Bir başka “geleceğe dönüş” Balyoz belgesi ve savcılara Dışişleri’nden gelen yanıt

Hem Baransu’nun bavulundan çıkan 11 no.lu CD’de, hem de Gölcük’te bulunan 1 no.lu CD’de, DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI.doc isimli bir Word belgesi var. Bu belgede Dışişleri Bakanlığı çalışanları Balyoz’a destek durumlarına göre listelenmiş.

TÜBİTAK’ın raporuna göre DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI.doc belgesi en son 14 Şubat 2003’de kaydedilmiş. Bu belge ve tüm Balyoz belgelerinin içinde bulunduğu 11 no.lu CD’nin üstverisine bakılırsa 5 Mart 2003’de oluşturulmuş, sonradan içine ekleme-çıkarma yapılmamış.

Listede 112 kişi var ve 4 kişi hariç, herkesin destek durumu (+) olarak görünüyor. Destek durumu (-) olarak görünen dört kişiden biri, 11nci sırada Şikago Başkonsolusu olarak yer alan Naci Koru. Karşısına “Fehmi koru’nun kardeşi. Olumsuz” notu düşülmüş (ek klasör 56, dizin no.1668) .

Savcılar, benzer listeleri içeren tüm yazılar için yaptıkları gibi, Dışisleri Bakanlığı’na bu listeyi gönderip, listedeki kişilerin 2002-2003 arasında belirtilen ünvan ve görevlerde çalışıp çalışmadığını sormuş. Giden yazıyı görmek için buraya tıklayın.

Burada bir parantez açalım: Nihayet adli emante saklanan cevaplar ortaya çıkınca gördük ki, savcılara kurumlardan gelen yanıtlar yine listeler halinde oluyor. Örneğin, bir kuruma on kişilik bir liste gitmişse, o kurum savcılara gönderdiği yanıtta yine on kişinin adını listeliyor, ve karşısına savcıların talep ettiği bilgileri yazıyor (altında da genellikle personel daire başkanı ya da insan kaynakları müdürü gibi kişilerin imzaları oluyor). Bu sayede çeşitli Balyoz listelerdeki kişilerin çok daha sonra alacakları görev ve ünvanları ile listelendiğini görmüştük. Örnekleri için buraya, buraya ve buraya tıklayın. Parantezi kapatalım.

Dışişleri Bakanlığı’ndan 23 Mart 2010’da gelen yanıtın şekli ise diğer kurumlardan gelenlerden çok farklı. Sadece bir paragraf ve şöyle diyor:

“(…) listede adıgeçen Bakanlığımız personelinin, 2002-2003 yılları arasında listede kayıtlı görevlerde bulunduklarını teyiden bilgilerinize saygılarımla arz ederim.”

Yanıtı yazan ise Büyükelçi ve Müsteşar Yardımcısı sıfatı ile Naci Koru. (Yanıta buradan ulaşabilirsiniz.)

Listedeki kişilerin büyük bir bölümünün o dönemki görev  ve ünvanlarına açık kaynaklardan (en azından google ile) ulaşmak mümkün değil. Dolayısıyla şimdilik bu bilginin doğru olup olmadığını teyit edemiyoruz.

Ancak Bakanlık, diğer kurumların yaptığı gibi, listedeki kişilerin belirtilen ünvanlarını ne zaman aldıklarını belirten bir yanıt gönderseydi eğer, bu listeyi ve tüm Balyoz belgelerini barındıran 11 no.lu CD’nin 5 Mart 2003’de  kaydedilmiş olamayacağı gerçeği ortaya çıkardı.

Zira, listenin 2. Sırasında yeralan İsmail Bahadır Kaleli  Personel Daire Başkanlığına 2 Haziran 2003’de atanıyor.

3 Haziran 2003 tarihli Resmi Gazete:

Benzer şekilde, listede Lahey Büyükelçisi olarak listelenmiş kişi Şubat 2003’de Lahey Büyükelçisi olan kişi değil. Listede beliren kişi 16 Nisan 2003’de bu göreve başlıyor.

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

24 Yorum “Bir başka “geleceğe dönüş” Balyoz belgesi ve savcılara Dışişleri’nden gelen yanıt”

  1. fenerant Says:

    Ne diyeceğiz artık. Elbet bu cemaat mensupları da bir gün yargılanacak.

    Cevapla

  2. ihtimal Says:

    Daha once bu tur basit turrden celiskiler bahsi burada cok gecti. Gayet iyi bilinen bir gercek ki resmi gazetede yapilan atama kararlari aylar oncesinden bilinen kararlar olabiliyor. Bunun ornekleri fmerakli tarafindan gayet guzel bir sekilde aciklanmisti. Neden hep benzer ornekleri veriyorsunuz ki? Kaldi ki bu bu dosyanin ben 14 subat 2003 te kaydedildiginide dusunmuorum, bunlari guncellendigi acik ve secik ortadadir. Zaten 1.ordu bassavcisi albay munger;in is arkadasi askeri savcilarla olan konusmasini veren ses kayiti heyseyi acik secik ortaya koydu. Askeri bassavci soruyor ” Tamam, bu bir darbe calismasiydi yapilamadi gecti, neden bunlari sakliyorsunuz hala” diger savci hemen cevap icin atliyor” Eee daha sonra lazim olur diye”……. http://www.sondakika.com/haber-resimleri/059/askeri-savcilarin-tanimi_b.jpg

    Biz burda bu yorumlari yazdigimiz zaman zarfinda, birilerinin hala TSk icinde bir haltlar karistirdigi fikri bir turk vatandasi sizi hala rahatsiz etmiyor mu?

    Cevapla

    • Galileo Galilei Says:

      Her türlü sahtecilik ve sahtekarlığa başvurarak üretilen sahte delillerle suçlanan insanların tutuklanması, yargılanmadan çeşitli medya organlarında suçlu ilan edilmeleri beni rahatsız ediyor.

      Tutarsızlıktan paçavraya dönüşmüş iddaları akıldan, mantıktan yoksun bir şekilde militanca savunan senin gibi yorumcular beni rahatsız ediyor.

      Insanların aklı ile alay edercesine bir taraftan ileri demokrasiye geçtik diye sallayıp, diğer taraftan gazetecilerin, öğretim üyelerinin, her türlü iktidar muhalifinin tutuklanmasını; basılmamış kitapların toplatılmasını görmezden gelenler veya kılıfına uydurmaya çalışanlar beni rahtasız ediyor.

      İki gün öncesine kadar saçma sapan iddialara toz kondurmayıp son anda çark etmeye çalışan köşe yazarları beni rahatsız ediyor.

      Bir Türk vatandaşı olarak, daha önemlisi bir insan olarak beni rahatsız ediyor.

      Bütün bu olumsuzlukların arasından dik duruşları ile ortaya çıkan cesur ve dürüst insanlar ise beni umutlandırıyor.

      Cevapla

      • ihtimal Says:

        Sevgili Galileo,
        Elimize bir ses kaydi gecmis ve icindekiler 1.ordu nun bas savcisi ve askeri savcilari. Ve kendi aralarinda Balyoz un tartismasini yapiyorlar. Normal sartlar altinda (Genel kurmay ve diger komutanlarin baskisi altinda) hic bir sekilde yapamayacaklari konusma elimize gecmis ve bu olayin bal gibi bir darbe calismasi oldugu konusuluyor ve hatta sebeb sonuc iliskileri bile derinlemesine inceleniyor. Ustelik baransuya verilen belgelerin aynisi golcukten donanmasinin icinde askeri ihtihbaratin odasinda cikiyor, sonra onunla ilgili bir baska kaset basina sizdirliyor ve iki astsubay gokculte gomulu olan dokumanlarin hikayesini anlatiyor, once nerdelermis, hangi odada acikta orta yerde durmuslar, sonra kim teslim almis, sonra kim basindan atmak istemis, sonra kim nereye saklamis butun hikayeyi biliyoruz!
        Simdi insanin akliyla alay eden sen misin ben miyim, bu balyozun bal gibi bir darbe calismasi olduguna dair?

        Cevapla

        • Galileo Galilei Says:

          İhtimal – “bir diğer ihtimal” tutarsızlıklar ile ilgili detaylı bir cevap yazmış. Sende çıkıp sahtelerim ve ben markalaşıyorum diye aklınca espiri yapıyorsun. Tutuklu yakınları ile aklınca dalga geçiyorsun. İş somut verilerle tartışmaya gelince yan çiziyorsun.

          Ama helal olsun sana tek başına burada zihniyetini temsil ettiğin sahteciler için çabalayıp duruyorsun. Belki hür düşünen açık görüşlü insanları at gözlüğü takmaya ikna edersin. Ha gayret.

          Şu basılmadan toplatılan kitap ilgili görüşlerinide paylaşırmısın lütfen? Gizlice balyozcular toplatmış olmasın?

          Cevapla

        • ahmet Says:

          sayın ihtimal
          ‘Ustelik baransuya verilen belgelerin aynisi golcukten donanmasinin icinde askeri ihtihbaratin odasinda cikiyor, sonra onunla ilgili bir baska kaset basina sizdirliyor ve iki astsubay gokculte gomulu olan dokumanlarin hikayesini anlatiyor, once nerdelermis, hangi odada acikta orta yerde durmuslar, sonra kim teslim almis, sonra kim basindan atmak istemis, sonra kim nereye saklamis butun hikayeyi biliyoruz!’ diyorsunuz. Ben 1983-1985 yıllarında Çanakkale Boğaz Komutanlığının Haber merkezinde askerliğimi yaptım. Yaptığımız yazışmaların atıklarını karbon kağıtlarına varıncaya kadar yakardık. Böyle bir darbe planı hazırlanmış olsa ya bu plan
          işlerdi, yani darbe yapılırdı. Ya da bu planı hazırlayanlar bu planların tamamını imha ederlerdi. Öyle orda burda ortada dolaşmazdı bu plan olduğu varsayılan belgeler.

          Cevapla

    • bir diğer ihtimal Says:

      Sevgili İhtimal,

      Söylediğiniz gibi ilgili atamaların aylar öncesinden bilinmesi tamamen bir varsayım, kaldı ki bu örneğin dışında mesela bir Aselsan örneği var ki aşağıda detayının bir kısmını paylaşmak istiyorum:

      Ancak 2003 yılına ait seminer için hazırlandığı iddia edilen ASELSAN listesinde 5 önemli ayrıntı var:

      1. 2003 yılında hazırlandığı iddia edilen listede adı bulunan Elektronik Mühendisi Recep Evren Palanduz araştırıldığında 17 Eylül 2007 tarihinde Aselsan’a girdiği anlaşılıyordu.

      2. Bir başka ayrıntı ise listede adı bulunan Rafet Yücel ile ilgili. Yücel, Aselsan’da hiç çalışmadı.

      3. Makine Mühendisi İbrahim Büyükgenç ise 14 Haziran 2007 tarihinde işe girdi. Büyükgenç, MGEO Entegre Lojistik Destek Müdürlüğü’nde görevlendirildi.

      4. Mühendisi Aykut Hozatlı, 6 Nisan 2006 tarihinde işe başladı.

      5. Teknisyen Volkan Tosuner ise 1 Temmuz 2007′de, Aselsan MGEO Elektronik Üretim Müdürlüğü’nde işe girdi. Üstelik Tosuner, seminerin gerçekleştiği 2002-2003 döneminde öğrenci idi.

      Konu Aselsan’a yazı ile sorulduğunda söz konusu bilgiler doğrulandı. Adı geçen 5 kişiden birinin kaydına rastlanamazken, dördünün seminerin yapıldığı tarihten 3-4 yıl sonra işe girdiği anlaşılıyordu.

      Üstelik Aselsan bu cevabı 16 Mart 2010 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na gönderdi. Ancak savcılık bu çelişkiyi görmesine rağmen bir yanıt aramadan ve söz konusu çelişkiye işaret etmeden iddianameyi hazırladı.

      http://gizlibelge.wordpress.com/2011/02/01/balyoz-belgeleri-arasindan-bakin-bu-sefer-ne-cikti/

      Daha öğrenciyken 4 sene sonra nerede çalışacağı belli insanlar da olabiliyor demek ki, enteresan.

      Şimdi diyorsunuz ki bu dosyanın 2003’te kaydedildiğini düşünmüyorum, demek ki diyorsunuz ki Tübitak’ın bilirkişi raporu yanlış. Bu durumda tespit edilenler içinde gaipten gelen en son unsur yaklaşık Temmuz 2009 tarihine ait olduğuna göre, düşünceniz herhalde dosyaların en erken Ağustos 2009’da güncellenmiş olması. Peki size sormak istiyorum, bu güncellemeyi yapan darbeciler, neden bu tarihten 6 yıl önce emekli olmuş, o tarihten sonra da hiç bir faaliyeti olmayan (iddianame seminer, ve 2003 yılında oluşturulduğu iddia edilen dijital dökümanlar üzerine kurulu, sonrası ile ilgili kimse hakkında bir suçlama yok) Çetin Doğan’a neden hala 1. Ordu Komutanı olarak hitap ediliyor. Neden bu güncellemeler yapıldıysa, bu güncellemeyi yapanlar sistem ve dosya kayıt tarihlerini itinayla 2003 yılı içinde belli bir tarih aralığında görünmesini sağlamak için bu kadar ekstra bir çaba harcamışlar?

      Bu arada gayet iyi biliyorsunuz ki Albay Münger konuşmanın kendine ait olmadığını beyan etti, ve gerekli suç duyurusunda bulundu. Size alerji yapmayacak bir sitede ilgili linki veriyorum:

      http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1108520

      Konuşma kayıtlarıyla ilgili düşüncemi aşağıda ki link’te sizinle paylaştım, tekrara gerek görmüyorum:

      https://cdogangercekler.wordpress.com/2011/03/24/adliye%e2%80%99de-buharlasan-bilirkisi-raporu-1nci-ordu%e2%80%99daki-bilgisayarlarda-balyoz-belgelerinin-izi-yok/#comment-5436

      Cevapla

      • ihtimal Says:

        Sahtelerim ve kendimle bir marka olma yolunda ilerliyoruz 😉

        Cevapla

        • bir diğer ihtimal Says:

          İhtimal yine kıvrak zekanız ve üstün anlayış kabiliyetiniz ile bir kez daha herkesi kendinize hayran bıraktınız. Yazdıklarımın tamamına bu kadar kısa, fakat en az o kadar daha açıklayıcı ve tatmin edici yanıtı zaten ancak siz verebilirdiniz.

          Yalnız gözlemlediğim bir şey var, sanki bu site de aleyhte propoganda yapması için yorum başına para ödenen, ancak aldığı ücretten tatmin olmayan bu sebepten dolayı da otomatiğe bağlamış, bir papağan gibi sürekli kendini tekrar eden bir profile dönüşmeye başladınız. Kendinizi biraz yenilemezseniz işinizi kaybedebilirsiniz. İsmimin ilham kaynağı olarak en azından bu kadarını borçlu olduğumu düşünüyorum size.

          Cevapla

        • Kemal Says:

          Valla açıkçası benim açımdan ihtimal’in bu forumdaki katkısını, bir diğer ihtimalin yazdıkları oluşturuyor. Karışık mı oldu? 🙂 Şöyleki bir diğer ihtimal in, asıl ihtimal out!

          Cevapla

  3. bohemian Says:

    Biz hep Yunanistan neden iflasın eşiğinde olmasına rağmen halen savunma harcaması yapıyor diye sormuyormuyuz.Tek sebebi ‘yersiz korku’.
    Bu psikolojik durum günümüz Türkiye’sinde birkaç liberal yazar,cemaatci kanaat önderleri ve bunun kendisine farklı bir kamuoyu yaratacağını düşünen
    ve aslında bu korkuyu rant ve fırsata çeviren cemaat var.
    Bu ülkede darbelerden asıl etkilenen her zaman kendini ulusalcı niteleyenler olup ,bu grup ne yazık ki halen madur durumundadır.
    Unutulmamalıdır ki Pensilvanya pompalamaları tarihte her yürütülen soğuk savaş örneğinde olduğu gibi bir gün kendi içinde infilak edecektir.
    Son olarak ‘ihtimal’eğer yersiz korku besliyorsan bu korkudan kurtul ,eğer durumdan fırsat çıkarmaya çalışıyorsan kısa bir süren kaldı.

    Cevapla

    • ihtimal Says:

      Ne kadar kisa bir surem kaldi? Soylede ona gore yasantima bir ceki duzen vereyim!

      Cevapla

      • bohemian Says:

        Sen hayatına çeki düzen vereceksen bu senin tasarrufunda,benim öyle bir söylemim yok.Sadece eğer öyle düşünüyorsan’durumdan fırsat çıkarma’tüm bunu yapanlar gibi sende kamu vicdanının mahkumu olursun!

        Cevapla

      • bir diğer ihtimal Says:

        Allah gecinden versin sayın ihtimal, siz bizim neşe kaynağımızsınız. Sizin takdire şahiyan yorumlarınız olmadan, kim bu kadar acemice yapılmış komplo tezgahtarlığından bile daha kötü komplo propogandası yapabilir. Davanın haksızlığının ispatına yaptığınız katkılardan dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum.

        Cevapla

        • ihtimal Says:

          Propaganda konusunda sizin kadar profesyonel olmadigim dogru 🙂 Zaten bizim TSK nin uzmanlik alani ulkenin basbakanini ve bir kisim dindar insanlari kotu gosterecek propaganda siteleri yapmak degilmiy di 🙂 ? Yeteneginizi ordan aliyor olmalisiniz!

          Cevapla

          • bir diğer ihtimal Says:

            Efendim burada somut deliller ortaya konuluyor, hiç bir yoruma yer bırakmadan davanın haksızlığı herkesle rahatlıkla paylaşılıyor, bu şekliyle buna propoganda demek cahillik olur, sizden beklenir ama yine de olur.

            Size tavsiyem propoganda yapmak istiyorsaniz insanlara küfür,hakaret etmemeye gayret gösteriniz, mağduriyetle dalga geçmeye çalışmayınız, sürekli bozuk plak gibi artık insanların gülmeye başladığı soyut bulguları ve düşünceleri tekrar etmemeye gayret gösterin, arada bir kendinizi yenileyin, hiç bir şey bulamazsanız evde kendi sesinizi kayda alıp daily motiona ‘falanca paşa a.b. yalnızca Türkiye’de değil Pensylvania’da da darbe girişimi yapılmalı dedi’ olarak verin, ama en önemlisi her daim müslümanlığa dem vurup, her yorumunuzda müslümanlığın tüm değerlerini ayaklarınızla çiğnemeyiniz. Ama lütfen yavaş yavaş alıştıra alıştıra tatbik edin bu tavsiyelerimi, aşırı doz dengenizi bozabilir.

            Cevapla

  4. ihtimal Says:

    http://www.hurriyet.com.tr/gundem/17378700.asp?gid=373

    Hurriyetin haberine ufak bir duzeltme yapmak lazim ‘3500 kisi’ verine ‘3500 ergenekon ve balyoz saniklarinin birinci derece akrabalari’ izmirde toplandi 🙂

    Cevapla

    • bir diğer ihtimal Says:

      Sizin varsayımınızın doğru olduğundan hareket edelim. Bir o kadar daha insanın günlük işlerinden dolayı İzmir’e gidemediklerini varsayalım. Bu durum da tamamen suni, tutarsız, beceriksizce düzenlenmeye çalışılmış, sizi bile kıskandıracak derecede iyi (!) eğitim almış ve gerçeklerden bi haber gruplar tarafından hazırlanmış dijital belgelerle yargılanan insanların sadece 1. derece akrabaları 7000 kişiyi bulmuş. 7000 mağdur, 7000 babalarının, kocalarının uğradığı haksızlığa göz yaşı akıtan, ömürlerinin çalınmasını izlemek zorunda kalan 7000 insan.

      Gerçekten çok komik bir durum değil mi? Allah’tan tek bir isteğim var, ne sizi ne de başka herhangi bir kimseyi ve ailesini böyle gülünç bir duruma düşürmemesi.

      Cevapla

      • ihtimal Says:

        Oncelikle ufak bir notlan sunu belirteyim. BU ergenekon ve balyoz davalarinda cok eminimki sucsuz yere yargilanan insanlar oldugu gibi sucu tespit edelimeyen ve elini kolu sallaya sallaya gezen insanlar vardir. Zaten mahkeme surecide bunun icin yapilmiyor mu? ozellikle sucsuz olanlarin bir an once bu davadan siyrilmasi en buyuk istegim! Ve bir o kadarda sucu tespit edilemeyenlerin bulunmasini istiyorum. Bu minvalde ergenokon ve balyozu sulandirma cabalarini ahlaksiz, bir o kadar komik, gereksiz ve ise yaramaz buluyorum!

        Simdi yorum yapmak istedigim olay su. Olaylara madolyonun hep bir yuzunden bakiyorsunuz! Ya Cetin dogan basarili(!) olsaydi; suanda izmirde gosteri hapan hanimefendi first lady, bu blogun kurucularida cumhurbaskani kizi ve damadi olacaklardi. Oyle degil mi Dani bey? Daninin bu olacaklari goremedigine hic mi hic inanmiyorum! Onun icin suanda Dogan ailesi basina gelenleri haksizlik olarak gormenize gerek yok! Bu bir ihtimal hesabidir, buyuk oynayan ya buyuk kazanir ve buyuk kaybeder. Bana inanmiyorsan bu gercegi sana Dani anlatsin?

        Cevapla

        • bir diğer ihtimal Says:

          Efendim bu davaları da sulandıran yine pek tabi ki bizleriz değil mi? Gözaltılar için biz talimat veriyoruz, beş benzemez insanları biz hapse yolluyoruz. Kendinizi bir kez daha aştınız, Hoca Efendi’nin gözleri yaşarmıştır. Peki size soruyorum kaçma şüphesi olmayan, delilleri karartma riski bulunmayan insanların hapiste tutulmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu masum insanların hapiste haksız yere yattıkları günleri bu insanlara kim geri verecek? Bebeklerinin büyümesini göremeyen, çocuklarının mezuniyetlerine gidemeyen bu insanlara ne denecek?

          İşte temel sıkıntı da bu sayın ihtimal, iki paragraf arası bu kadar mı bir insan kendisi ile çelişkiye düşer. Önce diyorsunuz ki suçlu olup olmadıklarını görmel için mahkemeye saygı duyulmalı ve sonucu beklenmeli, sonra da diyorsunuz ki Çetin Doğan suçlu, asılmalı, kesilmeli. Vardiya usulü mü çalışıyorsunuz? Birinci paragrafta ilk arkadaşın mesaisi bitti siz ikinci de mi devraldınız?

          Cevapla

          • trekking Says:

            Ya bir diğer ihtimal ve en bi öz ihtimal, allahaşkına böyle zırtabozlara olduğundan fazla değer vermeyin. Ne husumeti, ne kuyruk acısı vardır bilmiyorum Doğan ailesi ile boşverin kendi kendine papağan gibi öğrendiklerini tekrarlayıp dursun durduğu yerde. Fikire fikirle karşılık veremediği için hemen hakaret ve yaftalama yolunu seçer bu ihtimal. Sorular sorduğun zaman cevap veremez yoktur çünkü ezberinde cevabı. Toz olur ortalıktan. Sonra hiç bir şey olmamış gibi döner blog girişinde ki konuyla alakası olmayan konularda öğrendiklerini papağan gibi tekrarlar durur. Bırakın düştüğü çukurda debelensin dursun. Cevap vermeye değmez.

            Cevapla

  5. Ayşe Says:

    Yani Dışişleri Bakanlığından gelen yazı yeterli değilde siz açık kaynak dediğiniz ve insanlar tarafından istendiği anda istenilen şekilde değiştirilen googlede böyle bir bilgi bulamadık deyişiniz çok gülünç 😀

    Cevapla

  6. bir diğer ihtimal Says:

    Konuyu baştan sona okumadığınız için ne yazık ki eksik bir yorumda bulunmuşsunuz. Dışişleri Bakanlığı’ndan gelen yazının yeterli olmamasının gerekçesi, personelin 2003 yılında o pozisyonda tam olarak hangi tarihten itibaren bulunduğunun dava açısından önemli olmasıdır. İddianameye göre cd’de son yapılan değişiklik Mart 2003 tarihindedir, bu durumda bahsi geçen isimlerden belgede yazılı görev yerlerine 2003 yılının sonra ki aylarında atamalarının yapılmış olması, savunmanın bu cd’nin Mart 2003 tarihinden sonra hazırlandığı savına lehte bir delil daha olacaktır. Bu anlamda Dışişleri Bakanlığı’nın 2002-2003 gibi genel bir cevap yerine ilgili personelin listede atıfta bulunulan mevkilerde hangi tarihler arası bulunduklarını bildirmesi davanın seyri açısından önem taşımaktadır, cevaba yetersiz denmesinin gerekçesi budur.

    Cevapla

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: