Liberallerin sağır eden sessizliği

Türkiye’de olup bitenlerde aklımızın ermediği çok şey var ama “liberallerin” Ergenekon-Balyoz davalarında takındıkları tutum şüphesiz bu listenin en başlarında yer alıyor.

Son birkaç haftada gene bazılarıyla temas edip, elimizdeki kanıtları onlarla paylaşmaya çalıştık.

Sonuç, hep aynı: sessizlik.

Alper Görmüş’e bir aralar bizim yazdıklarımıza cevap vermeye çalıştığı için elimizdeki yeni bulguları yolladık.

Cevap yok.

Eyüp Can’a yazıp, İngilizce yayımlanan bir makalemizin tercümesini Radikal’de yayımlama isteğimizi aktardık.

Cevap yok.

Yasemin Çongar’la Taraf gazetesinde günlerce tefrika edilen Kafes ve Balyoz iddialarının sahte belgeler üzerine inşa edildiğini gösteren kanıtları paylaştık.

Cevap yok.

Ali Bayramoğlu, bir yandan Hanefi Avcı’ya arka çıkarken öte yandan Kafes ve Balyoz davalarının gözden düşürülmemesini vurgulamıştı. Biz de ona bu davalar üzerine bulgularımızı yolladık.

Cevap yok.

Şahin Alpay, sağolsun, bir kez cevap yazdı, “Türkiye hiç bu kadar sivil ve demokratik olmamıştı” dedi.  Bize yarım saat ayır, sana en azından Kafes ve Balyoz belgelerinin sahte olduğunu ispat edelim, belki o zaman Türkiye’nin demokrasi yolunda vardığı noktayı değişik yorumlarsın dedik.

Gene cevap yok.

Diyebilirsiniz ki, ne de olsa biz Balyoz’un bir numaralı sanığının yakınıyız.  Bu liberaller bizi niye muhatap alsın?

Ama biz bu yazdıklarımıza “aman Çetin Doğan şöyle iyidir, böyle iyidir, bu gibi şeyler yapmaz” gibi argümanlar sunmuyoruz, ya da “ailece çok sıkıntı çektik bu olanlardan” diye yakınmıyoruz. Onlardan merhamet ya da özel ilgi talebimiz de yok. Eninde sonunda, uluslararası saygınlığı olan iki akademisyen ve araştırmacıyız. Kendimizi övmek gibi olmasın ama boş yazıp çizmeyen, sebep-sonuç ilişkilerini irdelemesini bilen, ortaya atılan savların somut bulgularla desteklenmesi gerektiğini bilen kişileriz.

Onlardan istediğimiz sunduğumuz kanıtları dikkate almaları, Türkiye’nin geçmekte olduğu süreci bu kanıtlar ışığında değerlendirmeleri.

Onların istediği?


Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

8 Yorum “Liberallerin sağır eden sessizliği”

  1. Ömer Şahin Says:

    Duymadınız mı? Bi taraf olanlar bertaraf olur. Onlar taraflarını çoktan seçmiş. Taraf olan birinden nasıl adalet beklersiniz ya da karşılarında oldukları fikirlerin haklılığını görseler bile söylemelerini. Ya çok safsınız ya da çok iyimser.

    Bu arada ben de tarafımı seçtim. Benim tarafım aklın ve bilimin ve de adalet terazisinin kör gözleri.

    Cevapla

  2. Tarik Says:

    balyoz davasıyla ilgili tespit ettiğiniz çelişkiler savunulacak gibi değil. galiba bu insanlar artık “evet bu dosyalarla oynanmış. birileri sahte kanıt yaratmış. yine de çetin paşa cumhuriyetçi, laikçi değil miydi? bu vesileyle hapse atılıp itibarsızlaştırılması olumlu bir şeydir. bunu kurcalamayalım” diyorlar. Kusura bakmayın ama korkunç da olsa benim aklıma bundan başka bir cevap gelmiyor. Bu kadar vicdansızlaşmış, bu kadar gerçeğe, hakikate ve adalete yabancı bir zihniyetin, bir TARAFtar zihniyetinin ülke basınını getirdiği yer ortada. İnsanlara bunların sahte olduğunu kanıtlamanızın hiçbir önemi yok. Onların derdi bunun gerçek olup olmadığı değil ki! Tek dertleri bu insanların öyle ya da böyle hapsedilip, itibarsızlaştırılması. Buna türkiyede liberallik, demokratlık diyorlar. 28 şubatı bire on katıp anlatanlar kendi “taraf”ları iktidardayken akıl havsala almayacak adaletsizliklerin gönüllü avukatlığını yapıyorlar. Mide bulandırıcı bir karakter sınavı.

    Cevapla

  3. Bedri Says:

    Sayın Pınar-Dani,Ülkemizin içerisine düştüğü girdap’tan nasipleniplenerek sarhoş olanların vurdum duymazlığını anlıyoruz. Bunların beyinleri, gönül gözleri gerçekleri görmemeye,göstermemeye proglamlanmış. Benim anlamakta zorlandığım, ülkemizi bu girdaptan çıkarmaya soyunmuş görünen siyasi partilerin; sahteciliği ortaya çıkmış, içerisinde bir kısım siyasilerin, polislerin, savcı ve hakimlerin yer aldığı, kesin kanıtlarla günyüzüne çıkmış “davaların” sorgulanmasında, bunları parlamentoya taşınmasında neden pek isteksiz davrandıkları ve de seslerinin niçin hala çok cılız çıktığıdır. Acaba kendilerinin ve kurumlarının TSK’yı savunma konumunda gösterilmesinden mi çekiniyorlar? Hukukun, adaletin paspas edildiği, bir kısım savcı ve hakimlerin “cemeatin” güdümünde olduğu bir ortamda, “iş adalete intikal etti, biz karışmayalım” deniyorsa bize “yandı gülüm keten helvası” demekten başka bir şey kalmıyor demektir. Halk adına siyasete soyunanların herşeyden önce “ürkek” olmamaları gerekir. Namuslu kalmak ve namusu korumanın yolu, “en az namusuzlar kadar cesur olmaktan geçtiği” bilinmiyor mu? AKP ve onun yeşerttiği çağdışı, adaletsiz düzenden kurtulmanın yolu herşeyden önce, Devlet Güvenlik Mahkemeleri yerine 2004 yılında AKP iktidarının kurduğu “Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemelerinin”, bu mahkemelerde görev yapan bir kısım hakim ve yetkili savcıların aldıkları kararların ve yaptıkları “icraatların” mercek altına alınması gerektiği anlaşılmalıdır. Siyaset-Emniyet-Yandaş Medya-Beşiktaş Adliyesine uzanan ve Silivri Kampüsü’de noktalanan “tezgahları” ortaya çıkarılmasını isteyenlere yeterli miktarda malzemeyi bıkmadan, usanmadan kurduğunuz “Çetin Doğan ve Gerçekler” sitesinde ortaya koydunuz. sayın Kılıçdaroğlu’nun iyi bir “Odatv” okuru olduğundan büyük mutluluk duydum. Yandaş medyaya karşı mücadelede internet elimizdeki en önemli güçlerden birini oluşturuyor. Kılışdaroğlu ve gerçeğin peşinde olan bütün siyasetçilere tavsiyem bir saatlik zaman ayırarak “adaletin” ülkemizde düşürüldüğü durumu anlayarak, seslerini “ürkmeden” ve hiçbir bahanenin ardına saklanmadan yükseltmeleridir. Gerçekleri haykırmadan, adalet için “çığlık atanları” dinlemeden hiçbir yere varılamayacağı binmelidir.

    Cevapla

  4. Fenerant Says:

    Sevgili Bedri@

    “2004 yılında AKP iktidarının kurduğu “Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemelerinin”, bu mahkemelerde görev yapan bir kısım hakim ve yetkili savcıların aldıkları kararların ve yaptıkları “icraatların” mercek altına alınması gerektiği anlaşılmalıdır. ” diye değerlendirmede bulunmuş. Esas sorgulanması gereken en önemli hususlardan biri de bu konudur. Belki de ilerde yapılacak soruşturmaların temeli bu olur.

    Cevapla

  5. TS Says:

    Taraf gazetesi ve bazı yazarlarına güvenim yoktu ama Alper Görmüş bende objektif tartışılabilecek birisi izlenimini veriyordu. Büyük Ortodoğu Planı konusundaki ısrarına katılmasam da yine de objektifliğine güveniyordum. BOP yazısının sonunda, Balyoz davasındaki çelişkilerle ilgili diğer iddiaları tartışmaya devam edeceğini söylemişti. takip eden günlerde üstüste yeni çelişkiler açıkladınız. Görmüş o günden sonra bir daha bu konuya hiç dönemdi. Üstelik okurlarına “devam edeceğim” diye söz vermiş olmasına rağmen. Neredeyse 2 ay olacak, tık yok! İletişim çağındayız. Bu blogu onbinlerce kişinin takip ettiği kesin. Muhtemeldir ki Taraf’ın tirajından daha fazla sayıda insan bu çelişkileri blogunuzdan okuyorlar. İnsanın, bir yazar, bir gazeteci ve aydın olarak hakikate değin azami sorumlulukları olması lazım. En azından kişinin kendisine saygısı. İnanılır gibi değil! Bu yalanlar duyulmaz mı sanıyorlar? Nasıl rahat uyuyorlar?

    Cevapla

  6. Bulent Murtezaoglu Says:

    Mahkemede gorulmesi gereken isi basin ve bloglar araciligi ile gormeye calisiyoruz. Yani delillerin degerlendirilmeleri, iddialarin desteklenmesi vs. aslinda mahkeme salonunda olmasi gereken seyler. Bu bu tur davalarda yapamadik hicbir zaman gibime geliyor. O derece ki, acik yargilamalar devam etmesine ragmen basin da durusmalarda olanlari nakletmiyor, boyle bir beklenti veya talep de yok besbelli ki okurlardan. Su anda olmakta olan bana da kusurlu hatta ayip gibi gelse de, memleketi (ve bunlarin pesine dusecek gibi gozukmeyen milleti) bu hale AKP’nin getirmedigini, problemin eski oldugunu aklimizda tutmamizda fayda oldugunu dusunuyorum. (Dani bey belki hatirlar, WSJ makalesi icin de benzer seyler demistim.)

    Asinda yukarkini yazmak icin tiklamamistim. Listede o Ingilizce yazilmis olan “Ergenekon is our reality” (miydi?) dokumanini yazanlara yaptiginiz cagriyi goremedim. Gozden mi kacmis, yoksa bulusup konusabildiniz mi?

    Cevapla

  7. Dani Rodrik Says:

    Bulent bey hakli; sorun eskilere gidiyor. Ancak bizim anlamakta zorlandigimiz sey, bu olanlari destekleyen AKP hukumetinin demokrasi ve insan haklari soyleminin destek ve kabul gormesi.

    “Ergenekon is our Reality” raporunun yazarlari elbette ki cagrimizi cevapsiz biraktilar. Digerleri gibi.

    Cevapla

  8. eminkk Says:

    “Onların istediği?”
    Bu yazarların maaşını siz vermiyor musunuz? diyen sözde demokrat zihniyetin sözcülüğünü yapıp patronlarının gözüne girmek. Bu uğurda muhaliflere haksızlık, hukuksuzluğa destek vermek…

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: