Koşaner’in açıklaması: “Balyoz belgelerinin çaldırılması ifadesi kesinlikle yer almamaktadır”

27 Ağustos 2011

GENEL

Açıklamanın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Balyoz ile ilgili bölüm aşağıda:

“İfadelerde, halen devam etmekte olan bir dava ile ilgili olarak yer alan sözlerde çarpıtılarak kamuoyuna sunulmuştur. Ses kayıtlarında açık ve net olarak ‘Seminerle ilgili evrakın hepsi imha edilmiş olduğu için olay ortaya çıkınca bir şey bulamadık’ şeklinde yer alan ifade, bazı basın organlarında ‘Balyozla ilgili tüm evrakı biz imha ettiğimiz için her şeyi iddianameden öğrendik’ şeklinde verilmiştir. Varlığı dahi henüz kanıtlanmamış olan bir planın imhasından söz etmek mantık dışıdır. Ses kayıtlarında, ‘Balyoz belgelerinin çaldırılması’ ifadesi kesinlikle yer almamaktadır. İfade edilen, o tarihlerde icra edilen plan seminerine yönelik ses kayıdı ve bir kısım bilgi ve belgelere ilişkindir. Unutulmamalıdır ki, plan semineri ile halen devam eden dava ile ilgili konular birbirinden farklıdır.”

Daha önce de yazmıştık; zaten Koşaner’in  söylediklerine bir bütün içinde bakıldığı zaman sahte Balyoz darbe belgelerinden değil, 1. Ordu plan semineri belgelerinden ve ses kayıtlarından bahsettiği bariz.  Olayı “Balyoz itirafı” şeklinde pazarlayanlar, ya Balyoz belgelerinin sahteliğini örtbas etmeye çalışanlar, ya da burada ve Mahkeme önünde sunulan 100’ü aşkın sahtecilik kanıtına sırtını çevirip baştan beri inanmak istediğne inananlar.

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

48 Yorum “Koşaner’in açıklaması: “Balyoz belgelerinin çaldırılması ifadesi kesinlikle yer almamaktadır””

  1. Olasılıksız Says:

    Koşanerin sınırlı bir basın açıklaması yapması ve kendi izlediği politika sonucunda basından uzak durması kanımca uygun bir politika değil…. Fatih Altaylı veya benzeri bir programa “CANLI yayında” çıkıp sadece belirlenen konular hakkında açıklama yapabilir ve spekülasyonları önleyebilirdi.

    İşin ucunda Melih Gökçek olsaydı şu anda kolunun altında ilgili ilgisiz dosyalarla kanal kanal geziyor, balon patlatıyor olurdu…

    Cevapla

  2. fmerakli Says:

    Kosaner’in ses kaydinda Balyoz hakkinda soylediklerine iliskin onceki yorumlarimda dezenfiormasyon yaptigimi iddia etmis kimi blog takipcileri. Kosaner’in ses kaydina iliskin bizatihi kendi aciklamasinda dezenformasyon yaptigini gormeyen, goremeyenlerin beni dezenformasyon yapmakla suclamasi karsisinda gulmekten baska yapacak pek bir sey yok.

    Ses kaydinda soyledikleri icin “virgulune kadar arkasindayim” diyen Kosaner, aciklamasinda su ifadeyi de kullandi:

    ““İfade edilen konuların tamamı, devletin ilgili kurullarında, üst düzey devlet yetkilileriyle yaptığım görüşmelerde de kendileriyle paylaştığım, hukuki olarak gereğinin yapılması için emir verdiğim konulardır. Kimseden kaçırdığımız, sakladığımız ve gizlediğimiz konular değildir””

    Bu ifadesi de ses kaydindan:

    “Şimdi ben desem ki yetkililere yav bizimkiler mayın döşemişlerdi 10 sene evvel, 20 sene evvel başıboş bırakıp gitmişler. Ne derler? Döşerken aklınız nerdeydi derler. Maalesef döşeyen yine biziz. Di mi?”

    Yukaridaki iki kisa alinti, Kosaner’in aciklamasinda dezenformasyon yaptiginin acik bir ispati. Ikinci alintidan (sivil) yetkililere ordunun dosedigi mayinlarin basibos birakilip gidildigi net bir sekilde anlasiliyor. Ilk alintida ise, “ifade edilen konularin tamamini” ust duzey yetkililerle yapilan gorusmelerde aktardigi ve ses kaydindaki hic bir ifadenin birilerinden saklanan seyler olmadigini soyluyor. Akil tutulmasina ugramamis herkes, bu iki alinti birlikte degerlendirildiginde Kosaner’in yaptigi aciklamada gercekleri carpittigini gorecektir.

    Ayrica eger Kosaner sivil yetkililere TSK’nin mayinlari doseyip basibos biraktigini ifade etmis ve yetkililer bu konuda herhangi bir sey yapmamis ise gorevini yerine getirmeyen yetkililer hakkinda suc duyurusunda bulunsa idi keske.

    Yine merak ediyorum, Kosaner hangi ust duzey devlet yetkilisine “35. maddeyi kaldirilsa ne yazar, gerekirse biz yine siyasete mudahale ederiz, darbe yapariz, bu bizim dogal gorevimiz” gibi ifadeler kullanmistir. Cumhurbaskani’na, Basbakan’a EMASYA benzeri bir protokol hazirligi icerisinde oldugunuya da ne bileyim TSK’nin kanunlara aykiri faaliyette bulunmayi aliskanlik haline getirdigini soylemis midir? Soylediyse ust duzey devlet yetkilileri bu girisimler karsisinda ne yapmistir? Daha da onemlisi en yetkili isim olarak kendisi bu tur faaliyetlerde bulunan askeri personel icin ne yapmistir? Kanunsuz eylemlere giristigi iddia edilen personelin haklarini koruyamadigi icin istifa ettigini biliyoruz, ama kendi ifadesi ile yasalarin disina cikan personel hakkinda,kimse artik onlar, ne tur bir yaklasimi oldugu konusunda pek bir fikrimiz yok.

    Kosaner yine konusmasinda su bolumu acaba hangi ust duzey devlet yetkilisine anlatti fe gereginin yapilmasi icin gerekli emir/talimatlari verdi:

    “İŞİMİZİ CİDDİYE ALMADIK. İŞTE EVRAKIMIZA BİLMEM NEMİZE SAHİP OLMADIK. ÇALDIRDIK. ORTALIKTA RASTGELE KONUŞTUK. KONUŞMALARIMIZI DUYDULAR. ONA BUNA SUÇ YÜKLEDİLER. BİLİR BİLMEZ KONUŞTUK. EFENDİM. İMZA ATARKEN KÂĞITLARA DİKKAT ETMEDİK. YAV NEDİR BUNUN. HERKES PARAF ETMİŞ BEN DE ATAYIM ALTINA BİR İMZA DEDİK O İŞ NELERE DÖNDÜ GELDİ. DİKKAT ETMEDİK. CEP TELEFONLARIMIZLA OLUR OLMAZ KONUŞTUK. MALZEME VERDİK. BİLGİSAYARLARIMIZDA LÜZUMSUZ BİLGİLERİ DEPOLADIK. İŞTE GELDİLER ARADILAR. BİR SÜRÜ ŞEY BULDULAR. HESABINI VEREMİYORUZ. YASA VE YÖNETMELİĞİN DIŞINDA HAREKET ETTİK. HEP BÖYLE OLACAK ZANNETTİK. AMA MAALESEF İÇİMİZDE HAİNLER ÇIKTI. MAALESEF ONUDA BULAMIYORUZ YASALARIN YÖNETMELİKLERİN DIŞINDA HAREKET ETTİK. BAZEN ETMEMİZ GEREKİYORDU BAZI DÖNEMLERDE. AMA BUNU YOL YAPTIK HEP ÖYLE OLACAK ZANNETTİK.”

    Kosaner’e gore yasa ve yonetmeligin disinda hareket edenler degil; bunlara iliskin bilgi ve belgeleri basina/savcilara ulastiranlar hain sifatini haketmis, onu da ayrica not etmek lazim. Bu arada bilgisayarda depoladiklari ve hesabini veremedikleri belgelere Golcuk belgelerinin de dahil oldugu dusunulebilir elbette…

    Neuse uzun lafin kisasi, en basta ifade ettigim iki kisa alintidan acikca gorulebilecegi uzere Kosaner’in acik bir dezenformasyon girisimi olan aciklamasina dayanarak benim dezenformasyon yaptigimi iddia edenlere soylenecek tek bir sey var. Kuru gurultuye karnim tok…

    Daha once de ifade ettigim gibi, Kosaner’in ifadelerine benzer elestiirileri dile getirenler ordu dusmani olmakla ya da ordu karsiti asimetrik operasyonun bir parcasi olmakla suclandi, haklarinda sayisiz suc duyurusunda bulunuldu. Madem bu elestirilerde haklilik payi vardi, neden o yonde bir tavir alamadi acaba Kosaner ve/veya onun komutasindaki karargah?

    Cevapla

    • Olasılıksız Says:

      🙂 🙂 🙂

      Sayın fmeraklı,

      Her zamanki tarzınızla 3 doğrlu laf arasına 2 yanlış sıkıştırıp onları da meşrulaştırma gayretlerinize hayranım.

      – Bilgisayarlardan hesabını veremedekleri belgeler çıkmış.. O zaman Gölcülteki belgeler de bunlardır.
      – Belgeleri çaldırmışlar… o zaman Balyoz çalınan belgelerdir.
      – Yasa ve yönetmelik dışında hareket edilmiş.. O zaman balyoz gerçektir.

      … benzeri çıkarsamalarınıza dezenformasyon değil belki ama dört dörtlük demagoji denebilir.

      Konuşmanın kendisi olmasa da içerdiği konuların ciddi çarpıklıklar içerdiği konusunda çoğumuz hemfikiriz. Ancak “beceriksizlik ve basiretsizlik” olarak değerlendirilebilecek pek çok konuyu alıp balyoza bağlama çabanız hakikaten biraz aşırıya kaçıyor.

      Bakın aynı şeyi ben de yapayım: Belki bilgisayarlardan arama sırasında çok sayıda porno videolar çıktı… onun hesabını veremiyorlar… 🙂 🙂 Suç işleyen subaylar sürekli trafik cezası yemiş ama umursamamışlar. 🙂 🙂

      Kısacası, lafları oraya buraya çekmenin gereği yok. Bu davada somut “deliller” ve “iddialar” var. Bu delil ve iddiaların gerçekliğine bakmalıyız. Gerisi sadece yorum olur… kıymeti olmaz.

      Cevapla

    • Can Acar Says:

      fmerakli,

      Seni dezenformasyon yapmakla suçlayanlardan biri olduğum için bir hatırlatma yapayım:

      Koşaner’in çelişkili ifade kullanmış olması, hatta dezenformasyon yapmış olması senin dezenformasyon yapmadığın anlamına gelmez.

      Kayıt yayınlandıktan sonra gerçek olan Harekat Planı ile sahte olan Balyoz darbe planı dokümanlarını bir tutup, sanki Koşaner Balyoz darbe planını itiraf ediyormuş gibi yorum yazan sensin. Bu planların ayrı olduğunu bildiğin halde bu şekilde yorum yaparak açıkça dezenformasyon yapan da sensin.

      Şimdi yaptığın demagojiyi ise Olasılıksız güzelce açıkladı zaten. Koşaner’in ne önce ne de sonra söylediklerinden bir darbe itirafı çıkartabilmek için çok daha fazla kıvırtmak lazım. Sen elinden geleni yapıyorsun ama yeterli değil.

      Koşaner’in bu konuşmasının bile kaydedilip uygun zamanda sızdırılması ise bunun “durumdan rahatsız onurlu subaylar” ya da “wikileaks” benzeri bir sızdırma değil, TSK’ya karşı organize bir saldırı olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Tank/top/asker değil bilgi çağının silahları ile saldırıp, Truva atı gibi içeri sızarak kirli çamaşırları ortaya dökmek, bunları yoğun dezenformasyon ve sahte delillerle destekleyerek etkisini kat kat arttırmak, TSK’ya karşı yapılabilecek en akıllıca saldırı planı. Bu yöntemin akıllıca olması ve başarıya ulaşması, bunun kalleşçe veya namertçe bir yöntem olduğu gerçeğini değiştirmez.

      Ordu sırlarını koruyamamıştır. Ancak ordu’nun korumakla yükümlü olduğu sırlar sadece kendi kanunsuzlukları veya sözde darbe planları değildir. Medyaya sızanlar bunlarsa, ülke güvenliği ile ilgili stratejik ve gizli pek çok bilginin de uygun yerlere sızdırılmadığını düşünmek ahmaklık olur. Acaba PKK saldırırken çeşitli birliklerin yerleri, güçleri ve durumları konusunda bu bilgilerden faydalanmış mıdır? Acaba Yunan ordusu kendi plan seminerinde Türkiye’yi dış tehdit olarak kurgularken bizim plan seminerini de askerlerine dinletiyor mudur? Acaba ülke dışında görev yapan askeri personelin kişisel bilgileri teröristlerin eline geçmiş midir? Acaba bir savaş durumunda halkın güvenliği için kullanılacak planları, malzemelerin ve kişilerin yerlerini ve kimliklerini sıfır sorun yürütemediğimiz ülkeler biliyor mudur? TSK’nın başına kim geçerse geçsin, yıllardır yapılan tüm planların ve hazırlıkların sil baştan yapılması gerekmeyecek mi? Koşaner’in bilgilerin çalınmasına bu kadar kızmasını sadece kirli çamaşırlara bağlamak biraz saflık olmuyor mu?

      Kolay gelsin …

      Cevapla

      • fmerakli Says:

        Iyi de ben nerede dezenformasyon yaptim? Kosaner kendi aciklamasinda yukarida ifade ettigim uzere acik bir sekilde dezenformasyon yaparken, ayni aciklamada Balyoz ile ilgili soylediklerinin dogru oldugunu dusunmeyi tercih edenler olabilir, ben pek o noktada degilim.

        Bir de yanildigin bir nokta var, belki Kosaner de aciklamasinin Balyoz ile ilgili olan bolumundeki ifadeleri ile insanlari bu sekilde dusunmeye itti, sen de o tuzaga dustun belki de. Yukarida demissin ki:

        “kayıt yayınlandıktan sonra gerçek olan Harekat Planı ile sahte olan Balyoz darbe planı dokümanlarını bir tutup…”

        Kosaner ise ses kaydinda soyle diyor:

        ““Karargâhtan böyle planlar nasıl dışarı çıkar, izahı yok. Kim verdi, biz verdik”

        Dikkatini cekerim “planlar” kelimesini kullaniyor, yani birden cok plandan bahsediyor. Diyelim ki o planlardan biri senin de atifta bulundugun ve gercekligini kimsenin tartismadigi Harekat Plani. Eger Kosaner “karargahtan boyle plan nasil cikar” diye feveran etmis olsa idi soylediginin bir anlami olabilirdi, amma velakin Kosaner 1. Ordu’dan disari cikarilan birden fazla plandan bahsediyor ve bundan da 1. Ordu’yu sorumlu tutuyor. Ben de zaten onceden bu noktaya dikkat cekmis, ne garip Kosaner sahte belge cetesinden bahsetmiyordemistim…

        Sence Kosaner gercek olan Harekat plani disinda hangi planlarin 1. Ordu’dan cikarildigini soyluyor? Ben bu sorunun cevabini bilmiyorum, eger sen biliyorsan cevaplarsin. Ama o planlarin Balyoz davasina konu olan planlar olmadigini tartismasiz kabul etme noktasindayineben pek degilim. Hatta bu ifadeleri ile ilgili olarak savcilarin Kosaner’in ifadesini almasi gerektigini dusunuyorum.

        Neyse eger Kosaner’in Harekat Plani disinda hangi planlardan bahsettigini biliyorsan eyvallah; soylersin biz de ogreniriz. Ama bu konuda bir muglaklik var ise Kosaner’in aciklamasinda ses kaydindaki diger konular ile ilgili acikca dezenformasyon yaptigi gun gibi ortada iken Balyoz ile ilgili soylediklerini dogru kabul etmek icin de ben cok fazla bir neden goremiyorum….

        Sana da kolay gelsin…

        Cevapla

        • Can Acar Says:

          Bak Koşaner ne demiş (senin yorumundan kopya)


          ŞİMDİ BALYOZ DENEN YANİ 1. ORDU KOMUTANLIĞI KARARGÂHINDA 2003 YILINDA YAPILAN BİR PLAN SEMİNERİNDEN DOLAYI ORTAYA ATILAN BU İDDİALAR HAKKINDA BİRŞEYLER SÖYLEMEK İSTİYORUM.

          Yani Balyoz derken Plan Seminerinden bahsettiğini açıkça ifade etmiş. Plan seminerine Genel Kurmay Başkanı’nın bile “Balyoz” demesi medyadaki dezenformasyon kampanyasının ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Kendisi de bunu farketmiş olmalı ki ne kastettiğini açıklama ihtiyacı duymuş.

          Bakalım Koşaner’i alıntıladığın 25 Ağustos’ta “Etyen Mahçupyan’s outrageous article” başlığı altında sen ne yazmışsın:


          Gariptir, Kosaner sahte belge cetesinden falan bahsetmiyor, karargahtan boyle planlar nasil cikar diye feveran ediyor. Onun cephesinden bakinca hakli tabii adam, kozmik oda yolgecen hanina donmus diye dusunuyor olsa gerek…

          Genelkurmay baskaninin kendi kurmaylarina “bu planlar nasil disari cikar, izahi yok” dedigi bir ortamda sayin Dogan ve Rodrik planlarin sahte oldugunu kamuoyuna, saniklar da mahkeme heyetine ikna etmeye calisacaklar…

          Doğan ve Rodrik’in sahte olduğunu iddia ettiği beleler, ile Koşanerin açıkça bahsettiği plan semineri farklı şeyler. Ne Koşaner, ne Çetin doğan, ne sanıklar, ne de bu blog yazarları ve yorumcuları, hiç kimse plan seminerinin içeriğini inkar etmiyor. Hatta herkes burada bir suç varsa cezasının verilmesi gerektiği konusunda hemfikir.

          Herkesin itirazı, hani şu TSK’nın kendi uçağını düşüreceği, insanları stadyuma kapatacağı, zaman, mekan ve kişi çelişkileri ile dolu sahte Balyoz darbe planı belgelerine. Bunu sen de çok iyi biliyorsun, ancak yine de yukarıdaki yorumu yapabiliyorsun.

          Artık tutturabildiğine/yutturabildiğine.

          Çevir kazı yanmasın …

          Cevapla

        • ccgursel Says:

          Fmerakli,

          Benim tutanaklardan okuyabildigim birkac plan ismine bir bak istersen:

          Emasya plani, sikiyonetim plani, kolordu plani, ordu plani, harekat plani,…

          Bunlarin hepsi munferit bir duruma iliskin munferit birer plan. Demek ki ortada ayni andan birden fazla legal plan olabiliyormus. Anladigim kadariyla “planlar” derken Kosaner bunlari kastediyor.

          Supheciligini hep kendi tarafina yontmaya cabalamani (buna dezenformasyon da diyebilirsin) agzim acik bir sekilde izliyorum. Kafasi calisanlarin bu dezenformasyonu yutmadigini umuyorum.

          Cevapla

          • Solmaz Türk Says:

            Sayın ccgursel;
            Onlar da kafası çalışan kimsenin yaptıkları dezenformasyonu yutmadıklarını bal gibi biliyorlar,hatta bilhassa kendileri de yapılan sahtekarlıların farkındalar ,kendileri çalıp kendileri oynuyorlar işte.

            Cevapla

            • Kemal Says:

              Aynen katılıyorum…

              Sevgili Can,

              “…Doğan ve Rodrik’in sahte olduğunu iddia ettiği beleler, ile Koşanerin açıkça bahsettiği plan semineri farklı şeyler. ..”

              yazmışsın ya sevgili Fmeraklı’ya hitaben, çok garipsedim.

              Gerçekten, Fmeraklı’nın bunu bilmediğini mi zannediyorsun? Anlama sıkıntısı çektiğine zaman zaman ben de şahit olsam da, bu yazdığın konunun farkında olduğunu daha önceki yorumlara dayanarak söyleyebilirim.

              Açık konuşmak gerekirse, bu durumu bilmesine rağmen gene de senin yukarıda alıntılamış olduğun cümleleri yazmasının tek nedeni ise kimi diğer yorumcuların dile getirdiği üzere dezenformasyon çabası.

              Haklı olarak birileri bunu ona yönelik olarak sürekli dile getirdiğinde ise çok kızıyor. Sonuç itibarıyla bir bağlamda “hakaret” sayılabilecek bir niteleme ona yöneltilen (benim de zaman zaman dahil olduğum bir grup tarafından). Hele kendisine saygısı olan, onuruna düşkün olan birisinin kaldırması zor bir durum. Bilemiyorum neden böyle devam ediyor.

              Sevgiler.

              Cevapla

              • Solmaz Türk Says:

                Sayın Kemal;
                Siz hiç burada sürekli dezenformasyon yapan kişilerin sahteliği ispatlanmış belgeler hakkında doğru dürüst bir şeyler söylediğini gördünüz mü?Örneğin yukarıda darbe planın hazırladığı iddia edilen gün ve saatlerde Albay Ali Türkşen’in TRT kameraları önünde ,bulunduğu yer ve saatini ispatlamasına karşın hala tutuklu olarak yargılanması hakkında birkaç laf edebiliyorlar mı? Her türlü sahtekarlığı görmezden gelerek burada laf salatası yapmaktan başka bir şey yapmıyorlar.Burada kimi kandıracaklarını zannediyorlarsa?Her türlü laga lugayı yaparken bir de şu Deniz feneri yolsuzluğundan,savcıların görevden alınmasından,Ergenekon davasına bakan hakimlerden Köksal Şengün’ün devre dışı bırakılmasının hukuksuzluğundan bahsetse ya şu çok bilmiş vatandaşlar.

                Cevapla

          • fmerakli Says:

            Hangi EMASYA planindan bahsediyorsunuz? Seminer ses kayitlarinda tartisilan planin bir EMASYA olmadigi acik acik ifade ediliyor!

            Cevapla

          • ihtimal Says:

            Bir de su kepazeliklerin alenilestirilmesi yok mu ??? Sanirim bu durum sizde patolojik 🙂

            Cevapla

    • demokrat Says:

      Faşizmden beslenen kafa yapısı ve bir oda tv klasiği;
      Postal nedir,ne işe yarar,sivillerce nasıl giyilir,giyilemez ise yalamak mı gerekir,başka bir parlatma yöntemi yok mudur?

      Tarih;30 Ağustos 2011, bendeniz tv’de seyrettiğim,”Genelkurmay alnından vurulan er hakkında açıklama yaptı,E-muhtıra siteden kaldırıldı,30 Ağustos resepsiyonu vs vs ”haberlerini dinleyip, ‘sonunda demokrasiye saygı galip geliyor sanırım,Türkiye böyle bir Genelkurmay Başkanını hakediyor’ türü bir yorum yapmaya hazırlanıyordum ki bu yazıyı okuma şanssızlığını yaşadım,kanım çekildi.
      Evet ben eski de olsa bir askerdim ve bu yazıyı yazan da sivildi (galiba).

      ”…Özal güya seçilmişti.. Torumtay ise “atanmış”. Aslında asıl “seçilen” Torumtay paşa idi. Nice zorlu sınavdan sonra 60 yaşını aştığında, emekliliğine birkaç yıl kala ancak yakalanabilen bir yüce makam idi oturduğu.. Kaç kez seçilmişti gerçekte. Ama kasaba delegesi sisteminin hastalıklı ve güdümlü ürünü sözde demokrasi ve türevleri kimi siyasal aktörler, kendilerini “seçilmiş” addetmekte ve atanmışlardan
      üstün görmekteler? Aslında bilinçaltı aşağılık kompleksi dürtüleri onları böylesi bir yargıya zorlamakta. Hoş görülebilir bir ölçüde…”

      Yanlış anlaşılma olmasın burada ben de sayın Torumtay gibi düşünüyordum,ama ya sayın yazarın buradan çıkardığı sonuçla vardığı yargıya ne demeli.Bu militer kafa hiç mi insanlığından utanmıyor yahu?Sorarsanız bir de solcuyuz falan demezler mi?Tanrı sizin gibi solculardan korusun.

      ”…Evet, Türk Ordusu’nun 14 yıldır emekli Başkomutanı, 78 yaşında en çağcıl teknolojiyi kullanmakta idi. Özgüvenim pekişmişti bir kez daha…”

      Bir de derler ki yalakalıkta kimse yandaş medya ile başedemez?
      Ne gereği var kardeşim bunu yazmanın,sen askeri internetten EFT yapamayacak kadar geri zekalı mı sanıyorsun,yoksa her 78 yaşındakini bunak mı?

      ”…Bir de bugüne bakıyoruz. Yeni Başkomutan Özel Paşa’yı çoook kaygılı bir ihtiyatla izliyoruz.

      Başlangıç gözlemlerimiz içimizi hüzünle dolduruyor. 30 Ağustos kabul törenlerini erteleme, törende yerini Cumhurbaşkanına bırakma..

      Oysa 30 Ağustos 1922, Büyük Zafer, 89. yılında 50 yıldır olduğu gibi kutlanmalıydı. Şanlı Ordu’nun Genelkurmay Başkanı’nı kutlamaya gitmeliydi Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Başbakan ve öbür zevat..
      Hem de Kararaghta! Çünkü bu eylemin esprisi, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurtaran ve kuran Ordu’ya ŞÜKRAN bildirimi idi….”

      Hayır arkadaş zamanında M.kemal’in cumhurbaşkanı olduğunu unutmuş diyeceğim
      ama o kadar bunamış mı emin değilim.Hayatın normale dönmesi neden insanları bu kadar rahatsız eder,anlamak mümkün değil.Sanıyorum yalayacak postal kalmamasından korkuyorlar ya da artık kimsenin yalatmak istemeyeceğinden.Kabusları bundan…

      Cevapla

      • Olasılıksız Says:

        Sayın demokrat,

        Sizin dikkat çekmenizden sonra makaleyi okudum.

        Yazının sonunda ki ajite edici ve tahrikleri bol kısmı saymazsak aslında büyük kısmını benimsediğimi söylemeliyim. İyi başlamış ama kötü bağlanmış bir yorum.

        Açıkcası ben 30 Ağustos kokteyli gibi meseleleri fasafiso olarak görüyorum. Kutlamaları C.başkanının başkomutan olarak kabul etmesi de ordu için olumlu bir PR çalışmasıdır. Zaten olması gereken de budur.

        Torumtay’ın seçilmiş, Özal’ın ise atanmış olduğu konusuna ben de katılıyorum… Torumtay’ın seçilmişliği elbette demokratik anlamda değil, “survival of the best” konseptinde değerlendirilmelidir. Üst kademe devlet görevine gelen pek çok kişi aslında “birilerince seçilmiş” kişilerdir. İyi seçilmiş kişiler bazen hükümet değişikliklerinden dahi etkilenmeyebilir.

        Diğer taraftan Özal’ın atanmışlığı için 12 eylül’e kadar tamamen başarısız bir siyasi hayatı olan bürokratın 12 eylülden sonra önlenemeyen hızlı tırmanışını iyi irdelemek gerekir diye düşünüyorum. Özal ne parti kuracak kadar varlıklıydı, ne de güçlü bir siyasi çevre oluşturacak kadar etkin bir isimdi. 🙂 O yüzden ne kadar “seçilmişler” içinde sayılabilir, doğrusu şüphelerim var. 🙂 Kimsenin ciddi bir başarı beklemediği Anap’ın ilk seçimlerde hem Necdet Calp, hem de Turgut Sunalp’e toz yutturmuş olmasını “halk tercihini kullandı” diye basite indirgeyemeyiz.. Belki sonrası için doğru olabilir. Ama öncesi için değil.

        Cevapla

        • demokrat Says:

          Sayın Olasılıksız,

          Torumtay’a ya da herhangi bir bürokrata seçilmiş derken kastı aşan bir ifade şekli kullanılmış diye düşünüyorum.Türkçe anlam bakımından başka bir bakış açısıyla ‘seçilmiş’ diyebiliriz. Belki sadece anlam bakımından doğru da olabilir,belirli sayıda kişi arasından,bir kast tarafından seçilmişlerdir ama bu kullanım şekli ‘ironi’den öte bir anlam ifade etmez.
          Atanmış(!) boyutunda olmasa da Özal’ın iktidara gelmesi konusunda benzer düşünceleri paylaşıyorum.Ama bu durum demokratik meşruiyetini etkilemiyor.
          Sadece seçilme sürecinde yaşananlar için çeşitli komplolar üretilebilir ki zaten bunlar da yazılıp söylendi. Halkın darbeye bilinçaltında beslediği (olası) tepkisi,hatta bu tepkinin önceden hesaplanmış olabileceği kurgusunu yabana atmıyorum.İşin maddi boyutlarını ise bilemediğim için yorum yapamıyorum.
          Bence bu yazının amacı durup dururken Torumtay’ın kahramanlık hikayelerini gündeme getirmek değil de ,TSK tarafından çok okunduğunu düşündüğüm bir siteden Sayın Özel’e bir şekilde ulaşmak ve tabir_i caizse damardan etkilemek.Ama görünen o ki başarı şansı sıfır düzeyinde kalacak.

          Cevapla

      • Can Acar Says:

        demokrat,

        Sıkı bir OdaTV okuyucusu olduğun anlaşılıyor. Keşke beğenmediklerini genelleme ve yaftalama konusunda bu kadar aceleci davranmasan. Bak bu yazı da başka bir OdaTV yazarından bahsediyor:

        http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1061804

        Faşizm kimsenin tekelinde değil.

        Kolay gelsin …

        Cevapla

        • demokrat Says:

          Can,

          Polemiğe girmeyeceğim ama ,mesela fmeraklı’yı ajitasyon ve dezenformasyonla suçlarken söylediklerini kendin yapmasan diyorum.Benim eleştirdiğim konunun Doğan Yurdakul’la uzaktan yakından alakası yok bunu sen de biliyorsun.Yani senin her seferinde başka bir yerinden anladığın gibi bu bir Doğan Yurdakul yazısı değil Oda tv eleştirisi,daha doğrusu Koşaner ve Özel değerlendirmesi içeren bir fikir teatisi.Tabii ki eğer faşizm olarak adlandıracaksak,kimsenin tekelinde değil,sen de böyle bir düşünce altyapısına sahip olabilirsin hatta bu yapıyı çeşitli tür postallarla da berkitebilirsin.Sana kalmış,eğer ben öyle değilim diyorsan önce fikirleri eğip bümemeyi/çarpıtmamayı dene, yoksa dışardan postal koleksiyoncusu gibi görülme riskin var.

          Kolay gelsin diyeceğim ama bu çağda bu kafayla işin zor be…

          Cevapla

          • Kemal Says:

            Sevgili Demokrat,

            “…Oda tv eleştirisi..” yazmışsın.

            Ama bir yazarın bir yazısından bir haber sitesini eleştirmek ne kadar doğru? Böyle bir genelleme tam da “demokrat” nikine yakışan bir yorum olmuş demek mümkün mü?

            Zaman gazetesi ya da Taraf gazetesi manşetleri ve haberleri üzerinden eleştiriliyor. Zaten bir köşe yazarı üzerinden eleştirilecek olsa ne cevherler olduğunu, gündelik hayattan siyasal yaşama pek çok alanda demokrasinin D’sinden bile nasip almayan kişiler olduğunu sanıyorum tahmin ediyorsundur…

            Genel olarak OdaTv’ye de eleştiriler getirebilirsin. Yazarların tamamını ya da büyük bir kısmını bir bağlamda eleştirebilirsin ama takdir edersin ki bunu delillendirmen şartıyla.

            Şimdi ben bu blogdaki kimi yorumcuların bazı yorumlarını örnek olarak öne sürüp, bu Türkler de ne kadar yalancı oluyor, işte tipik bir Türkiye klasiği desem bu cümleyi okuyanlar Türkiye hakkında mı, yoksa benim hakkımda mı kanaat sahibi olurlar?

            İşte yazmış olduğun yazıya bir de bu pencereden bak derim.

            Sevgiler. 🙂

            Cevapla

            • demokrat Says:

              Kemal bey,

              Nedense Odatv der demez hemen tepki veriyorsunuz,sanıyorum çok seviyorsunuz, olabilir tabii beni ilgilendirmez.
              ”Ama bir yazarın bir yazısından bir haber sitesini eleştirmek ne kadar doğru?” demişsiniz ,ben sorayım isterseniz,henüz vefat eden bir saygın Komutanı şahsi çıkarlarına alet ederek ve üzerinden nemalanarak,henüz daha tanınmamış başka bir Komutan’ı hizaya getirmeye çalışmak ne kadar doğru?
              Hatta daha da ileri giderek yıllarca girdiği seçimleri kazanmış (fikirlerimi Olasılıksız’a verdiğim yanıtta beyan ettim) bir Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nı aşağılayarak asker yalakalığı yapmak ne kadar doğru?
              Bakarmısınız rezalete eski bir Genelkurmay Başkanı internetten EFT yapabiliyormuş da arkadaşın göğsü kabarmış.Farkında mısınız bilmem ama yalakalık yapacağım derken aslında hakaret ediyor.
              Aslında yanıt vermek bile gereksiz,çünkü eleştirmek en doğal hakkımız,neden yanlış olsun.Mesela siz biliyormusunuz ki bu odatv denen sözde bağımsız site henüz yaptığım yorumlardan bir tanesini bile yayınlama yürekliliği gösteremedi,kaldı ki yorumlarım işte burada yazdıklarıma çok yakın şeyler. (Sitemizin değerini bilelim,ne de olsa yöneticilerimizin demokratik gelenek açısından onurlu bir duruşu var ve bu duruşun yüzde biri o haber sitesi dediğiniz sitede yok.)

              30 Ağustos eğer bir zaferse bu zaferin gönenci tüm halka aittir.Bu zaferi sadece belirli bir zümreye ait görmekse hataların en büyüğüdür.Buradan hareketle 30 Ağustosların tek sahibinin TSK olduğunu varsaymak (ve buradan yapılan çıkarımla Cumhurbaşkanı’nın evsahipliği ya da kutlamaları kabul edişini) eleştirmek ise
              sadece ve sadece iflah olmaz postal meraklılığıyla izah edilebilir.Bırakın devletin zirvesi nasıl yapacağına karar versin, kaldı ki talep sayın Genelkurmay Başkanı’ndan gelmiş.

              Bir de ne zaman odatv desek ya da eleştirel birşey söylesek hemen karşılığında ”ama zaman,samanyolu,yandaş vs vs” sözlerini ortaya çıkarmasanız artık diyorum,komik oluyor da.Bir de delil istemişsiniz ama anlamadım ne tür bir delil istiyorsunuz,adam yazmış işte alıntıladığım bölümleri,ben uydurmadım,haber başlığı
              bile koymuşlar.

              Cevapla

              • Kemal Says:

                Sevgili Demokrat,

                Söz konusu yazıyı yazan arkadaşı ben ilk defa okudum. Hatta şu anda adını dahi hatırlamıyorum. OdaTv okurluğum o kadar.

                Yorumlar konusunda da benim deneyimim benzer bir-iki kere yorum yolladım. Yayınlandığına henüz şahit olmadım.

                Yazıyı elbette eleştirebilirsiniz. Bu konuda bir sıkıntı yok. Ama bu yazıdan yola çıkıp genelleme yapmak haksızlık. Benim işaret ettiğim nokta buydu.

                Öte yandan OdaTv’yi de eleştirebilirsiniz Eğer sağlam bir dayanağınız olursa ben ya da bir başkası karşı çıkmaz. Ama haksız bir eleştiri getirirseniz, bundan dolayı eleştirilmeye de razı olmanız gerekir diye düşünüyorum…

                Sevgiler.

                Cevapla

                • demokrat Says:

                  Kemal Bey,

                  Burada görüşlerimizi bildiriyoruz,sağolsunlar blog sahipleri de her görüşe eşit mesafede durup,demokratlığın en güzelini sergiliyorlar.
                  Odatv ve benzeri siteler böyle bir duruş göstermiyor maalesef.Bu kapsama hazımsız her tür yayın organını sokabilirsiniz.Hangi görüşte olduğu farketmez.Önemli olan ahlaki davranmaları.Ben burada bana göre yanlış olan her yazıyı eleştirebilirim,bu o sitenin tüm yazıları ya da yazarları yanlış yapıyor,yalan söylüyor,çarpıtıyor gibi algılanmamalı.Fakat Odatv’nin bu konuda özel bir yeteneği olduğu su götürmez bir gerçek.Mesela şu yazdığım konuda belli ki sizde benzer görüşleri (benimle) paylaşıyorsunuz ki içeriğe yanıt vermek yerine savunma mekanizmasını çalıştırıyorsunuz.Yoksa sayın Olasılıksız gibi siz de detaylar hakkında yorum yapabilirdiniz.

                  Genellemeye kaçmış olabilirim ama bu site hakikaten bu sipariş yazıları çok yazıyor, geçen gün çok sadık bir odatv yorumcusunun yorumuna rastladım,odatv’yi ne kadar çok sevdiği ve takip ettiği girizgahından sonra şuna benzer şeyler söylüyordu;artık Veli Küçük’leri bile savunma noktasına geldiyseniz bizim de yavaş yavaş ayrılma vaktimiz gelmiştir.
                  Hatırlarsınız geçenlerde gene Kılıçdaroğlu ve Öcalan’ı karşılaştıran bir habere yer verdiler,ne demek istediklerini kendi yazarları bile çözemedi.Malzeme bol yani,Can Bey’in iddia ettiği gibi sıkı bir odatv takipçisi değilim ama ne zaman girsem eli boş çıkmıyorum.Eh o kadar da genelleme yapma hakkımız olsun artık.İnanırmısınız geçen hafta haber başlığında fahiş iki cümle düşüklüğü ve imla hatası yaptılar, yorumumu yazmamı müteakip hemen düzeltildi ama yorumum yine yayımlanmadı.:)

                  ”Ama haksız bir eleştiri getirirseniz, bundan dolayı eleştirilmeye de razı olmanız gerekir diye düşünüyorum…” Böyle bir eleştiri göremedim henüz,çünkü kimse (Olasılıksız hariç) halihazırda konunun özüne girip, şurası yanlış ya da çarpıtma demedi.Eleştiriye sonuna kadar açığım,çarpıtma,yalan ve(birisinin çokca yaptığı gibi) yazmadıklarımı varsayma içermiyorsa.

                  Cevapla

          • Kemal Says:

            OdaTv’de bugün 20 Ağustos Star gazetesine dayanılarak yapılan bir haber var: “Dink Suikast’ının Ergenekon’la İlişkisi Yok”. http://www.odatv.com/n.php?n=dink-suikastinin-ergenekonla-iliskisi-yok-3108111200

            Haberden anladığımız kadarıyla Ekim ayı içerisinde Özel Yetkili Savcı mahkemeye Dink Suikastiyle Ergenekon arasında somut bir ilişki yok diye mütalaa verecekmiş. Dosyalardaki deliller üzerine yaptığı bir incelemeden sonra bu karara varmış. Kaynak Star gazetesi olunca pek şüphelenmeye gerek olmayacak bir haber.

            12 Haziran tarihinde bir yorum yazmıştım:

            “… Mantık şöyle işliyor. Hmmm, görülen o ki birileri sahte belgeler ve CD’ler oluşturuyor. Oh my god! Bu birileri resmi görevliler. Şu kişilerin yanı sıra bu kişiler de bağırıyor bu CD sahte, o tanık yalancı v.b. Demek ki gerçekten de bu ikincilerin de söylediklerine kulak kabartmak gerek. Kabarttıkça da daha sık “oh my god” diyorsunuz.

            Hele o birileri Hrant Dink cinayetini Veli Küçük’le ilişkilendirmeye çalışırken kendilerinin azmettiriciyi istihbarat elemanı olarak cinayet işleyen grubun içerisinde görevlendirmiş olduğunu düşündükçe becerilenin sadece hukuk değil tüm demokratik kurum ve yapılar olduğunu görüyorsunuz…”

            Aynı gün sevgili Demokrat bana yanıtında:

            “…Polemik isteğinizde topa girmeyeceğim. O kadar yazılardan ve yaşananlardan sonra hala ”Hrant Dink cinayetini Veli Küçük’le ilişkilendirmeye çalışırken” yazan biriyle benim işim olmaz….”

            demiş.

            Sevgili Fmeraklı da 2 gün sonra eklemiş

            “…Kemal Bey,

            Demokrat’in hakli tespiti ile Dink cinayetinin Veli Kucuk ile “iliskilendirilmeye” calisildigini yazan biriyle polemige girmenin bir faydasi oldugunu ben de dusunmuyorum…”

            Anlaşılan Özel Yetkili Savcı Hikmet Usta’da benim görüşümün ilk kısmını (yukarıda sevgili Demokrat ve sevgili Fmeraklı’nın eleştirdiği kısmını) artık paylaşıyor.

            Öte yandan Erhan Tuncel üzerinden Emniyet istihbarat ve Ergenekon/Balyoz davalarının sahte delil üreten çetelerinin arasındaki ilişki kanımca araştırılmaya değer olduğunu düşünüyorum. Yani OdaTv’in başlığında ifade edilen Dink Suikastı ve Ergenekon arasında ilişki olmadığına katılmıyorum…

            Tartışma konusu olan ilk kısma geri dönecek olursak, OdaTv’deki haber, sevgili Demokrat’ın yukarıda alıntı yapmış olduğum cümlelerinde “o kadar yazılardan sonra…” ile dile getirmekte olduğu yazıları hatırlatıp şöyle bitiriyor:

            “…Peki, Hrant Dink suikastıyla Ergenekon davasının ilgisi olmadığı kesinleşirse; manşetlerden ve köşelerden idam sehpaları kuran özel yetkili medya ne yapacak?

            Utanacak mı?

            Hiç sanmayız…”

            Bu konuda hem fikirim yazarla!

            Sevgiler.

            Cevapla

            • demokrat Says:

              Bu haber olsa olsa savcının (hani hep burada eleştirilir ya,hukuk yok,delil yok vs vs diye) işini hukuka uygun yaptığını gösterir.’ Kanaat var ama delil olmadığından bir ilişki kurulamıyor.’
              Daha önce de söylediğimin arkasındayım,böyle olması benim kanaatimi değiştirmez.Bu arada delil olmaması bağlantı olmadığı anlamına da gelmez,şunu belirtmekte fayda var sayın savcının hukuka uygun davranması gerçek budur demek değildir,hukuk budur demektir.Mesela balyoz davasında da bir kısım sanıklar için böyle olmalıdır.

              Cevapla

              • Solmaz Türk Says:

                Yaz kızım;
                Sanığın işlemiş olduğu varsayılan suç mahkememiz tarafından delillendirilemediğinden kanaatimize dayanılarak idamına….

                Cevapla

              • Kemal Says:

                Sevgili Demokrat,

                “…Daha önce de söylediğimin arkasındayım,böyle olması benim kanaatimi değiştirmez.Bu arada delil olmaması bağlantı olmadığı anlamına da gelmez,,..”

                demişsiniz.

                Şu satırların üzerinde iki dakika düşünürseniz ne kadar sorunlu olduğunu görürsünüz.

                Delil yok ama Kanaat var? Bu ne demek? Neye dayanarak oluşmuş bu kanaat?

                Belli ki bir yerlerden yapılan yayınlar oluşturmuş. Çünkü fikir sahibiyiz, kanaatimiz var. Peki dayanak? Delil? O yok…

                Resmen işlemişler bizi. Delil olmadan bizi bir şeye inandırmışlar. Kim bunlar? Bunu nasıl becermişler?

                Özgür, kendisine saygısı olan bir beyin bunları sorar ve ardından da bunu becerenlerden hesap sorar.

                Şu da mümkündü. Gerçekten ortamda hukuki olmayan yollarla toplandığı için davada kullanılamayacak ama ilişkiyi ispatlayan bir delil vardır, o durumda hukuk çaresizce başını öne eğer bu delil geçerli değil ama ilişki aşikar denir. Ama durum o değil. Bu kadar açık yalanların haber diye kamuoyuna sunulduğu bir ortamda herhalde çoktan duyardık böyle bir delil olsa değil mi?

                Peki cümlenize dönelim. Delil olmaması bağlantı olmadığı anlamına gelmez, benim kanaatim değişmez.

                Bu neyin göstergesi? Bu nasıl bir önyargı?

                Sevgiler.

                Not: Bu yanıt doğal olarak sevgili Fmeraklı’ya da yönelik yazılmıştır.

                Cevapla

                • Solmaz Türk Says:

                  Demek ki yanlış anlamamışım.

                  Cevapla

                • demokrat Says:

                  Sevgili Kemal,
                  İki dakika düşündüm ama gel gör ki neresi sorunlu hala anlayamadım.Muhtemelen siz de benim derdimi tam anlamamışsınız ki böyle bir yanıt yazısına gerek görmüşsünüz.
                  Burada konu benim kanaatim ve bu kanaat ben de bir birikim sonucu oluşmuş bir kanaat.Savcılar benim veya senin kanaatinle iş yapmazlar.Zaten savcı doğrusunu yapmış/yapacak diye belirtmişiz.Yani sayın savcı hukuki olarak doğru yerde demişiz.
                  ”Delil olmaması bağlantı olmadığı anlamına gelmez.” Ee peki gelir mi ,böyle bir mantık var mı, siz olmadığını nereden biliyorsunuz?Tekrarlıyorum;kanaat…Daha önceki yazılarından da fmeraklı’nın aynen böyle düşündüğünü zaten biliyorum.

                  Yani neymiş; savcı ilişkilendirememiş ve bunu da açıkca belirtmiş, doğrusunu yapmış.Biz de demişiz ki ”doğrusunu yapmış,balyoz da da böyle olması gerekir.”
                  Burada ana fikir hukukun üstünlüğü ve balyoz ilişkisi.Buna yanıt olarak sayın Solmaz gibi;
                  ”Yaz kızım;
                  Sanığın işlemiş olduğu varsayılan suç mahkememiz tarafından delillendirilemediğinden kanaatimize dayanılarak idamına….”
                  şeklinde yazılınca da (siz ana fikri kaçırmışsınız)”yanlış anlamışsınız” demişim.
                  Değil mi?

                  Cevapla

            • fmerakli Says:

              Demokrat’a aynen katiliyorum. Iliskinin delillendirilememis olmasi iliski olmadigi anlamina gelmez. Tipki Demokrat gibi ben de daha once soylediklerimin arkasinda duruyorum ve Demokrat’in ayni anlayisin Balyoz saniklari icinde gecerli olabilecegi seklindeki tespitine de katiliyorum.

              Cevapla

          • Can Acar Says:

            demokrat,

            Sen OdaTV’yi eleştirdin, ben de OdaTV’de çok farklı yazarlar olduğunu hatırlattım.

            Sen OdaTV zihniyetinin faşizmden beslendiğini yazdın, ben de OdaTV’de faşizm altında ezilen bir yazarı örnek gösterdim.

            Anlaşılan imalı işaret edince anlamıyorsun. Açıkça söyleyeyim o zaman: Pek çok konuda haksız genellemeler yapıyorsun. Her nedense insanları kalıplara sokmaya çalışıyor ve bu kalıplarla ilgili düşüncelerine göre peşin hüküm veriyorsun. Farklı görüşlere ve olasılıklara karşı çok katı ve tahammülsüzsün.

            Son olarak, eğer haksızlıklara ve hukuksuzluklara karşı çıkınca birileri beni postal koleksyoncusu veya darbeci olarak görüyorsa, bu onların seviyesini işaret eder. Bu devirde bu tür düşüncelerin ve çabaların prim yapmadığını biliyorum, o yüzden haklısın, işim zor. Aklımı askıya alıp olan biteni normalleşme diye alkışlasam çok daha huzurlu bir hayat sürebilirim. Ancak daha sonra çocuklarımın yüzüne bakamam.

            Sana da kolay gelsin …

            Not: Kullandığın “postal koleksyoncusu” deyimi ödül/kafatası avcısı gibi bir karakter çağrıştırdı. Bu da sanırım kastettiğinin şey değil. Sen en iyisi “postal yalayıcı” demeye devam et.

            Cevapla

            • fmerakli Says:

              Yigidi oldurelim hakkini verelim, Demokrat Can Acar’a postal koleksiyoncusu diyerek hata yapmis. Can bey hakkini vererek duzeltmis; Can bey postal koleksiyoncusu degil, postal yalayicisi nitelemesini daha cok hakediyor gercekten…

              Cevapla

              • Can Acar Says:

                fmerakli,

                Başkası tarafından söylense kızacağım hakaretler, senin gibi yalan ve dezenformasyon ustası birisinden geldiğinde yaptığım yorumların hedefini bulduğunu doğruluyor.

                Kolay gelsin …

                Cevapla

                • fmerakli Says:

                  Kendisinin bile sahte oldugunu soylemedigi Balbay notlarinin sahte oldugunu ispatlamaya girisen, Balbay’in Cumhuriyet’te yazi dizisini yazarken iddianamede yer alan notlarina erisimi olmadigini aksi ispat edilinceye kadar iddia eden, ana haber kaynagi dezenformasyon odagi Odatv olan birisinin beni yalan ve dezenformasyon ustasi oldugumu soylemesi beni ancak guldurur.

                  Dinime kufreden musluman olsa derler ya ayni o hesap..

                  Ama yine de kabul etmem lazim, benim dezenformasyon yaptigim gibi bir ithamda bulunurken en azindan bilginiz, uzmanliginiz olan, gayet iyi yapabildiginiz bir seyle ilgili kelam etmissiniz. Bir de bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olup yazdiklariniz var ki onlar tam bir felaket oluyor…

                  Cevapla

                  • Can Acar Says:

                    fmerakli,

                    Ben hiçbir zaman bilerek yanlış bilgi vermedim. Hatamı farkettiğim durumlarda da her zaman kabul ettim. Senin için aynı şeyi söylemek ise ne yazık ki mümkün değil. Hem bilerek yanlış ve yanıltıcı bilgi veriyorsun, hem de karşındakini karalamak için kabul edilmiş hataları kasıtlı yapılmış gibi her fırsatta ortaya sürerek “kazanmak” için herşeyi yapabileceğini gösteriyorsun. Seninle “aynı tarafta” olanlar arkalarını kollasınlar derim.

                    Kolay gelsin …

                    Cevapla

                    • trekking Says:

                      Sevgili Can,

                      sen hep dersin ya “trolleri beslemeyelim”. Beslemeyelim bence de.

                      http://www.youtube.com/watch?v=metdLgjpfkI

                      Dil sürçmesi mi, Allahın tokadımı. “Mustafa balbay’ı biz aldık”.

                      Benim oğlum bina okur döner döner yine okur. Bazıları döne döne okusa da yine boş yine boş….

            • demokrat Says:

              ‘Kolay gelsin’

              Cevapla

  3. karsidevrim Says:

    Saçmalardan seçmeler..Artık kurtuluşunuz kalmadı Çeteciler ve çetedaşlar.Koşaner’in ne dediği ortada.Tüm vebal günah birinci ordudadır diyor.Seminer ve tüm kayıtlar ve evraklar İMHA edilmiş diyor.İmha edilen belgeler nasıl dava da ortaya çıkıyor.Ne için imha ediliyor? Korkulan ne?
    Tüm bu olanlara rağmen suçun ve suçluların arkasında durmaya çalışanlar da o suçun altında ezilir.

    Cevapla

    • Can Acar Says:

      karsidevrim,

      Tüm devlet kurumlarında üretilen belgeler süresi dolunca çöpe atılır. Eğer atılmazsa onları depo edecek yer bulamazsın. Genelde devlet kurumları, özellikle de ordu, polis, maliye gibi gizli ve hassas bilgilerle çalışan kurumlar eski belgelerini eskiciye vermezler IMHA ederler.

      Plan semineri kayıtlarının kaç yıl saklanması gerektiğini tartışabiliriz. Anladığım kadarıyla askerler bunu 5 yıl olarak belirlemişler, süresi gelince, 2007 veya 2008 gibi imha etmişler. Aslında imha ettiklerini sanmışlar. Birileri ise bu kayıtları imha etmek yerine çalmayı uygun görmüş. Çalınan seminer kayıtları üzerine onlarla tutarlı olacak şekilde sahte Balyoz darbe planı belgeleri imal edilerek piyasaya sürülmüş. Sonrasını biliyoruz.

      Sözde Balyoz belgelerindeki tutarsızlıkların tarihleri göz önüne alındığında bu belgelerin 2008 ve sonrasında üretildiği ortada. Ben olsam sahte belge çetesine ulaşmak için belgeleri kimlerin imha etmesi gerekiyormuş ona bakardım.

      Son olarak, rutin bir işleme suç yüklemeden önce, Deniz Feneri soruşturmasında aramayı haber alıp delilleri IMHA eden Kanal 7’ye bak derim.

      Kolay gelsin …

      Cevapla

    • Yusuf Metin Says:

      Bu rezilliklerin fikir diye sunulmasını ve burda demokratik tartişma ortamının yozlaştırılmasını doğru bulmuyorum. Bunların yayın organlarında onları eleştiren iki satır bile yazmanıza müsade etmiyorlar. Sözde demokrat geçinen gazeteci bozuntuları bile en ufak bir ciddi eleştrinin yayınlanmasını engelliyorlar. Ama bakıyorum yeni yetmeleri her tarafta ortalığı bulandırmak için yazı yazıyorlar.
      Bunları ciddiye alıp yazmayın. Bunlarda muhakeme edecek beyin yok, önyargılarını kıramazsınız boşuna uğraşmayın.

      Cevapla

  4. Solmaz Türk Says:

    Pes artık! Deniz feneri e.V davasına bakan savcıları görevden aldıran şikayet dilekçesinde sahte belge kullanılmış.

    Cevapla

  5. demokrat Says:

    Yeni CHP içinden düzgün bir ses;

    ‘Darbe zihniyeti devam ediyor’
    CHP’LİLER, emekli Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in itirafları konusunda ne düşünüyor? Herkesin merak ettiği bu soruyu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Zeki Gündüz’e sordum, işte cevapları…
    Koşaner’in itiraflarına CHP’den pek tepki gelmedi nasıl bakıyorsunuz?
    Bu tür yasadışı dinlemelerin olağan hale gelmiş olması doğru değil. Bunun hükümet tarafından değerlendirilmesi lazım. Ama içerik olarak Koşaner’in dedikleri de çok önemli. Türkiye’de, özel olarak askeriyede genel olarak da bütün bürokraside sorunları demokratik refleksler içinde çözme yerine, halı altına süpürme geleneği var. Bir kere şunu söylemeli, Kürt sorunu Türkiye’nin her sahasında kirlenme yarattı. Askerler içinde de çok büyük oranda dejenere bir durum var. Bu hâlâ daha devam ediyor. Bunu değiştirmek sivil iktidarın çözmesi gereken bir olgu.
    35. maddeye bakış sizi şaşırttı mı?
    Hayır şaşırtmadı. Bir kere askerin görevi esasta yurt savunmasını sağlamaktır. Dolayısıyla, içteki siyasal olayları çözme siyasal iktidarların elindedir. Ben hâlâ askerin önemli oranda demokratik bilinç problemi yaşadığını görüyorum. Maalesef bu durum darbeler döneminin zihniyet kalıntılarının devam ettiğini gösteriyor.
    Konuşmalar itiraf mı özeleştiri mi?
    Kendi içlerinde değerlendirecek olursak itiraf diyebiliriz. Benim açımdan önemli olan uygulama. Yoksa söz çok önemli değil.
    27 Nisan e-muhtırası nihayet kaldırıldı, ne diyorsunuz?
    Başbakan bunun muhtıra olmadığını söylemişti ama çıkarılmış olması elbette benim açımdan önemlidir. Bu ordunun siyasi süreçlere müdahale etme geleneğinin son örneklerinden biridir. Türkiye’de maalesef derin bir darbe geleneği var. Bunun bazı açılardan aşılıyor olması önemli bir durumdur.

    http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ovur/2011/08/30/darbe-zihniyeti-devam-ediyor

    Cevapla

    • Kemal Says:

      Sevgili Demokrat,

      Alıntı için teşekkürler.

      Doğru söze ne denir? 35. Maddeye bakış açısını daha dolaysız eleştirebilirdi aslında…

      Sevgiler.

      Cevapla

  6. demokrat Says:

    Bu arada herkese çifte iyi bayramlar…

    Cevapla

  7. demokrat Says:

    MEDYAMIZDAN BAYRAM MANZARALARI(İnternet)

    Bir haber ve farklı veriş stilleri…Sanırsınız ki bir kaç tane farklı Kılıçdaroğlu var,ya da ayrı yerlerde farklı farklı konuşmuş,işte yurdumun tarafsız medyası;

    ”CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Işık Koşaner’i iktidara yakın bir grubun dinlediğini öne sürdü.” başlığıyla giriş yapan Radikal gazetesi haberi şöyle işledi;
    http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1062078&Date=02.09.2011&CategoryID=78
    Burada dikkatinizi çekeceği üzre sayın Kılıçdaroğlu ‘Genelkurmay Başkanlığı MSB’na bağlansın diye bir söz etmemiş’ veya ‘askeri atamalarda tasfiye görüntüsü yok’ dememiş.

    ”Sivil-asker ilişkileri normalleşiyor.” başlığını atan Zaman devam etti;
    http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1175437&title=sivilasker-iliskileri-normallesiyor
    Zaman’a göre ise mesela ”Balyoz davasında askerleri çağırıyorlar, adam yurtdışından geliyor. Gidip mahkemeye ifade veriyor. Mahkeme, yurtdışından gelen adamı kaçma şüphesi olduğu gerekçesiyle tutukluyor. Böyle şey olur mu? ” dememiş.

    Hürriyet ; ”CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Işık Koşaner’i iktidara yakın bir grubun dinlediğini öne sürdü.” başlığını öne çıkarmış;
    http://www.hurriyet.com.tr/gundem/18629921.asp

    Milliyet;”Kılıçdaroğlu’ndan şok kaset iddiası ,CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Somali dönüşü siyasette yeni polemik konusu olacak iddialarda bulundu.” başlığıyla duyururken sayın Kılıçdaroğlu’nun gündemle ilgili söylediği
    sözleri büyük bir ustalıkla auta göndermiş.
    http://siyaset.milliyet.com.tr/kilicdaroglu-ndan-sok-kaset-iddiasi/siyaset/siyasetdetay/02.09.2011/1433823/default.htm

    Akşam;”Dinlemeleri kimin yaptığını açıkladı.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Işık Koşaner’i iktidara yakın bir grubun dinlediğini öne sürdü.Kılıçdaroğlu, bu konuda elinde bilgiler olduğunu, ancak sıkıntı yaratmaması için açıklamadığını söyledi.” başlığını kullanmış.
    http://www.aksam.com.tr/dinlemeleri-kimin-yaptigini-acikladi–64838h.html

    Star ve Yenişafak haberi görmezden gelirken,’ İpi çekildi’ başlığıyla hemen hemen aynı metinlerle Gürsel Tekin ve skandal haberine yer vermeyi tercih etmiş.
    http://www.yenisafak.com.tr/Politika/?t=02.09.2011&c=2&i=338663
    http://www.stargazete.com/politika/gursel-tekin-e-disipilin-yolu-gorundu-haber-379016.htm
    Ayrıca yapılan haberlerde Zaman ”Bayramın ikinci gününü Somali’de geçiren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu…” derken; Star gazetesinin Kılıçdaroğlu’nun Somali’ye hiç gitmediğini ileri sürmesi nasıl bir mantık onu da çözebilmiş değilim:
    http://www.stargazete.com/politika/ayak-basmadan-ankara-ya-dondu-haber-378953.htm

    Birgün gazetesi sanki memleketin ana muhalefet lideri değilmiş gibi sadece dinleme skandalına vurgu yaparak üç beş satır yazıyla geçiştirmiş;”Kimin dinlediğini biliyorum”

    Sabah magazin bölümünde dalga geçmeyi tercih etmiş;”Kılıçdaroğlu, Somali’den aday!”
    http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/sbmevlut_tezel/2011/09/02/kilicdaroglu-somaliden-aday

    Cumhuriyet,Taraf,Bugün ve Habertürk hiç olmamış gibi davranmayı tercih etmişler şu saat itibarıyla.
    Hangisinin taraf,hangisinin yandaş,hangisinin dürüst olduğu yorumlarını sizlere bırakıyorum.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: