olmak ya da doktora yapmak kesmedi. polisin evrensel kuralı “hizmet etmek ve korumak” onlara işlemedi.

    oysa meydan boş değil. onlar misyon gazetelerinde her türlü kurum ve kişiye saldıracaklar, her türlü yalanı yazacaklar, iftira atacaklar, tehditler savuracaklar ve onlara karşı gerçek gazeteciler hiçbir şey söylemeyecek, öyle mi?

    güneydoğu’daki olayların sorumlusunun ergenekon olduğunu savunacaklar mesela? “polisin gayriresmi görüşünün bu olduğunu” yazmayacak mıyız? yazınca küfrediyorlar, tehdit savuruyorlar çünkü.

    yaşar büyükanıt’ı yıpratmak için yapılan kampanyanın merkezi utah’ta bulunmaları yadırganmayacak mı? bunu söyleyince “adi ve aşağılık” diyorlar. her kimse o “fabrikatör”den emir aldığımızı ima ediyorlar.

    beyler, maalesef öyle değil. maalesef işler sandığınız gibi işlemiyor. kendinizle karıştırmayın, siz kimden emir alıyorsunuz, hangi cemaat’in kanadı altındasınız bilmem.

    ama bildiğim bir şey var ki ben gazeteciyim. hakkınızda haberler yapanlar da sadece gazeteci.

    siz bir şeyler yazarken, başkaları da sizin yazdığınızın gerçeğini elbette yazacak.

    basını taraf gibi yalancı bir yayın organından ibaret zannediyor olabilirsiniz, ama bu ülkede gerçekten gazetecilik yapmak isteyenler de var. ve onlar her gün sizin yalanlarınızın peşindeler.

    nihayet yaptığımız gazetecilik sonuç verdi.

    o küçük köşesinde kendi kendine komplolar kuran emrullah uslu adı artık kamuoyuna mal oldu. kendi görev tanımının dışına çıkan başka polisler gibi o da deşifre oldu.

    psikolojik harbin bir piyonu olarak.

    şimdi emrullah uslu tam sekiz senedir çıkamadığı (ve “okyanus aşırı uçamaz” raporlarıyla bunu meşru kılmaya çalıştığı) amerika’dan çağrılıyor. dönmek zorunda. dönecek ve orada ne yaptığını anlatacak. türkiye kamuoyu ondan bunu bekliyor.

    ne demek “okyanus aşırı uçamamak”, bunun hesabını vermeli.

    bu işler öyle köşede tehdit savurmakla, hakaret etmekle olmuyor.

    ne işi vardı utah’ta? türkiye’de psikolojik harbe katkıda bulunan belgelerde parmağı var mı? bu belgeleri o mu ele geçirdi ve utah’tan türkiye’ye servis etti?

    cemaat’in rolü nedir bu işte?

    bütün bunları açıklamasını bekliyoruz.”

    (Bkz…Ekşisözlük – Emrullah USLU)

    Cevapla

  5. Marleen Says:

    We attended the meeting of the Ari movement as well, and were surprised at the counter argument of Uslu (regarding the data on the 11th cd). According to him, it is common practice for the archives of the military to be updated continuously and automatically, and thus the lists of the army prepared for the seminar in March 2003 were updated all the way up to the present days (2010), with the result that for example Yeni Ilac was listed as Yeni Ricordati Ilac on the cd (even though it wasn’t until 2009 that Yeni Ilac was bought by Ricordati which led to its name being changed in Yeni Ricordati Ilac). This argument is so nonsensical that it is even hard to reproduce! Because even if it would be true, then who went through all that trouble to make it look like the cd was produced in March 2003?? This way it is even more clear that the CD is a fabrication of dangerous people who will do ANYTHING to get dissidents behind bars…

    Those who are not behind bars yet fear that they will be before long. The media, who is openly choosing sides even before the trials have begun (what about the presumtion of innocense?) threaten those who point out the injustice and unlawfulness of it all. Even during the Ari meeting, journalists of Zaman newspaper -who had agreed that this was a non-political meeting in which all should be able to openly speak their minds without fear- prepared an article as Jenkins was speaking, and had it published during the lunch break. Their article bore the title “jenkins yine Balyoz saniklar icin is basina” (Jenkins at work again for the Balyoz suspects), whereas it is clear that Jenkins is far from trying to defend anyone except the rule of law. FUrthermore the article referred to the work of the Ari movement as ‘anti democratic’, whereas both Emrullah Uslu and his pal, Onder Aytac, had plenty of opportunity to speak their minds, and Zaman, Taraf and Samanyolu were invited, too… I could go on and on about this meeting, as indeed I do every day. I hope that by telling everyone around me of the things that are happening here, the eyes of Europe and America may be opened, that they will finally see that they have helped creating a monster (again).

    May God protect Turkey, as it is no longer protected by the rule of law…

    Cevapla

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: