Emniyet Kriminal Balyoz CD’lerindeki sahte yazıları nasıl farketmedi?

11 ve 17 no.lu sahte Balyoz CD’lerinin üzerindeki “Or.K.na” ve “K.özel” yazılarının makina ürünü olduğuna dair iki bilirkişi raporunu burada yayımlamıştık (buraya ve buraya tıklayın). CD’lerin yakından çekilmiş fotoğraflarının savunmaya verilmesi defalarca reddedildiği için bu bilirkişi incemeleri çok gecikmeli olarak yapılabildi.

Sahte belge çetesi en erken Ağustos 2009’da (bakınız Yeni Recordati İlaç) oluşturdukları ve tüm Balyoz belgelerini içeren CD’lerin üzerine bu yazıları yazmak için, yine ellerinde bulunan (Baransu’nun bavulundan çıkan) Süha Tanyeri’ne ait el yazısı not defterini kullanmışlar. Bu defterdeki kimi karakterlerden birer şablon oluşturup, “Or.K.na” ve “K.özel” yazılarını bu CD’lerin üzerine (autopen türü) bir makina ile yazmışlar. Zira, Tanyeri’nin not defterinden şablonu oluşturmak için kullanılan karakterle CD üzerindeki karakterler birebir örtüşüyor.

Örneğin, aşağıda 11 no.lu CD’nin üzerindeki “Or.” ve ”K.” karakterlerinin Süha Tanyeri’ne ait not defterindeki (emniyet tarafından) 1510 numarası verilen sayfadaki karakterlerle birebir aynı.

Ancak, bu tür makinalar imza ve yazı taklit etmek amacıyla üretilmediği için, yapılan sahtecilik çok basit bir inceleme ile hemen ortaya çıkıyor. Bu makinaların kullanım amacı, yazının yazılışını taklit etmek değil, yazının (çoğu zaman bir amblem, vs.) aynısını bir yüzeyde oluşturmak. Dolayısıyla,  makina yazı karakterlerini CD üzerine aktarırken ille de karakterlerin oluşturulduğu yönü izlemiyor (yani kararkterleri tersten yazabiliyor). CD’deki yazıdaki mürekkep yoğunluğu da  karakterlerin oluşturulma yönünü ortaya koyduğu için sahtecilik hemen sırıtıyor.

Örneğin, aşağıda 11 no.lu CD’deki yazıların resmini görüyorsunuz. C-11 yazısı Emniyet tarafından, CD’yi numaralandırmak için (elle) yazılmış olan yazı. “Or.K.na” ise, Süha Tanyeri’nin yazı karakterlerinden oluşturularak makina ile yazılmış yazı. Mürekkep yoğunluğu (koyu top şeklinde) harfin bittiği yerde oluşuyor.

Elle yazılan C-11‘in nasıl aktığına ve makina ile yazılan Or.K.na‘da O, K, n ve a harflerinin nasıl aktığına bakın.

Bütün bunları daha önce de yazmıştık. Şimdi davanın ek klasörlerini yeniden tararken görüyoruz ki soruşturma aşamasında Emniyet kriminal uzmanları CD’ler üzerindeki yazıların incelemesini yaptıkları halde bu kadar bariz bir sahteciliği tespit edememişler.

Asağıda kesidini gördüğünüz 11 Mart 2010 tarihli Emniyet Kriminal raporunda “(…) 19 adet CD üzerindeki el yazılarının (…) Süha TANYERİ (…) isimli şahısların ellerinden çıktığını gösterir nitelikte kaligrafik ve grafolojik bulgulara rastlanılmamıştır” deniyor. (Rapora buradan ulaşabilirsiniz; Ek klasör no. 4, dizin no. 239-240.)

Bu doğru, çünkü CD’lerin üzerindeki yazılar Süha Tanyeri’nin elinden çıkma değil.

Ancak, bu incelemeyi yapan aynı kriminal uzmanlar, Süha Tanyeri’ne ait olan ve sahte yazıların oluşturulmasında kullanılan not defterini de incelemelerine rağmen defterdeki karakterlerin CD’dekiler ile benzerliğini (hatta kimilerinin birebir örtüşmesini) “farketmemişler.”  Ki Taraf ve Zaman gazetelerinin “uzmanları” sadece not defterinin taranmış sayfaları ve CD’lerin fotoğrafları üzerinden yaptıkları incelemeyle CD’deki yazıların Süha Tanyeri’ne ait olduğunu ileri sürmüşlerdi. Bu yazı karakterleri arasındaki benzerlik bu kadar barizken–belki de sahteciliğe dikkat çekeceği için–bundan hiç bahsedilmemesi, üstelik  sahtecilik emaresi olarak CD’deki kimi karakterlerin tersten aktığına işaret edilmemesi emniyet uzmanlarının görevlerini (en azından) ihmal ettiğini gösteriyor.

Abone ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

108 Yorum “Emniyet Kriminal Balyoz CD’lerindeki sahte yazıları nasıl farketmedi?”

  1. merttalay Says:

    Bir kac nokta:

    1. C-11 yazisinda oklari blog yazarlarinin cizdigi yonun tam tersine cizip bakin. Yine ayni sonuca ulasirsiniz, ornegin C harfinin ust ucunda da murekkep yogunlugu var. Yani karakterlerin hem basinda hem sonunda murekkep yogunlugu mevcut, iki yonu de secebilirsiniz.

    2. Or-K-na yazisindaki r harfinde ve iki adet cizgide neden bahsedilen ayni yonu goremiyoruz? Oyle ya, madem Or- ibaresi ayni yerden kopyalanmis, neden bu yon sadece O harfinde var da diger iki karakterde yok?

    3- Or-K-na yazisinin Or- ve K- kisimlarinin not defterindeki benzerleri gosterilmis. Geri kalan “na” kismi nereden kopyalanmis? Soz konusu defterde “na” ifadesi hic gecmiyor mu? Eger geciyorsa ve CD’dekine benzer degilse, bunun aciklamasi ne olabilir?

    Not: Her zamanki gibi savcilarin iddialari yanitlamak ile yukumlugu oldugunun altini cizerim.

    Cevapla

    • Emrah Ünal Says:

      Merttalay, uzman değilim, yanıtım sizi tatmin edecek kadar teknik olmayabilir ama, çıplak gözle görebildiklerim şunlar:

      1. C-11 yazısında ve “Or.” ibaresinin r harfinde, harflerin iki ucunda da mürekkep yoğunluğu olması normal, fakat harfin tamamlanıp kalemin kaldırıldığı noktalarda oluşan mürekkep yoğunluğu, sıvının yüzey gerilimi yüzünden mavi boncuk biçiminde kendini gösteriyor ve yazarken yapılan hareketin yönünü belli ediyor.
      2. Blog yazarları, aygıtın her harfi mutlaka normal elle yazım yönünün tersinde yazdığını savunmuyorlar. Alıntı: “(…)makina yazı karakterlerini CD üzerine aktarırken ille de karakterlerin oluşturulduğu yönü izlemiyor (yani kararkterleri tersten yazabiliyor)”
      3. Bunca bariz örneğe rağmen “na” ibaresinin nereden bulunduğunun blogda belirtilmemiş olmasını şüpheyle karşılılamanız bilimsel şüphecilik adına güzel bir şey. Fakat bu şüpheciliği keşke tek yönlü yapmasanız…

      Durum bazen öyle bir hal alıyor ki, “Süha Tanyeri, Balyoz davasından yırtmak için harfleri tersten yazmış!” diye bir haber çıksa, “Vay be, ne kurnaz bu balyozcular ergenekoncular” deyip inananlar olacaktır, hiç şaşırmam.

      Cevapla

    • Olasılıksız Says:

      Uzman olmamakla birlikte sanıyorum bir tez ileri sürebilirim bununla ilgili olarak;

      – Ref. verilen Süha Tanyerinin el notlarının 1510 nolu sayfasındaki yazı incelendiğinde 8 adet büyük K harfi var. Bunlardan 6 adeti “K. lığı” şeklinde. Bu “K.” yazımlarından 2 tanesi dahi birbirine benzemiyor. CD üstünde %100 benzeşmesi bu yönüyle çok anlamsız.
      – Ref verilen sayfada Süha Tanyerinin yazıları çok bariz şekilde sağa yatık… Halbuki CD üstünde dike yakın bir yazı var.
      – Ref verilen sayfada “na” eki yok… Ama çeşitli “a” ve “n” harfleri var. Bu harfler CD üstündekine hiç benzemiyor. Tanyeri “a” ve “n” harflerini genellikle kandinden sonra gelen harfle birleştirmiş ve oldukça yatık yazmış. Dolayısıyla “na” kısmı ya başka biri tarafından yazılmış, ya da mevcut harfler modifiye edilerek eklenmiş.

      Sanıyorum bu nedenlerle Emniyet Kriminal Lab. da yazıyı Tanyeri’nin yazısına benzetememiş.

      “Or. ve K.” kısımlarının %100 benzeşmesi bir insan eli için imkansız bir olay. Bunu kasıtlı yapmaya çalışsanız dahi beceremezsiniz. Sonuçta KOPYALANDIĞI konusunda tereddüte yer bırakmıyor. Bir yazının içinde tek bir harfin dahi %100 kopya olduğunu göstermeniz o yazının sahte olduğunu göstermek için zaten yeterlidir. Hiç kimse kendi yazısını bir cihaz yardımıyla kopyalamaya çalışmaz. Eğer bir kopyalama yapıldıysa bu olay o kişinin iradesi dışında olmuştur ve kasıtlıdır.

      Yani “na” kısmının metinler içinden bulunup “aha buradan kopyalanmış” denilmesine gerek yok. Sadece “K.” harfi veya “Or.” yazısı bu sahteciliği ispatlama yeterli.

      Cevapla

  2. trsaby Says:

    mertalay,

    Söylemiş oldukların ile, yazıların orijinal olduğunu açıklamamakta, tam tersine sahte olduğunu bir kere daha ispatlamaktadır.

    Eğer varsayıldığı gibi harfler bir program tarafından kopyalanmış ise, program algoritması harfilern yazım başlama noktasını belirlediğinden, harflerin doğru yönde yazılmaya başlama olasılığı % 50 dir. Görülduğü gibi, bazı harflerin yazılması beklenen yönün tersinde, bazılarının da beklenen yönde yazılmış olması makina ile kopyalandığını savını doğrulamaktadır. Bu konuda başvurulması gereken kişi bence Suha tanyeridir. Suha Tanyeri eğer K harflerini yukardaki gibi yazıyor ise belge orijinal, değilse sahtedir. Acaba dünya yüzünde kaç kişi K harflerini yukardaki gibi yazmaktadır?

    Ayrıca , defterden kopyalandığı iddia edilen imaj ile CD nin üstündeki imaj aynı boyutlara getirldiğinde, harflerin bire bir üst üste çakıştıklarını blog yazarları iddia etmişlerdi, eğer bu önerme doğru ise sahte olma olasılığı % 100dür. Siz hiç bir harfinizi aynı şekilde yazamasınız, ancak makina yazar.

    Cevapla

    • blue Says:

      Emniyet teşkilatındaki uzmanlar böyle bi benzerligi nasıl görmezlikten gelirler
      diye insan kendine sormadan geçemiyor… Madem bi olay kişi veya kurumu yıprakmak için plan ve benzezi hıkayeler uyduruyosunuz bunun hakkını verin böyle ufak tefek ayrıntıları atlayıp insanların aklını bulandırmayın

      Cevapla

    • blue Says:

      Burda esas tartışılması gereken yazıların benzer olup olmadıgı değil işin o kısmında bence tartışılacak bişey yok …. esas önemli olan kısım devletin polisi bunu nasıl veya neden atlıyor bence en önemli sorun bu kimse burda yazılarla alakalı bişey söylemesin bence yazılar arasındaki benzerlik çok açık ve net bir şekilde gözüküyor… bunu görmezden gelen emniyet teşkilatındaki memur veya memurlar konuşulmalı bence … Neyin öcünü almaya çalışıyorlar bu kadar hırs ve kin nerden geliyor bunu sorgulamak gerek

      Cevapla

  3. Can Acar Says:

    Yine bir senaryo. Kişiler ve olaylar tamamen hayal ürünü …

    Mart 2010, EGM İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı

    Uzman-1: Tüm yazıları karşılaştırdım. İlk bakışta CD-11 ve CD-17 üzerindeki yazılar Süha Tanyeri’nin yazısına benziyor. Aletle kopyalamışlar.

    Uzman-2: Nasıl yani? CD sahte mi?

    Uzman-1: Yazı sahte sonuçta.

    Uzman-3: Aman oğlum! Bunu yazarsak bizi ya sürerler ya Ergenekoncu yaparlar.

    Uzman-2: Sonuçta yazı Süha Tanyeri’nin değil, öyle değil mi?

    Uzman-1: Doğru, o yazmamış.

    Uzman-3: Tamam, yaz o zaman, … isimli şahısların ellerinden çıktığını gösterir nitelikte kaligrafik ve grafolojik bulgulara rastlanmamıştır.

    Aralık 2010, Bilinmeyen bir yer …

    Çeteci-1: Doğan’ın kızı ve damadı olacak o *beep* kitaplarıyla televizyona çıkıp duruyor. Üç belgeyi doğru düzgün hazırlayamadınız! *beep* *beep* *beeeeeeep*!

    Çeteci-2: Deme öyle abi. O kadar uğrastik. CD üzerine makineyle yazı bile yazdık.

    Çeteci-3: Sahi ne oldu o yazılar? Kimse bahsetmiyor. İddianamede de yok.

    Çeteci-2: Ne bileyim abi. Farketmediler herhalde emniyette.

    Çeteci-1: Donanmadaki belgelerin ortaya çıkmasına daha var. Şu yazıları sızdırın bakalım, biraz zaman kazanırız.

    Ocak 2011: …

    Zaman: “İşte Balyoz planının kozmik CD’leri”

    Taraf: “11 numaralı CD’deki el yazısı Süha Tanyeri’nin mi”

    Cevapla

  4. Solmaz Türk Says:

    İmal ettikleri sahte belgeler yüzünden ordunun en seçkin subayları adeta tutsak edildi.Bunları yapanların şerefi,dini,imanı .Allah korkusu yok.Bunlar yaratık,insan bile değil.Allah bin kere belalarını versin,ömürlerinin sonuna kadar iflah olmasınlar,son nefeslerinde bir yudum su verecek kimse bulamasınlar yanlarında.Vatan haini,alçaklar.,

    Cevapla

    • blue Says:

      Yıllarca benım verdiğim vergiyle gezdi tozdu o senın seçkin subayların Solmaz Türk..
      hep lüks ve konfor içinde yaşadılar mehmetçik hakkarıde şırnak ta tuncelide pusuya düşerken kanını ortaya koyarken onlar zevk ve sefa peşindelerdi Allah razı gelmez böyle işee… Askerin orda kelle koltukta nöbet tutarken,senın o seçkin saygın paşaların Golf oynamakla meşgul dü. Kimse Mehmetçiğin hayatı üzerinden nemalanamaz Allah razı gelmez yıllarca memleketieti sömürdü askerler terör belası var diye bitirmediler bile bile yoksa ne olucak 3/5 tane çabulcuya pabuç bırakırmı Türk ordusu ama terör biterse nasıl her istediğini yaptıracak komutanlar nasıl idare edicekler memleketi… bana kimse martaval okumasın bir tane paşa gördünüzmü şehit olan çatışma alanına gelen askeri destekleyen yok neden önce bunu sorun sonra bidaha tekrar düşünün …

      Cevapla

    • blue Says:

      Artık buna bir son vermenın vakti geldi terör terör diye diye memleketi yedi bitirdi askerler bitrmediler örgütün işini ki ellerinde koz olsun bakın terör var biz sizi koruyoruz Türkiyenın basından terör giderse askerin forsu düşecek ti sankii
      Binlerce evladımız öldü bu uğurda hep o senın seçkin paşalarının lüks ve güç içinde yaşamayı istemeleri yüzünden oldu bunlar isteselerdi bitiremezlermiydi bu zaman kadar …. Ama bitse bu saltanatta bitecek diye korktular altlarındaki Mercedesler , hanımlarının altlarındaki arabalar kapılarınıda bekleyen askerler hepsi bi anda uçacak diye korkuyolar iş o gün geldi saltanat devri kapandı artık hesap zamanı …

      Cevapla

      • Solmaz Türk Says:

        Sahte belgeleri imal edip suçsuz insanların günahlarını alanları lanetlerken niye oradan zıplayıp asker düşmanlığı yaptınız?O yetiştiğiniz karanlık yerlerde size sürekli aşılanan asker-subay düşmanlığının altında aslında Türkiye Cumhuriyeti ve Atatürk düşmanlığı yattığı bal gibi ortada.Asker kelle koltukta mücadele ederken seçkin paşaların golf oynamakla meşguldu diyerek olayı iyice çarpıtmışsınız.terörle mücadele ederken kötürüm kalan Albay Abdülkerim Kırca pkk lıların iftiraları sonucunda onuruna yediremediği için intihar etti.Üç onur madalyalı Güneydoğuda pkk lılarla mücadelesi dillere destan Albay Levent Göktaş terörist suçlamasıyla içeride,güneydoğu gazisi Üsteğmen Serdar Öztürk ,bölücübaşını imralı’da sorgulayan Albay Attila Uğur ,Altın madalyalı Kıbrıs kahramanı,pkk ile mücadele ederken dağlarda bitlenen Engin Alan içeride.Allah sizi de ıslah etsin,hala düşmanlık yapmaya devam ederseniz de belanızı versin.

        Cevapla

        • blue Says:

          Solmaz türk ; ben asker düşmanı falan değilim konuyu saptırmayalım lütfen yetişdiim aranlık yer falanda yok ben biri kendi öz abim olmak üzere ailemden 2 tane şehit vermiş bir vatandaşım ordan atıp tutmakla olmuyo canım kardeşim hemen sinirleniyorsunuz ateş düştüğü yeri yakıyoo bunu çekmeyen bilemez ben asker düşmanı falanda değilim ama herkes attığı adımı bilecek bugünlere kadar geldiysek tabiki silahlı kuvvetler sayesinde ama bunun da bi sınırı var kendılerını ne sanıyolarsa akılları başlarına gelsin bence …. işin aslını öğrenmeden kimseyi vatan hainliğinle suçlama bence ve şunuda aklından çıkarma her zaman CUMHURİYET ve DEMOKRASİDEN yanayımdır …. Adalet karşısında herkes eşit olmalıdır …

          Cevapla

          • Solmaz Türk Says:

            Subayları kastederek”Herkes attığı adımı bilecek,bu günlere kadar geldiysek tabi ki silahlı kuvvetler sayesinde ama bunun da bir sınırı var,kendilerini ne sanıyorlarsa akılları başlarına gelsin bence ” diyerek müthiş bir yorumda bulunmuşsunuz.Yani size göre sahte belge çetesi bu kendilerini bir şey sanan bu subaylarımızın akılları başlarına gelsin diye iyi iş yapmış oluyorlar.Onlarda çok oluyor ama değil mi? Birileri sahte belge filan hazırlayarak bu subaylara haddini bildirmeli,Hele ne demek öyle Mercedese filan binmeler,mersedeslere sadece bakan ve hasbelkader genelbaşkanın gözüne girdiği için listeye girip seçilmiş milletvekilleri binmeli.Yedi yıldızlı otellerde de sadece başbakanlar tatil yapmalı.Adalet karşısında herkes eşit olmalıdır sözünüze gelince evet yüzde yüz haklısınız,naylon faturacıdan maliye bakanı,ali dibocudan adalet bakanı asla olmamalı,kalpazanlıkla suçlanan birisi de başbakan olsa bile kesinlikle yargılanmalı değil mi ”canım kardeşim”.

            Cevapla

            • blue Says:

              Evet dostum aynen senın dediklerine katlıyorum ben herhangi bir partiyi desteklemiyorum zaten o yüzden de bu yazdıklarını üstüme alınmıyorum ….. siz kafayı o bahsettiğiniz partiye takmış dünyanızı görmüyorsunuz …. Gözlüklerinizi çıkartmanın vakti gelmedimi daha ….bırakın particilik yapmayıda memleketin hali ne olucak ona bakın

              Cevapla

    • blue Says:

      Solmaztürk; İşte sana anlatmak istediklerim bak haber bile olmuş
      senin seçkin subayların hadlerini bilsin erken bunu kastediyordum işte..Bu okuduklarımız normal midir ? ..Kim bu amca kendini peygamber falanmı sanıyormuş ? O zamanlar..

      Başka bir EMRİNİZ var mı paşam?

      Tarih; 1 Ağustos 1992

      Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı ve eşi Adana’ya, 6. Kolordu Komutanlığı’na bir seyahat gerçekleştirecekler.
      İşte bu seyahatle ilgili komutanlığın özel kalem müdürlüğünden 6. Kolordu’ya 2 sayfalık bir faks çekiliyor.
      Ancak söz konusu bu faksta komutan ve eşinin saat kaçta kolorduya varacağı filan değil, “Sn. K.K.K’nın takıldığı hususlar” başlığı altında komutan ve eşinin ağız tadı ve keyifleri ile ilgili bütün ama bütün detaylar aktarılıyor karşı tarafa.
      Son derece enteresan bu faks dolayısıyla biz de mesela öğreniyoruz ki dönemin kara kuvvetleri komutanı kahvaltıda muhakkak rafadan yumurta istermiş ama bu yumurtanın pişirilme süresi 3 dakika 15 saniyeyi geçmemeliymiş! Ayrıca yine aynı faks dolayısıyla bilgi sahibi oluyoruz ki paşamızın aksine saygıdeğer eşleri hanımefendinin yumurtanın pişirilme yöntemindeki tercihi çok farklıymış! (Yengemizin yumurtası kesinlikle katı olacakmış ama bu katılık katiyen kayısının katılığını filan geçmeyecekmiş!)
      Bunun dışında her ikisi de sabah sofrasında muhakkak közde pişirilmiş acısız sivribiber, bol kızarmış ekmek, eritme peynir (markası Pınar olacakmış!) görmek isterlermiş.
      Ha bu arada, paşamın ve karısının kahvaltı sonrası alacakları Türk kahvesinin ölçeklerinin belirtilmesi de ihmal edilmemiş. (Mesela paşam bir buçuk kaşık kahveye, 1/4, eşi ise 1 kaşık kahveye 1 şeker katılmış kahve içerlermiş.)
      Bu kadarla sınırlı değil tabii aktarılan detaylar.
      Daha öğleni var. Akşamı var. Arası var değil mi?
      Öyle ya paşa ve eşinin midelerine dair zevkleri kahvaltıdan sonra göz ardı edilecek değil ya koskoca kolordu tarafından!
      Mesela en çok deniz ürünlerini tercih ederlermiş ama terbiye edilmiş etlerden de büyük tat alırlarmış. Eşinin aksine komutan hamur işi tatlıları sevmezmiş. Onun tercihi genellikle sütlü tatlılardan yanaymış. Kazandibi, sütlaç ve dondurma gibi.
      Meyveler ve sebzeler konusunda da bütün alternatifler sıralanmış.
      Çift, ayva, yer elması ve elma tercih ederlermiş ama mesela elmanın muhakkak Amasya ve sert olanından olmasına özen gösterilmesi gerekirmiş.
      Arada bir, çok iyi yıkanmış ve kabuğu çok ince soyulmuş salatalıktan da keyif alırlarmış.
      Yanı sıra lahana kökü, haşlanmış mısırı da ihmal etmemek gerekirmiş.
      Komutanımız puro içermiş. Markası da kesinlikle Panten Megnum diye bişi olmalıymış.
      Anlayacağınız her detay tek tek bildirilmiş yani kolorduya!
      Viskisinin, rakının markasına kadar (Buz ve su kullanıyormuş paşam. Yani sek içmiyormuş.
      Ayrıca rakının export olmasına da dikkat ediyormuş!)
      Paşanın ve karısının içtikleri “Nes Cafe”nin de bütün değerlemeleri aynı şekilde aktarılmış.
      Marka Gold Lüx olacakmış. Ve yarım kesme şekere, bir buçuk kahve katılacakmış. (Sütlü arzulayıp arzulamadıkları ise her servis öncesi sorulacakmış muhakkak!)
      Aktarılanlardan anladığımız kadarıyla sağlıklarına oldukça dikkat eden çiftin bir de şöyle bir özellikleri varmış:
      Mesela greyfurt, portakal ve havuç suyunu ayrı ayrı da isteyebilirlermiş, üçünü bir arada da!
      Bu detaya çok çok dikkat edilmesi gerekirmiş hani…
      İstirahat edecekleri odadaki detaylar da tek tek aktarılmış Adana’ya…
      Bir kere odada;
      Sade gazoz (Çok soğuk olacak!)
      Buzdolabında meyve
      Kabuksuz Antep fıstığı, leblebi ve badem…
      Kabukları soyulmuş şekilde Foça fındığı her biri ayrı ayrı tabaklarda olmak üzere bulundurulacakmış.
      Ayrıca…
      Johnson marka kolonya…
      Lee Man Cleef after shave!
      Rejoice şampuan
      Reward sabun
      Bir de…
      Oda çok sıcak olmayacakmış… TV’nin bütün kanalları ise ayna gibi seyredilebilecek ayara getirilecekmiş!
      Ve en önemlisi ise…
      “Komutan ve eşinin odasında tek bir kıl parçası bile olmayacakmış!”
      Mazallah bulursa…
      Kimsenin gözünün yaşına bakmaz, yakarmış!

      http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/yukselir/2011/08/05/baska-bir-emriniz-var-mi-pasam

      .

      Cevapla

  5. ata Says:

    İnsan, en son anne sütünden aldığı protein ile yaşamını sürdürebilir mi ? Bu blog daki bir kısım yorumlardan buna “evet” diyebilmek mümkün gibi. İnsan afallayıp,kalakalıyor….. Yorumun akılcılığı, muhakeme gücü, konuyla olan bağlantısı, içerdiği bilgi , vardığı sonuç hususlarındaki başarısından, ufkundan değil tabiki. Ancak şapka çıkardığım husus şu ki, insan bu durumunu, diğer insanların gözüne,gözüne sokmaya bu kadar da meraklı mı olur !

    Cevapla

  6. blue Says:

    Ordu bir milletin en güvenilir kurumudur … bizim içinde bu geçerli Cumhuriyetimizin en güzenilir kurumu olmak zorunda ..
    Bu yüzdende içindeki bu hain ve sahtekarlardan arınması gerekir ki, halkın içinde kuşku kalmasın ben herzaman güçlü ordu eşittir güçlü TÜRKİYE görüşünü benımsemişimidir.Ama ordu mensupları kendini vatandaştan farklı görmemelidir..
    Sevgili Solmaz Türk ;
    İnsanları içinde bulundukları durumları bilmeden ve neye dayanarak konuştuklarını kestiremediğin durumlarda sinirlenerek ve konuyu saptırarak kapatamasın senıde anlıyorum Akp nın yaptılarına dayanamıyorsun .. bende hoşlanmıyorum adamların yaptıklarında benımde rejım kaygım var ama bunu çözse çözse; temiz ve güvenilir ve güçlü bir ordu çözer bunu sakın aklından çıkarma

    Cevapla

    • Solmaz Türk Says:

      Laf kalabalığı yapmayı bırakıp şu sahte belge çetesinin subaylara neden tuzak kurduğundan bahset biraz.Gencecik teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin telefonuna bir buçuk dakika içinde yüzelli adet numarayı polis neden yükler?Alevi köylerine okul yaptırmak suç mudur?Bir savcı ,orgeneral Saldıray Berk’i böyle bir suçla nasıl itham edebilir?Bir blogda aynı isimde iki ayrı blue neden yorum yapar?Şakirtlerin aklı neden fazla çalışmaz?

      Cevapla

      • blue Says:

        Solmaz Türk;

        Bir kerecik olsunda düzgün bir cevap ver :)Hep kaçamak yapıyosunuz köşeye sıkışınca , birde akıllıyım diye geçiniyor bize kafanız çalışmıyor diyosunuz ama konu sorulan sorulara veya yorumlara cevap vermeye gelince afallıyor sunuz, hemen yok laf kalabalığı yapma yok Allah seni ıslah etsin vs. gibi komik cümlelerle geçiştirmeye çalışıyorsun.Gerçi sen değil , bütün militarist e asker yalakalarını toplasan şuan içinde bulunduğunuz durum için iyi birşey söyleyemez , çünkü durum aşikardır.( görünen köy klavuz istemez) . Ben bu yüzden sesinizin çıkmadıgını düşünüyorum ve inşallah düşündüğüm gibidir herhangi bir sağlık sorununuz yoktur …

        Cevapla

  7. drunkenknight Says:

    Sahte ”Balyoz Darbe Planı”nı imal eden çeteye ulaşılmak isteniyorsa şayet o çetenin tetikçisi Mehmet BARANSU’nun konuşturulması ve (şayet gerçekse tabii) ”Onurlu Subay”ın kimliğinin ortaya çıkarılması gerekmektedir…Nedim ŞENER, Ahmet ŞIK, Hanefi AVCI’nın yazdıkları yaptıkları araştırmalar da dikkatle incelenmelidir…İlhan CİHANER’in tarafından soruşturulan ama şimdilik sümenalltı edilmiş gibi görünen oluşumun ve her ne hikmetse basına gıdım bilginin sızmadığı!! Deniz Feneri e.V. davasının üzerine gidilmeli ve aydınlatılmalıdır…Ancak o zaman gerçek ERGENEKON (=F tipi yapılanma ) terör örgütünün varlığı ortaya çıkarılabilir…

    Cevapla

    • blue Says:

      Size aynen katılıyorum drunkenıght… Özellikle Hanefi AVCI’nın yazdıkları dikkatli okunmalı ve araştırlmalıdır .. ancak bu sayede hücreye ulaşılır ama bunu anlamayan hala kabullenemeyenler var hiç bir kurum katışıksız olamaz sütten çıkma ak kaşık olamaz bunu anjla tmm mı solmaz türk ordumuzdada maalesef böyle insanlar var … artık biraz ileri görüşlü olun madem orduyu bu kadar seviyorsunuz M.KEMAL ATATÜRK’ ün dediklerinin yarısını yapsaydı silahlı kuvvetleri bugün bu planları hazılayanlar dışarıda olmucaklardı …. Cumhuriyet düşmaları sizinde beyninizi yıkamış lafım sana değil drunkenknight sen onlardan farklı düşünüyorsun …. olaya her açıdan bakıyosun çözüm üretebiliyorsun ama diğerleri sadece boş konuşup başkalarına çamur atmakla meşgul oluyorlar

      Cevapla

      • blue Says:

        Deniz Feneri davasına gelince onlar kendi şirket ve kurdukları düzene dokumuyolar… deniz feneri yardım adı altında insanların manevi duygularını sömürerek dolandırdılar …..Hükümet yetkililerinin bunu görmezden gelmesi buna çanak utması ve davalarını düşürmesi bunları yapanları serbest bırakması dışarıda olanalrın tutuklanmasını geciktirmesi gibi hareketler hükümetin yaptıkları arasında ….. İstedikleri zaman sitedikleri insanı makam ve mevkiisi ne olursa olsun içeri atabiliyorlar (ÖRN: Hanefi AVCI) ama söz konusu kendi adamları olunca kimse ellemiyor bu adalet değil işte
        Neden esas patronları akıl hocaları Türkiye ye gelemiyor bunların onuda alıp yargılasalar ya hakkkıında kaç tane dava dosysı var kimse bilmiyor bilee adaleti böyle sağlayamazlar er yada geç kurdukları oyunun karanlık sularında boğulacaklardır ….

        Cevapla

        • drunkenknight Says:

          blue;

          ”hiç bir kurum katışıksız olamaz sütten çıkma ak kaşık olamaz…ordumuzda da maalesef böyle insanlar var”….

          yukarıdaki cümlelerde kavram karmaşası yaşadığını düşünüyorum….insanoğlu için söylenegelmiş olan ”sütten çıkma ak kaşık olmak” cümlesini kurumlara uyarlarken bu genellemenin yapılabileceğini düşünmüyorum…ama kurumlarda da insanlar var ve çalışıyorlar ve insanların da hepsi bir değil dediğini duyar gibiyim…ama iyi düşün….’ordumuzda da maalesef böyle insanlar var diyerek şuan hukuk-suzluk terörüne maruz kalmış ve hala da kalmakta olan TSK mensuplarını (Ergenekon davaları da buna dahil olmak üzere) zan altında bıraktığının farkına varman gerek….ve bu cümlenin kimlerin işine geldiğini de görebilmen….yukarıdaki cümlelerin bana Rasim Ozan KÜTAHYALI’yı anımsattı nedense…

          ”Suçluluğu ispatlanana kadar herkes masumdur…”

          Cevapla

          • blue Says:

            drunkenknıght;

            Anlatmak istediğimi tamolarak yansıtamamış olabilirim belki sizin kadar iyi yazamıyorum o yüzden yanlış anlaşımaya sebebiyet vermiş olabilirim . Benim söylemek istediğim böyle bişey olamaz diyenlere cevap vermek , nedemek olamaz birisi suba y veya general diye hainlik yapamazmı asker diye herşeyi düzgün ve temiz mi olur , bunu sorgulamak yanlışmıdır?
            Ben bunu anlamıyorum öyle insanlar varki o adamlar asker hepsi yalan hepsi düzmece diyorlar , ben istiyorum ki askerimiz çıksın ben burdayım arkadaş benım alnım ak desin … ama ne yazıkki bunu diyende yok görünüşe göre diyebilecek olanda
            Durum böyle oldugu sürece insanlar da yanlış düşüncelere kapılıyor

            Askerler böyle bişey olmasa bu kadar düzmece olayı kaldıramaz ayaklarnırlar hiç kimse bişey yapmasa Kuvvet Komutalarımız veya sayın Genel Kurmay Başkanımız bu duruma mudahale eder ordu çok sert tepki veriri di , demekki askerlerin korktugu bir durum var sesleri çıkmıyor deniyo şimdi…
            Bnen bunu anlatmak istiyorum

            Saygılar…..

            Cevapla

            • Olasılıksız Says:

              Sayın blue,

              Asker zaten “ben buradayım.. neyse durum ortaya çıksın” dedi. Daha ne desin?

              İçeri atılanların hepsi kendi gelip teslim oldu.. yargılanmak istiyoruz dedi.. Hatta yurtdışında olanlar dahi kendi ayaklarıyla gelip teslim oldu. Suçlu olduğunu düşünen insanlar bu kadar kendinden emin davranabilir mi?

              Her kurumda kirli kişiler olabilir elbette. Askerde de vardır. Ama burada kirli bir tezgahın döndüğünü görmek pek de zor değil. Askerin daha önce kendi Deniz Kuvvetleri komutanını dahi gözünü kırpmadan sahtecilikten yargıladığını ve cezalandırdığını unutmayalım.

              Ayrıca, önceki yazdıklarınıza da bir kaç şey söylemek isterim. Askerler dağda, komutanlar golfte gibi bir genelleme çok büyük haksızlıktır ve kasıtlı kamuoyu yanıltmacasıdır. Askerle ilişkisi olan herkes bilir ki subaylar bir anlamda gönüllü mahkumiyet yaşar. Onlar kışlalarının gönüllü mahkumudur. Ömürleri dağda bayırda tatbikatlarla, tayinlerle, eğitimlerle, nöbetlerle geçer. Sürekli disiplin içinde olmalıdır. Askere örnek olmalıdır. Çok katı hiyerarşi vardır. 40 yıl boyunca bu süreci yaşamış birinin yıllık izninde oynadığı 1 saatlik golfe bakarak böyle bir yorumda bulunamazsınız. Subaylara sorun… en az tayin göreni ülkenin bir ucundan diğer ucuna 4 kez tayin geçirmiştir. Bildiğiniz böyle başka bir meslek var mı?

              Cevapla

              • blue Says:

                Sayın Olasılıksız;

                Ben askerlerin disiplin ve şark görevlerinde olmalarına dağda tepede koşturmalarına bişey demiyorum … ama çok abartılıyo bence yani şu söyledikleriniz için diyorum … kışlaların gönüllü mahkumları falan olayı bu kadar abartmaya gerek yok bu memlekette kimse silahlı kuvvetlerin üst düzey konuta kademesi kadar keyif ve sefa içinde yaşamamıştır .. bunu bana kmse inandıramaz ben kendi gözümle gördüklerim yeterli JEST de askerliğimi yaptım ben o yüzden diyorum .. .. Oyle bir yer duydunmu hiç …
                bir araştır içinde altın kaplama çatal bıcak takımları kristal bardaklar kristal avizeler olan , altı havuz üstü camdan çok lüks restorant her masada minimum 2 asker , dışarda bekleyen onlarca şoför ve posta …vs vs vs bunlar kısaca saydıklarım …
                Ayrıca bildiğin böyle başka bir meslek varmı demişsin …. yok bu kadar sosyal hakkın olan , personeline bu kadar fazla maaş veren başka bir kolluk kuvveti yok diye biliyorum …
                Dağda, bayırda , eğtimde , nöbette koşturan karşılığını alır buna karşı değilim … yaptıkları işin karşılığını alıyorlar demek istedim sadece o kadar
                Bana asker düşmanıymışım gibi bakmanıza kırılıyorum , belkide anlatmak istediğimi anlatamadıgım için bana asker düşmanıymışım gibi davranıyorsunuz .. ama şunu bilenizi isterim… abim şehit oldugunda benımde askerliğimi düşürdüler ama ben müracaat edip dilekçe yazıp kendimi zorla askere aldırdım bunuda göz önünde bulundurun derim

                saygılar…..

                Cevapla

                • Olasılıksız Says:

                  :)

                  Eh.. bu yazdıklarınız cumhurbaşkanında da var (Başkomutandır kendisi), başbakanda da, bakanlarda da.. hatta pek çok kamu yöneticisinde…. Yazdıklarınızın 10 katını onlar için de söylemek mümkün.
                  Binlerce subayın görev yaptığı orduda süzüle süzüle bir avuça inmiş subayların yararlandığı nimetleri sayıyorsunuz. Peki bu kişiler o noktaya gelene kadar hangi süreçlerden geçtiler.. Okuldan mezun olduklarında orgeneral, korgeneral olmuyorlar.. Herkes gibi teğmen, üsteğmen vs. her türlü görevi yaparak o noktaya geliyorlar. Subayların, assubayların yaptığını sosyal imkanlara, paraya pula göre ölçemezsiniz. En az maaşı aldığı dönemde de, en çok maaşı aldığı dönemde de asker askerdir. Ne cesaretinde, ne görevinde en ufak bir değişiklik olmaz.

                  Bildiğiniz gibi, terörle mücadelede dağlarda gezen çok sayıda general var.

                  Bir de asker bunlara neden ses çıkartmıyor diyorsunuz… Çıkan sesleri duyan var mı? Bu davalarla ilgili yaşananları gündeme getiren kaç gazete veya TV var? Bunlardan haber yapanların başlarına neler geldi? Nedim Şener, Ahmet Şık gibi gazeteciler neden içerideler? Doğan grubuna Milyar dolarlık vergi cezaları neden verildi?

                  Bakın Can Dündar NTV’den ayrılırken neler söylemiş: http://www.odatv.com/n.php?n=ntv-bizden-degil-kendisinden-vazgecti-2907111200

                  Asker çok hassas bir konumda… Sizin dediğiniz gibi basına haber vermeye falan başlarsa siyasete bulaşmış olur ve daha fazla tepki çeker. Siz hem şehit vermişsiniz, hem de askerliğe gönüllü olmuşsunuz. Böyle hassas şartlar altında askerin demoralize edilmesini, daha fazla kamu baskısı altında kalmasını ister misiniz?

                  Ben size geçenlerde yaşanan bir olayı anlatayım. Bundan 6-7 ay önce emekli assubaylar derneği sessiz sedasız bir gösteri düzenledi. İzinleri falan alıp Ankara’da sessiz sakin bir tonlantı düzenleyip emekli assubay maaşlarının az olduğu hakkında basın açıklaması yaptılar. Doğru dürüst basına yansımadı. Genel Kurmay ise dernek yöneticilerini çağırıp askerin uluorta toplantı yapıp zam istemesinin yakışık almayacağını, sorunlarını G.Kurmay üzerinden dile getirmeleri gerektiğini, bu tür şeylerin toplumda hoş karşılanmayacağını söyledi.

                  Bu subaylar içinde 7-8 yıl dağlarda çarpışmış, hatta ruh sağlığı bozulmuş olanlar bile var.

                  Sanıyorum siz de basının ve belli kesimlerin kışkırtmalarına kapılıp üst düzey subaylar hakkında olumsuz yargılara kapılmışsınız. Olabilir… Bazı üst düzey subayları sevmeyebilir, takdir etmeyebilir, hatta nefret de edebilirsiniz. Ama her kim olursa ve hangi konumda olursa olsun haksızlıklar karşısında ADİL ve EŞİT olunması gerektiğini gözardı etmemeliyiz. Vay bu subay golf oynadı diye onu suçlu ilan edemeyiz. Golf oynayan o subay Savaş Jeti pilotudur… binlerce saat uçuş deneyimi vardır. Pek çok eğitim kitabı yazmış, pek çok pilot yetiştirmiş, hatta yabancı ordulara danışmanlık yapmış bir kişidir. Herkes gibi insandır ve yeri geldiğinde golf de oynar, yüzmeye de gider, kahvehaneye de gider.

                  Şehit kardeşiniz için rahmet, sizlere de başsağlığı diliyorum.

                  Cevapla

                  • blue Says:

                    Sayın Olasılıksız;

                    Öncelikle başsağlığı dileklerin için teşekkür ederim.. Yorumuna gelince çok etkilendim belliki bu konu hakkında çok fazla bilgi ve birikime sahipsin , yazdıkların gayet ılımlı ve akıllı kelimeler ben böyle konuşmak istiyorum işte burda kime bişey yazsan hemen parlıyo, bende insanım görüşlerimi bildiremezmiyim belki buraya yazarak yanlış bildiğim konuları öğreniyorum ama öyle insanlar var ki , hemen bela okumaya vatan haini ilan etmeye çalışıyolar .Ben subaylarımızı veya generallerimiz suçlama amaçlı bişey yazmıyorum ama yaptıklarının karşılıklarını fazlasıyla devletten alıyorlar onu söylüyorum , tabi bu benım kendi düşüncem katılıp katılmamak ta herkez özgür…

                    Yaptığın yorum için teşekkür ederim ,birde sana son bişey soumak istiyorum 30 senedir bu terör belasından neden kurtulamıyoruz ufakta olsa bir fikrin vardı umarım

                    Saygılar…

                    Cevapla

                    • Olasılıksız Says:

                      Sayın blue,

                      Öyle bir soru sormuşsunuz ki; değil ben, ülkenin bir sürü siyasetçisi, stratejisti, senaristi bir araya gelip yanıtlayamıyorlar. :)

                      Bana göre terörün bitmemesinin en önemli nedeni bundan çıkar sağlayan dış kesimlerdir. Türkiyede terörden kimler yarar görür? Silah tüccarları, ekonomik güçler, uyuşturucu pazarı vs. vs. Terör olduğu sürece hem Türkiye hem PKK silah edinmeye devam edecek… Daha 10 gün önce PKK 3 Milyon dolarlık silah siparişi vermiş. PKK 3 aldığında biz 30 alıyoruz.

                      PKK gelirinin büyük kısmını uyuşturucudan ve insan kaçakçılığından sağlıyor. İç karışıklıklar ülkenin ekonomik dengesini bozuyor. Bundan en fazla yararlananlar ise dış kaynaklı büyük sermaye grupları…

                      Terörü bitirebilmek için paranın kaynağını kesmek lazım. Bunun için hem dış siyasi desteği engellemek, hem de uyuşturucu ve insan kaçakçılığı gibi konuları kontrol altına almak lazım. PKK’nın hesapları avrupa bankalarında, mali sorumlular elini kolunu sallayarak dolaşıyor. Avrupalı siyasiler Ankara’ya 1 kez geliyorlarsa Diyarbakır’a 10 kez gidiyorlar… Neden diye sormak lazım.

                      Uzun lafın kısası, işin içinde çıkarlar var. Yoksa 2-3000 kişiden oluşan bir ideolojik örgütün bu kadar ayakta kalması mümkün değil. Hiç bir ideoloji ilelebet insanları ayakta tutamaz. Dişlileri yağlayacak yağ gerekir. Askerin bu konudaki mücadelesi sadece sakalı traş etmekten ibarettir. Bugün kandilin köküne kadar kazısalar 3 ay sonra, 3 yıl sonra PKK yine hortlar.

                      Yani çözüm askerde değil, siyasilerin elindedir.

          • blue Says:

            Syn Drunkenknıght;

            Ben kımseyı suçlamıyorum bu konuda bu kadar katı olmayın diyorum…. Bu oalyların hepsinin düzmece olduguna inanmıyorum o kadar , ama silahlı kuvvetler bu kadar yapamaz diyorum yani yok kendi uçağını düşür yok camii ye bomba koy falan onlar hükümetin uydurmaları diyorum ama bence ufakta olsa bir kaç planı var diye düşübüyorum silahlı kuvvetlerin hükümette fırsat bı fırsat deyim bunları abarttıda abarttı hiç olmayan iftiralar attı askerlerin üstüne … NEDEN ?

            Korkudan , bir gün gelirde bu bizim kendi uydurduğumuz planlar düzmece oyuunlar gerçek olursa diyee dışarıda ne bir tane aydın nede bir tane (kendi istediklerini yapanlar dışında)general bıraktılar

            Beni asıl düşündüren şey , askerin bunca olan biten düzmece ve uydurma oalyları görüp sesini çıkarmaması yani bakın burda en yakın örneği yuarda cd lerin resimleri bunları bayrak bayrak medyaya yazdırması lazım silahlı kuvvetlerin ki oyun bozulsun … sadece yandaş medya yok bu ülkede azda olsa karşıt olanlarda var tmm medeya nın büyük bi kısmı hükümete çalışıyor onlar yayınlamaz ama illaki bunları yayınlıcak bi kuruşul bulunur halk bilgilendirilmeli diyorumm…

            saygılar..

            Cevapla

      • inor Says:

        “Olmucaklardı”, “tmm” yazan, “dahi” anlamındaki “de” yi ayrı yazamayan, nokta, virgül bilmeyen, nokta yerine rastgele iki, dört ya da sıfır sayıda noktayı yan yana dizen, büyük harf, küçük harf kullanımı tamamen kafanın esmesine tabi olan birini ciddiye alıp cevap yazmayın. Bu besbelli oldukça cahil birisi. Yok, cahil değil, bütün bu yazım kurallarını biliyor da kullanmıyorsa bu durumda oldukça saygısız birisi. İki durumda da cevap yetiştirmeye çalışmanız beyhude.
        Trolleri beslemeyin!

        Cevapla

    • blue Says:

      Sayın DRUNKENKNIGHT;

      Sende devamlı tutturmuşsun diğerleri gibi yok sahte belke çetesi yok efendim sahte bolyoz planı arkadaşlar daha çalışkan olun böyle boş şeylerle gelmeyin buraya , etrafınıza bir bakın bakalım sizden başka bu planlar ve yapılanlar için sahte diyen var mı ? bu kadar olay sahte ve düzmece olabilirmi ? her yerden kayıtlar, belgeler, cd, çıkıyor darbe planları havada uçuyor siz hala sadece sözlü olarak sahtede sahte diyosunuz…Bu sizn yaptığınız mağdur edebiyatı sıkıntı verdı artık.. mağdurumda mağdurum :)) bu kadar düşürmeyin kendinizi

      Cevapla

  8. Solmaz Türk Says:

    GENEL KURMAY BAŞKANI VE KUVVET KOMUTANLARI İSTİFA ETTİ,ORTALIK YANGIN YERİ.HADİ BAKALIM ASKER DÜŞMANLARI KINALARINIZ BENDEN.BU KADAR GENERAL ÇOK DİYEN AYMAZLAR,BUNDAN SONRA SİZ ÇALIN SİZ OYNAYIN.

    Cevapla

    • kara Says:

      EE işte herkez yavaş yavaş yola gelmeye başladı hayırlı bakalım …..Herkez aklını başına toplasın bence

      Cevapla

      • Solmaz Türk Says:

        Doğru dürüst Türkçe yazmayı öğren,sonra yorum yap.Herkez diye bir kelime yok.Önce sen aklını başına topla..

        Cevapla

  9. Solmaz Türk Says:

    Önce blue idin,şimdi de kara mı oldun?Ne renk olacağına bir karar versen artık.Bu şakirtlerin kafası neden çalışmaz?

    Cevapla

    • blue Says:

      SAYIN solmaz ;

      Sizin kafanız çokmu çalışıyor da benım kafamın az çalıştığını düşünüyorsunuz.. tutturmuşsunuz sahte belge sahte planlar yapılıyor diye başkada bişey bilmiyorsunuz bütün herşey sahte, açığa çıkartılan planların hepsi uydurma ortada bir çete var ve silahlı kuvvetler personeline sahte evrak , belge ve cd lerle tuzak kuruyor diyorsunuz….

      Sorarım size , bu kadar sahte ve yanlış bilgiyle Türkiye nın askeri yönetimin deki en üst düzey yetkililer cezaevine giriyor … ve silahlı kuvvetler karşıdan bakıyor …
      Bana çok mantıklı gelmedi :) Bu olayların hepsi sahte evrak çetesinin işi olsa askeriye Türkiye de taş taş üstünde bırakmaz bunu sende biliyorsun

      Saygılar…

      Cevapla

  10. drunkenknight Says:

    bir millet düşünün ki; kendi ordusuna sahip çıkamıyor…komutanları sahte delillerle yargı terörüne maruz kalırken sahip çıkamıyorsa yok olmaya, bölünmeye mahkumdur…

    Cevapla

    • blue Says:

      Sayın drunkenknight ;

      Söylediğinizi ne yazıkki bu sefer desteklemiyorum . nedenıne gelince ”bir millet düşünün ki; kendi ordusuna sahip çıkamıyor” demişsiniz aynı söz milletin hükümetine devlet başkanına da sahip çıkmıyor diye uyarlanabilir..Olaylara biraz daha objektif bakmak daha çözümcül bir yaklaşım olabilir

      Saygılar

      Cevapla

      • drunkenknight Says:

        blue;

        bir dakika…kurduğum cümleyi aynaya tutup yansıtmanız doğru bir mantık değil…Balyoz ve Ergenekon davalarındaki hukuk terörü bu kadar ayyuka çıkmışken, bu tür bir cümleyi tersten yazmanızı iyi niyetle karşılamak cehenneme giden yolu iyi niyet taşlarıyla döşemekle eş değerdir…Ayrıca bu uyarlamayı hangi mantık zincirine uyarak/izleyerek yaptığınızı açıklamak durumundasınız….Yukarıdaki cümlenizle TSK nın karşısına T.C. hükümetini genel anlamıyla yerleştirerek ortaya koymuş olduğunuz düşünce yapınızın balyoz ve ergenekon davaları karşısında kurmuş olduğunuz cümlelerle uyuşmadığını görüyorum…ya olduğunuz gibi görünün…ya da göründüğünüz gibi olun….takıyye yapmayın…sahte göz yaşları dökmeyin…

        Cevapla

        • Solmaz Türk Says:

          drunkenknight;
          blue denilen kişiyi muhatap kabul edip cevap bile yazmayın.Adam sürekli değişik kişilikle yorum yapıyor.blue oluyor,kara oluyor,bir dediği bir dediğini tutmuyor.Kendisine verilen renklerin farkında bile değil sürekli ofsayta düşüyor.Anlaşılan o ki nöbeti devralmış ama profesyonel değil.

          Cevapla

          • drunkenknight Says:

            sayın Solmaz Türk;

            İnsanlar üstündeki kıyafetleri,yüzlerindeki maskeyi,oturdukları evi/semti/ili/ülkeyi ve hatta isimlerini bile değiştirebilirler…ama değiştiremedikleri o ”şey” her yerde,bazen satır aralarında özenle gizlenmeye çalışılmasına rağmen,kendilerini ele vermelerine sebep olur…Hakikatin peşinde isek gerçek adaleti,demokrasiyi ve özgürlükleri savunuyorsak,bu her türlü şeyi eğip bükmeye ve çarpıtarak zihinleri bulandırmaya çalışanlarla mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyorum…

            Cevapla

          • blue Says:

            Sayın SolmazTürk;

            Senide anlıyorum insanlar inandıları sistm çökünce ne yapacaklarını bilemezler … senin ve senin gibilerin sistemi çöktü ve ne yapacağınızı şaşırmış durumdasınız…bir yok tutturmuşsunuz sahte belge çetesi diye ama ortada sizin uydurduğunuz sahte kanıtlardan başka hiç bişey yok artık bu yalanalra kimse inanmıyor sayın solmaz …artık demokrasi geldi insanların hepsinin eşit muamele gördüğü hakısızlık yapan hainlik yapan kim olursa olsun yargınamaya başladı bundan neden rahatsız olduğunuzda ortada ….sisteminiz çöktü artık en güvendikleriniz de sizi yanlız bırakıp istifa edip kaçtılar neden mi? çünkü onlarda çıkış yolu olmadıgını biliyorlar… Geçmiş olsun dileklerimlee

            Saygılar…

            Cevapla

            • Solmaz Türk Says:

              Kim olduğunu başından beri deşifre ettiğim için iyice saldırganlaştın bakıyorum.Ailemde şehitler var diyerek yapmış olduğun duygu sömürüsüyle şehitlerimizi istismar ettiğin için çok zavallı birisin.Senin hayal ettiğin o sistem bu ülkeye asla gelmeyecek,bu ülke insanları senin o ufak aklının alamayacağı kadar vatanseverdir.Sürekli laf kalabalığı yaptın ama bak gerçek yüzünü fazla saklıyamadın.O surat en başından beri benim gördüğüm asker düşmanı surat.Çok fazla hayal görme dikkat et geceleri uyurken bir tarafların açıkta kalmasın.Seni gidi fetocu seni…

              Cevapla

              • blue Says:

                Solmaz;

                Ben gayet sakinim neden kızıp saldırganlaşayım anlamıyorum … köşeye sıkışan sen ve senin gibiler söylediklerim hala geçerli en güvendikleriniz bile sizi yarı yolda bırakıp istifaettiler işte görüyosun askerlerin halini o saygın paşalarınızın durumunu… herşey göz önünde artık Türkiye Cumhuriyeti yavaş yavaş demokrasiye kavuşuyor sizin zihniyetinizdekiler gibi üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü var artık .. Bence uyurken sen dikkat et o saygıdeğer paşalarınla beraber senide golf oynamaya göndermesinler :)) cahil adam bütün hepinizizn ne oldugunu Türkiye öğrendi artık ama hala boş konuşmaya devam ediyorsunuz … bu hükümet düşmanlarının neden kafası çaşlışmaz çok merak ediyorumm

                Cevapla

                • Solmaz Türk Says:

                  Doktorlar kendi haline bırakın,ümitsiz vaka dediler.

                  Cevapla

                  • blue Says:

                    Sayın SOLMAZTÜRK;

                    Yaptığım yoruma bir cevap vermeni beklerdim ama ( şu en son K.K.K. ile ilgiilgili olanı ) hani senin seçkin subaylarına laf söyleyince parlamıştın ya şimdide aynı performansı istiyorum senden ama görüyorum ki ortalıkta yoksun …Umarım yazımı okuduktan sonra gerçekten seçkin , kaliteli ve kendi saltanatı için değil ülkenin değerlerini korumak ve Cummhuriyete sahip çıkmak için askerlik yapan Seçkin subaylara ihitiyacımız oldugunu anlarsın…

                    Cevapla

                • emre Says:

                  Sayın blue,

                  Ülke demokrasiye kavuşuyor diyerek insanları ancak demokrasiden soğutursunuz. Kimse uydurma delillerin kullanıldığı bize düzene kavuşmak istemez. Bari “İslami demokrasi” deyin suna da normal demokrasiden bir farkı olduğunu anlayalım.

                  Cevapla

                  • blue Says:

                    Sayın Emre bey;

                    Uydurma deliller diye bir konu almış başını gidiyor ama sizden başkada uydurma delil , sahte evrak diyen yok savcılar hakimler yani dıyorumki bu kadar uluorta uydurma delil olsa sahte evrak olsa bırakın savcıyı poliisi insanlar ayaklanır bu memlekette bence çok kaptırmışsınız bu sahte belge olayına diyorum

                    Saygılar…

                    Cevapla

                    • Kemal Says:

                      Sevgili Blue,

                      Sen bu blogdaki eski yazıları okudun mu?

                      Sen örneğin 2008 yılında kurulan bir hastanenin, 2005 yılında alınan bir aracın 2003 yılında yazıldığı iddia edilen bir planın nasıl parçası olduğunu açıklayabiliyor musun?

                      Şuradan başlayalım, dürüst ve vicdanlı biri misin?

                      Eğer öyleysen o zaman göreceksin ki bu davada düzmece pek çok şey var. Düzmecelerin yanı sıra sadece adı bir listede olduğu için tutuklanmış olan, öte yandan aynı listede adı olmalarına rağmen sanık bile olmayan kişiler var. Eğer bu blogu detaylı bir şekilde okursan göreceksin ki bu konularda tereddüt bile yok. Olay çok açık. TSK’da bir takım kişiler hukuksuz bir şekilde tasviye ediliyor. Birileri de bu olaya “kanuni” kılıf giydirmeye çalışıyor. Ama mızrak çuvala sığmıyor…

                      Neden yer yerinden oynamıyor, peki?

                      Bu blog haricinde bunlar yazılıabiliyor mu? Yazan basın da tasfiye edilmeyen kim kaldı? OdaTv bu konularda en fazla yayın yapan kuruluştu beş aydır tutuklular. Yazmaya kim cesaret ediyorsa bugün ya işlerinden ya da özgürlüklerinden oldular.

                      İşte bu durumu tanımlayan siyasal düzene faşizm deniyor. Ülkede Cumhuriyetin tüm kurumları ki demokrasi de buna dahil tasfiye ediliyor. Sert bir yargı mı? Elimden bir şey gelmiyor. Durum bu. Ben değil desem de Ahmet Şık ve Nedim Şener bugün içeride tutuluyor. Milletin seçtiği vekiller bugün hukuksuz bir şekilde içeride tutuluyor.

                      Bu gidiş iyi gidiş değil.

                      Sevgiler.

                  • blue Says:

                    Emre bey;

                    Milletin seçtiği vekiller bugün hukuksuz bir şekilde içeride tutuluyor.” Diyorsunuz ama o vekil dediğiniz insanlar vekillikleri olmadan önce tutuklanmış ve en meşru ve kolay yoldan dokunulmazlık kazandırılmak için aday gösterilmiştir bunu cümle alem biliyor….Bunca olayın üstüne haberalın doğanın millet vekili olup dışarı çıkartılması hukuk çevçevesine sığarmı size sorarım

                    Cevapla

                • emre Says:

                  Demokrasiye kavuştuğumuzu sanıyorsunuz ya… indikatörlere baktınız mı peki? Democracy Index’te ilerledik mi geriledik mi? Şu anda kaçıncı sıradayız ve hangi klasmandayız; tam demokrasi mi, hibrid mi, otoriter mi, kusurlu demokrasi mi? Sonuç sizi şaşırtabilir.

                  Cevapla

    • blue Says:

      Drunkenknıght;

      Ordusuna sahip çıkmayan millet diyosrun ama ..Orduya neden sahip çıkayım?

      Ordu diye sahip çıkılmaz sayın arkadaşım bir millet ki ordusuna sahip çıkmıyor … nasıl olacak ordu ne yaparsa yapsın yesin içsin alsın satsın milletin refahını değil kendi gücünü düşünsün isanların ve halkın iradesini hiçe saymaya kalksın ama biz yinede orduya sahip çıkmayınca suçlu olalım yani ne güzel miş :) başka bir emriniz varmı ?

      Siz bu örümcek düşüncelerinizle giderseniz daha çok bakarsınız paşalarınızın ağzının içine onlarda sizin cebinize bakar …

      Ordu işini yapsın memleketin sınır ve iç güvenliğini sağlayım otursun , başımızın üstünde yeri var milletin iradesine , memleketin idaresine karışmasın , ki karışamazda zaten ülke yönetmek ordunun işimidir ? sorarım size niye siyaset yapanların işlerine karışırlar onların dedikleri olmuyor

      Cevapla

  11. Solmaz Türk Says:

    Ordu düşmanlığı gavur uşaklığıdır.Askere düşmanlık yapan,düşmana askerlik yapar.

    Cevapla

  12. demokrat Says:

    Fmeraklı, acarcia ,bir diğer ihtimal nerelerdesiniz yahu? Uzun oldu tatilleriniz, özledik…

    Cevapla

    • fmerakli Says:

      merhaba demokrat

      ben hala Türkiye’deyim, bir kaç gün sonra da tekrar gurbet yoluna düşeceğim. İlk günlerde ara sıra bloğa göz atıyordum, ama sonra kendimi tatile verdim, gazete okumayı bile canımın çekmediği günler oldu.

      Az önce son yorumlara şöyle hızlıca bir göz attım ama inanın cevap yazmaya elim varmıyor. Dönünce yaşanan/yaşanacak gelişmeler hakkındaki düşüncelerimi ve belki yeri geldikçe Türkiye izlenimlerimi paylaşırım.

      Ama kısaca son emeklilik hadisesi ile ilgili düşündüklerimi söyleyeyim. İstifanın arkasında Balyoz/Ergenekon davalarından daha çok, Internet andıcı davası olarak nitelendirilen ve hükümeti hedef alan kara propaganda sitelerini kuran/yöneten 20 küsur TSK mensubunu kapsayan dava olduğunu düşünüyorum. Bu sitelerden Taraf gazetesi sayesinde kamuoyunun haberdar olmasının üzerinden iki yıldan fazla zaman geçti ve bu süre içerisinde o siteleri kuran/yönetenler hakkında TSK içerisinde bir hukuki süreç yaşanmamış olması bir yana kurumsal bir özeleştiri yapıldığına dair en ufak bir emarenin bile olmaması bugün yaşananların zaten habercisi idi. Eğer hukukun gereğini kendi kurumsal yapın içerisinde yerine getiremiyorsan, personelin haklarını koruyamamaktan ziyade yaşanan hukuksuzlukların üstünü eski güzel günlerdeki gibi örtememenin getirdiği bir tazyikten bahsetmek bana daha anlaşılır geliyor…

      Cevapla

      • demokrat Says:

        İnanır mısınız benim de canım yazmak istemiyor nicedir.

        Bu istifa durumunu nicelik olarak CHP’nin yemin etmeme krizine benzettim biraz , bilmem yanılıyor muyum, ben de çok benzer izlenimler bıraktı.En azından sonuçları itibariyle benzeştiklerini düşünüyorum.Öngörülen patırtı kopmadı ve kriz iyi yönetildi .Yalnız ben sizin gibi istifaları direk internet andıcına bağlamıyorum,bana göre bir birikimin sonucu.Hem bir birikim var hem de açıkcası resmi iyi okuyamamak var.Birikim ,hakikaten artık can yakan uzun tutukluluk hallerinden kaynaklanıyor,okuyamamak sözüyle de ülkede olagelen değişimin hala farkına varamamak ve toplumu okuyamamak durumunu kastediyorum.Acı ama çok ortada.Kriz yaratmaya çalışanlarda toplumu okuma yeteneği yok maalesef. Bu arada internet andıcı derken, yine arada emir kulu bir sürü suçsuz insanın asıl suçluların yanında yandığını görüyorum ve kahroluyorum bunu da ifade edeyim.Yapısı itibariyle TSK’da asıl suçluların fikrin sahibi ve emir verenler olduğunu düşünüyorum.Keşke savcılar da artık bunun farkına varsalar.

        Saygılar.

        Cevapla

        • Olasılıksız Says:

          Bu kısımdaki 2 yorum da bana eksik geldi. Olayın andıçla ilgili olmadığı kanısındayım. Bütüne, özellikle Balyoz ve çevresindeki davalara bakmak lazım.

          Biraz empati kurmaya çalışalım. Bir holdingde daire başkanısınız. Altınızda çalışan bazı kişilerin haklarının gaspedildiğini düşünüyorsunuz. Bunu holding yönetiminde ısrarla dile getirmeye çalışıyorsunuz ama yönetim bu kişileri harcamaya karar vermiş. Sizin hiç bir önerinizi gerçekleştirmeye, dinlemeye yanaşmıyor.

          Ya boynunuzu büküp olanlara tahammül göstereceksiniz… dolayısıyla herkesin gözü önünde yaşanan bu olaylarla biraz daha itibar kaybedeceksiniz, ya da bırakıp gideceksiniz.

          Bence olay bu kadar basit…

          Eğer 4 komutan istifa etmeseydi ne olurdu ona bakalım. Tüm yandaş basında manşetler:
          – Askerin mumu söndü, hükümet istediğini aldı.
          – Artık ordunun tasması başbakanın elinde.
          – Başbakan YAŞ’da istediğini yaptırdı
          – Türkiye demokratikleşiyor… askeri vesayet sona erdi.

          Komutanların seçeneği yoktu.. Ya YAŞ’a katılıp ayrılacaklar, ya da katılmadan ayrılacaklardı. Başbakanın duruma şaşırdığını sanmıyorum.

          Ancak; yandaşların fazla sevinmemesi lazım. Arkadan gelenlerin yumuşak lokma olduğunu söylemek pek mümkün değil. Üst kadroda hükümete gidenler kadar tahammüllü bakmayanlanlar mevcut. Yaşlıların gösteremediği cesareti genellikle gençler daha kolay gösterir.

          Gelen gideni aratmasın sonra… :)

          Cevapla

          • blue Says:

            Sayın Olasılıksız;

            Gelenin gideni aratacağını sanmıyorum. Yeni gelen de korkusundan sesini çıkaramaz gelir görev süresini tamamlar çankaya ve başbakan ne diyosa onu yapar ve gider …Askerin siyasi kanala karıştığı memleket yönetmeye çalıştığı nerde görülmüş herkes kendi işine baksın Asker güvenliği sağlasın devleti yönetmek hükümetin işidir . Bu zamana kadar Türkiye hep %20 ile yönetildi artık %50 si yönetiyor ülkeyi bu yüzden askerin karışmasına gerek yok artık..

            Cevapla

            • emre Says:

              İsterse 100%’üyle yönetilsin; hukuk çiğnendikten sonra hiç bir değeri yok. Demokrasi bu yüzdelerde ölçülmez. O yüzden demokratik bir gerileme yaşıyoruz ama cahil çoğunluk farkında değil. İndikatörlere bakın, indikatörlere.

              Cevapla

            • emre Says:

              Daha doğrusu salt bu rakamlarla ölçülmez…

              Cevapla

          • demokrat Says:

            Sayın Olasılıksız,

            O söylediğiniz yorumlar asıl şimdi yapılıyor, özellikle de saygın olarak değerlendirilebilecek dış basın tarafından, yani burada kaybeden çok belli. Taktik bir hata yapılmıştır ve bu hata da uzun süredir yapılan hatalar gibi gerek yurt içinde gerekse yurt dışında iktidara yaramıştır.’Kendi bakış açılarına göre’ haklı oldukları taraflar olsa bile sonuçta kriz (başlamadan biten) dediğim gibi sivil iktidara güç kazandırmıştır.

            ”Yaşlıların gösteremediği cesareti genellikle gençler daha kolay gösterir.” cümlesiyle ne kastettiğinizi ise anlayamadım, daha cesur olsalar ne yapacaklar ki?

            Cevapla

            • Olasılıksız Says:

              Sayın demokrat,

              Dış basının dakika geçirmeden ağız birliği etmiş gibi olanları “Türkiye’nin demokratikleşmesi ve ordunun gücünü kaybetmesi” olarak değerlendirmesini doğrusu şüphe ve temkinle karşılıyorum. Ordu gücünü yeni kaybetmedi ki… zaten 7-8 yıldır hiç bir gücü kalmamış durumda…

              Kıvrıkoğlu ve diğerlerinin bir güç gösterisi veya haddini bildirme davranışı sergilediğini düşünmüyorum. Bu, her durumda kaybedecekleri bir oyuna dönüşmüştü ve onlar bir asker gibi düşünüp askere yakışacağını düşünecekleri şekilde davrandılar. Zaten başka seçenekleri yoktu. Dışarıdan bakanların bunu doğru görmesi veya görmek istemesi mümkün mü bilmiyorum.

              Asker bir tavır ortaya koymaya kalksaydı, gizli kapılar arkasında ricalar konuşulmaz, hiç bir şey konuşulmaz, eskiden şuralarda olduğu gibi başbakanın önüne hazır liste konulurdu. Komutanlar bu hukuksuzluk yerine yapabilecekleri tek demokratik tavrı ortaya koydular.

              Ancak, geride kalan üst düzey subaylar içerisinde Kıvrıkoğlu, Berk vs. gibi daha tavırlı olan kişiler var. Bu kişiler pasifize edilmeye çalışılsa dahi asker geleneğinde bu hükümete karşı olan çok sayıda subay olduğu bir gerçek. Bence geliyorum diyen darbeden değil, ses çıkarmayan darbelerden korkmak gerekir. Silahlı bir güç, her zaman silahlı güçtür. Demokrasiyi ve siyaseti pek beceremeyen asker kanadı yaşanan olaylar karşısında sürekli gol yemekten kurtulamadığı için “demokrat tavrından” uzaklaşmaya başlayabilir.

              Askerin en üst düzey komutanları Başbakan ve C.başkanı olduğuna göre askerin sorunlarına el atması, çözmesi gereken kişiler de bunlardır. Ama bu kişiler askerin sorunlarını hem görmezden gelip, hem de bunları teşvik ederlerse köşeye sıkışan bir kedinin tavrına hazırlıklı olmak gerekir.

              Ben sadece önümüze çıkabilecek olasılıkların analizini yapmaya çalışıyorum. Bizimki gibi az gelişmiş demokrasilerde karanlık güçler her zaman belli bir güce sahiptir ve dengeleri istedikleri zaman değiştirebilirler. Şu anki dengelerin de olgunlaşmamış bir demokraside yeterli olduğu söylenemez. Hele ki, medya, yargı, polis ve devlet tamamen tek zihniyetin kontrolü altına girmişse…

              Ne değişti? Sadece ülkeyi elinde tutan antidemokratik kuvvetler yer değiştirdi. Ben bunu kesinlikle bir demokratikleşme hareketi gibi görmüyor, tam tersine, ülkenin demokratikleşmesinin önünde bir engel olarak görüyorum.

              Menderes sanıyorum %60’ın üstünde halk desteğine sahipti… Bir anda vatan haini oluverdi. Demokratik unsurlar bağımsız ve güçlü olmadıkça aynı sonuçlara varmamızı hiç bir şey engelleyemez kanısındayım.

              Cevapla

              • demokrat Says:

                Sayın olasılıksız,

                Empati yaparak baktığımda dış basının ,özellikle Türkiye’yi ve 50 yıllık geçmişini iyi takip edenlerin bu başlıkları atmasını ve bu yorumları yapmasını şaşırmadan karşılayabiliyorum.

                ”Demokrasiyi ve siyaseti pek beceremeyen asker kanadı yaşanan olaylar karşısında sürekli gol yemekten kurtulamadığı için “demokrat tavrından” uzaklaşmaya başlayabilir.” demişsiniz,pek sanmıyorum artık o devirler geçti.Tamamen haklı olduğunuz taraf ise cümlenin ilk kısmı.Demokrasi değil de siyaseti zaten becerememesi olması gereken şey.
                Yani istenen,özlenen durum.Ama sizin de kolayca gözlemleyeceğiniz gibi askere hala bu gömleği giydirmeye çalışanlar ve sivil iktidara karşı tamamen doğal yollardan değil de asker vasıtasıyla mücadele etmekten yana olanlar var ve bunlar hiçte azımsanacak sayıda değiller.Asıl can sıkıcı durum bu.
                Gol yeme meselesine gelince ben bunu açıkçası kendi kalesine gol atmak olarak değerlendiriyorum.Ardı arkası kesilmiyor hem de gollerin; 28 Şubat saçmalığı,meşhur e-muhtıra,hala halka açıklanmayan onlarca soruşturma
                (aktütün,dağlıca,faili meçhuller vs vs),inkar ve ‘içimizde halledelim’ mantığı, bağıra çağıra halka ve medyaya ayar vermeler…Detaya girersek gollerin ardı arkası kesilmez.Ben bu durumun kurumsal olduğunu ve bu kurumsallığın ancak bir devrimle düzelebileceğini düşünüyorum.Özellikle bilimsel liyakate dayalı bir akademik eğitim devrimiyle.(Burada okulları kastetmiyorum) Yanında da zihniyet devrimi olmak şartıyla tabii ki.

                Cevapla

              • demokrat Says:

                Katılmadığım bir küçük nüans var ama tavsiye ederim,

                http://www.haberturk.com/yazarlar/653403-neren-egri

                Cevapla

                • Olasılıksız Says:

                  Linkdeki yazının ilk bölümüne tamamen katılıyorum. Benim söylemeye çalıştığım şeylere tercüman olmuş sanki.

                  Ancak ortalarda bir yerden itibaren kopmuş… Terörün hesabını askerden sorması, subay orduevi yönergesini gibi tamamen iç hizmete yönelik düzenlemelere kafayı takması gibi… :)

                  Ben de milletin kendisiyim ama millet meclisinde vekilimin yemek yediği salona girip porsiyonu 2 TL’ye yemek yiyemiyorum. Vekilim benden itibarlı… :)

                  Cevapla

                  • demokrat Says:

                    Sayın Olasılıksız,

                    Haklısınız, Umur Talu düşük rütbeli ya da rütbesiz askerler konusunda biraz fazla hassas, bu durum onun işleyişi bilmemesinden kaynaklanıyor.
                    Sadece meclis değil aslında her devlet kurumunun benzer avantajlı kuruluşları var(öğretmenevi,polisevi vs).Hatta bunların birçoğunun orduevlerinden daha güzel ve ucuz olduğunu görüyorum,ama bu ülkede nedense orduevleri hep ön plana çıkarılıyor.Artık eskisi gibi değil,askerlerde lojmanlarda bedava oturmuyor,normal kiraya çok yakın bir ücret ödüyorlar(sıradan askerleri kastediyorum),orduevleri de yavaş yavaş sivil şirketlere açılıyor.

                    Cevapla

                • Olasılıksız Says:

                  Eğitim elbette çok önemli… Ancak ülkenin en eğitimli kesimlerinden askerin zihniyet değişikliğinden önce kime, niye oy verdiğini bile bilmeyen, sürü güdüsüyle hareket eden toplumun eğitilmesi daha önemli ve kolay değil mi?

                  Askerin darbe ve yönetme geleneğinden vazgeçmesinin yegane yolu bilinçli bir toplum haline gelmektir. Kıbrıs’ı güneydoğunun bir ili, Bülent Arıncı Cumhurbaşkanı zanneden bir toplumu ya o taraf güder, ya bu taraf… Güdülmeyecek zihniyete sahip bir tolumda ne asker darbe yapabilir, ne de sivil vesayet olabilir.

                  Pek de umutlu değilim bu konuda….

                  Cevapla

                  • demokrat Says:

                    Sayın Olasılıksız,

                    Toplumun eğitimi özellikle demokrasiyi de içeriyorsa uzun bir süreç gerektirir,batı bu konuda çok geçerli bir örnek.Biz maalesef bir sürü yaşanmışlıklar(tarih) nedeniyle yaklaşık 70-80 yıl geriden takip ediyoruz.

                    Ben eğitimden kasıtla yukarda da mevzubahis ettiğim üzere okul eğitimini değil de daha sonraki safhayı kastediyorum.Maalesef burada bir arıza var ve bu arıza o kadar kolay düzeltilecek bir arıza değil.Yoksa okul kısmı mükemmeldir,herşey daha sonra yeniden şekilleniyor ve bu yaşadılarımızın tamamına yakını bu süreçteki bozulmuşluğun eseri.Eğitim devrimi demekle bu süreci kastettim ve bana göre (bu kısma binlerce subay,astsubay,uzmana göre de yazabilirsiniz) en zor olan bu zihniyetin değişmesi.Yani mevcut durum ve seçim kriterleri yerine gerçekten bilimsel temellere oturtulmuş liyakat esaslı bir düzene geçilmesi şart.

                    Saygılar.

                    Cevapla

                    • Olasılıksız Says:

                      Okul kısmının mükemmel olduğuna katılamayacağım ne yazık ki…

                      Evrim teorisini kitaplardan çıkartan, yaratılış’ı bir TEORİ gibi kitaplara sokan, hiç bir sorgulayıcı araştırmacı öğe içermeyen, insanlara düşünmek yerine ezberlemeyi öğreten eğitim sisteminin değil mükemmel, yeterli olduğu kanısında dahi değilim.

                      6 yaşında kuran kurslarına gönderilip, ortaokulda İmam Hatiplere yazdırılan çocuklar dini ve özgür düşünmeyi değil, dünyaya at gözlüğüyle bakmayı öğrenir.

                      Toplumun eğitimi beşikte başlamalı, ölene kadar devam etmelidir. 15-16 yaşını geçirmiş hiç kimseyi daha sonra kolay kolay eğitemez, düşünce yapısını değiştiremezsiniz.

                    • demokrat Says:

                      Sayın olasılıksız,

                      Bu çevrimde yazdıklarımın hepsini TSK’yı düşünerek yazdım,yani mesela orada askeri okulları kastettim.Ricam yazdıklarımı baştan birde o gözle değerlendirirseniz söylemek istediklerim daha anlaşılır olacak.Hata bende açıkca yazmadığım için.

        • demokrat Says:

          Yorumsuz…

          http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1059272&Date=08.08.2011&CategoryID=77

          ”…8 SANIK HAKKINDA YAKALAMA KARARI ÇIKARILMADI

          Mahkeme davanın 8 sanık hakkında ise yakalama kararı çıkarılması talebini reddetti. Mahkeme kararında, Sanıklar, Orhan Güçlü, Murat Uslukılıç, Meryem Kurşun, Hasan Atama Yıldırım, Cem Şimşek, Altunay Şahin, Fatih Koca ve Recai Alkan’ın üzerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, dosya içeriğini de dikkate alarak sanıklar hakkında yakalama kararı çıkarılmasına yer olmadığını belirtti… ”

          Cevapla

    • Halil Ata AŞÇI Says:

      Pek Yakında… Sahtekar çeteye yardım ve yataklık edenlerin maaile faso-fiso yazıları bu blogda…

      Cevapla

  13. ileri demokrat Says:

    Biz ileri demokratlar da zaman zaman hata yapabiliriz:

    http://haber.sol.org.tr/medya/baransu-geri-adim-atti-haberi-45021

    Cevapla

  14. drunkenknight Says:

    Tatilden kafamı uzatayım, artık “eski” Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner:
    “Şu anda 173’ü muvazzaf, 77’si emekli olmak üzere 250 general-amiral, subay, astsubay ve uzman jandarma çavuş, hürriyetlerinden yoksun olarak tutuklu. Tutuklamaların evrensel hukuk kaidelerine, hakka, adalete ve vicdani değerlere uygun olarak yapıldığını kabul etmek, birçok hukukçunun da ifade ettiği gibi, mümkün değildir. Bu durum, birçok defa yetkili makamlara iletilmesine, anlatılmasına ve takip edilmesine rağmen soruna yasal çerçevede bir çözüm bulunması mümkün olmamıştır.

    Haklarında henüz hiçbir kesin yargı kararı olmamasına rağmen tutuklu bulunan 14 general-amiral ile 58 albay, hürriyetlerinin tahdit edilmesinin yanı sıra mevcut yasalarımız gereğince bu yıl yapılacak Yüksek Askeri Şûra’da değerlendirmeye girme hakkını kaybetmiş ve peşinen cezalandırılmıştır. Soruşturma ve uzun süreli tutuklamaların bir amacının da TSK’nin sürekli gündemde tutularak kamuoyunda bir suç teşkilatı olduğu izleniminin yaratılmaya çalışıldığı, bunu fırsat bilen yanlı medyanın da her türlü yalan haber, iftira ve suçlamalarla yüce ulusumuzu kendi silahlı kuvvetlerine karşı tavır almaya teşvik ettiği dikkatlerden kaçmamaktadır…”
    ***
    Koşaner neden girişimlerine yanıt alamadığını, bütün bu hukuksuz, kasıtlı siyasi operasyonların neden yapıldığını çok iyi bilir… Tatil tembelliği yapacağım; 28 Kasım 2010’da “Ordu Üzerine Siyaset” başlıklı yazımdan:

    “Balyoz, ordunun bütün üst kademesini budama operasyonuydu ve öyle olduğunu da hemen her şey doğruluyor! Konuşmaları resmen kayda alınmış bir askeri senaryo seminerinin kuyruğuna birtakım eklentiler takılmış (ayrı bir CD). Düzenleyen, 2003 yılında yapılmış bir seminere, yakın zamanda ilk kez ortaya çıkmış bazı olguları ve bilgileri de eklemek gibi aptallıklar yapmış… Ayrıca CD’nin 2003’te hazırlandığını kanıtlayacak en küçük bir ‘bilimsel kanıt’ da gösterilemiyor…
    İki-üç yıldır süren yıldırma, gözden düşürme gibi yoğun ‘çalışmalardan’ sonra, artık sıra son noktaya, Ordu’nun kendi hiyerarşisini kesin bozmaya ve komutanlıklara Erdoğan’ın kesin atama yapabilmesinin yolunun açılmasına geldi..

    ERBAKAN’IN KANSIZ DARBESİ TAMAM!
    Nasıl bir atama? Erdoğan’ın iktidara ilk adım attığında açıkladığı ‘beden dili’nden anlayan atamalar… Erdoğan’ın ‘beden dili’ne, geçen zaman içinde ‘düşünce biçimi / dili’ de eklendi tabii ki!..
    Ordu’ya karşı bu siyasi ‘darbe’ler, hep hukuki kılıflar altında sürüyor. Başka türlü de olamazdı tabii ki! Eh, ‘kanlı darbe’ yapacak halleri olmadığına göre! (Erbakan’ın ‘kansız darbe’si tamam!)

    Dedik ki, orduya karşı operasyonların ana noktası ‘üst kademeyi budamak’tır. Vurgulamamız gereken diğer önemli nokta da, atamalarda Ordu’nun kendi liyakat sistemini bozmak, Erdoğan ve adamlarının liyakat sistemini geçerli kılmaktır. Üstten budayınca, alttan yükseltilecek subayların siyasete bağımlılığı artacaktır (normal psikolojik ve sosyolojik insan davranışı).

    BUNDAN SONRA NELER OLACAK
    İki gelişme olacak: Birincisi, ordu içinde, imamların yönetimine ve ilişki ağına girmiş / düşmüş, iktidarın göz kırptığı / iktidara göz kırpan subayların hızla yükseltilmeleri sağlanacak.
    İkincisi ise, bu yeni düzende, ordu içinde yükselme / terfide siyasi beklentiler devreye girecek ve siyasete biat eden subaylar ortaya çıkacaktır (bunu üniversite sisteminde yaşıyoruz).

    Böylece, laik olan değil, yakın ve yandaş olanları koruyan bir siyasi atama sistemi başlayacaktır.
    Bu sürece girdik. İktidar yandaşları, kayıtsız şartsız ordu düşmanları, sahte demokratlar, hâlâ Ordu vesayetinin sürdüğünden dem vuranlar, her zamanki gibi iktidarın arkasındalar ve süreci ‘demokratikleşme’ safsatasıyla destekliyorlar.

    Ordu, siyasetin oyuncağı yapılmamalı! Giderek totalitarizme, otoriter İslami bir rejime koşan bir iktidarın, okyanus ötesi CIA + Cemaat operasyonlarıyla katakulliye getirilmesi ve imamların yönetimine girmesi, yaşayacağımız en büyük tehlikelerden biridir!”
    ***
    29 Kasım 2010’da “Siyasi Amaçlı Yargılamalar ve Uygunsuz Yasa” yazısından:
    “Ne zaman biteceği bilinmeyen, yüzlerce kişiyi kapsayan bir dava sonunda, diyelim ki hepsi beraat etti; terfisi durdurulmuş, açığa alınmış, maaşı eksiltilmiş, dahası şimdi Başbakan’ın kararlılığında gördüğümüz gibi emekliye sevk edilecek subayların (insanların), hakları, hukukları, kişilikleri, özlük hakları.. ne olacak?

    Siyasi amaçlı yargılamalar şöyle işliyor: İktidarın savcısı davayı açıyor, inanılmaz suçlamalar yöneltiyor ve büyük cezalar istiyor! Genel olarak iktidar tarafından güdülenmiş mahkeme de davayı kabul ediyor. Dolayısıyla, yargılananların hayatı kayıyor! Devlet memuru ise tasfiyesi gündeme geliyor, ki zaten siyasi iktidarın örneklerimizdeki amacı budur.”
    ***
    Ordu üzerinde operasyon tamamlanmıştır. Dünyanın en büyük hukuksuzluğu, siyasi hukuk kılıfı/uydurukluğu yürütülmüştür. Bundan sonrası, ordu içinde ince ayarlara kalmıştır… O da tıkır tıkır işler…

    Orhan BURSALI – Cumhuriyet

    Cevapla

    • Kemal Says:

      Bu yazıyı asmak için bloga girmiştim ben de. İyi ki yazılanları okumadan asmamışım…

      Bir önceki yazdıklarımla oldukça paralel yamış Sevgili Bursalı.

      Genel olarak geleceğe yönelik öngörüleri konusunda ise ben o kadar net değilim. Yani TSK içerisinde Sayın Başbakan’ın vücut dilini anlayıp kimyasıyla uyuşanların yükselmesi sadece gelişmelerin bir boyutu.

      Bursalı’nın dile gtirmediği bir diğer boyut ise, doğal olarak hala dört nala otoriter bir rejime gitmekten vazgeçilmediğini gören insanların sayısında yaşanacak artış. Ben iyimser birisiyim. Yani kötüye gidişin tepkisi olarak iyiye gidiş olacağını düşünenlerdenim…

      Sevgiler.

      Cevapla

  15. drunkenknight Says:

    Komutanların istifa ettiği günün akşamı Jandarma Genel Komutanı Necdet Özel’in önce Kara Kuvvetleri Komutanı, daha sonra da Genel Kurmay Başkanı olacağının kesinlik kazandığı saatlerde Mehmet Altan ekranlardaydı. Çok sevinçliydi, zil takmış oynuyordu!..

    “Dört orgeneral istifa etti, sorun üç dört saatte çözüldü. Askerler şu gerçeği artık anlamaları gerek: Demokrasilerde asker konuşmaz” türünden laflar etti, komutanların istifa nedenlerine ise hiç değinmedi.

    Kendisine ne tür haksızlık yapılırsa yapılsın, ne kadar yargısız infaza uğrarsa uğrasın asker susmalı, hiçbir tepki göstermemeliydi.

    Elbette sevinç içinde olan sadece Mehmet Altan değildi. AKP yandaşları, cemaat mensupları, liberallerin ve sosyalistlerin bir bölümü de sevinç içindeydiler, çünkü konuşur konuşmaz askere ağzının payı verilmişti!..

    Sevindiler, çünkü bu istifaların çok geçmeden kendileri için bir kabusa dönüşeceğini hesap edemediler.

    Dört komutanın istifası ve Koşaner’in veda mektubu askerin son konuşmasıydı.

    Asker artık konuşmayacak, çünkü istifalarla asker derdini öyle güzel anlattı ki, artık askerin söyleyeceği bir şey kalmadı.

    Türk Ordusu artık, “Personelim haksızlığa uğruyor, adil olmayan bir şekilde yargılanıyor, uçsuz bucaksız tutuklu yargılamalar cezaya dönüştü, her askeri şura öncesi ordu içinde operasyon yapılıyor, TSK atamalarını yargı belirliyor” diye ağlaşmayacak.

    Çünkü asker biliyor ki, bu saatten sonra konuşursa bu millet ona deli muamelesi yapacak.

    Gerçekten de öyledir; bu saatten sonra konuşan asker bilin ki delidir.

    Peki, asker konuşmayınca Mehmet Altan ve onunla aynı kafadaki AKP yandaşları, Fethullah Gülen yandaşları, bir kısım sosyalistler ve liberaller bu durumdan hoşnut mu kalacaklar?

    Hep birlikte düşünelim…

    Aradan bir ay geçmiş askerden tek ses yok.

    Üç ay geçmiş askerden tek şikayet yok.

    Altı ay geçmiş, istifa eden eski Genel Kurmay Başkanı ve eski kuvvet komutanları tutuklanmış, daha onlarca asker içeri alınmış, ama askerden tek serzeniş bile gelmiyor.

    İstifaların üzerinden bir yıl geçmiş, Mehmet Altan dahil hiç kimse askerin ne hissettiğini, ne düşündüğünü bilmiyor. Mehmet Altan çıldırmasın da ne yapsın?

    Bir yıl sonra Star Gazetesi’nde şöyle bir manşet görürseniz hiç şaşırmayın.

    “Askerin sessizliği halkın çıldırmasına neden oluyor.”

    Tabii bu manşette, halkla, AKP yandaşları ve cemaat mensuplarının kastedildiğini hemen anlayacaksınız.

    Bir yıl sonra çıkacak AB raporunda, “Türk askerinin sessizliği hayra alamet değil” cümlesini görebilirsiniz.

    ABD en yetenekli CIA ajanlarını Türk askerinin ne düşündüğünü öğrenmek için Türkiye’ye gönderecek, ancak askerin ağzından tek laf alamayan ajanlar büyük bir olasılıkla kahırdan öleceklerdir.

    Gelecekle ilgili planlarını kurgularken TSK’nın ne yapacağını bilemeyen ABD, Ortadoğu’da pusulasız kalacaktır.

    Bir yıl sonra Mehmet Altan’ı ve Gülen’in sağ kolu Hüseyin Gülerce’yi delirmiş bir halde, gördükleri her askere, “Allah rızası için konuşun, ne düşündüğünüzü bilmek istiyoruz” diye yalvarırken görürseniz hiç şaşırmayın.

    Arkadaşları onar onar içeri tıkılırken askerlerin konuşmadığı bir ortamda yatırımcılar riski ölçemezler. Bir yıl sonra borsada tek Allah’ın kulu yabancı yatırımcı kalmayabilir, çünkü onlar hesaplanamayan riskten hoşlanmazlar.

    Bir yıl sonra Beşiktaş Adliyesi’nde görevli polis, savcı ve yargıçlarda ruh sağlığı problemleri artabilir, birbirlerini şöhret peşinde koşmakla suçlayamaya başlayabilirler.

    Bu saatten sonra asker artık konuşmaz. Bu nedenle Mehmet Altan’ın,“üç dört saatte çözüldü” dediği sorun her geçen gün büyüyecek, AKP, ABD ve yandaşlar için bir kabusa dönüşecektir.

    ABD’nin TSK’yı ele geçirme, Suriye’ye ve İran’a karşı kullanma planları suya düşecek, komutanların istifasının AKP’nin değirmenine su taşıdığını düşünenler yanıldıklarını göreceklerdir.

    Mehmet Altan’a şimdiden şifa diliyoruz…

    A. Metin Akpınar

    Odatv.com

    Cevapla

  16. drunkenknight Says:

    - Efendim, komutanlar istifa etmiş de, bir çoğu da Hasdal ve Silivri’de yatıyorlarmış da, ordu demoralize olmuş, memleketin güvenliği nasıl sağlanacakmış filan. Do not panic çocuklar. Bazı muhalif büyüklerimiz cehaletinden kaynama yapıyor. Yine kırmızı kaplı Sevr kitabımızı dallamaya başlarsak göreceğiz ki komutanların gitmesi hiç problem değil. Mister Wilson o yıllarda Osmanlı’nın asker ihtiyacını tespit etmiş. Osmanlı ordusuna 15 bini jandarma olmak üzere 55 bin asker yeterliymiş. Eh! yani, günümüz koşullarında, 55 bin askerin yönetimine de birkaç albay yeter de artar. Zaten hükümetimizin tensip buyurduğu gönüllülük esasına dayalı paralı askerlik de Sevr maddelerinden biri. (Kimin intihal yaptığını da tahmin edebiliyorum).

    http://www.odatv.com/n.php?n=pentagon-tiyatrosu-devam-ediyor-haydi-bir-daha-3107111200

    Cevapla

  17. drunkenknight Says:

    Genelkurmay Başkanı ve Kara-Deniz-Hava Kuvvetleri Komutanlarının topluca istifa (veya emeklilik) talepleri karşısında, kimileri
    ” Türkiye demokratikleşiyor ” diye el çırpıyor, kimileri de (özellikle Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanı ) ” Bu kendilerinin tercihidir, ortada herhangi bir olağanüstü durum yok “ diye olayı önemsizleştirmeye çalışıyor..

    Bu sıradan bir istifa talebi olsaydı YAŞ ‘da yapılması daha uygun olmaz mıydı ?.Üstelik Genelkurmay Başkanının daha 2 yıl hizmet süresi var iken, bu emeklilik talebi nasıl ? önemsenmez.
    Bu sıradan bir istifa talebi olsa idi, Genelkurmay Başkanı;

    “Şu anda 173′ü muvazzaf, 77′si emekli olmak üzere 250 general-amiral, subay, astsubay ve uzman jandarma çavuş, hürriyetlerinden yoksun olarak tutuklu bulunmaktadır. Tutuklamaların evrensel hukuk kaidelerine, hakka, adalete ve vicdani değerlere uygun olarak yapıldığını kabul etmek, bir çok hukukçunun da ifade ettiği gibi, mümkün değildir. Bu durum, bir çok defa yetkili makamlara iletilmesine, anlatılmasına ve takip edilmesine rağmen soruna yasal çerçevede bir çözüm bulunması mümkün olmamıştır.
    Haklarında henüz hiçbir kesin yargı kararı olmamasına rağmen tutuklu bulunan 14 general-amiral ile 58 albay, hürriyetlerinin tahdit edilmesinin yanı sıra mevcut yasalarımız gereğince bu yıl yapılacak Yüksek Askeri Şura’da değerlendirmeye girme hakkını kaybetmiş ve peşinen cezalandırılmıştır. Soruşturma ve uzun süreli tutuklamaların bir amacının da TSK’nın sürekli gündemde tutularak kamuoyunda bir suç teşkilatı olduğu izleniminin yaratılmaya çalışıldığı, bunu fırsat bilen yanlı medyanın da her türlü yalan haber, iftira ve suçlamalarla yüce ulusumuzu kendi silahlı kuvvetlerine karşı tavır almaya teşvik ettiği dikkatlerden kaçmamaktadır. Bu durumun önlenememesi ve yetkili makamlar nezdinde yapılan girişimlerin dikkate alınmaması Genelkurmay Başkanı olarak personelimin hak ve hukukunu koruma sorumluluğumu yerine getirmeme engel olduğundan, işgal ettiğim bu yüce makamda göreve devam etme imkanını ortadan kaldırmıştır. “ diye bir açıklama yapmak lüzumunu görür müydü?..

    Bugün de Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı, çok önemli mesajlar ileten bir mektup ile:

    ” Komutanınız olarak , Atatürk ilke ve devrimlerinin rehberliğinde, cumhuriyetin temel değerlerine, bugüne kadar olduğu gibi sahip çıkarak, emir komuta yapısı içinde daima birlik, beraberlik ve dayanışma ruhu ile birbirinize kenetlenmenizi, Bahriyemiz’in bu zorlukların üstesinden gelip, daha da güçleneceğine olan güvenle; var gücünüzle çalışmanızı, son bir kez emrediyorum. ” diyerek, silah arkadaşlarına alışılmışın dışında cümlelerle veda ediyor…

    Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanı bütün bunlara ” olabilir, tercih meselesidir, ortada önemli bir durum yok “.diyebiliyorsa ve Avrupa’dan yükselen” Türkiye demokratikleşiyor “seslerine, yurtiçinden alkışlar tutuluyorsa bu istifalar hiçte sıradan istifalar değil demektir..Batı bizim iç işlerimizle ilgili hangi olayda seviniyor ve bizi takdir ediyorsa, o iş Türkiye aleyhine gelişmekte değil midir?…

    Şaşırtıcı olan, muhalefetten de beklenen tepkinin gelmeyişidir..CHP ve MHP bir şeyler söyledi söylemesine de bunlar halkın duymak istediği şeylerden farklı söylemlerdi..Oysa genelkurmay başkanı ne kadar önemli gerekçeler öne sürmüştü..Bu mesajlar bile muhalefetin aklını başına getirmediyse, Işık Koşaner Paşa daha ne ? desin ki….

    Oysa genelkurmay başkanı, 2 yılını hiçe sayarak görevini bıraktı. Eğer bırakmayıp da bu verdiği mesajları asker şapkası altında söyleseydi şimdi ortalık birbirine girmişti.Görevini bıraktı ve konuştu..Bu mesajları emrindeki Türk ordusundan ziyade muhalefet partilerine vermiş olduğunu düşünmek zor değil..

    Eğer CHP ve MHP bu mesajları iyi okur ve anlarsa, bu her iki parti için önemli bir fırsat olacaktır..Bunun için önce kendilerinin anlamaları gerecek, sonra halkın nabzını yoklamalılar ve halkın yükselen sesine kulak vermeliller..Halk uzunca bir zamandan sonra askerin bu tepkisinden mutlu oldu..Muhalefet partileri bunu görmek zorundalar..Ve emekliliğini isteyen komutanların veda mektuplarında ki mesajları, AKP ye oy veren %50 ye anlatmak zorundalar. Gerekirse kapı kapı dolaşıp, yüz yüze konuşarak anlatmalıdırlar…

    Bu bir fırsattır..Türk Silahlı Kuvvetlerini yıllardır karalamaya, kirletmeye çalışan ve kendi politikaları doğrultusunda dizayn etmeye çalışan bu iktidarın, asker üzerinden yürüttükleri oyunları ortaya çıkarma fırsatıdır..

    Genelkurmay başkanı boşu boşuna 2 yıl öncesinden emeklilik talebinde bulunmuş olamaz. Öncelikle muhalefetin dikkatini çekmek isterken, Türk Milletini de uyarmayı amaçlamış olabilir..Artık herkes bir silkinip kendine gelmelidir..Türk Milleti Mustafa Kemal’in ordusuna, askerine sahip çıkmalıdır..

    Muhalefet partileri bu fırsatı değerlendirmek ve halkla birlikte hareket etmek için derhal çalışmaya başlamalıdır.
    Tatil yok beyler, dönün sayfilerinizden, gezilerinizden..Halkın sesine, sokağın sesine kulak verin..Koşaner Paşa’nın mesajlarını okuyun, dersinizi çalışın.

    Aksi halde biz Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşları olarak, askerimize, ordumuza, cumhuriyetimize ve vatanımıza sahip çıkmak için sizden medet ummaktan ve sizi beklemekten vazgeçiyoruz…

    Sizle ve sizsiz biz yolumuza devam edeceğiz….
    Vatan tehlikede, siz teferruatla uğraşıyorsunuz…

    Engin Demirkollu
    İLK KURŞUN

    Cevapla

  18. drunkenknight Says:

    “BU MİLLETTEN ADAM OLMAZ ÇÜNKÜ APTAL, BU TSK’DAN BİRŞEY OLMAZ,ONDAN ADAM OLMAZ, ŞUNDAN ADAM OLMAZ,KİMSEDEN BİRŞEY OLMAZ,
    YAZMAKLA OLMAZ,ÇİZMEKLE OLMAZ,KONUŞMAKLA OLMAZ…
    PANELE GİTME DİNLEMEKLE OLMAZ, KONUŞMACI OLMA SÖYLEMEKLE OLMAZ,İNTERNETTE GÜZEL BİR YAZIYI PAYLAŞMAKLA OLMAZ, OLMAZ OĞLU OLMAZ…”

    http://www.ilk-kursun.com/haber/78128

    Cevapla

  19. drunkenknight Says:

    13 şehit verilince de aç kurtlar gibi saldırmıştı fırsatçılar.

    Gnkur. açıklaması ile olay açıklanıp anlaşılınca kuyruklarını sıkıştırdılar altlarına.

    ” Kendi helikopterleri/ uçakları vurdu” savlarını yutuverdiler.

    http://www.ilk-kursun.com/haber/78133

    Cevapla

    • blue Says:

      Drunkenknight,

      Hala şehit veriyoruz ne oldu ne var ortada olan evlatmalrımıza ve ailelerine oluyo hükümetin suçumu bu 30 senedir nerde bu yüce silahlı kuvvetler ve saygın komutanları … Bana boş konuşmasın kimse yok dış destekli yok hükümetin bitrimesi gerekir askerin operasyonuyla olmaz nasıl olmaz arkadar asker istiyor ve bitmiyor bu iş ha… o zaman hangi yüzde duruyorlar hala bu ordunun başında sorarım 3/5 tane çapulcuya haddini bildiremiyorlarsa bıraksınlar bu işi , ama bırakılırmı hiç son model mercedes kapında 100 tane asker herşey bedava insanlar el pençe karşında sonsuz saygı komutanım yukarı , sayın paşam aşağıya yalakalık diz boyu aslında onlara da hak veriyorum belki bende böyle bir lüks içinde bedava yaşasam belki bende bırakmazdım görevimi. bende yumurtam 3dk 15 sn ye kaynamış olsun derdim :)Artık anlayın şu olayları arkadaşlar paşaların ne dümenler çevirdiğini onların yüzünden hala vatan evlatlarımız ölüyor .. Bunu hesabını kim verecek hükümet mi ?

      Yoksa 30 senedeir terörü bitirmeyen askerlermi ? birisi versin artık…

      Cevapla

  20. drunkenknight Says:

    Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ile Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları emekli olarak görevlerinden ayrıldılar. Orgeneral Işık Koşaner’in yayınladığı mesaj, önemli ve dikkat çekiciydi: “Şu anda 173‘ü muvazzaf, 77‘si emekli olmak üzere 250 general-amiral, subay, astsubay ve uzman jandarma çavuş, hürriyetlerinden yoksun olarak tutuklu bulunmaktadır. Tutuklamaların evrensel hukuk kaidelerine, hakka, adalete ve vicdani değerlere uygun olarak yapıldığını kabul etmek, birçok hukukçunun da ifade ettiği gibi, mümkün değildir. Bu durum, birçok defa yetkili makamlara iletilmesine, anlatılmasına ve takip edilmesine rağmen soruna yasal çerçevede bir çözüm bulunması mümkün olmamıştır. Haklarında henüz hiçbir kesin yargı kararı olmamasına rağmen tutuklu bulunan 14 general-amiral ile 58 albay, hürriyetlerinin tehdit edilmesinin yanı sıra mevcut yasalarımız gereğince bu yıl yapılacak Yüksek Askeri Şura‘da değerlendirmeye girme hakkını kaybetmiş ve peşinen cezalandırılmıştır. Soruşturma ve uzun süreli tutuklamaların bir amacının da TSK‘nın sürekli gündemde tutularak kamuoyunda bir suç teşkilatı olduğu izleniminin yaratılmaya çalışıldığı, bunu fırsat bilen yanlı medyanın da her türlü yalan haber, iftira ve suçlamalarla yüce ulusumuzu kendi silahlı kuvvetlerine karşı tavır almaya teşvik ettiği dikkatlerden kaçmamaktadır.”

    http://www.ilk-kursun.com/haber/78158

    Cevapla

    • blue Says:

      Bu kadar abartma bence drunkenknight….
      Kamuoyunda suç teşkilatı gibi gösteriliyor falan dersen sanki içerde yatanların hepsi suçsuz ve boş yere yatıyor silahlı kuvvetlere karşı yürütülen bir karalama kampanyası var ve hükümette bunu destekliyor havası vermiş olursun… Orda da böyle bşey yok çok büyük suçlamalar var ve komutanlar için yarıg ,hukuk süreci devam etmekte ama asker nedense bunu kaldıramayıp olayı devamlı bir mağduriyet ve acındırma modunada tutmaya çalışıyorlar….Çok yakında herşey açıklığa kavuşacaktır ve suçlu suçsuz belli olacaktır …

      Cevapla

  21. ihtimal Says:

    HIfzi pasa bakin neler demis :)
    “Biz hukukçuyuz, hukuk dışına çıkmayız”…”Biz de görevimizi yaparken hukuka aykırı bir şey var mı ona bakıyoruz.”

    Ulan halkin sectigi basbakana pandik atmaya calismanin hukukla ne alakasi var, geri! :)

    Cevapla

    • Olasılıksız Says:

      Sayın “ileri”

      Karısı çarşaflı, imam hatip mezunu, Atatürk’e Beton Kemal diyen bir savcının uyduruk delillerle ülkenin 500’e yakın aydını, yazarı, askeri, subayına pandik atması çok hukuki değil mi?

      Cemaatin boy boy gazeteleri, TV’leri, internet siteleri, kasetleri, risaleleri, NEFERLERİ var. Asker 4 tane site açmış… Darbe yapmasından iyidir.

      Cevapla

      • blue Says:

        Sayın Olasılıksız;

        Karısı çarşaflı, imam hatip mezunu” diyerek neyi anlatmaya çalışıyorusunuz insanları okudukları okullara göremi sınıflandırıyorsunuz siz yani aynı kararı alan savcı eğer başka bir okuldan mezun olsaydı ne olucaktı … ne olmuş imamhatip mezunuysa ayıpmı, yasakmı,karısının çarşaflı olması kimseyi ilgilndirmez..Askerlerin kurduğu büyük dümen yanında cemaatin açtığı internet siteleri devede kulak kalır .Allah korumuşta bu komutanlar başımızdayken savaşa girmemişiz yoksa bunlar hükümeti kötülemek için memleketide satacaklarmış heralde çok yazık çok ….

        Düşürmek istedikleri uçağın parasını ben veriyorum onlara tabi kendi ceblerinden çıkmıyo ondan bu kadar rahat karar alıyorlar…

        DİYCEK FAZLA BİŞEY YOK. HEPSİ YAPTIKLARININ VEYA YAPMADIKLARININ KARŞILIĞINI ALICAKLARDIR

        Cevapla

        • trekking Says:

          Blue Nickli kişi,

          Kuran-ı Kerim okumaya çalışanlara, olmaz Kuran okumakla anlaşılmaz. Önce onbinlerce sayfa külliyatı hatmedeceksin. Hadisleri, sünneti öğreneceksin.Ondan sonra Kitab’ı okuyacaksın derler.(Tabi beynin dumura uğramazsa)

          Ben, Bu blogda içi boş, sağa sola saldıran yazılar yazmadan önce, blog külliyatını hatmet demiyorum. Ancak saygıya ve anlayışa davet ediyorum. Her yazılana, her yazana laf yetiştirmek zorunda değilsin. Fikrin var ise onu ortaya koy.

          Bu blog, çok önemli bir işlevi yerine getirdi. Yüzlerce maddi hata, tutarsızlık, çelişki içeren belgeler ortaya çıkarıldı. Deliller çürütüldü. Bunları başka yerde bulamazsın, diye bu külliyatı ve gerçekleri yok sayamazsın.

          Eğer saygı görmek ve adam yerine konmak istiyorsan!!!!!

          Cevapla

          • blue Says:

            Trekking,

            Öncelikle beni adam yerine koymak için kendin adam olman lazım bunu hatırlatayım dedim. Konuştuğun kelimeden ne kadar adam olduğun belli oluyor . Hepiniz neden bizlerden kendinizi yüce ve üstün görmekten vaz geçmiyorsunuz hala anlamış değilim doğurusu.Şu konuşmalarına bak sen içinin ne kadar boş olduğu açık ve net gözüküyor, ortada çürütemediğiniz bişey çıkınca hemen başka yerlere yönlendiriyorsunuz konuyu bu genel özelliğniz sadece senin için yazmıyorum .Her yazılana cevap vermek zorunda değilsin ama şu 1992 deki KKK komutanı ile ilgili olan yazıma bak onada yaz bence sen …

            Cevapla

        • Olasılıksız Says:

          Sayın blue,

          Ne demek kimseyi ilgilendirmez? Şaka mı yapıyorsunuz?

          Bir tarafta irticaya 80 yıldır savaş açmış silahlı kuvvetler, diğer tarafta irticanın içinden çıkıp gelmiş birisi bunlar hakkında iddianame hazırlayacak… Böyle bir mantık var mı?

          Elbette dileyen dilediği gibi giyinir, dileyen dilediği okulda okur. Ama belli bir zihniyetin temsilcisi adaleti tarafsız dağıtamaz! Hocanın öğrencisi hocanın sözünden dışarı çıkamaz. O zaman şimdiki gibi hukuk değil guguk çıkar ortaya…

          Sen hala işkembe-i kübradan sallıyorsun… Hangi düşürülecek uçaktan bahsediyorsun? Hiç bir şeyi okumamışsın… fikir sahibi oluyorsun…

          Şurada senin bahsettiğin düşen uçakla ilgili 200 den fazla sahtekarlık dile getirildi. Hepsine gözlerini yummuş, kulaklarını tıkamış, dünyaya at gözlüğü ile bakıyorsun.

          Bir insanı tanımak için dönüp geçmişine bakarsın. Yüzüne bakıp kim olduğunu anlayamazsın. Sen de dön geçmişse bak!

          Cevapla

          • inor Says:

            Sayın Olasılıksız,
            Bu trolleri ciddiye alıp cevap yazdığınız sürece bu blogda gelip can sıkmaya devam edecekler. Bunu sizin gibi blog kıdemlilerine hatırlatmaya gerek yok aslında ama bunların işleri tamamen buradaki insanları kışkırtmak. Bunları yaptıkları gülen surat :) işaretinden ayırt edebilirsiniz. Tarzlarından ve imla hatalarından hareketle, tahminen hepsi aynı kişidir. Sinirlenip cevap yazacağınıza cevap yazmayın ve onlar sinirlensinler. “Benim verdiğim vergiyle alınmış uçak” diyen şahsın 1 kuruş vergi vermediğinden emin olabilirsiniz. Asıl bunlar bizim vergilerimizden hortumlanan paralarla tutulmuş bir grup mahlukattır.

            Cevapla

            • blue Says:

              İnor,

              Ne kadar cahil olduğun konuşmandan belli olur bu yüzden seninle fazla konuşmak istemiyorum cehaletinden dolayıdır ki , insanlara saygısızca ve bilgin olmadığı konularda atıp tutuyorsun diğrleri gibi değilsin açık ve net belli, ama cehaletini burda böyle garip garip yazılar yazarak göstermen bence çok gereksiz .Birde şu vergi konusuna gelince benım vergi vermediğimi nerden biliyorsun veya ben snın verdiğini nerden bileyim. Biz buna halk arasında bilgi olmadan fikri sahibi olma diyoruz. mahlukat diyerek kendi kalitenide gösterdin bana fazla söz düşmez zaten ne olduğu konuşmandan ortada ama ufak nacizane bir tavsiye biraz kitap oku , araştır soruştur cahil kalma.21. yüzyılda böyle abuk sabuk konuşan insan kalmadı artık . Unutmadan buda senin için :)

              Cevapla

        • Macgregor Says:

          Senin gibi vatan hainleri oldugu sürece iyiki hiç bir şekilde savaşa girmiyoruz..Bağnaz yobazlar sürüsü..TSK ya yapılanların hepsinin hesabını halk olarak sizden soracağız ve hiç biriniz müslüman değilsiniz hepiniz takım tutar gibi din yaşıyorsunuz aynı AQP yi de bilmeden etmeden gözünüz kapalı tuttugunuz gibi.

          Cevapla

          • blue Says:

            Macgregor;

            Vatan hainliği ancak sizin gibi vatanı satan meleketin hazinesini terör ü kaynak göstererek sömüren aslanlar gibi çarpişan varan evlatlarınının hayatları üzerinden nemalanmaya çalışan askerleri gözü kapalı destekleyen sizler için söyleyebiliriz… Siz birkere şu askeriye yapıyosa ordu yapıyosa iyidir asker asla yanlış yapmaz o ne yaparsa doğrudur her söylediğine inanılacak gibi saçma düşünce ve fikirlerden kurtulun ki olaylara ve davalara daha objektif olarak bakasınız. Birtek siz yoksunuz bu dünyada size göre herşey düzmece herşey sahte ama ortada bir tane somut kanıt yok ancak burdan sallıyosunuz yok yazının altına nokta olmuş yok K harfini kopyalamışlar .. bırakın artık arkadaslar böyle boş işlerle uğraşmayı insanları böyle havadan sudan kendi kafanıza göre yazılar yazarak uyutamazsınız artık kendinizi gelirştirin insanlar artık gerçekleri görüyor çünkü düne kadar Türkiye Cumhuriyeti ni %20 si yönetiyordu artık %50 si yönetiyor ve bu sayı arttık ça kalite ve demokrasi çıtasıda yükselicek …..(Tabi askeriye kamburu terörü öne sürüp hükümetin ve hazinin paralarını sömürmez ise)

            Cevapla

          • ihtimal Says:

            Macgregor, yoksa sen darbeci bir pasanin cocugu musun ;) ??

            Cevapla

            • bir ihtimal daha var Says:

              Seni komik şey seni. Sen ne kadar cemaatçi bir şakirtsen O da o kadar darbeci çocuğu, değil mi?

              Cevapla

  22. nellsea Says:

    bakın orjinal yazıdaki “K- ” aynı şekilde CD’ye nasıl geçmiş olabilir ki? kesme işareti bile aynı… bravo yarım akıllı delil çetesi bravo …

    Cevapla

  23. mert katanalp Says:

    çok saçma:) güldüm ispat edeyim de komikleşmelere:) yok nokta şurda yoğun yok burda yoğun… bilim çağındayız yahu fıkra gibi ispatlama derdindesiniz..

    Cevapla

    • Kemal Says:

      Sevgili Mert Katanalp,

      Eğer zahmet edip yukarıdaki raporları okursan senin saşma bulduğun nokta yoğunluklarının zaten bilimsel olarak ispat yöntemi sayıldığını kendin görebilirsin.

      “Bilim çağındayız fıkra gibi ispatlama derdindesiniz” derken nasıl bir mantıksızlık örneği sergilediğini anlayabilir misin bilemiyorum…

      Sizi nerede yetiştiriyorlar böyle? Nasıl bir eğitimin ürünüsünüz, gerçekten çok merak ediyorum.

      Sevgiler.

      Cevapla

  24. Okan_O Says:

    Acaba bu CD TDK tarafindan hangi tarihte uretilmis? Bunu arastiran olmus mu?

    Cevapla

    • Olasılıksız Says:

      CD’lerin seri noları verilmediği için öğrenilemiyor. Ama bu CD’ler 2003’den önce üretilmiş olsa dahi bir anlam ifade etmiyor. İçindeki bilgilerin 2009’dan sonra kaydedildiğine dair çok sayıda kanıt var.
      Yani CD’nin tarihinin 2003’den sonra olması sahte olduğunu kanıtlar ama 2003’den önce olması gerçek olduğunu kanıtlamaz.

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 348 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: