Balyoz Davası 50. Celse Duruşma Tutanağı – 23 Ağustos 2011

05 Ekim 2011

Duruşmalar, GENEL

50. Celse duruşma tutanağını okumak için buraya tıklayın. Bu celsede Dursun Çiçek, Meftun Hıraca, Abdullah Gavremoğlu, Kıvanç Kırmacı, Taner Gül, Yusuf Ziya Toker ve Cengiz Köylü savunmalarını yapıyor.

50 celse geride; imzasız dijital belgelerle tutuklanan insanlar, belgelerin sahteliğini defalarca ispatladıkları halde hala içeride. Tırnak içinde mahkeme karşısında en kısa ve özlü savunmayı bu celsede Kıvanç Kırmacı yapıyor:

“ (…) Sadece girişi Silivri Ceza ve Tutukevinden bağımsız olduğu için, tırnak içinde bağımsız bu Mahkemeye savunma kapsamında söylenecek, anlatacak bir şey olmadığı için artık sadece susulur ve beklenir.”

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

14 Yorum “Balyoz Davası 50. Celse Duruşma Tutanağı – 23 Ağustos 2011”

  1. fenerant Says:

    Kıvanç kardeşim;
    kişiliğine ve onuruna uygun savunma yapmış.
    Hukuksuzluk mahkemelerinde savunma yapmamak en güzel savunmadır.
    Allah sizlere ve ailelerinize sabır versin.

    Cevapla

  2. fenerant Says:

    Sevgili Pınar ve Dani;
    Tırnak içinde mahkeme karşısında en kısa ve özlü savunmayı bu celsede Meftun Hıraca yapıyor diye yazmışsınız ama bahsettiğiniz ifade Meftun Hıraca ya ait değil Kıvanç Kırmacıya ait Düzeltirmisiniz. Benim ilk yorumumdaki hitap başlığı da “Kıvanç kardeşim” olacak. Bunu da düzeltirmisiniz.

    Cevapla

  3. cdogangercekler Says:

    Duzeltme icin cok tesekkur ederiz. PD

    Cevapla

    • m.k.a Says:

      A successful disinformation campaign makes use of the signal-to-noise ratio: Where the signal of the honest topic is clouded out by the noise of disinformation tactics and disruption. Resulting in an audience left in limbo with so much noise it is extremely hard to pinpoint and identify the most important truths, let alone draw confident assertions from the overall pool of information.

      Cevapla

  4. boraxin Says:

    ^^ and who is executing that succesful disinformation campaign?

    Cevapla

    • Olasılıksız Says:

      Isn’t it obvious?

      Cevapla

      • boraxin Says:

        sure obvious if u think in a biased way

        Cevapla

        • Olasılıksız Says:

          Öncelikle, burada hepimiz Türk iken tutup da anadilimiz olmayan bir dille tartışmaya devam etmek bana çok anlamsız geldiği için size Türkçe yanıt vereceğim.

          Taraflı düşünmenin çok güzel örneğini 2 gece önce bariz şekilde yaşadık. Ülke TV denilen ve görüşleri malum kanalda bütün akşam boyunca CHP’li Emine Ülker Tarhan’la görevden alınan DenizFeneri savcısının buluştukları haberi verildi. Üstelik sadece altyazı olarak değil, program sunucusunun sık sık alengirli anonslarıyla “bakın görüyor musunuz? Bu dava siyasi taraflı.. Muhabirlerimizden kaçtılar… ama gerekirse sabaha kadar kapıda bekleyip onları yakalayacaklar” tarzında ifadeler kullandı.
          Bu kanalı referans alan bazı internet haber siteleri de bu durumu haber yaptılar.

          Sonunda ne oldu? Kadının kocasıyla yemek yediği, savcının evinde TV seyrettiği ortaya çıktı. Kaldı ki buluşup yemek yemiş bile olsalar, görevden alınmış bir savcı ile eski yarsav başkanının oturup yemek yemesinde nasıl bir tezgah aranabilir. Adamın zaten davaya etki etme durumu kalmamış.

          İşte taraflı düşünmek böyle bir şey… Bariz olanı görmekten kaçıp ayrıntılarda kötü niyet aramaya başlarsanız TARAFLI düşünmeye başlarsınız.

          Bu dava örneğine dönecek olursak; ben asla askerin hiç bir dönemde darbe yapmayı düşünmediğini, buna niyet etmediğini iddia edemem, söyleyemem. Ama burada özel bir durumu, bir semineri ve onun çevresinde hazırlandığı söylenen planları tartışıyoruz. Belki Çetin Doğan daha önce veya sonra darbe planı hazırlamıştır, bilemeyiz. Ama tartışmamız gereken bu davadaki iddiaların gerçek olup olmadığıdır.

          Şu anda kolay kolay hiç kimse beni bu iddiaların doğru olduğuna ikna edemez. Çünkü tüm “deliller” ortada darbe değil çok büyük bir tezgah olduğunu ortaya koyuyor. Üstelik de 2-3 kişi değil, örgütlü bir yapının tezgahını ortaya koyuyor.

          Bu durum aslında çok tartışılan Ergenekon oluşumundan bile tehlikelidir. Bu gücü elinde bulunduranların yarın kime ne yapacaklarını kimse bilemez, kontrol edemez. Sonuç olarak bu davanın adil ve tarafsız görülmesi Türkiye’nin geleceği açısından çok büyük önem arz ediyor. Geleceğimizi garanti altına almak istiyorsak hukukun gerekeni, yani “hukukun gereğini” yapmasını hepimiz savunmalıyız.

          Açıkcası ben şu ana kadar ortada hukuk falan göremedim. İddianameyi savunan savcının çok daha somut deliller elde etmek için çaba göstermesini, iddianameyi kabul eden mahkemenin bu iddialarla ilgili ciddi sorgulamalar yapmasını beklerdim. Ama ne görüyoruz? “Bilgisayar şifren var mıydı?” gibi yüzeyel sorular… Ee, vardı… ne olacak? Hepimizin var! Bu neyi değiştiriyor veya neyi kanıtlıyor? Adam ben o tarihte orada değildim diyor. Yüzlerce digital imzasız yanında 3-5 yaprak imzalı, konuyla ilgisiz yazı… Yok efendim Milli Güvenlik derslerinde şunlara dikkat edilecek, falan filan… Bunun darbe ile ne ilgisi var? Bunlar zaten sittin senedir böyle… Ayrıca unutmamak lazım… okullara zorunlu din dersini getiren de askeri darbedir!

          Uzun lafın kısası; Neyi tartıştığımıza doğru odaklanalım. Bir tane imzalı evrak ile darbe sonucuna varmaya kalkarsak bin tane imzasız sahtekarlık için de mantıklı açıklamayı ortaya koyabilmemiz lazım.

          Cevapla

          • boraxin Says:

            Sayın Olasılıksız,
            Ben ingilizce yazan arkadaşa (m.k.a) sormuştum ingilizce çünkü o şahış muhtemelen amerikalı ama sen bana ingilizce cevap verince, ben de sana ingilizce cevap verdim, yoksa kendi dilimi başka bir dile hiçbir zaman tercih etmem, sadece bu durumu açıklamak istedim.

            Cevapla

            • boraxin Says:

              başka bir dili kendi dilime hiçbir zaman tercih etmem yazacaktım, tersini yazmışım, düzelttim şimdi…

              Cevapla

            • Olasılıksız Says:

              O konuda size bir eleştiri getirmedim zaten. Ama yukarıda yorum yazan 2 arkadaş da Türkçe biliyor. 🙂 Aksi halde Türkçe yayın yapan bir gazetenin makalesi üzerine yorum yapmazlardı.
              Don Tso Themessenger rumuzlu arkadaş öyle bir intiba yarattığı için bazı mesajlar ingilizceye döndü. 🙂

              Cevapla

  5. yal81 Says:

    Mahkeme Başkanı: “Müdafiiniz hazırsa savunmanızı yapabilirsiniz.”
    Sanık Kıvanç Kırmacı: “Yüce Türk Milleti. Namussuz ve şerefsizlerin attığı iftiralar sonucu,
    sahte dijital kurgulara dayanan, temelsiz ve taraflı olarak hazırlanan iddianamedeki tüm suçlamaları ve polis tespit tutanaklarında belirtilen bütün değerlendirmeleri reddediyorum. İddia Makamının hiçbir yasal ve somut kanıtı yoktur. Olması da mümkün değildir. Yasal görevim dışında bana herhangi bir görev teklif edilmemiş ve meslek hayatım boyunca tarafımdan yasal görevlerim dışında herhangi bir faaliyet içerisinde bulunulmamıştır. Bu nedenle bana iftira atanlara, onlara destek verenlere, bertaraf olmamak için bu adaletsizliğe seyirci kalanlara, beni çoluğumdan çocuğumdan ve sevdiklerimden ayrı bırakanlara her saniye beddua ediyorum.
    Peki, sanıklar ile dijital veriler arasında illiyet bağı kurulabiliyor mu? Her ne kadar illiyet bağı yok ise de hedefe Türk Silahlı Kuvvetlerini yerleştirir, birde tasfiyeyi daha süratle yapmak için acele ile bu iddianameyi de kabul edersen gerisi teferruattır. İşte anlattığım böyle bir iddianame karşısında, savunma sınırları içerisinde kalarak, savunma kime yapılır? Savunma, Anayasa ve kanunları tarafsız, adil uygulayan, masumiyet karinesine, suçların şahsiliğine ve mülkün temel olduğu gerçeğine inanan, bağımsız bir mahkemeye yapılır. Yoksa sanıklar ve müdafiiler tarafından, iddianame ve sözde delillerdeki tüm sahteliklerin, devletin resmi kurumlarına ait belge ve bilirkişi raporları ile defalarca ispatlanmasına rağmen, onları görmeyen, duymayan ve bu yalın gerçeklere rağmen, bizlerin tutukluluğunu halen devam ettiren.
    .”

    Cevapla

  6. yal81 Says:

    Mahkeme Başkanı: “Sanığa soru sormak isteyen var mı? Peki, yerinize geçebilirsiniz. Evet, Taner Gül. Buyurun Taner Gül dinliyoruz”
    Sanık Taner Gül: “Evet, iyi günler. Burada karşınızda kendimi ifade edebilmem için, 6 buçuk ayı aşkın bir süredir hapiste olduğumu size hatırlatarak başlamak istiyordum ama herkes bunu söylüyor, ben de söyleyeyim.
    .”
    Ama ben sizden bir şey rica edeceğim. 10 dakikalık bir süre
    boyunca lütfen bana bakmanızı rica ediyorum. Bana bakmanızı, başka bir şey ile
    ilgilenmemenizi, 6 buçuk ay gibi bir sürenin
    Mahkeme Başkanı:
    Sanık Taner Gül: “Elbetteki.”
    Mahkeme Başkanı: “Takip ediyorum, salonu da takip etmek zorundayım. Çünkü salonun
    düzenini ve güvenliğini. Düzenini sağlamakta Mahkeme Başkanın görevli CMK 203 gereğince. Yani bir yere odaklanırsam bir yeri kontrol edemem. Ben hem dinleyicileri izliyorum. Hem sanıkları, müdafiler tarafına bakıyorum. Salonda oluşabilecek bir şeye müdhale edecek tek kişi benim burada. O yüzden her yeri aynı anda kontrol etmek zorundayım. Buyurun ben sizi de izliyorum.”
    Sanık Taner Gül: “Peki, teşekkür ediyorum. Ben sadece bana bakmanızı, bir insan olarak bana bakmanızı rica ediyorum.”
    Mahkeme Başkanı: “Dikkat ederseniz bu güne kadar dinlenen tüm sanıkları takip ettim ama salonu kontrol ediyorum, dönüyorum tekrar dinliyorum. Dinleme sürekli devam ediyor ama sanıkla göz teması kuruyorum ama zaman zaman salonu da tarıyorum.”
    Sanık Taner Gül: “Peki, teşekkür ediyorum. Masum biri olarak 6 buçuk aydan beri hapiste bulundurduğunuz biriyim. Ceza Muhakemesi Kanunu ruhunda yer alan masumluk kavramını değerlendiriyorum, düşünüyorum. Yani yeni Ceza Muhakemesi Kanunun hazırlanışındaki temel felsefede yer alan, bir suçlunun cezasız kalmasının, bir masumun mahkum edilmesine yeğ tutulmasını tercih eden değerlendirmeyi düşünüyorum bu Mahkemede. Her hukuk devletinde kabul edilen ve bu masumluk karinesi ile de sıkı bir ilişkisi olduğu bilinen, şüpheden sanık yararlanır ilkesini sadece arıyorum bu Mahkemede. Bu ilkede yapılan Ceza Muhakemesi sonunda fiilin, sanık tarafından işlendiği yüzde yüz belliliğe ulaşmadığı sürece mahkumiyet kararı verilemeyeceği belirtiliyor. Gerek masumluk karinesi, gerek şüpheden sanık yararlanır ilkesi bu Mahkeme için de eminim bir anlam taşıyordur. Ben muhakeme sonrasında oluşacak karardan önce peşinen, aylardan beri hapiste yatıyorsam, sizin yapacağınız yargılama sonrasında vereceğiniz kararın anlamı olacak mıdır? Ceza peşinen çektiriliyor ise yargılamayı neden yapıyorsunuz? Kararı önceden verdiniz mi? Eğer vermediyseniz niye hapiste yatıyorum? Kanun, hak, hukuk, adalet bunlar farklı kavramlar. Bir cinayet mevcut kanunlarla icra edilmiş ise cinayet cinayettir. Bu değiştirmez cinayet olduğunu. Peki, kanun, hak, hukuk, adalet nasıl katledilir? Benim gözümden dünyaya bakacak olsaydınız, en mükemmel örneğini 11 Şubat tarihinde ben yaşadım.
    Tabi kendinize, haklı kanuni maddelerden istediğiniz gerekçeyi bulabilirsiniz. Ama ne söylenirse söylensin, ne söylerseniz söyleyin. Verilen karar asla ama asla ne kanuna uygun, ne haklı, ne hukuki ne de adil olacaktır. Bu kararın arkasındaki gerekçelerinize, nedenlerinize hiç girmeyeceğim. Bu gerekçeleriniz sizin için haklı olabilir. Ne kadar haklı olursa olsun, ama bu değişmiyor. Burada suçun şahsiliği ilkesini sadece hatırlatmak istiyorum. Ceza suçu işleyene verilir. Hesap suçu işleyenden sorulur. Bu tüm
    “O benim takdirim. Ben sizi de
    .”
    Benim dünyamdaki en güzel örnek, nasıl katledilir kanun, hak, hukuk,
    adalet 11 Şubat tarihidir. Orada verilen ara kararınızdır. Bu ara kararla, benim gözümde baktığınız takdirde, arkasında sığınılan kanun maddeleri, basmakalıp ifadeler, sadece hakkın, hukukun ve adaletin, kanunun arkasında dolanarak katlinden başka bir şey değildir benim
    gözümde.
    Değişmeyen tek maddi gerçek masum biri olarak benim hapse atılmış olmamdır. Bu
    mahkemede söylenebilecek hiçbir gerekçe bu gerçeği değiştiremez. Ben masumum ve bu
    Mahkeme Heyeti olarak siz masum birini hapse attınız.
    21
    T.C. İSTANBUL 10.AĞIR CEZA MAHKEMESİ ( CMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ ) CELSE TARİHİ 23.08.2011 ESAS NO: 2010/283 CELSE NO:50 Sayfa:22
    hukuk sistemlerinde, yüzyıllardır böyledir. Ceza göz dağı veya korkutma maksadı ile veya başka bir maksat ile verilmez. İddia Makamından, bana atılı bu suçun, sahte belgelerini, benim hukukumu da gözeterek bakmasını istiyorum. Asıl görevi suçluyu hukuk önüne çıkarmak mıdır, yoksa fenomenler ile savaşmak yoksa toplumun genel iyiliği adına masum insanlara isnat edilen suçları savunmak değildir ki. Ben de sizin temsil ettiğiniz bu ülkenin insanlarından biriyim. Bu toprağın evlatlarından biriyim. Yapacağınız iyilik benim de yararıma olacaktır. Ama iyilik adına masum insanlara atılan suçları görülmemesi, sadece adaletsizliğe, kötülüğe hizmet oluyor. Tek bir kişiye karşı yapılan haksızlık, bütün topluma karşı yöneltilmiş bir tehdittir. Görevinizi yapın, topluma yöneltilmiş olan bu tehdidi bertaraf edin. Toplumun hukukunu koruyun, benim hukukumu koruyun.
    Aylardır hapisteyim ve masum olarak, aylardır hapiste olan bir insan olarak biliyorum ki, masum insanları hapse atmak, mahkemelerin görevleri arasında yer almaz. Masumluk karinesi, Mahkemeye tekrar hatırlatıyorum bu karineyi. Mahkemenin sona ermesine kadar suçlu sayılmama hakkı. Şu ana kadar yattığım hapse bakılırsa, birkaç yıllık bir suç işlediğimden kesin eminsiniz. Peşinen hükmü vermişsiniz. Mahkemenin devamını izlemeye gerek yok mu? Ya yanılıyorsanız. Her okuma yazması olan kanunu okuyabilir. CMK madde100, 101, katalog suç, bunlar okunabilir. O zaman hakime neden ihtiyaç var? Neden Hakim olarak orada oturuyorsunuz? Herkesin okuyabildiği kanun maddeleri varken. Hukuki bir bütünlük içerisinde bunları değerlendirmenizi bekliyorum. Sizin işiniz düşünüldüğünde her yıl onlarca davaya bakıyorsunuz, yüzlerce insan önünüzden gelip geçiyor. Belki bunlardan biri olarak bu davada burada bulunarak, bu senenin işlerinden biri
    olacağım bende.
    İşinizi yapmanızı bekliyorum ben sizden. Hiçbir gerekçe hiçbir şey gerçeğin yerini alamaz. Şu anda maddi gerçek bu davada üzerime atılı suçu işlemediğim, bu suçu düşünmedim, bu suçu aklımdan geçirmedim.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: