Yine Zaman’ın yalanları

03 Ocak 2011

CEMAAT, GENEL, Medya yalanları

Bugün Zaman gazetesi “İşte Balyoz planının kozmik CD’leri” başlığıyla yine yalanlarla dolu bir haberi manşete taşımış.

Haber şöyle başlıyor:

“Çetin Doğan’ın kızı ve damadı tarafından gündeme getirilen Balyoz CD’lerinin gerçek olmadığı iddialarını çürüten deliller ortaya çıktı.”

Zaman’ın bahsettiği “delillerden” hiçbiri yeni değil, hepsi dava dosyasında var ve bu blogda daha evel değerlendirmiştik.  Bu “deliller” bizim savımızı çürütmekten çok doğruluğunu gösteriyor.  (Yeni olan tek şey, Zaman’da yayımlanan CD’lerin fotoğrafları; bu fotoğraflar istenmesine rağmen mahkeme tarafından sanıklara daha evel verilmemişti!)

Şimdi haberdeki yalanları tek tek ele alalım.

Zaman’ın yalanı:

“Davanın en önemli delilleri arasında yer alan 19 CD’nin orijinal resimleri üzerindeki el yazıları ve parmak izleri, plan CD’lerinin 2003 yılında oluşturulduğunu ispatlıyor.”

Gerçekler:

Davanın en önemli delili 11 no.lu CD. Bu CD dışında suç unsuru içeren 16 ve17 no.lu CD’ler var. Diğer CD’lerde suç unsuru bulunmadığı için Balyoz davasında delil teşkil etmiyorlar (bkz. Balyoz iddianamesi, sayfa 50). Bu üç CD ile ilgili 2003 yılında olusturulduklarına dair bir tespit yok.

Tam tersine, Emniyet Kriminal’in 22.04.2010 tarihli el yazısı tetkik raporunun (b) maddesinden açıkça görüleceği üzere, uzmanlar 11, 16, ve 17 no.lu CD’lerin üzerindeki el yazılarının Üçtepe ve Bulut’a ait olmadığını yazıyorlar. Rapor için buraya tıklayın.(Ek klasör no. 4, dizin no.236-237)

Zaman’ın yalanı:

“Aynı dönemde 1. Ordu’da görevli sivil memurlar Melek Üçtepe ile Sevilay Erkani Bulut da askerî ve özel yetkili savcılıkta verdikleri ifadelerde CD’leri bizzat kendilerinin hazırladıklarını kabul ediyor. Sivil memurların, askeri savcı tarafından fotoğrafları gösterilen CD’lerin içeriklerini doğruladığı, Balyoz iddianamesinin ek klasörlerinde yer alıyor. Üzerinde ‘Or.K.na’ yazılı 11 No’lu dosyanın ordu komutanına takdim edilecek dosyaları içerdiğini aktaran sivil memur, bunların kendi hazırlama tekniklerine uyduğunu vurguluyor.”

Gerçekler:

Melek Üçtepe Sivil Savcılık ifadesinde 11, 16, ve 17 no.lu CD’leri hatırlamadığını açıkca belirtiyor. (Ek klasor no. 143, dizin no.202).

Melek Üçtepe Askeri Savcılık ifadesinde aynen söyle söyluyor “Or.K.’na yazılı CD, K. Özel yazılı CD, uzerinde yazı olmayan smartBuy yazılı olan CDlerdeki yazılar bana ait degildir. Bu CDleri de hatırlamıyorum.” Üçtepe’nin kendisine ait olmadığını ve hatırlamadığını açıkca söylediği CDler sırasıyla 11, 16, ve 17 no.lu CDler, yani sahte CDler. (Ek klasor no. 15 dizin no.119).

Sevilay Erkani Bulut Sivil Savcılıktaki ilk ifadesinde Balyoz Planını ilk defa basından duyduğunu, çalıstığı dönemde bu isimde bir Güvenlik Plan Harekatı duymadığını açıkca belirtiyor.

Savcı Bilal Bayraktar aynı gün içinde Sevilay Bulut’un ikinci bir kere ifadesini almak istiyor. Savcı Bayraktar Sevilay Bulut’a önce TÜBİTAK raporunu gösteriyor, ardından CD’lerin orijinallerini değil, çekilmiş fotoğraflarını gösteriyor. Bu ikinci ifadesinde Bulut, üzerinde Or.K.na yazılı CD’yi hatırladığını ifade ediyor.

Üzerinde Or. K.na yazılı CD. 11 no.lu CD ve içinde bütün Balyoz planları kayıtlı. Dolayısıyla Bulut’un ikinci ifadesi ilk ifadesi ile çelişiyor. Üstelik, yineleyelim, Emniyet Kriminal’in saptamasına göre bu CD’nin uzerindeki yazı Bulut’a ait degil.

Bu konuda daha önce yazdığımız blog girişine buradan, sivil sekreterlerin askeri savcılık ifadelerine buradan, sivil savcılık ifadelerine ise buradan ve buradan ulaşabilirsiniz.

Zaman’ın yalanı:

“TÜBİTAK ve Emniyet Kriminal incelemeleri de bu ifadeleri doğruluyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bilirkişi raporlarında ise dosyaların oluşturulma ve son kaydetme tarihlerinin 2003 yılına ait olduğuna işaret ediliyor. CD’lere sonradan ekleme yapılmadığı, dosyalarda kayıt yapan kişiler ve işlem zamanlarının da tek tek tespit edildiği belirtiliyor.”

Gerçekler:

Dosyalara kayıt yapan kişiler ve işlem zamanlarına dair hiçbir tespit yok. Yapılan tespit belgelerin üstverilerinde görünen kullanıcı isimleri ve işlem zamanlarına dair. Burada defalarca yazdığımız üzere, salt CD’ler üzerinden yapılan bir inceleme ile CD’lerin gerçekte kimler tarafından ve ne zaman yazıldığının tespiti mümkün değil.

Zaman’ın yalanı:

“Askeri Savcı Hakim Albay Bülent Münger’in aldığı ifadesinde Sevilay Erkani Bulut, kamuoyunda tartışmalı hale getirilmeye çalışılan ve 11 No’lu CD olarak bilinen dosyaların kendileri tarafından hazırlandığını dile getiriyor.”

Gerçekler:

Askeri savcılık ifadesinde Sevilay Erkani Bulut aynen şunları söylüyor (Ek klasör 15, dizin no. 109-111):

“…bir çok harekat planı yazıyorduk, ancak Balyoz ismini hatırlamıyorum, yalnız Balyoz Güvenlik Harekat Planı adlı dosya içeriğine baktığımda yazım tekniğine uygundur,… Çarsaf, Oraj, Sakal, Suga isimli dosyaları hatırlamıyorum.”

Dolayısıyla Bulut Balyoz’u ve aynı CD’deki diğer planları hatırlamadığını açıkca söylüyor.

Zaman yalanlarını şöyle özetliyor:

“CD’lerin orijinalleri üzerindeki ifadeler ve el yazıları ile parmak izleri, 195 kişinin yargılandığı Balyoz darbe planı iddialarına yönelik soruşturmada Çetin Doğan’ın kızı ve damadının ortaya attığı iddiaların gerçek dışı olduğunu gözler önüne seriyor.”

Tekrarlayalım:

  1. Emniyet Kriminal’in tespitine gore suç unsuru içeren 11, 16, ve 17 no.lu CD’lerdeki el yazıları sivil sekreterlere ait değil.
  2. Sivil sekreterler hem askeri hem de sivil savcılık ifadelerinde Balyoz planını duymadıklarını ifade ediyorlar.

Balyoz CD’sinin 2003’de değil, 2009’da hazırlandığı gerçeği, Zaman’ın bu sahteciliği örtbas etme çabalarına rağmen ortada. Yoksa Zaman’ın ısrarla 2003’de hazırlandığını iddia ettiği ve tek oturumda kaydedilmiş (sonradan hiçbir ekleme çıkarma yapılmamış) CD’den nasıl olup da 2009 yılına ait bilgiler çıkabiliyor?

Peki Zaman gazetesi neden bu tür bariz yalan haberlerle Balyoz darbe kurgusunu 2009 yılında üreten bir suç örgütünü kolluyor?

Ekleme: Ayrıca, sivil memurların parmak izlerinin suç unsuru içeren CD’ler üzerinde tespit edildiği de tamamen yalan.

 

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

49 Yorum “Yine Zaman’ın yalanları”

  1. eminkk Says:

    Ey Allah’tan korkmaz, kuldan utanmazlar, daha ne kadar kandırabileceksiniz insanları? Bütün belge ve bilgiler iddianamade mevcut, okuma özürlüler hariç okuyacak. Çöktününz milletin tepesine, nereye kadar?

    Cevapla

  2. Fenerant Says:

    Zaman ya suç uydurma örgütü ile içiçe yada suç uydurma örgütünün taşeron medyalığını yapıyor.

    Cevapla

  3. türküm Says:

    En bilinen numaradır….Suçunu kapatmak için başkasının üzerine atmak…Necip Hablemitoğlu’nun kitabını okudum.Allah rahmet eylesin..Geçmişte öldürerek onu susturduğunu sana karanlık eller şimdi başka planlar peşinde…Şeriatçı Terör’ün ve Batının kıskacındaki Ülke Türkiye..Sayfa 220…Sivas yakınlarında bomba eylemi.10 Kasım 1998 Uçakla Anıtkabir’e düzenlenecek intihar saldırısı ve Fatih Camisinde yapılacak provakasyon girişimi planlayan birileri….Balyoz iddianamesini ,düzmece belgeleri hazırlayanların parmak izleri….

    Cevapla

  4. şener Says:

    bence balyoz darbe planları gerçek ama planlayanlar zaman gazetesi ve onun zihniyetindekiler.

    Cevapla

  5. Hakan Says:

    Sevgili Arkadaslar,
    Emniyet raporu ‘bu belgeler bu hanimlara ait degildir’ demiyor!!!!… Sadece ‘onlarin ellerinden ciktigini gosterir nitelikte kaligrafik ve grafolojik bulgulara rastlanmamistir’ diyor. Sadece ‘bu hanimlarin elinden cikmistir diyemeyiz’ diyor. Zaten mantikli olanda bu, sadece uzerinde dort harf (O-K-na) olan cd den el yazisi tespiti yapmakta bir garip olurdu herhalde.
    Bununla beraber bu memurelerin ifadesiyle uyumlu bir nokta yakaladim ben. Memure hanimlar seminerden onceki gecelerde saat 03.00- 04.00 saatlerine kadar calistiklarini soyluyorlar. Kayitli bulunan 19 cd’den 11 ve 17inci (TDK markali olanlar) CD’ler ayni ifadekilerle uyumlu bir bicimde, seminerden onceki gecelerde gece yarisina (23.50 civarinda-kesinlikle normal calisma saatleri degil)dogru olusturulmus. Diger CD ler ise seminer sonrasi olusturulanlar normal ise mesai saatlerinden olusturulmus. Bu bilgiler her ne kadar CDlerin gercek oldugunu teyid eden extra bilgiler isede, Pinar Hanim ve Dani Beyin ifade ettikleri gibi zaman ve firma isimleri celiskilerin hala aciklanmasi gerekiyor.
    Sonucta guclu bir demokrasimisizin olusmasi icin, sucu ne kadar ciddi olursa olsun insanlarin adil bir yargilama donemlerinden gecirilmesi en buyuk istegimiz olmalidir.
    Saygilarimla,

    Cevapla

  6. Can Acar Says:

    Hakan Bey,

    Burada “kimin daha fazla delili varsa o kazansın” oyunu oynamıyoruz. Eğer bu CD’ler sahte delil olarak üretildilerse, tabii ki bunu yaratanlar mümkün olduğu kadar gerçeğe uygun olmasına çalışacaklar. Saati gece yarısına da ayarlarlar, yazıyı da taklit ederler, aynı marka CD de kullanırlar. İfadeler benzer olsun diye ele geçirdikleri diğer askeri belgeleri, isimleri ve sicil numaralarını da kullanırlar. Hatta şantaj, tehdit veya rüşvet ile içeriden subayları veya memurları bile kullanabilirler.

    Burada önemli olan sizin “açıklanması gerek” dediğiniz tutarsızlıklar. Bunlar açıklanmadığı sürece bahsettiğiniz diğer bulgular hiç bir önem taşımıyor.

    Daha uzun zamanı olan, daha profesyonel çalışan bir ekip çok daha gerçekçi “sahte belgeler” hazırlayabilirdi. Bu durumda %99.9 gerçeğe benziyor bir hastane ismi de önemli değil mi diyecektik?

    Son cümlenizde “suçu ne kadar ciddi olursa olsun” diyerek bu insanları peşinen “suçlu” bulduğunuzu göstermiş oluyorsunuz zaten. Gerçek bir demokratik hukuk devletinde herkes suçu ispat edilene kadar masum kabul edilir.

    Saygılarımla …

    Cevapla

  7. Deniz Says:

    ‘onlarin ellerinden ciktigini gosterir nitelikte kaligrafik ve grafolojik bulgulara rastlanmamistir’ ifadesi, zaman gazetesinin “TÜBİTAK ve Emniyet Kriminal incelemeleri de bu ifadeleri doğruluyor” olarak kocca bir yalan attığını ispatlıyor hakan bey birde diğer taraftan bakarsanız.
    Ayrıca Can acarın belirttiği gibi, zaten içerikten dolayı CD lerin 2003 yılında kaydetmiş olunması imkansız. BEnim en merak ettiğim konu, bu düzmeceyi hazırlayanların, zaman gazetesi gibi provakasyonunu yapanların neşekilde yargılanacağı? eğer ki bu düzmeceyi hazırlayanlar ortaya çıkarılıp bir bir yargılanmaz ise ve üstü kapatılır ise, vay benim güzel ülkemin haline

    Cevapla

  8. Hakan Says:

    Neden en onemli olay “aciklanmasi gereken tutarsizliklarmis”? Aciklanmasi gereken olaylar, 27 Mayis, 12 Mart, 12 Eylul, 28 Subat, 27 Nisan size birseyler hatirlatiyor mu? Bunlar Tanzanyadami oldu? 28 Subatin faturasinin 60 milyar dolar oldugunu en iyi Dani Bey biliyordur…. Sorun bakalim ne diyecek size…

    Gelelim Zaman gazetesinin yazilarina… Eminim kendinlerince bir aciklamasi vardir yaptiklari haberlerin. Ama sunu unutmayalim. Balyoz olsaydi, su anda bu siteyi olusturanlar Cumhurbaskani kizi ve damadi statusunde olcaklardi, Zaman Gazetesi calisanlarida zindanlarda job altinda inlerenler takimi 🙂 Bilmem bu sahneyi bir yerden hatirliyor musunuz?

    Cevapla

  9. Kurmanbek Allahverdiyev Says:

    Hakan Bey,

    Balyoz iddianamesi ve savcilarin delil olarak sunduklari olgular ile 27 Mayis ve diger darbeler arasindaki somut iliskiyi bize aciklar misiniz? Ben sahsen aradaki baglantiyi goremiyorum, eger siz goruyor iseniz lutfen bizi aydinlatin. Hatta sunu ekleyelim, zaten Baransuya teslim edilen bavulda 12 Eylul ile alakali 1000’den fazla sayfa dokuman vardi. Sizinle ayni cenahtan oldugunu dusundugum savcilar dahi dava ile ilgisi olmadigini iddianamalerine koymuslar. Aradiginiz cevabi size yine sizden tarafta olan savci vermis zaten.

    Saydiginiz tarihler benim bildigim kadariyla daha once olmus darbe/muhtira tarihleri. Tanzanya’da degil TR’de oldu. 28 Subat’in finansal faturasi 60 milyar dolar midir, bilemiyorum. Rakam abartili geldi bana. Siz kaynak belirterek aciklarsiniz artik 60 milyar dolarin 28 subat surecinde nasil buhar oldugunu.

    Anlamak istemediginiz nokta balyoz davasinin sahte belge bilgi ile olusturuldugu ve aslinda boyle bir seyin olmadigi. “Balyoz olsaydi” seklinde argumanlariniz da bu baglamda otomatikman havada kaliyor, bir deger tasimiyor. Tartismaya da bir katkisi olmuyor.

    Bakin referandumda hukumet sizin bizim gibi insanlardan “12 eylul ile faili mechullerle hesaplasacagiz” diyerekten oy istedi. Gorduk ki hukumetin Kenan Evren ile herhangi bir sorunu yok. 12 eylul ile alakali hicbir girisimde bulunmadi. Faili mechuller konusundaki hukumet tavri ise tam bir facia. Bu meclise 3 defa yakinlarini faili mechule kaybeden ailelerin destegiyle (Mumcu, Dink, Kutlar, Kislali, Aksoy, Hablemitoglu, Emec, Anter, Ipekci gibi ve daha bircok aile) meclis arastirma komisyonu kurulmasi icin onerge verildi. Dusunun ki son onergeyi AKP haricindeki tum partiler destekledi (yani BDP ile MHP’nin yan yana gelmesi gibi cok ileri bir durum olusmus). Bu onergelerin tamami AKP’li milletvekillerinin oylari ile reddedildi. Simdi ben bunlari Balyoz iddianamesi ile yanyana koyunca aslinda istenen seyin demokrasi falan olmadigini cok net gorebiliyorum. Bence anlamaniz gereken olgu su: Olmayan/kalkisilmamis darbeleri, suc islememis insanlarin uzerine yikmak ile gelecekte ‘darbeler ile mucadele, demokratiklesme’ cabalarinin inandiriciligina kendi eliniz ile tas koymaktasiniz.

    Cevapla

  10. Yakup Says:

    Hakan Bey, geçmiş darbeleri sıralayıp demagoji yapmaktansa burada öne sürülen tutarsızlıklara bir açıklama getirseniz ya da Zaman gazetesinin açıklama getirmesini talep etseniz?
    Gerçekliği ispatlanmamış bir darbe teşebbüsünün hayali mağdurlarına acımamızı isteyerek bu sayfaları okuyan yeterli zekada ve zamanı kıt yetişkinlere biraz ayıp ediyorsunuz.

    Cevapla

  11. eminkk Says:

    Hakan;
    Gelecek hakkında bir kahin, bir falcı gibi hükümde bulunmuşsun. Günahtır, tövbe et: ”De ki, göklerde ve yerde Allah’tan başka gaybı kimse bilmez.”
    Birileri bir şeyler yaptı diye, başka insanları sahte belgeler ile suçlamak, onlara tuzak kurmaktır. (komplo) Kur’ân’da 42 defa geçer. “Kötü işleri gizlice tasarlayıp kuranlara şiddetli azâb vardır. Onların kurdukları bütün tuzaklar mahvolur.”
    Allah günahlarını affetsin kardeşim…

    Cevapla

  12. drunkenknight Says:

    çarpık mantık yada çarpıtılmış mantık burada da,malum yandaş medyanın yazılarında da, tv ekranlarında da, sokak köşelerinde de her yerde aynı. şu anı kurtarabilmenin, mazur görebilmenin tek yolunu geçmişte meydana gelmiş olan olayla/olaylarla kapatmaya çalışan, ama bu olayları meydana getiren etkenleri zerre kadar sorgulamayan,akıl gözü kapalı olduğu bilinen ama gönül gözününde kapandığı anlaşılan bir güruh var karşımızda…ne söylesek boş onlara dair…gerçeğe gözleri de kalplari de kapanmış…

    Balyoz davası,ülkemizin emperyal güçler tarafından Ortadoğunun kontrol edilebilmesi için (Büyük Orta Doğu Projesi)siyasal islamla elele vererek yürüttüğü operasyonun değirmentaşıdır…

    Bunun için Siyasal iktidarın,devletin başına geçtği günden beri çıkardığı yasaları,söylediği sözleri uc uca eklemeniz yeterlidir yada satranç bilmeniz…:)

    Cevapla

  13. solmaz türk Says:

    11.yoruma aminnn demek isterdim ama içimden gelmiyor.Suçsuz,günahsız insanlara iftira atarak hem onları hem de ailelerini mağdur eden insanları,hala delilleriyle yalanlar ortaya saçılmasına rağmen iftiralara devam edenleri Allah affetmesin diyorum.

    Cevapla

  14. şener Says:

    bir düşünün bu dava size açılsaydı ve adamlar daha titiz çalışmış olsalar ve çelişkili tarih hatalarınıda yapmamış olsalardı ne olacaktı ?

    Cevapla

  15. selimyavuz Says:

    Hakan Bey,

    Bence sucsuz bir insanin, sucsuzlugu delillerle ispat edilmesine ragmen hapse atilmasi bu ulke icin en az 28 Subat kadar kotudur. Aradigimiz sey demokrasiyse sucsuz insanlari sahtelikleri ispat edilmis olan delillere istinaden hapse atmak demokrasiye ulasmak icin hic iyi bir yol degildir. Size bu insanlarin aylarca hapis yattigini hatirlatirim.

    Bu ulkede daha once darbeler olmus olmasi da hicbir sekilde bu yapilanlari mazur gostermez. O zaman su mudur yani : “Bu ulkede bilmem kac tane darbe oldu, o zaman sucsuz insanlarin hapis yatmasinda beis yoktur” Boyle bir seyi icine sindirebilecek birinin demokrat veya ozgurlukcu olmak bir yana insan oldugundan bile suphe ederim.

    Cevapla

  16. Nicksiz Says:

    Merhaba,

    bu verdiğiniz mücadeleden dolayı sizi gerçekten kutlarım. Bu konu dün ilk sefer televizyonda gördüğüm katıldığınız programı izledikten sonra ilgimi çekdi ve durumlar ne kadar ölçüde vahim olduğunun ancak farkına varmış oldum. Dellilerin sahte olması bu kadar açık ve net inkar edilemez şekilde ortada iken mahkeme nasıl bunu üç maymun sıfatıyla görmezlikten gelir ve aynı zamanda bu sahte dokümanları yayanlara karşı neden derhal takip kararı almaz, işte bu durum gerçekten çok ürkücü. Umarım bir an evvel istediğiniz sonuca ulaşırsınızda hem siz artık biraz rahatlarsın hemde hukukun ne denli ters çalıştığını kamuoyun önüne sermiş olursuzun.

    Bir yandan TSK’dakı haksızlıklara karşı mücadele verilirken aynı haksızlıklar suçu ispat edilmeden fakat bu insanları suçlu olarak lekelemek istenmesi asla ve asla kabul edilemez. Heleki işin arkasında bir başka çete olma olanağı yüksek ise. Çete’yi çete ile yıkmaya kalkarsan dönüp dolanıp birgün tekrar döner o da seni yıkar. Olan da her zaman ki gibi yine halka olur.

    Bu arada bu konu hakkında bir kaç saat araştırmalar yaptığım ve az çok bilgi sayibi oldum için, size sizi karalamak isteyen bir yazarın iftiralarla dolu bir makalesini sunmak isterim. Icabına bakacağınızdan hiç şüphem yok.

    http://www.habervakti.com/?page=news_details&id=39486

    Yılmayın yıkılmayın, tam destek ful destek.

    Saygilar ve selmalar

    Cevapla

  17. solmaz türk Says:

    Halktan biri olarak şunları merak ediyorum.Gerçek olan cd leri kim dışarıya çıkarttı,sahte olan cd leri kimler ne amaçla üretti?Ortada Türk ordusuna karşı yürütülen büyük bir komplo var ve içeriden birilerinin yardımı olmadan o cd ler dışarıya çıkartılamaz.TSK nın gelecekteki komuta kademesi birileri tarafından dizayn edilmek istiyor bu yüzden bu belgeler üretildi ama içerideki hain kim?Sonuçta plan seminerine ait olan cd ler gerçek ve birileri”birisi”tarafından bu komploya yardımcı olmak amacıyla dışarıya çıkartılmış.Bence bu büyük bir vatan hainliği ve esas olan bu ihaneti ortaya çıkarmak.Kim yada kimler bu işin içindeyse vatana ihanetten yargılanmalı.her şey gözümüzün önünde oluyor.Kafası biraz çalışan bile olan biteni anlar ama hala inanmamakta direnenlere kime,neye hizmet ediyorlar?

    Cevapla

  18. merttalay Says:

    Sitede hala soz konusu CD’lerden sahte diye bahsedenleri gormek uzucu. CD’lerin sahte oldugu bir iddiadir, ve kimler tarafindan nasil hazirlandigina dair tek bir ipucu/kanit bulunmamaktadir. Gecen gun Ergun Babahan’in dedigi gibi bu CD’lerin olusturuldugu bilgisayarlar bulunmadikca CD’lerdeki tutarsizliklarin bir sahtecilik mi guncelleme mi oldugunu anlamak neredeyse imkansiz.

    Neyse ki CD’ler disinda da savciligin opsiyonlari mevcut. Ntv’deki programda Pinar Hanim’in Babahan’in Cetin Dogan/Ozkok arasindaki konusmaya dair sorularina cevap vermekten surekli kacinmasi ilginc bir anektod idi. Hilmi Ozkok ve Aytac Yalman mahkemeye cagirilir ve tanik olarak dinlenirse cok sey aydinlanir diye dusunuyorum.

    Cevapla

  19. selimyavuz Says:

    Mert Bey,

    Maalesef savciligin CD’ler disinda opsiyonlari/delilleri yok. Seminerdeki konusmalarda suc teskil eden bir sey yok. Kaldi ki seminerin jenerik bir senaryo cercevesinde tartisildigi, yani olayin bir simulasyon oldugu da ayri bir konu. Dosyadaki ses kayitlarinin en basina bakarsaniz seminer “jenerik senaryo”nun oknumasiyla baslar.

    Hilmi Ozkokle Aytac Yalman tabi ki gelsinler tanikliklarina basvurulsun. Zaten simdiye kadar tanikliklarina basvurulmamis olmasi bir hukuk skandalidir. Iddianamede Aytac Yalman’dan darbeyi engelleyen sahis olarak bahsedilmektedir, ifadesi alinmadan nasil boyle bir sonuca ulastiklarini cok merak ediyorum.

    Cevapla

  20. Can Acar Says:

    merttalay,

    Sizin de Ergun Bey’in de görmek istemediğiniz bir nokta var. Güncelleme de olsa, sahte de olsa bu durum CD’lerin 2009 yılında yazıldığı gerçeğini değiştirmiyor.

    2009 yılında yazılmış dosyalar nasıl 2003 tarihli oluyor? Yazar bilgileri nasıl o dönemde çalışmış kişilere ait oluyor?

    Ayrıca Ergun Bey de söyledi. Normal şartlarda Word dosyalarının üzerinde değişiklik yapan son on kullanıcıyı değişiklik tarihleri ile görmek mümkün.

    Eğer iddia edildiği gibi bunlar düzenli olarak güncellenen dosyalar olsaydı yaratıldığı 2003 yılından en son güncellendiği 2009 yılına kadar yapılan değişiklikleri detaylı olarak dosya üst bilgisinden (metadata) izlemek mümkün olurdu.

    Bu üst bilgilerde sadece 2003 yılına ait tarih ve kişilerin bulunması bu dosyaların üst bilgilerinin kasıtlı olarak değiştirildiğini açıkça göstermektedir.

    Güncelleme teorisinin doğru olduğunu varsayalım. Bu durumda belgeler TSK’dan 2009 yılında sızdırılmış. Hatta hangi bilgisayardan çıktığı bile biliniyor olmalı. Baransu’nın “ahlaklı subayı” neden belgeleri aldığı haliyle teslim etmedi? Neden tarihleri 2003’e değiştirilme ihtiyacı hissedildi? Hemen 2009 yılında bu “güncellenmiş belgelerle” soruşturma açılsaydı bilgisayar da yakalanmaz mıydı? Güncelleme yapanları sorgulamak mümkün olmaz mıydı?

    Neden tarihler 2003? Neden birisi dosyaları değiştirme ihtiyacı duymuş?

    Her türlü elektronik veriyi sahte olarak oluşturmak o kadar kolay ki, Balyoz belgelerinin yazıldığı iddia edilen bir bilgisayarın simdi ortaya çıkması çok daha büyük sahtecilik iddalarına yol açacaktır.

    Evet savcıların yapabileceği çok şey var. CD’lerin kaynağını araştırmakla başlayabilirler. Neden bu yönde en ufak bir araştırma yapılmıyor? Baransu neden kaynağını açıklamıyor?

    Saygılarımla …

    Cevapla

  21. Nicksiz Says:

    Bilmem Zaman’nin yeni yazısını okudunuzmu. CD’lerin sonradan üretildi iddialarını yalanlayan belgeler sunulmuş emniyetten ve CD’lerde son değisiklikleri yapanların isimleri de belirlenmiş, diyor.

    http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1073829&title=cdlerde-islem-yapan-isimler-iddianamede

    http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1073829&title=cdlerde-islem-yapan-isimler-iddianamede&haberSayfa=1

    Cevapla

  22. Fenerant Says:

    cemaat burayı da basmış, yalanlarını sürdürüyorlar.

    Cevapla

  23. ferit Says:

    Değerli yorumcular,tartışmaları ilgi bazen de hayretle okuyorum.bir katkıda bulunmak üzere size Aydın KELEŞOĞLU tarafından yazılan İHANET BASINI isimli kitaptan kısa bilgi vereceğim.Kitapta 1918-1922 arasında Istanbulda yayımlanan ve günümüzde mütareke basını olarak tanımlanan gazetelerden söz edeceğim.Bu gazeteler ingiliz yüksek komiserliği ve damat ferit hükümeti ile işbirliği yaparak ulusalcıları milli mücadeleye katılanları hatta ittihat ve terakki üyelerini sivil asker demeden jurnallamış ve de bir kısmının Maltaya sürgüne gönderilmesini sağlamış hatta nemrut mustafa mahkemeleri vasıtasıyla boğazlıyan kaymakamı kemal beyi 32 yaşında asılmasına neden olmuştur.Peki o dönemin bahse konu gazeteleri hangileriy di derseniz cevap SABAH VAKİT ZAMAN Ne tesadüf değil mi.İnanmayan belgelere dayalı kitaba bakabilir.

    Cevapla

  24. eminkk Says:

    “Neyse ki CD’ler disinda da savciligin opsiyonlari mevcut”: De ki: “Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik’ine, insanların İlah’ına sığınırım.”

    Cevapla

  25. solmaz türk Says:

    Sayın eminkk,onlarda din iman yok ki.Kendi ordusuna komplo kuran,iftira atan,masum insanlara boş yere zulmeden müslüman olamaz ki.Ben şeytan lafını bile sevimli buluyorum onları tarif ederken ,olsa olsa iblis olabilirler İBLİS.

    Cevapla

  26. Joel Says:

    Tarıh ve fırma ısımlerı cd lerın sahte veya gercek oldugunu konusu cok ufak bır detaydır ve cok fazla bır ıp ucu vermezler. Zaten bunlar askerı ıstıhbarat bılgılerıdır. Dolayısısyla o tarıflerde fıılı olarak basayan ortaklıklar (kı bunlar askerıye tarafından takıp edılmektedır- ve dıkkat edersenız bunlar genelde tıcarı ılıskılı fırmalardır), daha sonrakı tarıhlerde resmı ortaklıklara donusturulmustur. Belgeler dıkkatlıce ıncelendıgınde bunun tersı durumda gozlenebılmektedır. Dolaysısyla tarıh uyuzmazlıgı sebebıyle cdlerın sahtelıgını ıspatlamaya calısmak yersızdır. Zaten Pınar ve Danı cıftı nasıl oldu da 2000 sayfa ıcınde bu spesıfık fırmaları arastırmaya yonlendırılmıslerdır, bunu arastırmamız lazım. Cunku askerıyeden bu ıstıhbarat raporlarına kolayca ulasmıslardır.

    Cevapla

  27. Bulent Murtezaoglu Says:

    Ergun Babahan dun ve bugun konuyu kosesine tasimis. Sistem yutabilir diye iki ayri yorumda link vereyim.

    Balyoz, vicdani kanaat gerçekler ve adalet.

    Cevapla

  28. Bulent Murtezaoglu Says:

    Ikinci link: Darbecinin hukukunu savunmak zorundayız.

    Ben bu sunus tarzina da katilmiyorum aslinda, en azindan kendi fikri bir takim insanlarin darbeci olduklari yonunde de olsa mahkemeye cikartan eden ozne acisindan bakarken ‘darbeci’ dememeliydi en azindan. (Devlet gucunu kullanmayan insanlarin masumiyet karinesiyle hareket etmeleri sart degil, yani mahkum edilmemis hatta beraat etmis insanlar icin de katil hirsiz vs. diye dusunebiliriz. Zaten cogunlukla oyle dusundugumuz de ortada, ne bileyim mesela bir takim politikacilara hirsiz derken mahkemelerden bagimsiz bir kanaat serdetmis oluyoruz. O yazinin bakis acisi ise o degil, o yuzden devlet acisindan bakarken dedim.)

    Burada normal vatandas, yani orgut propagandistligine soyunmamis, darbe filan da istemeyen insanlar icin onemli olan bir sey var. Babahan’in ikinci yazisinda bahsettigi, ‘usulune uygun yargilanma’ dedigi (bu Ingilizce ‘due process’e denk dusuyor herhalde) kistas ve arzunun temellerinin anlasilmasi lazim. Devlet gucunu kullanmakta olani o kistasa gore degerlendirmek, oyle degerlendirmeyi bilmek demokrasilerde normal vatandastan beklenen bir sey olmali. ‘Bizimkiler’ yapiyor diye — burada kimi yorumlarda da gordugumuz — izansizliga basvurup hukuksuz ceberrutlugu hakli cikartmaya calismak, boyle davranmayi mesru gormek ve gostermek o bakimdan temelden yanlis ve tehlikeli. Ne pahasina olursa olsun bir gurup insan mahkum olmali veya uzun sure hapsedilip yargilanmali diye dusunmek yerine, yargilamanin ve belki neticede cikan mahkumiyetin son derece temiz ve ikna edici olmasini arzu edip ona gore davranan bir vatandas kitlesi varsa bu tur duzenler kurulur ve oturur.

    Cevapla

  29. Can Acar Says:

    Joel,

    Farklı bir argüman ile geldiğiniz için teşekkür ederim. Hep aynı argümanlar ile karşılaşmak sıkıcı olmaya başlamıştı.

    Bir CD’nin sahte veya gerçek olduğunun nasıl anlaşılacağını çok iyi bildiğiniz belli. İçeriğindeki tarih veya isim tutarsızlıkları çok ufak birer detay ise, büyük ipuçları nelerdir?

    Bu konuda uzman olduğunuza göre bize bir CD’nin gerçek olup olmadığının nasıl anlaşılacağını söyleyebilir misiniz?

    Saygılarımla …

    Cevapla

  30. Bulent Murtezaoglu Says:

    Can bey, burada deneysel olarak tespit edebildigimize gore bir CD’ye bir guruh tarafindan ‘gercek’ denmesi icin gerek ve yeter sart Zaman gazetesinin bunun gercek oldugunu soylemesi. O sekilde anlasiliyor yani.

    Hal ile ilgili afili bir lafa Ingilizce bir link vereyim: Invincible ignorance fallacy.

    Cevapla

  31. drunkenknight Says:

    joel;

    şunu göz ardı etmeniz çok ilginç; savlarda cd lerin TEK BİR OTURUMDA kaydedildiği ve sonradan herhangi bir ekleme ve çıkarma işlemine tabi tutulmadıkları, ilgili kurumların raporlarıyla da sabitken,sizin burada meydana gelen tarih uyuşmazlıklarının ve isim değişikliği gibi hadiselerin sahtecilik yapıldığına dair bir kanıt oluşturamayacağını söylemeniz akıl ve mantıkla izah edilebilecek bir durum değildir…

    Cevapla

  32. drunkenknight Says:

    joel diyor ki ;

    ”Zaten Pınar ve Danı cıftı nasıl oldu da 2000 sayfa ıcınde bu spesıfık fırmaları arastırmaya yonlendırılmıslerdır, bunu arastırmamız lazım. Cunku askerıyeden bu ıstıhbarat raporlarına kolayca ulasmıslardır.”

    bahsi geçen belgeler balyoz davasının dayanağı olan 11 nolu cd nin içinde yeraldığına göre,esasen daha önceden savcılar tarafından kontrol edilmesi gereken bu bilgilerin güvenilirliği ve gerçekliği konusunun,bilim insanı iki kişi tarafından sadece internet kullanılarak saptanması (gerçek her zaman gözümüzün önündedir ama onu görebilmek başka birşeydir)sizi neden bu kadar rahatsız etti anlamak mümkün değil…bugün merak edilen bir şeyin internette aranması en basit ve kolay yöntemlerden biridir sanırım yoksa öyle değil mi ?
    Bu her taşın altında TSK arama çarpık mantıklılığını kimden yada kimlerden aldınız bilemiyorum ama her ferdi bu ülkenin vatandaşları arasından yetişmiş olan TSK ya olan düşmanlığınızı bırakmanızı size öneririm…

    komik oluyorsunuz çünkü…

    Cevapla

  33. joel Says:

    drunkenknight,
    Bu bilgileri internetten bulamazsin, ancak istihbarat kayitlari gerekir (zaten Pinar ve Dani cifti bu askeri bilgilere tek tek ulasiyorlardir) yada o firmalarin her birinin yoneticilerine direk olarak ulasmalari gerekir. Hadi bul bakalim internetten nasil bulcaksin!!!!
    Bu arada bir noktanin gozden kacirilmamasi gerekir. Benimde 11. ve 17. CD nin 2003 te yazildigina dair suphelerim var, zaten 900 sayfalik iddianameyi okudugunuzda bunu Tubitak raporlarinda da gorebilirsiniz, ama icinde yazan bilgilerin tek tek dosyalarin dogrulugu hala tartisilabilir. Kaldi ki, kasetlerdeki ses kayitlarindan bahsetmeye bile gerek yok, basli basina suc teskil ettigi ortada.
    Cetin Dogan’in gecmisi darbeler konusunda hicte temiz degil, Balyoz davasi ile dogrudan alakali olmasa bile bunun kesinlikle goz ardi edilmemesi gerekiyor. 28 Subat donemndeki “katkilari” ve daha sonraki donemde Basbakan Abdullah Gul’e MGK’daki konusmalari kesinliklle bir sir degil.

    Cevapla

  34. solmaz türk Says:

    Joel,Çetin Doğan’ın geçmişi hiç te temiz değil demişsin.Bildğim kadarıyla sen de geçmişte yatağını ıslatıyormuşsun.Bu durumda senin de geçmişin pek temiz sayılmaz.

    Cevapla

  35. solmaz türk Says:

    Joel karşımıza bir gün merttalay,bir gün rana,bir gün raşit ahmet olarak çıkıyor.Bu sayfaya yorum yazmak için özel olarak görevlendirildiği belli ama olmuyor işte.Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmuyor.Okuduğunu anlamak lazım.Bakıyorlar ki deliller yetersiz,foyaları ortaya çıktı bu sefer onlar zaten geçmişte de şunu yapmışlardı,bunu düşünmüşlerdi yalanına başvuruyorlar.Böyle uysada k…. uymasa da k…. olmuyoorrr.

    Cevapla

  36. Taylan Says:

    Joel’e,

    Yandaş medyanın en büyük politikasını uyguluyorsun. Diyorsun ki Çetin Doğan’ın geçmişinde darbecilik var. Geçmişte darbeciydi zaten, Balyoz’da yanlışlıklar olsa da bu Doğan’ın darbeci olduğunu değiştirmez diyorsun.
    Bu bakış açın senin nasıl bir insan olduğunu ortaya koyuyor. Neymiş 28 Şubat’a katkıları ve Gül’e MGK’daki konuşmaları… Bunlar başlı başına ayrı birer konu. Balyoz’la bağdaştıramazsın. Dediğin gibi Doğan 28 Şubat’a katkıları olabilir, Gül’e de birşeyler demiştir. Ama bunlar Balyoz’u meşrulaştırmaz. Pınar Hanım net bir şekilde delillerini ortaya koymaktadır. Ama sen ve senin zihniyetin tamamen dedikodularla cevap vermektedir.

    Yazık, çok yazık… Dünyada pek çok din vardır ama tek bir ahlak vardır. Kuran’ı açıp okursan ahlaklı dürüst bir yaşamı daha çok öğütlediğini görürsün. Net bir şekilde komplo kurmayın, iftira atmayın der Kuran!

    Ama sende ve senin mensup olduğun organizasyonda Allah korkusu yok ki…

    Cevapla

  37. selimyavuz Says:

    Bence beyfendinin uzerine gitmeye gerek yok, bu sen ben catismasi degil. Cemaatci sucu bucu diye isi sen ben cekismesine goturmek dogru degil. Bu insanlar da bizim kardeslerimiz.

    Ama konuyu hukuk ve deliller uzerinde tartismak gerek, hele bu olayda dedikodular uzerinden tartismak konuyu iyice ozunden saptirir ve dezenformasyona yol acar. Bana gore simdiye kadar tespit edilen vakialar sunlar:

    1. CD’lerde en azindan bir tarih sahteciligi var, bu da onlari uretilmis sahte deliller haline getiriyor,
    2. Seminerdeki konusmalarda suc unsuru yok (suc unsuru vardir iddiasinda olan hangi ifadenin hangi sucu olusturdugunu da yazsin ltf), kaldi ki 195 sanigin sadece 48’i seminere katilmis,
    3. Bunlar disindaki hicbir konu (Aytac Yalman’la Hilmi Ozkok’un tanikligi haric) bu yargilamanin delili degildir ve olamaz da.

    Ekleyecek olan varsa yazsin ltf.

    Cevapla

  38. Albatross Says:

    Tarikatçı olmayan, birazcık eleştirel düşünebilen herkes CD’lerin belirli bir ÇETE tarafından yazıldığını (fabrication) görebilir.

    Türkiye çok büyük bir oyunun (BOP) kuşatması altında farklı bir yörüngeye oturtuluyor. Balyoz davası, Pensilvanya’da CIA ajanlarının koruması altında muhafaza edilen ilkokul mezunu olup olmadığı belirsiz bir zat, ona bağlı binlerce kişiden oluşan bir çete, bu çetenin yargı, basın, iş dünyası, akademik dünyadaki uzantıları bu amaç uğruna her türlü kötülüğü yapmaktalar, yapmaya devam edecekler…

    Cevapla

  39. deniz Says:

    @26 adam şakirt beyler

    Cevapla

  40. drunkenknight Says:

    JOEL;

    bir örnek;

    Balyoz CD’sinin içinden çıkan “KAPATILACAK VE EL KONULACAK DERNEKLER.doc” isimli word belgesinde Liberal Avrupa Derneği’nin bulunduğundan bahsetmiş, 2003’deki adının ise Hür Demokratlar Derneği olduğunu, belgede geçen adını 2006’da aldığını belirtmiştik.

    bakalım bu adreste ne yazıyor…
    http://www.liberalavrupa.org/index.php?option=com_content&view=article&id=27&Itemid=18

    Derneğin Kısa Tarihçesi :

    Liberal Demokrat Parti’de Dr. Tamer Çağdaş öncülüğünde parti-içi demokrasiyi savunan ve yönetime muhalif bir grup parti üyesi, Gaziosmanpaşa merkezli vede Recep Yazıcıoğlu’na yakın Hasan Şatıroğlu öncülüğündeki diğer bir grup ile birleşerek 2000 yılı başlarında bir siyasi düşünce platformu oluşturmuştur. Bu platform yaklaşık 9 ay gibi kısa sayılabilecek bir süre içinde bu çalışmalarını yasal ve kurumsal bir düzeye geçirme kararı alıp İstanbul, Gaziosmanpaşa ilçesinde 31 Ekim 2001 tarihinde ilk ismi “Hür Demokratlar Derneği” olarak derneğimizi kurmuş bulunmaktadırlar. 10 Nisan 2002 tarihindeki 1.ci olağan genel kurulu hemen öncesinde ise, eski YDH Sarıyer İlçesi üyesi Mustafa Hasan Tuncer bu defa yine LDP içinde parti-içi demokrasiyi savunan vede Tayfun Candan öncülüğünde bir grubun diğer üyeleri ile birlikte derneğimize katılımış ve daha aktif yeni bir yönetim oluşturulmasına imkan tanımışlardır. Dernek kurulduktan hemen sonra Kasım 2001 başlarında Gaziosmanpaşa’dan daha merkezi olan Beşiktaş’taki yeni yerine taşınmıştır. Yaklaşık 8 ay kadar sonra ise Beşiktaş’taki yerin toplantı ve konferans salonunun küçük olması nedeniyle dernek Haziran 2002 tarihinde Beyoğlu -Asmalımescit mevkiine taşınma kararı almıştır. 2005 yılı Mayıs ayında dernek maddi imkansızlıklar nedeniyle resmi merkezini Çemberlitaş’a taşımış bulunmaktadır. Devam etmekte olan Haftalık olağan toplantılar ise daha merkezi olması dolayısı ile, o günden beri Beyoğlu’ndaki çeşitli Café’lerde yapılmaktadır. Türkiye ve AB ilişkilerinde gelişen konjonktüre uygun olarak,

    demekki ulaşılabiliyormuş…

    Cevapla

  41. joel Says:

    al iste yine ayni seyi yapiyorsunuz!!! haksizmiyim yazdiklarim da? Bunu sizde biliyorsunuz… Amrikada yasayan insanlar olarak, babanizin yaptiklarinin komedi otesi oldugunu bal gibi biliyorsunuz!!!

    Cevapla

  42. Dramalı Rıza Says:

    Joel: Zaten Pınar ve Danı cıftı nasıl oldu da 2000 sayfa ıcınde bu spesıfık fırmaları arastırmaya yonlendırılmıslerdır”
    Cevap 1: Okumadan bilgi sahibi olan insanlar için değil 2,000 sayfa, 20 sayfanın bile detaylı okunması uzun ve zor gelir. Ne de olsa bazıları yandaş medyalarının söylediklerini hiç sorgulamadan doğru kabul ettikleri için, gazetelerinde çıkan yazıları da aynen alıp kendi fikirleri olarak kullanıyorlar. Aynen kendisiyle çelişen “CD’lerde belki güncelleme olmuştur” diye biri iddia ortaya atınca herkesin üstüne atlaması gibi.
    Joel “Bu bilgileri internetten bulamazsin, ancak istihbarat kayitlari gerekir…”
    Cevap 2: Bu bilgilerin internetten bulunamayacağı nereden biliyorsunuz? (bir başkasından duyulan “2000 sayfanın okunamayacağı, kesin bunlara biri yardım etmiştir” yorumu hariç). Sayın drunkennight’in verdiği örnek zaten sizin söylemiş olduğunuz “Hadi bul bakalim internetten nasil bulcaksin!!!!”” iddianızı hemen çürütüyor. Yine aşağıdaki linkte çıkan arama motorunun “Konu” kısmına Recordati yazarsanız, Yeni İlaç-Recordati için Rekabet Kurulu izninin 4 Aralık 2008 tarihinde yapıldığını da çok kolay görürsünüz. http://www.rekabet.gov.tr/index.php?Sayfa=karararama&icId=101&detId=102&ustId=101
    Pınar Hanım ve Dani Bey’in daha önceki yazılarını okusaydınız gece gündüz nasıl araştırma yaptıklarını bilirdiniz.
    Joel: “o tarıflerde fıılı olarak basayan ortaklıklar (kı bunlar askerıye tarafından takıp edılmektedır- ve dıkkat edersenız bunlar genelde tıcarı ılıskılı fırmalardır), daha sonrakı tarıhlerde resmı ortaklıklara donusturulmustur”
    Cevap 3: Recordati-Yeni İlaç ortaklığının 2003 yılında başladığını bilmeden bu cümleyi kuruyorsanız, affedersiniz ama, açıkca yalan söylüyorsunuz. Recordati İtalya’da halka açık bir şirkettir ve halka açık şirketler satın alma için görüşmelere başlamışlarsa bunu belirtmek zorundadır (ki yok öyle bir durum). Finans sektöründe çalışan biri olarak da söyleyeyim, hiçbir satın alma görüşmesi de 5 sene sürmez. Ayrıca, bunların ticari ilişkili firma olmasında neye dikkat edeceğiz. Bir ilaç firmasının gelip havayolları ile mi ortaklık kurmasını bekliyorduk. Tabi ki kendi sektöründe biri ile ortaklık kuracaktır.
    Sayın Joel, bilmeden yalan ve yanlış yazarak insanları haksız yere suçlamak en azından benim nezdimde hala büyük bir günah.

    Cevapla

  43. drunkenknight Says:

    Joel ne demiş ;
    ‘Bu bilgileri internetten bulamazsin, ancak istihbarat kayitlari gerekir (zaten Pinar ve Dani cifti bu askeri bilgilere tek tek ulasiyorlardir) yada o firmalarin her birinin yoneticilerine direk olarak ulasmalari gerekir. Hadi bul bakalim internetten nasil bulcaksin!!!!’

    40 numarada benim ve 42 numarada sayın Dramalı Rıza’nın internet kullanarak bilgilere ulaşılabileceğini göstermesinden sonra Joel in verdiği tepkiye bakalım şimdi ;
    ‘al iste yine ayni seyi yapiyorsunuz!!! haksizmiyim yazdiklarim da? Bunu sizde biliyorsunuz… Amrikada yasayan insanlar olarak, babanizin yaptiklarinin komedi otesi oldugunu bal gibi biliyorsunuz!!!’

    şimdi bu açıklamayı neresinden tutalım…hangi mantıkla açıklayalım…

    hissettiğim tek şey bir ‘BULANTI’dır…Bir insanın mantığı ve aklı nasıl bu şekilde çarpıtılabilir ve nasıl bu şekilde körleşebilir…

    Joel serbest kalan Hizbullah militanlarına dair de( hani şu domuz bağı ile insanları infaz eden ve evlerin bodrum katına gömen örgüt ) düşüncelerinde acaba balyoz davası sanıkları hakkında konuştuğu kadar keskin konuşabilir mi ?

    Cevapla

  44. rana Says:

    Sitenin saygıdeğer ”kadrolu üyeleri” hani, kul hakkından falan bahsetmişsiniz ya !!!; yorumları sizler kadar takip etmeye zamanı olmayan, (şahsen bizzat kendim olarak,Rana) sizcede fikriyata ters düşen birine (JOEL) aşırı yüklenmede bulunmuyormusunuz? yoksa yanılıyormuyum??? iş,komik(!)hakaretlere kaldıysa? ne diyeyim yolunuz açık olsun….. Bu arada, ya karşı çıkılan şeyler gerçekse?(aman faraziyelerle iş mi olur demeden!) daha da ötesi ya gerçekliği bile bile karşı çıkılıyorsa??? işin bu yönünü düşündününüzmü acaba hiç merak ettim???

    RANA…

    Cevapla

  45. solmaz türk Says:

    Rana;bol bol laf salatası yapmışsın,ama olmuyor işte.Pınar ve Dani Rodrik’in araştırıp çürüttüğü şeyleri okumadan yorum yazınca sadece saçmalanıyor.Süslü kelimelerle,parantez içi konuşmalar kurtarmıyor işte.Verilen görevi ifa etmek adına da olsa okumadan kafadan atılmıyor.

    Cevapla

  46. raşit ahmet Says:

    Burada ben dahil herkesi ikna edebilirsiniz ama ikna edemiyeceginiz iki kişi var ki onlarda bu blogun yazarları Dani ve Pınar ciftidir çünkü onlar gercekte ne olduğunu çok iyi biliyorlar dimi Dani bey Pınar hanım 😉

    Cevapla

  47. Ayşecik Says:

    raşit ahmet anladığım kadarıyla kanatları yanmasın diye geceleri ortaya çıkıyor.Bu arada”dimi”ne demek?Seviye yerlerde..

    Cevapla

  48. solmaz türk Says:

    Ayşecik’e katılıyorum.Adam Özel görevli gibi.Şakirt.

    Cevapla

  49. Bulent Murtezaoglu Says:

    Ozel gorevli olabilirler bu bahsedilen yorumcular tabii ama bir ideolojiye veya orgute can-i gonulden angaje olmus, ciddi sekilde partizanlasmis da olabilirler. Eskiden (hatta 12 Eylul’den hemen sonra bile) bir takim solcular da boyleydi. Bu haller sadece dinle filan olmuyor.

    Sunun belki anlasilmasi lazim. Buradaki delillere bakan, basindaki yalanlari ve propagandayi seyreden yorumcularin Cetin Dogan’i seviyor olmalari, bu bahsedilen veya baska bir darbenin planlanmadigini dusunmeleri gerekmiyor. Saglam deliller kullanarak darbe tesebbusunde bulunmus insanlarin yargilanmalarini isteyen, evvellki bir takim Ergenekon sorusturmalari ve yargilamalarindan memnun olan insanlar da var. Bu konuda rahatsizlik veren ve supheleri arttiran sey bu isteki acayipliklerin kabul edilmeyip bir sekilde laf salatasiyla ustlerinin ortuluyor olmasi. Ne pahasina olursa olsun bir takim insanlari hapsetmeye azmetmis bir guc ve destekcileri varmis gibi gozukuyor. Mutemadiyen demokrasi, hukuk devleti vs. kavramlara atifta bulunulan bir memlekette boyle bir gucun varligi sezilince ‘bu ne lahana tursusu?’ denmesi icin diyenlerin darbeci veya darbe sempatizani olmalari gerekmiyor ki?

    Benzer sekilde Cetin Dogan’in kizi ve damadinin bu calismayi yapiyor olmalari calismayi gecersiz kilmaya yetmez. Insanlari motive eden seyle yaptiklari isin faydasi alakali olmak zorunda degil ki? Yine mutemadiyen serbest piyasa konusulan (hatte serbest piyasanin ovuldugu) bir memlekette bunun anlasilmis olmasi gerekmez mi? [Adam Smith’e selamla] Ekmeginizi yapan firincinin sabah evinden sizi doyurmak uzere ciktigini mi dusunuyorsunuz yoksa kendi ailesini mi? Adam isini duzgun yaparsa sizi de doyurmus oluyor iste. Eger motivasyonun kaynagi demokrasi arzusu yerine askerleri sevmemek ise bile, asker sevmeyenler de islerini duzgun yaparsalar hepimiz doyariz.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: