<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Balyoz Davası ve Gerçekler</title>
	<atom:link href="http://balyozdavasivegercekler.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://balyozdavasivegercekler.com</link>
	<description>Pınar Doğan ve Dani Rodrik&#039;in blogu</description>
	<lastBuildDate>Sun, 31 Mar 2013 17:33:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='balyozdavasivegercekler.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://1.gravatar.com/blavatar/13eaeb4905608b4b96374fba70bffb19?s=96&#038;d=http%3A%2F%2Fs2.wp.com%2Fi%2Fbuttonw-com.png</url>
		<title>Balyoz Davası ve Gerçekler</title>
		<link>http://balyozdavasivegercekler.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://balyozdavasivegercekler.com/osd.xml" title="Balyoz Davası ve Gerçekler" />
	<atom:link rel='hub' href='http://balyozdavasivegercekler.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Balyoz mahkemesinin &#8220;açık kaynak&#8221; uydurması</title>
		<link>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/02/14/balyoz-mahkemesinin-acik-kaynak-uydurmasi/</link>
		<comments>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/02/14/balyoz-mahkemesinin-acik-kaynak-uydurmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Feb 2013 22:09:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cdogangercekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çelişkiler ve kanıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[GENEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://balyozdavasivegercekler.com/?p=8022</guid>
		<description><![CDATA[Balyoz “mahkemesi” gerekçeli kararında, Balyoz CD’lerinin adli bilişim incelemesinde ortaya çıkan Office 2007’ye ait fontlar için bilişimle bağdaşmayan bir “açıklama” getirmişti: Yani, mahkemenin sözde Microsoft’un açık kaynaklarından öğrendiğine göre, 2003’de hazırlanan bir Word belgesi, 2007 yılında yeni versiyon ile açılırsa, belge 2007’de hazırlanmış gibi görünebilirmiş! Her şeyden önce, bu açıklamanın “huzurda dinlenen uzman kişilerce doğrulandığı” [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=8022&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Balyoz “mahkemesi” gerekçeli kararında, Balyoz CD’lerinin adli bilişim incelemesinde ortaya çıkan Office 2007’ye ait fontlar için bilişimle bağdaşmayan bir “açıklama” getirmişti:</p>
<div id="attachment_8023" class="wp-caption aligncenter" style="width: 550px"><a href="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/02/gerekcelikararmo.png"><img class="size-full wp-image-8023 " alt="GerekceliKararMO" src="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/02/gerekcelikararmo.png?w=540&#038;h=186" width="540" height="186" /></a><p class="wp-caption-text">Gerekçeli karar, sayfa 1039</p></div>
<p>Yani, mahkemenin sözde Microsoft’un açık kaynaklarından öğrendiğine göre, 2003’de hazırlanan bir Word belgesi, 2007 yılında yeni versiyon ile açılırsa, belge 2007’de hazırlanmış gibi görünebilirmiş!</p>
<p>Her şeyden önce, bu açıklamanın “huzurda dinlenen uzman kişilerce doğrulandığı” kesinlikle doğru değil.  Çünkü böyle bir şey, en son 2003’de kaydedilmiş gibi görünen Balyoz belgeleri için mümkün değil.</p>
<p>Balyoz CD’lerini inceleyen ve sahteciliği belgeleyen Arsenal Consulting, bu konu hakkında ayrıca bir bir rapor hazırladı.  Raporun İngilizcesine <a href="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/02/arsenal_report_mo.pdf">buradan</a>, Türkçe tercümesine <a href="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/02/arsenal_report_mo_tr.pdf">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Raporda da belirtilen gerçekler çok açık:</p>
<p style="padding-left:30px;"><b>- Son kayıt/ son değişiklik tarihi 2003’</b>u gösteren bir belgede, eğer sahtecilik yoksa, Office 2007’ye ait ögeler (Calibri fontu) <b>bulunamaz</b>.</p>
<p style="padding-left:30px;">- 2003’de oluşturulan bir belge Office 2007 ile açıldığı zaman, <b>ancak ve ancak değişiklikler kaydedilirse</b> Office 2007 ögelerini taşır.  O takdirde de belgenin son kayıt tarihi 2003’u değil, en son ne zaman kaydedildiyse (2007 sonrası) o tarihi gösterir.</p>
<p style="padding-left:30px;">- Balyoz belgelerinin son kayıt/son değişiklik tarihleri 2003 ve öncesini gösteriyor. Bu tarihlerin belgelerin gerçek son kayıt / son değişiklik tarihlerini yansıtması mümkün değil. İçinde Office 2007 ögelerini barındıran belgelerin son kayıt / son değişiklik tarihi <b>en erken 2007 olabilir</b>.</p>
<p> Gerçekler, herkesin anlayabileceği kadar basit: Balyoz belgeleri sahte.</p>
<p>Raporda örnek olarak, davaya adını veren BALYOZ HAREKAT PLANI.doc isimli Word belgesi var. Aşağıda görüleceği üzere, belgenin son kayıt / son değişiklik tarihi 2002 gibi gözüküyor, ama içinde o tarihte mevcut olmayan Calibri fontuna referans var. Olduğu gibi buraya taşıyoruz.</p>
<p><a href="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/02/arsenalmoreportpage2.png"><img class="size-full wp-image-8024 aligncenter" alt="ArsenalMOReportpage2" src="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/02/arsenalmoreportpage2.png?w=540&#038;h=704" width="540" height="704" /></a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/cdogangercekler.wordpress.com/8022/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/cdogangercekler.wordpress.com/8022/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=8022&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/02/14/balyoz-mahkemesinin-acik-kaynak-uydurmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>28</slash:comments>
	
		<media:content url="http://2.gravatar.com/avatar/21298cff3ee3b0e894efcf294b5a67ee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">cdogangercekler</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/02/gerekcelikararmo.png" medium="image">
			<media:title type="html">GerekceliKararMO</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/02/arsenalmoreportpage2.png" medium="image">
			<media:title type="html">ArsenalMOReportpage2</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>1nci Ordu Yunanistan’a taarruza hazır!</title>
		<link>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/02/13/1nci-ordu-yunanistana-taarruza-hazir/</link>
		<comments>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/02/13/1nci-ordu-yunanistana-taarruza-hazir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Feb 2013 15:15:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cdogangercekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Medya yalanları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://balyozdavasivegercekler.com/?p=7999</guid>
		<description><![CDATA[Seminerdeki konuşmaların darbe planlarını ispatladığını iddia edenlerin mantığına göre, Yunanistan’ın, Türkiye’yi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne şikâyet etmesi gerekiyor. Neden mi? İşte seminer ses kayıtlarından kimi alıntılar&#8230; 1nci Ordu Yunanistan’a taarruza hazır! Seminer Katılımcısı: Taarruz kademesinde 3. Zırhlı Tugay ihtiyata asil taarruz 65. Mekanize Piyade Tugay Bölgesinde olmak üzere Meriç Nehrini geçerek Lavara Karakilise Karingos istikametinde taarruzla [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=7999&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Seminerdeki konuşmaların darbe planlarını ispatladığını iddia edenlerin mantığına göre, Yunanistan’ın, Türkiye’yi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne şikâyet etmesi gerekiyor.</p>
<p>Neden mi? İşte seminer ses kayıtlarından kimi alıntılar&#8230;</p>
<p><b>1nci Ordu Yunanistan’a taarruza hazır!</b></p>
<p>Seminer Katılımcısı:</p>
<blockquote><p>Taarruz kademesinde 3. Zırhlı Tugay ihtiyata asil taarruz 65. Mekanize Piyade Tugay Bölgesinde olmak üzere Meriç Nehrini geçerek Lavara Karakilise Karingos istikametinde taarruzla Karimbos ve Tagsades bölgesini ele geçirecektir.</p></blockquote>
<p><b>İşgal planı hazır: Taarruz Karaağaç üçgeninden, Meriç Nehri’nin Batısı işgal edilecek!</b></p>
<p>Çetin Doğan:</p>
<blockquote><p>Tamam. Evet&#8230; Simdi&#8230; Eee Behzat Pasa siz hangi tugayları tasarruf edip nasıl bir işgal planı düşünüyordunuz?</p>
<p>54 ve 55 yukarıda Karaağaç üçgeninden taarruz ediyor. Ordaki tertibiniz nasıl? &#8230; 33’ü oraya mı indiriyorsunuz?</p></blockquote>
<p><b>Harekât üç safhada icra edilecekmiş!</b><b></b></p>
<p>Seminer Katılımcısı:</p>
<blockquote><p>Görev bölümü perdede arz edilmiştir. Harekât üç safhada icra edilecektir. 1. Safha intikal ve yığınak safhasıdır. &#8230; Taarruz safhasında 5. Kolordu Sulucadere istikametinde taarruzla Yunanistan topraklarının Evros bölgesine kadar olan kısmını ele geçirecek, 2. Kolordu ateşle taarruz, bozucu taarruz, taktik akın, sızma gibi özel harekat nevilerini uygulayarak düşman ve stratejik tesislerine azami zayiat verecek şekilde stratejik savunma icra edecektir. 3. Safha müteakip harekat safhasıdır. Bu safhada ele geçirilen bölgelerde savunma tedbirleri alınacak ve müteakip harekata hazır olunacaktır.</p></blockquote>
<p><b>Apache’lerle ateş edecekler!</b></p>
<p>Seminer Katılımcısı:</p>
<blockquote><p>Bütün ateşlerini kesmek zorunda topçu ateşlerini, hava savunma ateşlerini hepsini kesecek ki sadece Apache’ler ateş edebilsin komutanım.</p></blockquote>
<p><b>Yunan Kolordusunu imha edecekler ama Straoli’yi ele geçiremeyecekler!</b></p>
<p>Seminer Katılımcısı:</p>
<blockquote><p>Kuşatma kanadı içerisinde kalan aşağı yukarı D Kolordusunun tamamı da imha edilecektir.</p></blockquote>
<p>Çetin Doğan:</p>
<blockquote><p>Burda&#8230; eee&#8230; Makti Kikri Boğazlarına girmiyorsun galiba tamam değil mi ileri gitmiyorsun.</p></blockquote>
<p>Seminer Katılımcısı:</p>
<blockquote><p>Düşmanın son savunma hattı olan Makri Kirkii boğazları ile Straoli bölgesi ele geçirilememektedir.</p></blockquote>
<p><b>İki taraflı kuşatma ile Evros bölgesi ele geçirilecek! </b></p>
<blockquote><p>Çıkan fırsatlardan istifadeyle Ateşle taarruzla ileri hareketle takviyeli 5. Kolordunun bir kısım unsurlarıyla Karaağaç Malyoz Kızılnehir, diğer bir kısım unsurlarıyla Meriç ilçesi Kriyaki Kuzey istikametinde iki taraflı kuşatma ile Kuzey Evros bölgesini ele geçirmesini arz ve teklif ediyorum komutanım.</p></blockquote>
<p><b>Harekâtın maksadı imha!</b></p>
<blockquote><p>Komutanım yapacağımız harekâtın maksadı D [Yunanistan] Kolordusunun takviyeleriyle birlikte imha etmek, böylece düşmanı kara kuvvetlerinin önemli bir kısmının muhabere imkan ve kabiliyetinden yoksun bırakmaktır.</p></blockquote>
<p><b>Komandolarla sazlık ve bataklıklardan Yunanistan’a sızacaklarmış! </b></p>
<p>Seminer Katılımcısı:</p>
<blockquote><p>Komando birliklerinin sazlık ve bataklıklardan sızdırılarak düşman gerilerinde harekat icra etmelerinin bu kapsamda 5. Komando Alayının bölgede kullanılması uygun olacağı değerlendirilmektedir.</p></blockquote>
<p><b>Ordu Komutanı’nın inisiyatifine kalsa Çayır Dere’ye kadar ele geçireceklermiş! </b></p>
<p>Seminer Katılımcısı:</p>
<blockquote><p>Makri ve Kirki gibi spesifik hedef verilmemesi ve hedef seçiminin Ordu Komutanının inisiyatifine bırakılması halinde Çayır Dere ve Kuzey’e uzanımı hattına kadar olan bölgenin ele geçirilmesinin yeterli olacağı değerlendirilmektedir.</p></blockquote>
<p><b>Harp esirerini hangi güzergâhtan götüreceklerine kadar konuşmuşlar! </b></p>
<p>Seminer Katılımcısı:</p>
<blockquote><p>Harp esirleri tahliye güzergâhları aynı zamanda ana ikmal yoludur. Esirlerin tahliyesinde bos donun ikmal araçlarından yararlanılacağından başka bir güzergâhın kullanılmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir.</p></blockquote>
<p><b>Nehirden geçerken öldüren teknik kullanacaklarmış! </b></p>
<p>Seminer Katılımcısı:</p>
<blockquote><p>Öldüren teknik daha ziyade belki ilk savunma hatları üzerinde nehir geçişi esasında yapılmasının nehir geçiş safhasını daha kolaylaştıracak kanaatine ben kişisel olarak vardım&#8230; Açıktaki hedeflere karşı özellikle ama gömülmüş hedeflere basıncı yeterli basınç yapmıyor. Öldüren teknik evet.</p></blockquote>
<p><b>Bedelini en acı şekilde ödettireceklermiş! </b></p>
<p>Seminer Katılımcısı:</p>
<blockquote><p>Ülkenin rejimine ve bekasına yönelik tehdit kontrol edilebilir seviyeye geldikten sonra Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum yönetimine Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu istismar etmelerinin bedeli en acı bir şekilde ödettirilebilir.</p></blockquote>
<p><b>Harekâtın ilk günü çok kritik ve önemli!</b></p>
<p>Seminer Katılımcısı:</p>
<blockquote><p>Yunanistan benimsemiş olduğu muhtemel milli güvenlik konseptine uygun olarak kendisinin de müdahil olduğu muhtemel bir çatışmada ABD NATO ve AB’nin 24 saat içinde müdahale edeceğini varsaymakta ve bu sure içerisinde etkin bir karşılık verilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını öngörmektedir.<span style="text-decoration:underline;"> Dolayısıyla harekâtın ilk gününün çok kritik ve önemli olacağı ayrıca harekâtın en kısa zamanda sonuçlandırılması gerektiği kıymetlendirilmektedir.</span></p></blockquote>
<p><b>Bulgaristan’dan gayrinizami harp unsurlarıyla  cephe gerisine sızacaklarmış! </b></p>
<p>Seminer Katılımcısı:</p>
<blockquote><p>Savunma cephesinin çok geniş olması nedeniyle düşman tarafından kuvvet tasarrufu bölgesi olarak değerlendirilen kesimler düşman geri bölgesine sevk edilecek gayri nizami harp unsurları için kullanılabilir. <span style="text-decoration:underline;">Cephenin geri bölgesinde Bulgaristan’a karşı yeterli emniyet tedbiri alınmamış olması nedeniyle bu bölgelerden gayrinizami harp unsurlarıyla düşman birliklerinin cephe gerisine sızabilir ve gayrinizami harp unsurlarıyla düşman birliklerin cephe gerisine sızabilir ve gayrinizami harp faaliyetinde bulunabilir.</span> Derbent hattının süratle ele geçirilmesi Karaağaç ve Dimetoka bölgelerindeki düşman birliklerinin güneyden kuşatılarak imha olmasını sağlayabiliriz komutanım.</p></blockquote>
<p><b>Parça parça imha edeceklermiş! </b></p>
<p>Seminer Katılımcısı:</p>
<blockquote><p>Düşmanın savunma derinliğinin en az olduğu Suluca deresi ile Kızılnehir arasındaki bölgenin sıklet merkezi tesis edilerek taarruzla ele geçirilmesi durumunda düşman cephesinin yarılabileceği ve parça parça imha edilebileceği değerlendirilmektedir.</p></blockquote>
<p>Çetin Doğan:</p>
<blockquote><p>Tırmanma olacaktır kaçınılmaz bir şekilde ve bunu kontrol etmeye çalışacağız. Kontrol ve çatışma ve gerginlikler uçaklar düşüyorsa Ege’de bazı şeyler oluyorsa efendim buradaki şeyde sınırlarda iki tarafın askerleri birbirine barış çiçekleri atacak hali yok. <span style="text-decoration:underline;">Mutlaka mevzi sınırlı bir çatışma olacaktır.</span></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">***</p>
<p>1nci Ordu Plan seminerin ses kayıtlarını daha önce <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2011/04/08/5-7-mart-2003-1nci-ordu-plan-semineri-ses-kaydi/">yayımlamıştık</a> (yukarıdaki alıntılar ağırlıklı olarak 7 ve 8nci kasetlerden).</p>
<p>Bu konuşmalardan alıntıları kontekst dışında aktarırsanız, bundan pekâlâ seminerde Yunanistan’a taarruz planladığı çıkar. Oysa plan seminerinin amacı, Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryonun (OYTS) gerçek olması durumda Ordu’nun mevcut planlarının yeterliliği sınamak (Senaryonun tümüne <a href="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2011/04/oyts.pdf">buradan</a> ulaşabilirsiniz; seminerin ilk gününde de takdim ediliyor. Bkz. <a href="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2011/04/1nci-kaset-a-ve-b-yuzu.pdf">Kaset 1</a> çözümü, sayfa 12-15). Aşağıda sıralananlar gerçekleşmiş varsayılıyor, planlar masaya yatırılıyor.</p>
<p style="padding-left:30px;">“Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarması ve bu durumun Türkiye tarafından kabul edilmemesi nedeniyle oluşan belirsizlik Ege denizinde ve hava sahasında her iki devletin de kendisine ait kabul ettiği alanlarda çatışmalara sebep olmuştur. Bu olaylar sonucunda Yunanistan tarafından bir Türk F16 savaş uçağı Ege denizi açıklarında düşürülmüş. Sakız adası 8 mil açığında Deniz Kuvvetlerimiz ait bir hücumbota Yunan savaş uçaklarınca taciz ateşi açılmıştır. Yunanistan  özel kuvvetlerine ait bir tim Kardak kayalıklarına çıkmıştır. Karaağaç bölgesinde sınırda görevli bulunan devriye timine Yunanistan Hudut birliklerince açılan taciz ateşi sonucunda iki erimiz şehit olmuş, olay üzerine ateşin açıldığı Yunan karakoluna sinir birliklerimizce karşılık verilmiş bu gelişme ile Türk Yunan hududunda gerginlik hat safhaya ulaşmıştır.”</p>
<div id="attachment_8008" class="wp-caption aligncenter" style="width: 388px"><a href="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/02/oytsyunanistan.png"><img class=" wp-image-8008  " alt="OYTSYunanistan" src="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/02/oytsyunanistan.png?w=378&#038;h=284" width="378" height="284" /></a><p class="wp-caption-text">OYTS sunum, sayfa 29</p></div>
<p style="text-align:center;">***</p>
<p>Yine aynı şekilde, Seminerin önemli bir kısmında senaryoda tasvir edilen irticai iç ayaklanmanın gerçekleştiği varsayılıyor ve bu koşullarda 1nci Ordu’nun mevcut planları sınanıyor, planlara revizyonlar öneriliyor. Seminer ses kayıtlarından kimi alıntıların kontekst dışı aktarılması ses kayıtlarını baştan sona dinlemeyenler ya da seminerin amaç ve mantığını kavramayanlar için kafa karışıklığı yaratmaması mümkün değil.</p>
<p>Şimdi, senaryonun iç tehdit kısmi ile ilgili kısmından alıntılar verelim:</p>
<p style="padding-left:30px;">&#8220;Özellikle Kocaeli, Adapazarı ve İstanbul’da rejim aleyhinde gösteriler düzenlenmeye başlamıştır. (&#8230;) Başlangıçta yürüyüşün önlenmesi için alınan tedbirleri müteakip meydana gelen olaylar giderek büyümüş emniyet güçlerinin olaylara müdahale etmede gecikmiş olması, bazı bölgelerde ise müdahale etmeyerek pasif destek vermesi nedeniyle pek çok işyeri tahrip edilmiş ve iki gün içinde 25 kişi ölmüş, yaklaşık 500 kişi de yaralanmıştır. İstanbul Fatih’te 28 Şubat 2002 [2003 olacak] tarihinde aşırı dinciler tarafından Atatürkçü düşünceyi savunan dernek binalarına yapılan saldırı sonucunda çıkan çatışmalarda çok sayıda bina ve iş yeri tahrip edilmiş, olayların İstanbul genelinde yayılması sonucu 30’un üzerinde insan ölmüştür. Kentteki pek çok mağaza ve ev yağmalanmıştır. Bakanlar Kurulu Milli Güvenlik Kurulu’nun tavsiyesi ile sıkıyönetim ilan etmiş ve karar resmi gazetede yayınlanarak aynı gün TBMM onayına sunulmuştur. TBMM’nde üye yeterli sayısına ulaşılamadığı için sıkıyönetim kararı onaylanamamıştır.&#8221;</p>
<div id="attachment_8012" class="wp-caption aligncenter" style="width: 442px"><a href="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/02/oytsictehdit.png"><img class=" wp-image-8012  " alt="OYTSIcTehdit" src="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/02/oytsictehdit.png?w=432&#038;h=325" width="432" height="325" /></a><p class="wp-caption-text">OYTS sunum, sayfa 34</p></div>
<p>Seminerdeki konuşmalar, planlamalar, yukarıdaki koşulların gerçekleştiği varsayımı ile yapılıyor. Varsayılan senaryodan hiç bahsetmeyip, seminer ses kayıtlarından çeşitli alıntıları kontekst dışı verenler, üstüne üstlük, seminerde Balyoz’un B’si geçmemesine rağmen, seminere “Balyoz Semineri” diye hitap ediyorlar. Bu yolla semineri sahte Balyoz planları ile ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Balyoz belgelerinin sahte olduğunun ayyuka çıkması ile bilirlikte kimilerinin özellikle bu taktik üzerinde yoğunlaştığını görüyoruz.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/cdogangercekler.wordpress.com/7999/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/cdogangercekler.wordpress.com/7999/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=7999&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/02/13/1nci-ordu-yunanistana-taarruza-hazir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://2.gravatar.com/avatar/21298cff3ee3b0e894efcf294b5a67ee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">cdogangercekler</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/02/oytsyunanistan.png" medium="image">
			<media:title type="html">OYTSYunanistan</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/02/oytsictehdit.png" medium="image">
			<media:title type="html">OYTSIcTehdit</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Etyen Mahçupyan ve Uslu-Baransu usulü tartışma</title>
		<link>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/02/03/etyen-mahcupyan-ve-uslu-baransu-usulu-tartisma/</link>
		<comments>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/02/03/etyen-mahcupyan-ve-uslu-baransu-usulu-tartisma/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Feb 2013 16:44:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cdogangercekler</dc:creator>
				<category><![CDATA["Güncelleme" iddiası]]></category>
		<category><![CDATA[Çelişkiler ve kanıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[Medya yalanları]]></category>
		<category><![CDATA[Memleketimizden insan manzaraları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://balyozdavasivegercekler.com/?p=7991</guid>
		<description><![CDATA[Bir evvelki yazımızda Etyen Mahçupyan’ın bir dizi yanlışını sıralamıştık. Mahçupyan, Çetin Doğan’ın üstlerine seminerin içeriğiyle ilgili yalan söylediğini iddia etmişti; biz bunun doğru olmadığını, seminerin detaylı programının seminer öncesi Kara Kuvvetleri Komutanlığı&#8217;na yollandığını yazmıştık. Mahçupyan, seminerin darbeye zemin hazırlamak amacıyla kargaşa çıkarmayı hedeflediğini iddia etmişti; biz bunun doğru olmadığını, seminerde görüşülen senaryo ve yapılan konuşmalarda [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=7991&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Bir evvelki <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/25/etyen-mahcupyanin-bilgi-ve-akil-yoksunu-makalesi/">yazımızda</a> Etyen Mahçupyan’ın bir dizi yanlışını sıralamıştık.</p>
<ul>
<li>Mahçupyan, Çetin Doğan’ın üstlerine seminerin içeriğiyle ilgili yalan söylediğini iddia etmişti; biz bunun doğru olmadığını, seminerin detaylı programının seminer öncesi Kara Kuvvetleri Komutanlığı&#8217;na yollandığını yazmıştık.</li>
</ul>
<ul>
<li>Mahçupyan, seminerin darbeye zemin hazırlamak amacıyla kargaşa çıkarmayı hedeflediğini iddia etmişti; biz bunun doğru olmadığını, seminerde görüşülen senaryo ve yapılan konuşmalarda kargaşa çıkarmak ve darbeye zemin hazırlama şeklinde okunabilecek hiçbir şey olmadığını yazmıştık.</li>
</ul>
<ul>
<li>Mahçupyan, seminerde darbeden sonra göreve getirilecek şahısların isim isim belirlendiğini iddia etmişti; biz bunun doğru olmadığını, bu isimlerin seminerle alakası olmayan (ve sahteliği kanıtlanan) bir Word belgesinden çıktığını yazmıştık.</li>
</ul>
<ul>
<li>Mahçupyan, Gölcük’ten çıkan 5 no.lu hard diskin şifreli olduğunu, bunun da “öldürücü darbe” teşkil ettiğini iddia etmişti; biz bunun doğru olmadığını, 5 no.lu hard diskin şifreli olmadığını, kötü niyetli kişilerin bu diske şifre bilmeden istedikleri dosya ve belgeleri yükleyebileceklerini yazmıştık.</li>
</ul>
<ul>
<li>Mahçupyan, darbe planlarının düzenli olarak güncellendiğini iddia etmişti; biz bunun doğru olmadığını, bu planlarda bizim dikkat çektiğimiz zamanlama hataları dışında hiçbir güncelleme emaresi olmadığını yazmıştık.</li>
</ul>
<ul>
<li>Mahçupyan, Genelkurmay’ın Balyoz belgelerinin bir bölümünün kendi ellerinde olduğunu açıkladığını, bunun da “hayal dönemini” sona erdirdiğini iddia etmişti; biz bunun doğru olmadığını, Genelkurmay’da bulunan belgelerin suç unsuru içeren darbe belgeleri olmadığını hem Genelkurmay’ın hem de bizzat mahkeme başkanının açıkladığını yazmıştık.</li>
</ul>
<p>Bunlar Mahçupyan’ın tek bir yazısında yazdığı yalanlar. Mahçupyan, bu konuda yazdığı <a href="http://zaman.com/etyen-mahcupyan/dani-rodrikin-gercekleri_2048818.html">ikinci yazısında</a> yaptığımız bu düzeltmelerin bir kısmını aktardıktan sonra kendi yazdıklarının hiçbirini savunmuyor, savunamıyor. Davanın temel olgularını çarpıttığını zımnen kabulleniyor.</p>
<p>Özellikle “öldürücü darbe” olarak sunduğu şifreli hard disk masalının fos çıkmış olması ile ilgili en ufak bir savunması ya da karşı argümanı yok.</p>
<p>Biz bırakın bir yazıda, bloğumuzun tamamında bu yalanlardan bir tekini söylemiş olsak utancımızdan dışarı çıkamaz olurduk.</p>
<p>Mahçupyan ise ne yanlışlarını düzeltiyor ne de okuyucularını yanılttığı için özür diliyor. Onun yerine, karşımıza bir dizi yeni çarpıtma ve mantıksızlıkla çıkıyor.</p>
<p>Biz bu tartışma tarzıyla maalesef artık haşır neşir olduk. Adını Emre Uslu-Mehmet Baransu entelektüel ekolü şeklinde koyabiliriz. Mahçupyan, bu ekolün en güzel örneklerini vermeye devam ediyor.</p>
<p>Mahçupyan’ın bu son yazısında temel stratejisi okuyucusunun kafasında soru işaretleri yaratıp, Balyoz sanıklarının suçluluğuna inandırmak. İleri sürdüğü tezler “bunun böyle olmadığını nereden bilebiliriz?” şeklinde. Sanki atfedilen suçu kanıtlamak iddia makamının görevi değilmiş gibi. Bu yaklaşımın sakatlığını bir kenara bırakıp, Mahçupyan’ın yeni çarpıtmalarından örnekler verelim.</p>
<p><strong>1.</strong> Mahçupyan, eğer seminerde herhangi bir suç unsuru yoksa, niçin Doğan üstlerince engellenmek istendi diye soruyor. Burada atıf yaptığı olay, seminer öncesi Kara Kuvvetlerinin “iç tehdidi daha ileri bir tarihte tartışın” demesi. Doğan ile üstleri arasındaki bu görüş ayrılığına bir “suç önleme” gayreti atfetmenin nasıl bir mantık olduğunu anlamak mümkün değil.</p>
<p>Sorulması gereken soru, seminerde gerçekten bir suç işlenmişse niye 15 gözlemcinin bunu zamanında rapor etmediği, ve daha önemlisi mahkemenin dahi gerekçeli kararında seminere neden doğrudan suç atfetmemiş olduğudur. Ama tabi ki Mahçupyan bu soruları kendine sormuyor.</p>
<p><strong>2.</strong> Mahçupyan, bizi Doğan&#8217;ın seminerin içeriğini üstlerine aynen iletip iletmediği konusuna girmemekle suçluyor. Bu da bir yanıltmadan öte bir şey değil. Seminerde tartışılan senaryo ve seminer cereyan tarzının Kara Kuvvetlerine detaylı olarak yollandığını biliyoruz. Seminere katılan gözlemcilerin olağanüstü bir şeyler raporlamadığını biliyoruz. Aynı gözlemcilerin mahkemede tanık olarak dinlenip, seminerde darbe tartışılmadığını söylediklerini biliyoruz. Belki de en önemlisi, Balyoz soruşturma sürecinde Genelkurmay’ın görevlendirdiği bir <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2010/07/30/balyoz-iddialari-ve-askeri-bilirkisi-heyeti-raporu/">bilirkişi heyetinin</a> seminerin, öncesini, sırasını ve sonrasını tüm detaylarını didik didik ederek araştırdığını, emir-komuta zincirinin dışına çıkılmadığı sonucuna vardığını ve seminerin gizli bir darbe provası olduğu iddiasını tamamen çürüttüğünü biliyoruz.</p>
<p>Tüm bu gerçekler ışığında Mahçupyan’ın hala seminer sürecine dair kuşku yaratma çabasının bilgisizlikten mi kötü niyetten mi sonuçlandığı sorusunun cevabını okuyucumuza bırakıyoruz.</p>
<p><strong>3.</strong> Mahçupyan’ın iddia ettiği gibi Genelkurmay’ın Balyoz belgelerinden “isim vermediklerinin arşivde olabileceğini” kabul etmiş olduğu tam bir akıl yoksunluğu. Zira, mahkeme kayıtlarından görülebileceği gibi, Genelkurmay arşivde bulduğu belgelerin tümünü mahkemeye gönderdi. Bu belgelerin hem listesini hem de kendilerini bu blogda <a href="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2012/06/ara-karar-cevabc4b1.pdf">vermiştik</a>; bunların hiçbirinin Balyoz ile ilgisi yok.</p>
<p>Eğer Mahçupyan Genelkurmay’da başka belgelerin de asıllarının olduğunu, bu belgelerin Balyoz planları ile ilgili olduğunu ve de Genelkurmay’ın yalan söyleyerek bu belgeleri mahkemeden sakladığını düşünüyorsa bunu açıkça bu şekilde yazsın.</p>
<p>(Mahçupyan, Genelkurmay “Gölcük&#8217;teki gizli bölmenin sorumlusu olan binbaşıya ait belgeleri de reddetmedi” diye yazıyor. Bu da başka bir yanıltma. Mahkeme başkanının da belirttiği üzere, Genelkurmay’ın reddetmediği belgeler suç içermeyen belgeler.)</p>
<p><strong>4.</strong> Mahçupyan, dijital belgelerde tahrifat yapıldıysa nasıl olur da hiçbir askeri yetkili bunları fark etmedi diye soruyor. Bu soru da Mahçupyan’ın ya bilgisizliğinden ya da okuyucusunu yanıltma güdüsünden kaynaklanıyor. Baransu’nun bavulundan çıkan üç sahte CD’nin varlığından askeri yetkililerin öncesinde nasıl haberi olabilirdi? Gölcük’ten çıkan 5 no. lu hard diske gelince, Mahçupyan’ın bilmesi gerekir ki bu disk Temmuz 2009’da kullanımdan kaldırılmıştı. Askeri bilirkişi ve sanıklar için hazırlanan bilirkişi raporlarına göre suç içeren belgeler hard disk’e bu tarihten sonra (ve saati geriye alınmış bir bilgisayardan) aktarıldı. Kullanılmayan, bir bilgisayara bile bağlı olmayan, bir torba içinde depoya atılmış bir diskteki sahte belgeleri, askeri yetkililerin fark etmemesi gayet normal.</p>
<p><strong>5.</strong> Mahçupyan, yazısını bilgisizlik ve mantıksızlıkta erişilmesi zor bir mertebeye atlayarak bitiriyor. Sahtekârların zamanlama hataları yapmış olduğunu varsayabileceksek, diye soruyor Mahçupyan, sahtekârlık delili olarak ileri sürülen tahrifatların da sanıkların hatası olmadığını nereden bilebiliriz?</p>
<p>Şimdi Mahçupyan’ın sanıkların yapmış olabileceğini düşündüğü “hataların” bir kısmını somut bir örnek üzerinden gözden geçirelim.</p>
<p>Balyoz belgeleri arasında 4X4 ARAÇLAR ÇİZELGESİ.doc adında sözde darbecilerin ele geçireçeği araçların listelendiği bir belge var. Bu belge, diğer Balyoz belgeleri ile birlikte 5 Mart 2003’de oluşturulmuş gibi görünen 11 numaralı CD’de yer alıyor. Belgeye <a href="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2011/06/4x4-arac3a7lar-c3a7izelgesi.doc">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>11 no. lu CD her ne kadar 2003’te oluşturulmuş gibi görünüyorsa da bunun doğru olmadığını biliyoruz. Bunun bir kanıtı, 4X4 ARAÇLAR ÇİZELGESİ.doc belgesinde listelenen 16 BEB 33 plakalı Rover marka araç. Soruşturma sırasında Balyoz savcılarına gelen (ve savcıların adli emanate sakladığı) <a href="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2011/01/dizi-302-474-154.pdf">bilgiye</a> göre, bu araç, 2003’de İzmir’de ve 35 AR 6132 plaka numarası ile kayıtlı. Araç 2006’da el değiştirerek İzmir’den Bursa’ya naklediliyor ve 13 Nisan 2006’da belgede geçen plaka numarası ile (16 BEB 33) tescil ediliyor.</p>
<p>Şimdi farzedelim ki bu zamanlama çelişkisi Mahçupyan’ın iddia ettiği gibi bir güncellemeden kaynaklanıyor. Hemen not edelim ki, belgeyi açıp incelediğinizde, 1nci Ordu Bölgesinde listelenen tüm araçların model senelerinin 1964 ile 2002 arasında olduğunu görüyorsunuz. Tek bir plakanın 2006’dan sonrasına ait olması dışında &#8220;güncel&#8221; olan, dolayısıyla &#8220;güncellemeye&#8221; işaret eden hiçbir şey yok. 13 Nisan 2006’dan sonra bu belgeyi kim “güncellediyse”, Bursa’ya nakledilen 1998 Model bu aracı, Bursa’da el konulacak 4×4 olarak listeye eklemiş. Ama onun dışında nedense başka hiç &#8220;güncelleme&#8221; yapmamış. ‘Yahu, listemizdeki en yeni araç 2002 yapımı. Şu 1964 Model Land Rover’ı da listeden çıkarayım (hurdaya ayrılmış olabilir), onun yerine şöyle 2004, 2005 ya da 2006 model bir 4×4 koyayım’ dememiş.</p>
<p>Olsun, insan zekasına hakaret olacaksa da bunu 2006’dan sonra güncellemeyi yapanın bir “hatası” olduğunu varsayalım.</p>
<p>Ama bakın bu “sakıncalı subay” daha başka ne “hatalar” yapmış. Bilirkişi raporlarına göre belgenin son kayıt tarihi 4 Mart 2003. Son kez Suha TANYERI kullanıcı adı ile kaydedilmiş (Office 2000’deki Word 9.0 kullanılmış). Demek ki, her kim 2006’dan sonra bu belgeyi tek bir araç için “güncelledi” ise, bunu yaparken bilgisayarının saatini 4 Mart 2003’e geri çekmiş. Eli kaymış herhalde…</p>
<p>Bu arada, Süha Tanyeri 1nci Ordu’daki görevinden Ağustos 2003’de ayrılmış. Demek ki, 2006’dan sonra bu belgeyi “güncelleyen,” kendi kullanıcı adını kullanmamış, bilgisayarda mevcut olmayan ‘Suha TANYERI’ kullanıcı adını tanımlayıp onu kullanmış. Bir şekilde parmakları yanlış tuşları tıklamış olsa gerek…</p>
<p>Sonra da bu “güncellenmiş” belgeyi diğer Balyoz belgeleri ile CD’ye kim aktardıysa, o da bilgisayar saatini 5 Mart 2003’e (tam da 1nci Ordu’daki seminerin ilk gününe) geri alıp, 2003’de geçerli eski bir yazılım ile CD’ye kaydetmiş. “Hata” tabii…</p>
<p>“Hatalar” burada bitmedi. Birileri Süha Tanyeri’nin defterini (ki bu defter de Baransu’nın valizinden çıktı) ele geçirip, Tanyeri’nin el yazısından harfleri tek tek kopyalayıp “Or.K.na” bileşkesini oluşturup, makine ile 11 no.lu CD’nin üzerine <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2011/07/27/emniyet-kriminal-yaptigi-incelemede-balyoz-cd%E2%80%99lerindeki-sahte-yazilari-nasil-farketmedi/">kopyalamış</a>. Bu da “hata” tabii…</p>
<p>Mahçupyan şüphesiz tüm bu “tahrifatların” bilerek veya bilmeyerek sanıklar tarafından yapıldığını savunacaktır. “Bunlar nasıl hata” diye sorduğumuzda, sanıklar kendilerini aklamak için bilinçli olarak yapmışlardır diyecektir. “Peki sanıklar kendilerini korumak için böyle tahrifat yapmışlarsa neden kendi isimlerini kamufle için en ufak bir gayret sarfetmediler” diye sorduğumuzda, bu sefer gene hata yaptılar diyecektir. Hatta işi, “Süha Tanyeri, sonradan sahte diyebilmek için, kendi el yazısını CD üzerine makina ile aktarmıştır” demeye kadar vardıracaktır.</p>
<p>Emre Uslu-Mehmet Baransu tartışma ekolü budur işte. Hazin olan, Etyen Mahçupyan’ın bu ekolün yaldızlı üyesine dönüşmüş olmasıdır.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/cdogangercekler.wordpress.com/7991/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/cdogangercekler.wordpress.com/7991/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=7991&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/02/03/etyen-mahcupyan-ve-uslu-baransu-usulu-tartisma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>63</slash:comments>
	
		<media:content url="http://2.gravatar.com/avatar/21298cff3ee3b0e894efcf294b5a67ee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">cdogangercekler</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Etyen Mahçupyan&#8217;ın bilgi ve akıl yoksunu makalesi</title>
		<link>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/25/etyen-mahcupyanin-bilgi-ve-akil-yoksunu-makalesi/</link>
		<comments>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/25/etyen-mahcupyanin-bilgi-ve-akil-yoksunu-makalesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jan 2013 17:50:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cdogangercekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Medya yalanları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://balyozdavasivegercekler.com/?p=7980</guid>
		<description><![CDATA[Etyen Mahçupyan Zaman gazetesindeki köşesinde Dani’yi hedef alan “Dani Rodrik’e kim komplo kurdu” başlıklı bir yazı yayımladı. Yazının bir gün önce Today’s Zaman’da çıkan İngilizce versiyonuna buradan yanıt vermiştik. Yanıtın Türkçesi’ni buraya taşıyoruz. Mahçupyan Balyoz davası hakkındaki gerçekleri bilmiyor ve bu yazısında, daha önceki yazılarında da defalarca yaptığı gibi (örnekleri için buraya, buraya, buraya ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=7980&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Etyen Mahçupyan Zaman gazetesindeki köşesinde Dani’yi hedef alan “<a href="http://www.zaman.com.tr/dani-rodrike-kim-komplo-kurdu_2045074.html">Dani Rodrik’e kim komplo kurdu</a>” başlıklı bir yazı yayımladı. Yazının bir gün önce Today’s Zaman’da çıkan İngilizce versiyonuna <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/25/etyen-mahcupyans-pathetic-piece-on-dani/">buradan</a> yanıt vermiştik. Yanıtın Türkçesi’ni buraya taşıyoruz.</p>
<p>Mahçupyan Balyoz davası hakkındaki gerçekleri bilmiyor ve bu yazısında, daha önceki yazılarında da defalarca yaptığı gibi (örnekleri için <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2010/03/22/basin-ve-ahlaksizlik/">buraya</a>, <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2011/08/20/etyen-mahcupyan%E2%80%99s-outrageous-article/">buraya</a>, <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2012/09/26/turkiyede-yalan-yazmak-ne-kadar-kolay/">buraya</a> ve <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2011/02/18/where-does-etyen-mahcupyan-get-his-facts/">buraya</a> tıklayın) yanlış ya da yarım-yamalak bilgi aktırıyor ve doğal olarak yalan-yanlış sonuçlara varıyor.</p>
<p>Mahçupyan, yazısına yarı-gerçek ve yanıltıcı ifadeler zinciriyle başlıyor.</p>
<blockquote><p>“Bu kendine güven halinin tepe noktası ise Balyoz planının tartışıldığı seminerin yapılmasıydı. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın aksi yöndeki emrine rağmen söz konusu seminerin içeriği değiştirildi ve Doğan üst makamlara yalan beyanda bulundu. Seminer gerçek kişi, yer ve zaman planları üzerinden darbeye zemin hazırlamak üzere kargaşa çıkartmayı hedefliyor ve darbeden sonra kimlerin hangi görevlere getirileceğini de yine isim isim belirliyordu.”</p></blockquote>
<p>Mahçupyan daha en başından ipin ucunu iyice kaçırmış durumda.</p>
<p>Her şeyden önce, seminerde Balyoz planı ya da buna bağlı ek planlar kesinlikle tartışılmadı. İddianameye göre, Balyoz planları “üstü kapalı” bir şekilde prova edilmiş (öyle ki, gerekçeli karara göre, toplam 162 seminer katılımcısından sadece Balyoz davasında yargılanan 52 kişi darbe planının tartışıldığını biliyormuş, geri kalan katılımcılar normal bir seminere katıldıkları zannı içindeymiş). İddianamede seminer ve Balyoz planları arasında kurulan tek bağ, seminer sırasında kullanılan kimi ifadeler ile dijital Balyoz belgeleri içinde gecen ifadelerle benzerlikler. Tam da bu bağlantıyı kurmak isteyen belge çetesi, ses kayıtlarında geçen kimi ifadeleri, ürettikleri dijital Balyoz belgelerine  serpiştirmişler (bu yönde kanaat bildiren askeri bilirkişi raporuna <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2010/07/30/balyoz-iddialari-ve-askeri-bilirkisi-heyeti-raporu/">buradan</a> ulaşabilirsiniz). Neticede, Balyoz’un b’sini geçmediği seminerde Balyoz planının tartışıldığı kesinlikle doğru değil.</p>
<p>İkinci olarak, Doğan’ın üst makamlara yalan beyanda bulunduğu da doğru değil. Kara Kuvvetleri’nden gönderilen ve Doğan’ın Egemen planını sınamak için kullandığı senaryodaki iç tehdit unsurunun daha ileriki bir seminerde konu edilmesini isteyen bir yazının olduğu doğru. Ancak senaryonun seminerde kullanılan ayrıntılı versiyonu, seminer öncesi birebir olarak Kara Kuvvetleri’ne gönderiliyor ve de Kara Kuvvetleri’nden herhangi bir itiraz gelmiyor. Üstelik, rutin gereği Ankara’dan gönderilen 15 gözlemci semineri baştan sonra izliyor ve de emirlere aykırı herhangi bir husus tespit etmiyor. Doğan’ın üst makamlara yalan beyanda bulunduğu kesinlikle doğru olmadığı gibi, iddianamede de böyle bir iddia yok.</p>
<p>Üçüncüsü, “darbeden sonra kimlerin hangi görevlere getirileceğini isim isim belirleyen” herhangi bir &#8220;seminer belgesi&#8221; yok. Bu bariz bir yalan. Mahçupyan’ın hakkında yarım yamalak bilgi sahibi olduğu belge, 11 nolu CD’den çıkan ve darbeden sonra atanacak kabine üyelerini belirleyen imzasız bir Word belgesi. Dogan, seminerde tek bir kere “milli mutabakat hükümeti”ne atıfta bulunuyor (seminerde varsayılan senaryoya göre mevcut Hükümet sıkıyönetim ilan etmiş, ancak mecliste gerekli oy sağlanamamış). Ancak seminerde darbeye zemin hazırlamak üzere kargaşa çıkartmanın hedeflendiği ve de darbeden sonra kimlerin hangi görevlere getirileceğinin belirlendiği kesinlikle doğru değil. (Seminer ses kayıtlarının tümüne <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2011/04/08/5-7-mart-2003-1nci-ordu-plan-semineri-ses-kaydi/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.)</p>
<p>Şimdi Mahçupyan’ın argümanlarını tek tek irdeleyelim:</p>
<blockquote><p>“Birincisi, o 3 CD’nin içindeki bilgilerin diğer CD’lerde de tekrarlandığını ve tahrifatsız olarak bulunduğunu öğrendik.”</p></blockquote>
<p>Mahçupyan’ın burada ne demek istediği tam olarak açık değil, ancak anlayabildiğimiz kadarı ile, şaibeli CD içindeki kimi dosyaların, sanıklar tarafından orijinalliği kabul edilen CD’ler içinde yer aldığını söylemek istiyor. Evet, suç unsuru içeren Balyoz belgelerin bulunduğu 11 nolu CD’deki kimi belgeler (130 civarındaki doküman), yine Baransu’nun bavulunun içinden çıkan 1nci Ordu’ya ait ve suç unsuru içermeyen CD’ler içinde de bulunuyor. Ancak bu, Balyoz belgelerini içeren CD’nin orijinal ya da gerçek olduğunu ispatlamıyor. En başından beri yazdığımız üzere, Belge çetesi, Balyoz planlarını 11 nolu CD’ye kaydederken, CD’ye gerçek izlenimi vermek için, yine kendi ellerinde bulunan orijinal CD’deki kimi belgeleri CD’ye kaydetmiş. (Şuna bakin ki, son kaydının 2003’de yapıldığı iddia edilen CD’deki belgelerden Office 2007 ögeleri sadece Balyoz belgelerinde çıkıyor, orijinal CD’lerden 11 nolu CD’ye aktarılan orijinal belgelerde Office 2007’nin hiç izi yok.)</p>
<blockquote><p>“İkincisi, tahrifatlı CD’lerin kopyaları Gölcük’te yer altındaki kozmik bölmede saklanan evraklar arasında da çıktı ve bunların oraya birtakım kötü niyetli komplocular tarafından konulması pek gerçekçi gözükmüyordu.”</p></blockquote>
<p>Mahçupyan’ın burada öne sürdüğü olgular tamamen yanlış. Tahrifatlı CD’lerin kopyaları, Mahçupyan’ın iddia ettiği gibi Gölcük’e “kozmik” bölmede çıkmadı. 11 nolu CD’nin neredeyse birebir bir kopyası (ki bu CD de en son 2003’de kaydedilmiş gibi görünüyor!) Donanma’nın IKK bölümünde, zemin altında depo olarak kullanılan, kablo, teçhizat, kitap, dergi gibi ilgili ilgisiz bir dolu malzemenin saklandığı bir bölümde bulundu. Duruşma tutanaklarından öğrendiğimiz üzere, zemin altındaki arama yapılmadan kısa bir süre önce “sıkışan kabloları tamir etmek için” bu bölmeyi açtığı tespit edilen teknisyenler dahil, bu bölmeye erişimi olan çeşitli kişiler mevcut idi.</p>
<p>Sahte delillerin buraya konulmuş olamayacağını söylemek ise mantığa aykırı. TSK’nin güvenlik ve erişim açısından kevgire çevrildiği bir gerçek. Örneğin, Baransu’nun bavulundan çıkan, ve sahte CD’leri üretmek için kullanılan orijinal CD’ler, kasetler ve belgeler, bizzat 1nci Ordu’da görevli birileri tarafından dışarıya çıkarıldı. Gerçek ve gizli belgelerin “dışarı çıkarılması” ne kadar mümkünse, sahte belgelerin “içeri konması” da o kadar mümkün. Geçtiğimiz senelerde  Ordu’nun en yüksek kademesindeki komutanların askeri ortamlarda yaptıkları konuşmaların kaydedilip sızdırıldığına şahit olduk. Kimi güçlerin, Başbakan’ın odasına böcek koyabilecek kadar erişim sahibi olduğunu biliyoruz. Bunların yanında, Donanma Komutanlığı’ndaki zemin altı bölme saklanan kullanımdan kalkmış bir hard diski çıkarıp belge eklemek, ayni bölmeye CD yerleştirmek hiç zor olmasa gerek.</p>
<blockquote><p>“Derken öldürücü darbe geldi: Gölcük’teki bölmenin sorumlusu olan Binbaşı Yakar’ın kendine ait disklerindeki şifreler 5 no’lu hard diskin şifreleri ile aynıydı…”</p></blockquote>
<p>Mahçupyan, Gölcük’ten çıkan ve içinde darbe planları (yine orijinal ve suç unsuru içermeyen belgelerler birlikte) bulunan 5 nolu hard diskin şifreli olduğunu iddia ediyor. Ayrıca, bu şifrenin, sanıklardan birinin şifresi ile ayni olduğunu iddia ediyor. Bu yüzden de, dijital belgelerdeki manipülasyon (tarihleri geriye çekme, kullanıcı isimleri ile oynama) sanıklar tarafından gerçekleştirilmiş olmalı.</p>
<p>Mahçupyan, yine yanlış biliyor. Hard diskin şifreli olduğu doğru değil.  Soz konusu hard diskin manipüle edilmesi, diske belge eklenmesi için gereken herhangi bir şifre yok. Temmuz 2009’da kullanımdan kalkan bu hard diskin içindeki kimi dokumanlar için şifre mevcut olabilir. Ancak, bu hard diske fiziki olarak erişimi olan herhangi biri, hard diske kolaylıkla belge ekleyebilir. Zira, farklı bir altdizin altında hard diske belge eklemek için herhangi bir şifre gerekmiyor.</p>
<p>Bunu kesin bir şekilde biliyoruz, çünkü 5 nolu hard diskin mahkeme tarafından sanıklara verilen adli imajı (hard diskin birebir aynısı) elimizde mevcut. Diske istediğimiz kadar yeni belge ekleyebileceğimizi bizzat test ederek teyit ettik. Aynen, sahte belge çetesinin izlediği adımlarla.</p>
<p>Bu iddiayı daha önce Emre Uslu dile getirmişti, ve de biz <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/10/emre-uslu-yet-again-on-the-verdict/">bunun doğru olmadığını (neden ve nasılıyla) yazdığımız </a>halde Mahçupyan şifre ile ilgili bu iddiayı aynen tekrarlıyor.</p>
<blockquote><p>“Belgelerde belirli çelişkiler yaratmak üzere yapılan bir bilinçli müdahalenin ise tek bir açıklaması mümkündü: Darbeciler belgeleri güncellemeye devam etmiş ve darbe olanağını kollamayı sürdürmüşler, ama deşifre olma ihtimaline karşı kendilerini garantiye almak için söz konusu belgelerde ufak tutarsızlıklar yaratmışlardı.”</p></blockquote>
<p>Yukarıda açıkladığımız üzere, Mahçupyan’ın vardığı sonuç yanlış, çünkü olgular hakkında yanlış bilgi sahibi. TSK’daki güvenlik zafiyetleri zirve yapmışken (çetenin kimi mensupları bizzat TSK’da görev yapıyorken), Gölcük’te dijital delillerin bulunduğu zemin altında depo olarak kullanılan bölmeye ulaşmak zor değildi ve de suç unsuru belgeleri kullanımdan kalkmış bir hard diske eklemek için herhangi bir şifre ya da özel bir bilgi gerekmiyordu.</p>
<p>Darbe planlarının güncellemeye tabi tutulduğu argümanı ise tamamen akıllara ziyan. Belgelerde bizim ve başkalarının tespit ettiği zaman çelişkilerinde hiçbir güncelleme izi yok, bu çelişkiler tek tük (özellikle zaman içinde isim değişikliklerinin söz konusu olduğu durumlarda ortaya çıkan), basbayağı hatalar. Bu tür tek tük çelişkiler dışında belgelerdeki bütün bilgiler 2003 ve öncesine ait. Belgelerde beliren kişilerin rütbe ve görev yerleri, bir kaç hata dışında hep bu kişilerin 2003’deki rütbe ve görev yerlerine ait.</p>
<p>Darbecilerin belgeleri güncellemeye devam ederek darbe olanağını kollamayı sürdürdükleri, ve böylece diyelim ki 2009’da yapacakları bir darbede kullanacakları fikri, bu belgeleri biraz yakından bilen herhangi biri için akıl almaz bir şey. Sözde bu “güncellenmiş” belgelerle daha sonra darbe yapmaya kalkışacak kişiler bu isten anında vazgeçmek durumunda kalırlardı! (Düşünün ki, darbe yapılınca el konulacak diye listelenen 4&#215;4 araçların hemen hepsi hurdaya çıkmış; ama her nedense listede sadece bir aracın <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2012/03/28/range-rover-guncellemesi/">2006’da değişen plakası “güncellenmiş”</a>).</p>
<blockquote><p>“Gölcük’te bulunan belgeler, tahrifatın bizzat belgelerden sorumlu olan kişinin bilgisi dâhilinde yapılmış olması ve nihayet son günlerde Genelkurmay’ın bu belgelerin bir bölümünün kendi ellerinde de olduğunu kabul etmesi hayal dönemini sona erdirdi.”</p></blockquote>
<p>Mahçupyan, bu özetinde, yukarıda değindiğimiz iki konuyu tekrar gündeme getiriyor ve araya bir üçüncü ve yine yanlış (ya da en azından yanıltıcı) bir iddiada bulunuyor. Genelkurmay’ın, Gölcük’te bulunan bazı dokümanların orijinallerinin bulunduğunu bildirdiği doğru. Ancak, bu dokümanların sahte belgeler ile birlikte harmanlanmış bir şekilde  bulunduğunu hatırlayalım. Genelkurmay’da mevcut olan dokumanlar darbe planları ile ilgili değil. Medyada Balyoz belgelerinin Genelkurmay’da olduğuna dair yanlış haber yapılmasının üzerine Genelkurmay bu konuda açıklama yayımladı. Balyoz mahkeme başkanı dahi, Genelkurmay’da bulunan belgelerin suç unsuru içeren darbe belgeleri olmadığını <a href="http://gundem.milliyet.com.tr/kararimiz-cok-acik-son-soz-yargitay-in/gundem/gundemdetay/10.01.2013/1653404/default.htm">verdiği bir gazete mülakatında</a> açıkladı.</p>
<p>Tekrarlanan bu yanlış bilgiler, bu bilgiler üzerinde inşa edilen yanlış çıkarımlar, Mahçupyan’nın bu davaya iyi niyetle yaklaştığına inanmamızı çok zorlaştırıyor.</p>
<p>Geçtiğimiz sene Mahçupyan, Balyoz davasındaki deliller hakkındaki kuşkularını dile getiren Batılı gazetecileri Norveçli katil Anders Breivik ile <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2011/08/20/etyen-mahcupyan%E2%80%99s-outrageous-article/">kıyaslamıştı</a>. Şimdi ise kayınpederinin, Dani’ye uluslararası saygınlığını darbe davasını itibarsızlaştırmakta kullanması için komplo kurduğunu söylüyor.</p>
<p>Mahçupyan’ın bu suçlaması olsa olsa kendi ahlak dünyasını yansıttığından, bir yanıt ile paye vermeyeceğiz.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/cdogangercekler.wordpress.com/7980/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/cdogangercekler.wordpress.com/7980/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=7980&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/25/etyen-mahcupyanin-bilgi-ve-akil-yoksunu-makalesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
	
		<media:content url="http://2.gravatar.com/avatar/21298cff3ee3b0e894efcf294b5a67ee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">cdogangercekler</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Etyen Mahçupyan’s pathetic piece on Dani</title>
		<link>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/25/etyen-mahcupyans-pathetic-piece-on-dani/</link>
		<comments>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/25/etyen-mahcupyans-pathetic-piece-on-dani/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jan 2013 21:51:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cdogangercekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[IN ENGLISH]]></category>
		<category><![CDATA[Medya yalanları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://balyozdavasivegercekler.com/?p=7971</guid>
		<description><![CDATA[Etyen Mahçupyan’s piece directed at Dani makes rather sad reading. Mahçupyan gets his facts about the Sledgehammer case wrong (as he has repeatedly done since the coup documents first came to light – see here, here, here, and here). So he reaches conclusions that are simply flat-out erroneous. Mahçupyan begins his article with a string [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=7971&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Etyen Mahçupyan’s <a href="http://www.todayszaman.com/columnist-305034-who-conspired-against-dani-rodrik.html">piece directed at Dani</a> makes rather sad reading.  Mahçupyan gets his facts about the Sledgehammer case wrong (as he has repeatedly done since the coup documents first came to light – see <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2010/03/22/basin-ve-ahlaksizlik/">here</a>, <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2011/08/20/etyen-mahcupyan%E2%80%99s-outrageous-article/">here</a>, <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2012/09/26/turkiyede-yalan-yazmak-ne-kadar-kolay/">here</a>, and <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2011/02/18/where-does-etyen-mahcupyan-get-his-facts/">here</a>). So he reaches conclusions that are simply flat-out erroneous.</p>
<p>Mahçupyan begins his article with a string of half-truths and misstatements:</p>
<blockquote><p>&#8220;The height of boldness was on display when the Balyoz (Sledgehammer) coup plan was discussed. The content of a military seminar were modified and Doğan lied to his military superiors about what actually occurred. … In a seminar document, the plotters also identified who would come to power after the coup.&#8221;</p></blockquote>
<p>Mahçupyan is off to the races here. First, neither the Balyoz (Sledgehammer) plan, nor any of its side plans were discussed in the seminar.  The prosecution’s claim is that Balyoz was given a “secret” dress rehearsal in the seminar, but the only evidence for this the similarity between some of the discussions in the seminar and the phrases used in the coup documents – similarities that could have been easily introduced by those who fabricated the documents.</p>
<p>Second, Doğan did not lie to his military superiors. It is true that he ended up going with a version of the seminar scenario that differed from the version his superiors had asked for.  But the version used in the seminar was distributed to his superiors beforehand (who could have objected if they wanted).  And the seminar had 15 observers from the high command in Ankara who could have reported violations if any had occurred (they didn’t).</p>
<p>Third, there was no “seminar document” in which “the plotters also identified who would come to power after the coup.”  This is a flat-out lie.  The document in question is one of the Balyoz documents on the disputed CD, which lists specific names to be appointed. There was a single reference in the seminar to a “government of national unity,” but no discussion of a coup, let alone who would come to power following it.</p>
<p>Let’s now scrutinize the details of Mahçupyan’s argument step by step:</p>
<blockquote><p>“First, we now know that the information on these three CDs is also included on the other CDs without any changes or modifications.”</p></blockquote>
<p>Mahçupyan is not very clear here, but we think what he means is that some of the files in the disputed CDs also exist in the authentic CDs, the veracity of which has not been challenged by the defendants.  They do indeed, but this proves nothing at all. The incriminating coup files are only in the disputed CDs, while the common files pertain to the regular operations of the 1<sup>st</sup> Army and contain no incriminating material.  The fraudsters have apparently bundled authentic documents with fabricated ones to lend credence to the CDs, an argument that we have made all along.</p>
<blockquote><p>“Second, the copies of the modified CDs were also found in the search carried out in the “cosmic room” of the military compound in Gölcük; it was unrealistic to think that these CDs were planted there by conspirers.”</p></blockquote>
<p>Mahçupyan is simply wrong on the facts here.  Digital copies of the incriminating CDs were found not in the “cosmic room,” as Mahçupyan claims, but in a storage area in the counter-intelligence section of the naval base (under removable floorboards, along with much other unrelated material). We know from the court testimony that this area was being used to store excess material, that security was not very tight, and a variety of people had had access to it, including mechanics who had recently taken the boards out to “repair cables.”</p>
<p>The claim that the forged evidence could not have been planted there by others doesn’t stand logical scrutiny. The Turkish military has turned into a sieve as regards access and security in recent years.  We have seen a veritable flood of leaked documents – some classified highly secret –and many instances of eavesdropping on conversations at the highest level of the military command. Unknown operatives have had access to even Prime Minister Erdoğan’s residence, where bugs have been found. Compared to some of these feats, retrieving and manipulating a detached hard drive from a storage area in a naval base would have been child’s play.</p>
<p>Moreover, we know that most of the initial CDs delivered anonymously to Baransu are authentic –the three fake CDs containing the coup documents are the exception — and were <span style="text-decoration:underline;">stolen</span> from the 1<sup>st</sup> Army headquarters.  If such material can be secreted out of military headquarters, it is not at all surprising that fabricated material can be brought into a naval base.</p>
<blockquote><p>“And then the final, fatal discovery was made: The personal password of Capt. Yakar was the same as the password of hard drive no. 5.”</p></blockquote>
<p>Mahçupyan’s claim is that hard drive no. 5 from Gölcük, which contains coup plans (bundled, again, with authentic but non-incriminating files), was password-protected. He further claims that this password is the same as the password of one of the defendants. Ergo, the manipulation on the digital evidence (i.e., the backdating) must have been carried out by the defendants.</p>
<p>Mahçupyan again gets his facts wrong. The truth is that the hard drive is not password protected. No passwords are required to manipulate and add data to the hard drive in question, which is a detached drive that had not been in (legitimate) use since July 2009. While specific files may have been password-protected, the coup documents themselves do not carry passwords. Anyone who had physical access to the hard drive could have written to it without special software or knowledge.  In other words, anyone could have added the incriminating files to the hard drive in a separate directory without needing a password.</p>
<p>We know this and can assert it unequivocally because we have the court-provided forensic image of hard drive no. 5 (an exact replica of the drive). We have tested the operation and verified that it is indeed possible to add as many files and directories to the drive as needed without password.  That is evidently what the fraudsters did.</p>
<p>Note that <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/10/emre-uslu-yet-again-on-the-verdict/">we had already made this point earlier</a>, in response to a similar argument made by Emre Uslu. Mahçupyan simply repeats Uslu’s argument about the password even though we had corrected it.</p>
<blockquote><p>“There was only one possible explanation for the deliberate modifications that caused contradictions in the documents: The coup plotters were constantly updating their plans and in turn making changes to their documents, while waiting for an opportunity to stage a coup; additionally they also purposefully created some minor contradictions in the documents to protect themselves from prosecution.”</p></blockquote>
<p>As we have made clear above, Mahçupyan’s conclusion is wrong because his facts are wrong. Security leaks have been rampant within the military; it wasn’t that hard to access the storage area where the Gölcük evidence was found; and no passwords or other special knowledge were needed to load incriminating documents on the hard drive.</p>
<p>The argument that the coup plans were being “constantly updated” is nothing short of bizarre. The anachronisms that we and others have identified do not point to systematic updating of any kind, as they are isolated instances that obviously crept in as a result of human error. Except for these occasional anachronisms, all the information in the documents pertain to 2003.  All the officers whose names appear in the documents appear with the rank and position they occupied back then (again, with just a few errors).</p>
<p>The idea that the coup plotters were updating the documents so they would be ready to launch a coup, say, in 2009 is simply preposterous to anyone who has the slightest familiarity with these documents.  Anyone trying to put these supposedly “updated” plans into action in later years would have given up before long!</p>
<blockquote><p>“The documents seized in Gölcük, the modifications made by people who were responsible for the protection of these documents and the fact that the General Staff indicated they had some of those documents, which were supposed to have been under protection, ended the era of dreaming.”</p></blockquote>
<p>In this summing up, Mahçupyan reiterates two of the points we responded to above, but then sneaks in a third claim that is again false (or at least misleading as used here).  It is true that the General Staff has indicated they had the originals of some of the documents found in Gölcük.  But remember that in all these “finds” authentic documents were bundled with fabricated ones. The authenticated documents are not related to coup plans. This was explicitly stated by the General Staff after stories appeared in the media stating that the originals of the Sledgehammer documents had been found in the General Staff.  The General Staff said those stories were wrong and that they couldn’t find any of the “originals” of the coup plans. More to the point, even the presiding judge <a href="http://gundem.milliyet.com.tr/kararimiz-cok-acik-son-soz-yargitay-in/gundem/gundemdetay/10.01.2013/1653404/default.htm">clarified in an interview with a newspaper</a> that the documents authenticated by the General Staff were not incriminating.</p>
<p>These repeated errors of fact, along with the erroneous conclusions built on them, make it very difficult for us to believe that Mahçupyan is approaching this case in good faith.</p>
<p>Last year Mahçupyan <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2011/08/20/etyen-mahcupyan%E2%80%99s-outrageous-article/">compared</a> Western journalists who had expressed skepticism about the authenticity of the Sledgehammer evidence to Anders Breivik, the Norwegian mass murderer.  Now he claims that Dani was set up by his father-in-law to lend scientific and international credence to the “coup plotters.”</p>
<p>Mahçupyan’s charge this time around is as pathetic as the previous one, and we shall not dignify it with a response.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/cdogangercekler.wordpress.com/7971/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/cdogangercekler.wordpress.com/7971/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=7971&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/25/etyen-mahcupyans-pathetic-piece-on-dani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://2.gravatar.com/avatar/21298cff3ee3b0e894efcf294b5a67ee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">cdogangercekler</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ziya Toker: Ankara’da yargıçlar olduğuna inanıyorum. Şimdi sıra Yargıtay’da…</title>
		<link>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/21/ziya-toker-ankarada-yargiclar-olduguna-inaniyorum-simdi-sira-yargitayda/</link>
		<comments>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/21/ziya-toker-ankarada-yargiclar-olduguna-inaniyorum-simdi-sira-yargitayda/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jan 2013 12:55:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cdogangercekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çelişkiler ve kanıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[GENEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://balyozdavasivegercekler.com/?p=7959</guid>
		<description><![CDATA[Balyoz davasında sanık olarak yargılanan ve sırf dijital belgelerde adı geçtiği için 18 yıl ceza alan Ziya Toker’den aldığımız mektubun kimi kesitlerini aşağıya taşıyoruz. Mektubun tamamına buradan ulaşabilirsiniz. *** Yargılama süresince bizim ve avukatlarımızın ısrarlı taleplerine rağmen “Adil Yargılanma” adına yapılması gereken delilleri tartışma safhası mahkeme tarafından atlanmış ve delillerin tartışılmasından imtina edilmiştir. 1437 sayfalık gerekçeli kararın [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=7959&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Balyoz davasında sanık olarak yargılanan ve sırf dijital belgelerde adı geçtiği için 18 yıl ceza alan Ziya Toker’den aldığımız mektubun kimi kesitlerini aşağıya taşıyoruz. Mektubun tamamına <a href="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/01/z_toker_mektup.pdf">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p style="text-align:center;">***</p>
<p>Yargılama süresince bizim ve avukatlarımızın ısrarlı taleplerine rağmen <b>“</b>Adil Yargılanma<b>”</b> adına yapılması gereken delilleri tartışma safhası mahkeme tarafından atlanmış ve delillerin tartışılmasından imtina edilmiştir. 1437 sayfalık gerekçeli kararın yaklaşık 100 sayfası delilerin değerlendirilmesini ve 41 sayfası (Sayfa 954-995) <b>“Delillerin doğruluğunun irdelenmesi”</b> ni ihtiva etmektedir. Türk milletinin adına karar veren mahkeme vicdanların içine düşen kor ateşi rahatlatacak doğrulamayı bu bölümde yapması gerekirken akılları daha da karıştırmıştır. Deliller ve delillerin doğruluğunu irdeleme bölümü tezatlarla, çelişkilerle, akla aykırı olgularla dolu, cümlelerin yarısı gerçek yarısı hayali yorumları ihtiva etmektedir.</p>
<p style="text-align:left;" align="center">(&#8230;)</p>
<p><b>Delillerin değerlendirmesi bölümünde</b> mahkeme;  doğru bir şekilde suç vasfına ve suça iştirak derecelerinin değerlendirilmesi bölümünde seminere katılmanın suç olmadığını belirlemiş ancak tezat olarak sanıkların darbe harekatının boyutları hakkında bilgisi olduğunu varsaymıştır. <i>&#8220;</i><i>..sübuta erdiği kabul edilen sanıkların her birinin darbe harekatı ile ilgili çeşitli görev aldıkları, harekatın ve boyutundan haberdar oldukları, her bir mahkum sanıkların eyleminde nedensel bağın bulunduğunu, bu şekilde mahkumiyet kararı verilmiştir</i><i>.&#8221;, </i></p>
<blockquote><p><i>“Plan seminerine katılanların tümünün </i>(<strong>Doğrusu hiçbirinin</strong>) <i>Balyoz Güvenlik Harekat Planından haberdar oldukları yönünde delil mevcut olmamakla birlikte EK-A listesindekiler </i>(<strong>Doğrusu hepsi değil</strong>)<i> ile bir kısım diğer personelin </i>(<strong>Kimlerin belli değil</strong>)<i> plandan haberdar oldukları </i>(<strong>Delili yok</strong>)<i>, OEYTS başlığı altında gizli </i>(<strong>Seminerin kendisi zaten “gizli” gizlilik derecesinde</strong>)<i> olarak Balyoz Güvenlik Harekat Planını müzakere ettikleri </i>(<strong>Doğrusu OEYTS Seminerde tartışılmadı, seminerden önce tespit edildi</strong>)<i>, plandan haberi olmayanların ise OEYTS’nin tartışıldığı zannı ile </i>(<strong>Nasıl?</strong>)<i> bu tartışmalara, iştirak ettikleri nedenle seminere katılımın müstakilen suç olarak kabul edilemeyeceğini” </i></p></blockquote>
<p>(Sayfa 1000)<i> </i>hüküm altına almıştır.</p>
<p><b>Yorumlarsak</b>; Mahkeme; bütün mahkum olan sanıkların darbe planlarından haberdar olduğu hükmü karşısında, sanık 365 kişi, mahkum 323 kişinin “ilk defa 2010 yılında basında çıkınca darbe planlarını duydukları<b>”  </b>yönündeki<b> </b>emniyet ve savcılıkta verdikleri ifadeleri anlamsız, mahkemede sundukları deliller ve savunmaları itibarsız, 31 tanığın ifadelerini lüzumsuz, yurt içi ve yurt dışından aldıkları 26 adet bilirkişi raporlarını geçersiz, seminer ses kayıtları duymazdan yansıları görmezden gelinmiştir. Zaten baştan sona<strong> “Gizli” </strong>gizlilik derecesinde yapılan seminerde birde gizli olarak OEYTS tartışılmış “<em>darbe planından haberi olmayanlar ise OEYTS tartışılıyor zannı ile</em>” seminerde bu tartışmalara iştirak etmiştir. Örnek verirsek 162 kişiden 52 kişi basketbol maçı seyrederken 110 kişi futbol maçı seyrediyor <b>zannıyla</b> tartışmalara katılmıştır. Öyle ki; semine katılıp, ses kasetlerini dinleyip seminer sonuç raporunu yazanlar dahi işin farkına varamamışlardır. 2007 yılında kurulan bir takımın maçını 2003 yılında izlediklerini iddia edenlerden de hiç bahsetmeye gerek yok burada.</p>
<p style="text-align:left;">(&#8230;)</p>
<p><b>5-7 Mart 2003 tarihinde 1nci Ordu Komutanlığında yapılan seminere kimler katılmıştır, kimler katılmamış, kimler yargılanıp cezalandırılmış veya cezalandırılmamış: </b></p>
<table width="510" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="69"><b>KUVVET</b></td>
<td width="104">
<p align="center"><b>YARGILANAN</b></p>
</td>
<td width="116">
<p align="center"><b>SEMİNERE KATILIP YARGILANAN</b></p>
</td>
<td width="92">
<p align="center"><b>BERAAT EDEN</b></p>
</td>
<td width="129">
<p align="center"><b>CEZALANDIRILAN</b></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="69">K.K.K</td>
<td width="104">
<p align="center">102</p>
</td>
<td width="116">
<p align="center">51</p>
</td>
<td width="92">
<p align="center">1</p>
</td>
<td width="129">
<p align="center">98</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="69">Dz.K.K</td>
<td width="104">
<p align="center">154</p>
</td>
<td width="116">
<p align="center"><b>0</b></p>
</td>
<td width="92">
<p align="center">2</p>
</td>
<td width="129">
<p align="center">148</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="69">Hv.K.K</td>
<td width="104">
<p align="center">43</p>
</td>
<td width="116">
<p align="center"><b>0</b></p>
</td>
<td width="92">
<p align="center"><b>0</b></p>
</td>
<td width="129">
<p align="center">42</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="69">J.Gn.K</td>
<td width="104">
<p align="center">63</p>
</td>
<td width="116">
<p align="center">1</p>
</td>
<td width="92">
<p align="center">33</p>
</td>
<td width="129">
<p align="center">30</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="69">Sh.Gv.K.</td>
<td width="104">
<p align="center">2</p>
</td>
<td width="116">
<p align="center">0</p>
</td>
<td width="92">
<p align="center">0</p>
</td>
<td width="129">
<p align="center">2</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="69">Sivil</td>
<td width="104">
<p align="center">1</p>
</td>
<td width="116"></td>
<td width="92"></td>
<td width="129">
<p align="center">1</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="69">TOPLAM</td>
<td valign="top" width="104">
<p align="center">365</p>
</td>
<td valign="top" width="116">
<p align="center">52</p>
</td>
<td valign="top" width="92">
<p align="center">36</p>
</td>
<td valign="top" width="129">
<p align="center">323</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu basit tablodan görüldüğü gibi Hava ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığından <b>CEZA </b>alan hiç kimse seminere iştirak etmemiştir. Bu iki kuvvetten seminere katılan <b>birer kişinin </b>ifadesi bile alınmamıştır. Seminere katılıp yargılanmayanlar ve listelerde adı geçip yargılanmayanlar <b>(Binlerce kişi)</b> eğer gazete okumayıp, televizyon seyretmedilerse hala Balyoz Darbe planlarından haberleri yoktur!</p>
<p style="text-align:left;">(&#8230;)</p>
<p>1nci Ordu Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı İKK şubesinde güvenlik subayı olarak görevli ve CD-11 deki meşhur “EK-A” listesinin 89 ncu sırasında ve “Gözaltı timlerinde Görevlendirilecek Personel Listesinde” de adı olan A.Z.A. tutuksuz yargılanmış ve doğal olarak beraat etmiştir.</p>
<p>Yine; O.B.U. Gölcük’ten çıkan belgelerde <b>“</b>Gölcük Belgesi 5. Muharip Filotilla Komutanlığı Müzahir Personel Listesi” oluşturduğuna, “Öncelikli ve Özellikli Görevlendirme Listesinde” adının olmasına, “Plan Çalışmaları Personel Görevlendirilmesi“ konulu yazıda “Özel Kurye olarak”  görevlendirilmiş olması iddialarına maruz kalmışken daha sorgulama aşamasında doğal olarak serbest bırakılmıştır. Ancak; onun hazırladığı iddia edilen “5. Muharip Filotilla Komutanlığı Müzahir Personel Listesi” nde adı geçen S. D. ise tutuksuz yargılanıp yargılama sonucunda doğal olarak beraat etmiştir. <strong>Yargılanmayanlar ve yargılanıp çeşitli aşamalarda beraat eden bu 3 sanığın hukuki durumu bütün sanıkların hukuki durumunu karşılamaktadır</strong>.</p>
<p>Buna karşılık; Hava Harp Akademisinin Komutanı, bir Şube Müdürü, bir Öğretim elemanı, Plan Subayı yapılmış, gerçekte 15 öğrenci subay ve öğrencilerle ilgili görevlerde ilgili bilgisayarda yazılar yazan bayan sivil memur darbe planından haberdardır. Gerekçeli kararda; Hava Harp Akademisinde öğrencilerin işlerinden sorumlu Bayan Bilgisayar Memuru (Güllü SALKAYA), İmza Bloğunda Y.Ziya TOKER’in bulunduğu imzasız düzmece bir listede adı bulunduğu ve “gsalkaya” olarak dijital yollarda adı geçtiği için, bilime, akla vicdana, hukuka aykırı bir şekilde 16-18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmıştır.</p>
<p>Bu durumda CD-11 sahtemi, gerçek mi? CD-11 deki planlar ve ek listede adı geçenlerin bu listelerden haberi var mı? Yok mu? Sorusunun cevabı herkes için geçerlidir. Gerekçeli kararda bunun gerekçesini çok iyi okumamız gerekir. 1nci ordu Komutanlığında yapılan seminerden önce Balyoz, Suga, Oraj, Sakal, Çarşaf, Tırpan, Orak, Testere gibi planların hazırlandığı CD-11 ve CD-17 ye kayıt edildiği ve görüşüldüğü <b>varsayımdan </b>ibaret olup mesnetsizdir. Listelerde veya dijital yollarda adı iradesi dışında adı geçen 323 sanığa 5276 yıl hapis cezası acı ama gerçektir.</p>
<p>Keşke Mahkemenin 36 sanık için yazdığı</p>
<blockquote><p><b>&#8220;</b>Sanıkların bu görevlendirmelerden haberdar oldukları ya da bilgileri dahilinde görevlendirildikleri, BALYOZ güvenlik Planından haberdar oldukları, bu plan dahilinde Jandarmanın eylem planları kapsamında görev kabul ettikleri sabit görülmemiştir.&#8221;</p></blockquote>
<p>şeklinde yazdığı beraat gerekçesinin suçsuz yere ceza alan 323 sanık içinde yazsaydı hapiste aylar, yıllarca haksız yere boş yere yatılmasına rağmen adalet belki tecelli edecekti.</p>
<p><b><i>Selam ve saygılarımla.</i></b></p>
<p style="text-align:left;" align="right"><b><i>Y.Ziya TOKER,(E.Hv.Kur.Alb.), Silivri Müdavimi</i></b></p>
<p><b> </b></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/cdogangercekler.wordpress.com/7959/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/cdogangercekler.wordpress.com/7959/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=7959&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/21/ziya-toker-ankarada-yargiclar-olduguna-inaniyorum-simdi-sira-yargitayda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
	
		<media:content url="http://2.gravatar.com/avatar/21298cff3ee3b0e894efcf294b5a67ee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">cdogangercekler</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Taraf’ın “bomba” haberinin üçüncü yıldönümü</title>
		<link>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/20/tarafin-bomba-haberinin-ucuncu-yildonumu/</link>
		<comments>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/20/tarafin-bomba-haberinin-ucuncu-yildonumu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jan 2013 02:31:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cdogangercekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Medya yalanları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://balyozdavasivegercekler.com/?p=7931</guid>
		<description><![CDATA[Ellerine tutuşturulan dijital belgelerin gerçekliğini hiç araştırmadılar. Ağır suçlamalarda bulundukları kişilerin görüşlerini almak ihtiyacı hissetmediler. Gazeteciliğin en temel etik ilkelerini ihlal etmekle kalmayıp, ellerindeki sahte belgeleri dahi yanlış aksettirerek, imzasız dijital belgeleri ‘imzalı belgeler’ olarak lanse ettiler. Belgelerin sahteliğine dair olgular ortaya çıktıkça yaptıkları haberi sorgulayıp düzelteceklerine, sahtecilikleri örtbas etmek için didindiler. Taraf’ın 20 Ocak 2010 tarihli [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=7931&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ellerine tutuşturulan dijital belgelerin gerçekliğini hiç araştırmadılar. Ağır suçlamalarda bulundukları kişilerin görüşlerini almak ihtiyacı hissetmediler. Gazeteciliğin en temel etik ilkelerini ihlal etmekle kalmayıp, ellerindeki sahte belgeleri dahi yanlış aksettirerek, imzasız dijital belgeleri ‘imzalı belgeler’ olarak lanse ettiler. Belgelerin sahteliğine dair olgular ortaya çıktıkça yaptıkları haberi sorgulayıp düzelteceklerine, sahtecilikleri örtbas etmek için didindiler.</p>
<div id="attachment_7933" class="wp-caption aligncenter" style="width: 550px"><a href="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/01/uckafadarartialtan.png"><img class=" wp-image-7933" alt="uckafadarartialtan" src="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/01/uckafadarartialtan.png?w=540&#038;h=269" width="540" height="269" /></a><p class="wp-caption-text">20 Ocak 2010, Taraf, sayfa 10</p></div>
<p>Taraf’ın 20 Ocak 2010 tarihli haberini aşağıya taşıyoruz.</p>
<p>Habere konu olan Balyoz belgelerinin, kimin hazırladığı belli olmayan bir CD’den çıktığını, darbe planlarının tümünün dijital olduğunu, <strong>hiçbir imza taşımadığını</strong>, son kaydı 2003’de yapılmış gibi görünen bu dijital belgelerden <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2012/03/25/uc-sahte-belge-ile-uc-taraf-haberine-ornek/">Microsoft 2007 fontları</a> ve içinden <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/03/baransunun-bavulundan-cikan-balyoz-cdsi-gercekte-ne-zaman-olusturuldu/">2009’a kadar uzanan bilgiler </a>çıktığını, cami bombalama krokilerinin ise <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2012/03/25/uc-sahte-belge-ile-uc-taraf-haberine-ornek/">ilk defa Microsoft Office 2007 ile piyasaya sürülen XML şemaları</a> ile oluşturulduğunu, ve de bu haberi hazırlayan ve yayımlayan insanlara Türkiye’de kimilerinin hala “gazeteci” dediğini hatırlatalım.</p>
<div id="attachment_7935" class="wp-caption aligncenter" style="width: 550px"><a href="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/01/fatih-camii-bombalanacakti_taraf_20_ocak_2010.jpg"><img class=" wp-image-7935 " alt="FATIH CAMII BOMBALANACAKTI_Taraf_20_Ocak_2010" src="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/01/fatih-camii-bombalanacakti_taraf_20_ocak_2010.jpg?w=540&#038;h=698" width="540" height="698" /></a><p class="wp-caption-text">Taraf, 20 Ocak 2010</p></div>
<div id="attachment_7936" class="wp-caption aligncenter" style="width: 550px"><a href="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/01/fatih-camii-bombalanacakti_sayfa10_20_ocak_2010.jpg"><img class=" wp-image-7936 " alt="FATIH CAMII BOMBALANACAKTI_sayfa10_20_Ocak_2010" src="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/01/fatih-camii-bombalanacakti_sayfa10_20_ocak_2010.jpg?w=540&#038;h=415" width="540" height="415" /></a><p class="wp-caption-text">Taraf, 20 Ocak 2010, sayfa 10</p></div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/cdogangercekler.wordpress.com/7931/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/cdogangercekler.wordpress.com/7931/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=7931&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/20/tarafin-bomba-haberinin-ucuncu-yildonumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://2.gravatar.com/avatar/21298cff3ee3b0e894efcf294b5a67ee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">cdogangercekler</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/01/uckafadarartialtan.png" medium="image">
			<media:title type="html">uckafadarartialtan</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/01/fatih-camii-bombalanacakti_taraf_20_ocak_2010.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">FATIH CAMII BOMBALANACAKTI_Taraf_20_Ocak_2010</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2013/01/fatih-camii-bombalanacakti_sayfa10_20_ocak_2010.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">FATIH CAMII BOMBALANACAKTI_sayfa10_20_Ocak_2010</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Seferberlik Tetkik Kurulu’ndaki İmzasız İhbar Mektupları ve Mehmet Baransu</title>
		<link>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/18/seferberlik-tetkik-kurulundaki-imzasiz-ihbar-mektuplari-ve-mehmet-baransu/</link>
		<comments>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/18/seferberlik-tetkik-kurulundaki-imzasiz-ihbar-mektuplari-ve-mehmet-baransu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jan 2013 15:53:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cdogangercekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://balyozdavasivegercekler.com/?p=7925</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıdaki yazı bir okurdan geldi; aynen yayımlıyoruz. *** Türkiye’nin, “derin devlet” olarak anılan, seçilmiş hükümetin kamuya açık iradesi dışında hukuk üstü ve hukuk dışı faaliyetlerde bulunan yapının hem eskisi, hem de güvenlik bürokrasisi içinde örgütlendiği öne sürülen yenisi ile hesaplaşması elzemdir. Bu yapının; Türkiye’nin bu “derin” geçmişle, bunun dışında da askeri vesayetle ve terörle hesaplaşıyor [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=7925&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Aşağıdaki yazı bir okurdan geldi; aynen yayımlıyoruz.</p>
<p style="text-align:center;">***</p>
<p>Türkiye’nin, “derin devlet” olarak anılan, seçilmiş hükümetin kamuya açık iradesi dışında hukuk üstü ve hukuk dışı faaliyetlerde bulunan yapının hem eskisi, hem de güvenlik bürokrasisi içinde örgütlendiği öne sürülen yenisi ile hesaplaşması elzemdir. Bu yapının; Türkiye’nin bu “derin” geçmişle, bunun dışında da askeri vesayetle ve terörle hesaplaşıyor görünümü altında Ergenekon, Balyoz ve KCK davaları gibi davaları araçsallaştırdığı, gerçekleri ortaya çıkarmak yerine, başlangıçta bu davalara verilen desteği kendi amaçları doğrultusunda kullandığı bugün <a href="http://demokratyargibir.org/">Demokrat Yargı</a> adlı hukukçulardan meydana gelen oluşumun kurucu, başkan ve mensupları Hakim Faruk Özsu ve Orhan Gazi Ertekin dahil, bir çok kesim tarafından dile getirilmektedir. [1]</p>
<p>Bu ölçüde de daha önce yapılan ve bugün gerçekleri yansıtmadığı ortaya konmuş olan ve kimilerince haklı olarak <a href="http://t24.com.tr/haber/oral-calislar-medya-mahallesinde-taraf-icin-destek-istedi/221724">“bavul gazeteciliği” diye adlandırılan</a> ve kamuyu yanlış bilgilendiren haberler aracılığıyla almış olduğu toplumsal desteği ve güveni, tutarsızlıkların ve hukuksuzlukların birbir ortaya konmaya başlanmasıyla kaybederek, ortaya koyduğu çeşitli hukuk cinayetleri görüntüsü ile Türkiye’nin aslında geçmişiyle hesaplaşabilmesine en büyük zararı, bu davalar ve bu davalara damgasını vuran yapı vermiştir. En başta bir çok kesim, özellikle Ergenekon ve Balyoz davalarındaki sorunları görmek istemedi, zira bu onlar için tarihi bir anı simgeliyordu. Bu psikolojiyi anlamak mümkün; sonuçta bu davaların tarihi bir fırsat olarak algılanması için çok sebep var.</p>
<p>Bu, ne yazık ki bu kişilerin desteğiyle hukuk çöküntüsü yaşatılan davaların var olduğu gerçeğini değiştirmiyor.  İsmi telaffuz edilmeden ya da edilerek cemaat veya cemaate yakın olarak anılan bu yapının arkasında olduğu öne sürülen bu davalar ve usülsüzlükleri göz önüne alındığında, Hakim Faruk Özsu’nun <a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&amp;ArticleID=1073005&amp;CategoryID=42">başka bir konudaki yazısında da dile getirdiği gibi</a>, “görünen” ile “gerçeğin” birbirinden ayrılmasına bugün belki de her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Bu güven erozyonunun ardından, Seferberlik Tetkik Kurulu’na dair gazetelerde çıkan haberler, acaba nihayet, geçmişle ve hukuk üstü yapıların en azından eskisiyle hesaplaşılabilecek mi sorusu açıdan büyük değer taşıyor.</p>
<p>Bu bağlamda “gerçeklerin” bir an önce netleşmesi ve gerçekleri öğrenmek, öldürülenlerin, haksız yere hapis yatanların, bunca zamandır gerçekleri öğrenmek için bekleyen herkesin, yani hepimizin hakkı. Ne yazık ki, Mehmet Baransu’nun “<a href="http://t24.com.tr/haber/mehmet-baransu-kaynagim-genelkurmayin-gobegindendi/221729">Kaynaklarım Genelkurmay’ın Göbeğinden”</a> başlıklı yazısıyla birlikte, <a href="http://t24.com.tr/basin/2013/01/16">bazı haber başlıkları ile manşetler</a>, Seferberlik Tetkik Kurulu’yla ilgili MİT raporuyla bir şeylerin aydınlanabileceğine dair yeşeriveren ümide temkinle yaklaşılması gerektiğini düşündürtmektedir. Baransu’nun zaten bir çok yerde dile getirilen ve en hafif deyimiyle şaibeli  olarak nitelendirilebilecek “gazeteciliği” ve <a href="http://t24.com.tr/haber/baransuyu-protesto-kampanyasi-baslattilar/219982">kendisi gibi düşünmeyenlere davranma sicili</a> ve <a href="http://t24.com.tr/yazi/ruhunu-satan-gazetecilik/6016">güvenirliğinin iflas ettiği</a> göz önünde bulundurulursa, başka sebep aramaya gerek yok diye düşünülebilir; ancak var.</p>
<p>Birçok yerde Seferberlik Tetkik Kurulu/Özel Harp ile ilgili doğrudan ihbar mektuplarından söz edilse de, dikkatle okuduğumuzda bunların; 2007-2008 döneminde, yani tam da “onurlu subay” diye tanımlanan ve arkasından büyük hukuk çöküntülerine vesile olmuş, başka türlü kanıtlanamayacak iddiaların yer aldığı ama yine de büyük davaları açmak için temel alınmakta hiçbir mahsur görülmemiş anonim mektupların gönderildiği, ve yine tam da güvenlik bürokrasisi içinde yapılanmış grubun faaliyete geçtiği öne sürülen dönemle örtüşen zaman diliminde MİT’e yollandığı iddia edilen imzasız mektuplardan oluşmuş bir materyelden bahsedildiğini görüyoruz. [2] Sırf bu bile ne yazık ki bir durup iki kere düşünmeye sebep oluyor artık. Bunun dışında da haber başlıklarına geçen bombalama iddiaları var, ki bu maalesef bir déjà vu hissi uyandırıyor, birebir Balyoz’u hatırlatıyor:</p>
<p>Balyoz davasına “delil” teşkil eden ve sahte olduğu ispatlanmış CD’den çıkan cami bombalama ve kendi jetimizi düşürme iddiası şöyle veriliyordu, neredeyse tam da üç sene önce, <a href="http://www.gazeteler.org/taraf-gazetesi/2010-ocak-20/">2O Ocak 2010 tarihli Taraf’ta</a>:</p>
<p>“<b>Fatih Camii bombalanacaktı: 2003 Tarihli Çarşaf ve Sakal kodlu eylem planlarına gore, darbe ortamı yaratmak amacıyla Fatih ve Beyazıt camiilerinde cuma günü bombalı saldırı düzenlenecekti.”</b></p>
<p><b>“Kendi jetimizi düşürecektik”</b> <b></b></p>
<p>Bu da, şimdi, Seferberlik Tetkik Kurulu ile ilgili imzasız ihbar mektuplarından <a href="http://gundem.milliyet.com.tr/bogaz-kopruleri-bombalanacak/gundem/gundemdetay/17.01.2013/1656516/default.htm">alınarak yazılmış bir haber:</a></p>
<p><b>“Boğaz köprüleri bombalanacak.”</b></p>
<p>Burada da tıpkı üç sene evvel Balyoz’daki sahte CD’lerdeki uydurma olduğu anlaşılan evraklardaki gibi yine kaos çıkarmak için yapılacak eylemlerden dem vurulmakta ve mesela Alevi ve Sünniler arasında kargaşa çıkarmaktan söz edilmekte. (Elbette bu biraz da ilginç, çünkü Alevi ve Sünniler arasında sürtüşme yaratan sebep arıyorsanız, bunun için hükümetin bizzat kendi politikalarına bakmak yeterli). Ancak bundan öte, Baransu’nun da yeniden bu ‘ihbar’ mektuplarına dört elle sarılarak Balyoz’daki güncelleme masallarını ısıtıp ortaya sürdüğünü görüyoruz. Bu da apaçık çökmüş bir dava olarak <a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&amp;ArticleID=1116546&amp;CategoryID=77">yargının da çöktüğü sinyallerini veren Balyoz’u</a> beyhude kurtarma çabalarından başka bir şey değildir.</p>
<p>Maalesef geçmişte yaşananlar bize bazı şeyleri iki kere düşündürtüyor. Balyoz’da sahte delilleri hazırlayan çetenin bulunmasının gerekliliğinin de altı bir kez daha çizilmiş oluyor. Şöyle ki,</p>
<p style="padding-left:30px;">- Eğer MİT’e giden mektuplar da daha önceki imzasız ihbar mektupları gibi şaibeli kaynaklardan gittiyse ve gerçekler çarpıtılıyorsa, bu araştırılmalıdır. “Görünen” ile “gerçek” bir mi değil mi, kesin emin olunmalıdır.</p>
<p style="padding-left:30px;">- Bu bağlamda, kozmik odada daha sonradan savcılar tarafından beş gün boyunca araştırma yapılırken, veya öncesinde, sonradan Balyoz’daki gibi gerçek belgelerle harmanlanarak sahte belgeler düzenlenmesine meydan verici bir belge çalma veya “sehven” sahte belge koyma olasılığına karşı bütün tedbirlerin alınmış olduğuna emin olunmalıdır. Bu özellikle önemli, zira bir soruşturmanın itibarı açısından, sahih belge olmazsa Balyoz’daki gibi emsallerin durumu ortadadır.</p>
<p style="padding-left:30px;">- Bunun için bu belgelere çok dikkatle yaklaşılmalı, soruşturma üzerine en ufak bir tereddüt, en ufak bir gölge düşmemesi için ancak “görünen” ile “gerçeğin” aynı olduğuna emin olunan noktalar üzerine gidilmeli, en ufak bir şaibe varsa da, o zaman onun üzerine gidilmelidir.</p>
<p style="padding-left:30px;">- Bütün bu STK ile ilgili belgeler gerçek olsa dahi, bugün bu belgelere karşı bu tereddüd hissediliyorsa, bu, Balyoz’da sahte belge düzenleyen çete ile bu çetenin faaliyetlerine basın üzerinden destek veren Zaman ve Taraf gibi gazeteler ile, neredeyse sözcüleri gibi bir görüntü çizen Mehmet Baransu gibi gazeteciler ile bu çetenin faaliyetlerini incelememekte ısrar eden güvenlik bürokrasisi ve yargı mensuplarının sergiledikleri tavır yüzündendir.</p>
<p>Bu da, geçmişle hesaplaşma sürecine asıl kimin zarar verdiğine dair çok ciddi sorular uyandırmaktadır. Bu sebeple de Meclis’te Darbeleri Araştırma Komisyonu’na büyük bir sorumluluk düşmekte; komisyon üyeleri, “görünen” ile “gerçeğin” örtüştüğüne en ufak tereddüt bırakmayacak şekilde özenle hatadan imtina etmelilerdir.</p>
<p>Gerçekler araştırılsın ve bir bir ortaya çıksın. Buna yeni derin devlet denen yapı da, sahte delil üreten çete de, sahte delil üretenleri bu kadar canhıraş savunanlar da dahildir. Ancak o zaman belki gerçek olabilecek belgelere “acaba?” demekten vazgeçebiliriz.</p>
<p>Zira, gerçekleri bilmek hepimizin hakkı. Ancak geçmiş tecrübelere dayanarak acı bir şekilde öğrendiğimiz gibi, kullanılan kaynakların güvenirliğinin önemi bir yana, eğer bu belgeler güvenilirse de, o zaman da güvenlik bürokrasisinde kol budak saldığı öne sürülen yapının araçsallaştırmaya çalışarak sebep olabileceği bir yeni davalar-sansasyonel başlıklar-hapiste boş yere çürüyen hayatlar döngüsüne girmeden olmalı bu. Şeffaf bir şekilde. “Görünen” üzerinden gerçeklik kurmaya çalışmadan.</p>
<p>Bu çok önemli, çünkü daha önce bu derin devlet ile hesaplaşma adına, askeri vesayetin pasifize edilmesi adına bir çok kişi hukuksuzlukları, çelişkileri göz ardı ederek, büyük bir inançla bu davalardaki belgelerin doğru olduğunu savundu; ancak hukuksuzluklara bir kere kapı aralanınca olacaklar, gücünü pekiştirmek adına başka davalara da sıçramış görüntüsü vermektedir. Nitekim KCK, tutuklu öğrenciler, hatta futbol bile benzer uygulamaların iyice belirginleştiği bağlamlar.</p>
<p>Bu sebeple de herseyden önemlisi, özel harp araştırmaları dahil, davaları araçsallaştırmaya çalışacaklara meydan verilmemelidir. Resmi makamlar bunu, bu millete borçludur</p>
<p>[1] Bununla ilgili genel olarak, Özsu ve Ertekin’in hem Balyoz’u hem de Ergenekon ve daha genel olarak yargıyı ilgilendiren bazı örnek yazıları için <a href="http://demokratyargibir.org/181/181/">buraya</a>, <a href="http://demokratyargibir.org/173/alaturka-nurnberg/">buraya</a>, <a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&amp;ArticleID=1116546&amp;CategoryID=77">buraya</a> ve <a href="http://bianet.org/bianet/hukuk/142840-adaletin-imkansizligiyla-karsi-karsiyayiz">buraya</a> tıklayabilirsiniz. Bu yapının kendi amaçları doğrultusunda hareket ettiğine dair, daha çok KCK davası kapsamındaki eleştirel örnekler için de <a href="http://yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=23.05.2012&amp;y=AliBayramoglu">buraya</a>, <a href="http://t24.com.tr/haber/cengiz-candar-akit-gazetesinin-arkasinda-iktidar-guvencesi-var/210713">buraya</a> ve <a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&amp;ArticleID=1086588&amp;Yazar=CENGIZ-CANDAR&amp;Date=23.05.2012&amp;CategoryID=98&amp;Rdkref=6">buraya</a> bakabilirsiniz.</p>
<p>[2] Bununla ilgili bir örneğe <a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&amp;ArticleID=1116503&amp;Yazar=DENIZ-ZEYREK&amp;CategoryID=98">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/cdogangercekler.wordpress.com/7925/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/cdogangercekler.wordpress.com/7925/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=7925&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/18/seferberlik-tetkik-kurulundaki-imzasiz-ihbar-mektuplari-ve-mehmet-baransu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://2.gravatar.com/avatar/21298cff3ee3b0e894efcf294b5a67ee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">cdogangercekler</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Emre Uslu, yet again, on the verdict</title>
		<link>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/10/emre-uslu-yet-again-on-the-verdict/</link>
		<comments>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/10/emre-uslu-yet-again-on-the-verdict/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jan 2013 15:44:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cdogangercekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[CEMAAT]]></category>
		<category><![CDATA[IN ENGLISH]]></category>
		<category><![CDATA[Medya yalanları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://balyozdavasivegercekler.com/?p=7917</guid>
		<description><![CDATA[Emre Uslu offers his usual mix of illogic and falsehoods in defense of the Sledgehammer verdict. Uslu makes two arguments. First, he says that the “discovery” of some of the evidence in a naval base proves that it is the defendants who must have placed it there.  This conclusion is comical in light of how [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=7917&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Emre Uslu <a href="http://www.todayszaman.com/columnist-303584-sledgehammer-verdicts-professor-rodrik-deserves-nobel-prize.html">offers</a> his <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2011/01/11/emre-uslu-is-no-more-convincing-in-english-than-he-is-in-turkish/">usual mix</a> of illogic and falsehoods in defense of the Sledgehammer verdict.</p>
<p>Uslu makes two arguments. First, he says that the “discovery” of some of the evidence in a naval base proves that it is the defendants who must have placed it there.  This conclusion is comical in light of how the Turkish military has turned into a sieve in recent years as regards access and security.  We have seen a veritable flood of leaked documents – some classified highly secret &#8211;and many instances of eavesdropping on conversations at the highest level of the military command.  Unknown operatives have had access to even Prime Minister Erdogan’s residence, where bugs have been found. Compared to some of these feats, retrieving and manipulating a detached hard drive from a storage area in a naval base would have been child’s play.</p>
<p>Moreover, we know that most of the initial CDs delivered anonymously to a journalist are authentic &#8211;the three fake CDs containing the coup documents are the exception &#8212; and were <span style="text-decoration:underline;">stolen</span> from the 1<sup>st</sup> Army headquarters.  If such material can be secreted out of military headquarters, it is not at all surprising that fabricated material can be brought into a naval base.</p>
<p>Second, Uslu says that the hard drive on which the incriminating documents were found are password-protected, and that only two individuals had the password.  The truth is that no passwords are required to manipulate and add data to the hard drive in question, which is a detached drive that had not been in (legitimate) use since July 2009. Anyone who has access to the hard drive could have written to it without special software or knowledge.  (We know this because we tested the operation using the court-provided forensic image of the drive. The officers may have had Windows passwords, but this has nothing to do with whether someone could copy files to the hard drive, especially when we are talking about files being copied to folders outside of the Documents and Settings folder structure as in this case.)</p>
<p>Uslu is forced to concede that the incriminating files have been backdated.  But he resuscitates the bizarre argument that this was done by the defendants so they could proclaim their innocence if they were ever caught.  This is akin to accusing the victim of framing of planting the evidence against himself.  Uslu does not explain why the defendants left their own names (and even ID numbers) all over the criminal documents or did not simply destroy the outdated plans.  Surely there are better ways of covering your tracks, by using aliases rather than real names at the very least.</p>
<p>Uslu, like so many others at <i>Taraf</i> and <i>Zaman</i>, has a long record of covering up the evidence of forgery in the Sledgehammer case.  He has flip-flopped several times as the anachronisms and inconsistencies have come to light. He <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2010/12/18/emrullah-uslunun-gareth-jenkinse-cevabi/">argued</a> at first that the CDs had been “updated” in later years.  Next he <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2011/01/07/emre-uslunun-yeni-ve-bir-evelki-ile-elisen-teorisi-2/">claimed</a> that the “handwriting” on the CDs belonged to an officer serving at the 1<sup>st</sup> Army headquarters in 2003. (Since the CDs were created in a single session, these two positions are mutually inconsistent.  Meanwhile the “handwriting” <a href="http://cdogangercekler.files.wordpress.com/2011/06/bilirkisi_raporu_ingilizce_02-06-2011.pdf">turned out to be a forgery</a>, produced by machine-copying letters from the officer’s notebook.)  Now he is back to the updating argument, but says nothing of the alleged handwriting evidence he had made such a big deal of.</p>
<p>Uslu is a former police officer and he still has close contacts within the police force.  We shall not speculate on the reasons behind his dogged, if clumsy efforts to authenticate blatantly forged documents.  Suffice it to say that Uslu’s record of distortions is evident to anyone who has followed the case from its beginning.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/cdogangercekler.wordpress.com/7917/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/cdogangercekler.wordpress.com/7917/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=7917&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/10/emre-uslu-yet-again-on-the-verdict/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://2.gravatar.com/avatar/21298cff3ee3b0e894efcf294b5a67ee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">cdogangercekler</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Turkish court provides (lack of) reasoning behind Sledgehammer verdict</title>
		<link>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/08/turkish-court-provides-lack-of-reasoning-behind-sledgehammer-verdict/</link>
		<comments>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/08/turkish-court-provides-lack-of-reasoning-behind-sledgehammer-verdict/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jan 2013 20:19:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cdogangercekler</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[IN ENGLISH]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://balyozdavasivegercekler.com/?p=7907</guid>
		<description><![CDATA[(The following is taken from Dani Rodrik’s blog.) The Turkish court overseeing Turkey’s Sledgehammer case has finally issued its much awaited reasoning behind the verdict of last September, which found 330 officers guilty of plotting a coup in 2003 against the then-newly installed AKP government.  The fabrication of evidence and the manipulation of the judicial [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=7907&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>(The following is taken from Dani Rodrik’s blog.)</p>
<p>The Turkish court overseeing Turkey’s Sledgehammer case has finally issued its much awaited reasoning behind the <a href="http://www.washingtonpost.com/opinions/turkeys-miscarriage-of-justice/2012/09/21/e2125276-033d-11e2-8102-ebee9c66e190_story.html">verdict of last September</a>, which found 330 officers guilty of plotting a coup in 2003 against the then-newly installed AKP government.  The fabrication of evidence and the manipulation of the judicial process in the case were so blatant and grotesque that there was considerable curiosity as to how the court would justify its decision.  How would it wiggle out from the impossible position it had placed itself?</p>
<p>The reasoning runs into nearly 1,500 pages, most of it just a copy-paste from the indictments.  The section that deals with the evidence is a spectacular monument to illogic and contains much misrepresentation.  But the biggest whopper comes when the court tries to dismiss the forensic reports that showed the coup documents, allegedly from 2003, contained digital elements from Microsoft Office 2007.</p>
<p>First, a bit of background.  All the incriminating coup documents in the case came on CDs, of unknown provenance, that were apparently written in a single session in 2003.  That is at least what the metadata on the CD indicate.  The metadata were the principal evidence used to charge the officers on duty at the time. Yet when American, German, and Turkish digital forensics experts looked at the documents inside the CDs more closely, they discovered remnants of Microsoft Office 2007 – references to new fonts and schemas that did not exist in the earlier versions of Office.</p>
<p>Since Office 2007 was first introduced in 2006, three years after the coup documents were allegedly written, there was only one possible conclusion.  The coup documents and the CDs containing them were in fact prepared years later and then backdated on computers whose system clocks had been set to 2003. (Further details about the forensic analysis are <a href="http://balyozdavasivegercekler.com/2012/10/04/dani-rodrik-did-microsoft-steal-its-fonts-from-the-turkish-army/">here</a>).  We were able to identify additional <a href="http://krugman.blogs.nytimes.com/2012/03/12/a-moscow-show-trial-on-the-bosphorus/">anachronisms</a> within the documents themselves, which pointed to August 2009 as the earliest date on which the CDs could have been produced.  (The CDs were delivered anonymously to a reporter on January 2010.)</p>
<p>The defendants pleaded repeatedly with the court to appoint its own experts to confirm or falsify these claims. The court refused.</p>
<p>So what does the reasoned verdict say about the presence of Microsoft Office 2007 in documents from 2003? It makes an astonishing &#8212; and astonishingly inaccurate &#8212; claim, namely that when a document is opened using a later version of Microsoft, the computer “transforms” the document to make it look like it could have been written in the later version .  Essentially, the court argues that the coup plot documents were “updated,” and that Office 2007 elements found their way into them when the original documents were worked on in later years.</p>
<p>Never mind that there is no shred of evidence of updating in the documents except for the occasional anachronism, or that the court says nothing about who may have done the updating.  The problem with the court’s argument is more basic.</p>
<p>For any change in a document to be retained, the document must be saved after being opened. This goes also for the introduction of any elements from the new version of Office.  Once the document is saved, the updating date becomes the “last save” date.  If this document is subsequently burned onto a CD in a single-session, the “creation”date of the CD similarly corresponds to the updating date.  There is simply no way a CD or document can contain Office 2007 and yet appear to be last saved/created in 2003 unless the clock on the computer on which the operation is performed has been backdated.  Unless, that is, someone manipulated the metadata on the documents and the CDs to implicate the defendants.</p>
<p>The judges know this full well of course.  That is why they refused to appoint technical experts to scrutinize the matter.  (To compound their dereliction, they write that they obtained their information from Microsoft “public sources.”)  The judges were determined to get wrong what is essentially a simple technical matter.</p>
<p>The case now goes to the Court of Appeals, and then most likely to the Constitutional Court.  It will be years before defendants can go the European Court of Human Rights to get redress on matters of substance.</p>
<p>But the significance of this case goes way beyond the injustice done to the defendants.  This is the most important court case in Turkish political history since the 1960 trials in Yassiada (another show trial, in which the generals tried the government which they had deposed in a coup).  What it has done is expose in its full splendor the monster that the Erdoğan government has helped create within the judiciary and police.</p>
<p>We now can see that what appeared for some time to be the civilianization and democratization of Turkish politics was in fact the empowerment of a new “deep state,” the tentacles of which now <a href="http://www.hurriyetdailynews.com/speculations-mount-over-pms-wiretapping.aspx?pageID=238&amp;nid=37740">extend into</a> <a href="http://www.hurriyetdailynews.com/speculations-mount-over-pms-wiretapping.aspx?pageID=238&amp;nid=37740">Erdogan’s residence</a> and <a href="http://www.economist.com/node/21548261">threaten his trusted intelligence chief</a>.</p>
<p>As I wrote <a href="http://rodrik.typepad.com/dani_rodriks_weblog/2012/03/erdo%C4%9Fans-dilemma.html">earlier</a>, Erdoğan has now painted himself into a corner out of which there is no easy escape.  The path of least resistance is to let the fraud run its course and stand by as a sham legal process drags on through various stages of appeal.  That, however, is the surest way to undermine his future political legacy.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/cdogangercekler.wordpress.com/7907/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/cdogangercekler.wordpress.com/7907/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=balyozdavasivegercekler.com&#038;blog=12280071&#038;post=7907&#038;subd=cdogangercekler&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://balyozdavasivegercekler.com/2013/01/08/turkish-court-provides-lack-of-reasoning-behind-sledgehammer-verdict/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://2.gravatar.com/avatar/21298cff3ee3b0e894efcf294b5a67ee?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">cdogangercekler</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
