Balyoz iddialari ve seminer ilişkisi

01 Aralık 2010

GENEL

Bayoz iddiaları ortaya atıldığından beri dezenformasyon üreten gazeteler (Zaman, Taraf, Star, ve Sabah) yeniden iş başı yaptı! Bu kervana Radikal gazetesinin de katıldığını görüyoruz. Radikal gazetesinin Sabah’ın dünkü haberini kaynak alarak yaptığı haberi şöyle başlıyor:

“Geçen hafta Bakan kararıyla açığa alınan tümgeneraller Gürbüz Kaya, Halil Helvacıoğlu ile Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu’nun da katıldığı Selimiye’deki 5-7 Mart 2003 tarihli 1. Ordu Plan Semineri’ne ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı.”

Oysa herşeyden önce, Halil Helvacıoğlu ile Abdullah Gavremoğlu’nun seminere katıldığı bilgisi kesinlikle doğru değil. Bunu Balyoz iddianamesine gözatma zahmetini göstererek herkes teyid edebilir.

 Bu zahmeti göstermeyenler için biz dava ve iddialar ile ilgili birkaç olguyu burada sıralayalım:

(1) Balyoz iddianamesinde sanık olarak 196 kişi bulunuyor.

(2) 5-7 Mart 2003’deki seminere ise, Ankara’dan gözlemci olarak görevlendirilen 15 kişi dahil, toplam 162 kişi katıldı.

Dava hakkında fazla bilgisi olmayanlar—bu haberleri yapan gazeteciler dahil—bu rakamların benzeşmesi nedeniyle seminer katılımcılarının Balyoz iddianamesinde yer aldığını sanıyorlar, ancak durum böyle değil.

(3) Balyoz iddianamesindeki 196 sanıktan 148 tanesinin seminerle hiç ilgisi yok (bu kişiler 11 no.lu CD’nin içinden çıkan bir takım belgelerde isimleri geçtiği için yargılanacaklar). Yani, Balyoz sanıklarından sadece %25’i bahsi geçen seminerde katılımcı olarak bulunmuş.

(4) Seminere katılan toplam 162 kişiden sadece 48 kişi Balyoz iddianamesinde sanık olarak bulunuyor. Yani, seminer katılımcılarının sadece %30’u Balyoz iddianamesinde.

(5) Balyoz iddianamesine göre, 2002-2003’de Balyoz Harekat Planı ve Suga ve Oraj Hava Harekat Planları, Çarşaf ve Sakal Eylem Planları hazırlanarak (bunlar 11 no.lu CD’den çıkıyor) 1.Ordu Komutanı Doğan’ın önderliğinde tam teşekküllü bir darbe planı hazırlanmış. Bu planlar eyleme dönüşmediği için Savcılar “eksik teşebbüs”ten bahsediyorlar. Yine iddiaya göre Balyoz ve diğer planlar 1. Ordu’daki seminerde üstü kapalı bir şekilde müzakere edilmiş.

(6) Seminer ses kayıtlarında suç unsuru içeren hiçbir faaliyete atıf yok. Tek başına değerlendirilseydi, bu ses kayıtları üzerinden bir iddianamenin yazılması mümkün olmazdı.

Şimdi seminerle ilgili iddiayı tekrarlıyoruz: Seminerde 11 no.lu CD’nin içinden çıkan Balyoz, Oraj, Suga, Çarsaf, Sakal gibi darbe planları masaya yatırılmış.

Peki bu iddiaya dayanak ne?

i) CD’den çıkan Balyoz Güvenlik Planının “İcra” bölümünde, darbe faaliyetleri “GİZLİ gizlilik derecesinde ve özel seçilmiş, sınırlı sayıda personelin katılımıyla icra edilecek bir plan seminerinde denenecek ve müzakere edilecek” deniyor.

ii) Seminer ses kayıtlarında geçen kimi ifadelerin benzerleri, serpiştirilmiş bir biçimde çeşitli Balyoz belgelerinde bulunuyor.

En erken 2008 yılı sonunda hazırlandığını bildiğimiz 11 no.lu CD’nin içinden çıkan belgelerde seminerde çeşitli kişilerin kullandıklarına benzer ifadeler var. Emniyet raporunda ve savcıların iddianamesinde bu, seminerde Balyoz’un müzakere edilğine ispat olarak gösteriliyor! (Seminer ses kayıtlarından aldıkları ifadeleri hazırladıkları sahte belgelerde kullananlar, Emniyet bilirkişilerinin böyle bir “ispat mantığı” yürüteceğini tahmin etmiş olmalılar.)

Düşünün ki, aralarında Ankara’dan gözlemci olarak görevlendirilen 15 kişinin de bulunduğu 162 kişi, cami bombalamak, jet düşürmek gibi planların provasını yapıyorlar. Her nasılsa, bunu yaparken bu eylemleri hiç konuşmuyorlar. Üstelik, darbe provasının kaydı arşive girsin diye bu seminerin ses kaydının yapılması için emri bizzat Çetin Doğan veriyor. Ankara’dan gelen 15 gözlemci seminerde darbe provası yapıldığını rapor verdikleri komutanlarından saklıyor. Seminer bir darbe provası olmasına rağmen seminere katılanlardan sadece 48 kişi Balyoz iddianamesinde yer alıyor.  Bir de üstelik, Balyoz’un prova edildiği bu seminere katılan üç kişinin aynı zamanda (11 no.lu CD’den çıkan belgeye göre) Balyoz planı ile irticacı oldukları için ordudan atılacaklar listesinde olduğu ortaya çıkıyor.

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

2 Yorum “Balyoz iddialari ve seminer ilişkisi”

  1. eminkk Says:

    Bugün başbakanımız Wikileaks belgeleriyle ilgili dedi ki “Bu iftiraları atanlar ne kadar alçaksa bu iftiraları manşetleri atanlar siyaset malzemesi yapanlar aynı derecede müfteridir alçaktır.
    İspat görevi benim değil. İspatlamayan alçaktır”
    Diye yazıyordum ki hükümet sözcüsü Hüseyin Çelik, balyoz hakkındaki iddiaları (buradaki bilgi ve belgelerden hiç haberi yokmuşcasına) gerçekmiş gibi kamuoyuna aktardı.
    Başbakanın tenkitlerindeki tutumdan farkı var mı?

    Cevapla

  2. drunkenknight Says:

    Wikileaks tarafından yayınlanan belgelerin başbakanı bu kadar kızdırması son derece normal,açıklanan belgelerin zaten ülke içinde bilinen bir takım bilgilerin çemberinin çapının genişlemesine sebep olduğunu söylemeye gerek yok ama ilk kez bu seslerin yurt dışından gelmesi, diplomatik yazışmalarda da geçmiş olması sanırım başbakanımızın ülke içindeki kontrol gücünün dışında olması sebebiyle kendisi için oldukça önemli,tabi belgelerin bizim ergenekon ve balyoz davalarındaki belgeler gibi imal edilmiş olmaması sebebiyle gerçek belgelerle zor durumda kalmıştır.Büyük ihtimal şimdiye kadar nasıl kazandığını asla bilemeyeceğimiz servetini Wikileaks i satın almak ve oraya kendine biat etmiş birini atamakta kullanacaktır :))

    Ama yukarıdaki sözleri de aslında iyi okunduğunda oldukça traji komiktir. Başbakanımızın sözlerini doğru kabul edersek,Wikileaks in tüm dünyaya dair yayınladığı belgeler iftira niteliğini taşımaktadır,oysa daha önce bu sitenin yayınlamış olduğu belgelerden ve bu belgelerin yaratmış olduğu etkilerden belgelerin iftira değil,gerçek olduğunu görüyoruz…Belli ki başbakanımız henüz ne yapacağını,nasıl bir tepki koyacağını bilemiyor,ama kamuoyuna ciddi ve dürüst bir açıklama yapması gerekiyor ki bunu sanırım hiçbir zaman göremeyeceğiz…Bu yayınlanan belgelerden dolayı,imzasız ihbar mektuplarından bile ergenekon ve balyoza delil yaratma çabasında olan kimi savcılarımız ne yapar, nasıl hareket eder bu da ayrı bir merak konusudur…

    Hüseyin Çelik’in açıklamasına gelince, siyasi iktidarın bu davalarda taraf olduğunu tekrar tekrar söylememe gerek yok sanırım,hükümetten bazı bakanların bu davalarla ilgili hukuk kurallarının yanında akıl ve mantık kurallarını da ihlal eden beyanatlarını da biliyoruz…Bu davaların düşmesi demek, iktidarın bütün gizli saklı eylemlerinin de gün ışığına çıkması demek olur ki,iktidarın bu davanın bitmesini -en azından gizli bile artık olamayan o ajandasındakileri tamamlayamadan- istemediğini,sürekli ateş üzerinde kaynayan kazanın altına yeni/yine delil odunları koyarak,içerideki dönüşümü tamamlamaya çalışacaklardır…

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: