Nihayet “Economist” de kötü kokuyu aldı

21 Ekim 2010

GENEL

Aşağıdaki alıntı bu hafta The Economist’de Türkiye ile ilgli yayımlanan bir yazıdan:

“There is some evidence of a conspiracy in the Ergenekon case. Yet there is also reason to believe that over-zealous prosecutors have pushed things too far. Some of the charges have been dropped and some suspects released. Dani Rodrik, a Harvard economist whose father-in-law is one of the generals involved, is not alone in believing that many of the charges are fabricated and that the Gulenists and the AK party have exploited the case to settle old scores. The truth about Ergenekon may (or may not) emerge in court but it leaves a bad smell all round.”

Tükçesi kabaca şöyle: 

“Ergenekon’da bir tertibin olduğuna dair bazı kanıtlar var.  Bununla beraber, savcıların aşırı bir hevesle sınırları zorladıklarına inanmak için de sebep var. Suçlamalardan kimisi düştü ve kimi şüpheliler serbest bırakıldı. Harvard’da ekonomist olan Dani Rodrik, iddaların bir çoğunun imal edilmiş olduğuna ve Gülenistler ile AK Parti’nin davayı geçmişin intikamını almak için suistimal ettiğine inanan tek kişi değil. Ergenekon hakkındaki gerçekler mahkemede ortaya çıkabilir (ya da çıkmayabilir) ancak etrafa kötü bir koku yaymış durumda.“

Bu, Ekonomist için önemli bir dönüş noktası, çünkü Türkiye üzerine daha evel yaptıkları yorumlarda Türkiye’nin genelde daha demokratik, insan haklarına daha saygılı bir yolda olduğu görüşünü aksettiriyorlardı.  Bu yazıdaki vurgu ise AKP’nin otoriter eğilimleri üzerine.

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

3 Yorum “Nihayet “Economist” de kötü kokuyu aldı”

  1. Cengiz Says:

    Türkiye ‘ nin eski AİHM üyesi sayın Rıza Türmen ‘ in çarpıcı analizini keşke Economist de okuyabilseydi.

    http://www.milliyet.com.tr/filmin-sonu/riza-turmen/siyaset/yazardetay/22.10.2010/1304649/default.htm

    Cevapla

  2. Bedri Says:

    Sevgili Pınar ve Dani,
    Batı ülkelerinde halka ulaşmadan derdinizi anlatmanız pek kolay değil. Yabancı bir ülkede meydana gelen gelişmelerin kısa vadede kendi çıkarlarına karşı olmaması durumunda bu gelişmeleri “hükümetler” -bir insanlık ayıbı olsa bile- çoğu kez görmezlikten gelirler. Gelişmiş bir kültürün sahipleri olan Avrupa toplumları, Amerikan Halkına göre, Dünyamızda olup biten ile daha ilgili. Siz Amerikada yaşayanlardan daha çok fazla Avrupa’da yaşayanlara ulaşabildiniz. Ekonomist’in tavır değişikliğinde sanırım bu gerçeğin payı var. Avrupa’da hissedilmeye başlayan “kötü koku” eninde sonunda Atlantik ötesine de ulaşacaktır.Elbette bunda sizin katkınız çok büyük olacak.

    Cevapla

  3. Cengiz Says:

    Evet etrafa kötü kokular yayıldığı , artık ” Haliç’ te yaşayan Simon ‘ ların bile ” bu kokuyu aldıkları aşikar. Ama , kanımca , ” savcıların aşırı heveskarlığı ” ve de ” AKP ve Gülenistlerin bu davadaki olağanüstü motivasyonu ” salt intikam güdüsüyle açıklanabilecek olgular değil.

    Ne demek istediğimi biraz açmak isterim. Son zamanlarda sıklıkla dile getirilen bir kavram var ” eksen kaynması ” . Bilindiği üzere , AKP ‘ nin dış politikada Davutoğlu ‘ nun ana tezi ” stratejik derinlik , komşularla sıfır problem , çok boyutlu diplomasi ” paralelinde açılımlara girişmesi özellikle Amerika ve Avrupa Birliği ‘ nde bazı çevrelerce ” eksen kayması ” olarak algılanması , bu bir realite ama burada özellikle ‘ bazı çevreler ” konusuna vurgu yaptım.

    Çünkü ne ABD ne de AB’ de yönetici elitin hepsi her konuda hemfikir değil yani bir homojenlik söz konusu değil. Kaldı ki ” ileri demokrasiye adım ” sloganıyla pazarlanan referandum olayında hem ABD hem de AB ‘nin somut desteğini , eğer ” eksen kayması ” bütünüyle paylaşılan bir algılama olsaydı nasıl açıklardık ? Bu bir paradoks olmaz mıydı ?

    Bana göre asıl ” eksen kayması riski ” Ergenekon davaları ile izole edilen aydınlarımız bu duruma düşmese ya da – daha doğru bir ifadeyle – düşürülmese oluşacaktı. Hepimizin malumu ” Avrasya seçeneği ” Şanghay İşbirliği Örgütü ‘ne dahil olma düşünceleri aydınlarımız tarafından dile getirilmekteydi.

    Bu kısa bilgiler çerçevesinde günümüzdeki tabloya bir göz attığımızda gördüğümüz gerçek şu. Evet dünyada yeni eksenler oluşmakta . Bu eksenler araasında çok ciddi gerilimler meydana gelmekte.

    Mesela kur tartışmalarına baktığımızda , Batı dünyası özellikle Çin ‘ e Yuan konusunda büyük bir baskı yapmakta , peki , Çin bu baskıya karşı nasıl bir tavır almakta ? Yuan konusunda Batı ‘ nın baskılarına kulak tıkamakta , bununla da kalmayıp Çin Merkez Bankası Yuan’ın faizini 0,25 baz puan arttırmakta.

    Ortadoğu ‘ da egemenlik savaşı vb gibi konulara hiç girmiyorum. Bu arada yine Batı dünyasındaki gelişmeler de çok ilginç. AB’ de Yunanistan ‘ da yaşanamlar kanımca sadece aysbergin görünen yüzü. ABD ‘ de – eğer yanlış bilgiye sahip değilsen – ekonomik durum hiç de içaçıcı değil. Sanırım Californiya Eyaleti borç batağında , tahvilleri neredeyse ” toksik kağıt ” haline gelmiş. Hala ” çift dip ” kaosu konuşuluyor.

    Bütün bu noktada ” cephe ülke ” , ” kanat ülke ” Türkiye’ de tehlikeli yönelişler meydana gelmemeli. Gerçi sayın Ahmet Davutoğlu Stratejik Derinlik kitabının El Cezire Araştırma Merkezi tarafından Arapça ‘ ya çevrilmesi sebeiyle yaptığı tanıtım toplantısında biz asla ” cephe ülkesi ” değiliz şeklinde bir açıklama yaptı ama ?

    Sonuçta demem o ki ; aşırı motivasyonun kökeninde intikam duygusunun dışında nedenler olabilir ?

    Bu konuda Füze kalkanı konusu kanımca bir turnusol kağıdı niteliğine sahip olacak .

    Saygılarımla

    Cevapla

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: