Yeni TÜBİTAK Raporu (nihayet) savımızı doğruluyor.

21 Haziran 2010

Çelişkiler ve kanıtlar, GENEL

Savcılık Askeri Bilirkişi Raporu ile TÜBİTAK raporu arasındaki çelişkilerin açıklanması için TÜBITAK’tan yeni bir bilirkişi raporu istedi. Savcılar, yeni bilirkişi heyetinden 7 soruya yanıt vermesini istediler. Sorulara buradan ulaşabilirsiniz.

Yeni TÜBİTAK raporunu okuduğunuz takdirde göreceksiniz, yeni bilirkişi raporunun sonuç bölümü, bir önceki bilirkişi raporu ile çelişmemek için özel bir dikkatle kaleme alınmış. Ancak, savcılar çok spesifik sorular sorduğu için, TÜBİTAK bilirkişileri raporda bu soruları yanıtlamak zorunda kalmış. Bazen daha doğrudan yanıtlar vermek yerine, konuyu gereksizce dağıtıp uzatmış olsalar da, neticede sorulara yanıt vermişler.

Biz ilk baştan beri, sadece CD’ler üzerinden yapılacak bir incelemeyle CD’lerin gerçekten kimler tarafından ve ne zaman yazıldığının bilimsel olarak tespit edilemeyeceğini söylüyorduk (Bakınız: Yeni Başlayanlar İçin TÜBİTAK’ın “Balyoz” Raporu, TÜBİTAK’a açık mektup).

Bakın, nihayet TÜBİTAK’ın yeni raporu bu can alıcı konuda ne diyor (aşağıdaki alıntı, TÜBİTAK bilirkişilerinin Askeri Bilirkişi raporundaki bu konuyla ilgili 5-d maddesine cevabı):

Tekrarlayalım: Eğer bu veriler kendi içerisinde tutarlı olarak yaratıldıysa ve kötü niyetli olarak sahte doküman üretildiyse, bu durum sadece CD ve içerisindeki dokümanlar teknik olarak incelenerek tespit edilemez.

İşin tuhaf tarafı, TÜBİTAK bilirkişileri verilerin tutarlı bir şekilde yaratıldığı bir sahteciliğin sadece CD’ler üzerinde yapılan bir incelemeyle teknik olarak tespit edilemeyeceği gerçeğini söyledikten sonra, “yapılan incelemeler sonucunda herhangi bir teknik tutarsızlığa rastlanmamıstır” diyor. İyi de, bu son cümlenin anlamı ve gereği ne?

TÜBİTAK’ın bilirkişileri, savcıların dikkatle seçtiği ve konuyu aydınlatmaya yönelik soruları sayesinde ilk TÜBİTAK raporunda yeralmayan gerçekleri söylemek  “zorunda kalmış.”  Zorunda kalmış ifadesini kullanmamızın nedenini raporu okuyunca daha iyi anlayacaksınız. Yukarıda verdiğimiz örneğe benzer olarak, kimi yanıtlardan sonra “ancak” ve “öte yandan” gibi bağlaçlar ile savcıların sorusuyla doğrudan ilgili olmayan ve konuyu dağıtacak ve ilk raporu aklayacak nitelikte ifadeler koymuşlar.

Benzer şekilde, sonuç bölümündeki ifadeler ilk TÜBİTAK raporunun eksiklerini kapatmaya yönelik. Tam da bu yüzden,  yeni raporla ilgili kimi basında yeralan çarpıtılmış haberler (örneğin “Balyoz’cuları üzecek rapor, TÜBİTAK’tan gelen ikinci rapor: Sahtecilik yok) gerçeği yansıtmıyor.

Rapor hakkındaki “haberleri” değil, raporun tümünü buradan okumanızı tavsiye ediyoruz.

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

Yorumlar kapatıldı.

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: