“Gölcük’te çıkan belgeler, darbe sanıklarını sarsacak”!

Bundan beş hafta önce Zaman gazetesi “Gölcük” projesinin hedefini açıklamış, yani Gölcük’te ne belgeler çıkacağı ve hangi davalarda ek iddianameler hazırlanacağı konusunda bizleri bilgilendirmişti.

Aşağıda 12 Aralık 2010 tarihli Zaman gazetesindeki “haber”i görüyorsunuz.

Bu haberden yaklaşık üç hafta sonra polis beglerle ilgili tespit tutanağı hazırladı, ve  beş hafta sonra (bugün) ise kimi medyada beklenen dezenformasyon kampanyası başladı.

Hemen bir kaç başlığa bakalım:

Taraf: Balyoz’un ölüm listesi Gölcük’te bulundu

Bunlar Gölcük’ten yeni bulunmuş listeler degil. Gölcük’te 11 no.lu CD’nin hemen hemen aynısı bir CD çıkıyor. 11 no.lu CD’deki darbe belgeleri ve ekleri aynen bu CD’de (1 no.lu CD’de) de var.

Haberde bahsedilen Sakal ve Orak eylem planları ile ilgili listeler diğer benzer (Döküm, Tırpan, Yumruk, Kürek, Testetere) plan listeleri ile birlikte “Operasyon Timleri.doc” isimli bir word belgesine kayıtlı olarak 11 no.lu CD’nin içinden çıkmıştı. Bu belgeler iddianamenin ek klasoründe var (Ek klasör no. 60 dizin no. 142-144).

Star: Balyoz’a Gölcük balyozu

“Gölcük Donanma’ya yapılan baskında Balyoz sanıklarının ‘sahte’ dediği belgelerin orijinalleri ve yeni ekleri ele geçirildi.”

Bu, aleni bir yalan. Sahte 11 no.lu CD’nin içindeki belgelerin orijinalleri ele geçirilmis değil. Mevcut Balyoz belgelerinden ele gecen, bu CD’nin hemen  hemen hemen aynısı (Gölcük’ün 1 no.lu CDsi). 11no.lu CD’deki belgelerin imzalı ya da imzasız orijinalleri yok.

Zaman: Balyoz belgeleri 2008’de güncellenmiş

“Çetin Doğan’ın kızı ve damadı tarafından gündeme getirilen "2003 yılında hazırlanmış CD’lerde sonraki yıllara ait bilgiler ne arıyor?" savunması da böylece çürümüş oldu.”

Hayır, çürümüş olmadı, çünkü Balyoz belgelerinin aynısını içinde barındıran ve Gölcük’te bulunan 1 no.lu CD’de güncelleme  yok; CD’deki belgelerin içerigi ve üstverileri 11 no.lu CD’dekilerle ile aynı: belgeler görünürde 2002-2003’de hazırlanmış!

Zaman’ın güncellenmiş diye bahsettigi belge, bavuldan çıkan Balyoz CD’lerinde bulunmayan ve Gölcük’te çıkan bir CD’nin içindeki bir belge (Oraj planına ait EK-Ğ, Lahika 4, Cetvel A); bu belgenin son kaydedilme tarihi Şubat 2008 imiş. (Güncelleme: Bu son bilginin de yanlış olduğunu, 2008’de güncellenmiş belge olmadığını artık biliyoruz.)

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

20 Yorum ““Gölcük’te çıkan belgeler, darbe sanıklarını sarsacak”!”

  1. Kurmanbek Allahverdiyev Says:

    Bakiniz zamanlama oldukca ilginc. Dun Hrant Dink’in katledilisinin yildonumu idi ve hemen akabinde derin devlet 2.0 yayinlarina basladi. Bu bir tesaduf degildir kanimca.

    Cevapla

    • Bulent Murtezaoglu Says:

      Bu “derin devlet 2.0” sozunu cok sevdim, elinize/akliniza saglik. (Kavramda sevilecek bir sey yok tabii, ben de ondan cekiniyorum aslinda.)

      Cevapla

    • fmerakli Says:

      Evet, her sey de bu Hrant Dink’in basinin altindan cikiyor, adam oldu hala kurtulamadik! Zaten Hrant Dink kadar zamanlama konsunda basarili bir adam olamaz, valilige cagrilip tehdit edildikten oldurulebilecegi korkusunu yansittigi “Guvercin Tedirginligi” baslikli son yazisi yayinlandiktan hemen sonra oldurulmedi mi? Bakiniz zamanlama oldukca ilginc!

      Cevapla

      • Taylan Says:

        Hrant Dink’in yıldönümüyle alakalı olduğunu düşünmüyorum. Dink’in ölümünden kimse rahatsızlık duymuyor ki örtbas etmeye çalışsınlar… Biz Gölcük belgelerine dönelim…

        Star, Taraf ve Zaman gazetelerinin haber dilleri yine saptırıcı ve yalan beyanlar taşıyor. Pınar Doğan ve Dani Rodrik’in 11 nolu CD üzerinden yürüttükleri çalışmaları çürütemiyor. Onlarca kanıtla sahte olduğu görülen 11 nolu CD’ye bir açıklama yok. İmzalı belge de yok… İftira var!

        Yandaş basın hiçbir kanıta dayanmadan şunu diyor: “Pınar Doğan’ın ve Dani Rodrik’in sahte olduğunu iddia ettikleri delillerin, Gölcük’te çıkan belgelerle gerçek olduğu anlaşıldı.”

        Kanıt yok ama suçlama var. Yandaş basının ağzından kanlı salya akıyor!

        Cevapla

        • fmerakli Says:

          “Dink’in olumunden kimse rahatsizlik duymuyor” demissiniz, oysa ne kadar cok kisinin rahatsizlik duydugu hem 4 yil onceki cenaze toreninde hem de dun yapilan anma torenlerinde gormek isteyen gozler icin acik bir sekilde ortada idi.

          Herkesi kendiniz gibi biliyorsunuz galiba!

          Cevapla

          • Taylan Says:

            Fmeraklı,

            Bir yanlış anlama ve saptırma var. Düzeltme yapmam lazım.

            Ben 3 yıldır aralıksız Dink’in anma törenine katılan bir kişiyim. Lütfen böyle bir konuda suçlama yaparken tekrar okuyun yazdıklarımı.

            Rahatsızlık duyan bu ülkedeki ‘duyarlı’ insanlardır. Benim kastettiğim, bu cinayetin arkasındakileri ortaya çıkarabilecek gücü olup, o gücü kullanmayanlardır. (Hükümet gibi)

            Cevapla

            • fmerakli Says:

              Kusura bakmayin, ben Dink ile ilgili yazdiklarinizi farkli yorumlamisim, basta Basbakan, Icisleri ve Savunma Bakanlari olmak uzere olayda sorumlulugu olan ordu ve emniyet mensuplari sorusturulmasi icin gerekli siyasi kararliligi gostermeyen herkesin eline Dink’in kani bulasmistir, bulasmaktadir!

              Cevapla

          • Bulent Murtezaoglu Says:

            O insanlar yetmiyor. Siyasi guc ve etkileri yok cunku. Sanikta ta bir gucleri yok (buyuk ihtimalle AKP secmeni de var aralarinda). Bu cinayetin ve evvelki benzer cinayetlerin cozulmemelerinden rahatsizlik duyulmadigi asikar cunku ciddi sekilde ustlerine gidilmedi ve gidilmiyor. Belki asil rahatsizlik ustlerine gidilirse cikacak, onu bilemiyorum. Gecen sene ta Sabahattin Ali’ye kadar bu tur cinayetlerden magdur olmus aileler meclise gittiler, bir netice alamadilar. Bu tur adalet ve aciklik arzularinin bir karsilik buldugu bir yer degil burasi. Malesef degil. Oy karsiligi da yok galiba. Biraz da bunlari bildigimiz icin arzu ettigimiz isler ‘oluyor’ dendiginde de suphe ile bakiyoruz. Bu konuda baska bir yazinin artik sadece abonelere gozuken kismindan bir alinti yapayim:

            Bir İslâmcı’nın siyasî-entelektüel namusu askerî vesayete karşı mücadelesiyle ölçülmez ki. Bunu yapmasa zaten varolamayacak. Bu konuda ancak cesareti ölçülür.

            Ima edilen kistas yanlis gelmiyor bana da.

            Cevapla

      • Kurmanbek Allahverdiyev Says:

        Yorumumu kotu niyetle okumussunuz. Algida secilik yapmissiniz. Sizi duzelteyim.

        Bir kere Hrant Dink’in bir sey yaptigi yok. Onu oldurenlerin icinde bulundugu kume ile bu blogda bahsi gecen sahte delil ureten cetenin uyelerinin icinde bulundugu kumelerin bir “kesisim kumesi” var. Hukumetin Dink cinayeti konusunda herhangi bir adim atamamasinin sebeplerinden biri de bu. Zira hukumete surekli olarak siyasi koz yetistiren bu cete, gelisti. Eskiden konumu nispeten daha hassas idi ama su an icinde bulundugumuz durumda hukumetin artik gucu bu gruba yetmeyecektir kanisindayim.

        Dink’i derin devlet 2.0 oldurdu. Rahip Santoro ve Dink cinayetleri, Trabzon Emn. Mud. Istihbarat subesi bazinda baglantili. Bunlar da vahiy olarak bana gelmiyor. Mahkeme tutanaklarinda var. Nedim Sener’in kitabini tavsiye ederim size. Tetikcileri koordine edenler, denetleyenler bugun, o gun oturduklari makamlarin cok ustundeler. Kimisi vali oldu, kimisi emn. istihbarat daire baskani, kimisi de Amerika’daki NSA’nin Turkiye versiyonunun basinda. Fazla bir sey soylemeye gerek yok. Bu arada Nedim Sener 30 yil hapis ile yargilandi yazdigi kitaptan oturu. Bu da ilginc.

        Cevapla

        • fmerakli Says:

          Kurmanbek,

          Algida seciciligin dik alasini verdiginiz cevapta asil siz yapiyorsunuz.

          Hrant Dink’i katledenlerin devlet icerisinde bir kesisim kumesi muhakkak ki var ve Nedim Sener’in yazdigi gibi kimi emniyet ve istihbarat gorevlileri bu kumenin icinde. Ama hem Sener’in hem de sizin yaptiginiz ve sorunlu bir algida secicilik ornegi olan husus bu kesisim kumesine dahil ordu mensuplarini gormemek ya da ustunu ortmeye calismaktir.

          Bu kesisim kumesinin icine Veli Kucuk’u koymadiginiz, Jandarma istihbarat gorevlilerini, en basta donemin Trabzon Jandarma Komutani Albay Ali Oz’u dahil etmediginiz muddetce samimiyetinizi sorgulayanlar cikacaktir. Bakin asagidaki satirlar Trabzon Jandarma Il Komutanligi Kacakcilik ve Organize Suclarla Mucadele Sube Muduru Yuzbasi Husamettin Polat’in mahkemeye verdigi ifadeden alinmistir:

          “Jandarma astsubaylar Okan Şimşek ile Veysel Şahin, ‘Yasin Hayal’in gazeteci Hrant Dink’i öldürmeyi planladığını ve bunun için silah temin etmeye çalıştığını’ söylediler. Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz ise verilen bu bilgi üzerine, ‘”Coşkun İğci’ye söyleyin, sağda solda konuşmasın” dedi… Bu olaydan sonra Albay Ali Öz bana tavır aldı. Çünkü ben olayın soruşturulmasını istiyordum. Benim istihbarat toplantılarına katılmamı engelledi. Benim Okan Şimşek ve Veysel Şahin’le görüşmemi engellemeye çalıştılar. İstihbarat Şubesi’nin kapısı şifreliydi, buraya girmemi engellemek için odanın şifresini değiştirdiler… Bu ihmal ve önemsememek değil. Kasıt değil ama, ihmal de diyemem”

          Ayrica bu yuzbasinin ifadesinde bahsettigi astsubaylar ilk verdikleri ifadede ustlerinin baskisi ile karsilastiklarini mahkemede beyan etmis, “Cinayetin islenecegini biliyorduk, ustlerimize bildirdik ama onlem almadilar” itirafinda bulunmuslardir.

          Sadece bununla kalsa iyi, bu iki astsubay mahkemede verikleri ifadede cinayet islendikten sonra duzmece gorev sonuc bildirim formlarinin hazirlandigini ve kendilerine imzalatildigini da itiraf ediyorlar.

          Yandas basin muhabbeti olmasin diyerek konu ile ilgili NTVMSNBC’de yayimlanan “Jandarma’dan Dink cinayetini biliyorduk itirafi” baslikli haberi asagidan okur ve kesisim kumelerinin uyelerini tespit ederken daha tarafsiz ve algida secicilik sorunu yasamadan hareket edersiniz diye umuyorum:

          http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/439925.asp

          Cevapla

          • Kurmanbek Allahverdiyev Says:

            Guzel kardesim, Ali Oz’un durumunu ben de biliyorum. Senin kendine sorman gereken soru “Burda sabah aksam yerin dibine sokmaya calistigimiz, darbeci-vesayetci-anti_demokratik-fasist diye sucladigimiz TSK’nin bir elemaninin, yine ayni TSK tarafindan hakkinda verilen izin ile sivil savcilar tarafindan sorusturulabilmesi mumkun oluyor iken, nasil oluyor da cinayetin tam ortasinda duran, Erhan Tuncel’i kullanan, Yasin Hayal’i kullanan emniyet istihbarati, Dink’i valilige cagirip ustu kapali olumle tehdit eden MIT elemanlari, basbakanligin izin vermemesi ile sorusturulamiyor?”. Kusura bakma ama TSK Dink cinayetinde su ana kadar elinden gelen cabayi gosterdi, savcilikla isbirligi yapti, Ali Oz de yargilandi. Hadi bakalim yiyorsa, yurekleri varsa emniyetcileri de MITcileri de yargilasinlar.

            Veli Kucuk demissin. Bugun gazetesi yazarinin yeni cikan kitabinda Ali Oz ile Veli Kucuk’un yanyana fotografi var (ki gercek fotograf). Ona bakarak bir baglanti kurduysan, Veli Kucuk de isin icinde diyorsan, senin icin uzuldugumu bilmeni isterim.

            Bu arada Veli Kucuk´u korudugumu kimse dusunmesin. Varsa sucu yargilansin Dink olayinda da. Ama zorlama senaryolara gerek yok. Basimizda yeterince cakma dava var.

            Cevapla

            • fmerakli Says:

              Kurmanbek,

              Yukarida bir baska yoruma binaen yazmistim, size de tekrar ediyorum:

              Basbakan, Icisleri ve Savunma Bakanlari basta olmak uzere olayda sorumlulugu olan ordu ve emniyet mensuplari sorusturulmasi icin gerekli siyasi kararliligi gostermeyen herkesin eline Dink’in kani bulasmistir, bulasmaktadir!

              Daha acik nasil ifade edeyim kendimi???

              Veli Kucuk ile ilgili olarak aldigim referans bir kac gun once yayinlanan fotograf degil, Veli Kucuk’un Kemal Kerincsiz ile birlikte Dink’in 301’den yargilandigi ve bilirkisinin aksi yonde raporuna ragmen mahkum edildigi davada mahkemeye giderek Dink’i hedef gosteren aciklamalar yapmis olmasidir. Ki Dink’in hem oldurulmeden once kendi aciklamalarinda hem de olduruldukten sonra ailesi tarafindan yapilan aciklamalarda, Hrant’in bir cinateye kurban gitme ihtimalinden Veli Kucuk mahkeme salonlarinda gorunmeye basladiktan sonra ciddi olarak endise duydugu ifade edilmektedir. Veli Kucuk’un Dink cinayetinin tam olarak neresinde yer aldigini bilmiyorum, ama en azindan Dink’in katline giden surecte Pelitli’de genclerin eline tabanca tutusturanlarin isini kolaylastiracak bir iklim yaratma noktasinda yaptigi katkiyi gormek ve kabul etmek icin mahkeme kararina falan ihtiyac duyuldugunu zannetmiyorum!

              Cevapla

  2. Alakasiz Says:

    Yapilan dezenformasyon’un en guzel ornegini, sadece Guardian’da yayinlanan, Turk medyasinda da genis ilgi goren, Wikileaks makalesi ile, “Liberalses” sitesindeki “Balyoz Darbe Plani’ndan ABD’nin de haberi varmis” haberini karsilastirmak yeterli…

    http://www.liberalses.com/gundem/balyoz-wikileaksden-belgelerinden-de-cikti.aspx
    http://www.guardian.co.uk/world/us-embassy-cables-documents/250311

    Cevapla

  3. y.o. Says:

    benim anlamadigim, balyoz davasi bu kadar gundemdeyken, bu belgeler niye imha edilmez de, gomulur! bi yerlerde yakmak cok mu zordu? ya da ne bileyim denize atmak filan?

    kim, neden, nicin, hangi zaman icin saklar bunlari!

    Cevapla

    • Patrick Lee Says:

      bu plana istemeden ( emir komuta) katılmış ve şu anda kendilerini kurtarmak isteyen kişiler bunları savcılara ulaştırıp durmu açıklığa çıkarıp kurtulmay çalışmakta Şahsen ben başka belgelerde çıkacagını zannediyorum.bu belgelerin ulaşma biçimi kurmay zekası gerktirir.

      Cevapla

      • fmerakli Says:

        Gayet makul bir olasilik, eger bu olasilik godru ise saniklar icerisinde pismanlik yasasi’ndan faydalanmak isteyenler de cikabilir!

        Cevapla

      • Kurmanbek Allahverdiyev Says:

        O zaman Baransu’ya o valizi getiren subay aslinda “onurlu subay” degil “darbeci alcak” olacak. Bunu da kayda gecelim.

        Cevapla

  4. Patrick Lee Says:

    paşa belgeler ilk çıktığında itiraf niteliğinde beyanları neden unutuluyor bu arada 1. ordu kozmik odadan kaybolan bilgisayarlar ve öncesi askeri mahkemenin arama kararını 1.ordu komutanın uygulatmaması ( 2 hafta sonra bigisayarlar sırra kadem bastı) daha sonra Rodrik ve avanesi( bunlar dışarıda) nasılsa asıllarına ulasılmaz diye kanal kanal gezerek ve gazetecilerle bir araya gelip bu çalıimayı başlattı oysa bu çürütme işinin adresi mahkeme basın değil

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: