Bir an için “Tarafsız” düşünmeye çalışın

Balyoz Harekat Planı’nın gerekçesi, yazıldığı iddia edilen tarihle hiç bağdaşmıyor.

Altında Balyoz Sıkıyönetim Komutanı Çetin Doğan ibaresi bulunan, Aralik 2002’de yazıldıgı iddia edilen 11 sayfalık Balyoz Harekat Planı’nın, Taraf gazetesinde “Düşman Durumu” başlığı altında yayınlanan gerekçesini aşağıda sunuyoruz.

Ancak bu gerekçeyi, lütfen şu tarihsel sıralamayı aklınızda tutarak okuyun:

– 3 Kasım 2002 seçimlerinde tarihinde AKP tek parti olarak iktidara geldi.

– 16 Kasım 2002’de Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, hükümeti kurma görevini (AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasağı nedeniyle milletvekili olamadığı için) Abdullah Gül’e verdi.

– 18 Kasım 2002’de 58. Hükümet kuruldu.

–  İddiaya gore, Aralık 2002’de altında Balyoz Sıkıyönetim Komutanı olarak Çetin Doğan’ın adı yazan Balyoz Harekat Planı hazırlandı.

Şimdi, Balyoz Harekat Planı’nın gerekçesi:

(1) İrticai grupların, hedefe giden yolda engel olarak gördükleri TSK’ya karşı bir taraftan sızma gayretleri artarak devam ederken diğer taraftan yıpratma, komuta zafiyeti içerisinde ve dinsiz gösterme çabaları da artan bir ivme ile devam etmektedir.

(2)Mevcut iktidarın uygulamalarından cesaret bulan irticai grupların, devlet düzenimizin temelini oluşturan laiklik ilkesini kendi çıkar ve amaçlarına göre yorumladıkları görülmektedir. Bu kapsamda; başta öğretim kurumları olmak üzere, kamu hizmetlerinin yerine getirildiği çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında, irticai hareketin simgesi olan türban ve başörtüsü kullanılmasında ısrarlı davrandıkları gözlenmektedir.

Bu yoldaki ısrar, masumane bir tercihten ziyade, laik cumhuriyet ilkelerine karşı dine dayalı bir devlet düzeni kurmaya yönelik din ve vicdan hürriyetini aşan sistemli çabaların bir parçası olarak devam ettirilmektedir.

(3)ABD ve AB ülkelerinin karşılıklı paslaşmalarını seyreden ve ülke menfaatlerini gözetmeden her talebi emir telakki eden, Büyük Atatürk’ün deyimi ile müstevlilerin siyasi emellerine boyun eğmiş AKP Hükümeti;

(a)İrticai faaliyetlerin ülke içerisinde artmasına, güç kazanmasına, kadrolaşmasına ve teşkilatlanmasına tam destek vermekte,

(b)Ekonomik çözümsüzlüklerin yol açtığı boşluklardan da istifade ederek, istediği karşı devrimi gerçekleştirebileceğini hissettirmekte ve tüm ülke genelinde AKP yandaşları, tarikat ve cemaatler ile devlet kademelerinde hızla kadrolaşmakta,

(c)İktidarın kendisine sağladığı imkân ve kabiliyetleri kullanarak medya, sivil toplum örgütleri ve bürokrasiyi kendine bağımlı hale getirmeye çalışmakta,

(ç)Mevcut yetkiler ile hukuki boşluklardan da istifade edilerek mürteci ve dogmatik yapıda insan yetiştirmeye uygun ortam sağlayan medrese, tekke ve zaviye tipi, eğitim ve öğretim birliğini ortadan kaldıran çarpık bir eğitim sisteminin yeniden hayata geçirilmesini hedeflemekte,

(d)Bu amaçlarına ulaşmak maksadıyla, anayasa değişikliği ve hukuk reformu adı altında TSK ile birlikte laik cumhuriyetin en önemli teminatı anayasal kurumların etkinliğini kıracak, kendi amaçları doğrultusunda evrimleştirecek yollar aramakta,

(e)Başta dışarıdan müzahir ABD ve AB ülkeleri olmak üzere, içeriden irtica ile iltisaklı medya, hukuk, bürokrasi, emniyet, maliye ve daha birçok kamu kurum ve kuruluşunda örgütlenmiş yandaşları ile koordineli ve planlı çalışmalarla laik kesimi ve rakiplerini hareket edemez hale getirmekte,

(f)AB üyeliğini ve terör sorununu bahane ederek, Cumhuriyetin temel niteliklerini değiştirmeye yönelik çabalarını, dış desteğin de etkisiyle devam ettirmektedirler.

(4)AKP Hükümetine, AB üyeliği kapsamında dış güçler tarafından sağlanan mali ve siyasal destek devam ederken, Ortadoğu ve Arap ülkeleri ile İslami gruplar tarafından sağlanan ekonomik destek de artmaktadır. ABD, AB, irticai unsurlar, bölücü unsurlar ve AKP ortak eylem ve söylem birliği ile hareket etmektedirler.

(5)İktidar ve irtica yanlısı basın yayın organları her geçen gün cesaretlenip palazlanırken, muhalif basın, geçmişte yaptığı şahsi yanlışlıkların bedelini, görevini yapmayarak ve/veya yapamayarak ödemektedir. Toplumsal muhalefet sindirilmiş, muhalif basın ekonomik ve mali denetim tehdidi ile susturulmuştur.

(6)İrticai faaliyet gösteren vakıf ve dernekler ile yıkıcı bölücü unsurlar işbirliklerini alenen yapma pervasızlığını göstermektedirler. Bunu AB süreci, birlik – beraberlik, kardeşlik, demokrasi vb. evrensel temaları kullanarak yapmaktadırlar.

(7)Buna karşın muhalefet partileri de etkin, önleyici, alternatif oluşturan, siyasal iktidarın faaliyetlerini denetleyici ve geniş halk kitlelerinde yankı bulan bir muhalefet sergileyememekte; basit, tutarsız, kişiliksiz, silik ve günü kurtarmaya yönelik söylemlerle muhalefet yapmaktadırlar. Mevcut durumları itibari ile halkta giderek artan bir umutsuzluğa yol açmaktadırlar. Laik cumhuriyeti kurtaracak, birlik ve beraberliği sağlayacak ve gerekli tedbirleri alacak siyasi ufuktan yoksun liderler, koltuklarını korumanın ötesinde, kısır ve uzlaşmaz tavırların üstünde bir davranış ortaya koyamamaktadırlar.

Ve bunların hepsi, AKP iktidara geldikten sonra bir ay içinde gerçekleşiyor… Kadrolaşma (3b), Anayasa değişikliği ve hukuk reform calışmaları (3d), ve de muhalif basının ekonomik ve mali denetim tehdidiyle susturulması (5)!…

Elinizi vicdanınıza koyun ve bu doküman AKP’nin iktidara gelmesini takip eden ayda, yani Aralık 2002’de yazılmış olabilir mi, söyleyin. Ya Ocak 2003? Şubat 2003? Mart 2003?…

Çetin Doğan, Ağustos 2003 tarihinde emekli oldu (Taraf gazetesinin aynı günkü haberde belirttiği gibi 2004’de değil).

Çetin Doğan’ın Balyoz Harekat Planı ile darbe yapma girişiminde olduğuna inanıyorsanız, yukarıda alıntısını yaptığımız belgenin AKP hükümeti kurulur kurulmaz hazırlanmış olduğuna inanıyor olmanız gerekir.

Biz bu dokumanın nerede ve nasıl hazırlandığını bilmiyoruz. Ancak altına Çetin Doğan’ın adını koyarak, bunu Taraf gazetesine veren  kimliği saklı “haber” kaynağı çok vahim bir suç işlemiştir. Er ya da geç, yetkililerin bunun peşinden gideceğini umuyoruz.

NOT: Taraf gazetesi 20 Ocak 2010’da belgelerin bu kısmını yayınlarken şunu belirtmiş:

Harekât planının altında 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan’ın imzası var. Doğan’ın imzasında kullandığı unvan “Balyoz Sıkıyönetim Komutanı.”

Bir kez daha söylüyoruz: bu belgenin altında (geçen gün bu blogda aktardığımız itiraz dilekçesinde de belirtildiği üzere) Çetin Doğan’ın–ıslak veya kuru–imzası yok, sadece Balyoz Sıkıyönetim Komutanı Çetin Doğan diye bir ibare var.

Abone Ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

Yorumlar kapatıldı.

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: