Balyoz Davası 40. Celse Duruşma Tutanağı – 14 Haziran 2011

04 Ağustos 2011

Duruşmalar, GENEL

40. Celse duruşma tutanağını okumak için buraya tıklayın. Bu celsede Mehmet Kaya Varol’un çapraz sorgusu tamamlandıktan sonra, sırasıyla Ali İhsan Çuhadaroğlu, Harun Özdemir, Mehmet Yoleri, Namık Koç, Fuat Pakdil ve Behçet Alper Güney savunmalarını yapıyor.

Cumhuriyet Savcısı Savaş Kırbaş, davayla hiç bir ilgisi olmadığı yönündeki itirazlara rağmen, “Mahkeme” başkanının da izniyle, 2004’de emekli olan Mehmet Kaya Varol’un Araklık 2007’de kaydedilen bir telefon görüşmesine ait kayıdı okuyor ve Balyoz iddiaları ile ilgili gerçekleri ortaya çıkarmak için şu soruları soruyor (sayfa 14).

Savcı Savaş Kırbaş:

“(…) Abide diye bahsedilen şahıs kimdir burada?

Mehmet Kaya Varol:

“Bu sorunuzun, bizim dava ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur. (…) bu davayı ilgilendirmediği için bu sorunuza cevap vermeyeceğim.”

Savcı Savaş Kırbaş:

“Bu dosyada delil olarak bulunan bir şeydir. Mahkeme tarafından da dosyadan çıkarılması reddedilmiştir. Ben sorarım siz cevap vermeyebiliriniz. Abide çıktı abide denilen kimdir?”

Mehmet Kaya Varol:

“Cevap vermeyeceğim”

“Mahkeme” Başkanı:

“Susma hakkınızı kullanıyorsunuz. Peki”

Savcı Savaş Kırbaş:

“Yaşar Büyükanıt Paşa mıdır?”

Mehmet Kaya Varol:

“Cevap vermeyeceğim dedim efendim. Başka niye soruyorsunuz?”

SavcıSavaş Kırbaş:

“Ben sorarım. Siz cevap vermeyebilirsiniz.”

Savcı Savaş Kırbaş:

“(…) Türk Silahlı Kuvvetlerinde bir askerin, komutanına ihanette bulunması mı gerekiyor sizin anlayışınıza göre? Sadakatli olması gerekmiyor mu?”

(…)

“Yani Türk Silahlı Kuvvetlerinde buraya kadar tepe noktalarına gelen, kuvvet komutanlığı yapan kişiler yürekli kişiler değil midir? Bu görüşmeye göre. Yani bu sizin anlayışınızı yansıtan bir konuşma onun için soruyorum. Cevap verip vermemekte serbestsiniz?”

???

Savcı Kırbaş Balyoz davasıyla ilgili gerçekleri bu şekilde aydınlığa kavuşturduktan sonra, Recep Yıldız’ın çapraz sorgusunda hakimlerden biri ilk defa 11 no.lu CD ile ilgili soru soruyor (sayfa 28).

Üye Hakim Ali Efendi Peksak:

“Bu atılı suçlama ile ilgili olarak 11. CD’de, sizin makamınıza veyahut da sizin görev yapmış olduğunuz birimde kullanılmakta olan bir bilgisayarda, özel görevli toplama timlerinde görevlendirilen şahıslar isimli Word belgesinin sizin isminize ait veyahut da sizin kullanmış olduğunuz bilgisayarda yazıldığı iddiası var. Şimdi makamınızda veya göreviniz kapsamında kullanmış olduğunuz bir bilgisayar var mıydı?”

Recep Yıldız:

“Vardı. Bilgisayarım vardı.”

(…)

Üye Hakim Ali Efendi Peksak:

“Evet, böyle bir belgenin yazıldığı iddiası var. Buna ne diyorsunuz? Yani suçlama açısından.”

Recep Yıldız:

“Böyle belge yazılmadı. Ben öyle bir belge hazırlamadım. Görmedim.”

Üye Hakim Ali Efendi Peksak

“Evet, siz kendiniz bilgisayar kullanma hususundaki bilgi seviyeniz ya da durumunuz nedir?”

Recep Yıldız:

“Bilgisayar kullanmada tek parmak yazabiliyorum. O kadar.”

Üye Hakim Ali Efendi Peksak:

“Evet”

Recep Yıldız:

“Ama o liste mesela çizelgedir. Çizelgeyi ben çizemem.”

Üye Hakim Ali Efendi Peksak:

“Evet.”

Recep Yıldız:

“Yani o kadar şeyim yok.”

Üye Hakim Ali Efendi Peksak:

“Bilgisayarınızın özelliği noktasında CD writer yoktur demişsiniz de o yüzden.”

Recep Yıldız:

“CD writer yoktur diye ifade etmiştim evet.”

Üye Hakim Ali Efendi Peksak:

“Evet, tamam Başkanım.”

???

Celsenin en aydınlatıcı sorusu Harun Özdemir’in çapraz sorgusu sırasında Üye Hakim Murat Üründü’den geliyor; 11 no.lu CD’den çıkan EK-A.doc ile ilgili (sayfa 53).

Üye Hakim Murat Üründü:

“Ne zaman emekli oldunuz?”

Harun Özdemir:

“2009 yılında.”

Üye Hakim Murat Üründü:

“2009 yılında. Şimdi Ek-A listesinde isminizin geçtiği iddia ediliyor. Sizinle ilgili iddia o”

Harun Özdemir:

“Evet.”

Üye Hakim Murat Üründü:

“Görevlendirmede yetkili personel listesinde isminizin geçtiği iddia ediliyor. İsminizin orada şimdi siz bunu kabul etmiyorsunuz. Üretilmiş belge diyorsunuz. Başkaları ismimizi yazmış diyorsunuz.”

Harun Özdemir:

“Evet.”

Üye Hakim Murat Üründü:

“Yani sizin isminizi yazmaları için sizce makul, mantıklı bir gerekçe var mı? Aklınıza gelen.”

Harun Özdemir:

“Bilsem zaten söyleyeceğim size”

Üye Hakim Murat Üründü:

“Efendim.”

Harun Özdemir:

“Bilsem, diyeceğim şu şu sebepten dolayı beni yazmışlar diyeceğim. Bilmiyorum ki.”

Üye Hakim Murat Üründü:

“Türk Silahlı Kuvvetlerinde, sizin dışınızda bir sürü Subay var. Astsubay var. Yani niye başkası değil mesela sizin isminiz yazılıyor.”

???


Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

3 Yorum “Balyoz Davası 40. Celse Duruşma Tutanağı – 14 Haziran 2011”

  1. trekking Says:

    Bugün biliyorsunuz, Cumhuriyet Gazetesine bomba atılması ile ilgili olarak Ergenekon sanığı Bedirhan Şinal’in ifadesini değiştirmesi gündeme düştü. Linki aşağıda.

    http://www.bianet.org/bianet/siyaset/131946-polis-cumhuriyet-e-bomba-atmami-istedi.

    Daha önceki ifadelerini kabul etmiyor.Reddediyor. Ben bu tür durumlara şüpheli yaklaşırım. Neyin ne olduğu belki önmüzdeki günlerde daha net ortaya çıkar.

    Ancak,bu konu ile ilgili, Veli Küçük’ün avukatı ve Kızı Zeynep Küçük’ün anlattığı bir anekdot var ki çok çarpıcı.Balyoz ile direk ilgisi yok ama, mahkeme ve mahkemenin bakış açısı ile ilgili. Çok Önemli.

    Bedirhan Şinal, linkini verdiğim ifadesini mahkemede dile getiriyor. Hakim Hışıloğlu

    “20 yaşında bir çocuğun söylediklerinemi bakacağız” diyor. Bunun üzerine bedirhan Şinal tarihe geçecek şu sözleri iletiyor.

    “4 yıl önce, yani 16 yaşında iken, ifadelerimi dikkate alarak bu davayı Ergenekon ile birleştirdiniz ama.”

    Zeynep Küçük bu çıkışa hakim’in bir cevap vermediğini söylüyor.

    İleri Demokrasi, Normalleşme, Demokratikleşme, Arınma, Temizlik, Bağırsak Temizliği. Tekmili Birden.Yetmez ama evetçiler ben size daha ne diyeyim?

    Cevapla

  2. Solmaz Türk Says:

    ”Dört yıl önce ,yani onaltı yaşımda iken,ifadelerimi dikkate alarak bu davayı Ergenekon ile birleştirdiniz ama” Hakime hukuk dersi verecek bir cevap ama nerdee….Cevabı okuyunca tüylerim diken diken oldu.Aklıma 16 Mart katliamını yapanZülküf isol geldi.!6 mart 1978 de İstanbul Üniversitesi Eczacılık fakültesi önünde gençlerin üzerine bomba atan Zülküf İsol çektiği vicdan azabından dolayı ablasına itirafta bulunmuş ve bombayı kendisine polislerin verdiğini söylemiş.Zülküf isol aradan bir kaç gün geçtikten sonra öldürülmüştü.O olayda ihmali görülen polis şeflerinden Reşat Altay ismine Hrant Dink’in katledildiği günlerde Trabzon Emniyetinde rastlıyoruz.

    Cevapla

  3. trekking Says:

    ilk okuduğumda gözüme çarpmamış!!! Fakat Hakim Murat Üründü’nün alıntıladığınız son sözleri Evrensel Hukuk’tan nereye geldiğimizi göstermesi açısından çok ilginç;

    ““Türk Silahlı Kuvvetlerinde, sizin dışınızda bir sürü Subay var. Astsubay var. Yani niye başkası değil mesela sizin isminiz yazılıyor.””

    Hadi Bakalım…. ispatla bana neden senin ismin yazıyor!!!!!!!

    Yetmez ama evetçiler ……. ……… ………… Anladınız siz onu

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: