Hakimler neden Balyoz belgeleri hakkında hiç soru sormuyor?

21 Haziran 2011

GENEL

Şimdiye kadar Balyoz davasının 38 celsesinin tutanaklarını burada yayınladık.  Yapılan savunmaların bize önemli görünen kimi bölümlerini özetledik ve belgelendirdik.

Mahkeme heyetinin (ve duruşma savcısının) bu savunmalar karşısında sergilediği tavır hayli ilginç. Şöyle ki, sanıkların ve avukatlarının gündeme getirdiği belki de yüzü aşkın sahtekarlık emaresi ve tutarsızlık karşısında mahkeme heyeti en ufak bir merak veya  sorgulama gayreti içerisinde görünmüyor.  Heyet ve savcı, çapraz sorguda seminer üzerine sorular soruyor, 12 Eylül üzerine soru soruyor, bir sanığın 2007’de yaptığı bir telefon konuşmasıyla ilgili soru soruyor, askeri usüllerle ilgili soru soruyor; ama şimdiye kadar Balyoz belgelerini ve bu belgelerde ortaya çıkan çarpıklıkları irdeleme amaçlı tek bir soruyla karşılaşmadık.

(Belki buna istisna sayılabilecek soru, EK-A Word belgesinde soyadı Tunçay olarak beliren, ancak aile soyadı Tuncay olan ve 2005’e kadar bu soyadını kullandığını belirten Bülent Tunçay’a, 36. celsede Üye Hakim Ali Efendi Peksak’tan geliyor: “Türk Silahlı Kuvvetleri gibi sıkı şekil kurallarına tabi olan bir kurumda 2005 yılına kadar nüfus kaydına göre nüfus cüzdanınızdaki soyadınız Tunçay olmasına rağmen Tuncay soyadını kullanıyorsunuz da bu bir sıkıntı teşkil etmiyor muydu?”)

Sanıklar diyor ki: biz bu belgeleri hazırladığımızın iddia edildiği tarihlerde yurtdışında ya da seferdeydik; mahkeme heyetinden bu konuda tek bir soru yok.

Sanıklar, sözde 2003’te hazırlanmış belgelerde daha sonraki yıllarda isimleri değişmiş hastane, fabrika, STK ve askeri birimlere yeni adlarıyla atıfta bulunulduğuna dikkat çekiyorlar; heyet tek bir soru sormuyor.

Bir avukat, 11 ve 17 no.lu CD’deki “el yazısının” bir not defterindeki orijinal yazılardan makineyle birebir nasıl kopyalandığını gösteriyor; heyet hiç bir şey demiyor.

Bir sanık, 2006’da tescil edilen plaka nasıl olur da benim 2003’de hazırladığım bir belgede yer alır diye feryat ediyor; heyetten çıt yok.

Bir avukat, üstverilerinde mahkeme heyeti üyelerinin adları bulunan sahte bir CD’nin nasıl kolayca üretilip, yerleştirilebileceğini göstermek amacıyla bir mizansen yapıyor; mahkeme heyeti avukat için suç duyurusunda bulunuyor.

Şimdi akla şöyle bir soru geliyor.  Mahkeme heyetinin Balyoz CD’lerinin sahteliğine dair yapılan savunmalarla ilgili tereddütleri varsa, niye sanıklara ve avukatlarına çapraz sorguda bu konuda hiçbir soru yöneltmiyorlar?

Yok eğer, CD’lerin sahteliğine kanaat getirmişlerse, nasıl oluyor da hala “kuvvetli suç şüphesi” ile sanıkları tutuklu tutmaya devam ediyorlar?

Maalesef öyle görünüyor ki  bu soruların yanıtı bu yazının başındaki grafikte “gizli.”

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

9 Yorum “Hakimler neden Balyoz belgeleri hakkında hiç soru sormuyor?”

  1. inor Says:

    Savcıların aklında başka bir fikir olmalı. Ölü bir atı kamçılamaktansa, başka gerekçelere dayanarak iddiayı kanıtlamaya çalışıyor olabilirler. Veya sahte deliller salt bir ters köşeye yatırma taktiği olabilir.
    Savunmanın böyle bir hinliğe harşı uyanık olması gerek. Sahte delillerin sahteliği üstünde çok durmadan savunmanın kapsamını genişletmek gerekebilir.

    Cevapla

  2. Aziz Says:

    Darbe yapan Kenan EVREN, ifadesi alındı (pişman değilim dedi) ve SERBEST BIRAKILDI !
    Darbe yapmayan onlarca komutansa (yok böyle bir şey bunlar düzmece demelerine rağmen) TUTUKLANDI !
    Balyozdaki komutanlar,
    Darbe yapmadıkları için mi içeride?

    Cevapla

  3. ata Says:

    Bu dava, iddianamesi,bilinen dosya içeriği,zabıtları-savunma belgeleri ve diğer bilinen delilleri ile (belki savcı ve mahkemenin ayrıca bildikleri deliller vardır diye bu ifadeyi kullanıyorum, olur mu öyle şey demeyin, ben de olmaması gerektiğini biliyorum,ancak “olamayacağı” konusunda şüpheliyim..çünkü “olmaması” gerekmesi, maalesef “olamayacağı” anlamına gelmiyor…….gördük,öğrendik !) artık bildiğimiz hukuk üzerinden götürülmüyor.Demek ki, başlangıcında da referans “hukuk” değilmiş.

    Maddi vakıa,hukuki delil vb. argümanlardan kanaat oluşturulmasına ve hükme giden yol, bu yargılamada terse dönmüş,en azından sıra değiştirmiş.Öncesinde inanmış,,inanç içindeki kişilerin bir yargılama yaptığıdır görünen.İnancına uygun, inandığına uygun sonuca gitmek üzere mesafe katedilmeye çalışılıyor…. Olması gereken, ceza hukukun gerçeği arama şeklinde süren yargılaması olmalıydı.

    Daha önce ifade ettim, tekrar edeyim, hukukun işlemediği bir yargılamayı, sadece hukuki vasıtalar ile savunamazsınız. ; bu şekilde çok önemli bir şeyi, “zaman” ı kaybedersiniz.Çünkü, hukukla yürümeyen bir yargılamanın da en önemli silahı “zaman” dır. Zaman unutturur, zaman usandırır , zaman hak kın değerini azaltır, zaman karartır, kısacası zaman savunmaya yaramaz.

    Yapılması gereken, bu dosyanın , hazırlık soruşturmasından, tutanaklarına, sürülen hakimlerinden, delillerine,adli emanette kalan evraktan, verilmeyen cd resimlerine bir çok başlık altında toparlanıp, bir mahkeme niteliği olmasa bile avrupa konseyinin organlarına, hukuk örgütlerinden, basın örgütlerine ve üniversitelerin hukuk fakültelerine, ülkelerin adalet bakanlığı bürolarına vb. ulaşabileceği yere kadar iletilmesidir.HSYK seçimi nasıl yapıldı, bakanlık listesi nasıl tulum çıkardı, ve seçilenler diğer seçimlerde nasıl blok oy kullandı bunlar da resmin bir parçası olarak eklenmelidir.

    Bunları ülke içinde yapacak ne gazeteci,ne gazete, ne akademisyen hiç kimse yok …. hepsi ya tırsmış, ya pısırık, ya kifayetsiz..ya bilmem ne.

    Cevapla

  4. Selin Ergundıgan Says:

    Bu Milliyet ne zamandan beri Feto’nun elimde ya? Baqkın şu habere:
    ——————————–

    Askeri Savcılık raporu: Hangi cemaatteki kadın nasıl giyinir?
    09:03 | 24 Haziran 2011
    Balyoz davasına ilişkin, Askeri Savcılık raporunda “hangi cemaatin kadınlarının nasıl giyidiği”ne ilişkin canlı mankenlerle çekilmiş başörtüsü anlatımları çıktı.

    Kemal Kümüş’ün haberi Askeri Casusluk soruşturması kapsamında Gölcük Donanma’da ele geçirilen harddisklerle ilgili Askeri Bilirkişi raporunda, harddisk içinden çıkan ve fişlemeler için hazırlanan dökümanlara da yer verildi.

    Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği’nin ‘Askeri casusluk ve şantaj çetesi’ soruşturması kapsamında Gölcük Donanma Komutanlığı’nda yaptığı aramalarda ele geçirilen video kasetleri, ses bantları ve belgelerle ilgili Askeri Savcılık tarafından hazırlatılan bilirkişi raporu tüm ekleriyle birlikte Balyoz Mahkemesi’ne ulaştı. Askeri Savcılık raporunda askeri personelin ailesine yönelik “fişleme formları” ile “hangi cemaatin kadınları nasıl giyinir”i anlatan canlı mankenlerle çekilmiş başörtüsü anlatımları dikkat çekti.

    Hangi cemaat nasıl örtünüyor?
    Şubat sürecinden kaldığı anlaşılan bu fotoğraflarla askeri istihbarat elemanlarına “türban bağlama şekilleri”nin detaylı bir şekilde anlatıldığı görüldü. Başörtülü kadınların değişik tarikat grupları adı altında fişlendiği anlaşıldı. “Radikal İslamcı gruplara mensup kadın üyelerin türban bağlama şekilleri” başlığıyla hazırlanan fotoğraflarda başörtülü kadınlar, “Acz-i Mendi tarikatı ve Hizbullah”, “Fethullah Gülen Grubu”, “Milli Görüş (Fazilet Partisi)”, “Nakşibendi Tarikatı” olmak üzere 4 grupta gösteriliyor. Kadınların ön ve yan cepheden çekilmiş fotoğraflarının altında başörtüsünü bağlama şekilleri detaylı bir şekilde anlatılıyor.

    3 ve 5 nolu harddisklerde yer alan “005_A_Ev Ziyareti Formu” isimli word dosyasında da “Takip ve kontrol altında tutulan personelin birlik dışı faaliyetlerinin takibinde dikkat edilecek hususlar” maddeler halinde anlatılıyor. Birlik dışında takip edilmesi istenen askeri personellele ilgili fişleme sırasında dikkat edilmesi gereken noktalar şöyle:

    Eş veya kız çocuklarından peruk kullandığı izlenimi edinilen var mıdır?

    Aileye ait fotoğraf albümünün incelenmesi sonucu tespit edilen menfi hususlar var mıdır?

    Evde hangi markalar kullanılıyor?

    Evde alkollü içki bulunmakta mıdır?

    Kolonya / gülsuyu ikram edilmekte midir?

    Kütüphanede / evde bulunan yayın ve dokümanların (kitap, dergi, gazete, kaset, CD v.s.) adı, yazarı, konusu nedir?

    Ev ve gıda amaçlı kullanılan malzemelerin markaları nelerdir? (Deterjan, tuz, bisküvi, beyaz eşyalar v.s.)

    TV’de hangi kanal izlenmektedir?

    Cevapla

    • fmerakli Says:

      Milliyet cemaatin eline ne zamn gecti bilmiyorum, Milliyet’i en son Demiroren ve gazetenin eski sahibi Karacan ailesi satin almislardi.

      Haberi okuyunca one cikmasi gereken soru Milliyet’in ne zaman cemaatin eline gectigi sorusu mu ondan cok emin degilim. Zira haberden anlasildigi uzere 28 SUbat’in kudretli generalleri bos durmamislar canli model kullanarak kadin giyim sonbahar kis koleksiyonu da hazirlamislar.

      Bu arada ordu mensubu olmak ne kadar zormus onu da goruyoruz. Evde misafirlere kolonya vermek sakat, aile albumunu orduevi talimnamesine gore filtrelemek gerekiyor, alisveris yaparken aldigin urunun fiyatina/kalitesine degil markanin sakincali olup olmadigina bakacaksin, zaplarken STV gibi kanallari cabuk gececeksin, hatta mumkunse televizyonun hafizasina kaydetmeyeceksin, aile ziyareti kisvesi altinda teftis gecirirken cocuk kumandada yanlislikla sakincali kanali acar, farketmezsin, al basina belayi…

      Gecen gun Hurriyet’ten Yalcin Dogan Guneydogu’da askeri personelin kullandigi sandiklardan AKP’nin birinci parti olarak ciktigini yazdi. Mesela Diyarbakir’daki subay ve astsubaylarin oturdugu askeri lojmanlarin sandiklarindan AKP’ye 1158, CHP’ye 662, MHP’ye 501 oy cikmis. 28 Subat’ta halka uygulanan baski, demokratik sisteme uygulanan tazyik bir yana ordunun kendi personeline uyguladigi siki gozetim de ters tepmis gorunuyor. Velhasil kelam, keske sorun Milliyet’in ne zaman cemaatcilerin eline gectigi meselesinden ibaret olsaydi…

      Cevapla

    • Solmaz Türk Says:

      Milliyet o haberi Star gazetesinden alıntılamış sazanlarda haber milliyet’in haberiymiş gibi atlamışlar.

      Cevapla

  5. Selin Ergundıgan Says:

    Çetin Doğan Paşa’ya da 9 bin oy çıktı!! Sahi biz kaç kişiyiz?

    Cevapla

  6. Kemal Says:

    “Elinizde başka delil var mı söyleyin, onları da tek tek çürütelim” diye seslenen Önsel, “İrticacı suçlamasıyla ordudan ilişkisi kesilmesi istenen personel arasında bulunan Kenan Kalay’ın akrabası olduğunu, seminere katılmadığı halde kendisinin tutuklu bulunmasına rağmen Kenan Kalay’ın seminere katılan personel arasında yer aldığını, dolayısıyla söz konusu belgelerin sahte olduğunu” belirtti.

    Konuşması esnasında kurt, tilki ve tavşan fıkrasını anlatan Önsel, “Sonuç olarak ben ne dersem diyeyim siz kurt ve tilkinin tavşanı dövebilmek için şapkam nerede dediği gibi yapacaksınız” diye konuşunca mahkeme başkanı Ömer Diken “Yok yok öyle demeyiz” cevabını verdi. Tutuklu sanıklar arasında bulunan Mehmet Yoleri’nin ağır hasta olduğunu, konuşamadığını, dışarıdaki eşinin ise kanser olduğunu hatırlatan Önsel, “Hiç olmazsa onun tahliyesine karar verilerek son günlerini yaşamasını talep ediyorum” deyince seyirciler gözyaşlarına hâkim olamadı. Kelimenin tam anlamıyla insanlık dramının yaşandığı Silivri’de daha neler var neler!.. Yazmaya, yükselen feryadı dillendirmeye devam edeceğim.

    http://www.odatv.com/n.php?n=silivrideki-nostradamus-2506111200

    Cevapla

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: