Köşe yazarı “haberi” çalıştığı gazeteden alıyorsa…

30 Ocak 2011

GENEL, Medya yalanları

Önce, Star gazetesinin Gölcük’ten çıkan belgelerle ilgili yaptığı yanlış ve yanıltıcı haberlerden alıntılar,  sonra, aynı gazetede çalışan kimi köşe yazarlarının bu yanlış haberleri baz alarak yazdıkları yazılardan örnekler veriyoruz. Kayda geçmek için.

Star Gazetesi, 20 Ocak 2011: Balyoz’a Gölcük balyozu

“Gölcük Donanma’ya yapılan baskında Balyoz sanıklarının ‘sahte’ dediği belgelerin orijinalleri ve yeni ekleri ele geçirildi.”

“Gölcük’teki zuladan çıkan belgeler arasında ilk kez ‘Balyoz’ kodlu orjinal darbe belgeleri, Balyoz’un tüm süreçlerini ortaya koyan ‘el yazısı’ dahil tüm yazışmaları, Balyoz Darbe Planı’nında yer alan komutanların imzaları ve talimatları da yer aldı.”

Star Gazetesi, 24 Ocak 2011: Balyoz Sanıklarına Gölcük Darbesi

“Gölcük Donanma Komutanlığı’nda ortaya çıkan yeni Balyoz belgeleri, davanın bir numaralı sanığı Çetin Doğan başta olmak üzere ortaya atılan “komplo” iddialarını çürüttü. Yeni çıkan parmak izi ve ıslak imzalı belgelerin, görevli olmayan askerlerin bile giremediği Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şubesi’nden çıkmış olması, belgelerin sahte olduğu iddiasına da son noktayı koydu.”

“2002-2003’te hazırlanmış ve güncellenmiş Balyoz Semineri Belgeleri’nin arasında 2005 tarihinde kurulan derneklerin veya isimlerin olduğu belirtilerek belgelerin sonradan hazırlandığı iddia edilmişti. Gölcük’te ortaya çıkan dokümanlarda belgenin 05.02.2003 tarihinde “Namık Sevinç” isimli kullanıcı tarafından oluşturulduğu ve “gsalkaya” isimli kullanıcı tarafından 19.02.2008 tarihinde son kez kaydedildiği ortaya çıktı. Böylece, bu iddia çökmüş oldu.”

Yukarıdaki haberler aleni yalan.

1. Gölcük’te el konan torbalardan neler çıktığını (resmi kayıtlarından) görmek için buraya tıklayın.

2. Belgelerin 2008’de güncellendiği haberine kaynak gösterilen belgenin 19.02.2008 tarihinde değil, 19.02.2003’de kaydedildiğini görmek için (Emniyet’in raporunda tapaj hatası var) buraya tıklayın.

Şimdi, aynı gazetenin yazarının köşelerinden kesitler veriyoruz.

Şamil Tayyar, 21 Ocak 2011

“Gölcük Donanma Komutanlığı’nda bulunan çuvallardan “Balyoz” kodlu orijinal ve el yazılı darbe belgeleri çıktı.”

“Küçük ama çok önemli bir başka ayrıntı, Balyoz planının 2008 yılında güncellenmesidir. Gölcük’te gün ışığına çıkan bu gerçek, bizim Ergun Babahan dahil kimi liberallerin bile kafasını karıştıran “Sonraki tarihe ait bilgiler bu planda nasıl yer aldı?” türünden süreci sulandırıcı açıklamalara cevap niteliğindedir.”

Ergün Babahan, 22 Ocak 2011

“Gölcük’te bulunan son belgeler, “darbe tezgahı”nın gerçek yüzünü ortaya koyuyor.”

Ahmet Kekeç, 22 Ocak 2011

“Gölcük Donanma Komutanlığı’nda yapılan aramada, Pınar Doğan hanımefendinin “imal edilmiş” dediği belgelerin “ıslak imzalı” asılları çıktı. Bunları kaç gündür çarşaf çarşaf okuyorsunuz gazetelerde…”

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

5 Yorum “Köşe yazarı “haberi” çalıştığı gazeteden alıyorsa…”

  1. drunkenknight Says:

    Bütün tv kanallarının -yada büyük çoğunluğunun- aynı zamanda ve canlı olarak yayınlayacağı ve sizin bütün somut çelişkileri (sahtecilikleri) tek tek açıklayacağınız bir program acaba yapılamaz mı ?

    Cevapla

  2. Halil Ata AŞÇI Says:

    Samanyolu TV. başta olmak üzere Şamil Tayyar , Ergun Babahan,Ahmet Kekeç , Nazlı Ilıcak , Ali Bayramoğlu , Ekrem Dumanlı, vs…
    40 Fırın ekmek yeseler de Bilgisayarda bir dokümanın GÜNCELLEME ile ÜST VERİ TARİH tutarsızlığının SAHTEKARLIK anlamına geldiğni ANLAYAMAYACAKLAR anlaşılan….

    Cevapla

  3. solmaz türk Says:

    Onların gözleri var görmezler,kulakları var duymazlar.Tamamen ”duygusal” sebepler yüzünden gazeteciliğin de b…u çıkarttılar.

    Cevapla

  4. drunkenknight Says:

    Hukuk biliminde “delil hukuku” adı altında ayrı bir alan var. Özellikle ceza davalarının en önemli halkasını bu oluşturuyor.

    Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 170. maddesi bir iddianamenin olmazsa olmaz iki koşulunu şöyle sıralıyor:

    – Suç-delil bağlantısı.

    – Suç tarihi.

    Eğer bu iki konu net değilse, iddianame baştan sakatlanmış demektir. Ergenekon iddianamelerinde bu iki konunun da göz ardı edildiği ortada.

    Kamuoyu bu tür haberlere ne yazık ki “alıştı”. Çoğunlukla haber değeri bile taşımıyor.

    Çelebi’nin cep telefonu açıldığı ve sinyal verdiği için poliste yapılan yükleme ortaya çıkarılabildi. Bilgisayarda bunu kanıtlamak olanaksız. Çünkü bilgisayara yapılan yüklemede başka bir merkezle bağlantı söz konusu değil. Açıyorsunuz, ne yüklemek isterseniz yüklüyorsunuz. Bu işlemi yaptığınız tarihle bile istediğiniz gibi oynayabiliyorsunuz.

    İşte bunun önüne geçebilmek; yargılayanlar açısından vurgulamak gerekirse, sanıkların, “Poliste bilgisayarıma yükleme yapılmış” iddialarını boşa çıkarabilmek için bilgisayara el konulduğu anda “mühürlenmesi” gerekiyor. Bilgisayarın mühürlenmesi, el konulduğu anda içinde bulunan tüm verilerin toplam miktarını gösteren “hash değeri” olarak adlandırılan işlemin yapılmasıyla oluyor. O değer alındığı andan sonra bilgisayarı açıp bir nokta dahi konsa uzun sayılardan oluşan dizin bozuluyor.

    Yasa son derece açık. CMK 134. maddede sözünü ettiğimiz, “imaj alınması” olarak adlandırılan işlemden geçmemiş bilgisayar verilerinin “delil değeri taşımayacağı” belirtiliyor.

    ***

    Benim durumum yukarıda anlattığım örneğe uygun düşüyor. Gazetedeki bilgisayarlarıma el konduğu anda “imajı” alınmadı. Bu bilgisayarlar 1.7.2008 günü alınıp İstanbul’a götürüldü. Aylar sonra iddianame delil klasörleri bize verildiğinde gördük ki; bilgisayarların imajı 7.7.2008’de saat 04.16’da alınmış.

    Oysa o bilgisayar “verilerinden” bana 5.7.2008’de savcılıkça soru soruldu.

    Biz de dava sürecinde gördük ki; Ergenekon soruşturması “bitirilmek” üzere açılmamış. Sadece ucu değil, her tarafı açık. Bu usulsüzlükleri yapanlar hakkında ciddi bir işlem yapıldığını duymadık.

    Bu anlamda “Bırakın hukuki süreç işlesin”, “Yargılama sonunda her şey açığa çıkar” söylemleri de ne yazık ki gerçekçi değil.

    Hukuk yok ki, süreç işlesin…

    Gerçek bir yargılama yapılmıyor ki, her şey açığa çıksın.

    Herkesi bir kez daha Ergenekon’daki “insan kıyımına” duyarlı olmaya çağırıyorum.

    Mustafa BALBAY…30.01.2011

    Cevapla

  5. solmaz türk Says:

    İletişim bölümlerinde okuyup,gazeteci olmak isteyen gençlere”nasıl gazeteci olunmaz”diye bir ders koyup bu tipler örnek olarak verilmeli.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: